ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/17
Karar Sayısı : 2009/33
Karar Günü : 26.2.2009
R.G. Tarih-Sayı : 02.06.2009-27246
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER :
1- Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas Sayısı: 2006/17)
2- Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi
(Esas Sayısı: 2007/55)
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 10. ve38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir
I- OLAY
18 yaşından küçük mağdure ile rızaen cinsel ilişkiye girmeksuçundan sanıklar hakkında açılan davalarda itiraz konusu kuralın Anayasayaaykırılığı iddiasını ciddi bulan ya da doğrudan bu kanıya varan mahkemeleriptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olançocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi gereğince yapılan ilk incelemetoplantılarında dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesinekarar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin(1) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itirazbaşvurusuna ilişkin 2007/55 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle 2006/17 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasınınkapatılmasına, esas incelemenin 2006/17 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,31.5.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, itiraz konusu kuraldaki düzenlemeden suçunmağdurunun kim olduğu ile şikayet hakkının kime ait olduğu hususlarınınaçık biçimde anlaşılamadığı; fiilden önce rızası bulunan mağdurun sonradanşikayeti üzerine sanığın cezalandırılmasının öngörüldüğü, açıklanan rızaçerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceğinden bu durumunhukuka uygun olmadığı; şikayetin varlığı veya yokluğuna bağlı olarak sanığıncezalandırılmasının eşitsizliğe neden olduğu belirtilerek kuralın Anayasanın10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralla cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeşyaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin, şikayet üzerine, altıaydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmektedir. Suçunmağdurunun onbeş yaşını bitirmekle birlikte reşit olmayan bir çocuk olduğu,duruma göre kadın veya erkek olabileceği; belli yaş grubundaki mağdura karşıişlenen fiilin rızayla gerçekleştirilmesi nedeniyle suçun, çocukların cinselistismarına ilişkin bir önceki maddedeki düzenlemeden farklı ele alındığı,dolayısıyla rızanın, fiilin bu madde kapsamında kalıp kalmadığınındeğerlendirilebilmesi için bir unsur işlevi gördüğü, ancak sanığıncezalandırılabilmesi için belli bir süre içerisinde şikayet koşulunun dagerçekleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, birbirinin aynıdurumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklıdüzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlakve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlararasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
Anayasanın 38. maddesinin birinci fıkrasında kimsenin, işlendiğizaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamayacağı ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç içinkonulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği belirtilmektedir. Suçve cezada kanunilik ile geçmişe uygulama yasağı olarak ifade edilen ve hukukdevleti ilkesinin gerekleri arasında sayılan bu ilkeler yanında kıyasyasağı ile belirlilik ilkesi de bulunmaktadır. Belirlilik ilkesi, hukuksalgüvenlikle bağlantılı olup kişinin, yasada hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir kesinlik içindebilebilmesini ifade eder.
Hukuk devletinde ceza siyasetinin gereği olarak yasakoyucu,Anayasanın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla,cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağına,bunlara verilecek cezanın türü, miktarı, artırım ve indirim nedenleri veoranları ile suçun takibine ve yargılama usulüne ilişkin koşullar öngörebilir.
İtiraz konusu kuralın, onbeş yaşını doldurmuş çocukların cinselfarkındalık dönemine girmekle birlikte henüz kişiliklerinin yeterincegelişmemiş olması, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmenin sonuçlarını yeterincekavrayacak sorumluluk duygusuna sahip olmayabilecekleri düşüncesiyle ve onlarıncinsel dokunulmazlıklarını korumak amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Sanığıncezalandırılması açısından mağdurla aynı yaş grubunda yer alması veya reşitolması arasında fark bulunmamaktadır. Soruşturma, kovuşturma ve sonucundasanığın cezalandırılabilmesi mağdurun şikayetine bağlı tutulmaktadır. Bunedenle, şikayete bağlı olarak sanığın cezalandırılmasıyla şikayet yokluğunedeniyle cezasız kalması biçiminde bir eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Yasakoyucunun suç ve ceza siyasetine ilişkin takdiri kapsamında değerlendirilenkuralın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir.
Hukuk düzeni, kişiyi, kendisiyle ilgili belli konular üzerindebaşkaları tarafından belli tasarruflarda bulunma hususunda rıza göstermeyeyetkili kılabilir. Böyle bir durumda rıza, hukuka uygunluk sebebisayılmaktadır. Ancak bunun için rızanın, ilişkin bulunduğu konu üzerinde vehukuken tanınan sınırlar kapsamında bir tasarrufa ilişkin olması gerekir.
İtiraz konusu kurala göre suç sayılan fiilin "cebir, şiddetve hile olmaksızın", bir başka ifadeyle mağdurun rızasıyla işlenmesigerekmektedir. Bundan, belli yaş grubuna dahil olanların cinsel ilişkikonusundaki rızalarının geçerli kabul edilmediği, rızaya dayansa bile onbeşyaşından büyük çocukla cinsel ilişkinin suç sayıldığı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla kuralda sözü edilen rızanın hukuka uygunluk sebebi olarakdeğerlendirilmesi mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ve velayeteilişkin hükümlerinin bu yaş grubu çocuklar açısından değerlendirilmesi devarılan bu sonucu desteklemektedir. Aynı sonuç mağdurun kim olduğuyla şikayethakkının kime ait bulunduğuna dair iddialar açısından da geçerlidir.Düzenlemenin bu haliyle belirsizlik içermediği, sayılan hususların ilgilimevzuat hükümleriyle somut olayın özelliklerine göre yargı organları tarafındançözülebilmesine elverişli olduğu anlaşılmakla, kuralın Anayasanın 38. maddesineaykırı bir yönü de görülmemiştir. İtirazın reddi gerekir.
VII- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin(1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,26.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ