ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/116
Karar Sayısı : 2009/27
Karar Günü : 19.2.2009
R.G. Tarih-Sayı :10.06.2009-27254
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Tufanbeyli AsliyeCeza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci tümcesinin,Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir
I- OLAY
Silahla tehdit ve kamu görevlisine görevinden dolayı alenenhakaret suçlarından sanık hakkında açılan kamu davasında itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
İtiraz konusu tümcenin de yer aldığı 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 53. maddesi şöyledir:
"(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasınamahkûmiyetin Kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevininüstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veyaDevlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunankurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet vehizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi haklarıkullanmaktan,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmettebulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi partitüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altındaserbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
Yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapiscezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilenhükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileriaçısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapiscezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusuedilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sıradaonsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmüuygulanmaz.
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüyekullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyethalinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanınyarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasınakarar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyleişlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkininkullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icrayakonan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazındanitibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeniningerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenentaksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamaküzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesiningeri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmünkesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibarenişlemeye başlar."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'n katılımlarıyla 5.10.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında itiraz konusu kuralla, bu kuralın atıf yaptığıhak mahrumiyetinin devlet memuru veya kamu görevlisi olan hükümlüyle, kamukurumu veya kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun iznine tabi meslekveya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarakicra eden hükümlüye farklı uygulanabildiği, devlet memuru olan hükümlünün hapiscezasının infazı tamamlanıncaya kadar görevini yerine getiremediği, bunakarşılık serbest meslek erbabı veya tacir bir hükümlünün mesleğine hakimintakdirine bağlı olarak devam edebildiği, ayrıca kamusal alanda görev yapanyurttaşların haklarının diğer yurttaşlara oranla daha fazla sınırlamaya maruzbırakıldığı, bu nedenlerle kuralın Anayasanın 10. ve 13. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu tümcenin yer aldığı 53. maddenin birinci fıkrasında,kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanunisonucu olarak; sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden;seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan; velayethakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan; vakıf, dernek,sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisiveya denetçisi olmaktan; bir kamu kurumunun veya kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendisorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,yoksun bırakılacağı öngörülmektedir. Maddenin müteakip fıkralarında ise, kısasüreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşınıdoldurmamış olan kişiler hakkında bu yoksunlukların hiçbirinin uygulanmayacağı;mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün isekendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanacağıifade edilmektedir. Sayılan hak yoksunluklarının süresi, kural olarak hapis cezasınıninfazının tamamlanmasıyla sınırlı ise de, maddenin (5) numaralı fıkrasındabelirtilen hallerde, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanınyarısından bir katına kadar belli hak ve yetkinin kullanılmasınınyasaklanmasına karar verileceği; (6) numaralı fıkrada belirtilen hallerde de üçaydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere belli meslek veya sanatın icrasınınyasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğibelirtilmektedir.
İtiraz konusu kuralla, hapis cezası ertelenen hükümlü hakkındahâkime, bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşununiznine tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslekerbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakma yaptırımının uygulanmasıkonusunda taktir yetkisi tanınmaktadır.
Ceza siyasetinin gereği olarak yasakoyucu, Anayasanın ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacıda gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağına, bunlara verilecek cezanın türü,miktarı, artırım ve indirim nedenleri ve oranları ile suçun takibine veyargılama usulüne ilişkin koşullar öngörebilir. Asıl cezaya bağlı olarak hakyoksunluklarının uygulanması, bazı durumlarda buna istisna getirilmesi ya da hâkimintakdirine bırakılması da bu kapsamdadır.
Bu nedenle kural Anayasa'ya aykırı değildir. İstemin reddigerekir.
Şevket APALAK bu görüşlere katılmamıştır.
Fulya KANTARCIOĞLU ve Ahmet AKYALÇIN bu görüşlere ek gerekçe ilekatılmışlardır.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin(3) numaralı fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, Şevket APALAK'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 19.2.2009 günündekarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparkensahip olduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genelilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunundüzenleme yapma konusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığıileri sürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temelilkelerinden biri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hakihlâlinden söz edilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesive korunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerekbunlara verilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahipolduğu takdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesineaykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasınaengel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimizorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğüeşitlik ilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ilebu ilkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunkarardaki redde ilişkin görüşüne katılıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
AZLIK OYU
Devlet memurluğuyla bağdaşmayan derecedehürriyeti bağlayıcı ceza alan, ancak bu cezaları ertelenen kamu görevlilerineilişkin hukuksal durum itiraz konusu yasa kuralından önce farklı bir nitelikgöstermekteydi. Mahkûmiyet hükmü ertelenen kamu görevlilerine ilişkin Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15.11.1990 günlü 1990/2 sayılı kararıyla budurumda olanların memurluklarına son verilemeyeceği karara bağlanmış ve izleyensüreçte kimi suçlar dışında yasal ve yargısal ortam bu yönde gelişim göstermiştir.Ancak, itiraz konusu kuralın bu yaklaşımı değiştirdiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin (3) nolufıkrasının itiraz konusu ikinci tümcesinde "Mahkûm olduğu hapis cezasıertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hakyoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir." kuralı yer almaktadır.53. maddenin (1) nolu fıkrasında kişilerin kasten işlemiş oldukları suçtandolayı verilen hapis cezasının sonucu olarak yoksun bırakılacakları haklaröngörülmüştür. Fıkranın (a) bendinde kamu kurum ve kuruluşlarında memuriyet vehizmetlerde istihdam edilmek ve (e) bendinde ise bir meslek veya sanatınserbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılmak da yeralmıştır. Buna göre, aynı sanat ve mesleği yürüten kamu görevlisi için yasaksürerken, serbest olarak aynı uğraşı yürüten kişi çalışma yaşamınısürdürebilecektir.
Maddenin yazılış biçimi ve doğal sonucundan, kamugörevlisi, serbest meslek erbabı veya tacir olarak görev yürütürken ceza alankişiye verilecek hak yoksunluğunun öncelikle esas alındığı açıktır. Suçişlenişi veya ceza verilişi aşamasında kamu görevlisi, serbest meslek erbabı yada tacir olmayan kişiler yönünden geleceğe yönelik yasaklama getirilmesiolasılığı da maddenin anlamını ve sonucunu değiştirmemektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir sınıf ve zümreye imtiyazverilemeyeceği vurgulanmıştır. Eşitlik ilkesi doğrudan bireyi ilgilendirdiğigibi, hukuksal metinlerin uygulanması ya da görev yürütülen kuruluşlar ileuğraşların konu olması halinde kişiler üzerinde dolaylı etkinliği ortayaçıkmaktadır.
Anayasa ve yasal tabloyla beliren ertelemenin amaçları vekişilerin tüm yönleriyle denenmesi gerçeği karşısında, cezanın ertelenmesidurumunda serbest meslek erbabı veya tacir olarak mesleğin yürütülmesine kararverebilecekken, kamu görevinin bu kapsam dışında tutulması Anayasa'nın 10.maddesindeki hukukun üstün kuralları arasında yer alan eşitlik ilkesineaykırıdır. Bu aykırılık ile erteleme olgusunun uygulanmasında yürütülen mesleğebakılarak ayrıcalık ve eşitsizlik oluşturulduğu izlenmektedir.
Anayasa'nın 49. maddesindeki çalışma hakkı ile Devletinçalışanları koruma, destekleme, çalışma barışını sağlama; 70. maddesindeki kamuhizmetine girme hakkı ve hizmete almada görevin gerektirdiği niteliklerdenbaşka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği yolundaki yaklaşımları eşitlik ilkesini elealmaya zorunlu kıldığı gibi, ceza siyaseti yaklaşımını da çevreleyen anayasalboyutlardır.
Öte yandan ertelemeyi düzenleyen 51. maddenin (4) nolufıkrasının (b) bendinde meslek veya sanat sahibi yükümlünün gözetim altındaolsa da bir kamu kurumunda çalıştırılmasına karar verilebileceğininöngörülmesi, kamu görevinin yürütülmesi ve kamu kurumunda görev yapılmasınınerteleme yönünden sorun oluşturmadığını göstermektedir. Kaldı ki bir mesleğinveya hizmetin topluma yönelik olarak sergilenmesi özelliği gözetildiğinde, biruğraşın kamu kesimi içinde veya dışında yapılmasının ceza ve erteleme kurumlarıyönünden farklı değerlendirmeye olanak vermediği tersi durumun kamu yararıylaçelişeceği açıktır. Kamu görevlerinin dağıtımı ve üstlenilmesinde hizmetgereklerinin gözetileceğinin doğallığı yanında ceza hukukunun ve ertelemeolgusunun iyileştirmeyi ve denenmeyi amaçlayan öngörüleri, kamu ve özel kesimyönlerinden bir ayrım yapılmasının haklılık taşımayacağının ayrı nedenleridir.Bu sonuç hukuk devletinin barındırdığı güvenilirlilik ve kamu yararının damaddede gözetilmediğine vurgu yapar.
Bu görüşlerle, itiraza konu kuralın Anayasa'nın 2., 10.,49. ve 70. maddelerine aykırılık oluşturduğu, iptal edilmesi gerektiği oyuylakarara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK