ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/110
Karar Sayısı : 2005/111
Karar Günü : 29.12.2005
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 26.07.2006 – 26240
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Haluk KOÇ, Kemal ANADOL ve 113 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 3.7.2005 günlü, 5398sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un;
A) 8. maddesiyle değiştirilen 24.11.1994 günlü, 4046 sayılıÖzelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin;
1) İkinci fıkrasının üçüncü tümcesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 11.maddelerine,
2) Altıncı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “…üç yıl süreile …” ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine,
B) 20. maddesinin (b) bendiyle değiştirilen 13.10.1983 günlü, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının; birincitümcesine eklenen “… veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ileyetki verilmesi halinde ise …” ibaresi ile ikinci tümcesine eklenen “…UlaştırmaBakanlığının onayı ile …” ibaresinin Anayasa'nın 2., 6., 11. ve 47.maddelerine,
aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulmasınakarar verilmesi istemidir.
II- İPTALİ İSTENİLEN YASA KURALLARI
3.7.2005 günlü, 5398 sayılı Yasa'nın iptali istenilen tümce veibarelerinin de yer aldığı kuralları şöyledir:
1- “MADDE 8.- 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 22.- Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda(iştirakler hariç) ilgili kuruluş veya İdare tarafından istihdam fazlasıpersonel belirlenmesi ya da bu kuruluşların kısmen veya tamamen satışınedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi,faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde; bukuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununa tâbi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile işkanunlarına tâbi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerindenyararlanmayan genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurulbaşkanı, daire başkanı, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürü,müfettiş ve müfettiş yardımcısı, müşavir ve başuzman unvanlı kadrolara atanmaksuretiyle görev yapan personel, kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzereyukarıda belirtilen işlemlerin tamamlanmasından itibaren onbeş gün içerisindeİdare tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Nakil hakkı tanınanbir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare tarafından ihdas edilen veiş kanunlarına tâbi olan kadrolara atanmayı kabul edenler ile kuruluşözelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlarbu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz. İdare, özelleştirmeprogramındaki kuruluşlarda nakil hakkı kapsamında yer alan kadro vepozisyonlardan boş bulunanları iptal etmeye, kadro ve pozisyonların yerini,aynı kuruluş bünyesindeki şirketler veya işyerleri arasında değiştirmeyeyetkilidir. Özelleştirme programındaki herhangi bir kuruluşun personeli, İdaretarafından özelleştirilecek kuruluşlarda görevlendirilebilir veyetkilendirilebilirler.
Nakle tâbi personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa görekazanılmış hak aylık derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı KanunHükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boşkadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılanBaşkanlık tarafından kırkbeş gün içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılıKanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının(özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veyapozisyonlarına da ihtiyaçlar doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. Bupersonelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldekikadrolarda istihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışandiğer statülerdeki personelin atama teklifleri Araştırmacı unvanlı kadrolarayapılır. Ancak (1) sayılı cetvelde yer alan, mesleğe özel yarışmasınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterliksınavı sonucunda göreve alınanların atama teklifleri, söz konusu görev unvanınauygun kadrolara yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atamateklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibarenotuz gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılmasızorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleridikkate alınır.
Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışannakle tâbi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atamaemri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdamfazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılıTebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlamasürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerininuygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum vekuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş güniçerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevinebaşlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuatauygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarıncaatanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki sürelerterhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu madde gereğince diğerkamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro vepozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerekkalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
Bu maddenin birinci fıkrasına göre diğer kamu kurum vekuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilenpersonelin, kuruluşun kamu tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten, yenikurumlarında göreve başlayacakları tarihi takip eden aybaşına kadar geçeceksüreye ilişkin olarak eski kadro veya pozisyonlarına ait aylık, ücret, varsaikramiye ve ücrete bağlı diğer malî hakları ile yeni kurumlarında görevebaşlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki sosyal hak ve yardımları(harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı) ÖzelleştirmeFonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli Sandığına tâbi olanların bu süreiçinde Sandıkla olan ilgileri devam eder. Eski görev yerinden alınan aylık vediğer malî haklar için borç çıkarılmaz ve kurumlar arasında herhangi birhesaplaşma yapılmaz. Personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleritarihten yeni görev yerlerine başlayacakları tarihe kadar geçecek süredekiaylık ve ücretlerindeki artışlar, beşinci ve altıncı fıkraların uygulanmasındadikkate alınmaz. Bu personelden nakil sürecinde emekli olanlara T.C. EmekliSandığınca ödenen emekli ikramiyeleri, makam, görev ve temsil tazminatları ileölüm yardımları, ödenmesini takiben iki ay içerisinde faturası karşılığındaHazine tarafından T.C. Emekli Sandığına ödenir. Nakil hakkına sahip olarak işkanunlarına tâbi çalışmakta iken özelleştirme uygulamaları nedeniyle istihdamfazlası personel olarak belirlenenlerden, kararın kendilerine tebliğitarihinden başlayarak on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini beyanedenlerin iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdemtazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Kuruluşun özelleştirmeuygulaması sonucu nihai devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin kararın ResmiGazetede yayımından itibaren on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğiniçalıştığı kuruluşa yazılı olarak bildiren nakil hakkına sahip iş kanunlarınatâbi personelin de iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar vekıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Diğer kamu kurum vekuruluşlarına nakledilmek üzere isimleri Devlet Personel Başkanlığınabildirilenlerden; nakil süreci içerisinde kıdem tazminatına hak kazandıracakşekilde iş sözleşmeleri sona erenlerin kıdem tazminatları da ÖzelleştirmeFonundan ödenir. İş kanunlarına tâbi olarak çalışmakta iken, bu madde gereğincediğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personele kıdem tazminatı ödenmezve bunların önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdem tazminatınaesas hizmet süreleri 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunuhükümlerine göre emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınır.
Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilensözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet PersonelBaşkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarakbildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazlamesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşviködemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutarsabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadroveya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, hertürlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makamtazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret,ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan hertürlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ekders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki farktutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncayakadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veyapozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başkakurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetveldebelirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tâbi tutulan personelin (buKanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil),Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkinolarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam,özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı birbütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmaküzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktanyararlanılan süreler 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerindebelirtilen sürelerin hesabında (daha önce nakledilenler dâhil) dikkate alınır.İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları içinmevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayıartışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihtensonra ihdas edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsabağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleriveya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde,şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerininyükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin(bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personeldâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarınailişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge,ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatıdâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesaiücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplamnet tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurumve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam,özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatıödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, eködeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarlayapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığıödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradakifark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın farkkapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadrounvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklikolanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile farktazminatı ödenmesine son verilir.
2- “MADDE 20.- 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun;
a) 8 inci maddesinin (c) bendinde yer alan “tescile bağlıaraçların muayenelerini” ibaresinden sonra gelmek üzere “yapmak veya” ibaresi,
b) 35 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “Araçların muayeneleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “UlaştırmaBakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafındanişletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise” ibaresi ileaynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Yetki verilen gerçek veya tüzelkişiler, bu yetkilerini” ibaresinden sonra gelmek üzere “UlaştırmaBakanlığının onayı ile” ibaresi,
Eklenmiştir.”
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, MustafaYILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ veOsman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 26.10.2005 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporunhazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, ek dilekçe, işin esasına ilişkin rapor,iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- 5398 sayılı Yasa'nın 8. maddesiyle değiştirilen 4046 sayılıYasa'nın 22. maddesinin;
1) İkinci fıkrasının üçüncü tümcesinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, araştırmacı kadrosuna atanması öngörülenpersonelin bulunduğu kadro unvanları ile araştırmacı kadro unvanı arasındahiçbir benzerliğin olmadığı, söz konusu personelin bulunduğu kadroların ekgösterge ve tazminat oranlarına kıyasla daha düşük ek göstergesi ve tazminatıbulunan hiyerarşik kademe ve birimler arasında yer almayan araştırmacı unvanlıkadrolara atanmalarının, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan kazanılmışhakların korunması ilkesine aykırılık oluşturacağı, 399 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yer alan unvanlardan mesleğe özel yarışmasınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterliksınavı sonucunda göreve alınanların atama tekliflerinin görev unvanlarına uygunkadrolara yapılacağının öngörülmesine rağmen, diğer unvanlarda görev yapanlarbakımından bu yönde bir düzenleme yapılmamasının eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturacağı, 5398 sayılı Yasanın anılan hükmü ile 4971 sayılı Yasa'nın benzerhükmünden önce yürürlükte bulunan 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesi uyarınca“durumuna uygun boş kadro ve pozisyonlara atanacağı” beklentisiyle diğer kamukurumlarına nakil talebinde bulunan kamu personeli yönünden Devlete güvenilkesinin zedeleneceği, idari yargı denetiminin etkisiz kılınmasınınamaçlandığı, Anayasa ile Devlete çalışanlarının haklarını koruma ve bunun içingerekli önlemleri alma ödevi verilmiş iken nakle tabi personelin mevcut statüve konumları, nitelikleri, kariyerleri, kazanılmış haklarının yok sayılarakkonumu, statüsü, görev tanımı yapılmamış bir kadroya atanmalarınınöngörülmesinin sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı, belirtilennedenlerle söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerineaykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın 22. maddesinde, özelleştirme uygulamaları sonucunda nakletabi tutulan personelin kural olarak 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamekapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarından DevletPersonel Başkanlığı'nca tespit edilen kadrolara atanmaları öngörülmüş, 190sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarınınmevcut boş kadro ve pozisyonlarına ise ihtiyaç doğrultusunda atamayapılabileceği belirtilmiştir. Söz konusu düzenleme ile nakle tabi personelinatanacağı kadronun belirlenmesi bakımından Devlet Personel Başkanlığı yetkilikılınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasının iptali istenilen üçüncü tümcesinde ise,399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldeki kadrolardaistihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan diğerstatülerdeki personelin atanacağı kadroların doğrudan Yasa ile belirlenmesiyoluna gidilmiş ve bu kişilerin Araştırmacı unvanlı kadrolara atanmalarıöngörülmüştür.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldekadro unvanları gösterilen personel, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabikamu iktisadi teşebbüsleri ile bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göreyürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerini yürütmekle görevli personelgrubunu oluşturmaktadır. Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların, devlet tarafındantahsis edilen kamu sermayesinin kârlı, verimli ve ekonominin kurallarına uygunbir şekilde kullanılmasında bulunduğu teşkilat, hiyerarşik kademe ve görevunvanı itibariyle kuruluşun çalışmalarını doğrudan doğruya etkileyebilecekkarar alma, alınan kararları uygulatma ve uygulamayı denetleme görev veyetkisi, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde kadrounvanları gösterilen personel tarafından yerine getirilmektedir. Bu itibarla,söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yer alankadrolar, genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul vedaire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettişve müfettiş yardımcıları başta olmak üzere üst düzey yönetici ve denetleyicikonumunda bulunan personele ait kadrolardan oluşmaktadır.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yeralan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içieğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda göreve alınanların atamatekliflerinin, söz konusu görev unvanına uygun kadrolara yapılacağı yolundaki4046 sayılı Yasa'nın özel hükmü nedeniyle araştırmacı kadrosuna atanmasıöngörülen personel, üst düzey yöneticilerden ibaret bulunmaktadır.
“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar içinsöz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynıişleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir.
Özelleştirme uygulamaları sonucu nakle tabi kılınan 399 sayılıKanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yer alan kadro unvanlarındabulunan personelin, durumlarındaki özellikler gözetilerek farklı kurallara tabitutulmaları mümkün olduğundan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirlisüreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda görevealınanların yürüttükleri görevin özelliği dikkate alınarak görev unvanlarınauygun kadrolara atanmalarının öngörülmesi, diğer personel yönünden eşitlikilkesine aykırı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmamaktadır. Mesleğe özelyarışma sınavı ile giren ve meslek içi eğitimden sonra yeterlik sınavı sonucundagöreve alınanlar ile bu konumda bulunmayan diğer personel aynı durumdaolmadığından, ayrı kurallara bağlı tutulmasında eşitlik ilkesine aykırılıkyoktur.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukuk devletinin genelilkelerinden birisini oluşturmaktadır. Kazanılmış hak, özel hukuk ve kamuhukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasakurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunmasıanlamında kabul edilmelidir. Ancak, kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi içinbu hakkın yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıylafiilen elde edilmiş olması gerekmektedir.
Anayasa'ya uygun olmak kaydıyla yasa koyucunun, kamu hizmetininyürütülmesine ilişkin koşulları belirleme ve kamu görevlilerinin statülerineilişkin yeni kurallar koyma ya da var olan kuralları değiştirme yetkisi vardır.
Özelleştirme uygulamaları sonucu nakle tabi tutulan personelindiğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atamalarında mevcut unvanlarınınkorunmasının her zaman mümkün olamaması, bu kişilerin atanacakları kadrolarınyasa koyucu tarafından belirlenmesi sonucuna yol açmıştır. Bu amaçla,Araştırmacı unvanlı kadrolar ihdas edilmiş ve 399 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin eki (1) sayılı cetvelde yer alan kadro unvanlarında bulunanpersonelin bu unvanlı kadrolara atanmaları öngörülmüştür. Ayrıca, atandığıkurumda görevine başlayan personelin isteği halinde, boş kadro bulunması veilgili mevzuata uygun olması şartıyla eski kadro ve pozisyonuna uygun kadrolarakurumlarınca atanabilme olanağı da tanınmıştır.
Öte yandan, özlük hakları yönünden de ilgililer lehine özeldüzenlemeler getirilmiştir. Araştırmacı kadrosuna atanması öngörülenpersonelden, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldekikadrolarda istihdam edilmekte olanların kadrolarına ilişkin olarak almaktaoldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı,temsil tazminatı ve görev tazminatının şahsa bağlı hak olarak saklı tutulmaksuretiyle üç yıl boyunca kendilerine ödenmeye devam edeceği ve bu süre içindeeski kadrolarına ilişkin olarak saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan,oran ve katsayı artışlarının şahsa bağlı haklarda artış sayılacağı hükmebağlanmıştır. Ayrıca, bu personelin nakil öncesi kendisine yapılan ödemelerintoplam net tutarının, nakil sonrası yapılan ödemelerin net tutarından fazlaolması halinde de aradaki fark tutarının herhangi bir vergi ve kesintiye tabitutulmaksızın aradaki bu fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olaraködeneceği hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanı sıra, araştırmacı kadrosundagöreve başladığı tarihi izleyen aybaşından itibaren şahsa bağlı haktanyararlanılan üç yıllık sürenin, ilgililerin 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu'nun ek 68. ve ek 73. maddelerinde belirtilen sürelerinhesabında da dikkate alınacağı belirtilmiştir. Anılan hüküm ile şahsa bağlı hakuygulamasının geçerli olduğu süre, 5434 sayılı Yasa'nın ek 68. maddesindeemekliye ayrılanlara makam tazminatı ödenebilmesi için makam tazminatı ödenmesinigerektiren görevlerde çalışılması gereken süreye, ek 73. maddesinde ise ekgöstergeli görevlere atananların atandıkları görevin ek göstergesi üzerindenemekli aylığı ve ikramiyesi ödenebilmesi için gereken süreye dahil edilmişolmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, iptali istenilen kural Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
2) Altıncı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “… üç yıl süre ile…” ibaresinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1)sayılı cetvelde belirtilen personele şahsa bağlı hak kapsamında yapılacaködemelerin üç yıllık bir süre ile sınırlandırılmasının ilgililerin kazanılmışhaklarını ihlal ettiği, bu nedenle söz konusu düzenlemede yer alan “… üç yılsüre ile …” ibaresinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluşturduğu ilerisürülmüştür.
4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesinde, özelleştirme uygulamalarınedeniyle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personelin parasalhakları özel olarak düzenlenmiş ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli(1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tabitutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilenkuruluşlardaki personel dahil) Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleritarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almaktaoldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı,temsil tazminatı ve görev tazminatının bir bütün olarak, göreve başladıklarıtarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulacağıhükme bağlanmıştır.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukuk devletinin genelilkelerinden birisini oluşturmaktadır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesiiçin bir hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütünsonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekmektedir. Kazanılmış hak, kişininbulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş vekişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriyedönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir.
“Şahsa bağlı hak” uygulaması, 399 sayılı Kanun HükmündeKararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapanpersonele yapılacak ödemeler bakımından esas alınması öngörülen tek yöntemioluşturmamaktadır. Yasa koyucu, söz konusu personele yapılacak ödemelerbakımından “fark tazminatı ödenmesi” uygulamasını da kabul etmiştir. Buna göre,personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği tarihteki kadrolarınailişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge,ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatıdâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesaiücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplamnet tutarının; nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olaraködenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsiltazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılanikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermayepayı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti,fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam nettutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarının, herhangi bir vergi vekesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olaraködenmesi öngörülmüştür.
“Şahsa bağlı hak” uygulaması 3 yıllık süre ile sınırlanmış iken“fark tazminatı ödenmesi” uygulaması, aradaki farkın kapanmasına kadaruygulanacak bir yöntem olarak kabul edilmiştir. Şahsa bağlı hak ve farktazminatı ödenmesi uygulamalarına belirtilen hallerin gerçekleşmesinden dahaönce son verilmesi, ancak ilgililerin atandıkları kurumdaki kadro unvanı veyapozisyonlarında isteklerine bağlı olarak herhangi bir değişiklik olması ya dabaşka kurumlara geçmeleri koşuluna bağlanmıştır.
Statü hukukunda, memurlara yapılacak parasal hak ödemeleribakımından ilgilinin bulunduğu kadronun gözetilmesi esastır. Naklen atamasuretiyle kadro unvanının değişmesi halinde de özlük hakları, ilgilinin yenikadro unvanı gözetilerek belirlenmektedir. Bir kadroya ilişkin parasal haklar,kural olarak bir başka kadroda bulunanlar yönünden kazanılmış hakoluşturmamaktadır. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılıcetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tabi tutulanpersonelin önceki kadro unvanlarına bağlı hakları, halen bulundukları statüdendoğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacakniteliğine dönüşmüş bir hak niteliğinde olmadığından kazanılmış bir hakkınihlali söz konusu değildir.
Açıklanan nedenle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- 5398 sayılı Yasa'nın 20. maddesinin (b) bendiyle 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının;
1) Birinci tümcesine eklenen “… veya bu Bakanlık tarafındanişletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise …” ibaresinin incelenmesi
Dava dilekçesi ile ek dilekçede, Anayasa'nın 47. maddesinin üçüncüfıkrasında işletme ve varlıkların özelleştirilmesi öngörülmekte iken bir kamuhizmeti olan araç muayene hizmetinin özelleştirilmesinin amaçlandığı, anılanmaddenin dördüncü fıkrası uyarınca kamu hizmetlerinin gerçek veya tüzelkişilere yaptırılması ve devredilebilmesi ancak özel hukuk sözleşmeleri ileolanaklı iken, üçüncü fıkrası uyarınca özelleştirilmesinin öngörüldüğü ve budüzenleme sonucunda hizmetin idare ile bağının tamamen ortadan kaldırıldığı,5398 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin de Anayasa'ya aykırılıkları ortadankaldırmadığı, belirtilen nedenlerle araç muayenelerinin yetki verilen gerçekveya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılmasının Anayasa'nın 2.,11. ve 47. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinde 5398 sayılı Yasa ileyapılan değişiklik sonucunda, araçların muayenelerinin Ulaştırma Bakanlığı'naait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesiile yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarındayapılacağı belirtilmiştir.
13.8.1999 günlü, 4446 sayılı Yasa ile Anayasa'nın 47. maddesineeklenen dördüncü fıkrada, Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamutüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özelhukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veyadevredilebileceğinin kanunla belirleneceği hükme bağlanmıştır. Anılan kuraluyarınca Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileritarafından yürütülen bir kamu hizmetinin özel hukuk sözleşmesine konu edilmesi,öncelikle bu hususun Kanunla belirlenmesi koşuluna bağlı bulunmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nda Ulaştırma Bakanlığınca yetkiverilmesi halinde gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarındayapılacağı belirtilen araç muayene hizmetinin, idarece gerçek veya tüzelkişilere gördürülme usulü, bir diğer deyişle idare ile gerçek veya tüzel kişiarasında yapılması olası sözleşmenin niteliği açıkça belirtilmemiştir.
Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileritarafından yürütülen hizmetlerin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veyatüzelkişilere yaptırılacağı veya devredilebileceği yolunda özel bir yasaldüzenlemenin bulunmadığı durumlarda, söz konusu kamu hizmetinin gerçek veyatüzel kişilerce yürütülebilmesi bakımından taraflar arasında aktedilensözleşmenin tabi olduğu hukuki rejimin belirlenmesi gerekmektedir.
Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafındanya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinimlerikarşılamak, kamu yararını ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve toplumasunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlanan kamuhizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş vekurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır.Ancak, bu hizmet ve faaliyetlerden özel yönetim biçimiyle gerçekleştirilmeyeelverişli bulunanların, tüm sorumluluk ilgili idare üzerinde kalmak kaydıyla,onun sürekli gözetimi ve denetimi altında, belli yasal usullerle özelmüteşebbislere yaptırılabilmesi olanaklıdır.
Kamu hizmetlerini idare dışındaki gerçek veya tüzel kişileregördürmek veya bunların hizmetin yürütülmesine katılmasını sağlamak veya kamuhizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan para, eşya ve personeli tedariketmek amacıyla aktedilen ve idare lehine olağanüstü hüküm ve şartlar taşıyansözleşmeler öğretide “idari sözleşmeler” olarak tanımlanmaktadır. İdarisözleşmeye konu kamu hizmetinin yürütülmesi bakımından idarenin sorumluluğudevam etmekte ve bu nedenle hizmetin düzenli ve istikrarlı bir biçimdeyürütülmesini sağlamak bakımından idareye denetim ve gözetim yetkisitanınmaktadır.
Trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyupuymadığının belirli zaman aralıkları ile muayene edilerek tespit edilmesiniifade eden araç muayene hizmetinin, kamu hizmeti niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.5398 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile araç muayene hizmetinin UlaştırmaBakanlığı'na ait muayene istasyonlarında ya da Ulaştırma Bakanlığı'nca yetkiverilen kişilere ait muayene istasyonlarında yapılacağı hükme bağlanmış ve busuretle araç muayene hizmetinin yürütülmesi bakımından Ulaştırma Bakanlığıgörevli kılınmış, gerçek veya tüzel kişilere işletme yetkisinin verilmediğiveya işletme belgelerinin iptali durumlarında bu hizmetin adı geçen Bakanlıktarafından yürütülmesi öngörülmüştür. Öte yandan, araç muayene hizmetiniyürütmekle görevli kılınan Ulaştırma Bakanlığının bu konuda yetki vermesihalinde dahi, ilgili gerçek veya tüzel kişilerce yürütülen araç muayenehizmetini denetim ve gözetim görevi devam etmektedir. Bu durumda, bir kamuhizmeti olan araç muayene hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla idare ilegerçek veya tüzel kişiler arasında aktedilecek sözleşmenin, idari sözleşmeniteliğini taşıyacağı açıktır.
Anayasa'nın 47. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, Devlet,kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülenyatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veyatüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredileceğinin kanunla belirleneceğiyolundaki hüküm, söz konusu hizmetlerin özel hukuk sözleşmelerinin yanı sıraidari sözleşmelerle gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabilmesi veyadevredilebilmesine de olanak tanımaktadır.
Araç muayene hizmetinin gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabilmesiveya devredilebilmesini düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nda, söz konusuhizmetin özel hukuk sözleşmeleri ile yaptırılacağı veya devredileceği yolundaherhangi bir hükme yer verilmediğinden, idari sözleşmeler ile gerçek veyatüzelkişilere yaptırılabilmesi veya devredilebilmesi mümkün olan araç muayenehizmetine ilişkin Karayolları Trafik Kanunu'nun 5398 sayılı Yasa ile değişikhükmü, Anayasa'nın 47. maddesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
2) İkinci tümcesine eklenen “… Ulaştırma Bakanlığının onayı ile …”ibaresinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen birkamu hizmetinin gerçek veya tüzel kişilere yaptırılması veya devredilmesininözel hukuk sözleşmesi ile mümkün olduğu, bununla birlikte bu sözleşmenintaraflarından birisinin mutlaka idare olması gerektiği, kamu tüzel kişisiolmayan işleticilerin yetkilerini alt işleticilere devredebilme yetkisininAnayasa'nın 47. maddesine aykırı olduğu, Anayasa'nın 47. maddesinde öngörülenözel hukuk sözleşmesinin taraflarından birisini idare oluşturmakta ikenişleticilerin yetkilerini alt işleticilere devir işleminde idarenin tarafolmadığı, söz konusu devire onay vermesinin de idareyi devir işleminde tarafkonumuna getirmeyeceği ve mevcut Anayasaya aykırılığı ortadan kaldırmayacağı,bu düzenlemenin kamu hizmeti ile idare arasındaki bağı ortadan kaldırdığı, kamuhizmetini yapma yetkisi verilen gerçek veya tüzelkişilerin bu yetkilerini altişleticilere devretmelerinin aynı zamanda kaynağını Anayasadan almayan birDevlet yetkisinin kullanımı niteliğini taşıyacağı, belirtilen nedenlerleişletmecilere yetkilerini alt işletmecilere devir yetkisi verilmesininAnayasa'nın 2., 6., 11. ve 47. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinde 5398 sayılı Yasa ileyapılan değişiklik sonucunda, araç muayene hizmetini yapabilmeleri bakımındanUlaştırma Bakanlığı'nca yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin, buyetkilerini Ulaştırma Bakanlığı'nın onayı ve aynı standartları sağlamalarıkoşulu ile alt işleticilere devredebilecekleri belirtilmiştir.
Araç muayene hizmetinin Ulaştırma Bakanlığı'nca yetki verilengerçek veya tüzel kişilerce yürütülebilmesi, bu konuda aktedilen bir idarisözleşmenin varlığına bağlı olup yetki verilen kişinin bu yetkisini altişleticilere devretmesi, söz konusu hizmetin gerçek veya tüzel kişilerceyürütülebilmesinin dayanağını oluşturan idari sözleşmenin ortadan kalkmasısonucuna yol açmamaktadır. Alt işleticiler tarafından araç muayene hizmetininyürütülebilmesinin de bu konudaki idari sözleşmenin yürürlükte bulunmasınabağlı olduğu kuşkusuzdur. Yetki devrinin hukuki sonuç doğurabilmesininUlaştırma Bakanlığı'nca yetki devrine onay verilmesine bağlı olması da, idareile hizmet arasındaki bağın devam ettiğini göstermektedir. Nitekim aynıstandartları sağlayan alt işleticilere Ulaştırma Bakanlığının onayı ile yetkidevrinde bulunulması, idarenin gözetim ve denetim yetkisini kaldırmamaktadır.Yetki devrinin, yetki verilen gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluğunu ortadankaldırmayacağı yolundaki düzenleme de idari sözleşmenin ve idarenin busözleşmeye dayalı yetkilerinin devam ettiğine işaret etmektedir.
Bu durumda, Ulaştırma Bakanlığı'nca onaylanan yetki devrine dayalıolarak alt işleticiler tarafından araç muayene hizmetinin yürütülmesinin,idarenin taraf olmadığı bir özel hukuk sözleşmesi ile araç muayene hizmetininözelleştirilmesi olarak nitelendirilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle,Ulaştırma Bakanlığı'nın onayına bağlı bulunan yetki devrine ilişkin düzenlemeAnayasa'nın 47. maddesine aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle, iptal isteminin reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 2., 6. ve 11. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.7.2005 günlü, 5398 sayılı “Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması HakkındaKanun”un;
A) 8. maddesiyle değiştirilen 24.11.1994 günlü, 4046 sayılıÖzelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin, ikinci fıkrasınınüçüncü tümcesi ve altıncı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “... üç yılsüre ile ..” ibaresine,
B) 20. maddesinin (b) bendiyle değiştirilen, 13.10.1983 günlü,2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının, birincitümcesinde yer alan “... veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ileyetki verilmesi halinde ise …” ibaresi ile ikinci tümcesinde yer alan“…Ulaştırma Bakanlığının onayı ile …” ibaresine,
yönelik iptal istemleri 29.12.2005 günlü, E. 2005/110, K. 2005/111sayılı kararla reddedildiğinden, bu ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASIİSTEMİNİN REDDİNE,
29.12.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
3.7.2005 günlü, 5398 sayılı “Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması HakkındaKanun”un;
1- 8. maddesiyle değiştirilen 24.11.1994 günlü, 4046 sayılı ÖzelleştirmeUygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin, ikinci fıkrasının üçüncü tümcesive altıncı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “... üç yıl süre ile ..”ibaresinin,
2- 20. maddesinin (b) bendiyle değiştirilen, 13.10.1983 günlü,2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının,birinci tümcesinde yer alan “... veya bu Bakanlık tarafından işletme yetkibelgesi ile yetki verilmesi halinde ise” ibaresi ile ikinci tümcesinde yer alan“Ulaştırma Bakanlığının onayı ile” ibaresinin,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,29.12.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT