ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/56
Karar Sayısı : 2009/94
Karar Günü : 25.6.2009
R.G Tarih-Sayı:26.11.2009-27418(Mük)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME:Polatlı 1. AsliyeHukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla).
İTİRAZIN KONUSU:22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 175. maddesinin birinci ve 176. maddesinindördüncü fıkralarının Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan nafakanın artırılması davasında itiraz konusukuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun itiraz konusukuralları da içeren maddeleri şöyledir:
'MADDE 175.-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf,kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücüoranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
MADDE 176.- Maddî tazminat ve yoksulluknafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesinekarar verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veyanafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümühâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilenevliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayatsürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetingerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilenmaddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomikdurumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkatılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kuralkonusu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için, elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun175. maddesinin birinci fıkrası ile 176. maddesinin dördüncü fıkrasınıniptalini istemektedir.
Bakılmakta olan dava, daha önce açılan boşanma davası sonucundadavacıya ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının artırılması davasıdır.Bu davada davacı lehine nafakaya hükmedilip hükmedilmeyeceği incelenemeyeceğinden,4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası davadauygulanacak kural değildir. Bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkeme'ninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE, dosyada eksiklik bulunmadığından aynı Kanun'un176. maddesinin dördüncü fıkrasının esasının incelenmesine, 20.6.2005 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 176.maddesinin üçüncü fıkrasının, nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadankalkması halinde nafakanın kaldırılmasını düzenlemesine rağmen, tarafların malidurumlarının değişmesi halinde nafakanın artırılması ya da azaltılmasınıdüzenleyen aynı maddenin itiraz konusu dördüncü fıkrasının, nafaka borçlusununekonomik durumunun olumsuz yönde değişmesi halinde, nafakanın tamamen kaldırılmasınaolanak tanımadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 175. maddesine göre yoksulluknafakasına hükmedilebilmesi için boşanmaya hükmedilmiş olması, nafaka talepeden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş ya da düşecek olması ve diğer eşenazaran daha az kusurlu veya eşit kusurlu bulunması veya boşanmaya neden olanolaylarda tamamen kusursuz olması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Nafaka alacaklısının durumunda meydana gelen değişikliğe bağlıolarak nafakanın hangi hallerde sona ereceği, 4721 sayılı Türk MedenîKanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrasında; nafakanın artırılması ya daazaltılması ise, aynı maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre,nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümühâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilenevliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayatsürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarınındeğişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veyaazaltılmasına karar verilebilir.
176. maddenin gerekçesinde, maddenin 743 sayılı Türk KanunuMedenisi'nin 145. maddesini karşıladığı, iradın arttırılması veya azaltılmasınıgerektiren hâllerin maddede dördüncü fıkra hâlinde hükme bağlandığıbelirtilmiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 145. maddesinin sonfıkrasında borçlunun mali gücünün önemli ölçüde eksilmesi halinde nafakanınkaldırılmasına karar verilebileceği düzenlenmesine rağmen, itiraza konu olan176. maddenin dördüncü fıkrasında yoksulluk nafakasının kaldırılmasından açıkçabahsedilmemektedir. Ancak 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1. maddesindekanunun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı hükmebağlanmıştır. Bu maddeye göre, hâkim önündeki sorunu yasa hükmünün sözüyle yaniyazılış biçimiyle tam olarak çözemiyorsa, bu takdirde yasanın özüne yani ohükmün konuluş amacına bakarak karar verecektir. Bu bakımdan Türk MedenîKanunu'nun 1. maddesi, hâkime önündeki sorunu adil bir şekilde çözmek için çokönemli bir hareket serbestliği tanımaktadır.
Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma veyardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmendevamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, sosyal ve ahlâkidüşünceler yer almaktadır. Nafaka talep edilen eşin kusursuz da olsa nafakaödemekle yükümlü kılınması, yoksulluk nafakasının tazminat ya da cezadan farklıbir nitelik taşıdığını göstermektedir. Yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zamannafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanmasonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerininkarşılanması düşünülmüştür. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafakatalep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra,nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması,diğer bir ifadeyle kendi kusurundan kaynaklanmamak koşuluyla yoksul olmamasıgerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlâkidüşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafakaverilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafakaödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir.Bu nedenle, nafaka borçlusunun kendi kusuru bulunmaksızın yoksulluğa düşmesihalinde, hâkim Yasa metninde açıkça belirtilmese dahi Türk Medenî Kanunu'nun 1.maddesine göre yoksulluk nafakasının koşulları ve kabul ediliş amacını gözönünde bulundurarak, nafakanın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 176.maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tamamen kaldırılmasına da kararverebilecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal birhukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Buna göre,sosyalhukukdevleti, kişi vetoplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı üst düzeydegerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyaladaleti sağlayan, çalışma hayatının gelişmesi için önlemler alarak çalışanlarıkoruyan, millî gelirin adil bir biçimde dağıtılmasını sağlayan devlettir.
Nafaka borçlusunun sonradan kendi kusurundan kaynaklanmayan birnedenle yoksulluğa düşmesi halinde, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1. ve 4.maddeleri doğrultusunda, 176. maddenin dördüncü fıkrası gereğince nafakanınkaldırılabilmesi de olanaklı olduğundan itiraz konusu düzenlemeyle, hâkimin buyönde bir karar vermesi engellenmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Bu sonuca Haşim KILIÇ, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ farklı gerekçeyle katılmışlardır.
VI- SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 176. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 25.6.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
DEĞİŞİK GEREKÇE
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin reddine ilişkinÜye Ahmet AKYALÇIN ve Üye Serdar ÖZGÜLDÜR'ün değişik gerekçesine aynenkatılıyorum.
Başkan
Haşim KILIÇ
DEĞİŞİK GEREKÇE
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinde maddi tazminatveyoksulluk nafakasının ödenme biçimidüzenlenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, irat biçiminde ödenmesine kararverilen madditazminat veya nafakanın,alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birininölümü halinde kendiliğinden kalkacağı; alacaklıtarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadankalkması ya da haysiyetsiz hayatsürmesihalinde de mahkeme kararıyla kaldırılacağı hükme bağlanarak tazminat veyanafakanın hangi koşullarda kendiliğinden kalkacağıveya mahkeme kararıylakaldırılacağıaçıkça belirlenmiştir.
İptali istenilen 176. maddenin dördüncüfıkrasında ise, fıkrada öngörülenkoşulların varlığı halinde'iradın artırılması veya azaltılması'na karar verilebileceğidüzenlenmiş olup bu düzenlemede yasa koyucunun'kaldırma'yı amaçlamadığıaçıkçaanlaşıldığı halde kuraldan yasa koyucunun kastetmediği bir anlam çıkararaknafakanın kaldırılmasının engellenmediği sonucuna ulaşmak isabetli değildir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyalhukuk devleti, adaletli bir hukukdüzenikurup bunu geliştirerek sürdüren, güçsüzleri güçlüler karşında koruyarak sosyaladaleti sağlayan, kişi ve toplum yararı arasında dengekuran devlettir.
Öte yandan Anayasa'nın 5. maddesinde,kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama devletin temel amaçve görevleri arasında sayılmıştır.
Anayasa'nın emredici hükümleri gözetilerekboşanmadan sonra yoksulluk içinedüşeneşin toplum içerisinde asgari düzeyde yaşamını sürdürebilmesi amacıyla'yoksulluk nafakasının mali güçte meydana gelendeğişiklik ve hakkaniyetingerektirdiği hallerle orantılı olarakartırılması veya azaltılmasını öngören kuralınAnayasa'yaaykırılığından söz edilemez.
Açıklanan gerekçeyle iptal isteminin reddigerekirken yasa koyucununiradesiyle örtüşmeyen redde ilişkin çoğunlukgerekçesine katılmıyoruz. 25.06.2009
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
FARKLI GEREKÇE
1.Türk Medeni Kanunu'nun175. maddesinde'Boşanma yüzündenyoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğertaraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir ''denilerek,'yoksulluk nafakası'nın hangi koşullarda istenebileceği, itiraza konu kuralınbulunduğu 176. maddesinde de yoksulluk nafakasının ödenme biçimi, tamamenkaldırılmasını gerektiren haller ile tarafların sosyal ve ekonomik durumlarındameydana gelen değişikliklere göre artırılabilmesi veya azaltılabilmesi konularıdüzenlenmiştir.
2. İtiraz edilen kuralda ise 'Tarafların mali durumlarınındeğişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veyaazaltılmasına karar verilebilir'denilerek, 175. madde uyarınca ekonomikdurum araştırması yapılarak saptanan mali güce göre verilen yoksulluknafakasının, bu güçte meydana gelen değişiklik çerçevesinde artırılabileceğiveya azaltılabileceği öngörülmüştür.
3. Anayasa'nın 5. maddesinde kişilerin refah, huzur ve mutluluğunusağlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğuna, 41. maddesindede ailenin, Türk toplumunun temelini oluşturduğuna işaret edilerek bunlarınkorunmaları için ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yapmak üzere yasama organınayetki verilmiştir. Bu yetkinin bir diğer dayanağı da Anayasa'nın 2. maddesindeöngörülen, sosyal Devlettir.
4. Yoksulluk nafakası, evli eşler arasında geçerli olan birlikteolma ve karşılıklı yardımlaşma borcunun, boşanmadan sonrada belli ölçüde devametmesini sağlayan ve sosyal düşünceyle oluşturulan bir hukuk kurumudur.
5. Yasa koyucu, yoksulluk nafakasını düzenlemekle bir taraftanboşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari düzeyde yaşamgereksinimlerinin karşılanmasını amaçlarken, öte yandan da kusurlu hareketleboşanmaya neden olmak suretiyle Türk toplumunun temelini teşkil eden ailebirliğinin bozulmasının önüne geçmek istemiştir. Eşlerin, yaşamı karşılıklıözveriyle paylaşmaları gerektiğini düşünen yasa koyucu, boşanmadan sonrahükmedilen yoksulluk nafakasının mali güçte meydana gelen değişiklik ileorantılı olarak artırılmasını veya azaltılmasını sosyal Devlet olmanın birgereği olarak kabul ve takdir etmiştir.
6. Yasa koyucu, sadece artırılma veya azaltılma halini bilerekyasalaştırdığını, yoksulluk nafakasının hangi koşullarda kaldırılabileceğinisöz konusu kuralın da bulunduğu 176. maddesinde düzenlemek suretiylegöstermiştir. Bu düzenlemede bile, kusurlu hareketiyle boşanmaya neden olannafaka borçlusunu değil, bu nafakayı almaya hak kazanan nafaka alacaklısındakideğişimi gözeterek, yoksulluk nafakasının kaldırılabileceği kabul edilmiştir.Böylece, kusurlu eşin, kusuruyla sebebiyet verdiği sonuca mali gücü oranındakatılmasını bilerek gerekli görmüştür.
7. Yoksulluk nafakasını, nafaka borçlusu yönünden kaldırmayıöngörmeyen, ailenin ve kişilerin korunmasının yanı sıra, kusurlu eşin kusuruylasebebiyet verdiği sonuca mali gücü oranında katılmasını öngören düzenleme,Anayasa'nın 2., 5. ve 41. maddelerine aykırı değildir.
8. İtiraz isteminin bu gerekçeyle reddi gerekirken, yasa koyucununiradesine uygun olmayan gerekçeyle reddedilmesine ilişkin çoğunluk gerekçesinekatılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
FARKLI GEREKÇE
4721 sayılı Yasa'nın 176.maddesinin dördüncü fıkrası olan, 'tarafların mali durumlarının değişmesi veyahakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına kararverilebilir' hükmünün Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu savıyla gönderilendosyaya esas yerel mahkemede açılan davada; davacının, takdir edilen yoksulluknafakasının parasal kıymetinin zaman içinde azalması nedeniyle ARTIRILMASINItalep ettiği görülmektedir.
A) İlk İncelemeYönünden:
20.6.2005 tarihinde dosyanınyapılan ilk incelemesinde görevde bulunmamam sebebiyle içinde yer almadığımmahkeme heyeti, kuralın davada uygulanacak kural olduğu gerekçesi ile esasincelemesine geçmiş ise de, davayı gören mahkemenin nafakanın arttırılmasınıisteyen davacı yönünden talebiyle bağlı kalarak arttırmak suretiyle davanınkabulü ya da davalının maddi koşullarını araştırarak arttıramamak gerekçesi iledavanın reddi hükmü kurabilecek iken, iptaline gelinen 4721 sayılı Yasa'nın176/4. fıkrası içinde bulunmadığını söylediği, nafakayı kaldırma halinineksikliği, bu davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.
Madde 'tarafların malidurumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradınarttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir şeklinde hakime yetkisınırını çizip verirken, bu madde'de, nafaka yükümlüsü bakımından (bu davanındavalısı) nafakanın tamamen kaldırılmasına imkan vermiyor diyerek üstelikdavalı yönünden bir anlamda bir karşı dava ve talep de yok iken, davalı yanadına kuramayacağı bir hükme esas norm eksikliği (eksik düzenleme) iddiasınıgetirmesi ile ortaya çıkan kural yaratma çabası 2949 sayılı Yasa'nın 28.maddesi ile sayılan haller kapsamında olmadığından ve uygulanacak kural davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorun çözümünde ve davayı sonuçlandırmadaolumlu-olumsuz etki yapacak nitelikteki kurallar ararken bu dava ile mahkemenafakanın kaldırılmasına karar veremeyecektir, çünkü yetkisizdir.
B) Esas İncelemeYönünden:
Ancak, heyet iptal isteminekonu maddenin ilk incelemesinde uygulanacak kural mütaalası ile dosyanın esasincelemesine geçmiş; mevcut 4721 sayılı Yasa'dan önceki halinin 743 sayılıMedeni Yasamızın 145. maddesinin son fıkrasının borçlunun mali gücünün önemliölçüde eksilmesi halinde nafakanın kaldırılmasına karar verilebileceğidüzenlemesi öngörmesine rağmen şimdiki Yasa'nın 176. maddesinde bu haldenbahsedilmediği, o halde (davamızda konu olmasa da) nafaka borçlusu kusursuzcayoksulluğa düşerse, hakim nafakanın hükmedilmesindeki aynı sosyal ve ahlakidüşüncelerle kaldırılmasına da karar vermelidir, buna Medeni Yasa'nın 1. ve 4.maddeleri imkan vermektedir düşüncesini gerekçe yaparak ile 4721 sayılıYasa'nın 176. maddesinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık taşımadığına kararvermiştir.
Nafakanın kaldırılmasıhaline imkan vermediği, verdiği sınırlı yetkinin bu hali ile sosyal hukukdevleti ilkesine ve yoksulluğa düşeninde sürekli nafaka ödemesinin hakkaniyeteuygun olmadığı gerekçesine dayalı, itirazen iptali istenen normda yer alannafaka; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa kusuru daha ağır olmamakkoşulu ile diğer tarafın mali gücü oranında- yükümlünün kusur oranınabakılmaksızın verilen sosyal ve ahlaki bir yardımdır.
Yasakoyucu, 176. maddenin üçüncüfıkrasında alacaklının evlenmesi, taraflardan birinin ölmesi halinde nafakanınkalkacağını ve de alacaklının fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadankalkması ya da haysiyetsiz hayat sürme hallerinde mahkeme kararı ile nafakanınkalkabileceğini söylemektedir. O halde nafaka kalkma halleri tadadi olaraksayılmış, mali durum değişikliğinde ise ancak arttırma ve indirmeyapılabileceğini belirtmiş ve Yasa'nın nafaka ödeme yönünden çerçevesiniçizmiştir.
Çoğunluk görüşünün dayandığıMedeni Yasa'nın 1. ve 4. maddeleri ile hakime, yasada bulunmayan kurallaryönünden örf ve adet hukukuna ve hakkaniyete göre karar verebileceği yetkisiniverdiğini söylerken, tarafların mali durum değişikliklerinde nafakanınkaldırılması açıkça yazmıyor diyerek yasakoyucunun toplumsal reflekslere veonlarca yıldır süre gelen uygulamalara bakarak yarattığı nafakanın kaldırılma,azaltılma ve arttırılması hallerine ilişkin sistematiğe, var olan 4721 sayılıYasa'nın boşanmada tazminat ve nafaka başlığı altında yer alan maddelerikarşısında denetim organı mahkememize yasakoyucu gibi hareket imkanıvermemektedir.
Nafaka yükümlüsü yönündenkusur aranmadıkça, yoksul diğer tarafa geçim için bir ödeme yapma yükü yaninafaka, tazminat ya da cezadan çok farklıda bir nitelik taşımaz.
Türk Ceza Kanun'un 233.maddesi medeni kanun kapsamında aile hukukundan doğan yükümlülüğü yerinegetirmeyenlerin hapis cezası ile cezalandırılacağını söylediği gibi, İcra veİflas Kanunu'nun 344. maddesi de nafakaya ilişkin karar gereğini yerine getirmeyenlerinhapsen tazyikine karar verileceğine amirdir.
Nafaka, cezai yaptırımsonucuda dikkate alındığında kamusal ve sosyal içeriğe sahip bir olgudur. Buhali ile hakimin takdirinden ziyade normatif düzende yasakoyucunun tercihlerinetabii kılınmış yapısına ve sınırlarını belirleyen içeriğine sadık kalınmalı,eksik düzenleme varmış gibi örf ve adet hukukuna yönelinmemelidir.
Nafaka bir kurum ise, tadadisayılan kaldırma halleri dışında tarafların mali durum tetkileri ileindirilebilir ancak yükümlünün mali durumu iyi değil tespiti ile ortadan hükmenkaldırılamaz. Yoksulluğa düştüğü belirlenen tarafa ödenen nafaka, yükümlüsüyoksullaştı diye ödenemeyecek ise, bu alacaklı yönünden nafaka yükümlülüğühükmünün infazı sorunu olup, maddi hukuku ortadan kaldırmak için yeterli sebepsayılamaz.
Normda sosyal adalet, sosyaldevlet ilkeleri yasa koyucu tarafından kullanılmış, nafakanın kaldırılabilmesikoşullarının ayrıca sayıldığı Yasa'nın 176/3 gibi maddesi var iken, güçsüzyükümlünün hakları iptali istenen kural ile korunmadığını söylemek mümkünolmayacağından 176. madde, tüm fıkraları ile birlikte değerlendirildiğindenafaka yükümlüsü yönünden artma, kaldırma halleri ayrı ayrı sayıldığıanlaşıldığı nedenleri ile yasa koyucunun tercihinde ölçüsüz sosyal devletilkesinden uzak bir yaklaşım ve eksik düzenleme var denemeyeceği için 176/4normatif düzenlemesinde Anayasa'ya aykırı bir yön görülmemiş ve bu nedenleçoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serrruh KALELİ