ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2006/35
KararSayısı : 2007/48
Karar Günü : 11.4.2007
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 16.01.2008 - 26758
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Kemal ANADOL, Haluk KOÇ ile birlikte 127 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 29.12.2005 günlü ve5444 sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un;
1- 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 22.12.1934 günlü ve 2644sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü,beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve onuncu fıkralarının,
2- 2. maddesiyle 2644 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde 2'ninikinci fıkrasının,
3- 3. maddesinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 10., 11.,16., 35. ve 123. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinindurdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
5444 sayılı Yasa'nın iptali istenilen kuralları şöyledir:
"Madde 1.- 22.12.1934 tarihli ve 2644sayılı Tapu Kanununun Anayasa Mahkemesince iptal edilen 35 inci maddesiaşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Madde 35.- Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklı olmak vekanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye'de işyeri veya mesken olarakkullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarlaayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilirler. Sınırlı ayni hak tesisedilmesinde de aynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülkegenelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlıayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez. Bu fıkrada belirtilenkoşullarla, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmaya Bakanlar Kuruluyetkilidir.
Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesindetaşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinebilirler.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendiülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerilehine Türkiye'de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve ikincifıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendiülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleridışındakiler Türkiye'de taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesisedilemez.
Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olan devletvatandaşlarının kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazları için birincifıkrada belirtilen kayıt ve sınırlamalar uygulanmaz. Ölüme bağlı tasarruflardayukarıdaki fıkralarda belirtilen kayıt ve sınırlamalar uygulanır. TürkiyeCumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanunimiras yoluyla edindikleri taşınmaz ve sınırlı ayni hakların intikal işlemleriyapılarak tasfiye edilir.
Karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durum esas alınır. Builkenin kişilere toprak mülkiyeti hakkının tanınmadığı, ülke uyruklarınauygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarınatanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da tanınması esastır.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendiülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaretşirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özelliklerinedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliğinedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararıve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerialanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile esas koordinatlı haritave planları içeren teklifi üzerine belirlemeye ve yabancı uyruklu gerçekkişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümünegöre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir. Tapuve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık bünyesinde ilgili idaretemsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu madde uyarınca BakanlarKuruluna verilen yetkiler dahilinde çalışmalar yapılmak suretiylekamu kurum ve kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenipdeğerlendirilerek Bakanlar Kuruluna sunulur.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenecek askeriyasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere vedeğişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri Milli SavunmaBakanlığınca geciktirilmeksizin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlıolduğu Bakanlığa verilir.
...
Bu madde hükümlerine aykırı edinilen veya kanuni zorunlulukdışında edinim amacına aykırı kullanıldığı tespit edilen taşınmazlar ilesınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek süre içerisinde malikitarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir vebedeli hak sahibine ödenir."
"Madde 2.- 2644 sayılı Kanuna aşağıdakigeçici madde eklenmiştir.
Geçici Madde 2.- ...
Yukarıda belirtilen bölgelere ilişkin kararlara ait harita vekoordinat değerlerinin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderilmesi vesayısal ortama aktarılarak taşra birimlerine intikal ettirilmesine kadargeçecek sürede yetkili askeri makamlardan sorulmak suretiyle, belirtilenişlemler tamamlandıktan sonra gönderilen belge ve bilgilere göre tapu işlemleriyürütülür."
"Madde 3.- Bu Kanun 26.7.2005tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6.,7., 8., 10., 11., 16., 35. ve 123. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, TülayTUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, AhmetAKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, ŞevketAPALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılmalarıyla9.3.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bukonudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçelerive diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesininbirinci fıkrası gereğince Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Tapu ve KadastroGenel Müdürü Necdet Poyraz ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü Daire BaşkanıMurat Demirören'in 25.7.2006 günlü sözlü açıklamaları dinlendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
1- Fıkranın Birinci ve İkinci Tümcelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci tümcesindeki "kanuni sınırlamalar" ibaresinin kapsamınınaçıkça ortaya konulmaması öngörülemezlik ve belirsizlik yarattığından hukukgüvenliğinin sağlanamadığı, ikinci tümcesinin sınırlı ayni hak tesisini birincitümcedeki koşullara bağlamasının da aynı sakıncaları yarattığı belirtilerek,kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2., 5. ve 35. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının birinci veikinci tümcelerinde "Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklıolmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye'de işyeri veya meskenolarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde buamaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilirler. Sınırlı ayni haktesis edilmesinde de aynı koşullar aranır." denilmektedir.
Anayasa'nın Başlangıç kısmında "hiçbir faaliyetinTürk milli menfaatlerinin, ... karşısında koruma göremeyeceği",2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş, 5.maddesinde de kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamakDevletin amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 35. maddesinde de,herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamuyararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür.
Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmeyi amaçlayan,hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, yargı denetimine açık devlettir.
Devletin en önemli unsurlarındanbiri ülkedir ve ülkede yabancının arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyetsorunu gibi değerlendirilemez. Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temelunsuru, egemenlik ve bağımsızlığının simgesidir. Bu nedenle yabancılarıntaşınmaz ediniminin, Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda olduğu gibi dünyagenelinde de ülkeden ülkeye farklılık gösteren yasal düzenlemelerlesınırlandırıldığı görülmektedir. Yabancıların taşınmaz ediniminin önemi ülkemizaçısından da yadsınamaz.
Dava konusu birinci fıkranın ilk tümcesinde geçen "kanunisınırlamalar" ibaresine, yabancı gerçek kişilerin taşınmaz ediniminindüzenlendiği 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1934 tarihinden bugüne kadar yasalarımızda yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.2005 günlü, E:2003/70, K:2005/14 sayılıiptal kararı üzerine yeniden düzenlenen Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin davakonusu birinci fıkrasının birinci tümcesinde kanuni sınırlamalara uyulmasıöngörülmektedir. Buna göre, Tapu Kanunu ve bunun dışında 2565 sayılı AskeriYasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, 1062 sayılı Hudutları Dahilinde TebaamızınEmlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiyedeki Tebaaları EmlakineKarşı Mukabele-i Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun, 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin TürkiyeCumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun, 403sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında AraziDüzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5580 sayılı Özel Öğretim KurumlarıKanunu gibi kanunlarla getirilen konu ile ilgili sınırlamalara uyulacağıaçıktır.
Bu nedenle belirtilen yasalardaki sınırlamalar gözetildiğindebelirsizlikten sözedilemeyeceğinden, birinci fıkranın birinci ve ikincitümceleri Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5. ve 35. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT birinci veikinci tümcelerin "tümünün", Mehmet ERTEN ile ŞevketAPALAK birinci tümcedeki "...ve kanuni sınırlamalara uyulmak..."ibaresinin ve bu ibare yönünden ikinci tümcenin iptaline karar verilmesigerektiği nedenleriyle bu görüşe katılmamışlardır.
2- Fıkranın Üçüncü Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, birinci fıkranın üçüncü tümcesinde belirtilen"toplam" sözcüğünün sınırlı ayni haklar ile taşınmazların birliktemi, yoksa ayrı ayrı mı toplamlarını ifade ettiğinin açıkçaanlaşılamadığı, bu nedenle de belirsizlik içerdiğinden üçüncü tümceninAnayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 5. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Birinci fıkranın üçüncü tümcesinde "Yabancı uyruklubir gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız vesürekli nitelikte sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarıgeçemez." denilmektedir.
Hukuk düzeninde şahıslara tanınan yetkiler hak olaraknitelenirken, maddi mallar üzerinde sahibine geniş yetkiler veren ve herkesekarşı ileri sürülebilen haklar ayni haklar olarak nitelendirilmektedir. 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun dördüncü kitabı eşya hukukunu düzenleyerek,birinci kısmı "mülkiyet"e, ikinci kısmı "sınırlı aynihaklara" yer vermiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 998. maddesi süreklilikkoşulunun gerçekleşmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olmasıgerektiğini belirterek, tapu siciline taşınmaz olarak arazilerin, katmülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin ve taşınmazlar üzerindeki bağımsız vesürekli hakların kaydedilebileceğini düzenlemiştir.
Dava konusu üçüncü tümcede, yabancı uyruklu bir gerçek kişininülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli niteliktesınırlı ayni hakların toplam yüzölçümünün iki buçuk hektarı geçemeyeceğiöngörülmüştür. Buna göre tümcede yer verilen "ile" ve"toplam" sözcüklerinden, 2,5 hektarlık sınırın hem taşınmazlar, hemde sınırlı ayni hakların birlikte toplamını kastettiği anlaşılmaktadır. Bunedenle bu yönde bir belirsizlik olmadığından birinci fıkranın üçüncü tümcesiAnayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 5. maddelerine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, SerruhKALELİ ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşlere katılmamışlardır.
3- Fıkranın Dördüncü Tümcesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, üçüncü tümcede belirtilen 2,5 hektarlıksınırın, dördüncü tümcede 30 hektara kadar arttırılması konusunda BakanlarKuruluna yetki verilmesinin, asli düzenleme yetkisinin devri niteliğinitaşıdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2, 6., 7., 8. ve 123.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Birinci fıkranın dördüncü tümcesinde "Bu fıkradabelirtilen koşullarla, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmayaBakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir.
Kuralla, birinci fıkrada belirtilen koşullarla yabancı uyruklugerçek kişilere tanınan haklar miktar yönünden belirlenmiş 2,5 hektarlıksınırın Bakanlar Kurulu'nca 30 hektara kadar arttırılabilmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletiolduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygunolan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmeyi amaçlayan,hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa ve yasakoyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın 7. maddesinde "Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir.Buna göre, yasakoyucunun temel ilkeleri koymadan, çerçeveyi çizmedenyürütmeye yetki vermemesi, sınırsız, belirsiz bir alanı, yönetimindüzenlemesine bırakmaması gerekir.
Dava konusu kural ile Bakanlar Kurulu'na tanınan yetkinin sınırı,esasları ve çerçevesi fıkrada belirlenmiş olmakla beraber, verilen yetki 2,5hektarlık yasal sınırı oniki katına kadar arttırabilmeyi olanaklıkıldığından düzenleme, sınırlamanın işlevselliğini etkisiz bırakacak derecedeölçüsüzdür.
Buna göre Bakanlar Kurulu'na tanınan oniki katına kadararttırma yetkisinin ölçüsüz olması yasama yetkisinin yürütme organına devrisonucunu doğuracağından kabul edilemez.
Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı görülerek iptaledilmiş olduğundan, ayrıca Anayasa'nın 6., 8.. ve 123. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
B- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarınagöre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri hakkında yabancı gerçekkişiler için aranan sınırlama ve karşılıklılık koşulu aranmadan taşınmazve sınırlı ayni hak edinme imkanı verilmesinin, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5.,10., 11., 16. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin ikinci fıkrasında "Yabancı ülkelerdekendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaretşirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti vetaşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak edinebilirler."denilmektedir.
Anayasa'nın Başlangıç kısmında Türkiye Cumhuriyeti'nin "Dünyamilletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi" olduğu, 2.maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş, 5.maddesinde de kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamakDevletin amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 10.maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğu, 16. maddesinde de temel hak vehürriyetlerin yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunlasınırlanabileceği belirtilmiş, 35. maddesinde ise, herkesin mülkiyet ve mirashaklarına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunlasınırlanabileceği öngörülmüştür.
Dava konusu fıkra ile yedinci fıkra birlikte gözetildiğindeyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin "Özel kanun hükümleri çerçevesindeolmak" ve "Bakanlar Kurulu'nca sulama, enerji,tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gerekenalanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniylekorunması gereken hassas alanlar ve stratejik yerler olarak kararlaştırılmışalanlardan olmamak" kaydıyla taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlarüzerinde sınırlı aynî hak edinebilecekleri anlaşılmaktadır. Buna görebelirtilen alanlarda yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri taşınmaz mülkiyeti vetaşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak edinemeyeceklerdir. Dolayısıyla yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynîhak edinebilmeleri, bunların dışında kalan alanlarda ve özel kanun hükümleriçerçevesinde sınırlandırılmış olarak mümkün olabilecektir.
7.3.1954 günlü, 6326 sayılı Petrol Kanunu, 12.3.1982 günlü, 2634sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 9.1.2002 günlü, 4737 sayılı Endüstri BölgeleriKanunu'nda, Yasaların amacı ile ilgili faaliyetler için yabancı ülkelerde kendiülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinintaşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak edinebilmelerineolanak tanınmıştır. Buna göre, Petrol Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu veEndüstri Bölgeleri Kanunu'nda öngörülen koşullarla yatırım ve işletmefaaliyetleri için, dolayısıyla belli bir faaliyet amacına bağlı olarak yabancıyatırım, teknoloji ve sermaye girişini teşvik amacıyla çıkarılan özel yasalarçerçevesinde, yabancı ticaret şirketleri taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hakedinebileceklerdir.
Taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinenyabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerininkanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticari şirketlerinin aynı konumdaolmadıkları ve sözkonusu edinimlerinin nedenlerinin de farklı olduğugözetildiğinde aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamayacağı ve bu konudafarklı sınırlamalar getirilmesinin yasakoyucunun takdir alanı içindeolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, fıkra, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 10.ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, SerruhKALELİ ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşlere katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 11. ve 16. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
C- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yabancı uyruklu gerçekkişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye'detaşınmaz rehni tesisinde birinci ve ikinci fıkralarda yer alan kayıtve sınırlamaların aranmamasının, taşınmaz rehni tesisini sınırsızhale getirdiği, böylece karşılıklılık ilkesinin taşınmaz rehni bakımındanetkisizleştirildiği, bunun ise, Türk milletinin bağımsızlığı, ülke güvenliği vetoplum huzuru ilkeleri ile bağdaşmadığı belirtilerek, Anayasa'nın Başlangıç'ıile 2., 5., 10., 11. ve 16. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin üçüncü fıkrasında "Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendiülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaretşirketleri lehine Türkiye'de taşınmaz rehni tesisinde birinci veikinci fıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz." denilmektedir.
Genel olarak rehin hakkı, rehne konu hakkı parayaçevirmek ve elde edilen paradan öncelikle alacağını alma yetkisi veren bir aynîhaktır.
Rehin hakkı ile hak sahibine eşyanın değeri tahsis edilmiştir. Buhak da diğer sınırlı aynî haklar gibi mülkiyetin muhtevasından oluşmuştur.Malik paraya çevirme yetkisini rehinli alacaklıya tahsis etmektedir; alacaklıalacak ifa edilmezse eşyayı paraya çevirerek öncelikle alacağını eldeedebilecektir. Rehin hakkının bir türü olan taşınmaz rehni de, haksahibine bir taşınmaz malın değerinden alacağını elde etme yetkisini verensınırlı bir aynî haktır. Taşınmaz rehni, hem kişisel alacağı teminataltına almakta, hem de arazi değerinin tedavül ettirilmesini sağlamaktadır. TürkMedenî Kanunu'na göre taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senediveya irat senedi şeklinde kurulabilir.
Alacaklı sıfatıyla bir rehin hakkının iktisabı, rehine konu teşkileden taşınmaz malın iktisabı anlamına gelmez. Alacak ödenmediği takdirde,taşınmaz mal paraya çevrilirse, rehinli alacaklı olan ve Türkiye'de taşınmazmal edinme imkânı bulunmayan yabancı kişi, bu taşınmaz malı elde edemeyecek veancak alacağını satış bedelinden temin edebilecektir. Bu nedenlekarşılıklılık ilkesi gereği Türkiye'de taşınmaz mal edinme hakkı bulunmayan biryabancının, alacağına karşılık olmak amacıyla, Türkiye'de bulunan bir taşınmazmal üzerinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi biçiminde rehin hakkıelde edebilmesi mülkiyetin, yasalarda öngörülen ayrık durumlar dışında devrineyol açmayacağından taşınmaz rehninde sınırlama aranmamasındaAnayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taşınmaz rehni mülkiyete geçenişlem olmadığından, kural, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 10., 11. ve 16. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
Ç- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dördüncü fıkrada yer alan hükümden yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketleri dışındaki yabancıların Türkiye'de taşınmazedinemeyeceği anlaşılmakla beraber, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetivatandaşlarının da taşınmaz edinemeyeceği şeklinde anlaşılabileceği, bunun isebelirsizliğe yol açacağı, oysa hukuk devletinde hukuk düzeninin belirliliğisağlaması gerektiği, bu nedenle dava konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 11.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin dördüncü fıkrasında "Yabancı uyruklugerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulantüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye'de taşınmazedinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez." denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde de yabancı uyruklu gerçek kişiler ileyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğesahip ticaret şirketleri dışındakilerin (tüzelkişiliği olan veya olmayan vakıf,dernek, kooperatif, cemiyet, topluluk, cemaat vb.) Türkiye'de taşınmazedinemeyecekleri ve bunlar lehine sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceğibelirtilmiştir.
Madde gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, yasakoyucunun yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahipticaret şirketleri dışında kalan tüzelkişilerin taşınmaz edinmeleriniengellediği açıktır.
Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
D- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Beşinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılıkbulunan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazlarıiçin birinci fıkrada belirtilen kayıt ve sınırlamaların aranmamasınınkarşılıklılık ilkesinin dışlanmasına yol açarak kanuni miras yoluylayabancıların edinimini kayıtsız, sınırsız ve koşulsuz hale getireceği, ölümebağlı tasarruflarda kanuni miras yoluyla edinimden farklı kurallarınuygulanmasının makul ve geçerli dayanağının olamayacağı ve üçüncü tümcedearanan koşulun ölüme bağlı tasarrufları içerip içermediği konusu kuşkuyarattığından hukuk güvenliğinin zedelendiği, bu nedenlerle kuralın Anayasa'nınBaşlangıç'ı ile 2., 5., 10., 11. ve 16. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
35. maddenin dava konusu beşinci fıkrasında "TürkiyeCumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olan devlet vatandaşlarının kanuni mirasyoluyla intikal eden taşınmazları için birinci fıkrada belirtilen kayıt vesınırlamalar uygulanmaz. Ölüme bağlı tasarruflarda yukarıdaki fıkralardabelirtilen kayıt ve sınırlamalar uygulanır. Türkiye Cumhuriyeti ile arasındakarşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla edindikleritaşınmaz ve sınırlı ayni hakların intikal işlemleri yapılarak tasfiyeedilir." denilmektedir.
Fıkranın birinci tümcesinde, kanuni miras yoluyla yabancılaraintikal edecek taşınmazlar için de "karşılıklılık" ilkesinin aranmasıgerektiği belirtilmiştir. Devletlerarası ilişkilerde geçerli ilkelerden biri dekarşılıklılık koşuludur. Karşılıklılık, andlaşma ile ya dakanunla olabilir. Hukukumuzda, kanunî karşılıklı muamele, yabancı gerçekkişilerin ülkemizde taşınmaz mal edinme ve miras hakları konusunda daaranmaktadır.
Miras, kanuna veya miras bırakanın iradesine dayanır. MedeniKanunda kanuna dayanan mirasa "Kanunî Mirasçılık", miras bırakanıniradesine dayanan mirasçılığa ise "Mansup" yani "AtanmışMirasçılık" denilmektedir.
Özel mülkiyet ilkesinin bir sonucu olan "miras" ilebireysel özgürlüğün bir sonucu olan "vasiyet" konuları, eskiçağlardan itibaren önemini korumuş tasarruflardan olmuştur. Özel mülkiyetilkesi kabul edilmiş olan her yerde, kişinin ölümünden sonra mallarının neolacağı sorunu, büyük önem taşımıştır.
Türk Medeni Kanunu, miras bırakanın ölümünden sonra malilişkilerinin ne yolda düzenleneceği konusunda bir yandan onun iradesine genişyer vererek bireyi korurken, öte yandan dokunulmaz paylı olarak tanıdığıhısımların bir kısım miras paylarını saklı tutmak suretiyle aileyi vedolayısıyla toplumu korumaktadır.
Ölüme bağlı tasarruf, miras bırakan tarafından yapılan ve onunölümünden sonra sonuç doğuran bir hukuki işlem olup, Türk Medeni Kanunu'na göreancak "vasiyet" ve "miras sözleşmesi" olmak üzere ikiyoldan mümkündür.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun miras hukukunu düzenleyenüçüncü kitap başlıklı bölümünün mirasçılar başlıklı birinci kısmında yasalmirasçılar ve ölüme bağlı tasarruflar ayrı bölümler halinde ve ayrı kurallarladüzenlenmiştir.
Türk Medenî Kanunu'nda kanunî mirasçılar 495-501. maddelerdedüzenlenmiş ve Kanun, kanunî mirasçıları kan hısımları olan altsoy, ana vebaba, büyük ana ve büyükbaba, evlilik dışı hısımlar ve sağ kalan eş ileevlatlık ve devlet şeklinde saymıştır.
Türk Medenî Kanunu'nun 505. maddesinde de "Mirasçıolarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasınınsaklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bumirasçılardan hiçbiri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamındatasarruf edebilir." denilmiştir.
Yabancıların sahip oldukları taşınmazların karşılıklılık ilkesineuyularak kanuni miras yoluyla intikaline izin verilmesi mülkiyet hakkınınkorunması bağlamında hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.
Kanuni mirasçılarla ölüme bağlı tasarruflar sonucu hak sahibiolanlar yukarıda belirtilen nedenlerle farklı konumda bulunduklarından, ölümebağlı tasarruflar için yasada belirtilen kayıt ve sınırlamalar getirilmesininAnayasa'ya aykırı olmadığı açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devletvatandaşlarının kanuni miras yoluyla edindikleri taşınmaz ve sınırlı aynıhakların tasfiyesi konusunda getirilen kuralın bu konudaki belirsizliği ortadankaldırmaya yönelik olması nedeniyle Anayasa'ya aykırılığından sözedilemez.
Açıklanan nedenlerle, fıkra, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 11. ve 16. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
E- Yasa'nın 1. Maddesi ileYeniden Düzenlenen 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. Maddesinin AltıncıFıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, fıkranın, belirlilik ve öngörülebilirliközellikleri taşımadığından hukuki güvenilirlik sağlamadığı belirtilerek,Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin dava konusu altıncı fıkrasında "Karşılıklılığıntespitinde hukuki ve fiili durum esas alınır. Bu ilkenin kişilere toprakmülkiyeti hakkının tanınmadığı, ülke uyruklarına uygulanmasında, yabancıdevletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, TürkiyeCumhuriyeti vatandaşlarına da tanınması esastır." denilmektedir.
Devletlerarası ilişkilerde geçerli olan vazgeçilmez ilkelerdenbiri de, Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi karşılıklılıkkoşuludur.
Anayasa Mahkemesi Kararlarında da belirtildiği gibi, karşılıklılıkesası, en az iki devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde diğerininvatandaşlarına aynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eden birilke olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, bir yabancının Türkiye'de bir haktanyararlanabilmesi, Türk vatandaşlarının da o yabancının ülkesinde aynı tür venitelikte olanaklardan yararlanmasına bağlıdır. Karşılıklılık esası andlaşma ileya da kanunla olabilir.
Dava konusu altıncı fıkranın birinci tümcesinde, karşılıklılığıntespitinde fiili ve hukuki durumun esas alınacağı belirtilmiştir. İkincitümcede de bu ilkenin kişilere toprak mülkiyeti hakkının tanınmadığı ülkeuyruklarına uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz ediniminde kendivatandaşlarına tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına datanınmasının esas olduğu vurgulanmıştır. Böylece karşılıklılığın uygulanmaesasları belirlenmiştir.
İkinci tümce ile, Türkiye ile arasında karşılıklılıkolmakla beraber, toprak satışının olmadığı kimi devletlerde"karşılıklılık" ilkesiyle, fiili ve hukuki durum esas alınarakyabancı devletin kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların Türkiye Cumhuriyetivatandaşlarına da tanınmasının sağlanmak istendiği anlaşılmaktadır. Buna görealtıncı fıkranın ikinci tümcesi, hukuki ve fiili karşılıklılığın sağlanmasınayöneliktir.
Bu durumda fıkrada herhangi bir belirsizlik ve öngörülemezlikbulunmadığından kural, Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
F- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Yedinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, fıkranın birinci tümcesinde yabancılarıntaşınmaz edinemeyecekleri alanları belirlemede ve il yüzölçümüne göre oranınıtespitte Bakanlar Kurulu yetkili kılınmakla beraber belirtilen alanlarıniçeriğinin belirsiz ve takdire dayalı olduğu, Bakanlar Kurulu'na verilen buyetkinin asli düzenleme yetkisi niteliğini taşıdığı, Bakanlar Kurulu'nateklifte bulunacak ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile ikinci tümcedebelirtilen komisyonu oluşturan idarelerin gösterilmediği, kuralın idareninkanuniliği ilkesi ile belirlilik ve öngörülebilirlik özelliklerini taşımadığı,bu nedenlerle de Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 123. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin dava konusu yedinci fıkrasında "Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım,maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar,özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunmasıgereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliğibakımından taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanları, ilgili kamukurum ve kuruluşlarının tescile esas koordinatlı harita ve planları içerenteklifi üzerine belirlemeye ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin ilbazında edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre bindebeşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir. Tapuve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık bünyesinde ilgili idaretemsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu madde uyarınca BakanlarKuruluna verilen yetkiler dahilinde çalışmalar yapılmak suretiylekamu kurum ve kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenipdeğerlendirilerek Bakanlar Kuruluna sunulur." denilmektedir.
1- Fıkranın Birinci Tümcesindeki "... ve yabancıuyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların, illereve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite ..."Bölümünün İncelenmesi
Anayasa'nın 7. maddesinde "Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında vurgulandığı üzere,Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel vesınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.Yürütmenin düzenleme yetkisi yasa ile sınırlandırılmış, tamamlayıcı biryetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yürütmeorganına yasalarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kural koyma yetkisiverilemez. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralınınAnayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin konulması,çerçevenin çizilmesi, düzenleme için sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bırakılmamasıgerekir.
Dava konusu kuralla yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır. İllercoğrafi ve stratejik olduğu kadar yerleşim alanları ve konumları itibariyle debirbirinden farklılıklar göstermektedir. Kimi illerin yerleşim alanlarınıntamamı veya birçok büyük ilçesinin tamamı binde beşlik sınırın altındakalabilmektedir. Buna karşılık il yüzölçümleri, ilin ormanları, dağları vemeraları gibi yerleşim alanları dışındaki kısımlarını da kapsamaktadır. İlleriçin geçerli koşulların ilçeler ve beldeler için de geçerli olmadığından sözedilemez. Bu durumda Bakanlar Kurulu'na bırakılan düzenleme yetkisinin Anayasalsınırlar da gözetilerek çerçevesinin belirlenmediği açıktır.
Ülke bütünlüğü ve egemenliği ile doğrudan ilgili olduğundaduraksama bulunmayan yabancıların taşınmaz edinimi konusunda, yasaların açık,anlaşılabilir ve sınırları belirli kurallar içermesi gerekir. İptali istenilen kural ise yeterli açıklık ve belirlilikten uzak olduğundanAnayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ve A.Necmi ÖZLER bu görüşekatılmamışlardır.
Dava konusu yasa kuralı, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıgörülerek iptal edilmiş olduğundan, ayrıca Anayasa'nın 6., 8., 11. ve 123.maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
2- Fıkranın Kalan Bölümünün İncelenmesi
Yedinci fıkranın birinci tümcesinde yabancı uyruklu gerçek kişilerile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerialanlar belirtilmiştir.
Bu belirlemede öncelikle yabancı uyruklu gerçek kişiler ileyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmazve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanlar "sulama, enerji, tarım,maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar,özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunmasıgereken hassas alanlar ve stratejik yerler" şeklinde sayılmaksuretiyle açıklanmıştır. Buna göre kamu yararı ve ülke güvenliği bakımındanyabancıların taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri yerler alanitibariyle belirlenmiş, ana çerçevesi çizilmiştir. Bakanlar Kurulu yetkisinikuşkusuz, bu amaç ve çerçevede kullanacaktır. Belirlenen çerçevede yabancılarıntaşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanlar çok sayıda kamu kurum vekuruluşunun faaliyet alanına girdiğinden bunların ancak ilgili kurumlarınteknik çalışması ve bildirimi ile belirlenebileceği açıktır.
Yabancıların taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerialanlarla ilgili teklifte bulunacak kamu kurum ve kuruluşlarının yasalarındagörev alanları belli edilmiş olup, bu konuda belirsizlikten söz edilemez.
Yedinci fıkranın ikinci tümcesinde ilgili kamu kurum vekuruluşlarının tekliflerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğuBakanlık bünyesinde ilgili idare temsilcilerinden oluşan komisyon tarafındanincelenip değerlendirileceği belirtilmektedir. Buna göre, Komisyonu oluşturacakidarelerin, birinci tümcede belirtilen "sulama, enerji, tarım, maden,sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özelkoruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunmasıgereken hassas alanlar ve stratejik yerler" görev alanına girenidareler olduğu, bu konuda belirsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle fıkranın kalan bölümü Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Tülay TUĞCU, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ileOsman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 8., 11. ve 123. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
G- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Sekizinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, fıkrada belirtilen işlerin"geciktirilmeksizin" yapılacağı ifade edilmekle beraber herhangi birsüreden söz edilmemesinin kuralda belirsizlik yarattığı, bu nedenle deAnayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin sekizinci fıkrasında "Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenecek askeri yasak bölgeler, askeri veözel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına aitharita ve koordinat değerleri Milli Savunma Bakanlığınca geciktirilmeksizinTapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir." denilmektedir.
Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan askeri yasakbölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkinkararlara ait harita ve koordinat değerlerinin tamamının Milli SavunmaBakanlığı'nca 3 ay içinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğuBakanlığa gönderilmesi gerektiği hususu, 5444 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ileTapu Kanunu'na "Geçici Madde olarak eklenmiştir.
Dava konusu kural ise, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonrabelirlenecek olan askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri vestratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinatdeğerlerinin verilmesine ilişkindir.
Yasakoyucu, kuralda bu görevin yerine getirilmesini Milli SavunmaBakanlığı'nın isteğine bırakmayarak zorunlu kılmıştır. Burada yasakoyucunun birsüre öngörmemiş olmasının, sözkonusu bölgelere ait belirlemelerin,teknik içeriğinden ötürü ne kadar sürede gerçekleştirileceğinin öncedenbilinmesinin güçlüğünden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. "Geciktirilmeksizin"ifadesi ile de, işin en kısa sürede sonuçlandırılmasının amaçlandığı açıktır.
Bu nedenlerle, belirsizlik içermeyen kural, Anayasa'nın 2. ve 11.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
H- Yasa'nın 1. Maddesi ile Yeniden Düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. Maddesinin Onuncu Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, taşınmazlar ile sınırlı ayni hakların, TapuKanunu'nun 35. maddesi kurallarına veya yasal zorunluluk dışında edinim amaçlarınaaykırı olarak kullanıldığının kim tarafından belirleneceğinin ve amacına aykırıkullanımdan neyin anlaşılması gerektiğinin açıkça gösterilmediği, MaliyeBakanlığı'na verilen süre tanıma yetkisinin esas ve usulleri ile ilgilidüzenleme yapılmadığı, bu haliyle kuralın asli düzenleme yetkisinin devriniteliği taşıdığı ve kanunilik ilkesinin ihlaline yol açacağından, Anayasa'nın2., 6., 7., 8., 11. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
35. maddenin onuncu fıkrasında "Bu madde hükümlerineaykırı edinilen veya kanuni zorunluluk dışında edinim amacına aykırıkullanıldığı tespit edilen taşınmazlar ile sınırlı ayni haklar, MaliyeBakanlığınca verilecek süre içerisinde maliki tarafından tasfiye edilmediğitakdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir." denilmektedir.
Kural ile, öncelikle yabancıların Türkiye'dekitaşınmazlar üzerinde hak edinimlerinin, bunu düzenleyen kurallara uygun olmasısağlanmak istenilmiştir. Ayrıca kuralda, yabancılar tarafından Tapu Kanunu'nun35. maddesine uygun olarak edinilen taşınmazların, edinim amaçlarına uygunolarak kullanılması gerekliliği de vurgulanmaktadır. (Örneğin, mesken olarakkullanmak amacıyla edinilen taşınmazın işyeri olarak kullanılamayarak sadecemesken olarak kullanılması gerektiği gibi)
2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi ile mülkiyete, mülkiyettenayrı ayni haklara ilişkin sözleşmeleri düzenleme görev ve yetkisi Tapu veKadastro Genel Müdürlüğü Tapu Sicil Müdürlükleri'nde bulunmaktadır. Taşınmazmal edinmek veya mülkiyetten ayrı ayni haklardan yararlanmak isteyenlerbaşvurularını, taşınmazın bulunduğu yerin Tapu Sicil Müdürlüğü'neyapmaktadırlar. Buna göre yabancıların taşınmaz ve sınırlı ayni hakedinimlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler, Tapu Sicil Müdürlükleri'ninkayıtlarında bulunmaktadır.
Tapu Kanunu'nun 35. maddesine ve edinim amacına aykırı kullanılantaşınmazlar ile sınırlı ayni haklar ise, bunların özellikleri gözetilerek MaliyeBakanlığı'nca verilecek süre içerisinde maliki tarafından tasfiye edilmediğitakdirde tasfiye edilerek bedele çevrilecek ve bedeli hak sahibine ödenecektir.
Kuralla, bu madde hükümlerine ve edinim amaçlarına aykırıkullanımın önlenmesi ve böyle durumlarda sözkonusu taşınmazlar ilesınırlı ayni hakların, bunların özelliklerine göre değişebileceksürelerde tasfiye edilmesi amaçlandığından, Maliye Bakanlığı'na yetkidevrinden sözedilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 8., 11. ve 123. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
I- Yasa'nın 2. Maddesi ile 2644 sayılı Tapu Kanunu'na eklenenGeçici 2. Maddenin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin yedincifıkrasında Bakanlar Kurulu'na verilen belirleme yetkisinin adeta tapugörevlilerince kullanılacak bir yetki durumuna getirildiği, sözkonusu dönemdeyedinci fıkradaki sınırların dışlandığı bunun ise yedinci fıkrada belirtilenişlemlerin tamamlandığı tarihin öncesindeki ve sonrasındaki edinimlerinuygulamada birbirine farklı koşullarla bağlanması sonucunu doğuracağı, hukukdüzeninde karmaşaya neden olacağı ve tapu görevlilerinin kullanacağı yetki aslidüzenleme niteliği taşıyacağından Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 10., 11. ve123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Geçici 2. maddenin dava konusu ikinci fıkrasında "Yukarıdabelirtilen bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerlerinin,Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderilmesi ve sayısal ortama aktarılaraktaşra birimlerine intikal ettirilmesine kadar geçecek sürede yetkili askerimakamlardan sorulmak suretiyle, belirtilen işlemler tamamlandıktan sonragönderilen belge ve bilgilere göre tapu işlemleri yürütülür." denilmektedir.
Kural uyarınca, tapu görevlisi sözkonusu "askeriyasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejikbölgelerin" tespitini yapmamaktadır. Sadece tapu işlemlerininyürütülebilmesi ve hatalı işleme yol açılmaması için "askeri yasakbölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgeler" bildirilinceyekadar bunların yetkili askeri makamlardan sorularak öğrenilmesi yolunagidilmektedir.
Öte yandan Milli Savunma Bakanlığı'nca Tapu ve Kadastro GenelMüdürlüğü'ne harita ve kordinat değerleri gönderilmesinden sonrayapılan işlemler ile öncesinde sorularak yapılan işlemler aynı kaynağadayandığından, bu işlemlere göre hak sahibi olanlar arasında eşitlikkarşılaştırması yapılması olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 7., 8., 11. ve 123. maddeleri ileilgisi görülmemiştir.
İ- Yasa'nın 3. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5444 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinin, resmigazetede yayımlandığı tarihten önceki bir tarih olarak belirlenmesinin,belirlilik ve öngörülebilirlik özellikleri taşımadığı ve öncesi-sonrasıylauygulamada eşitsizliğe yol açtığından Anayasa'nın 2., 10. ve 11.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5444 sayılı Tapu Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un3. maddesinde "Bu Kanun 26.7.2005 tarihinden itibaren geçerliolmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.", maddeningerekçesinde de "Yürürlük maddesi olup, Kanunun, hukuki boşlukdoğmasını engellemek amacıyla Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlüğegirdiği 26.7.2005 tarihinden itibaren geçerli olması hüküm altınaalınmıştır." denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.2005 günlü, E:2003/70, K:2005/14 sayılıiptal kararı 26.7.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş, dava konusu yasal düzenlemeise 29.12.2005 tarihinde kabul edilmiş ve 7.1.2006 tarihinde Resmi Gazete'deyayımlanmıştır.
Dava konusu 3. madde ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararınınyürürlüğe girdiği tarih ile Yasa'nın Resmi Gazete'de yayımlandığı tariharasında doğan hukuksal boşluğun doldurulması suretiyle hukuk güvenliğininsağlanmasının amaçlandığı ve bunun da hukuk devletinin gereği olduğu açıktır.
Açıklanan nedenle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 10. ve 11. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
V- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesi ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesine göre, AnayasaMahkemesi'nce, Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilen kanun, kanunhükmünde kararname veya TBMM İçtüzüğü ya da bunların belirli madde veyahükümleri iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar.Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptal kararı ile meydana gelecek olan hukuki boşluğukamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici nitelikte görürse, boşluğundoldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıcakararlaştırabilir.
5444 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile yeniden düzenlenen TapuKanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü tümcesi ile yedincifıkrasının "... ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite ..." bölümünün iptaline karar verilmesi ilemeydana gelen hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici niteliktegörüldüğünden, yeni düzenleme yapılabilmesi için yasama organına süre tanımakamacıyla iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak üç aysonra yürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
29.12.2005 günlü, 5444 sayılı Tapu Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un:
A- 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 22.12.1934 günlü, 2644 sayılıTapu Kanunu'nun 35. maddesinin;
1- a- Birinci fıkrasının dördüncü tümcesine,
b- Yedinci fıkrasının,"... ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite ..." bölümüne,
ilişkin iptal hükümlerinin süre verilerek yürürlüğegirmelerinin ertelenmesi nedeniyle bu tümce ve bölüme yönelik YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
2- a- Birinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncütümcelerine,
b- İkinci, üçüncü, dördüncü,beşinci, altıncı fıkralarına,
c- Yedinci fıkrasının,"... ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite ..." dışında kalan bölümüne,
d- Sekizinci ve onuncu fıkralarına,
B- 2. maddesiyle 2644 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde2'nin ikinci fıkrasına,
C- 3. maddesine,
yönelik iptal istemleri, 11.4.2007 günlü, E. 2006/35, K.2007/48 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, tümce ve bölümlereilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
11.4.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
VII- SONUÇ
29.12.2005 günlü, 5444 sayılı Tapu Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un:
A- 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 22.12.1934 günlü, 2644 sayılıTapu Kanunu'nun 35. maddesinin;
1- Birinci fıkrasının;
a- Birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün "Tümcenintümünün", Mehmet ERTEN ile Şevket APALAK'ın ise"Tümcedeki '... ve kanunî sınırlamalara uyulmak...'ibaresinin" iptaline karar verilmesi gerektiği yolundaki karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b- İkinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün "Tümcenintümünün", Mehmet ERTEN ile Şevket APALAK'ın ise"Birinci tümcede yer alan '... ve kanunî sınırlamalarauyulmak...' ibaresi yönünden" iptaline karar verilmesi gerektiğiyolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- Üçüncü tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, SerruhKALELİ ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
d- Dördüncü tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, SerruhKALELİ ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
3- Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı fıkralarınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- Yedinci fıkrasının;
a- "... ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin ilbazında edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre bindebeşi geçmemek üzere oranını tespite..." bölümünün Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ile A. Necmi ÖZLER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Tülay TUĞCU, FulyaKANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
5- Sekizinci ve onuncu fıkralarının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 2. maddesiyle 2644 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde2'nin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2644 sayılı Yasa'nın 35.maddesinin, birinci fıkrasının dördüncü tümcesi ile yedinci fıkrasının,"... ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite ..." bölümünün, doğuracağı hukuksal boşlukkamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları gereğince bu tümce ve bölüme ilişkin iptal hükümlerinin, KARARINRESMÎ GAZETEDE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ÜÇ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,OYBİRLİĞİYLE,
11.4.2007 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY
5444 sayılı Tapu KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2644sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin yedinci fıkrasının iptal edilen bölümündeözel öneme haiz taşınmazlar sayıldıktan sonra bu alanlarda tanınacak ayni haklarlailgili öneride bulunmak üzere bir komisyon oluşturulmuş ancak bu önemli göreviyerine getirecek komisyon üyeleri Yasa'da belirtilmeyerek ilgili idareningörevlendirmesine yani takdirine bırakılmıştır.
Hukuk devleti ilkesi hukuksal güvenlik vebelirginliği gerektirir. Bu nedenle oluşacak komisyonun görev vesorumluluklarının önceden yasa ile belirlenmesi gerekir.
Belirtilen nedenlerle ikinci tümceAnayasa'nın 2. ve 7. maddesine aykırıdır, iptali gerekir.
Başkan
Tülay TUĞCU
KARŞIOY
5444 sayılı Tapu Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. maddesinin yedinci fıkrasının iptaline ilişkin A. Necmi ÖZLER'in karşıoyuna aynen katılıyorum.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
KARŞIOY
5444 sayılı Tapu Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. maddesinin yedinci fıkrasının iptaline ilişkinA. Necmi ÖZLER'in karşıoyuna aynen katılıyorum.
Üye
Sacit ADALI
KARŞIOYGEREKÇESİ
I- 5444 Sayılı Yasa'nın dava konusu 35.maddesinin ilk fıkrasında, "Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklıolmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye'de işyeri veya meskenolarak kullanmak üzere, uygulama imar plânı veya mevzii imar plânı içinde buamaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilirler. Sınırlı ayni haktesis edilmesinde de aynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir gerçek kişininülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli niteliktesınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez. Bu fıkradabelirtilen koşullarla yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmaya BakanlarKurulu yetkilidir." denilmektedir. Buna göre, yabancı uyruklu gerçekkişiler, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla işyeri veyamesken olarak kullanmak üzere imar plânında bu amaçlarla ayrılıp tescil edilentaşınmazları edinebilecekler sınırlı ayni hak tesisi de aynı koşullara bağlıtutulacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarının özel mülkiyetinde olan taşınmazlarda aksine bir hüküm bulunmadığından doğal olarak aynı kurallara uyularak satışakonu olabilecektir. Ancak, bunların toplam yüzölçümleri iki buçuk hektarı (yirmibeş dönüm)geçemeyecektir. Fıkra'nın ilk tümcesinde geçen kanuni sınırlamalarla neyinamaçlandığı ise açıkça anlaşılamamaktadır. Eğer diğer yasalardaki sınırlamalaragöndermede bulunulması isteniyorsa bunun için özel vurgu gerekmediği, biruyuşmazlık söz konusu olduğunda bunun, yargı yerlerince özel, genel kanunönceliği çerçevesinde zaten gözetileceği, bu yönüyle "kanunisınırlamalar" ifadesinin belirsizlik içerdiği açıktır. Ayrıca,taşınmazlarla sınırlı ayni hakların yüzölçümleri toplamının mı, yoksa ayrı,ayrı toplamlarının mı üst sınırının iki buçuk hektarı geçemeyeceği konusu dabelirsizdir. Kural'ın yazımı her iki yoruma da olanak verecek niteliktedir.Yabancıların Ülke'nin çeşitli yörelerinde edinebileceği taşınmazların üstsınırının ikibuçuk hektarı aşıp, aşmadığının nasıl saptanacağı daKural'da yer almadığından bu konuda da belirsizlik bulunmaktadır.
Birinci fıkrada, yabancı uyruklugerçek kişilerin sadece işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere taşınmazedinmelerine izin verildiği halde bu edinimin üst sınırının yirmibeş dönümgibi, küçümsenemeyecek bir miktar olması, örneğin bir kişinin birer dönümlük 25arsa veya 250 m2 lik 100 apartman dairesialabilmesini olanaklı hale getirmesi, edinim amacıyla bağdaşmamaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilenhukuk devleti insan haklarına dayanan bu hakları koruyup, güçlendirebilen,eylem ve işlemleri hukuka uygun olup, yargı denetimine bağlı tutulabilen,eşitlik temelinde adil bir hukuk düzeni kurabilen, kişinin maddi ve manevivarlığını geliştirebilmesi için gerekli ortamı hazırlayan devlettir. Hukukdevletinde, yasaların açık ve anlaşılabilir olması hukukun üstünlüğününsağlanabilmesi için ön koşuldur. Ayrıca yasaların kişisel ya da siyasiamaçlarla değil, kamu yararı amacıyla çıkarılması gereğinde de hukuk devletibağlamında kuşku bulunmamaktadır.
Bilim ve teknolojideki gelişmelere koşutolarak artan ulaşım ve iletişim olanakları, uluslar arası, siyasi, ekonomik,sosyal ilişkilerin kazandığı ivme, yabancıların mülk edinmesi konusunagüncellik kazandırmakla birlikte, bu konuya ülke güvenliği ve kamu yararıgözetilerek kimi sınırlamalar getirilmesini de zorunlu kılmaktadır. Busınırlamaların boyutunu ise kuşkusuz her ülkenin kendi koşullarıbelirleyecektir.
Bir devletin ülke ve millet bütünlüğününkorunmasındaki önceliği, bu varlıkları yakından ilgilendiren konuların dahaayrıntılı, açık ve anlaşılabilir biçimde düzenlenmesini gerektirmektedir.Ayrıca Anayasa'nın; 44. maddesinde toprağın verimli olanak işletilmesi,topraksız köylüye toprak sağlanması, 45. maddesinde, tarım arazileri ile çayırve meraların amaç dışı kullanılmasının önlenmesi, 57. maddesinde, konutihtiyacının karşılanması konularında olduğu gibi, devlete Anayasa'nın birçokmaddesiyle çeşitli görevler verilmiştir. Bu nedenle devlet, yabancılara topraksatışı konusunu, anayasa ile kendisine verilen bu görevleri yerine getirmesiniengellemeyecek ve kendi vatandaşlarının önceliklerini gözetecek biçimde düzenlemekzorundadır. Esasen kamu yararının başka türlü gerçekleşmesi de olanaklıdeğildir.
Dava konusu 35. maddenin birincifıkrasının, içerdiği belirsizlikler nedeniyle hukuk devletinde, yasaların açıkve anlaşılabilir olması gereğine; amacı aşan oranlarda toprak satışına izinvermesi nedeniyle ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturduğu ve bu yönüyle kamuyararı amacıyla da düzenlenmediği sonucuna varılmıştır.
II- 35. maddenin ikinci fıkrasında,yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmazmülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak edinebilecekleribelirtilmektedir. Buna göre, yabancı tüzel kişilerin Türkiye'de taşınmazedinmelerinde, yabancı gerçek kişilerden farklı olarak karşılıklı olma koşuluaranmadığı gibi, edinilebilecek taşınmaz miktarı yönünden de bir sınırlamagetirilmemektedir. Fıkra ile göndermede bulunulan özel kanun hükümlerikapsamında yer alan 6326 Sayılı Petrol Kanunu, 2634 Sayılı Turizmi TeşvikKanunu ve 4737 Sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nda da yabancı tüzel kişilerinedinebilecekleri taşınmazların toplam yüzölçümü bakımından bir üst sınıröngörülmediğinden bu konuda bir sınırsızlık bulunduğunda duraksamaya yeryoktur. Yabancı tüzel kişileri yabancı uyruklu gerçek kişilere göre imtiyazlıduruma getiren dava konusu ikinci fıkranın Anayasa'nın eşitlik ilkesinindüzenlendiği 10. maddesinin "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfaimtiyaz tanınamaz" diyen üçüncü fıkrası hükmü ile bağdaşmadığı açıktır.
III- Madde'nin yedinci fıkrası ileyabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerininkanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin, sulama,enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunmasıgereken alanlarda, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliğinedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararıve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerialanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile esas koordinatlı haritave plânları içeren teklifi üzerine belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.Buna göre, Fıkra'da sayılan özelliği olan yerlerde, Bakanlar Kurulu yetkisinikullanarak bir karar almadıkça taşınmaz satışına engel bulunmamaktadır. Bukonuda gerekli düzenlemeleri yapması için bir süre ile de bağlı tutulmadığındanBakanlar Kurulu'nun kendi takdiri doğrultusunda hareket etmesi kaçınılmazdır.Yasal çerçevenin belirlenmemesinden kaynaklanan bu durumun yasama yetkisinindevrine yol açacağı ve yasanın korunmasını amaçladığı yerler için bu amacıngerçekleşemeyeceği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY
29.12.2005 günlü, 5444 sayılı TapuKanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilen TapuKanununun 35. maddesinde yabancılara yapılacak taşınmaz satışlarıyla ilgi birkısım sınırlamalara yer verilmesine rağmen, "...kanuni sınırlamalarauyulmak..." biçimindeki yollama ile diğer kanunlardaki sınırlamalarında yabancılara satılacak taşınmazlar bakımından uygulanması sağlanarak, ülkemiziçin hayati önem ve özelliğe sahip alanların Türkilye CumhuriyetiDevleti ve vatandaşlarının yararı ve geleceği için yabancıların eline geçmesiönlenmek istenmiştir. Bu yollamanın 35. maddede sayılan bir kısımsınırlamaların yeterli görülmemesinden kaynaklandığı, kamu yararı ve ülkegüvenliğini koruyabilmek için yapıldığı anlaşılmakta ise de maddede yer alan"kanuni sınırlamalar" ibaresinin neler olduğu açıkçaortaya konulmamıştır. Yasalarda yer alan ve anlaşılabilir olan sınırlamalaraülkede yaşayan herkesin uyacağı kuşkusuzdur. Yabancıya yapılacak taşınmazsatışının önemi nedeniyle ihtiyaç duyulan sınırlamaların maddede belirtilendiğer sınırlamalar gibi açık, anlaşılabilir ve madde içinde yer alması, ülkegüvenliğini ve kamu yararını sağlayabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmasıgerekir. Diğer kanunlarda taşınmaz edinimiyle ilgili olarak yer alansınırlamaların zaman içinde değişebileceği veya kalkabileceği, hatta busınırlamaların sadece yabancılara satılacak taşınmazlar bakımındangetirilmedikleri dikkate alındığında, yapılan yollamanın ülke güvenliğini vekamu yararını sağlamak için yetersiz kalacağı açıktır.
Diğer taraftan, ülke güvenliği ve kamuyararı için ihtiyaç duyulan sınırlamalara nitelikleri açıklıkla belirtilerekmaddede yer verilmemesi nedeniyle oluşan belirsizlik, uygulamayızorlaştırabileceği gibi anayasal denetimi de güçleştirir.
Bu nedenle sözü edilen ibareyle yapılanyollaman ülke güvenliğini ve kamu yararını korumak bakımından yeterli olmadığıiçin, Anayasa'nın başlangıç ve 5. maddesine, açık, anlaşılabilir vesınırları belirli kurallar içermediği için de bunu öngören Anayasa'nın 2.maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesinde yabancılara tanınan sınırlı ayni hak tesisi,birinci fıkranın birinci cümlesindeki "...kanuni sınırlamalarauyulmak..." koşuluna bağlandığı için, iptali istenen "Sınılı aynihak tesis edilmesinde de aynı koşullar aranır" biçimindeki kural,yukarda açıklanan gerekçelerle "...kanuni sınırlamalara uyulmak..."ibaresi yönünden Anayasa'ya aykırıdır.
Her iki kuralın da iptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYYAZISI
Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.2005 günlü veE.2003/70-K.2005/14 sayılı kararından sonra, bu kararın gerekçeleri degözetilerek 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi, 5444 sayılı Yasaylayeniden düzenlenmiş ve yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin taşınmazedinmeleri konusunda kimi sınırlamalar getirilmiştir.
Anılan maddedeki sınırlamalardan biriside "...yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleritaşınmazların illere ve il yüzölçümüne göre binde beşini geçmemek üzere oranınıtespite..." Bakanlar Kurulu'nu yetkili kılan düzenlemedir.
Kural, yeteri kadar açık ve belirginolup, Bakanlar Kurulu'nun yetkisini kullanırken her ilin durumunu veilçelerinin özelliğini gözeterek bu sınırlamayı ilçe bazında uygulamasına engelbir hüküm de içermemektedir. Bu sınırlamanın il veya ilçe baz alınaraksaptanması yasakoyucunun takdir alanı içindedir. Yasakoyucunun takdiralanı içindeki bir konuda yapılan düzenlemenin denetiminin yerindelik denetimianlamına geleceği açıktır. Anayasa yargısında ise yerindelik denetimine yerverilmemiştir.
Bu nedenlerle, kuralın Anayasa'ya aykırıolmadığı görüş ve kanaatında olduğumdan aksi yöndeki çoğunlukkararına katılmadım.
Üye
A. Necmi ÖZLER
AZLIKOYU
5444 sayılı Tapu Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunla ilgili karara karşı olduğum bölümler, kararsonucundaki sıralamaya uyularak aşağıda vurgulanmaktadır.
A- 1. Maddesiyle Yeniden Düzenlenen 2644Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. Maddesinin
1- Birinci fıkrasının
a- Birinci tümcesindeki"...ve kanuni sınırlamalara uyulmak..." anlatımı yönünden:
Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlananhukuk devleti, yasalara uygun irade sergilemeleri için açık ve ayrıntılıkurallarla sınırları çizilmiş belirgin ve güvenli bir ortamı gerekli kılar.
Yabancı uyruklu gerçek kişilerin taşınmazedinilmeleri için getirilen özel yasal düzenlemenin, yorumlardan uzak biriçerik barındırması gerektiği kuşkusuzdur. Çünkü bu konuya ayrı bir önemverilmekte, taşınmazın sahipliği yönünden ölçütler getirilmektedir. Gerek buoluş, gerekse yabancılık ögesinin taşınmaz hukukuyla birlikteuygulanması nedeniyle, yasal hak ve olanakların açıklıkla ve yorumlamalarabırakılmadan belirlenmesi, değinilen zorunluluğun ayrı gerekçeleridir.
Bu bakımdan, yasal sınırlamalar belirginve hukuk güvenliği içinde öngörülmeden, başka yasal düzenlemelere yapılan soyutyollama uygulamacıların yorumlarına ve araştırmalarına bırakılmış bir niteliktaşır. Bu sonuç ise hukuk devleti ilkesiyle çelişir.
b- İkinci tümcesi yönünden:
Yukarıda birinci tümce yönünden açıklanangörüş, ikinci tümcedeki "Sınırlı aynı hak tesis edilmesinde"de geçerlidir.Bu tümce bu yönden Anayasa'nın 2. maddesiyle örtüşmemektedir.
c- Üçüncü tümcesi yönünden:
Tümcenin yazılış biçiminin ve"ile" sözcüğünün bağlaç işlevinin ayırıcı sonuçlar vermesiolanaklıdır. "ile" bağlacıyla, "edinilecek taşınmazlar" biryanda, "sınırlı aynı haklar" bir yanda kalmaktadır. Daha sonra gelen"toplam" sözcüğü ise, bu farklı taşınmaz hakları farklılaştıran veayrı ayrı hesaplanması yolunu açan bir niteliktedir.
Bu bakımdan, "toplam"sözcüğünün açık bir netlik taşımaması, kuralın yasaların belirginliğini temelolan hukuk devleti ilkesiyle çelişmesine neden olmaktadır.
2- İkinci fıkrası yönünden:
Anayasa'nın başlangıç ilkesinde yer alan"Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi"olmak olgusu, yabancı ögesinin gündeme geldiği konulardakarşılıklılık ilkesinin varlığını gerekli kılar. Gerçekten de birinci fıkragerçek kişiler yönünden karşılıklığı vurgulanmakta, vazgeçilmezliğinibu yasal boyutta da duyumsatmaktadır. Yedinci fıkrada sayılan istisnalar ise,karşılıklılık değil, özel yerlere ilişkin yasaklamalarla ilgilidir.
Bu duruma karşın, ikinci fıkrada ticaretşirketleri için karşılıklılık ilkesi öngörülmemesi Anayasa'nın başlangıçilkesine açıkça aykırıdır.
4-Yedinci Fıkrasının
İptal edilen kısım dışındakibölümü yönünden:
Fıkrada bazı özel yerler sayılarak buyerlerde kamu yararı ve Ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı aynı hakedinilemeyecek alanların Bakanlar Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmıştır.Ana kurala göre ayrı nitelik içeren bir ilke ayrıca koşula bağlanmıştır.
Bu koşul ile belirtilen yerlere ilişkinilgili kurum ve kuruluşun önerisi aranmakta, ilgili idare temsilcilerindenoluşacak komisyonca, Bakanlar Kurulunca verilen yetkiler içinde bu önerilerinincelenip Bakanlar Kuruluna sunulacağı belirtilmektedir.
Öteden beri değinilen hukuk devletiilkesi belirginlik, hukuksal güvenlik gibi başlıklarla anlam kazanmaktadır.İrdelenen yasal metinde ise, özel önem verilen yerler öne çıkarılmakta, ancakistisna niteliği önerilere bağlanmaktadır. Böylece yasama yetkisinin sınırsızdevrine de neden olunmaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle davayakonu Yasa'nın ilgili bölümlerde belirtilen kurallarının, Anayasa'nın Başlangıç,2. ve 7. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali gerekeceği oyuyla kararakarşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞI OY
5444 sayılı Yasa'nın 1. maddesi iledeğişikliğe uğrayan 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin 1. fıkrasının 3.tümcesi "yabancı uyruklu gerçek bir kişinin ülke genelindeedinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynihakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez"demektedir.
Düzenleme, edinimler toplamının iki buçukhektarı geçemeyeceğini belirleyerek bir üst sınır ölçüsü çizmiş, bu sınıriçinde edinilen hakları ise taşınmaz ile bağımsız ve sürekli sınırlı aynihaklar olarak sayıp nitelemiştir.
Taşınmaz mülkiyeti;malike hak konusundan yararlanma, üzerinde hukuki ve fiili tasarrufta bulunmayetkisi veren, Bağımsız ya da sürekli nitelikli sınırlı aynihaklar ise sahibine eşyadan yararlanma veya malike bir çekinme borcuyükleyen irtifak hakları ya da maliki bir taşınmaz karşılıkolmak üzere bir edimde bulunma borcu altına sokan mükellefiyet veya konu eşyayıbir alacağın temini için paraya çevirme yetkisi veren rehin haklarından oluşup,hak sahibine mülkiyetten farklı ancak muhtevasını oluşturan hak konusunda yetkiverirler.
İrtifak Hakları, (geçit, mecra, kaynakgibi) taşınmaz lehine ya da (intifa, üst gibi) belirli bir şahıs lehine tesisedilirler. Bir grup irtifak hakları da hak sahibine eşya üzerinde olumlu davranışda bulunmazorunluluğu getirmekte olup, inşaat yapmama, manzara kapatmama gibi mülkiyetinsağladığı hakka ilişkin tüm yetkilerin kullanılamayacağı TMK md 779 gibiolumsuz irtifak hakları da vardır.
Bağımsız olmayan yani belli bir şahıslehine tesis edilmiş irtifak hakkı (sükna, intifa, rehin)nın tapusiciline taşınmaz olarak kaydı ile ayni irtifaklarında lehine tesisedilen taşınmazlardan ayrı olarak devri mümkün değildir. O halde bağımsızmahiyetleri de yoktur. Kaynak ve üst hakkı gibi hakların ise devredilebilirşekilde tapu siciline tescili mümkündür.
Görüldüğü üzere, ancak bağımsız aynihaklar tapu siciline ve de yalnızca hak sahibinin talebi ilekaydedilebilmektedir.(TMK md 1013) İşte sınırlı ayni hakların (şahsa bağlıirtifak, taşınmaz mükellefiyeti, rehin hakları gibi) tapuya taşınmaz cinsindenkaydı gerekmeyen haklardan olması karşısında düzenlemedeki uygulamacıya ÖLÇÜOLACAK ve fazlasının bir yabancı tarafından edinilemeyeceği "iki buçukhektar"ın belirlenebilmesi için tapu kayıtlamaları sınırlı ayni hakcinsine ve hak sahibinin tescil talebine bağlı kalan bir karışıklık vebelirsizlik içindedir.
İpotek, ipotekli borç senedi gibitaşınmaz rehni nitelikli sınırlı ayni hakların özelliği, taşınmazmülkiyet hakkı ve buna inhisar ettirilen hak sınırını belirleyen yüzölçüm kriteri ileaynı ölçü birimi ile mukayese edilmesi farklı nitelik ve muhtevaya sahiphakların kuraldaki gibi ölçümleme yolu ile toplanabileceğinin söylenmesiolanaklı değildir.
Düzenleme yazılı biçim ile hem mülkiyethakkını hemde niteliği ne olursa olsun sınırlı ayni haklar toplamınıiki buçuk hektar ile sınırlamıştır. Bu cümleden baktığımızda iki buçuk hektarbir alan üzerinde ipotek hak sahibi bir yabancı artık herhangi bir taşınmazmülkiyet edinme hakkını kullanamayacak ya da iki buçuk hektar tapusu olan birkişi o gayrimenkul için gerekli dahi olsa sınırlı ayni hak olan bir metrelikbir geçit hakkı edinemeyecektir.
Düzenleme, aynı nitelikte sayılıpölçümlenemeyecek hakları birbirleri ile toplama sonucuna götürmekte ve haklarınBİREYSEL İŞLEVSELLİĞİNİ birbirine bağımlı ve birbirine sınır teşkil etmek üzereortadan kaldırmaktadır.
Gerek taşınmaz gerek sınırlı ayni hakkınayrı ayrı yabancı gerçek kişiye tanınması konusunda anayasal biraykırılığın bulunduğu söylenemediğine göre, bir hakkın varlığının rakamsalboyutunun diğer hakkın varlığının tesisine imkan vermiyecek şekildesınırlıyor olması, Yasa'nın amacı ile çelişmekte ve hukuki belirsizlikyaratmaktadır.
Yasa koyucunun amacının yabancıyaüzerinde tasarrufta bulunacağı bir hak temin etme olduğu açıktır. Bu düşünceile bakıldığında kuralın, lafzi yorumundan edinilecek haklar TOPLAM YÜZÖLÇÜMKRİTERİNDEN, taşınmaz mülkiyeti hakları için 2,5 hektar, ilesürekli nitelikli sınırlı ayni haklar için de mi AYRICA 2,5hektar kadar olabileceğini ya da Mahkememiz çoğunluk görüşünün kabulettiği gibi hem taşınmaz hem de sınırlı ayni hakların birlikte toplamınınanılan ölçek içinde kaldığını söylediği konusu açıklık taşımamaktadır. Farklınitelikteki hakların (aynı ölçü biriminde ve kaydi zorunluluktaşımama gibi nitelikleri de düşünüldüğünde) birlikte ancak 2,5hektar kadar olacağını söylediğine katılma imkanı bulunmamıştır.
Ayrıca, Liberal ekonomi kurallarınıyabancılar yönünden uygulama hedefindeki yasa koyucu yabancı sermayenin ülkenezdinde kalıcılığını temin amaçlı olarak 35. maddenin ilk cümlesinde, yabancıgerçek kişiler yönünden, sınırlı ayni hak ya da taşınmaz ediniminde ancakmevzii imar planı içinde bu amaçlı tescilli taşınmazlarla ve bunlarında sadeceişyeri ya da konut İHTİYAÇLARININ giderimi için edinimlerini öngörmektedir.
Bir diğer ifade ile yabancının meskenyapıp satması değil, işyeri ya da mesken olarak kendi kullanımına verilmekistendiğinin hedeflendiği görülmektedir. Hal böyle iken, maddenin üçüncütümcesinde yer alan 2,5 hektarı geçmeyecek büyüklük, gerçek kişi yabancıyönünden kuralın amacı ile orantısız bir ölçüsüzlük içermektedir. 2,5hektar imar parselli arsa içinde 1 emsal ile yapılacak 25.000m2 inşaatın mesken ihtiyacında ölçülü bir büyüklük olduğu söylenemez.
Hukuk devletinde hukuki düzen, hukukigüvenilirlik sağlamak için belirli ve öngörülebilir, düzenleme açık, netanlaşılabilir, ölçülü ve ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan yöntem arasındaorantılı olmalı, kamu yararı amacı gütmeli, hakdan yararlanacakkimselere, endişeden uzak güven ve inanç sağlamalıdır. Düzenleme bu hali ileAnayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
35. maddenin ikinci fıkrası ise; Yabancıtüzel kişi ticaret şirketlerinin özel kanun çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti yada sınırlı ayni hak edineceklerini kurala bağlamıştır.
Düzenleme, gerçek kişiler yönündenedindirilen haklarda aranan hiçbir koşulu ve sınırı aramamaktadır.
Tüzel kişiliklerde karşılıklılık şartınınaranmasının, uluslararası ticaret, şirket pay ve hak sahipliğinde devirve konsorsiyum kolaylıkları, finans ortaklıkları, şirket evlenmeleridüşünüldüğünde, sağlıklı sonuç vermeyeceği, yatırımcıyı ilkeyi arayacak yasayıdolanma amacına yönelteceği açıktır. Maddenin 7. fıkrası ile yabancı ticaretşirketlerinin hak edinemeyecekleri alanlar ve ölçeği BİR İSTİSNA gibibelirginleştirilmiş ise de, bu konuda alanda ve ölçeklerinde değişiklikleryapma yetkisinin BAKANLAR KURULU'naverilmesi istisna kuralın düzenleyicibir işlem ile aşılması demek olup hukuki belirsizliği de beraberindetaşımaktadır.
Fıkranın gönderme yaptığı "özelkanun hükümleri" kendi içinde bir açıklık taşımamaktadır. Bugün ülkemizdemevzuatta mevcut özel kanunlar Petrol, Turizmi Teşvik, Endüstri BölgeleriKanunu ile sınırlı olduğu ve yabancı sermayeyi teşvik amaçlı 5444 sayılı Yasabu düzenleme ile yabancı tüzel kişiye mevcut özel kanun edinim amaçları dışındaedinimi imkansız hale getirmekte, bu hali ile yabancı gerçek kişi ileyabancı tüzel kişi ticaret şirketlerinin ülkemizde hak edinimlerinde fırsateşitsizliği yaratmaktadır. Her an niteliği değişebilecek belirsizlik içerikliözel kanunlara atıfla hak edinimi sağlanmasına yönelik bu düzenleme Anayasa'nınHukuk Devleti ve eşitlik ilkesine aykırı olması nedenleri ile çoğunlukgörüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOYYAZISI
I) A- Tapu Kanunu'nun 35.maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme, yabancı uyruklu gerçek kişilerinkarşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, işyeri ve meskenolarak kullanmak üzere taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmeleriniöngörmektedir.
Anayasa'nın 16. maddesinde, temel hak vehürriyetlerin, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunlasınırlanabileceği belirtilmiştir. Buna göre, yabancıların Türk vatandaşları ileaynı düzey ve kapsamda hak sahibi olmalarının asıl değil, istisnai bir durumoluşturacağı anlaşılmaktadır. Bu kuralın amacı, Türk ulusal çıkarlarınıkorumaktır.
İptali istenen kuralda kanunisınırlamalara uymak koşulunun aranması her ne kadar yabancılara yönelik birsınırlama imiş gibi görünse de, Türkiye Cumhuriyeti kanunları Türkvatandaşları dahil herkes için bağlayıcı olduğundan, bu sözcüklerinyabancılar yönünden herhangi bir ek sınırlama getirmediği açıktır. Bu nedenle,iki devlet arasında mütekabiliyet varsa, her yabancı uyruklu, maddenin yedincifıkrasında belirtilen kayıtlar hariç, aynen bir Türk vatandaşı gibi taşınmaz vesınırlı ayni hak edinebilecektir. Bu hakkın kullanımında, yabancı gerçekkişinin Türkiye'ye dostane bir yaklaşım içinde olup olmadığı, Türk millimenfaatlerine, ülke ve milletin bölünmez bütünlüğüne aykırı söylem vefaaliyetlerinin bulunup bulunmadığı, kendi ülkesinde muteber bir kişi olaraktanınıp tanınmadığı, yüz kızartıcı veya uluslar arası organize suçlardan sabıkalıolup olmadığı gibi, toplum barışı, ülke güvenliği ve dış ilişkiler bakımındanetkileri olabilecek hususlarda hiçbir sınırlama getirilmemiştir. Anayasa'nın16. maddesi sadece bu tür sınırlamalara olanak vermemekte, özü itibariyle bunuamir bulunmaktadır. Bu hususlar gözetilmeden yasalaştırılan kural, Anayasa'nınBaşlangıç bölümünün beşinci paragrafı ile, 2., 5. ve 6. maddelerineaykırılık oluşturmaktadır. Kaldı ki mesken ve işyeri amaçlı kullanım için ikibuçuk hektar, makul ihtiyaçların çok ötesindedir. Bu nedenlerle fıkranıntümüyle iptali gerektiği görüşündeyim.
B- Maddenin ikinci fıkrası, tüzelkişiliğe sahip yabancı ticaret şirketlerinin, ancak özel kanun hükümleriçerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak edinebilecekleriniöngörmektedir. Buna göre, yabancı ticaret şirketlerinin tabi olacağı kurallar,Tapu Kanunu'nun genel bir göndermede bulunduğu, tahdit edilmemiş veher zaman değişebilecek, farklı yasa hükümlerine göre belirlenecektir. Ticaretşirketleri yönünden, ilgili yasalarda yer almamışsa, mütekabiliyet koşulu dasöz konusu olmayacaktır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın Başlangıç bölümüile 2. ve 5. maddelerine aykırıdır.
II) Yasa'nın 35. maddesinin yedincifıkrasının iptal edilen bölümü dışındaki kısmının da, çok önemli ulusalçıkarları ilgilendiren bir konuda, Anayasa'nın 7. maddesinin öngördüğü anlamdayasa ile düzenleme yapılmadan, idareye geniş yetkiler verdiği görülmektedir.Yabancı gerçek kişilerin ve ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hakedinemeyecekleri alanların tespiti gibi önemli bir görevin hangi makamlarınsorumluluğunda ve hangi usullerle gerçekleştirileceği, fıkranın amaçladığıönlemlerin ayrılmaz bir parçası olup, bunların yasada açıkça belirtilmesigerekir. İlgili her kurumun kendi görev ve yetki alanı içinde gerekeni yapacağıve bunların temsilcilerinden oluşacak komisyonun görüş birliği içinde çalışarakdeğerlendirmelerini Bakanlar Kurulu'na sunacakları varsayımıyla yasal düzenlemeyapılması, idarenin etkinliği ve kamu yararı ilkeleriyle bağdaşmadığından,Anayasa'nın 2. maddesine de aykırıdır. Bu nedenlerle yedinci fıkranın iptaligerektiği düşüncesindeyim.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT