ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/42
Karar Sayısı : 2009/73
Karar Günü : 11.6.2009
R.G. Tarih-Sayı:06.10.2009-27368
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1-Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi (E.2006/42)
2-15. Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi(E.2007/13)
İTİRAZLARIN KONUSU:3.7.2005 günlü, 5402 sayılıDenetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu'nun 2.maddesinin (2) numaralı fıkrasının,Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 10., 36.ve 141. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Asker kişi statüsündeki sanıklar hakkında kullanmak amacıylauyuşturucu madde bulundurdukları iddiasıyla açılan davalarda, itiraz konusukuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler iptali içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5402 sayılı Yasa'nın itiraz konusu fıkrayı da içeren 2. maddesişöyledir:
'(1) Bu Kanun; Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ileKoruma Kurulları Danışma Kurulu, Denetimli Serbestlik ve Yardım HizmetlerindenSorumlu Daire Başkanlığı, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şubemüdürlükleri ile koruma kurullarınca yapılacak yardım ve infaz işlemlerihakkındaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin görev, yetki, hak veyükümlülüklerini düzenler.
(2) Asker kişiler hakkında statüleri devam ettiği sürece buKanunda belirtilen denetimli serbestliğe ilişkin hükümler uygulanmaz.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın Başlangıç'ının 6. paragrafı,2., 5., 10., 36. ve 141. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A-2006/42 esas sayılı davada, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8.maddesi uyarınca, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılmalarıyla 22.3.2006 günüyapılan ilk inceleme toplantısında,
B-2007/13 esas sayılı davada, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8.maddesi uyarınca, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU,Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılmalarıyla 19.2.2007 günüyapılan ilk inceleme toplantısında,
Dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
3.7.2005 günlü, 5402 sayılıDenetimli Serbestlik ve YardımMerkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu'nun2. maddesinin (2) numaralı fıkrasınıniptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2007/13esas sayılı davanın, aralarında hukuki irtibat nedeniyle2006/42 esas sayılıdava ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2006/42esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 7.5.2009 gününde oybirliğiyle kararverilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile KorumaKurulları Kanunu'nda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'dahükme bağlanmış bulunan adlî kontrol, kısa süreli hapis cezasına seçenekyaptırımlar, kamuya yararlı bir işte çalıştırma, cezanın koşullara bağlı vedenetimli olarak ertelenmesi, büyüklere, çocuklara, alkol ya da uyuşturucu veyauyarıcı madde bağımlılarına özgü güvenlik tedbirleri, koşullu salıverilme,koşullu salıverilenler ile mükerrirler ve özel tehlikeli hükümlüler hakkındadenetimli serbestlik kurumları ile cezanın konutta infazına ilişkin hükümlerinyaşama geçirilmesine yönelik kurallar yer almaktadır. Ayrıca Yasa ile 5275sayılı Yasa'nın 104. maddesinde cezaları ertelenen, salıverilen veya haklarındahapis cezası dışında herhangi bir tedbire hükmedilen hükümlülerin toplum içindeizlenmesi, salıverme sonrası korunması ve yargılanan kişiler hakkında sosyalaraştırma raporlarının düzenlenmesi ve mağdurun korunması gibi görevleri yerinegetirmek amacıyla kurulması öngörülen 'denetimli serbestlik ve yardımmerkezleri ile koruma kurulları'nın kuruluş, görev ve çalışma esas ve usulleridüzenlenmiştir.
5402 sayılı Yasa'nın 'Kapsam' kenar başlıklı 2. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, bu Yasa'nın Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ileKoruma Kurulları Danışma Kurulu, Denetimli Serbestlik ve Yardım HizmetlerindenSorumlu Daire Başkanlığı, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şubemüdürlükleri ile koruma kurullarınca yapılacak yardım ve infaz işlemlerihakkındaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin görev, yetki, hak veyükümlülüklerini düzenlediği belirtilmiştir. İtiraz konusu (2) numaralı fıkradaiseasker kişiler hakkında, statüleri devam ettiği sürecebu Yasa'da yer alandenetimli serbestliğe ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı belirtildiğindenbunların Yasa kapsamı dışında tutulduğu anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'dadenetimli serbestlik, yardım ve koruma tedbirlerine hükmolunması bakımından'asker kişi' ya da 'sivil kişi' ayırımı yapılmamasına karşılık, mahkemelercehükmolunduktan sonra bu tedbirlerin itiraz konusu kural nedeniyle asker kişilerhakkında uygulanması mümkün değildir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında,5402 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göreasker kişilerin bu statülerinin devamı süresince Yasakapsamı dışında tutulmalarının, Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yönündenasker kişiler ile sivil kişiler arasında eşit uygulama yapılmasına engeloluşturduğu; sanığın er, erbaş ya da yedek subay olması durumunda devam edenyargılamalarda asker kişi statüsünün sona ermesi bekleneceğinden bunun makulsürede yargılanma hakkının ihlâli anlamına geleceği; ayrıca askerî yargı organlarınındenetimli serbestlik uygulanmasını gerektiren suçlara ilişkin yargılama yapmayave yargılama tedbirlerini infaz ettirmeye tam bir yetkinliği haizolmadıklarından yargılamadaki pasif tutumlarının 'hak arama hürriyeti'ni ihlaledeceği belirtilerek itiraz konusu fıkranınAnayasa'nın Başlangıç'ının altıncıparagrafı ile 2., 5., 10., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.Anayasa'nın 5. maddesinde ise insanın maddî ve manevi varlığını geliştirmesiiçin gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevleriarasında bulunduğu ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamayacağı belirtilmiştir. Eşitlik ilkesiyle, birbirininaynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanması, ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılması engellenmektedir. Aynı durumda olanlar için farklıdüzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlakve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlararasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
Ceza siyasetinin gereği olarak, koşullarının varlığı durumundasanık ya da suçluların denetimli serbestlik sistemine tabi tutularak belirlisüreler içinde öngörülen koşullara uygun davranmaları, yeni bir suç işlemeyerekiyi hâl göstermeleri ve dürüst bir yaşam sürdürmeye çalıştıklarının anlaşılmasıhâlinde haklarında kamu davası açılmasından, açılmış dava sonucunda cezaverilmesinden ya da verilen cezanın infazından sarfınazar edilebileceği kabuledilmektedir. Denetimli serbestlik işlemlerinin kamu denetiminde ve düzenliolarak yürütülmeyip bu kapsamdaki kişilerin tamamen serbest ve kendi hâllerinebırakılması durumunda bu kurumdan beklenen yararın sağlanamayacağı açıktır. Bunedenle hükmolunan denetimli serbestlik kararları, 5402 sayılı Yasa ilekurulmuş bulunan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma KurullarıDanışma Kurulu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu DaireBaşkanlığı, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri tarafındanyürütülmektedir.
İtiraz konusu kural, asker kişiler hakkında statülerinin devamısüresince 5402 sayılı Yasa'da belirtilen denetimli serbestliğe ilişkinhükümlerin uygulanmayacağını öngörmektedir. Böylece bir taraftan 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun gereğince denetimli serbestlik,yardım ve koruma tedbirlerinin sanığın asker kişi olup olmadığına bakılmaksızınhükmolunması gerekirken, diğer taraftan asker kişiler hakkında hükmolunan butedbirlerin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Asker kişiler ile siviller arasında yapılan ayırımın 'askerkişi'lerce yapılan hizmetin niteliğine ve bunun gereklerine dayandığı, askerkişilerin durum ve konumlarındaki özellikler sebebiyle bazı konularda değişikkuralların getirilmesinin ve değişik uygulamaların benimsenmesinin gerekliolduğu kabul edilebilir ise de itiraz konusu kuralın askeri hizmetin bir gereğiolmadığı açıktır.
Özellikleri ve işlenişi bakımından aralarında fark bulunmayanaynı nitelikteki suç ve cezalara ilişkin, sanık ve suçlunun statüsüne bağlıolarak değişik yaptırım uygulanmasını gerektiren bu kural, askerî hizmetin birgereği olmadığı gibi ceza adaleti bakımından asker kişiler ile sivillerarasında eşitsizlik yaratmakta, asker kişi statüsündeki sanık ve suçlularınrehabilitasyonuna da engel teşkil etmektedir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2., 5., 10. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Konunun Anayasa'nın Başlangıç'ının altıncı paragrafı, 36. ve 141.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VII- SONUÇ
3.7.2005 günlü, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleriile Koruma Kurulları Kanunu'nun 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, A. Necmi ÖZLER ile Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 11.6.2009 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kuralda, asker kişiler hakkında statüleri devamettiği sürece 5402 sayılı Yasa'nın denetimli serbestliğe ilişkin hükümlerininuygulanmayacağı öngörüldüğünden, öncelikle denetimli serbestlik tedbirininanlam ve kapsamının belirlenmesi gerekir.
Ceza mevzuatı incelendiğinde;
1- Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin üçüncü fıkrasında, cezasıertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az üç yıldan fazla olmamak üzere birdenetim süresi belirleneceği, 58. maddesinin altıncı fıkrasının ikincicümlesinde mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestliktedbiri uygulanacağı, 191. maddesinde uyuşturucu madde kullanan kişi hakkındatedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmakiçin uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulundurankişiler hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 221. maddesiuyarınca etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında denetimli serbestlik tedbirinehükmolunacağı,
2- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmünaçıklanmasının ertelenmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresinetabi tutulacağı,
3- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107.maddesinde koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresi ve bu sürede hangiesaslara tabi olacağı,
Hususlarında kurallar bulunduğu görülmektedir.
Anılan kurallarda;
a. Denetimli serbestlik tedbiri olarak ilgilinin;
- Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veyasanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine ,
- Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumundaveya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimialtında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
-Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere gitmekhususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerinegetirmesine,
karar verilebileceği,
b. Uyuşturucu madde kullanması nedeniyle denetimli serbestliktedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirileceği,koşullu salıverilen hükümlüye ise rehberlik edecek bir uzmangörevlendirilebileceği,
Öngörülmüştür. Ayrıca, görevlendirilecek uzmanların görevlerineyer verilmiştir.
Denetimli serbestlik tedbirinin yukarıda açıklanan anlam vekapsamına göre, uygulanacak tedbirlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısı veaskerlik hizmetinin gerekleri ile bağdaşmadığı açık olduğundan, Yasakoyucununitiraz konusu kuralla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve asker kişilerinstatülerinin özelliğini gözeterek asker kişiler hakkında statüleri devam ettiğisürece 5402 sayılı Kanun'un denetimli serbestliğe ilişkin hükümlerininuygulanmayacağını öngördüğü anlaşılmaktadır. Nitekim, aynı esastan hareketlemevzuatta, asker kişilerle ilgili olarak suç ve cezalar, yargılama usulü,hükümlerin infazı gibi konularda diğer kişilere göre farklı kurallara yerverildiği bilinen bir keyfiyettir
Mahkemelerce, asker kişiler hakkında denetimli serbestliktedbirine (uyuşturucu kullanan hakkında tedaviye) hükmedilmesine, cezanınertelenmesi kararını müteakip denetim süresinin belirlenmesine engel bir hükümyasalarda bulunmamaktadır. İtiraz konusu kural, yalnız hükmün kesinleşmesindensonra ve bu tarihte ilgilinin asker kişi sıfatının devamı halinde 5402 sayılıKanun'da belirtilen denetimli serbestliğe ilişkin hükümlerin uygulanmasınaengel olmaktadır. Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 19.10.2006 tarih ve2006/162-169 sayılı kararında bu husus açıkça vurgulanmıştır. Bu duruma göre,denetimli serbestlik kararı verilmesine engel olmayan kuralın, asker kişileraleyhine adaletsizlik yarattığı söylenemez.
Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında vurgulandığı gibi askerkişiler diğer kişilere göre farklı hukuksal konumda bulunduklarından bunlararasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasanın 2. ve 10.maddelerine aykırı olmadığından itirazın reddine karar verilmesi gerektiğidüşüncesinde olduğumuz için aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadık.
Üye
A.Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR