ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/40
Karar Sayısı : 2009/17
Karar Günü : 5.2.2009
R.G Tarih-Sayı : 05.06.2009-27249
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1-Danıştay 11. Dairesi (E.2005/40)
2-Ankara Bölge İdare Mahkemesi (E.2002/33)
İTİRAZLARIN KONUSU:24.5.1983 günlü, 2829 sayılı SosyalGüvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi HakkındaKanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasında yer alan'Son defa T.C. EmekliSandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve''ibaresinin Anayasa'nın 2.,10. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerinbirleştirilmesi sonucunda yaşlılık aylığı bağlandığı halde 5434 sayılı Yasa'yagöre emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemine karşı açılan davalarda itiraz konusuibarenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler iptali içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2829 sayılı Yasa'nın itiraz konusu ibareyi de içeren 12. maddesişöyledir:
'Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliyeayrılan vekendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilenhizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire,kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinintoplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göreemekli ikramiyesi ödenir.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce kıdemtazminatı veya emekli ikramiyesi ödenmiş süreler, emekli ikramiyesininhesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylıkbağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulunduklarısosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdemtazminatına ilişkin hükümleri uygulanır.'
B- İlgili Yasa Kuralı
2829 sayılı Yasa'nın 8. maddesi şöyledir:
'Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; sonyedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca,hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerindensonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır veödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununagöre yaş haddinden re'sen emekli olma süresi kanunla belirlenen vazifelereatanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesihallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.'
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- 2002/33 esas sayılı davada,Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8.maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU,Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nın katılımlarıyla28.2.2002 günündeyapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine,Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ ve Ertuğrul ERSOY'un karşıoylarıve oyçokluğuyla ,
B- 2005/40 esas sayılı davada, 12.5.2005 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle,
karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
24.5.1983 günlü, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına TabiOlarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 12. maddesininbirinci fıkrasındaki'Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılan ''bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin 2002/33 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle2005/40 esas sayılı dava ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esasincelemenin 2005/40 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 12.5.2005gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ve ilgili Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30.maddesinin birinci fıkrası gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı FatihAcar, SGK Sosyal Sigortalar Genel Müdürü İbrahim Ulaş, SGK Kamu GörevlileriEmeklilik İşleri Dairesi Başkanı İsmail Ertüzün, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığı İş Müfettişi Erol Güner ve SGK Kamu Görevlileri Emeklilik İşleriDairesi Başkanlığı Şube Müdürü Necmettin Taşan'ın 4.2.2009 günlü sözlüaçıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, başka sosyal güvenlik kurumlarına bağlıolarak çalıştıktan sonra, son bir yılda Emekli Sandığına tabi bir görevdebulunanlara bu süre üzerinden emekli ikramiyesi ödendiği halde uzun süre EmekliSandığına tabi görevlerde çalışıp başka bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabiolarak yaşlılık aylığına hak kazananlara Emekli Sandığınca emekli ikramiyesiödenmediği, bunun kişinin sosyal güvenlik hakları kapsamında yer alan topluödemeden (ikramiyeden) yararlanma hakkını ortadan kaldırdığı, adalet vehakkaniyet ölçülerine göre bu durumda olanlara, Emekli Sandığına tabi olarakçalıştıkları sürelerdeki prim veya keseneklere göre emekli ikramiyesi ödenmesigerektiği, bu nedenlerle itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2., 10. ve 60.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2829 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin birinci fıkrasına göre emekliikramiyesi ödenebilmesi için, son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılma ve kendilerine 2829 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarıncabirleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanma koşullarını taşımakgerekmektedir. Bu koşulları taşıyanlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire,kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerintoplamı üzerinden 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre emekli ikramiyesiödenecektir. Bu koşullarla birlikte 5434 sayılı Yasa'nın 89. maddesinin birincifıkrasındaki''her tam fiili hizmet yılı için, ' hesaplanacak tutarların biraylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.'hükmü gereğince emekli ikramiyesialabilmek için, T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerde en az bir yıl çalışmışolmak da gerekmektedir.
2829 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin birinci fıkrasına göre,birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere, son yedi yıllıkfiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmetsürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabiolduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacaktır.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin dördüncü fıkrasında'T.C.Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız SosyalSigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarındageçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununagöre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye,bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamukuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.'hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelere göre, farklı sosyal güvenlikkurumlarındaki hizmet sürelerinin birleştirilmesiyle 2829 sayılı Yasa'nın 8.maddesi gereğince son yedi yıllık hizmet süresi içinde fiili hizmet süresifazla olması nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunca aylık bağlanması halinde,aynı veya farklı kamu kuruluşlarında, gerek Emekli Sandığına, gerekse SosyalSigortalar Kurumuna tabi olarak geçmiş olsun, anılan kamu kuruluşlarında geçentoplam hizmet süreleri üzerinden son kamu kuruluşu işveren tarafından ilgiliyekıdem tazminatı ödendiği; son yedi yıllık hizmet süresi içinde fiili hizmetsüresi fazla olan Emekli Sandığınca aylık bağlanması halinde ise son defaEmekli Sandığına tabi bir görevden emekliye ayrılmayan ilgiliye, emekliikramiyesi ödenmediği, yalnızca kamuda işçi olarak geçen süreye karşılık kıdemtazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, bir yıldan fazla 5434 sayılı Yasa kapsamında görevyaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarakçalışmalarını tamamlayıp 2829 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca yaşlılıkaylığı bağlananlara da, son defa Emekli Sandığına tabi bir görevden emekliyeayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tabi olarak yaptıklarıçalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygunolan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesindeki'kanun önünde eşitlik ilkesi'hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesiyasaklanmıştır.
2829 sayılı Yasa'da benimsenen sistemle, farklı sosyal güvenlikkuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli olanlara yaşlılıkaylığı bağlandığı halde, itiraz konusu ibareyle son defa bağlı olunan sosyalgüvenlik kurumuna göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılmayanlara, 5434 sayılı Yasa'ya tabi çalışma süreleri için emekliikramiyesi ödenmemesi, Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıolduğu gibi, adil sonuçlar doğurmadığından 2. maddesindeki hukuk devletiilkesine de aykırıdır. Bu nedenle itiraz konusu ibare, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İptal edilen ibarenin, ayrıca Anayasa'nın 60. maddesi yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında'Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez'denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bukural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında ise Anayasa Mahkemesi'nin,iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamuyararını ihlâl edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünüuygulayacağı belirtilmektedir.
İtiraz konusu ibarenin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksalboşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü vebeşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VIII- SONUÇ
A-24.5.1983 günlü, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına TabiOlarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 12. maddesininbirinci fıkrasında yer alan 'Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılan ve ...' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B-İptal edilen ibarenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararınıihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarıgereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKBİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
5.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1982 Anayasası'nın Geçici 15. maddesinin, 12 Eylül 1980tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük MilletMeclisi'nin Başkanlık Divanı'nı oluşturuncaya (6.12.1983) kadar geçecek süreiçinde, çıkarılan kanunların, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasa'yaaykırılığının iddia edilemeyeceğine ilişkin son fıkrası 3.10.2001 günlü, 4709sayılı Yasa ile madde metninden çıkarılmış, ancak aynı kurala koşut düzenlemegetiren 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Yasa'nın 25. maddesi değiştirilmemiştir. Bu durumda Anayasadeğişikliğine karşın belirtilen dönemde çıkan yasaların Anayasa'ya uygunluğunundenetlenmesini engelleyen 2949 sayılı Yasa'nın 25. maddesinin ihmalinin miiptalinin mi gerektiğinin tartışılması gerekmiştir.
Anayasa'nın 152. maddesinde 'Bir davaya bakmakta olan mahkeme,uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasayaaykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği kararakadar davayı geri bırakır' denilmektedir. Maddede 'davaya bakmakta olanmahkeme' yönünden bir sınırlandırma getirilmediğinden iptal ve itirazbaşvuruları nedeniyle incelediği davalarda Anayasa Mahkemesi'nin davayabakmakta olan Mahkeme olduğunda duraksanamaz.
2949 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin 2. bendinde 'Mahkemelercekendisine Anayasa'nın 152 nci maddesine göre intikal ettirilen işleri ve YüceDivan sıfatıyla çalışırken veya siyasî partilerin kapatılmasına ilişkindavalarda aynı madde gereğince ön mesele olarak bakması gereken işleri kararabağlamak' Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Buradayalnız Yüce Divan sıfatıyla çalışırken veya siyasî partilerin kapatılmasınailişkin davalardan söz edilmesi ise ön mesele olarak kabul edilen işlerinbunlarla sınırlı olduğu anlamına gelmemekte, Anayasa Mahkemesi'nin asıl işleviolan Anayasa'ya uygunluk denetiminin yanı sıra görevlendirildiği bu iki konudadoğabilecek duraksamaları önleme amacına yönelik bulunmaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 152. maddesinin 'Anayasaya aykırılığındiğer mahkemelerde ileri sürülmesi' biçimindeki başlığından yola çıkarakAnayasa Mahkemesi'nin 'diğer mahkemeler' kapsamına girmemesi nedeniyle iptal veitiraz başvuruları nedeniyle baktığı davalarda uyguladığı bir kuralınAnayasa'ya aykırılığını incelemeyeceği sonucuna varılamaz. Gerçekten böyledüşünüldüğünde, Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan ve siyasî parti kapatmadavalarında da Anayasa'ya aykırılıksorununu ön mesele olarak inceleyememesigerekir. Çünkü bu davaların diğer mahkemelerde görülebilecek türden klâsikdavalar olması sonuçta bu davalara bakan Mahkeme'nin Anayasa Mahkemesi olduğugerçeğini ortadan kaldırmaz. Ayrıca Anayasa maddelerinin başlıkları Anayasa'nın176. maddesine göre Anayasa metninden sayılmaz.
Öte yandan, Anayasa yargısının kabul edildiği bir hukuksisteminde, Anayasa'nın üstünlüğünün ve bağlayıcılığının sağlanabilmesi içinbir zorunluluk olmadıkça ihmâl yoluna gidilmesi olağan ve kabul gören biryöntem değildir. Bu bağlamda Anayasa'nın 138. maddesindeki hâkimlerinAnayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hükümvereceklerine ilişkin kuralla hakimlerin doğrudan Anayasa'yı uygulayabilmelerideğil bakmakta oldukları bir davada uygulayacakları kuralları Anayasa'ya aykırıbulmaları halinde bunların iptalleri için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'nebaşvurmaları sağlanarak aykırılığın giderilmesi amaçlanmıştır. MahkemelerinAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına vardıkları kuralları ihmâl ederek doğrudanAnayasa'yı uygulayabileceklerinin kabulü, Anayasa'ya uygunluk denetimininAnayasa Mahkemesi'ne verildiği bir hukuk sistemine ve onu yansıtan Anayasa'yaaykırılık oluşturur.
Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin son fıkrasının 4709 sayılı Yasaile kaldırılmasından önceki dönemde, bu fıkra kapsamına giren kimi yasalardakikuralların Anayasa'da yapılan değişiklikler sonucu Anayasa'ya aykırı durumagelmelerine karşın mahkemelerde görülmekte olan davalarda bunların Anayasa'yaaykırılıklarının ileri sürülememesi nedeniyle aradaki aykırılık iptalinimkânsızlığı karşısında zorunlu olarak ihmâl yoluyla giderilmeye çalışılmıştır.Bir hukuk karmaşasının yaşandığı tartışmasız olan bu dönem, 4709 sayılıYasa'nın getirdiği değişiklikle sona ermiştir. Artık Türk hukuk sisteminde'ihmâl' yönetimini haklı kılacak bir neden kalmamıştır. Ayrıca bu yöntem, ihmâledilmekle dolaylı olarak Anayasa'ya aykırı oldukları saptanan kimi kurallarınvarlıklarını sürdürmelerine neden olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2949 sayılı Yasa'nın 25. maddesi iptaledilmeden, bu maddenin ihmâli yoluyla esasın incelenmesine geçilemeyeceğigerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU