ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/69
Karar Sayısı : 2009/61
Karar Günü : 7.5.2009
R.G. Tarih-Sayı:07.10.2009-27369
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Güney Deniz SahaKomutanlığı Askeri Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.5.1930 günlü, 1632sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 87. maddesinin Anayasa'nın 2., 7., 10., 11.,13., 17., 22., 31. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Önceden tebellüğ ettiği emre aykırı olarak, izin dönüşündegetirdiği cep telefonunu, askerlik hizmetini yaptığı birliğe sokmak suretiyleemre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği ileri sürülen sanığın cezalandırılmasıistemiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun itirazkonusu 'İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası' başlıklı 87. maddesi şöyledir:
'1. (Değişik : 22/3/2000 - 4551/22 md.) Hizmeteilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrinyerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekraredildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapiscezası ile cezalandırılırlar.
2. Yukarıki fıkrada yazılı suçlar seferberlikte yapılırsa beş vedüşman karşısında yapılırsa on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.'
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkatılmalarıyla 11.7.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle,itiraz konusu maddenin ikinci fıkrasının davada uygulanacak kural niteliğindeolup olmadığı sorunu ele alınmıştır.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları,bakılmakta olan davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veyakararın dayanağını oluşturmaya yarayacak kurallardır.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 87. maddesininbirinci fıkrasında, hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişilerin bir aydanbir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddedenveya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenlerin, üç aydan ikiseneye kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanırken, ikincifıkrasında, birinci fıkrada yazılı suçların seferberlikte ve düşman karşısındayapılması halinde, suçu işleyenlerin daha ağır cezalarla cezalandırılmasıöngörülmektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada,cezalandırılması istenilen suçun seferberlikte veya düşman karşısında işlenmesihali söz konusu olmadığından, maddenin ikinci fıkrası davada uygulanacak kural değildir. Bunedenle, itiraz konusu 87. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin başvurununMahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, birinci fıkrasının ise, dosyadaeksiklik bulunmadığından esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, bir eylemin suç olarak vasıflandırılıp yaptırımabağlanabilmesi için, toplumun geneli tarafından kabul görmeyen, ayıplanan eylemolması gerektiği, verilen emirlere aykırı olarak bir er tarafından birlikiçerisine cep telefonu getirme eyleminin ise toplumun geneli tarafından kabulgörmeyecek veya ayıplanacak nitelikte bir davranış olmamasına rağmen, AskeriCeza Kanununun 87. maddesinde, hizmete ilişkin emirden ne anlaşılması gerektiğiile suç teşkil eden eylemin açık ve net olarak ortaya konulmaması, bunu ortayakoyabilecek nitelikte bir çerçevenin çizilmemiş olması ve maddenin kanunkoyucunun amacını aşacak şekilde genişletici yoruma elverişli düzenlemeleriçermesi nedeniyle idare ve uygulayıcılar tarafından anılan eylemin suç halinegetirilip cezalandırıldığı, ayrıca çeşitli yerlere asılmış bulunan yasaklamaemirlerine ve bu emirlerin genel amacı karşısında eşit konumda bulunmalarınarağmen, kışla içerisinde cep telefonu bulunduran sivil kişiler için hürriyetibağlayıcı her hangi bir ceza öngörülmezken, asker kişiler için cezauygulandığı, bu duruma göre, suç sayılmayan hallerin cezalandırılmasına yolaçmak suretiyle yargı erkine ve idareye suç ve ceza ihdas etme imkanı verenAskeri Ceza Kanununun 87. maddesinin, Anayasanın Başlangıç hükümlerine, 2., 7.,10., 11., 17., 22. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen Hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasa koyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, 'kimse, kanunun suçsaymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz' denilerek 'suçun yasallığı',üçüncü fıkrasında da 'ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancakkanunla konulur' kuralına yer verilerek 'cezanın yasallığı' ilkesibenimsenmiştir.
Anayasa hukukunun temel ilkelerinden olan suç ve cezada yasallık,ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Bu ilke, aynızamanda temel hak ve özgürlükleri en geniş biçimiyle gerçekleştirip güvencealtına almakla yükümlü hukuk devletinin de esas aldığı değerlerden olup,uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de özel bir yere ve önemesahip bulunmaktadır.
Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler ile emrin yerinegetirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiğihalde emri yerine getirmeyenlerin bu eylemleri, itiraz konusu kuralla yaptırımabağlanmıştır. Yasa koyucu, ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde yetkisinikullanırken kuşkusuz Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmakkoşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türüve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin neler olacağı gibikonularda takdir yetkisine sahiptir. Söz konusu takdir yetkisininkullanılmasında suçun askeri suç olup olmamasının da dikkate alınacağıaçıktır. Askerlik hizmetinin ulusal güvenliğin sağlanmasındakibelirleyici yeri ve ağırlığı, sivil yaşamda suç oluşturmayan ya da önemsizgörülebilecek cezaları gerektiren kimi eylemlerin suç olarak kabul edilmelerinive ağır yaptırımlara bağlanmalarını zorunlu kılabilmektedir.
Gerek 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nda ve gerekse 211 sayılıTürk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nda 'askerlik', 'asker', 'amir', 'er''vazife', hizmet', 'emir', 'disiplin','ast', 'üst' tanımları yapılmış veSilahlı Kuvvetlerin, harp sanatını öğrenmek ve öğretmekle vazifeli bulunduğu,bu vazifenin ifası için lazımgelen tesisler ile teşkillerin kurulup,tedbirlerin alınacağı, üste itaatin, hizmetin yapılmasında sebat ve gayretin,intizam severliğin, yapılması men edilen şeylerden kaçınmanın her askerin esasvazifesi olduğu kurala bağlanmıştır. Bir başka anlatımla, hizmetten, emirden,amirden, asttan, üstten ve hizmete ilişkin emirden ne anlaşılması gerektiği veemre itaatsizlikte ısrar edenlerin hangi cezalarla cezalandırılacakları,dolayısıyla suçun esaslı unsurları ve çerçevesi ile cezası yasayla öncedenbelirlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına İç HizmetKanununa dayanılarak verilen görevlerin yasada tek tek sayılması, yasakoyucunun önceden öngörebilmesi açısından mümkün olmadığı gibi, askeri yargıyerlerinin, önlerine getirilen davada, belirtilen esasları göz önünde tutarak,eylemin 87. maddenin birinci fıkrasının cezalandırılmasını öngördüğüeylemlerden olup olmadığını takdir edecekleri açıktır.
Askeri idari makamlarca, askeri hizmete ilişkin emre itaatsizlikteısrar edildiğinden bahisle, her hangi bir askeri şahıs hakkında ceza davasıaçılması sağlandığında, isnat edilen eylemin, gerçekten isnat edilen nitelikteolup olmadığının görevli askeri yargı yerlerince değerlendirilmesi askeri yargıyerlerine suç ve ceza ihdas etme yetkisi verildiği anlamına gelmez.
Asker kişilerle siviller aynı hukuksal konumda bulunmadıklarındanbunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Bu nedenlerle iptali istenilen kuralın, yasa ile suç sayılmayanhallerin cezalandırılmasına yol açtığı, bu bağlamda suç ve cezanın yasallığı veeşitlik ilkesi ile çeliştiği savı yerinde görülmemiştir.
Kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın Başlangıcı, 7., 11., 17. ve 22.maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 22.3.2000günlü, 4551 sayılı Yasa'nın 22. maddesiyle değiştirilen 87. maddesinin (1)numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 7.5.2009gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ