ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2004/81
Karar Sayısı : 2008/48
Karar Günü : 31.1.2008
R.G. Tarih-Sayı :20.03.2008-26822
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri A. İsmet ÇANAKÇI, Hasan ÖREN ve 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 9.6.2004 günlü, 5187sayılı Basın Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci tümcesinin,Anayasanın 2. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünündurdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Yasa'nın iptali istenilen kuralıiçeren 9. maddesi şöyledir:
"Süreli yayın sahibinin beyanname verdiği tarihten itibarenbir sene içinde süreli yayın yayımlanmaz veya yayımlandıktan sonra yayıma üçyıl müddetle ara verilirse beyanname hükümsüz kalır ve sağladığı hak ortadankalkar.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamehükümleri saklıdır. Ancak, bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılıBasın Kanunu gereği mevkute neşredenler, 556 sayılı Markaların KorunmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkute neşretmektenalıkonulamazlar."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine dayanılmış,Anayasa'nın 35. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, TülayTUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A.Necmi ÖZLER ve SerdarÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 8.9.2004 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğüdurdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra kararabağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 9. maddesininikinci fıkrasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin saklı olduğubelirtildikten sonra iptali istenilen kural ile söz konusu Kanun HükmündeKararnamenin uygulanmasının engellenerek kazanılmış hakların güvencesizbırakıldığı ve bunları korumaya yönelik kanun yollarının etkisiz halegetirildiği, koruma süresi içinde olan bir adla bir başkasının izinsiz olarakçıkarmakta olduğu mevkutenin neşredilmekten alıkonulmasını imkansızlaştırdığı,aldatıcı hareket veya iyi niyet kurallarına aykırı olarak yapılan iktisadirekabetin Türk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet olarak adlandırıldığı ve birmarkanın iltibasa meydan verebilecek surette bir başkası tarafından kullanılmasınında bu anlamda rekabetin suistimali olduğu, marka hakkının ihlalinin ceza hukukubakımından da suç oluşturduğu, iptali istenilen düzenlemenin hukuka aykırı birkullanımın hukuk eliyle korunması sonucunu ortaya çıkardığı, böyle bir durumunhukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılmasının mümkün olmadığı, belirtilennedenlerle dava konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırıbulunduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, dava konusu kuralilgisi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesi yönünden incelenmiştir.
5187 sayılı Yasa'nın 9. maddesinin ikinci fıkrasının birincitümcesinde, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamehükümlerinin saklı olduğu, iptali istenilen ikinci tümcesinde ise bu Yasa'nınyürürlük tarihinden önce 5680 sayılı Basın Kanunu gereği mevkute neşredenlerinanılan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince mevkute neşretmektenalıkonulamayacakları belirtilmiştir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde,"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamuyararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz." denilmektedir.
Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrîmaddi mallaroluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken,fikri ve sınaî mülkiyet hakları gayrîmaddi mallar kapsamında yer almaktadır.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde, bir teşebbüsünmal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyisağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler,sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veyabenzer biçimde ifade edilebilen, baskıyoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretin, markaolabileceği kabul edilmektedir.
Bir markanın sahibine sağladığı haklar, "marka hakkı"olarak adlandırılmakta ve marka hakkı, fikri ve sınai mülkiyet haklarıkapsamında yer almaktadır. Bu nedenle marka hakkı üzerinde yapılacaksınırlandırmalarda, Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesininesas alınması gerekmekte ve marka hakkının ancak kamu yararı amacıylasınırlandırılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Marka hakkına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 556 sayılı KanunHükmünde Kararname'de, marka hakkına tecavüz halinde öncelikli olarak tecavüzündurdurulması ve giderilmesi amaçlanmaktadır.
Dava konusu kural ise 5187 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihi esas alarak, bu tarihte 5680 sayılı Basın Kanunu'na göre mevkuteneşredenlerin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince mevkuteneşretmekten alıkonulamayacaklarını belirterek, marka hakkına bu tarihten önceyapılmaya başlanan tecavüzlerin önlenmesini imkânsız kılmakta ve mülkiyethakkına yapılan bu tecavüzün devamına olanak sağlamaktadır.
Hukuka aykırı eylemlerin korunması sonucunu doğuracak şekildemarka hakkının sınırlandırılmasında kamu yararı amacı bulunmadığıanlaşıldığından, dava konusu kural Anayasanın 35. maddesine aykırıdır. İptaligerekir.
Anayasa'nın 35. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen kuralın,ayrıca Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 9. maddesinin ikincifıkrasının ikinci tümcesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE, 31.1.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 9. maddesinin ikincifıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 31.1.2008gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇI N
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ