ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2004/76
Karar Sayısı : 2008/108
Karar Günü :21.5.2008
R.G. Tarih-Sayı:03.12.2009-27421
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Ali TOPUZ, Oya ARASLI ve 114 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 17.7.2004 günlü, 5232sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında KanundaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un;
1- 2. maddesiyle değiştirilen2.12.1999 günlü, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin YargılanmasıHakkında Kanun'un 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının birincive ikinci tümcelerinin,
2- 4. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 12.maddesinin,
3- 5. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 13.maddesinin,
4- 6. maddesiyle 4483 sayılı Kanunun 15 inci maddesininbirinci fıkrasındaki 'garaz, kin veya mücerret hakaret için' ibarelerinin maddemetninden çıkartılması ve 'Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbarve şikâyetlerin' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ihbar veya şikâyet edilenimağdur etmek amacıyla ve' ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişikliğin,
5- 7. maddesiyle 4483 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 2. maddenin,
Anayasa'nın 2., 6., 10., 11., 13., 36. ve 37. maddelerineaykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- Dava Konusu Yasa Kuralları
17.7.2004 günlü, 5232 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun'uniptali istenen kuralları da içeren maddeleri şöyledir:
'MADDE 2.- 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesininüçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındayapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veyaşikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgeleredayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad veimzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.
Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyetbaşsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum,ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheyemahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imzaile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılarve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmakzorundadır.'
'MADDE 4.- 4483 sayılı Kanunun 12 nci maddesiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 12.- Hazırlık soruşturması genel hükümlere göreyetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılır. AncakCumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri,müsteşarlar ve valiler ile ilgili olarak yapılacak olan hazırlık soruşturmasıYargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili, kaymakamlar ile ilgilihazırlık soruşturması ise il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekilitarafından yapılır.
Hazırlık soruşturması sırasında hâkim kararı alınmasını gerektirenhususlarda; Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet MeclisiGenel Sekreteri, müsteşarlar ve valiler için Yargıtayın ilgili ceza dairesine,kaymakamlar için il asliye ceza mahkemesine, diğerleri için ise genel hükümleregöre yetkili ve görevli sulh ceza hâkimine başvurulur.'
'MADDE 5.- 4483 sayılı Kanunun 13 üncümaddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 13- Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, genelhükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir. Ancak Cumhurbaşkanlığı GenelSekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve valileriçin yetkili ve görevli mahkeme Yargıtayın ilgili ceza dairesi, kaymakamlariçin ise il ağır ceza mahkemesidir.'
'MADDE 6.- 4483 sayılı Kanunun 15 incimaddesinin birinci fıkrasındaki 'garaz, kin veya mücerret hakaret için'ibareleri madde metninden çıkartılmış ve 'Memurlar ve diğer kamu görevlilerihakkındaki ihbar ve şikâyetlerin' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ihbarveya şikâyet edileni mağdur etmek amacıyla ve' ibaresi eklenmiştir.'
'MADDE 7.- 4483 sayılı Kanuna aşağıdakigeçici madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önceMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göreYargıtayın ilgili ceza dairesinde ve il ağır ceza mahkemesinde açılmış davalarile Danıştayca itirazen incelenen kararlar, bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakipgenel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemelere devredilir.'
B- Dayanılan AnayasaKuralları
Dava dilekçesindeAnayasa'nın 2., 6., 10., 11., 13., 36. ve 37. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU,Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve SerdarÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 29.9.2004 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine veyürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra kararabağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklama
Türk hukukunda, adli suçlardan dolayı memurlar hakkında soruşturmaaçılması ve kovuşturma yapılması özel bir sisteme tabi tutulmuştur. Bu konuda,ülkemizde ilk yazılı metin 1872 tarihli 'Memurin Muhakematına DairNizamname'dir. Bu Nizamname yerine, 1913 tarihli 'Memurin Muhakematı HakkındaKanunu Muvakkat' çıkartılmıştır. Bu yasanın çıkarılış amacının, görevlerigereği kamu gücünü kullanma konumunda olan memurların yersiz suç isnatlarınedeniyle haksız yere yıpratılmalarını önleme ve idari mekanizmanın işlerliğinikesintiye uğratmama olduğu anlaşılmaktadır. Yasaya göre, soruşturma idaretarafından yapılmakta, izin verilmediği takdirde (men'i muhakeme kararı)memurlar yargılanamamakta, izin verildiği takdirde (lüzumu muhakeme kararı) isekovuşturma adli yargıda yapılmaktaydı.
1924 ve 1961 Anayasalarında memurların yargılanmasını düzenleyenözel bir hüküm olmamasına karşın, memurların görevleriyle ilgili suçlarhakkında soruşturma açılabilmesi için yetkili idari mercilerden izin alınmasıgereği, 1982 Anayasası'nın 129. maddesinin altıncı fıkrasındaki düzenlemeylebirlikte anayasal bir ilke olarak hukukumuza girmiştir.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin YargılanmasıHakkında Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği gibi, memurların yargılanmasınailişkin sisteme yöneltilen eleştirileri karşılamak ve sistemin aksayanyönlerini düzeltmek amacıyla yasalaştırılmış olup, Memurin Muhakematı HakkındaKanunu Muvakkat'ı da yürürlükten kaldırmıştır. 4483 sayılı Yasa, önceliklememurlara özgü yargılama sistemine diğer kamu görevlilerini de dâhil edereközel yargılama kapsamına giren kitleyi genişletmiştir. Bununla birlikte, görevsırasında işlenen ancak görevle ilgili olmayan suçlar yasa kapsamı dışınaçıkarılarak, suçlar açısından yasa kapsamı daraltılmıştır. Bu yasayla, yasakapsamına giren suçlarla ilgili hazırlık soruşturması yapma görevi cumhuriyetsavcılarına verilerek, idari kurulların soruşturma görevlerine son verilmiştir.Dava konusu 5532 sayılı Yasa'nın ise 4483 sayılı Yasa'nın uygulanmasında, yasakapsamına giren ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilmesinde yeni bazı ölçütlerve yöntemler getirildiği yasa gerekçesinden anlaşılmaktadır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- 5232 Sayılı Kanunun 2.Maddesiyle Değiştirilen 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanun'un 4. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 5232 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile 4483 sayılıYasa'nın 4. maddesinin üçüncü fıkrasının değiştirilerek memurlar ve diğer kamugörevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin değerlendirilmesi içinyeni ölçütler getirildiği, getirilen bu ölçütlerle suçun ve suçlunun ortayaçıkarılmasının güçleştirildiği, bilgi, belge ve kanıt toplama yükümlülüğünün soruşturmacıyaait olduğunun ifade edildiği, suç işleyen memur veya kamu görevlisi hakkındaihbar ve şikâyette bulunmayı olanaksız hale getirecek, suçun ortaya çıkmasınıengelleyecek bu düzenlemede kamu yararı olmadığı, bugüne kadar kamugörevlilerinin kovuşturulmasına ilişkin yasalarla getirilen yöntemlerin, hukukdevleti ilkesinin bir gereği olarak yargılamanın hızlandırılması vekolaylaştırılması yönünde olduğu, oysa iptal istemine konu olan düzenlemeninsuç işleyen memurların korunduğu izlenimine yol açtığı, bu nedenle kuralınAnayasa'nın 2., 10., 11., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İptal istemine konu olan 5232 sayılı Yasa'nın 2. maddesi, 4483sayılı Yasa'nın 4. maddesinin üçüncü fıkrasında yaptığı düzenleme ile ihbar veşikâyetlerin işleme konulabilmesi için aranan şartları artırmıştır. Daha önceyasada var olan; soyut ve genel olmama, kişi veya olay bildirilmesişartlarına, 'iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması' ile 'ihbarveya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru adının, soyadının, imzasınınve iş veya ikametgâh adresinin bulunması' şartları eklenmiştir. Böylece,memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ihbar ve şikâyete bağlı olaraksoruşturma açılmasının şartları iptal istemine konu olan kural ileağırlaştırılmıştır.
İhbar ve şikâyet, suçları soruşturmakla görevli mercilerinherhangi bir suçun işlendiğini öğrenme yollarındandır. Ayrıca, görevlimercilerin basın yayın yoluyla, suçun işlendiğini öğrenen başka mercilerinbildirmesiyle veya doğrudan doğruya suç işlendiğini öğrenme yolları da vardır.İhbar, bir kimsenin suç işlendiğini yazılı veya sözlü olarak yetkili makamlarabildirmesidir. Şikâyet ise suçtan zarar gören kimsenin yazılı veya sözlü olarakyetkili makamlara başvurarak soruşturma açılmasını istemesidir. Ceza MuhakemesiKanunu'nda, ceza ve disiplin soruşturmalarına ilişkin diğer özel yasalarda vekimi düzenleyici işlemlerde, ihbar ve şikâyetlerin şekil şartları, ihbar veşikâyetlerin değerlendirilmesi yöntemleri ve hukuki sonuçları ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemlerihukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Hukuk devletinde ceza soruşturmasına ilişkin kurallar, cezamuhakemesi hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarıbaşta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri, sosyal vehukuki ihtiyaçlar göz önüne alınarak saptanacak suç ve ceza siyasetine görebelirlenir. Yasakoyucu, takip ettiği suç ve ceza politikasının bir gereğiolarak suçlu olduğu ileri sürülen kamu görevlilerinin cezasız kalmaları ilebunların haksız yere soruşturmaya uğratılmaları hususlarını gözeterek, bunlararasında âdil bir denge kurmak zorundadır. Bu dengeyi kurarken, iptali istenenkuralla; bir taraftan bir delile dayanmayan suç isnatlarının dikkatealınmayacağını öngörmüş, diğer taraftan ihbar veya şikâyetin asılsız çıkmasıhalinde, soruşturulan veya yargılanan kamu görevlisinin şerefinin, meslekisaygınlığının ve kişisel haklarının zarara uğraması halinde kimin sorumluolacağının bilinmesini şart koşmuştur. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındasuç işlediklerine dair yapılan ihbar ve şikâyetlerin işleme konulabilmesi içingerekli koşulların neler olacağını belirlemek anayasal sınırlar içinde yasamaorganının takdir yetkisi içindedir.
Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Şevket APALAK '' iddiaların ciddî bulguve belgelere dayanması, '' ibaresinin, Zehra Ayla PERKTAŞ ise ''iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesindedilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresininbulunması '' bölümünün iptali gerektiği görüşüyle bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 10., 11., 13. ve 36. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
2- 5232 Sayılı Kanun'un 2. Maddesiyle Değiştirilen 4483Sayılı Kanun'un 4. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Birinci Tümcesininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'da belirtilen ölçüt ve koşullara uygunolmayan ihbar ve şikâyetlerin Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkilimerciiler tarafından işleme konulmayacağına ilişkin bir düzenlemenin, kamugörevlileri ile memurların görevlerine ilişkin suçlar nedeniyleyargılanmalarını güçleştirici hatta imkânsızlaştırıcı bir etki yapacağı, suçlunun takibini güçleştiren düzenlemede kamu yararı olmadığı, düzenlemeninsuç işleyen memur ve kamu görevlilerinin korunduğu izlenimini vereceği,yurttaşların hukuk devletine ve kamu otoritelerinin saygınlığına olan güveninizedeleyeceği, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2., 10., 11., 13. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal istemine konu olan kuralla, 4483 sayılı Yasa'nın 5232 sayılıYasa ile değişik 4. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şekil şartlarınıtaşımayan ihbar ve şikâyetlerin Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkilimerciler tarafından işleme konulmayacağı, durumun ihbar veya şikâyette bulunanabildirileceği düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinde uyulmasızorunlu temel ilkelerden biri de 'hukuk güvenliği ilkesi'dir. Buna göre yasaldüzenlemeler, herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekildebelirli, açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmalıdır.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında suç işlediklerine dairyapılan ihbar ve şikâyetlerin işleme konulabilmesi için gerekli şartların nelerolacağını belirleme anayasal sınırlar içinde yasama organının takdir yetkisiiçinde olduğundan, bu şartlara uymayan ihbar ve şikâyetlerin yetkili mercilertarafından işleme konulmaması hukuk devletinin önemli bir unsuru olan hukukigüvenlik ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, ihbar ve şikâyetlerin işlemekonulmaması halinde ihbar edene veya şikâyetçiye durum hakkında bilgiverilmesi, Anayasa'nın 74. maddesinde belirtilen dilekçe hakkının birsonucudur.
Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa'nın 10., 11., 13. ve 36. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3- 5232 Sayılı Kanun'un 2. Maddesiyle Değiştirilen 4483Sayılı Kanun'un 4. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'da belirtilen ölçüt ve koşullara uygunolmayan ihbar ve şikâyetlerde, iddiaların sıhhati şüpheye mahal vermeyecekbelgelerle ortaya konulmuş olması halinde, ad, soyadı, imza ve adresşartlarının aranmayacağına dair kuralın, soruşturmacılara ait olan sağlıklıbilgi, belge ve delil bulma yükümlülüğünü vatandaşlara yüklediği, suçuntakibini güçleştirdiği hatta imkânsızlaştırdığı, bu nedenle kuralın Anayasa'nın2., 10., 11., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal istemine konu kuralda, suç işlendiğine ilişkin iddiaların,sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad,soyadı ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartının aranmayacağıbelirtilmiştir. Dolayısıyla kural, delillendirilebilen ihbar ve şikâyetlerde,ihbar ve şikâyet eden kişinin kimliğinin önemli olmadığını, bu niteliktekiihbar ve şikâyetlerin işleme konulacağını düzenlemiş olmaktadır.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında suç işlediklerine dairyapılan ihbar ve şikâyetlerin işleme konulabilmesi için gerekli şartların nelerolacağını belirleme, hangi hallerde bu şartlardan bazılarının aranmayacağınıdüzenleme anayasal sınırlar dâhilinde yasama organının takdir yetkisiiçindedir.
Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Şevket APALAK '' sıhhati şüpheye mahalvermeyecek '' ibaresinin, Zehra Ayla PERKTAŞ 'Tümcenin tamamının iptaligerektiği' görüşüyle bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 10., 11., 13. ve 36. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
4- 5232 Sayılı Kanun'un 4. MaddesiyleDeğiştirilen 4483 Sayılı Kanun'un 12. Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkralarınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde ; 5232 sayılı Yasa'nın4. maddesi ile 4483 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin birinci ve ikincifıkralarında yapılan değişiklikle, eski yasal düzenlemede görev ünvanlarıbelirtilen memur ve kamu görevlilerinden sadece büyükşehir belediyebaşkanlarının hazırlık soruşturmasını yapacak merciin değiştirildiği, eskiyasal düzenleme ile yeni yasal düzenleme arasındaki tek farkın büyükşehirbelediye başkanlarıyla ilgili düzenleme olduğu ve yasa gerekçeleri ilemaddelerdeki düzenlemeler arasında tutarlılık bulunmadığı, kişiye özel ve kamuyararına aykırı düzenlemeler yapıldığı, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2., 6.,10., 11. ve 37. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal istemine konu kuralla, 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılacak hazırlık soruşturmalarını yürütecek makamların, yani YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın, il başsavcılıklarının ve diğer başsavcılıklarıngörev ve yetkileri yeniden düzenlenmiş ve hazırlık soruşturması sırasında hâkimkararı alınmasını gerektiren hususlarda başvurulacak yargı yerleribelirlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3. ve 12.maddelerindeki genel görev ve yetki kuralları uyarınca, davaya bakma yetkisisuçun işlendiği yerdeki görevli mahkemeye, bu işe ilişkin hazırlıksoruşturmasını yapma ve dava açılması gerekip gerekmediğini takdir etme yetkiside bu mahkemenin yargı sınırları içinde bulunan Cumhuriyet başsavcılığınaaittir. Ancak, 4483 sayılı Yasa'nın 12. ve 13. maddelerinde kimi memur ve kamugörevlilerinin bu yasa kapsamına giren eylemleriyle ilgili hazırlıksoruşturmasını yapacak Cumhuriyet başsavcılıkları ve yargılamayı yapacakmahkemeler açısından bu kurala istisnalar getirilmiştir. 5232 sayılı Yasa, 12.ve 13. maddelerdeki bu görev ve yetki bölüşümünü yeniden düzenlemiştir.
5232 sayılı Yasa, 4483 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin eski halindeöngörülen ve kamu görevlilerini üç gruba ayırarak her grup için hazırlıksoruşturmasını yürütecek savcılığı belirleyen düzenlemeyi ve hazırlıksoruşturmaları sırasında hâkim kararına ihtiyaç duyulan hallerde, bu üç grupiçin yetkili ve görevli mahkemeyi belirleyen düzenlemeleri değiştirmiştir.Böylece, 5232 sayılı Yasa'da tanınan istisnalar dışında, tüm kamugörevlilerinin genel hükümlere tâbi olacakları anlaşılmaktadır.
Bu anlamda, 5232 sayılı Yasa ile getirilen değişiklik, CezaMuhakemesi Kanunundaki genel yetki ve görev kurallarına bir dönüşü ifadeetmektedir. Dolayısıyla, davaya bakma yetkisi kural olarak suçun işlendiğiyerdeki görevli mahkemeye, suça ilişkin hazırlık soruşturmasını yapma ve davaaçılması gerekip gerekmediğini takdir etme yetkisi de bu mahkemenin yargısınırları içinde bulunan Cumhuriyet başsavcılığına aittir. Bütün kamugörevlileri ve memurlar için genel hükümlere yollama yapılmış olmasına rağmen,bazı kamu görevlileri bu kuraldan ayrık tutulmuştur. Buna göre, yenidüzenlemede Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet MeclisiGenel Sekreteri, müsteşarlar ve valiler hakkında yapılacak olan hazırlıksoruşturmasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı vekili,kaymakamlar ile ilgili hazırlık soruşturmasının ise il Cumhuriyet Başsavcısıveya Başsavcı vekili tarafından yapılması hükme bağlanmıştır. Büyükşehirbelediye başkanları ve atamaları Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan -valilerdışındaki- memurlar ve diğer kamu görevlileriyle ilgili hazırlık soruşturmalarıise genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığı tarafındanyürütülecektir.
'Kanuni hâkim güvencesi' ilkesi Anayasa'nın 37. maddesinde 'hiçkimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka merci önüne çıkarılamayacağı' ve'bir kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarmasonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamayacağı'şeklinde ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 37. maddesinin gerekçesinde de,
''
'Kanunî hâkim', 'kanunun gösterdiği hâkim' deyimiyle, mahkemelerinveya hâkimlerin görev ve yetkilerinin kanunla belirleneceği; yani ancak yasamatasarrufları yoluyla görev ve yetkinin saptanacağı belirtilmiştir. 'Suç vecezaların kanunîliği' ilkesinin, şeklî ceza hukuku yani suç yargılamasıhukukundaki mukabili olan bu ilke esasen 'yargı' bölümünde açıkça ifade edilmiştir.Bu ilke, suç yargılaması hukukunda çok iyi bilinen ve yargılamada keyfiliğiönlemek ve güvenilirliği sağlamak amacını güden 'yargılamanın kanunîliği'kuralının tabiî ve ilk sonucudur.
'Tabiî hâkim' kavramı ise, yargılanacak nizanın vukuu anındayürürlükte bulunan kanunun öngördüğü yargı mercii demektir. Bunlara 'olağanmahkemeler' denir. Diğer bir deyimle, bir ceza ancak vukuu anında yürürlüktebulunan kanunun öngördüğü yargı mercii önüne götürülecek; bu kanuna göre hangimahkemenin görev ve yetkisine giriyorsa o mahkeme tarafından çözümebağlanacaktır. Bu suretle davanın 'olaydan' sonra çıkarılacak bir kanunlayaratılan bir mahkeme önüne götürülmesi yasaklanmakta, yani 'kişiye' yahut'olaya' göre 'kişiyi' yahut 'olayı' göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânıortadan kaldırılmaktadır. Bu ise 'tarafsız yargı mercii' güvencesinin ilkgereğidir.
Tabii hâkim güvencesi, bu anlamıyla, ne bütün cezaların adliyemahkemeleri önüne götürülmesini zorunlu kılar, ne de adliye mahkemeleri kümesiiçinde veya dışında yer alacak 'özel mahkemeler' kurulmasına engeldir. Tekanlamı, yukarıda da açıklandığı gibi, 'görev ve yetki' belirlenmesinde expostfacto kanunları yasaklamak, 'görev ve yetki' belirleyen kanunlarıngeçmişe yürümesini önlemektir; bu da 'tarafsız mahkeme'nin ilk gereğidir.'denilerek doğal yargıçlık ilkesi açıklanmıştır.
Dava konusu kuralla bazı kamu görevlileri hakkında hazırlıksoruşturmasını yürütecek cumhuriyet savcılıklarının ve bu soruşturmada hâkimkararı gerektiği takdirde bu kararı alacak mahkemenin yasayla belirlenmesi sözkonusudur. Bunlar dışındaki kamu görevlileri hakkında ise, genel hükümlere göreyetkili ve görevli mahkeme ve cumhuriyet başsavcılığı tarafından işlemyapılacaktır. Başka bir deyişle, bu düzenlemelerle kişiye veya olaya özel veolaylardan sonra mahkeme veya savcılık belirlenmesi söz konusu değildir. Gerekhazırlık soruşturmasını yapacak makamlar bakımından, gerekse hazırlıksoruşturmasında hâkim kararı gereken hallerde karar verecek mahkemeler bakımındankural, yeni bir görev bölüşümünü öngörmüştür.
Olaya ve kişiye özel olmamak kaydıyla hangi kamu görevlilerihakkındaki soruşturmalara hangi savcılığın bakacağının ve bu soruşturmalarsırasında hâkim kararı gereken hallerde hangi mahkemenin görevli olacağınınyasa ile önceden belirlenmesi, anayasal sınırlar dâhilinde yasama organınıntakdirindedir. Bu nedenle, suçun veya suç işlediği iddia edilen kişininniteliğine göre değişik savcılıklar ve mahkemeler görevli ve yetkilikılınabilir. Aksi halde, yasayla yetki ve görev verilen bir savcılığın veyamahkemenin yetki ve görevinin bir daha değiştirilememesi gerekir ki, doğalyargıç ilkesiyle bu sonucun amaçlanmadığı açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. ve 37.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 6., 10. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
5- 5232 Sayılı Kanun'un 5. MaddesiyleDeğiştirilen 4483 Sayılı Kanun'un 13. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptal istemine konu kuralla 4483 sayılıYasa'nın 13. maddesinde yapılan değişiklikle sadece büyükşehir belediyebaşkanlarının yargılanmasında görevli ve yetkili olan mahkemelerindeğiştirildiği, yasa gerekçesi ile yapılan düzenlemeler arasında çelişkibulunduğu, kişiye özel ve kamu yararına aykırı düzenlemeler yapıldığı, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2., 6., 10., 11. ve 37. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
4483 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin iptal istemine konu yasakuralının değişmeden önceki halinde memurlar ve diğer kamu görevlileri atamausullerine göre üç gruba ayrılarak, her grup için yargılamayı yürütecekmahkemeler belirlenmekteydi. İptal davasına konu olan yasa kuralı ise, bugruplandırma esasını değiştirmiş, 4483 sayılı Yasa kapsamında yapılacakyargılamaları yürütecek makamların, yani Yargıtay ceza dairelerinin, il ağırceza mahkemelerinin ve diğer mahkemelerin görev ve yetkileri yenidendüzenlenmiştir. Buna göre, Yargıtay'ın ilgili ceza dairesi eskiden olduğu gibi,Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri,müsteşarlar ve valiler hakkındaki yargılamayı yürütecektir. Ancakbüyükşehir belediye başkanları ve atamaları Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan-valiler dışındaki- memur ve diğer kamu görevlileriyle ilgili yargılamalargenel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemeler tarafından yürütülecektir. Aynışekilde kuralla, il ağır ceza mahkemesinin haklarında soruşturma yürüteceğikamu görevlileri grubu da, sadece kaymakamlarla sınırlandırılmıştır.
Yasa'nın 4. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasanın 12.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları için belirtilen gerekçeler bu kural içinde geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir.
6- 5232 Sayılı Kanun'un 6. Maddesiyle4483 Sayılı Kanun'un 15. Maddesinin Birinci Fıkrasındaki 'garaz, kin veyamücerret hakaret için' İbarelerinin Madde Metninden Çıkartılması ve 'Memurlarve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikâyetlerin' ibaresinden sonragelmek üzere 'ihbar ve şikâyet edileni mağdur etmek amacıyla ve' İbaresininEklenmesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 4483 sayılı Yasa'nın15. maddesinde yapılan değişiklikten önce, memurlar ve diğer kamu görevlilerihakkındaki ihbar ve şikâyetlerin 'garaz, kin ya da mücerret hakaret için'uydurma suç isnadıyla yapıldığının soruşturma veya yargılama sonucunda tespitedilmesi durumunda, haksız suçlamada bulunan kişiler hakkında kendiliğindensoruşturmaya başlanması öngörülmüşken, iptal istemine konu kuralla 'garaz, kinveya mücerret hakaret için' ibarelerinin metinden çıkarıldığı, ihbar veşikâyetlerin, ihbar veya şikayet edileni 'mağdur etmek amacıyla' yapıldığınınsoruşturma veya yargılama sonucunda anlaşılması üzerine kendiliğinden soruşturmayageçilmesi esasının getirildiği ifade edilerek, 'garaz, kin veya mücerrethakaret gibi' nesnel yanı ağır basan kavramlar yerine içeriği belirsiz, genişve soyut kavramlar getirildiği, getirilen düzenlemenin makul, adil ve amacauygun bir düzenleme olmadığı, suç işleyen memur veya kamu görevlisi hakkındaihbar ve şikâyette bulunmayı olanaksız hale getirecek, suçun ortaya çıkmasınıengelleyecek bu düzenlemede kamu yararının bulunmadığı, bu nedenle kuralınAnayasa'nın 2., 11., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4483 sayılı Yasa'nın 15. maddesininbirinci fıkrasında, devlet memurları hakkında yapılan ihbar ve şikâyetlerinasılsız olduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyet başsavcılığının kendiliğindenharekete geçerek, uydurma suç isnat edenlere karşı soruşturma yapmasıöngörülmektedir. Yasa kuralının yürürlükten kalkmış olan önceki halinde,uydurma ihbar ve şikâyetin 'kin, garaz veya mücerret hakaret için' yapılmasıhalinde re'sen soruşturma açılması kabul edilmişti. İptali istenen yasa kuralıise, uydurma ihbar ve şikâyetin 'ihbar ve şikâyet edileni mağdur etmekamacıyla' yapılması halinde ilgili hakkında Cumhuriyet başsavcılığı tarafındanre'sen soruşturma açılması esasını korumuştur. İptal istemine konu kurallayapılan değişiklikle, uydurma suç isnat edenlere verilecek cezanın belirlenmesiya da yeni bir suç türünün oluşturulması söz konusu değildir. Kural, asılsızveya uydurma ihbar ve şikâyette bulunanların suçu belirli saikler altındaişlemesi halinde, haklarında doğrudan soruşturma açılmasına ilişkin bir hükümgetirmektedir.
Yasakoyucu kamu otoritesinin saygınlığıve kamu görevlisinin onurlu bir yaşam sürme hakkı ile hak arama özgürlüğü,dilekçe hakkı ve temel hakların korunması arasındaki dengeyi korumak zorundadır.Hak arama özgürlüğünü ve dilekçe hakkını kullanan kişi, ihbar ve şikâyettebulunurken gerçeklere ve delillere dayandığı takdirde her türlü yasal tehdittenuzak kalacağından emin olmalıdır. Bunun yanında kişiler, suç uydurarak veyagerçek olmadığını bildikleri halde hem devletin hem de kamu görevlisininsaygınlığını zedeleyecek şekilde ihbar ve şikâyet haklarını kötüyekullandıkları takdirde ise cezalandırılacaklarını bilmelidirler. Yasama organıtakip ettiği suç ve ceza politikasının bir gereği olarak memurlar ve diğer kamugörevlileri hakkında asılsız veya uydurma ihbar ve şikâyette bulunanlarhakkında doğrudan soruşturma açılmasına ilişkin şartları belirlemede takdiryetkisine sahiptir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa'nın 11., 13. ve 36. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
7- 5232 Sayılı Kanun'un 7. Maddesiyle4483 Sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici 2. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptal istemine konuolan kuralla Yargıtay'ın ilgili dairesinde, il ağır ceza mahkemelerinde veDanıştay'da itirazen incelenen kararların, yasanın yürürlüğe girmesinden sonragenel hükümlere göre görevli ve yetkili mahkemelere devrine ilişkindüzenlemenin kişilere özel düzenlemeler olduğu, Yasa'nın Türkiye Büyük MilletMeclisi'nde görüşülmesi sırasında Yargıtay'da yargılanan Ankara, Adana veİstanbul büyükşehir belediye başkanları için yapıldığının iddia edildiği,değişiklik gerekçeleri ile yasanın doğuracağı sonuçların birbiri ilebağdaşmadığı, ayrıca Danıştay tarafından genel yetkili ve görevli mahkemeleregönderilecek dosya bulunmaması nedeniyle uygulanacak bir hüküm bulunmadığı, bunedenle kuralın Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 37. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
4483 sayılı Yasa'nın 12. ve 13.maddelerinde değişiklik yapan 5232 sayılı Yasa'nın 4. ve 5. maddeleri yukarıdaincelenirken, üst düzey kamu görevlilerinin hazırlık soruşturmasını yapmaya,hazırlık soruşturması sırasında yargıç kararı gerektiren durumlarda gereklikararı almaya ve davaya bakmaya yetkili adli mercilerin yeniden belirlenmesininAnayasa'nın 37. maddesinde belirtilen kanuni hâkim güvencesine aykırı olmadığısonucuna varıldığından, yargı mercileri arasındaki yetki ve göreve ilişkin yeniişbölümünün doğal sonucu olarak, dosyaların ilgili mahkemelere gönderilmesi dekanuni hâkim güvencesine aykırı değildir. Kaldı ki, görev konusu kamu düzenineilişkin olduğu için mahkemeler yargılamanın her aşamasında görevli olupolmadıklarını re'sen incelemek zorundadırlar.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. ve 37. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 10. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
17.7.2004 günlü, 5232 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un:
1- 2. maddesiyle değiştirilen 2.12.1999 günlü, 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4.maddesinin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının birinci ve ikincitümcelerine,
2- 4. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 12.maddesine,
3- 5. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 13.maddesine,
4- 6. maddesiyle 4483 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birincifıkrasındaki 'garaz, kin veya mücerret hakaret için' ibarelerinin maddemetninden çıkartılması ve 'Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbarve şikâyetlerin' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ihbar veya şikayet edilenimağdur etmek amacıyla ve' ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişikliğe,
5- 7. maddesiyle 4483 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 2. maddeye,
yönelik iptal istemleri, 21.5.2008 günlü, E.2004/76, K. 2008/108 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, tümce vedeğişikliğe ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 21.5.2008gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
17.7.2004 günlü, 5232 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un:
A- 2. maddesiyle değiştirilen 2.12.1999 günlü, 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4.maddesinin;
1- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Şevket APALAK'ın '' iddialarınciddî bulgu ve belgelere dayanması, '' ibaresinin, Zehra Ayla PERKTAŞ'ın ise ''iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesindedilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresininbulunması '' bölümünün, iptali gerektiği yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dördüncü fıkrasının;
a- Birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ'ın 'Tümcenin iptali gerektiği' yolundakikarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- İkinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Şevket APALAK'ın '' sıhhatişüpheye mahal vermeyecek '' ibaresinin, Zehra Ayla PERKTAŞ'ın 'Tümcenintamamının iptali gerektiği' yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 4. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 12.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
C- 5. maddesiyle değiştirilen 4483 sayılı Yasa'nın 13.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
D- 6. maddesiyle 4483 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birincifıkrasındaki 'garaz, kin veya mücerret hakaret için' ibarelerinin maddemetninden çıkartılması ve 'Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbarve şikayetlerin' ibaresinden sonra gelmek üzere 'ihbar veya şikayet edilenimağdur etmek amacıyla ve' ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişikliğinAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 7. maddesiyle 4483 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 2. maddeninAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
21.5.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
5232 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin YargılanmasıHakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyledeğiştirilen 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin YargılanmasıHakkında Kanun'un 4. maddesinin üçüncü fıkrasındaki '' iddiaların ciddibulgu ve belgelere dayanması' ibaresinin ve dördüncü fıkrasının ikincitümcesindeki '' sıhhati şüpheye mahal vermeyecek'ibaresininaşağıdaki nedenlerle iptali gerektiği düşüncesindeyim:
a) İhbar veya şikayet dilekçesinde adı, soyadı, imzası ve iş veyaikametgah adresi bulunan bir kişiden, çoğu kez resmi evrakı yetkisizce elegeçirmeksizin veya özel hayatın gizliliğini ihlal etmeksizin elde edilemeyecekbulgu ve belgeleri temin etmesini beklemek, suç işleyen bir memur veya kamugörevlisi hakkında şikayette bulunmayı aşırı derecede güçleştirmektir. Öteyandan, ciddi görünen bulgu ve belgelerin günümüzdeki teknolojik imkanlarlagerçeğine benzer şekilde üretilmiş, yanıltıcı ve iğfal kabiliyetini haiz sahtebelgeler olması da mümkündür. Bu nedenle ibare, gerçek ve iyi niyetleyapılabilecek ihbarları aşırı şekilde güçleştirdiği gibi, kötü niyetli ve sahtebelgelere dayalı ihbarların yapılarak memur veya kamu görevlisinin haksızşekilde yıpratılmasını da önleyememektedir. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
b) İddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortayakonması halinde ihbar ve şikayetlerde ad, soyad, imza ve adres şartlarınınaranmayacağını öngören kuralla, belgelerin sıhhatinden şüphe duyup duymamakidarenin takdirine bırakılmakta, henüz yargı kararı ile gerçekliğikanıtlanmamış belgelerin kesin delil gibi kabul edilmesi yolu açılmaktadır.Ustaca hazırlanmış sahte belgelerle kimliği belirsiz kişilerce yapılacakihbarlar üzerine soruşturma açılarak kişi ve kurumların yıpratılmasını olanaklıhale getiren kural, yarattığı belirsizlik ve keyfilik nedeniyle Anayasa'nın 2.maddesindeki hukuk devleti ilkesine, ayrıca masumiyet karinesini ihlalettiğinden 38. maddesine aykırıdır.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Azlık Oyu
5232 sayılı Yasa'nın 2. Maddesiyle değiştirilen 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4.maddesinin;
Üçüncü ve dördüncü fıkraları yönünden:
Memurlar ve diğer kamu görevlileri yönünden yapılacak ihbar veşikayetlerle ilgili iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması ve sağlıklıolduğundan kuşku duyulmayan belgelerle ortaya konması sözedilenfıkralarda yer almaktadır.
Anayasa'nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında, memurlar ve diğerkamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü cezakavuşturması açılması kanunla belirlenen istisnalar dışında kanunu gösterdiğiidari merciin iznine bağlı olduğu belirtilmektedir.
Anayasa 38. maddesinde de suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadarkimsenin suçlu sayılamayacağını da ilkeleştirmektedir.
Sözü edilen 129. maddedeki kuralıyla Anayasa, Memurlar vekamu görevlileriyle ilgili olarak suçlamanın iddia edilmesini kovuşturmaaçılması için yeterli görmekte, ancak idari bir izni aramaktadır. Yönetseldeneyim ve kazanımlara dayanarak sergilenecek olan idari irade, sınırlanmamış bir özgürlük içinde izin işlemini oluşturacaktır. Anayasa'nın temel aldığı suçsuzluk karinesi de, suç yüklenmesini önlememekte,ilgilinin karar kesinleşmeden suçlu görülmediği bir ceza yargılamasını anlatmaktadır.Bu bakımdan, idari izinden önce iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanmasıve sağlıklı oluşundan kuşku duyulmaması koşulu Anayasa ile tam örtüşmesağlamaz. Dahası böyle bir durumda, kamu görevlileri ve memurlarınişledikleri suçların kovuşturulmasının önlenmesi yaygınlık kazanır. Hiç kuşkuyok ki çoğu zaman suçla ilgili ciddi ve sağlıklı bulgu ve belgeler yakınıcınınelinde olmayabilir ya da idari makam bu konuda tam saptama yapamayabilir.Ayrıca bulguların ciddi olup olmadığı, sağlıklı belgelere dayanıp dayanmadığıadil yargılama sonucu ortaya çıkabilir.
Bu bakımdan üçüncü fıkrada yer alan '..iddiaların ciddibulgu ve belgelere dayanması ..' ile, dördüncü fıkranın ikinci tümcesinde yeralan iddialarla ilgili olan '...sıhhati şüpheye mahal vermeyecek ...'anlatımlarının Anayasa'nın 129. ve 38. maddesine aykırı olduğundan iptallerigerekir.
Açıklanan nedenlerle kararın yukarıda belirtilen bölümlerinekarşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOY GEREKÇESİ
17.07.2004 günlü, 5232 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda Değişiklik yapılması HakkındaKanun'un;
1- 2. maddesi ile değiştirilen 4483 sayılı Memurlar ve DiğerKamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin üçüncü vedördüncü fıkralarında;
'Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındayapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veşikayetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgeleredayanması, ihbar veya şikayet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad veimzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması zorunludur.'
'Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikayetlerCumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işlemekonulmaz ve durum, ihbar veya şikayette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların,sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad,soyad ve imza ile iş veya ikametgah adresinin doğruluğu şartı aranmaz.Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya kimlik bilgilerini gizli tutmakzorundadır.' denilmektedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında memurlar ve diğerkamu görevlilerinin bazı suçlardan dolayı haklarında ceza kovuşturmasıaçılmasının idari merciin iznine bağlı olması kabul edilmiştir. Madde hükmü ilememurlar ve kamu görevlileri hakkında yapılan suç isnatlarının yani ihbar veşikayetlerin bazı biçimsel ve maddi şartlara bağlanması öngörülmüş olup,böylelikle, memurların ve kamu görevlilerinin haksız yere ithâm edilmelerive zan altında bırakılmaları engellenmek istenmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde 'Hak arama hürriyeti'; 74. maddesindeise 'Dilekçe hakkı' düzenlenmekte olup, ihbar ve şikayetin hak aramahürriyeti ve bilgi edinme hakkının bir parçası olduğu açıktır. Suçluların vemaddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve hak arama hürriyetinin kullanılmasıda hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Yapılan değişiklikle, 4483 sayılı Yasa kapsamındaki ihbar veşikâyetin işleme konulabilmesi için, ilgili memur ve diğer kamu görevlisineilişkin mutlak ve somut suçlamayı içermesi, olay, yer ve kişi belirtilmesininyanı sıra 'ciddi bulgu ve belgelere dayanması' ve 'ihbarcı ve şikayetçiyeait açık ve doğru kimlik bilgilerine yer verilmesi' şartları aranmaktadır.
Yasada öngörülen koşulları taşımayan ihbar ve şikâyetdilekçelerinin işleme konulmaması, ön inceleme ve soruşturma evresinegeçilemediği için varsa suçun ve suçlunun ortaya çıkarılmaması anlamınagelmektedir.
Öte yandan şikâyet ve ihbardan beklenen toplumsal yararlargözetildiğinde ihbar veya şikâyette bulunanın açık kimliğinin belli olupolmaması birinci derecede önem taşımadığı gibi esasen soruşturmacı tarafındanyapılması gereken araştırma ve delil toplama yükümlülüğünün ihbarcı veşikayetçi tarafından yapılması ve sunulması şartı, ihbar ve şikayetinhukuksal niteliğine de uygun değildir.
Netice olarak, bu düzenleme ile kamu görevlisinin şikayet edilmesiya da işlediği suç fiilinin ihbarı imkansız hale geleceğinden, suçun ortayaçıkarılması ve suç işleyen kamu görevlilerinin korunduğu izlenimine yol açmasınedeniyle, üçüncü fıkrada yer alan 'iddiaların ciddi bulgu ve belgeleredayanması', 'ihbar veya şikayet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyadve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması' ibareleri ve yasadaöngörülen koşulları taşımayan ihbar ve şikayet dilekçelerinin işlemekonulmamasını öngören dördüncü fıkranın birinci ve ikinci tümceleri Anayasa'nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
2- 6. maddesi ile değiştirilen 4483 sayılı Yasanın 15.maddesinin birinci fıkrasında;
'Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar veşikayetlerin, ihbar ve şikayet edileni mağdur etmek amacıyla ve uydurma bir suçisnadı suretiyle yapıldığı hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılır veyayargılama sonucunda sabit olursa haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili vegörevli Cumhuriyet başsavcılığınca resen soruşturmaya geçilir.' denilmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde 'Hak arama hürriyeti', 74. maddesindeise 'Dilekçe hakkı' düzenlenmektedir.
Yapılan değişiklikle daha önce nesnel ve belirli olan 'garez, kinveya mücerret hakaret için' ibaresi madde metninden çıkarılmak suretiyle yerinegenel ve soyut bir kavram olan 'ihbar ve şikayet edileni mağdur etme amacı'ibaresi konulmak suretiyle, ihbar ve şikayet hakkını kullanan her kişi içindoğrudan soruşturma açılmasına neden olacak bir düzenleme getirilmiştir. Ülkegerçekleri gözetildiğinde, suç isnadında bulunmanın suçlanan yönünden her zamanmağduriyet sonucunu doğuracağı nazara alındığında, bütün ihbar ve şikâyetedenlerin doğrudan soruşturulması gerekecektir.
Anayasa'dan kaynaklanan ihbar ve şikâyet hakkının kullanılmasınedeniyle bu haklarını kullanırken suç işleme amacı taşımayan kişilerin ciddisoruşturma tehdidi altında kalmasına neden olan 'ihbar ve şikâyet edilenimağdur etme amacıyla ve' ibaresi Anayasa'nın 36 ve 74. maddelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle 4483 sayılı Yasa'nın 5232 sayılı Yasa iledeğişik yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerinin iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ