ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2005/89
Karar Sayısı : 2006/120
Karar Günü : 22.12.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 22.11.2007-26708
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Kemal ANADOL, Kemal KILIÇDAROĞLU ile birlikte 112 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 3.7.2005 günlü, 5403sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun;
1- Tümünün şekil yönünden,
2- Geçici 1. maddesinin ise esas yönünden,
Anayasa'nın 2., 10., 11., 44., 45. ve 88. maddelerine aykırılığısavıyla iptali ve Geçici 1. maddesinin yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesiistemidir.
II- YASA METİNLERİ
1. İptali İstenilen Yasa Kuralları
19.7.2005 günlü, 25880 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3.7.2005günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun tümünün şekilyönünden iptali istenilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun esasyönünden iptali istenen Geçici 1. maddesi şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 1- 11.10.2004 tarihinden önce tarım arazileri;gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsalbütünlüğü bozmuyor ise söz konusu arazinin istenilen amaçla kullanımı için,altı ay içerisinde Bakanlığa müracaat edilmesi, hazırlanacak toprak korumaprojesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesiiçin beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 10., 11., 44., 45. ve 88.maddelerine dayanılmış, 87. maddesi ile ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 19.9.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,“3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nuntümünün şekil yönünden, Geçici 1. maddesinin esas yönünden iptallerine ilişkinistemin, dosyada eksiklik bulunmadığından esasının incelenmesine, Geçici 1.maddesinin yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin istemin, bu konudaki raporunhazırlanmasından sonra karara bağlanmasına,” OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptal konusukurallar, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A- Yasa'nın Şekil Yönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5403 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi ilegetirilen hüküm imar affı niteliğinde olduğundan TBMM İçtüzüğü'nün 92.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, af kanunlarının kabulü için geçerli olanbeşte üç çoğunluğun bu Yasa'nın kabulünde gerçekleşmediği, bu durumun iseAnayasa'nın 2., 11. ve 88. maddelerine aykırı olduğu belirtilerek anılanKanunun tümünün şekil yönünden iptali istenilmiştir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'yaaykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmayamecbur değildir. Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçeile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kural Anayasa'nın 87.maddesi yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunların şekilbakımından denetlenmesinin, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıpyapılmadığı hususu ile sınırlı olduğu, 88. maddesinin ikinci fıkrasında, kanuntasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülme usul veesaslarının İçtüzük'le düzenleneceği belirtilmekte, Anayasa'nın "Toplantıve karar yeter sayısı" başlıklı 96. maddesinin birinci fıkrasındaise "Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük MilletMeclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıyakatılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbirşekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz" denilmektedir.Buna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplantı yeter sayısının oluşmasıiçin en az 184 milletvekilinin hazır bulunması gerekmektedir. Karar yetersayısını kural olarak toplantıya katılanların salt çoğunluğu oluşturmakta isede bu sayı, hiçbir biçimde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlası olan139'dan az olamamaktadır.
Anayasa'nın 87. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikten önceMeclis'in çıkarmış olduğu af kanunları ile diğer kanunlar arasında çıkarılışyöntemi açısından herhangi bir farklılık bulunmamakta idi. Ancak, 3.10.2001tarihinde yapılan Anayasa değişikliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'ningenel ve özel af ilanına TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile kararverebileceği öngörülmektedir. Buna göre, genel veya özel af ilanına karar vermeyeter sayısı en az, Meclis üye tamsayısının beşte üçü olan 330'dur.
Bu durumda Anayasa'nın 87. maddesinde düzenlenen genel ve özelaffın kapsamının maddi ceza hukuku anlamındaki afla sınırlı tutuluptutulmayacağını veya her türlü affın bu kapsamda değerlendirilipdeğerlendirilmeyeceğini belirlemek gerekmektedir.
Ceza hukukunun genel ilkelerine göre genel af halinde, kamu davasıve hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar. Özel afhalinde ise, hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilirveya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli paracezasına çevrilebilir. Genel af hem cezayı, hem de suçu kaldırmakta, oysa özelaf ise hükmedilmiş olan cezayı ortadan kaldırmakta, azaltmakta veya başka bircezaya çevirmektedir.
Anayasa'nın 87. maddesinde belirtilen genel ve özel af kavramlarıceza hukukuna özgü kavramlar olup, ceza hukuku alanı dışındakullanılmamaktadır. Bu kavramların tanımları, hüküm ve sonuçları da cezahukukunda düzenlenmiştir. Nitekim, Anayasa'da belirtilen genel ve özel afkavramları yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 97. ve 98.maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 65. maddesinde yer almıştır. Ayrıca, Anayasa'da öngörülen nitelikliçoğunluk aranmasına ilişkin değişiklik, ceza hukuku anlamında çıkarılan afyasalarının toplum vicdanında meydana getirdiği ağır sarsıntılar nedeniyleyapılmıştır.
Anayasa'nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında “…taksirlisuçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hükümgiymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla,kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarınıaçığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşviksuçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bilemilletvekili seçilemezler.” , Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncüfıkrasında ise “… münhasıran orman suçları için genel ve özel afçıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenensuçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.” denilmektedir. Buhükümler de, Anayasa'nın 87. maddesinde düzenlenen genel ve özel afkavramlarının maddi ceza hukuku ile ilgili olduğunu göstermektedir.
Bu nedenlerle Anayasa'nın 87. maddesinde düzenlenen genel ve özelaf kavramlarının kapsamını maddi ceza hukuku ile sınırlı olarak anlaşılmasıgerekmektedir.
İmar affı niteliğinde olması ve buna ilişkin şekil şartlarınauyulmaması nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen 5403 sayılıYasa'nın Geçici 1. maddesinin maddi ceza hukuku anlamında sayılan bir suç vecezayı içermemesi nedeniyle genel veya özel af kapsamına alınması kabuledilemez. Söz konusu Yasa'nın kabulünde aranması gereken çoğunluk Anayasa'nın96. maddesinde belirtilen çoğunluk olup, bu ise en az 139 kabul oyunu ifadeeder.
İptali istenilen 5403 sayılı Yasa'nın son oylaması, Türkiye BüyükMillet Meclisi Genel Kurulu'nda elektronik oylama cihazıyla açık oylamaşeklinde yapılmış ve sonuçta kullanılan 216 oyun kabul oyu olduğuanlaşılmıştır. Bu durumda, 5403 sayılı Yasa'nın kabulüne ilişkin son oylamanın,Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen çoğunlukla yapıldığı anlaşıldığından şekilyönünden iptal isteminin reddi gerekir.
B- Geçici 1. Maddenin Esas Yönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen Geçici 1. maddenin, yasa dışıişgalle tarım arazilerini yok eden uygulamalara af getirdiği, yapılan budüzenlemenin yasaların kamu yararına dayanması ilkesiyle bağdaşmadığı veDevlete bu konuda verilen görevlere uymadığı, ayrıca, Geçici 1. maddede amaçdışı kullanılan tarım arazilerine, her metrekaresi beş Yeni Türk Lirasıkarşılığında izin verilmesinin öngörülmüş olması nedeniyle maddi olanaklarıolmayanların bu aftan yararlanamayacağı, bu nedenlerle dava konusu düzenlemeninAnayasa'nın 2., 10., 11., 44. ve 45. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Yasa'nın iptali istenen Geçici 1. maddesinde; 11.10.2004tarihinden önce gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmışolan tarım arazilerinin, tarımsal bütünlük bozulmadığı takdirde, altı ayiçerisinde Bakanlığa müracaat edilmesi, hazırlanacak toprak koruma projesineuyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beşYeni Türk Lirası ödenmesi halinde, tarım dışı amaçlı kullanımı için izinverileceği belirtilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa ve yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğunun bilincindeolan devlettir. Hukuk devletinin öğeleri arasında, yasaların kamu yararınadayanması ilkesi de vardır. Bu ilkenin anlamı kamu yararı düşüncesi olmaksızınherhangi bir yasa kuralının konulamayacağıdır.
Anayasa, yasa koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusundatarımsal alanda düzenleme yapma yetkisi vermektedir. Ancak yasa koyucu buyetkiyi kullanırken, kamu yararı amacını gütmek ve Anayasa'nın ilgili diğerkurallarına da uymak zorundadır.
Yasa'nın genel gerekçesinde, hukuk sistemimizde yer alan bazıkanunlarda toprakların durumunun yalnızca mülkiyet gözetilerek ele alındığı,toprakların üretim gücünün korunması, geliştirilmesi ve tarım işletmelerindeoptimum parsel büyüklüğü oluşturması gibi durumları düzenleyen özel bir kanunçıkarılmadığı, toprak varlığımızın yoğun ve yaygın bir şekilde kaybolmasınaneden olan bu yasal boşluğu gidermek ve tarımın en önemli girdilerinden olantoprağın, tarımın diğer konularıyla birlikte ele alınmasını ve hizmetlerinbütünlük içerisinde yürütülmesini sağlamak, arazilerin ekonomik ve ekolojikkazanımlar gözetilerek planlı kullanım ilkelerini belirlemek amacıyla bu KanunTasarısının hazırlandığı belirtilmiştir.
Geçici 1. maddenin gerekçesinde ise söz konusu arazilerin tarımsalniteliği geri kazanılmayacak şekilde bozulduğu için böyle bir düzenlemeyegidilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.
İptali istenen kuralda, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlakullanılabilmesi için belirli koşulların yanında, tarımsal bütünlüğünbozulmamasının ve hazırlanacak toprak koruma projesine uyulmasının gerektiğininbelirtilmesi karşısında Yasa'nın kamu yararı amacı dışında çıkarıldığısöylenemez.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik ilkesi,hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile hukuksaleşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı hukuksal durumda bulunankişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve yasalarla kişilerarasında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunönünde eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
İptali istenen Geçici 1. madde yasada öngörülen koşulları yerine getiren herkese aynı olarak uygulanacağından, Anayasa'daöngörülen eşitlik ilkesine aykırı değildir.
Anayasa'nın “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarındaçalışanların korunması” başlıklı 45. maddesinde, “Devlet tarımarazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek…için gereken tedbirleri alır” hükmüne yer verilmiş, ancak butedbirlerin türü ile uygulanma yöntemi yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır.
Söz konusu yerlerin korunması ve amacına uygun kullanılmasınısağlamak için iptali istenen maddenin de yer aldığı 5403 sayılı Toprak Korumave Arazi Kullanım Kanunu çıkartılmış bulunmaktadır. Kanunda bu konu ile ilgilidüzenlemeler yer almış ve iptali istenen hüküm ile de tarım arazisi olan ancak,tarım dışı amaçla kullanılan arazilerin belirli şartların gerçekleştirilmesihalinde kullanılmasına izin verilmiştir. Geçici 1. maddede belirtilen izninverilebilmesi için diğer koşulların yanında tarım arazisinin tarım dışıkullanımının tarımsal bütünlüğü bozmaması, hazırlanacak olan toprak korumaprojesine uyulması şartları öngörülmüştür. Konulan bu şartlar tarımarazilerinin korunmasını sağlamaya yönelik olup, bunlar gerçekleşmedikçe tarımarazisinin tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilmesi söz konusu olmayacaktır
Bu nedenle kural Anayasa'nın 2., 10. ve 45. maddelerine aykırıdeğildir.
Kuralın Anayasa'nın 11. ve 44. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
Cafer ŞAT bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.7.2005 günlü, 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanunu”nun Geçici 1. maddesi, 22.12.2006 günlü, E. 2005/89, K. 2006/120 sayılıkararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİNREDDİNE, 22.12.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
3.7.2005 günlü, 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanunu”nun;
1- Şekil yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Cafer ŞAT'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
22.12.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞI OY
İptal davasının konusu olan 3.7.2005 tarih ve 5403 sayılı “ToprakKoruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun” geçici 1. maddesinde, 11.10.2004tarihinden önce tarım arazileri, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlıkullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise söz konusu arazininistenilen amaçla kullanımı için altı ay içerisinde bakanlığa müracaat edilmesi,hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarımarazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izinverilir hükmü yer almaktadır.
Bahis konusu maddede tarım arazisinden sözedilmekle birliktegerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış tarımarazilerinin kim ya da kimlere ait olduğu, başka bir anlatımla tarımarazilerinin mülkiyetinin aidiyeti konusunda belirsizlik bulunmaktadır.
Şöyleki; Türk Toprak Hukuku Mevzuatına göre, gerçek ve tüzelkişilerin özel mülkiyetinde bulunan tarım arazileri olduğu gibi Hazinenin özelmülkiyetinde bulunan tarım arazileri de söz konusudur. Bundan ayrı, Hazineninözel mülkiyetinde olmayıp devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve eskiMedeni Yasa'nın 641, 2001 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Yeni Türk MedeniYasası'nın 715. maddesi kapsamında kalan ve özel mülkiyete konu olamayacak niteliktekikimi arazilerin yöre halkından bazıları tarafından gelişen teknolojiden deyararlanılarak arazi haline dönüştürüldüğü ve bu yerler üzerinde kısmentarımsal ya da başka amaçlı faaliyette bulunulduğu, bu işlemler yapılırkenyetkili makamlardan izin alınmadığı gibi bedel (ecrimisil) de ödenmediğiuygulamacılar tarafından bilinmektedir.
Her ne kadar 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanunu'nun 3. maddesinin d) bendinde tarım arazisinin ne olduğu ve tarımarazisinden ne anlaşılmak gerektiği, aynı maddenin ş) harfi ile gösterilenbendinde Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındabulunan taşınmazların tahsis şeklinden, aynı yasanın 4. maddesinde de arazimülkiyet hakkının kullanım esasından sözedilmekte ise de; geçici 1. maddede yeralan ve iptal davasına konu edilen tarım arazilerinin neler olduğu, kapsamınınnelerden ibaret bulunduğu, en önemlisi bu maddede zikredilen tarım arazilerininmülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir açıklık olmadığı gibi, Hazineninözel mülkiyetinde bulunan tarım arazilerinin ya da hazinenin özel mülkiyetindeolmayıp devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların bu maddekapsamında kalıp kalmadığı keza belirsiz olduğu gibi tarım dışı amaçlıkullanılan bu yerlerdeki izinsiz yapılan yapıların temelli ya da geçicinitelikte olup olmadıkları hususlarında da açıklık bulunmamaktadır. Ayrıca mülkya da vakıf olan taşınmazlarda nasıl bir uygulama yapılacağı da belirsizdir.Zira mülk ve vakıflara ait kimi taşınmazlarda da tarımsal amaçlı faaliyetlerdebulunulması olanaklıdır.
İptale konu geçici 1. maddede sözü edilen tarım arazilerininmülkiyetinin kime ya da kimlere ait olduğu kesin olarak belirlenmediği süreceortaya şöyle bir ihtimalin çıkması da mümkün olabilecektir.
Eski Medeni Yasanın 650 ve 4721 sayılı Yeni Medeni Yasanın 724.maddelerinde yer alan hükümlerine göre; tarım arazisi üzerine yapılan yapınındeğeri açıkça arazi değerinden fazla olması halinde, iyi niyetli taraf uygunbir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmınınmülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilecek, yasadaki koşullarıngerçekleşmesi halinde ise mahkeme buna hükmedecektir.
Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devletiolduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti kısaca, tüm eylem ve işlemlerinde hukukave Anayasadaki kurallara uyan devlettir. Hukuk devletinde yasa koyucunun dauymak zorunda olduğu ilkeler ve evrensel kurallar vardır. Evrensel hukukkurallarına göre yasama organı tarafından çıkarılacak yasaların açık,anlaşılabilir, genel, kişi ve kurumlara özgü olmaması gerekir.
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle iptal davasına konu olan5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun geçici 1. maddesindekimülkiyet aidiyetindeki belirsizlik Anayasanın 2. maddesinde ifadesini bulanhukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Keza gerekli izinleri almadan tarım arazilerini tarım dışı amaçlakullanıma açan kişi, kurum ve kuruluşlara belirli bir bedel karşılığında izinverilmesini sağlayan böyle bir düzenleme onlara tanınan bir ayrıcalık veimtiyazdır.
Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinegöre hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Açıklanan nedenlerle iptal davasına konu olan geçici 1. maddedeyer alan hüküm Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırı olup iptali gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkeme çoğunluğunun redde ilişkingörüşlerine katılmıyorum.
Üye
Cafer ŞAT