ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2006/37
Karar Sayısı: 2008/141
Karar Günü : 18.9.2008
R.G. Tarih-Sayı :23.12.2008-27089
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Fatih 2. Aile Mahkemesi (Esas Sayısı:2006/37)
2- Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) (EsasSayısı:2006/147)
İTİRAZLARIN KONUSU: 3.12.2001 günlü, 4722sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu YasaKuralı
3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü veUygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesi şöyledir:
"Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceevlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devameder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başkabir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal malrejimini seçmiş sayılırlar.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olanboşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tâbi olduklarımal rejimi devam eder. Dava boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanırsa, bu malrejiminin sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Davanın redle sonuçlanmasıhâlinde eşler, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde başka bir malrejimi seçmedikleri takdirde, Kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzereyasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.
Şu kadar ki eşler, yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süreiçinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerliolacağını kabul edebilirler.
Yukarıdaki hükümler uyarınca mal birliği veya mal ortaklığırejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi hâlinde, Türk Kanunu Medenîsinin ilgilimal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince,E.2006/37 sayılı dosyada 22.3.2006 gününde, E.2006/147 sayılı dosyada ise3.11.2006 gününde Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla yapılan ilk incelemetoplantılarında, öncelikle uygulanacak kural konusu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davayabakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanunhükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, buhükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bukurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması veiptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasakuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümündeveya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak niteliktekikurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemeler, açılmış olan davalardatarafların 1.1.2002 tarihinden sonra mal edinmeleri durumunda, edinilen bumalların tasfiyesinde uygulanacak mal rejimini 4722 sayılı Türk MedeniKanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birincifıkrasını uygulayarak belirleyeceklerdir. 4722 sayılı Yasa'nın ikinci fıkrası,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olanboşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında geçerli olacakmal rejimine; üçüncü fıkrası, eşlerin mal rejimi sözleşmesi yaparak, malrejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebileceklerine;dördüncü fıkrası ise 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca mal birliği vemal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi halinde Türk KanunuMedenisi'nin ilgili mal rejiminin sona ermesiyle ilgili hükümlerinin uygulanacağınailişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre 3.12.2001 günlü, 4722 sayılı TürkMedenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesininikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunanMahkemelerin bakmakta olduğu davalarda uygulanma olanağı bulunmadığından, bufıkralara ilişkin başvuruların Mahkemelerin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE;dosyalarda eksiklik bulunmadığından aynı Kanun'un 10. maddesinin birincifıkrasının esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü veUygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının iptalinekarar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2006/147 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2006/37 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2006/37 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 18.9.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, diğer özel hukuk ilişkilerinden farklıolarak aile hukukunda, kamu yararı ve kamu düzeni faraziyelerine dayanılarak,devlete aile ilişkilerinin kurulması ve sona ermesinde geniş çapta denetlemegörev ve yetkisi verildiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasalmal rejimi ile ilgili hükümlerin, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 1.1.2002tarihinden önce kurulan evliliklerde de evlenme tarihinden itibaren uygulanmasıgerektiği, oysa itiraza konu kuralın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nunyürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan evliliklerde, eşlerin Kanun'unöngördüğü bir yıllık süre içinde başka bir mal rejimi seçmemeleri halinde butarihinden itibaren yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin uygulanmasınıöngörerek iki farklı mal rejiminin uygulanmasına yol açtığı, bu durumun daAnayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mal rejimi, eşlerin evlilik birliğinden önce ve/veya evlilikbirliği devam ederken sahip oldukları mal varlıkları üzerindeki hak veyükümlülüklerini, sorumluluklarını ve sona erme halinde mal varlığıdeğerlerinin akıbetini düzenleyen kurallar bütünüdür. 4722 sayılı Türk MedeniKanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birincifıkrasıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002tarihinden önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar 743 sayılı TürkKanunu Medenisi gereğince tabi oldukları mal ayrılığı, mal birliği veya mal ortaklığırejiminin devam edeceği, eşlerin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarakbir yıl içinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen mal ayrılığı,paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçmedikleritakdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmişmallara katılma rejimini seçmiş sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
"Hukuk güvenliği ilkesi", hukuk devletinde uyulmasızorunlu olan temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temelhak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemenkılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlamayükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar."Yasaların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca yasalar, kamu yararıve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali haklarıniyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlüktarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlaraetkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
Yasa koyucu, yasaların geriye yürümezliği ilkesi gereğince, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasal mal rejimine ilişkin hükümlerinYasa'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 1.1.2002 tarihinden sonra uygulanacağınıkabul etmiş, ancak, toplumun; dünya görüşü, evlilik ve parasal konulardakidüşünceleri, evlilikten beklentileri, ihtiyaç ve arzuları birbirinden tamamenfarklı olan bireylerden ve bu bireylerin oluşturduğu değişik aile tiplerindenmeydana geldiğini, yasal mal rejimi olarak öngörülecek tek bir mal rejimininbütün aile tiplerinin ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini de göz önündebulundurarak, eşlere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiğitarihten başlayarak bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal malrejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul etme konusunda seçimlikbir hak tanımış ve bu şekilde Yasa'nın geçmişe etkili olarak yürütülmemesindendoğabilecek sakıncaları giderme yolunu tercih etmiştir.
Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adınaTürkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceğibelirtilmiştir. Bu kapsamda yasa koyucunun takdir hakkını 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu'nda yer alan yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin geçmişeyürümeyi gerektirecek ayrık durumlar dışında geçmişe etkili olarakuygulanmaması yönünde kullanmasının hukuk devletine aykırı bir yönübulunmamaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idaremakamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareketetmek zorundadırlar." denilerek eşitlik ilkesine yer verilmiş,ayrıca Anayasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasında ailenin Türk toplumununtemeli olduğu ve eşler arasında eşitliğe dayandığı belirtilerek eşitlikilkesinin eşler arasında da geçerli olduğu vurgulanmıştır. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarakyasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
Yasaların ve yasalarla getirilen kuralların genel olması, hukukdevleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucudur. Yasalarıngenelliğinden anlaşılan, belli kişileri hedef almayan, özel bir durumugözetmeyen, önceden saptanıp soyut biçimde herkese uygulanabilecek kurallariçermesidir. Buna göre yasa kurallarının her şeyden önce genel nitelikteolması, herkes için objektif hukuki durumlar yaratması ve aynı hukuki durumdabulunan kişilere ayırım gözetilmeksizin uygulanabilir olması gerekir. Buanlamda itiraza konu kuralla Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtenönce evlenmiş olan eşler arasında ayırım yapan bir düzenleme getirilmediği, heriki eşe de eşit haklar tanınarak objektif hukuki durumlar yaratıldığıgörülmektedir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10., ve 41.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VII- SONUÇ
3.12.2001 günlü, 4722 sayılıTürk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ali GÜZEL ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.9.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Cafer ŞAT
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
3.12.2001 günlü 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü veUygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin itiraz konusu ilk fıkrasında"Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşlerarasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanununyürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimiseçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejiminiseçmiş sayılırlar" denilmektedir.
1.1.2002 gününde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunuile edinilmiş mallara katılma (md. 218-241), mal ayrılığı (md. 242-243),paylaşmalı mal ayrılığı (md. 244-255), mal ortaklığı biçiminde dört tür malrejimine yer verilmiş, yasal mal rejimi olarak da (md. 202) "edinilmişmallara katılma" rejimi kabul edilmiştir. Buna göre, eşler, mal rejimisözleşmesiyle Kanun'da belirlenen diğer rejimlerden birini kabul etmedikçeedinilmiş mallara katılma rejimine bağlı tutulacaklardır. Edinilmiş mallarakatılma rejimi, evlendikten sonra edinilen malların paylaşılması esasınadayanmaktadır. Mal ayrılığı rejiminde olduğu gibi, bu rejimde de evliliksüresince eşlerden her biri evlenmeden önce ve sonra sahip olduğu kişisel veedinilmiş malların maliki olmaya devam etmekte, müşterek mallar üzerinde paylımülkiyet bulunmakta ancak, aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerininrızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarruftabulunamamaktadır (md. 222-223). Mal rejimi sona erdiğinde ise, her bir eşinkişisel malları ile evlendikten sonra edindiği mallar ayrılmaktadır (md. 228).743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yasal rejim olarak kabul ettiği malayrılığı rejimi ise (md. 186-190) eşlerin her birinin tüm mallarının, mülkiyet,idare ve intifa haklarının muhafazası esasına dayanmaktadır.
4721 sayılı Yasa'nın gerekçesinde, eşler arasında edinilmişmallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak benimsenmesi konusunda,"uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu gözden kaçırılmayarakülkemizde geçerli olan "mal ayrılığı" rejiminin değiştirilmesicihetine gidilerek bunun yerine Tasarı'da "Edinilmiş Mallara Katılma"rejimi yasal rejim olarak kabul edilmiştir" görüşüne yer verilmiştir.Gerekçede belirtilen, önceki medeni yasa döneminde ortaya çıkan hakkaniyeteaykırı sonuçların, ülkemizde evlilik birliği içinde edinilen malların, büyükölçüde erkeğin üzerine kayıtlı olmasından kaynaklandığı bir gerçektir.Özellikle kadınlar yönünden olumsuz sonuçlara yol açan bu durumun sonaerdirilmesini gözeten yasa koyucu, Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve UygulamaŞekli Hakkında Kanun Tasarı'sının 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındabenimsediği "Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce malrejimi sözleşmesi yapmamış olan eşler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtenbaşlayarak altı ay içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, evlenmetarihinden geçerli olmak üzere, yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar; Kanun'unyürürlüğe girmesinden önce mal birliği rejimini seçmiş olan eşler, altı ayiçinde başka bir mal rejimini seçmedikleri takdirde kendiliğinden yasal malrejimine tabi olurlar" biçimindeki düzenleme ile 4721 sayılı Yasa'da yasalmal rejimi kabul edilen "eşler arasında edinilmiş mallara katılmarejiminin, uygulanmasını kural olarak evlenme tarihinden başlatmıştır. Böyleceeski sistemin neden olduğu adaletsizliklerin zaman kaybetmeden giderilmesiamaçlanmıştır. Oysa, dava konusu kural ile Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğegirdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında kural olarak eski malrejiminin devam etmesi, yeni mal rejiminin ise aksi, Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihten başlayarak bir yıl içinde kararlaştırılmadığı takdirde bu tarihtengeçerli olması kabul edilmiştir. Bu düzenleme biçiminin, yeni medeni yasanınyürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinde devam etmekte olan evlilikler yönünden, butarihten öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı mal rejiminin uygulanmasınayol açacağı bu durumun yaratacağı karmaşadan ise kamu düzeninin ve ailebirliğinin olumsuz etkileneceği açıktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, öncelikleinsan haklarına dayandığından bu hakları koruyup, geliştirme yükümlülüğüaltındadır. Bu bağlamda kişilerin hukuk güvenliklerinin sağlanması, adaletsizve eşitliğe aykırı uygulamalardan kaçınılması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Anayasa'nın 10. maddesinin ilk fıkrasında "Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin Kanun önünde eşittir" denilerek hukuksaleşitlik tanımlandıktan sonra bununla yetinilmeyerek Anayasa hukukundaki çağdaşgelişmeler doğrultusunda ikinci fıkrada, kadınlar ve erkeklerin eşit haklarasahip oldukları, devletin, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlübulunduğu vurgulanmıştır.
743 sayılı Yasa döneminde yasal mal rejimi olarak uygulanan malayrılığının özellikle kadınlar yönünden doğurduğu hakkaniyete aykırı sonuçlargözetilerek Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasının getirdiği yükümlülükçerçevesinde 4721 sayılı Yasa ile edinilmiş mallara katılma rejiminegeçilmiştir. Ancak, söz konusu mal rejiminin, Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihte devam etmekte olan evlilikler için aksi kararlaştırılmadıkça butarihten geçerli olarak uygulanacağını öngören itiraz konusu kuralla hukukgüvenliği ihlâl edildiği gibi hakkaniyete aykırı uygulamaların devamına daolanak sağlanmıştır. Ayrıca eşler evlilik birliği içinde aynı hukuksal konumdaoldukları halde Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce ve sonra evlenen eşlerfarklı mal rejimine bağlı tutularak eşitlik ilkesi ihlâl edilmiştir.
Öte yandan, yeni medeni yasa yürürlüğe girdiği tarihte evlilikbirliği devam etmekte olan eşlerin kişisel hakka dönüşmüş bir haklarıbulunmadığından önceki yasa dönemindeki hukuksal durumları kazanılmış hakoluşturmaz; başka bir anlatımla ortada kazanılmış bir hak bulunmadığındanbunlar yönünden yasaların geçmişe yürütülmesi, hukuk güvenliği ve kazanılmışhakların korunması ilkeleriyle açıklanamaz. Kişisel hakka dönüşmemiş hukuksaldurumlar, yasaların genel ve eşit uygulanmasının bir sonucu olarak yeni yasaldüzenlemenin kapsamına girerler. Bu nedenle yasa koyucu tarafından hakkaniyeteaykırı sonuçlar doğurduğu kabul edilen bir kuralın, müktesep haklarınkorunmasından söz edilerek belirli bir dönem için de olsa yürürlüğünüsürdürmesine olanak sağlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ