ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2004/92
Karar Sayısı : 2008/119
Karar Günü : 12.6.2008
R.G. Tarih-Sayı :05.11.2008-27045
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Ali TOPUZ, Mustafa ÖZYURT ve 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin beşinci fıkrasıile 344. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin, Anayasa'nın 2., 11.,36., 56., 87. ve 90. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Yasa'nın iptali istenilenkuralları içeren maddeleri şöyledir:
"MADDE 184.- (1) Yapı ruhsatiyesialınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldanbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıylakurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaadeeden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınaifaaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yılda beş yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediyesınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veyayaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, birve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamudavası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar."
"MADDE 344.- (1) Bu Kanunun;
a) "İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184 üncümaddesi yayımı tarihinde,
b) "Çevrenin kasten kirletilmesi" başlıklı 181 incimaddesinin birinci fıkrası ile
"Çevrenin taksirle kirletilmesi" başlıklı 182 ncimaddesinin birinci fıkrası yayım tarihinden itibaren iki yıl sonra,
c) Diğer hükümleri 1 Haziran 2005 tarihinde,
Yürürlüğe girer." şeklindedir.91AçıklamalıKanun-İçtihat Programından 91.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Anayasa'nın 2., 11., 36., 56., 87. ve 90. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, AhmetAKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER veSerdar ÖZGÜLDÜR'ün katılmalarıyla 19.10.2004 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasına geçilmesine,yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra kararabağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
1- 184.maddesinin (5) numaralı fıkrasının, koşullarıoluşmadığından YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU,Mustafa YILDIRIM ile Fazıl SAĞLAM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 344. maddesinin (b) bendinin, koşulları oluşmadığındanYÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Fazıl SAĞLAM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
18.11.2004 gününde karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
1- Şekil Açısından İnceleme
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülenkarar yeter sayısına uyulmadan, 5237 sayılı Yasa'nın 184. maddesinin beşincifıkrasıyla hukuken ve fiilen af sonucunu doğurmaya elverişli bir düzenlemeyapıldığı, ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 148. maddesinde yasaların şekil bakımındandenetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukta yapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlı tutulmuş, 3.10.2001 gün ve 4709 sayılı Yasa iledeğişik 87. maddesinde de "... Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına..."karar verilebileceği belirtilmiştir.
Af, önceden ve belli bir zamana kadar işlenmiş olan, suç teşkileden fiiller için ceza vermek hakkını ortadan kaldıran, verilmiş olan cezalarınkısmen veya tamamen infazını önleyen, bazen de kamu davasını düşüren veyamahkumiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan yetkili mercilerce yapılmış hukukitasarruflardır.
5237 sayılı Yasa'nın 184. maddesinin (5) numaralı fıkrasında,ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan veya yaptırılan binayı imarplanına veya ruhsatına uygun hale getirenler hakkında, bir ve ikinci fıkrahükümleri gereğince kamu davası açılmayacağı, açılmış olan kamu davasınındüşeceği, mahkum olunan cezanın bütün sonuçları ile birlikte ortadan kalkacağıhüküm altına alınmıştır.
Affın, önceden ve belli zamana kadar işlenmiş suçlarıkapsamına alması yani geçmişe yönelik olması niteliği vardır. Bu niteliğinitaşımaması nedeniyle İptali istenilen düzenleme "af" değildirve Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen karar sayısı ile alınmasıgerekmemektedir.
2- Esastan İnceleme
A- 184. Maddenin (5) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kimi nedenlerle kişilere savunma hakkıtanınmadan açılmış olan kamu davalarının ortadan kaldırılmasının hakarama özgürlüğünü kısıtlayacağı, bu özgürlüğün korunmasının hukuk devletinintemel unsuru olduğu ileri sürülerek iptali istenilen düzenlemeninAnayasa'nın 2., 11. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Adilyargılanma hakkı hukuk devleti olmanın gereklerinden biridir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin birincifıkrasında, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak binayapmak veya yaptırmak; ikinci fıkrasında da, yapı ruhsatiyesi olmadanbaşlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su ve telefonbağlantısı yapılmasına izin verilmesi suç olarak tanımlanmıştır. 184.maddenin iptali istenilen beşinci fıkrasında ise, birinci ve ikinci fıkralardatanımlanan suçları işleyenler hakkında , ruhsatsız ya da ruhsata aykırıolarak yapılan veya yaptırılan binanın imar planına ve ruhsatına uygun halegetirilmesi halinde kamu davası açılmayacağı, açılmış kamu davasınındüşeceği ve mahkum olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağı hükümaltına alınmıştır.
Söz konusu hükümden yararlanılabilmesi için, hakkında takibatyapılmakta olan veya hakkında dava açılan yada ceza alan kişinin; ruhsatsız binayapmış veya yapıyor ise ruhsat almak ya da ruhsata aykırı davranmış iseruhsatına uygun hale getirmesi gerekmektedir. Ruhsat alacak ya da ruhsatınauygun hale getirecek kişi, ya hakkında takibat yapılan ya da hakkında kamudavası açılmış olan veya yargılanıp hüküm almış olan kişi ya dakişilerdir. Hükümlü olanlar daha önce yargılandıkları ve yargılamaaşamasında yasal haklarını kullanma olanakları bulunduğundan, bunlar açısından,Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık söz konusu değildir.
184. maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yazılı suçlarıişlemedikleri için bu suçların zanlısı ya da sanığı olmaması gerekenlerhakkında kimi nedenlerle yanlışlıkla takibat başlatılmış veya kamu davasıaçılmış ise savunmalarını bu doğrultuda yapmaları ve kanıtlarını haklarındatakibat yapan yetkiliye ya da dava açılmış ise mahkemeye sunma olanaklarıvardır. Aynı maddenin beşinci fıkrasından yararlanmak isteyenlerin ruhsatalmamış iseler almaları ya da ruhsata aykırı davranmışlarsa uygun halegetirmeleri ve bu hususları kanıtlayacak belgeleri yetkililere ibrazetmeleri gerektiğinden, bu durumda olanlar açısından da hak arama özürlüğününkısıtlanması söz konusu değildir
Yasa koyucu, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlıkalmak koşuluyla ve cezalandırmadaki amacı gözeterek, suç ve cezayıbelirleyebilir ya da daha önce suç olarak kabul edilen bir eylemi suç olmaktançıkarabilir, gerekirse cezalandırmaktan da vazgeçebilir. İşledikleri suçnedeniyle kişilerin cezalandırılması kural olmakla birlikte, bazı koşullarıngerçekleşmesi halinde, kişi hakkında ceza davasının açılmasından, açılmış olandavanın devamından ve sonuçta ceza verilmesinden yada mahkum olunan cezanıninfazından vazgeçilmesi suç ve ceza siyasetinin bir gereğidir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 11. ve 36.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Bu görüşe Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MustafaYILDIRIM ve Şevket APALAK katılmamışlardır.
B- 344. Maddenin (1) Numaralı Fıkrasının (B) Bendinin İncelenmesi
5237 sayılı Yasa'nın yürürlükle ilgili 344. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Çevrenin kasten kirletilmesi"başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile "Çevrenin taksirlekirletilmesi" başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası hükümlerininYasa'nın yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra, yürürlüğe gireceği hükümaltına alınmıştır.
5237 sayılı Yasa 12 Ekim 2004 günlü 25611 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanmış ve yayımlandığı tarihten itibaren iki yıl geçmiş olup, iptali istenilen hükümde yer alan 181. ve 182. maddenin birinci fıkrasıhükümleri 12.10.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
İptali istenilen 344. maddenin (b) bendinin konusu kalmadığındanbu bende ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermekgerekmiştir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
1- 184. maddesinin (5) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,Mustafa YILDIRIM ile Şevket APALAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 344. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin,maddede belirtilen iki yıllık yürürlüğe girme süresinin geçmesi nedeniylekonusu kalmadığından, bu bende ilişkin istem hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
12.6.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin ilk fıkrasında,"Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veyayaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır";ikinci fıkrasında da "Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlardolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısıyapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne görecezalandırılır"; dava konusu beşinci fıkrasında da "kişinin,ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imarplânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkrahükümleri gereğince kamu davası açılmaz; açılmış olan kamu davası düşer mahkûmolunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar" denilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinde, Anayasa'yave ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suçsayılacağı veya bunlara uygulanacak yaptırımların belirlenmesi, yasa koyucununtakdir alanı içinde kalmakta ise de bu belirleme yapılırkencezalandırmanın en önemli amaçlarından birinin suçun önlenmesi olduğugerçeğinin gözardı edilemeyeceği kuşkusuzdur. Aynı maddede, usulsüz yapılaşmayıönlemek için ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşma suç sayılırken bu suçundaha işlenmeden dava konusu son fıkra ile bağışlanması olanağı sağlanması,suçun önlenmesi amacıyla bağdaşmamaktadır. Kamu düzenini ve kamu güvenliğiniyakından ilgilendiren kaçak yapılaşmanın engellenmesi için yaptırımlargetirilirken önceden suçun bağışlanabileceği öngörülerek insanların suçişlemeye teşvik edilmesinin, ceza hukukunun temel ilkelerini zedelediğiaçıktır. Ayrıca, aynı suçun tekrar işlenmesi durumunda, aynı maddedenyararlanılmasına engel bir durum söz konusu olmadığından cezanın ıslah ediciözelliği de bulunmamaktadır. Oysa, bir hukuk devletinde ceza siyasetibelirlenirken cezalandırma ile korunan hukuki yararın devamlılığınıngözetilmesi zorunludur. Aksi halde kamu düzeni ve esenliğinin sağlanması olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralın iptali gerektiğidüşüncesi ile çoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞI OY
İptali istenen 184. maddenin (5) numaralı fıkrasında, maddeninbirinci ve ikinci fıkralarında tanımlanan suçu işleyenler hakkında, ruhsatsızveya ruhsata aykırı olarak yapılan veya yaptırılan binanın imar planına veruhsatına uygun hale getirilmesi durumunda kamu davası açılmayacağı, açılmışolan kamu davasının ise düşeceği, mahkum olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadankalkacağı belirtilmiştir.
Buna göre ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan veyayaptırılan binanın imar plânına ve ruhsata uygun hale getirilmesi koşulu ilefailin, belirli bir tarih belirtilmeksizin işlediği suçun hukuki sonuçlarındankurtarılması öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık devlettir.
"Hukuk güvenliği ilkesi", hukuk devletinde uyulmasızorunlu temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasa'da öngörülen temel hakve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasınınön koşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,devletinde yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar.
Yasa koyucu, kuşkusuz Anayasa'nın ve ceza hukukunun temelilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterekhangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarıile artırım ve indirim nedenlerini saptayabilir ise de hukuk devletinde olmasıgereken, bireylerin eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranma zorunluluğunuzedeleyici düzenlemelerden kaçınması gerekir.
Toplumsal huzurun sağlanmasında suçun önlenmesinin önemitartışılamaz. Önceden, yasalara aykırı olarak tesis edilecek eylem veişlemlerin hukuki sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufundabulunulması hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, bu türdüzenlemelerin sadece kendi çıkarlarını esas alıp toplum düzenini vemenfaatlerini gözetmeyen kişilerin suç işlemelerini teşvik edeceği, cezanın enönemli amaçlarından olan suçu önleme niteliğini ortadan kaldıracağıkuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılıkoluşturduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 12.06.2008
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mustafa YILDIRIM
AZLIKOYU
Anayasa'nın 2. maddesinde vurgulanan hukuk devleti yasalarınbelirgin, düzenlediği konuda eksiklikler oluşturmayan nitelik taşımalarınıgerektirir. Yasaların ceza belirleyen kurallarının ise, suç ve cezatanımlarında çelişki ve duraksamalara neden olmamaları Anayasa'nın cezaylailgili yasallık ile kamu düzenini koruma yaklaşımının özünde bulunan birgerçektir. Bu açıdan konu değerlendirildiğinde kamusal yararın bir gereği olanceza kurallarının toplum içindeki çarpıklıkları gideren bir işlev taşımalarızorunlu olmaktadır.
İptali istenen kural, uygar ve bayındır bir yapılaşmayı korumakamacıyla ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapmayı suç kapsamına almaktadır.Böylece imara aykırılıklar önlenerek çarpık yapılaşma ve kentleşmedurdurulacaktır. Oluşturulan suç ile karşılığı cezanın korunması ve etkisinigöstermesi ceza hukukunun doğal bir sonuç ve beklentisidir. Ancak iptale konukural ile bu doğal sonucun önüne geçilerek, yapının sonradan imar plânına veruhsata uygun hale getirilmesiyle suç ortadan kaldırılmaktadır. Böylece imaraaykırılıkların önüne geçilmesi yolundaki temel amacın dışına çıkılarak kamusalyarardan uzaklaşılmakta, hukuk devletinin içinde barındırdığı kamu yararıilkesiyle çelişilmektedir.
Öte yandan ruhsatsız yapı yapmak eylemi suç olarak benimsenmişken,suçu ortadan kaldıran sonraki tutum arasında tam bir koşutluk dasağlanamamaktadır. Gerçekten de, ruhsatsız yapı yapmak suçunu ortadan kaldıranyapıyı imar planına uygun hale getirme olgusu, ruhsatsız bir yapıya ilişkinolarak her durumda ruhsat alma yükümlülüğü öngören imar hukuku karşısında suçile suçsuzluk ilintisini kuran bir yaklaşım değildir. Çünkü, biryapının imar plânına uygun ama ruhsatsız olması ya da ruhsat almadan imarplânına uygun duruma getirilmesi olanaklıdır. İmar plânında yer almayan kimidurumların imar yönetmeliklerinde bulunma olasılığı da ayrı bir gerçektir. İmarplânı ve yapı ruhsatının ayrı kolluk işlemleri olması ve her birinin farklıaşamalara ilişkin irade sergilemelerine dayanması bunların idare hukukuyönünden ayrı nitelik ve sonuçta işlemler olduğunun göstergesidir. İmarhukukundan kaynaklanan bir suç ve ceza ikilemi ise idare hukuku verileriyleörtüşmemesi halinde çelişki ve belirsizliklere neden olacaktır. Bubakımdan ruhsatsız bina yapma eylemi, Yasanın yapılışındaki düşünce dizgesidoğrultusunda ancak ruhsat alma ile ortadan kalkabilir. Bu koşutluğutaşımayan bir kural; tutarlılık ve örgüsel açıklıktan yoksun olacak, içindeduraksamaları barındıracak ve böylece hukuk devletinin gerçekleştirilmeboyutunda çelişkilere, yorumsal farklılıklara da neden oluşturacaktır. Öteyandan, İmar plânına uygun hale getirme olgusunun ruhsata aykırılıkla ilintiliolabileceği şeklindeki bir yaklaşım ise, ruhsatsız yapının suç kapsamındançıkarılmadığı sonucunu verecek ve Yasa'nın yorumlanmasında belirsizlikleriartıracaktır.
Açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığından ötürü iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK