ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/128
Karar Sayısı: 2008/54
Karar Günü : 7.2.2008
R.G. Tarih-Sayı :01.07.2008-26923
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yargıtay 13. HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU: 19.3.1969 günlü, 1136sayılı Avukatlık Kanunu'nun, 13.1.2004 günlü, 5043 sayılı Yasa ile eklenengeçici 21. maddesinin Anayasa'nın 2., 5. ve 48. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Avukatlık ücret sözleşmesinden doğan uyuşmazlık nedeniyle açılandavada Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın temyizen incelenmesisırasında itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanYargıtay 13. Hukuk Dairesi iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Avukatlık Kanunu'nun 13.1.2004 günlü, 5043 sayılı Yasaile eklenen itiraz konusu geçici 21. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamışbütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 5. ve 48. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi uyarınca Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 17.11.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Kanun kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklama
13.1.2004 günlü, 5043 sayılı Yasa ile Avukatlık Kanunu'nun bazımaddelerinde değişiklikler yapılmış ve geçici bir madde eklenmiştir.
Bu kapsamda, 5043 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile AvukatlıkKanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinin dördüncüfıkrasının üçüncü ve dördüncü tümceleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflararasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesininbelirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücreteilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen davave işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücretitirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü içinavukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzdeonu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesiuygulanır."
5043 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile Avukatlık Kanunu'na eklenengeçici 21. maddede de, 5043 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte kesinhükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümlerininuygulanacağı belirtilmiştir.
B- İtiraz Konusu Kuralın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
Başvuru kararında, Avukatlık Kanunu'na eklenen geçici 21. maddeile Avukatlık Kanunu'nun 163. ve 164. maddelerinde 4667 ve 5043 sayılıYasalarla yapılan değişikliklerin bu Yasaların yürürlüğe girdiği tarihten dahaönce yapılan avukatlık sözleşmelerinden doğan ihtilaflarda uygulanmasınınamaçlandığı, 2.5.2001 ve 13.1.2004 tarihlerinde yürürlüğe giren 4667 ve 5043sayılı Yasalar ile yapılan değişiklikler öncesinde ve sonrasında uygulanacakkurallara göre söz konusu uyuşmazlıklarda varılacak sonucun birbirinden farklıolduğu, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği özel durumlar dışındakanunların ilke olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olay, işlem veeylemlere uygulanmak üzere çıkarılmalarının ve bu tarihten önceki kesinleşmişhukuksal durumlara etkili olamamalarının hukukun genel ilkelerinden olduğu,hukuk devleti ilkesi uyarınca yasa koyucunun yalnızca Anayasa'ya değil,evrensel hukuk ilkelerine de uygun hareket etmek zorunda olduğu ve yasalarlakonulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin yanı sıra hukukgüvenliğinin de sağlanması gerektiği, itiraz konusu kuralın ise 4667 ve 5043sayılı Yasalardan önce yapılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıklardauygulanmasını sağlamak amacıyla getirildiği, Anayasa'nın 48. maddesindeherkesin çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunun belirtildiği,kişilerin sözleşme yaparken yürürlükte olan hukuk kurallarının güvencesialtında olduğu, belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 2., 5. ve 48.maddelerine aykırı olan kuralın iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
5043 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile Avukatlık Kanunu'na eklenengeçici 21. maddede, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükmebağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır."denilmiştir.
Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48.maddesinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahipolduğu ifade edilmiştir.
Sözleşme özgürlüğü, özel hukuktaki irade özerkliği ilkesininAnayasa hukuku alanındaki dayanağıdır. Özel hukukta irade özerkliği, kişilerinyasal sınırlar içerisinde istedikleri hukuki sonuca bu yoldaki iradeleriniyeterince açığa vurarak ulaşabilmelerini ifade etmektedir. Anayasa açısındansözleşme özgürlüğü ise Devletin, kişilerin istedikleri hukukî sonuçlaraulaşmalarını sağlaması ve bu bağlamda kişilerin belli hukukî sonuçlara yöneleniradelerini geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukukîsonuçların doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması demektir. Sözleşmeözgürlüğü uyarınca kişiler, hukuksal ilişkilerini özgür iradeleriyle vesözleşmelerle düzenlemekte serbesttir. Anayasanın 48. maddesinde koruma altınaalınan sözleşme özgürlüğü, sözleşme yapma serbestisinin yanı sıra, yapılansözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
"Hukuk güvenliği ilkesi", hukuk devletinde uyulmasızorunlu temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hakve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasınınönkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar.
Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukukisonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukukgüvenliği ilkesine aykırılık oluşturur. Hukuk devletinin gereği olan hukukgüvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesinigerekli kılar. "Yasaların geriye yürümezliği ilkesi" uyarıncayasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış haklarınkorunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilkeolarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzereçıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmışhukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
İtiraz konusu kuralla 5043 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihte kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda uygulanacağı öngörülmeksuretiyle, yürürlüğe girdiği tarihten önce ortaya çıkan uyuşmazlıklarınçözümünde de esas alınması kabul edilmiştir.
Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü vedördüncü tümcelerinde 5043 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, avukatlıkücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücretsözleşmesinin bulunmadığı veya ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalıolduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığıhallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücrettarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkilimerci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmınkesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisiarasındaki bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirleneceği, değeri para ileölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesinin uygulanacağıkurala bağlanmıştır.
Anılan maddenin 5043 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki4667 sayılı Yasa ile değişik halinde ise avukatlık ücretinin kararlaştırılmamışolduğu durumlarda, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık ücrettarifesinin uygulanacağı, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde iseasgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarınıincelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmeküzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşiarasındaki bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirleneceği hükmü yeralmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun avukatlık ücretine ilişkinhükümlerin yer aldığı 163. ve 164. maddelerinde 4667 sayılı Yasa ile yapılandeğişiklik öncesinde de, avukatlık ücret sözleşmelerinin yazılı şekildeolmasının şart olduğu, ücretten doğan davalarda yazılı sözleşmeden başka delilgetirilemeyeceği ve dinlenemeyeceği ile yazılı ücret sözleşmesi yapılmamışhallerde asgari ücret tarifesinin uygulanacağı belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile bu Kanunda değişiklikler yapan4667 ve 5043 sayılı kanunlarda, avukatlık ücreti ve avukatlık ücretinden doğanuyuşmazlıklara ilişkin farklı hükümler yer almakta iken itiraz konusu kuralla,5043 sayılı Yasa öncesinde ortaya çıkan ve kesin hükme bağlanmamışuyuşmazlıkların 5043 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümleneceğinin öngörülmesi,anılan Yasa'nın geriye yürümesi sonucunu doğurmaktadır.
5043 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı uyuşmazlıklarınkapsamına, avukatlık ücretine ilişkin olarak taraflar arasında akdedilen birücret sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar da girmektedir. Bu durumda, birsözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunmayan yasa hükmünün o sözleşmedendoğan uyuşmazlığın çözümünde uygulanması söz konusu olmaktadır. Hukukdevletinde hukuk güvenliğinin sağlanması, öncelikle hukuki işlemlerinsonuçlarının öngörülebilir olmasına bağlı bulunduğundan, bir sözleşmeninyapıldığı tarihte mevcut olmayan bir yasa hükmünün daha sonra geriye yürürşekilde bu sözleşmeden doğan bir ihtilafta uygulanmasının öngörülmesi, hukukgüvenliği ilkesine aykırıdır.
Bu durum aynı zamanda, Anayasanın 48. maddesinde düzenlenensözleşme özgürlüğüne de aykırılık oluşturur. Sözleşme özgürlüğü, sözleşmedendoğan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerinin esas alınmasını da gerekli kılar.Tarafların özgür iradeleri ile düzenledikleri ve hukuken geçerli olansözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerinin belirginolmadığından ya da tartışmalı olduğundan bahisle, söz konusu sözleşmeninakdedildiği tarihte yürürlükte olmayan bir yasa kuralının esas alınarakuyuşmazlığın çözümlenmesinin öngörülmesi, sözleşme özgürlüğüne aykırıdır.
Tarafların akdettikleri bir sözleşmenin hükümlerininuygulanmasında ihtilafa düşmeleri o sözleşmeyi geçersiz kılmayacağından, busonuca yol açacak şekilde 5043 sayılı Yasa hükümlerinin geriye yürütülmesineolanak bulunmamaktadır. Kişilerin sözleşme özgürlüklerini kullanarak birsözleşme akdetmelerinden sonra, geriye dönük düzenlemelerle söz konusu sözleşmehükümlerinin ve dolayısıyla kişilerin iradelerinin etkisiz kılınması, hukukdevleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 48.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Cafer ŞAT, Serdar ÖZGÜLDÜR ve SerruhKALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa'nın 2. ve 48. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden Anayasa'nın 5. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI- SONUÇ
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 13.1.2004 günlü,5043 sayılı Yasa ile eklenen geçici 21. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunave İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Cafer ŞAT, Serdar ÖZGÜLDÜR ile SerruhKALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 7.2.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADAL I
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Cafer ŞAT
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
1- İtiraz konusu 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun13.1.2004 günlü, 5043 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen Geçici 21. maddesi,özü itibariyle bu Kanun'la 1136 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin (bumeyanda 164. maddenin dördüncü fıkrasının değişen üçüncü ve dördüncücümlelerin) devam eden -kesin hükme bağlanmamış- bütün ihtilaflara datatbikini öngörmektedir. İtiraz konusu davanın esasını teşkil eden ihtilafavukatlık sözleşmesi ve bundan doğan vekalet ücretine ilişkin olup, mahiyetiitibariyle "usul"e ilişkindir.
Anayasa Mahkemesi'nin 3.3.2004 tarih ve E.2002/126, K.2004/27sayılı kararında (RG.19.2.2005, Sayı: 25732) "...İtiraz konusu kuralınincelenmesinden, avukatların yaptıkları hukuksal yardımın karşılığıolarak almaya hak kazandıkları vekalet ücretinin takdirinde, hukukiyardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olantarifenin esas alınacağı anlaşılmaktadır. Başvuru kararında, anılan hükmün,ceza davalarında suçun işlendiği, hukuk davalarında da dava konusu olayın herdavanın açıldığı tarihteki koşula göre değerlendirilebileceği kuralına paralelolarak suç tarihine göre belirlenmesi gereken yargılama giderinin hükümtarihine göre belirlenmesinin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun değişiklikten önceki 168.maddesinde avukatlık ücretinin takdirinde hukuksal yardımın başladığı veyadavanın açıldığı tarihte yürürlükte olan tarifeler esas alınmış ise de, itiraz konusukuralla ekonominin gerekleri gözetilerek avukatların emeklerinin gerçekkarşılıklarını almaları amaçlanmıştır. Öte yandan, vekalet ücreti maddiceza hukukuna değil, usul hukukuna ilişkin bir düzenleme olup, usulhukukuna göre yargılama giderlerinde yapılacak bir artış değişiklikten önceaçılmış olan davalara da uygulanacağından, benzer bir düzenlemeninvekalet ücreti içinde öngörülmüş olması, Anayasa'nın 38. maddesikapsamında değerlendirilemez. İptal isteminin reddi gerekir..."denilmektedir.
Kanun'dan doğan vekalet ücreti ile müvekkil-avukat arasındasözleşmeden doğan vekalet ücreti, mahiyet itibariyle "usul"eilişkindir. İkinci sayılanın bir "sözleşme"ye dayanması, onun saltbir Borçlar Hukuku sözleşmesi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Çünkü,1136 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre avukatlık bir "kamuhizmeti"dir ve kamu hizmetinin söz konusu olduğu durumlarda da, özelyasaya (1136 sayılı Kanun) dayalı sözleşmeler ve bundan doğan vekalet ücretide kamu düzenine ilişkindir.
2- Ceza ve hukuk yargılaması kuralları da kamu düzenine ilişkinolduklarından, bunlarda vaki değişikliklerin de devam etmekte olan tümyargılamalara "hemen" uygulanması asıldır. Dava konusu "vekaletücreti"de hem usule ilişkin bir düzenleme oluşu, hem de kamu hizmeti-kamudüzenine ilişkinlik unsurlarını özünde taşıması nedeniyle; AnayasaMahkemesi'nin yukarıda işaret edilen emsal kararı doğrultusunda, devam edenyargılamalar yönünden hemen tatbiki gereken bir kural mahiyetindedir. Öte yandan,Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında da işaret edildiği gibi "... Geriyeyürümezlik ilkesi hakkında Anayasa'da açık bir kural bulunmamasına karşın,Anayasa Mahkemesi, hukuk devleti ve ölçülülük yönlerinden yargısal denetimyapar... Zorunlu nedenlerle, örneğin kamu yararıgibi, geriye yürümedurumunda önceyi etkileme sözkonusu olabilir... Bilindiği gibi yasalar kamudüzeninin gerektirdiği durumlarda geriye yürütülebilmekte ve önceyeetkili olabilmektedir... Dava konusu düzenlemede... ortaya çıkan hukuksal sorunlarınçözümlenmesi amaçlandığına göre, yasa uygulamasının daha önceki bir tarihtenbaşlatılması, kamu yararı ve kamu düzeni gereği olarak görülmüştür.Bu nedenle söz konusu hüküm Anayasa'ya aykırı değildir..." (Any.Mah.7.11.1989 tarih ve E.1989/6, K.1989/42 sayılı kararı, AMKD., Sayı 25,sh.387-419)
Dolayısiyle, konuya bu yönü itibariyle de bakıldığında; kamuyararı düşüncesiyle kamu düzenine ilişkin bir konuyu düzenleyici mahiyettekikuralların, devam eden davalara da tatbiki gerektiğine işaret eden kuralınAnayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
3- Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın Anayasa'yaaykırılığı söz konusu edilemeyeceğinden, kuralın iptaline yönelik istemin reddigerektiği kanaatine ulaştığımızdan; kuralın iptaline dair çoğunluğun kararınakatılmıyoruz.
Başkan
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Cafer ŞAT
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ