ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2006/156
Karar Sayısı: 2008/125
Karar Günü: 19.6.2008
R.G. Tarih-Sayı :26.11.2008-27066
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir 6. İşMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 25.8.1971 günlü, 1475 sayılıİş Kanunu'nun 14. maddesinin 29.7.1983 günlü, 2869 sayılı Yasa'nın 3. maddesiile değiştirilen birinci fıkrasının "... kadının evlendiğitarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi ..."bölümünün,Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Evlenme nedeniyle iş akdini feshederek işten ayrılan kadın işçininkıdem tazminatı istemiyle açtığı davada, kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
25.8.1971 günlü, 1475 sayılı İş Kanunu'nun itiraz konusu kuralıiçeren 14. maddesi şöyledir:
"KIDEM TAZMİNATI
MADDE 14 - Bu Kanuna tabi işçilerinhizmet akitlerinin :
1. İşveren tarafından bu Kanun'un 17 nci maddesinin II numaralıbendinde gösterilen sebepler dışında,
2. İşçi tarafından bu Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca,
3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardanyaşlılık, emeklilik veya malûllük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
5. 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A)bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğerşartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığıbağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısınıtamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren biryıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümüsebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmetakdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlükücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynıoran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veyafasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veyadeğişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başkabir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeriveya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.12.7.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle eldeğiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur.Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıklarısürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesi ile sınırlıdır.12.7.1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle eldeğiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdemtazminatlarından yeni işveren sorumludur.
İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmündenfaydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu vekendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortasıbakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunubelgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.
T.C. Emekli SandığıKanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veyayalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamukuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle SosyalSigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malûllük aylığına ya da toptan ödemeyehak kazanan işçiye,bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamıüzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet aktininevvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sonaermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkatealınmaz.
Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığ'na tabi olarak geçenhizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığınınbaşlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göreemeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özelbütçeli idareler ile 468 sayılı kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumlarıkapsar.
Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veyaikramiye ödenmez.
Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır.Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerdeson bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlerebölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esastutulur.
Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde,tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tariharasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiylehesaplanır.
13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alankıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ıncı maddenin birincifıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ileölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdemtazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakimgecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizinödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuatdan doğan diğer hakları saklıdır.
Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük sürehizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir.
Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenenkıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksekDevlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre birhizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminattutarı, kanuni mirasçılarına ödenir.
Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veyasigorta şirketlerine sigorta ettiremez.
İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik,malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydıyla Devlet veyakanunla kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası devlete ait bir bankadaveya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesisedilir.
Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 10. maddesine dayanılmış, 41. ve50. maddeleri de ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 12.12.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile evli kadınve evli erkeğin çalışması eşit koşullara kavuşturulduğu halde, kadın işçininevlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde hizmet akdini sona erdirmesidurumunda kıdem tazminatına hak kazandığı, erkek işçinin ise evlendiği tarihtenitibaren bir yıl içerisinde hizmet akdini sona erdirmesi durumunda kıdemtazminatına hak kazanamadığı, bunun ise erkek ve kadın işçiler arasındaeşitsizlik yarattığı, ayrıca böyle bir fesih hakkının işverendenkaynaklanmamakla beraber işverene kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü getiriyorolmasının haklı ve mücbir sebebe dayanmadığı, bu nedenlerle itiraz konusukuralın Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinegöre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMMİçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülengerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başkagerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, iptaliistenilen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 41. ve 50. maddeleri yönünden deinceleme yapılmıştır.
İtiraz konusu kuralda, kadın işçinin evlendiği tarihten itibarenbir yıl içerisinde kendi isteği ile hizmet akdini sona erdirmesi halinde kıdemtazminatına hak kazanacağı öngörülmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları veidare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarakhareket etmek zorundadırlar." denilerek hukukun temel ilkelerindeneşitlik ilkesine yer verilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmemektedir. Durum ve konumlarındakiözellikler kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerekli kılabilir. Kadının toplum ve aile yaşamında üstlendiği sorumluluk,görev ve paylaşım gibi toplumsal gerçekler kadın çalışanlar yararına değişikkural ve uygulamaları gerekli kılabileceğinden, kadın çalışanların durum vekonumlarındaki özellikleri gözetilerek getirilmiş bulunan kural Anayasa'nıneşitlik ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.
Anayasa'nın 41. maddesinde ailenin toplumun temeli olduğu veDevletin ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri alacağı vurgulanırken,50. maddesinde de "Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayanişlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliğiolanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. ..." kuralıylakadınların çalışma koşulları bakımından küçüklerle birlikte özel olarakkorunacağı belirtilmiştir.
Kadın işçileri koruyan düzenlemelere uluslararası sözleşme vekararlarda da yer verilmiştir. Ülkemizin de onayladığı 1979 tarihli KadınlaraKarşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Sözleşme, 1961 tarihli AvrupaSosyal Şartı, 1935 tarih ve 45 sayılı Maden Ocaklarında ve Yer Altı İşlerindeKadınların Çalıştırılmaması Hakkında Sözleşme, 1951 tarih ve 100 sayılı EşitDeğerde İş için Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında ÇalışmaSözleşmesi, 1958 tarih ve 111 sayılı İş ve Meslek Bakımından Ayrım HakkındaUluslararası Çalışma Sözleşmesi ve Tavsiye Kararı, 1952 tarih ve 102 sayılıSosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme ile 1964 tarih ve 122sayılı İstihdam Politikası Hakkında Sözleşme ve Tavsiye Kararı, kadınlarıkoruyan uluslararası sözleşme ve tavsiye kararlarındandır.
"Aile hukuku" öğretisinde de zorunluluklar vetoplumsal gerçekler karşısında kadının korunması, aile bağlarınıngüçlendirilmesi, evlilik birliğinde düzen ve uyum sağlanması gerektiği gibihususlarda yaygın görüşler bulunmaktadır.
Kimi sosyal gerçeklerin doğurduğu zorunluluktan kaynaklanan veaile birliği içerisinde yüklenilen görevlerin boyut ve önemi gözetilerekevlenmesi nedeniyle hizmet akdini kendi arzusu ile sona erdiren kadın çalışanıve aile birliğini korumaya yönelik düzenlemenin, Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 10., 41. ve 50.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşekatılmamışlardır.
VI- SONUÇ
25.8.1971 günlü, 1475 sayılı İşKanunu'nun 14. maddesinin, 29.7.1983 günlü, 2869 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrasının "... kadının evlendiği tarihten itibarenbir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi ..." bölümünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile ZehraAyla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 19.6.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin ilk fıkrasında, buKanun'a tabi kadın işçiye, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendiarzusu ile iş akdini sona erdirmesi halinde işverence kıdem tazminatı ödenmesiöngörülmüş, Yasa'nın bu kurala ilişkin gerekçesinde, 743 sayılı Türk KanunuMedenisi'nin 159. maddesindeki kadının meslek veya sanatla uğraşmasını Yasadakikoşullarla kocanın iznine bağlayan kural nedeniyle kocanın izin vermemesidurumunda kadın işçinin işinden ayrılmak zorunda kalmasının, 1475 SayılıYasa'ya yansıtılmasından ibaret olduğu belirtilmiştir. Ancak, 743 sayılıYasa'nın 159. maddesindeki söz konusu kural, Anayasa Mahkemesi'nin 29.11.1990günlü ve E: 1990/30, K: 1990/31 sayılı kararı ile eşitlik ilkesine aykırı olduğugerekçesiyle iptal edilmiştir. 22.11.2001 günlü 4721 sayılı Türk MedeniKanunu'nda ise bu tür kurallara yer verilmediği gibi, "Evliliğin GenelHükümleri" başlıklı üçüncü bölümdeki 185 ve devamı maddelerde evlilik birliği, haklar ve yükümlülükler bakımından eşler arasında eşitliktemeline dayandırılmıştır.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir" denilerek hukuksal eşitliktanımlandıktan sonra 7.5.2004 günlü 5170 sayılı Yasa ile eklenen ikincifıkrada, kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu; Devletin, bueşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü bulunduğu vurgulanmıştır. Böylecekadınların da erkeklerin sahip oldukları hakları elde edebilmeleri içinDevletin alacağı önlemlerle kadınlar lehine pozitif ayırımcılık yapılmasınaolur verilmiştir. Bu kural kuşkusuz, siyasi, sosyal ve ekonomik haklarınuygulamaya geçirilmesi bakımından erkeğe göre daha geride bulunan kadınınaradaki mesafeyi kapatabilmesi için getirilmiş olup, erkeğin hak kaybınauğramasının Anayasal dayanağı olarak değerlendirilemez. Pozitif ayrımcılıkkadının, cinsiyeti nedeniyle hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi amacınayöneliktir.
Anayasa'nın 41. maddesinde de belirtildiği gibi aile Türktoplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Bu eşitlikçerçevesinde yasa koyucu evlilik birliğinin kurulması sonucu işten ayrılmayı, kıdemtazminatına hak kazanma için geçerli bir neden olarak görüyorsa, evlilikbirliğinin bir tarafını diğerine üstün tutamaz. Salt cinsiyet farkı, böyle birayırımın gerekçesi olamaz. Bu kadın lehine dayanağını Anayasa'dan alan pozitifayırımcılık değil erkeğe ve kadına verilen geleneksel rolün erkek yönündendoğurduğu negatif yansımadır.
Öte yandan, evlenme nedeniyle isteğebağlı olarak iş akdinin sona erdirilmesinde, kadına kıdem tazminatı ödenerek budurumun, özendirici hale getirilmesinin, kadının iş yaşamındanuzaklaştırılmasına da neden olabileceği gözetildiğinde, gelenekselyaklaşımlarla kadının korunması amaçlanırken, aslında kadınla erkek arasında bukonudaki yasal düzenlemelere karşın uygulamada varlığını sürdüren veAnayasa'nın 10. maddesine eklenen fıkra ile giderilmeye çalışılan eşitsizliğindaha da derinleşmesine yol açılması olasılığı, varsayımdan öte üzerindedurulması gereken Anayasal bir sorun oluşturmaktadır. Çağımızda kadın,geleneksel yaklaşımlarla değil, toplumun eşit haklara sahip bireyi olarakerkeklerle aynı hukuksal konuma getirilebilmesi amacıyla Anayasal korumadanyararlandırılmalıdır. Bu tür korumaya gereksinim duyulmadığı durumlarda iseerkeklerin kadınların yararlandığı olanaklardan yoksun bırakılmaları onlaryönünden açık bir eşitsizlik yaratacağından Anayasa'nın 10. maddesine aykırılıkoluşturur.
Belirtilen nedenlerle itiraz konusu Kural'ın iptali gerektiğigörüşüyle çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ