ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2005/2
Karar Sayısı: 2008/181
Karar Günü : 18.12.2008
R.G. Tarih-Sayı:07.10.2009-27369
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kartal 1. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22.5.2003 günlü, 4857sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ''en çok dörtaya kadar'' ibaresinin, Anayasa'nın 2., 5., 11., 49. ve 60. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işeiadesine, üç yıllık ücreti tutarında sendikal tazminatın, işe iade kararıkesinleşinceye kadar geçecek süre için dört aylık ücret ve diğer haklarının,mahkemece verilecek işe iade kararına işverence uyulmaması halinde de sekizaylık ücret ve diğer hakları tutarında tazminatın ödenmesine karar verilmesiistemiyle açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.5.2003 günlü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun itiraz konusu ibareyide içeren 21. maddesi şöyledir:
'İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebingeçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshingeçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmakzorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise,işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminatödemekle yükümlü olur.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde,işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye ençok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.
İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine aitücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemedenmahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veyabildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarıayrıca ödenir.
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğindenitibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmakzorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olanfesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ilesorumlu olur.
Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmelerile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 5., 11., 49. ve 60. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, MustafaBUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Fazıl SAĞLAM, A.Necmi ÖZLER ve SerdarÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 18.1.2005 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinde, iş sözleşmesi feshedilenişçinin, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebingeçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihindenitibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği, taraflar anlaşırlarsauyuşmazlığın aynı sürede özel hakeme götürüleceği ve aynı maddenin üçüncüfıkrasında da, davanın seri muhakeme usulüne göre iki ay içindesonuçlandırılacağı, mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay'ın biray içinde kesin olarak karar vereceği belirtilmiştir.
Yasa'nın 'Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları' başlıklı 21.maddesinin birinci fıkrasında, işverence geçerli sebep gösterilmediği veyagösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespitedilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işverenin, işçiyi bir ayiçinde işe başlatmak zorunda olduğu, işçiyi başvurusu üzerine işveren bir ayiçinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücretitutarında tazminat ödemekle yükümlü olacağı, ikinci fıkrasında, mahkeme veyaözel hakemin feshin geçersizliğine karar vermesi durumunda, işçinin işebaşlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirleyeceğiöngörülmüştür.
Maddenin, itiraz konusu ibareyi de içeren üçüncü fıkrasında ise, 'Kararınkesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadardoğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.' denilmiş ve maddenin altıncıfıkrasında da, bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerininsözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemeyeceği, aksi yönde sözleşmehükümlerinin geçersiz olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan 21. maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, işsözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle açılan davanınsonuçlanması uygulamada dört ayı aşsa da, işveren işçiyi işe başlatsın ya dabaşlatmasın, işçi, feshin geçersizliğine ilişkin kararın kesinleşmesine kadarçalıştırılmadığı sürenin en çok dört aya kadar olan kısmı için ücretini vediğer haklarını alabilecektir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın, 4857 sayılı İş Kanunu'nun20. maddesinde yer alan yargılama süresiyle paralel olduğu, ancak işmahkemelerinin işyükü dikkate alındığında bu düzenlemenin işçi aleyhine sonuçdoğurduğu, bu davalardaki yargılamanın Yasa'da belirtilen süre içindetamamlanamadığı, bu durumda davanın dört aydan fazla sürmesi halinde davacıişçinin haklı çıksa da ancak dört aylık doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarınasahip olabileceği, fazlaya ilişkin haklarından mahrum kalacağı, davanınuzamasında kusuru olmayan işçinin, feshin geçersizliği yolunda verilen kararınkesinleşmesine kadar geçen süreye ait ücret ve diğer haklarının dört ay ilesınırlandırıldığı ve ayrıca dört aydan fazlaya ilişkin sosyal güvenlikhaklarının da yok sayıldığı, bu düzenlemenin adil olmadığı, belirtilennedenlerle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan''en çok dört aya kadar'' ibaresinin, Anayasa'nın 2., 5., 11., 49. ve 60.maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde nitelikleri belirtilen sosyal hukukdevleti, insan haklarına saygılı, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararıarasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatının kararlılık içindegelişmesi için sosyal ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan,onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, sosyal güvenlikhakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyaladaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.
Anayasa'nın 49. maddesinde, Devletin, çalışanların hayatseviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları veişsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomikbir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı,60. maddesinde de, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletinbu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Yasa'nın 20. ve 21. maddelerinde yer alan düzenlemelerarasında bütünlükbulunduğu görülmektedir. Yasakoyucu tarafından 20.maddede yargılama süresi olarak öngörülen toplam dört aylık süre, 21. maddeninüçüncü fıkrasında, feshin geçersizliğine karar verilmesi durumunda, kararınkesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için elde edebileceği azamiücret ve diğer hakları belirlemekte ölçü olarak kullanılmıştır.
İş hayatında işçi ve işveren arasındaki dengeyi kurarak çalışmabarışını sağlamak ve korumak Devletin görevleri arasında yer almaktadır. Bunagöre, iş hayatı koşulları ve ülke verileri göz önüne alınarak, işçi ve işverenilişkilerinde her iki tarafın hak ve yükümlülüklerinin gözetilmesi zorunlubulunmaktadır.
Bu durumda, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ilişkinkararın kesinleşmesine kadar işçiye çalıştırılmadığı süre için doğmuş bulunanücret ve diğer haklarının en çok dört aylık kısmının ödenmesine ilişkindüzenleme, yargılama aşamasında öngörülen seri muhakeme usulü gözetildiğindeişçi ve işveren arasında olması gereken hak ve yükümlülük dengesinde birölçüsüzlüğe yol açmamaktadır.
Bu nedenle itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2., 11., 49. ve 60.maddelerine aykırı değildir, iptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Fulya KANTARCIOĞLU bugörüşe katılmamışlardır.
VI-SONUÇ
22.5.2003 günlü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin üçüncüfıkrasında yer alan '... en çok dört aya kadar ...' ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ileFulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.12.2008 gününde kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında yeralan ''en çok dört aya kadar '' ibaresinin reddine ilişkin FulyaKANTARCIOĞLU'nun karşıoyuna katılıyorum.
Başkan
Haşim KILIÇ
KARŞIOY YAZISI
4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında yeralan ''en çok dört aya kadar'' ibaresinin, Anayasa'nın 2., 5.,11., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptali isteminin reddine,Kanun'un çeşitli maddelerinin iptali istemiyle açılan E.2003/66 sayılı davayailişkin olan ve o davada iptali istenen kurallar yönünden dengelerin tümüyleçalışan aleyhine bozulduğu, bunun da Anayasa'ya aykırılıklar oluşturduğugörüşüyle katılmadığım K.2005/72 sayılı kararındaki karşıoy yazımdabelirtilenlere paralel gerekçelerle katılmıyorum.
İtiraz konusu kuralın gerekçesinde 'dava, seri muhakemeusulüne göre görülecek olmakla birlikte, sonuçlanması uygulamadaöngörülen dört aylık süreyi aşabilecektir.' denilmişolması, öte yandan Yasa'nın 21. maddesinin altıncı fıkrası ile dört aylıktazminat süresinin sözleşme ile artırılmasının da yasaklanması, kuralınınçalışan aleyhine sonuçlar doğuracağı bilinerek yasalaştırıldığınıgöstermektedir. Kuralın, Anayasa'nın 2. ve 49. maddelerine aykırı olmasınedeniyle iptali gerekir.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
22.5.2003 günlü 4857 sayılı İş Kanunu'nun 'Geçersiz sebepleyapılan feshin sonuçları'nı düzenleyen 21. maddesinin ikinci fıkrasında,mahkeme veya özel hakemin feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işebaşlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirleyeceği, itirazkonusu bölümün yer aldığı üçüncü fıkrasında ise kararın kesinleşmesine kadarçalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret vediğer haklarının ödeneceği hükme bağlanmaktadır. Başvuru kararında, bu fıkranın'en çok dört aya kadar' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.Feshin geçersizliğine karar verilmesi durumunda işçiye ödenecek ücret ve diğerhaklarının en çok dört ayla sınırlanmasının, Yasa'nın 20. maddesinde feshingeçersizliği istemiyle dava açma süresinin bir ay; mahkemenin karar vermesigereken sürenin iki ay ve Yargıtay'ın karar vereceği sürenin de bir ayolmasından kaynaklandığı buna göre, itiraz konusu düzenlemenin söz konusudavaların en çok dört ayda bitirileceği varsayımına dayandırıldığıanlaşılmaktadır. Davaların, Yasa'da öngörülen sürede sonuçlandırılamamasıdurumunda ise işçinin kalan süre için herhangi bir hak talep etmesine olanakbulunmamaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti, insanhaklarına saygılı, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarınıgüvence altına alan, kişi hakları ile toplum yararı arasında denge kuran,çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve malitedbirler alarak çalışanları koruyan ve insanca yaşamalarını sağlayan,işsizliği önleyen, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gerekenönlemleri alan, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaletigerçekleştiren devlettir. Sosyal ve ekonomik hakların tam anlamıyla korunupyaşama geçirilebilmesi de kuşkusuz, sosyal hukuk devletinin tüm kurum vekurallarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulması ve işlemesiyleolanaklıdır.
Öte yandan, Anayasa'nın 5. maddesinde, 'kişinin temel hak vehürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surettesınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya' çalışmak devletintemel amaç ve görevleri arasında sayılmış 49. maddesinde de çalışmanın herkesinhakkı ve ödevi olduğu, devletin 'çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayıdesteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak veçalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri' alacağı belirtilmiştir. Budüzenlemelerle sosyal hukuk devletinin gereği olarak çalışanlar korunurken 48.maddenin ikinci fıkrasında 'devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominingereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içindeçalışmasını sağlayacak tedbirleri alır' denilerek özel teşebbüsler bağlamındaişverenlerin de Anayasal güvence kapsamında oldukları vurgulanmıştır. Buna göredevlet, özel teşebbüslerin çıkarları ile çalışanların hakları arasında adil birdenge kurmakla yükümlü tutulmuştur.
İtiraz konusu kuralla feshin geçersizliğine ilişkin kararınkesinleşme sürecinin, dört ayı geçmesi olasılığı gözetilmeksizin işçiyeödenecek ücret ve diğer hakların bu süreyle sınırlandırılması çalışanlaratanınan Anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır. Başka bir anlatımla devletinyargılamanın yasada öngörülen sürede bitirilmesini sağlayamaması durumunda,bunun olumsuz sonuçlarına sadece çalışanların katlanmak zorunda bırakılması,işverenin ise kararın kesinleşmesi çok uzun bir süreyi alsa da dört aylıködemeyle sorumluluktan kurtulması işçi, işveren ilişkisinde adil dengeningözetilmediğinin açık bir göstergesidir. Yargılamanın belirlenen süredetamamlanamamasından, kusuru bulunmayan üstelik işverene göre daha güçsüzdurumda olan çalışanın zarar görmesi sonucunu doğuran kural, sosyal hukukdevleti ilkesiyle açık bir çelişki oluşturduğu gibi bu konuda devlete anayasaile verilen ödevlerin de yerine getirilmediğini göstermektedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu bölümün iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU