ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/53
Karar Sayısı : 2008/161
Karar Günü : 13.11.2008
R.G Tarih-Sayı :27.03.2010-27534
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 1. AileMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesinin birinci fıkrasının, Anayasa'nın5., 10., 12. ve 41. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Evlilik birliği dışında doğan çocuğun velâyetinin düzenlenmesiistemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savınıciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren337. maddesi şöyledir:
'Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsahâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 5., 10., 12. ve 41. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Fettah OTO'nunkatılımlarıyla 3.6.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
İtiraz konusu kural, evlilik birliği dışında doğan çocuğunvelâyetinin kime ait olacağını düzenlemektedir. Velâyet kavramı, Türk MedeniKanunu'nda açıkça tanımlanmamıştır. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun339. maddesi hükümlerinden genel olarak velâyet kavramının içeriğininbelirlenmesi mümkündür. Buna göre velâyet kısaca, ana babanın prensipte erginolmayan çocuklarıyla ilgili olarak kanunen gerekli kararları alma yetkisiniifade eder. Öğretide ise velâyet, küçüklerin ve bazen de kısıtlı erginçocukların gerek kendilerine, gerek mallarına özen gösterme ve onları temsiletme konusunda kanunun ana ve babaya yüklediği yükümlülükler ile buyükümlülüklerin iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak üzere onlaratanıdığı hakların tümü olarak tanımlanmıştır.
Velâyet, birçok hak ve yükümlülüğü içeren bir hukuki kurumdur.Velâyet, ana babanın çocuğa ilişkin sorumluluklarının ve yetkilerinin tümünükapsar; bu bağlamda çocuğun bakım ve eğitimi, kanuni temsili, malvarlığınınyönetimi ve çocuğun menfaatlerinin korunması için hukuki temel oluşturur.Önceleri ana babanın çocukları üzerindeki hâkimiyet hakkı olarak görülenvelâyet, günümüzde hem yükümlülük hem de bir hak olarak anlaşılmaktadır.
Velâyet, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğindedir. Bunedenle başkasına devredilemez, miras yoluyla geçmez ve bu haktan vazgeçilemez.Bu hak başkasına devredilemediği gibi bu haktan feragat da edilememektedir.Bununla birlikte yasanın gösterdiği bazı şartlar altında velâyet hakkınınkullanılmasının kısmen veya tamamen üçüncü kişilere bırakılması mümkündür.
Türk hukukunda velâyet hakkı kural olarak sadece ana ve babayatanınmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 335. maddesinde 'ergin olmayan çocuk ana vebabasının velâyeti altındadır' denilmiştir. Aynı şekilde, Türk MedeniKanunu'nun 314. maddesinin birinci fıkrasında evlat edinenin de ergin olmayanevlatlık üzerinde velâyet hakkı olduğu kabul edilmiştir. Ana ve baba evliiseler velâyet hakkı çocuğun dünyaya geldiği anda her ikisine de ait olarakdoğar. Ana ve baba evli değillerse, çocuğun velâyeti doğum anından itibarenanaya aittir. Evlilik birliği dışında doğan çocuğun anasının velâyetikullanamadığı veya kullanmasının mümkün olmadığı istisnai hallerde ise, hâkimintakdirine göre velâyet babaya verilebilir veya çocuğa vasi atanabilir (TürkMedeni Kanunu m.337). Ayrıca, Türk Medeni Hukukunda evlilik birliği dışındaanne ve babanın velâyeti birlikte kullanma hakları tanınmamıştır.Yasakoyucu 743 sayılı mülga Medeni Kanunun uygulandığı dönemde olduğugibi velâyetin askıda kalmaması için, evlilik birliği dışında doğan çocuklarınvelâyetinin kendiliğinden ve başka bir işleme gerek kalmaksızın anneye aitolması esasını kabul etmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle evlilik birliğiiçinde doğan çocuklarla ve evlilik birliği dışında doğan çocuklar arasındaayırım yapıldığı, evlilik birliği dışında doğan çocukların velâyetinin babayaverilmesinin çok güç şartlara bağlandığı, evlilik birliği dışında doğan çocuğunbabasının soyadından ve babasının velâyetle ilgili yükümlülüklerindenyararlanamadığı, babanın evlilik birliği dışında doğan çocuğun eğitim vegelişimine katkıda bulunamadığı, oysa evlilik birliği içinde doğan çocuğunbunlardan faydalandığı ve daha avantajlı bir durumda olduğu, ayrıca evlilikbirliği içinde doğan çocukların babaları ile evlilik birliği dışında doğançocukların babaları arasında eşitliğe aykırı uygulamaların ortaya çıktığı, bunedenle kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak vekişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri ve durumlarıözdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Anayasa'nın 'Ailenin korunması' ile ilgili 41.maddesinde; 'Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğedayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak içingerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.' denilmektedir.
Türk hukukunda evlilik birliği içinde ve dışında doğan çocuklararasında haklara ehil olma, hakları kullanma ve hukuksal korunma bakımından hertürlü eşitsizliğin 4721 sayılı Medeni Kanun ile kaldırıldığı öğretide kabulgörmekle birlikte, 'velâyet' ve 'soyadı' konularında farklı görüşler bulunduğubilinmektedir.
Başvuran mahkemenin evlilik dışı doğan çocuğun soyadı hakkıkonusunda ileri sürdüğü savlarla ilgili olarak, ebeveynin soyadını kullanmahakkı velâyetin değil öncelikle soybağının bir hukuki sonucudur. Bunedenle, itiraz konusu kuralla ilgili olmadığı anlaşılan bu savlarınincelenmesine gerek görülmemiştir.
İtiraz konusu kuralın gerekçesi incelendiğinde, kanunkoyucunun 743sayılı mülga Türk Medeni Kanunu'nun uygulandığı dönemde yaşanan tecrübelerinazara alarak, evlilik birliği dışında doğan çocuğun velâyetinin askıdakalmaması ve hak kaybına uğramaması için, doğumdan sonra velâyetin kural olarakanneye, istisnai durumlarda ise babaya verilmesini veya vasi atanmasını tercihettiği anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde, Avrupa'daki ve dünyanın diğer bölgelerindeki çağdaşülkelerin medeni hukuk mevzuatında, olağanüstü bazı şartlar haricinde evlilikbirliği dışında doğan çocukların velâyetinin anneye verilmesi yöntemi yaygınbir uygulamadır. Diğer taraftan, uluslararası belgelerde de, evlilik birliğidışındaki doğan çocukların velâyetinin anneye veya babaya veya her ikisineverilmesi konusundaki tercih genellikle devletlerin takdirine bırakılmıştır.
Yasakoyucu evlilik birliği dışında doğan çocukların ana ve babalarınınanlaşmaları ve hâkimin de bu anlaşmayı uygun görmesi halinde, velâyeti birliktekullanma haklarını öngörmemiş ve velâyetin doğrudan babaya verilmesi yolunu datercih etmemiştir. Evlilik birliği dışında doğan çocuğun doğumdan itibarenderhal yasal bir temsilciye sahip olması, çocuğun yüksek yararı gereğidir.Evlilik dışı çocuğun velâyetinin doğrudan anneye verilmesi, istisnai durumlardavelâyetin babaya verilmesi veya vasi atanmasının nedeni, soybağıilişkisinin kolaylıkla kurulması, anne ve çocuk arasındaki özel biyolojik veruhsal bağın varlığı olup, bu husus yasakoyucunun takdir alanı içindedir.
Evlilik birliğinin devamı ile evlilik birliğinin sona ermesi veevlilik dışı çocuk sahibi olunması hallerinde, velâyet hakkının kullanılmasıkonusunda farklı düzenlemeler öngörülmesinde, bu hakka sahip olan veliler aynıhukuksal konumda bulunmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırmasıyapılamaz. Bu nedenle kuralın Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bir yönügörülmemiştir.
Anayasa'nın 41. maddesi ile toplumun temeli olan ailenin huzur verefahı ve özellikle ana ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri almakgörevi Devlet'e verilmiştir. Bu madde de belirtilen 'Devlet,ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması.... için gereklitedbirleri alır' hükmü çocukların korunmasını da güvence altına alır.Kuralda evlilik birliği dışında doğan çocuğun haklarının korunması veyasal yönden temsilcisiz kalmaması için velâyetin doğumla birlikte anneyeverilmesinin öngörülmesi, Anayasa'nın 41. maddesinde çocukların korunmasıiçin gerekli tedbirleri alma yönünde Devlet'e verilen görevin yerinegetirilmesinin bir ifadesidir.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 5. ve 12. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
VI- SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 337.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 13.11.2008gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ