ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/114
Karar sayısı : 2006/81
Karar Günü : 5.9.2006
R.G. Tarih-Sayı :03.11.2006'da tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Van Sulh HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 12.4.2000 günlü, 4562 sayılıOrganize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 16. maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa'nın 9. ve 37. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, icra takibine konu alacağın borçlusu olmadığının veilamlı icra yoluna başvurulmasının hukuki dayanağı bulunmadığının tespititalebiyle açmış olduğu menfi tespit davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun itiraz konusufıkrayı da içeren 16. maddesi şöyledir:
“Yönetim aidatları ve hizmetlerin karşılıkları, müteşebbis heyettarafından arıtma tesisi işletme masrafları hariç parsel büyüklüğüne görebelirlenir. Arıtma tesisi işletme masraflarına katılım payları ise debi vekirletme parametreleri esas alınarak yönetim kurulunca tespit edilir. Yönetimkurulunun yıllık bütçesinde belirtilen, bölgenin alt yapı ve müşterekhizmetlerine ait tüm masraflar önceki yıla ait kesinhesap da dikkate alınarakkatılımcılar tarafından karşılanır. Belirtilen hizmetlerden yararlanmadıklarıgerekçesi ile yönetim aidatlarının ödenmesinden kaçınılamaz.
Müteşebbis heyetin yönetim aidatı ile ilgili kararları ilamhükmünde olup, ilamların icrasına ilişkin yolla takip edilirler.”
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince yapılan ilkinceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itirazkonusu yasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 16. maddesininikinci fıkrasında, müteşebbis heyetinin yönetim aidatı ile ilgili kararlarınınilam hükmünde olduğu ve ilamların icrasına ilişkin yolla takip edileceklerihükme bağlanmıştır.
Davacının, icra takibine konu alacağın borçlusu olmadığının veilamlı icra yoluna başvurulmasının hukuki dayanağı bulunmadığının tespititalebiyle açmış olduğu menfi tespit davasında Mahkeme, müteşebbis heyetininkararlarının ilam niteliğinde kabul edilmesinin yargı yetkisinin devri anlamınageldiğini ve bu nedenle Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı tarafından açılan menfi tespit davası, İcra ve İflasKanunu'nun 72. maddesinde yer almakta ve borçlunun, icra takibinden önce veyatakip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğibelirtilmektedir.
Menfi tespit davasının konusunu davacının borçlu bulunmadığı savıoluşturduğundan, söz konusu borcun ifa edilmemesi halinde başvurulacak cebriicra yoluna ilişkin hüküm, bu davada uygulanacak kural niteliği taşımamaktadır.Bu nedenle, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada organizesanayi bölgesi müteşebbis heyetinin yönetim aidatına ilişkin kararlarının ilamhükmünde olduğu ve ilamların icrasına ilişkin yolla takip edileceği yolundakiitiraz konusu kuralın uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Bu görüşe Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve OsmanAlifeyyaz PAKSÜT katılmamışlardır.
V- SONUÇ
12.4.2000 günlü, 4562 sayılı “Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu”nun16. maddesinin ikinci fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'ninbakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkinbaşvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, SerdarÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA, 5.9.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYYAZISI
4562 sayılı Yasa'nın 16. maddesinin ikinci fıkrası “müteşebbisheyetin yönetim aidatı ile ilgili kararları ilam hükmünde olup, ilamlarınicrasına ilişkin yolla takip edilirler” hükmünü içermektedir.
Van Organize Sanayi Müdürlüğü'nün, bu hükme dayanarak aidat borcuolarak belirlediği alacağı için yaptığı ilamlı takibe, borçlunun mercii'yeyaptığı vaki itiraz ve şikayetinin reddedilmesi üzerine, bu kez borçlubulunmadığının ve takip yolunun hukuki dayanağının olmadığının tespiti istemiile açtığı davada, Mahkemesi, 4562 sayılı Yasa'nın 16. maddesinin ikincifıkrasının Anayasa'ya aykırılığı iddiasında bulunarak kuralın iptaliniistemiştir.
İlamlı takibe karşı menfi tespit davasının açılabileceği konusundaYargıtay içtihatları karşısında, bir duraksama yoktur.
Borçlunun “takip yolunun hukuki dayanaksızlığı” ve de “borçlubulunmadığı” nedenlerine dayalı ilam hükmündeki belgeye karşı yaptığı buitirazlarının, borca itirazda ileri sürülebilecek kabul edilen nedenlerdenolmadığı gerekçesi ile İ.İ.K.nun 33. maddesi gereği İcra Hakimliği'ncereddedildiği sabittir.
Borçlu davacının, icra merciinde borca sebep yönetim aidatınınilam hükmünde olması kuralının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüşse deMahkemece dikkate alınmaması ve ancak iptali istenen kuralı, bir itirazdaizlenecek usul hükmü gören ve dolayısıyle menfi tespit davasının açıldığıdavada uygulanacak kural görmeyen, heyetin çoğunluğa dayalı gerekçesi, buiddianın sadece İ.T.M. Hakimliği'nde ileri sürülebileceği, sürülmez ise başkacamahkemede iddia edilemeyeceği gibi mutlak bir sonuca götürür ki bu kararakatılmak mümkün değildir.
Heyetin çoğunluk görüşü, gerekçeye bakıldığında, 4562 sayılıKanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrasını, borç ifa edilmediğinde başvurulacakyolu gösteren bir usul hükmü gibi algıladığı görülmektedir.
Hangi yolla icra takibi yapılacağına ilişkin yolu da gösteren bukural, bu yolu kullanmayı gerektiren borç doğuran belgenin bir İLAM hükmündeolduğunu da ifade ettiğine göre, ilamların da ancak mahkemelerceverilebileceği, bu anlamdaki yargı yetkisinin bir başka kuraladevredilemeyeceği gerekçesi ile Mahkeme'nin itiraz yolu ile kuralın iptali içingelmesinde ve bunu uygulanacak kural görmesinde hiçbir eksiklik yoktur. İptaliistenen kural, esasen bir borcun doğum nedenini, usulende ihlali halinde takipedilecek yolu işaret eden iç içe açıklamalı bir kuraldır. Çoğunluk kararı gibiyalnızca bir usul maddesi olarak kabul edilemez.
Anayasa'ya aykırılık kararını dikkate almayan İ.T.M. kararısonrasında, borçlu yasal hakkını kullanarak, borçlu bulunmadığının tespitini vedoğal olarak da borca esas takip yolunun hukuksuzluğunu ileri sürmüştür. Menfitespit davaları, yalnızca borcun varlığını maddi zemin üzerinde aramaz, bu davaborcun doğum nedenini, hukuki ilişkinin varlığı ve geçerliliğini araştırır.
Davacı tarafın hukuki yararının bulunduğunun tespit edilebildiğiher konum davada araştırılma nedenleri arasındadır ve adil yargılanma hakkınınen temel ögesidir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında davayı çözümlemekte yararıbulunan olumlu ya da olumsuz her konuyu ön planda tutup bunu davalarınçözümünde etkili kural olarak görmüştür. Tabii ki davacının iddiası gibi borcundoğumuna sebep olan müteşebbis heyet kararı, neticesi ilamlı takibe varan birhüküm halini almışsa, bu hükmün yargı yetkisinin devri anlamına geldiğigerekçesi ile uygulanacak kural varsayıp Mahkemesi'nce ileri sürülmesinde biryanlışlık bulunmamaktadır.
Her menfi tespit davası İ.İ.K. 69. maddesindeki borçtan kurtulmadavasını kapsadığı gibi konu itibarı ile her türlü ilamlı ve ilamsıztakiplerini, bu anlamda hemen hemen tüm alacak borç ilişkilerini kapsar. Buhalde, kuralın Anayasa'ya aykırılık iddiası bir tarafa, Mahkeme elindeki iş de,borca esas hukuki ilişkinin varlığını, doğum nedenini araştıracağına göre,borcun asli sebebinin, borcun doğuran olayın, bir heyet kararına dayandığınıgörür ise ve bu heyetin ise yargı mercii olmaması karşısında bunun Anayasa'nın9. ve 37. maddelerine aykırı olduğunu düşünmesinde hukuki bir eksiklik olmadığınedenleri ile KURAL elindeki dosyada davaya uygulanacak kuraldır.
İlamlı icra takibine karşı (Mahkeme dışında verilmiş ilam hükmündesayılan belgeler karşısında) Anayasa'ya aykırılık iddiası yalnızca İ.T.MerciiHakimliği'nde ileri sürülebilir ve ancak bu Mahkemece iptali istemi AnayasaMahkemesi önüne getirilebilir anlayışı getiren, kuralın davada uygulanacak olmamasınedeniyle iptal isteminde bulunan Mahkeme'nin yetkisizliğine ilişkin oluşançoğunluk görüşüne anılan gerekçelerle katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT