ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/107
Karar Sayısı: 2009/23
Karar Günü : 19.2.2009
R.G. Tarih-Sayı :30.05.2009-27243
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 21. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 10.ve 17. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında adam öldürme ve yaralama suçlarından dolayı cezalandırılmasıistemiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusukuralı da içeren 21. maddesi şöyledir:
"Kast
Madde 21- (1) Suçun oluşmasıkastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek veistenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurlarıngerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kastvardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardamüebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldanyirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel cezaüçte birden yarısına kadar indirilir."
B- İlgili Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin ilgili görülenüçüncü fıkrası şöyledir:
"Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticeninmeydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkinceza üçte birden yarısına kadar artırılır."
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10. ve 17. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 29.9.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, ilgili görülen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlamve Kapsamı
5237 sayılı TCK.'nun 21. maddesinin ilk fıkrasında suçunoluşmasının kastın varlığına bağlı olduğu öngörülmüş ve kast, suçun kanunitanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklindetanımlanmıştır. Bu nedenle, failin kastından söz edebilmek için yasal tanımdayer alan tüm unsurları bilmesi ve istemesi gerekir. Yasa'nın 21. maddesininikinci fıkrasında ise suçun manevi unsuru kusurluluğun bir şekli olan olasıkast hali düzenlenerek 765 sayılı TCK'da yer almayan, ancak uygulamada varolan durum yasalaşmıştır.
Yasa'nın 21. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasının birincitümcesinde olası kast, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurlarıngerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi hali olarak tanımlanmış;ikinci tümcesinde olası kastın varlığı halinde temel cezada yapılacakindirimler belirtilmiştir. Olası kast halinde; doğrudan kasttan farklı olaraksomut olayda suçun maddi unsurlarının gerçekleşmesi, fail tarafından muhakkakdeğil, muhtemel addedilmektedir.
Madde gerekçesinde itiraz konusu kural ile ilgili olarak; "...Maddemetninde doğrudan kasttan ayrı olarak olası kast da tanımlanmıştır. Olası kastdurumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin, somut olaydagerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer birdeyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir..." denilmektedir.
Yasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir, kişininöngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hali olaraktanımlanmıştır.
Birbirlerine yakın kavramlar olsalar da, olasıkasıt ya da bilinçli taksirle hareket eden kişilerin psikolojik durumlarıarasında farklılıklar mevcut olması nedeniyle bunlar için değişik yaptırımlaröngörülmüştür.
Bilinçli taksirde fail, neticenin meydana gelmesini istemez,gerçekleşmemesi için gerekeni yapar ve gerçekleşme imkân ve ihtimalininvarlığını kabul ettiği durumda hareketi yapmaktan vazgeçer. Olası kastta ise,fail hareketinin hukuka aykırı netice meydana getirebileceğini öngörmekleberaber, meydana gelmesi mümkün ve muhtemel netice onu hareketi yapmaktanalıkoymaz. Bir başka ifadeyle, fail neticenin meydana gelmesini doğrudanistememekte ancak bunu kabullenmektedir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, kuraldaki olası kast tanımıeleştirilerek, bilinçli taksir kavramı ile arasındaki ayrımın tam olarak ortayakonulmadığı, kuralın uygulanması suretiyle ceza indirimi öngörülmesinin,doğrudan kast ile olası kast arasında eşitsizlik oluşturduğu, ayrıca belirtilenceza indiriminin sadece öldürme ve yaralama suçları için uygulanabilmesinedeniyle mutlak olarak korunması gereken yaşam ve vücut dokunulmazlığınınihlal edildiği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve17. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasa koyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukukdevletinde yasa koyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaçduyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar,ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları baştaolmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomikhayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına görebelirlenir. Yasa koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdiryetkisine sahiptir.
Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevîvarlığı" başlıklı 17. maddesinde; "Herkes, yaşama,maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbîzorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğünedokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz. Kimseyeişkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezayaveya muameleye tâbi tutulamaz." denilmektedir.
Kişinin yaşama hakkı, maddî ve manevî varlığını korumahakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temelhaklardandır. Bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması daDevlet'e ödev olarak verilmiştir. Güçsüzleri güçlüler karşısında koruyacak olanDevlet, gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçekhukuk devleti niteliğine ulaşacaktır.
Yasa koyucunun itiraz konusu kuralla, ceza hukuku alanındaanayasal sınırlar içinde takdir hakkını kullanarak olası kastı tanımladığı vesuçun olası kast ile işlenmesi halinde fail her ne kadar neticenin meydanageleceğini öngörmüş olsa da sonucu meydana getirmek için bir gayretgöstermediği ve bu sonucu istemediği ancak kabullendiği için, bu kast türündekusur ve haksızlık içeriği doğrudan kasta göre daha az olduğundan temel cezadaindirim yapılmasını öngördüğü anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10.maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır. Anayasa'nın 10.maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye Fulya KANTARCIOĞLU ve Ahmet AKYALÇINek gerekçeyle katılmışlardır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 17. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 21. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, 19.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahipolduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriylesınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapmakonusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ilerisürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerindenbiri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlindensöz edilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi vekorunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlaraverilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğutakdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesineaykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasınaengel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimizorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlikilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile builkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunkarardaki redde ilişkin görüşüne katılıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN