ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2005/79
Karar Sayısı: 2009/38
Karar Günü : 5.3.2009
R.G. Tarih-Sayı:03.10.2009-27365
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Haluk KOÇ ve Kemal KILIÇDAROĞLU ile birlikte 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 29.6.2005 günlü, 5377sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 3. maddesiyle 26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzereeklenen (2) numaralı fıkranın,
2- 29. maddesiyle değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 263.maddesinin,
Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 42. ve 174. maddelerine aykırılığısavıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Türk Ceza Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un iptali istenilen kuralları içeren;
1- 3. maddesiyle eklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 13.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
'2) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkrakapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması, AdaletBakanının talebine bağlıdır.'
2- 29. maddesiyle değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun263. maddesi şöyledir:
'Madde 263.- (1) Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veyaişleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 42. ve 174.maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkatılımlarıyla 18.7.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrasıgereğince Türk Ceza Kanunu'nun 13. maddesinin 5377 sayılı Yasa'yla eklenen (2)numaralı fıkrasının kapsam ve uygulanma koşulları ile ilgili olarak GaziÜniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Öğretim Üyeleri Prof. Dr.İzzet ÖZGENÇ ve Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN'in, aynı fıkra ile ilgili AdaletBakanlığı'nın uygulaması konusunda ise Adalet Bakanlığı Ceza İşleri GenelMüdürü Galip Tuncay TUTAR'ın 4.3.2009 günlü sözlü açıklamaları dinlendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 13. Maddesinin İncelenmesi
Başvuru kararında, yabancı ülkede işlenmiş olsa da, kimi suçlardandolayı failin yargılanmasını ve cezalandırılmasını Adalet Bakanının, siyasal veöznel olarak kullanılabilecek biçimde takdirine bırakan düzenlemenin ayrıcalıkniteliğinde olduğu ve eşitsizlik oluşturduğu, Adalet Bakanına tanınan buyetkinin yaratacağı sonuca göre yurt dışında aynı suçu işleyen iki kişiden biriAdalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yargılanırken, diğerinin Bakanınistemde bulunmaması halinde yargılamadan kurtulabileceği, bu niteliktekidüzenlemenin hukuk devleti, eşitlik ve Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığıilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Türk Ceza Kanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre,fıkrada belirtilen suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkedeişlenmesi halinde Türk Kanunları uygulanacaktır.
Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilensuçlar bakımından mutlak, diğer suçlar bakımından nisbi bir koruma getirilmişbulunmaktadır. Buna göre, İkinci Kitap Dördüncü Kısım altındaki;
Üçüncü Bölümde yer alan 'Devletin Egemenlik Alametlerine veOrganlarının Saygınlığına Karşı Suçlar',
Dördüncü Bölümde yer alan 'Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar',
Beşinci Bölümde yer alan 'Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar',
Altıncı Bölümde yer alan 'Milli Savunmaya Karşı Suçlar',
Yedinci Bölümde yer alan 'Devlet Sırlarına Karşı Suçlar veCasusluk',
suçlarından dolayı Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için AdaletBakanı'nın talebine gerek bulunmamaktadır. Bu suçlardan dolayı Bakanın talebinegerek olmaksızın resen yargılama yapılabilmesi olanağı bulunmaktadır.
Bakanın talebine bağlı tutulan suçlar ise maddede yer alan;
1.- İkinci Kitap, Birinci Kısım altındaki; 'Soykırım' başlıklıBirinci Bölümde ve 'Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti' başlıklı İkinciBölümde yer alan suçlar,
2.- İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Sekizinci Bölümde yeralan 'Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar',
3.- İşkence(m.94,95),
4.- Çevrenin kasten kirletilmesi(m.181),
5.- Uyuşturucu ya da uyarıcı madde üretim ve ticareti(m.188),uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma(m.190),
6.- Parada sahtecilik(m.197), para ve kıymetli damgaları imaleyarayan araçların üretimi ve ticareti(m.200), mühürde sahtecilik(m.202),
7.- Fuhuş (m.227),
8.- Rüşvet(m.252),
9.- Deniz, demiryolu ya da havayolu ulaşım araçlarınınkaçırılması, alıkonulması(m.223/2,3) ya da bu araçlara karşı işlenen zararverme suçları(m.152),
gibi uluslararası işbirliği ve anlaşmalar gereğincekovuşturulmaları bakımından Devletleri ortak tavır almaya zorlayan suçlardır.
Türkiye'nin taraf olduğu ve 'aut dedere aut punire' (iade et veyacezalandır) kuralına yer verilen anlaşmalarda, belli suçların TürkiyeCumhuriyeti Devletinin güvenliğine veya anayasal düzenine karşı ya daTürkiye'nin zararına olarak işlenmiş suç olmamasına, fail ve mağdurlarının Türkvatandaşı olmamasına ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alanıdışında işlenmiş olmasına rağmen Türkiye'ye yargılama yapma konusundayükümlülükler yüklenmektedir. Bu sözleşmelerle, çeşitli hukuki mülahazalarlageri verme yoluna gidilmemesi halinde, taraf devletlere yargılama vecezalandırma yükümlülüğü yüklenmiştir. Bu suçlardan dolayı soruşturma vekovuşturma yapılmasının, Türkiye'nin barış esasına dayalı diplomatikilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek bir sonuç doğurmaması, Türk milletininve bir parçasını oluşturduğu dünya milletler topluluğunun varlığı ve geleceğigözetilerek öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Öte yandan 13. maddenin gerekçesinde de, Adalet Bakanı'na buyetkinin verilmesinin, sayılan suçlardan bir kısmıyla ilgili olarak 'kamu davasınınaçılmasında zorunluluk kuralı'nın benimsenmesinin kimi durumlarda politik birsorun yaratabilecek nitelikte olmasına bağlanmıştır. Bu hükümle, birincifıkranın (b) bendinde sayılanlar dışındaki diğer suçlardan dolayı Türkiye'deyargılama yapılmasının ortaya çıkarabileceği siyasi sorunların önünegeçilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Ceza kanunlarının, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nınkonuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin genel durumu, sosyal veekonomik hayatın gereksinmeleri gözönüne alınarak saptanacak ceza politikasınagöre düzenlenmesi gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukukdevletinde yasakoyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaçduyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Cezaların, suçların ağırlık derecelerine göre önleme ve ıslahamaçları da gözönünde tutularak adaletli bir ölçü içinde konulması cezahukukunun esaslarındandır.
Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundaolduğu belirtilmiştir. Bu ilke, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrıkuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasınıengellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme eşitliğe aykırılıkoluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değilhukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmişolmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalarakonulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
İptali istenilen kuralla bireyler ve topluluklar arasında eşitlikilkesine aykırı bir ayırım yapılmamış, milletlerarası sözleşmelerden kaynaklananyükümlülükler ve ülkenin politik çıkarları nedeniyle kimi suçlar bakımındanmaddenin uygulanması Adalet Bakanının talebine bağlı tutulmuştur. AdaletBakanı'na tanınan bu yetki, yargısal değerlendirmeden ziyade Devlet ve toplumyararı açısından bir takdir yetkisinin kullanılmasıdır.
Belirtilen nedenlerle, Türk Ceza Kanunu'nun 13. maddesinin (1)numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen (2) numaralı fıkrasında yeralan kural Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı değildir, iptalisteminin reddi gerekir.
B- Yasa'nın 263. Maddesinin İncelenmesi
Başvuru kararında, maddede yapılan düzenleme ile yasaya aykırıeğitim kurumlarının açılıp işletilmesinin özendirildiği ve çalışmalarını sürdürmelerineolanak sağlandığı, Anayasa ve kanunlarımızın gereği olan laiklik ilkesiningereğine aykırı olarak yasa dışı eğitim kurumu açılmasının toplumun önemverdiği ağır bir suç oluşturduğu, kanuna aykırı eğitim kurumu açılıpçalıştırılması suçuna verilecek cezanın, cezalandırmada güdülen amaca ve cezapolitikasının temel ilkesine uygun olarak tespit edilmesinin Anayasa'nın 2.maddesinde ifade edilen 'hukuk devleti' olmanın bir gereği olduğu, düzenlemeile sözkonusu kurumlarda öğretmenlik yapanların cezadan, kurumların dakapatılmaktan kurtarıldığı, hapis yerine sadece para cezası verilebilmesininimkan dahiline sokulması ve kanuna aykırı eğitim kurumu açanlara ve bunlarıçalıştıranlara verilecek cezanın üst sınırının indirilmesinin ve verilencezanın ertelenebilmesinin mümkün hale getirilmesinin de bu suç için öngörülencezayı caydırıcılık sınırının altına düşürdüğü, Anayasa'nın 42. maddesindeAtatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarınaaykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağının açıkça vurgulandığı, kuralınbu esaslara aykırılığı saptanan kurumların kapatılmasını da zorunlu kıldığı,iptali istenen düzenlemenin zaman içinde yasal olmayan eğitim kurumlarıaracılığı ile Anayasa'nın 24. maddesine aykırı biçimde dinin siyasete aletedilmesine, Öğretim Birliği Yasasına aykırı olarak eğitimin ikileştirilmesinezemin hazırlayacağı, bu tür yasalara aykırı eğitim kurumlarının, terörist,bölücü eğitimleri vermek amacıyla açılmasına da olanak sağlayacağı belirtilerekdüzenlemenin Anayasa'nın 2., 5., 11., 42. ve 174. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal veekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadeleamacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulmasıDevletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna ilişkindüzenlemeler bakımından yasakoyucu Anayasa'nın temel ilkelerine ve cezahukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamayailişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda belli eylemlerin suçsayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerdeki cezayaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi hal ve hareketlerinağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği gibi konulardatakdir yetkisine sahiptir.
Anayasa'nın 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleridüzenlenmektedir. Buna göre, Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır.
Anayasa'nın eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen 42.maddesinde, kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı,öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği belirtildiktensonra, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda,çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altındayapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı hükmebağlanmıştır.
Anayasa'nın 174. maddesinde yer alan kurala göre, Anayasa'nınhiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma veTürkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden ve maddedegösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihteyürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamazve yorumlanamaz.
Ceza siyasetine uygun olarak, yasakoyucu tarafından takdiryetkisine dayalı olarak iptali istenilen maddede düzenleme yapılmış, suçoluşturan eylem, ceza miktarı ve yaptırımlar yönünden yeni kurallargetirilmiştir.
Dava dilekçesinde, anılan Anayasa kurallarına aykırı olan böylebir düzenleme ile kapatma yaptırımının ortadan kaldırılması ve bu suç içinöngörülen cezanın cezalandırmada güdülen amaca ve ceza politikasının temelilkesine uygun olarak belirlenmemesi nedeniyle izinsiz Kuran kurslarınınyanısıra beceri kursu, okul, yurt gibi kurumları paravan yapan terörist,irticacı ve bölücü yuvaları da serbest bırakmasının laiklik ve hukuk devletiilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, eğitimin içerik olarak suç teşkiletmesi hali farklı bir durumdur. Kurumda verilen eğitim sırasında yasadışı,bölücü, yıkıcı eylemlerin gerçekleştirilmesi halinde, bu eylemler için cezaöngören Türk Ceza Kanununun diğer maddeleri, Terörle Mücadele Kanunu vb. gibiözel kanunlarda belirtilen tedbir ve yaptırımların uygulanacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, 8.2.2007 günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim KurumlarıKanunu'nun 7. maddesinde de kurum açma izni verilen kurumlarda iki yıl içindeöğretime başlamayan ile amacı dışında kullanıldığı tespit edilen kurumun, kurumaçma izinlerinin iptal edileceği, özel öğretim kurumlarının, kurum açmaşartlarından herhangi birini kaybetmesi veya izinsiz değişiklik yapması,mevzuatta belirtilen sayıda personel çalıştırılmaması veya mevzuata aykırıpersonel çalıştırılması, reklam ve ilana ilişkin gerekli şartların yerinegetirilmemesi halinde, davranışın ağırlık derecesine göre onbeş günden azolmamak kaydıyla üç aya kadar geçici olarak; 1739 sayılı Milli EğitimTemel Kanunu'nun genel veözel amaçlarıyla temel ilkelerine uymayan, kurumunu mevzuata uygun kapatmayan,geçici olarak kapatma cezası alan ve aynı fiili tekrar işleyen kurumların isesürekli olarak kurum açma izni veren makam tarafından kapatılacağıbelirtilmiştir.
Bir yasa kuralının yerinde olup olmadığı, yarar ya da zarargetirebileceği konusu Anayasa'ya uygunluk denetimi dışında kalan bir husustur.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2., 5., 11., 42. ve 174.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun'un;
1- 3. maddesiyle 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen(2) numaralı fıkraya,
2- 29. maddesiyle değiştirilen 5237 sayılı Yasa'nın 263.maddesine,
yönelik iptal istemleri, 5.3.2009 günlü, E. 2005/79, K. 2009/38sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde ve fıkraya ilişkin yürürlüğünündurdurulması isteminin REDDİNE, 5.3.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Türk Ceza Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
1- 3. maddesiyle 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen(2) numaralı fıkranın,
2- 29. maddesiyle değiştirilen 5237 sayılı Yasa'nın 263.maddesinin,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 5.3.2009gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ