ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/57
Karar Sayısı : 2009/123
Karar Günü : 1.10.2009
R.G. Tarih-Sayı :04.12.2010-27775
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Alaşehir Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/57)
2- Ula Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/157)
İTİRAZLARIN KONUSU: 3.7.2005 günlü, 5395 sayılıÇocuk Koruma Kanunu'nun 24. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 58.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemleridir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, yetişkin ve çocuk sanıklar açısındanuzlaşma olanağını farklı şartlara bağlayan itiraz konusu kuralın Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varan mahkemeler iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Başvurunun yapıldığı tarihte, 3.7.2005 günlü, 5395 sayılı ÇocukKoruma Kanunu'nun itiraz konusu 24. maddesi şöyledir:
' (1) Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak uzlaşma,soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan veya kasten işlenen ve altsınırı iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren ya da taksirleişlenen suçlarda uygulanır.
(2) Suç tarihinde onbeş yaşını doldurmayan çocuklar bakımından,birinci fıkrada öngörülen hapis cezasının alt sınırı üç yıl olarak uygulanır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 58. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, E.2006/57sayılı dosyanın 6.4.2006 ve E.2006/157 sayılı dosyanın da 12.12.2006tarihlerinde yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- UYGULANACAK KURAL SORUNU
2006/57 Esas sayılı itiraz başvurusunun gerekçeli kararında vedosya eklerinde, bakılmakta olan davada reşit olmayan sanığın suçun işlendiğitarih itibariyle 15 yaşından büyük olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davadauygulanacak kural, 5395 sayılı 'Çocuk Koruma Kanunu'nun 24. maddesinin (1)numaralı fıkrası olduğundan, aynı maddenin ikinci fıkrası davadauygulanacak kural niteliğinde değildir.
Bu nedenle, 5395 sayılı 'Çocuk Koruma Kanunu'nun 24.maddesinin (2) numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'ninbakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkinbaşvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine, 6.4.2006 günündeoybirliğiyle karar verilmiştir.
VI- BİRLEŞTİRME KARARI
3.7.2005 günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 24. maddesinin(1) numaralı fıkrasının '' kasten işlenen ve alt sınırı iki yılı aşmayan hapisveya adli para cezasını gerektiren '' bölümünün iptaline karar verilmesiistemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2006/157 Esas sayılı davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2006/57 Esas dava ile birleştirilmesine,esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2006/57 Esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine 1.10.2009 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.
VII- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin raporlar,Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen yasa kuralı, dayanılan Anayasakuralları, bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Yargının işleyişinin etkinleştirilmesi amacıyla başvurulanyollardan birisi de, uyuşmazlıkların yargılama aşamasından önce alternatifçözüm yollarının denenmesidir. Alternatif çözüm yollarının, uyuşmazlıklarındaha kısa sürede ve daha az masrafla sonuçlandırılması, gizliliğin korunmasıve mahkemelerdeki iş yükünün hafifletilmesi gibi birçok fayda sağladığıbilinmektedir. Bu çözüm yollarının; uzlaşma, tahkim, dostane çözüm vearabuluculuk gibi birçok çeşidi bulunmaktadır. Yakın zamanda ceza hukukumuzagiren uzlaşma da bunlardan biridir.
Ceza hukukunda uzlaşma, işlendiği konusunda yeterli şüphe bulunanbir suçtan dolayı, mağdurun tatmin edilmesi suretiyle fail ve mağdur arasındakiuyuşmazlığın giderilmesini amaçlayan, mağdurun ve failin uzlaşmaları halindesoruşturma veya kovuşturmanın kaldırılmasını sağlayan bir kurumdur.
Ceza hukukunda uzlaşma konusu ilk defa, 1.6.2005 tarihindeyürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralıfıkrasında, uzlaştırma işlemlerinin nasıl yerine getirileceği ise yine aynıtarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253., 254. ve255. maddelerinde düzenlenmiştir. 15.7.2005 günlü ve 25876 sayılı ResmiGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ileçocuklara özgü yargılamanın ne şekilde yapılacağına ilişkin kurallar yenidendüzenlenmiş ve itiraz konusu fıkrayı içeren 24. maddede ise uzlaşmada çocukşüpheliler ve sanıklar lehine hükümler getirilmiştir.
Yasakoyucu, gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuatta çocuklarınkorunmasına ilişkin hükümlerin, çocuğun üstün yararının ve toplumsalihtiyaçların bir gereği olarak, suça sürüklenmiş çocuklara özgü uzlaşmayı 5395sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun itiraz konusu fıkrayı da içeren 24. maddesindedüzenlemiştir. Anılan maddede, suça sürüklenen çocuklar bakımından uzlaşmakapsamı genişletilmiştir.
19.12.2006 günlü, 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun, 5237 sayılı TCK'nın 73/8. maddesindeki uzlaşma ile ilgili hükmü tamamenkaldırmış, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki uzlaşma hükümlerinde iseesaslı değişiklikler öngörmüştür. 5560 sayılı Kanun'un 41. maddesiile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'ndaki itiraz konusu fıkrayı içeren 24.madde tamamen değiştirilmiştir. Bu itibarla, Anayasa'nın 38., 765 sayılı mülgaTürk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9.maddesi ve yerleşik yüksek mahkeme kararları çerçevesinde lehe olan yasa kuralınıntespiti için yapılan incelemede, itiraz konusu kuralın 5560 sayılı Yasa iledeğişmeden önceki halinin sanık lehine olduğu ve bakılmakta olan davadauygulanacak kural olduğu sonucuna varılmıştır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında, yetişkinlerle çocukların uzlaşmaşartları bakımından farklı kurallara tabi tutulmasına, şikâyete tâbi olmayansuçların çocuklar açısından uzlaşma kapsamına alınmasına, çocuk suçluluğununartmasına ve yaptırım uygulama yetkisinin kişilerin iradesine bırakılmasınaolanak veren itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın hukuk devleti ve eşitlikilkelerine, devletin temel görevlerine ve çocukları suçtan korumaya ilişkinyükümlülüklerine, dolayısıyla Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 58. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri engeniş manasıyla tarif edilerek, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesiiçin gerekli şartları hazırlama ödevinin de devlete ait olduğu ifadeedilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde ifade edilen eşitlik ilkesi, herkesinher yönden aynı hukuk kurallarına tabi olması zorunluluğunu ifade etmez.Kişilerin durum ve konumlarındaki farklılık, bunlara farklı hukuk kurallarınınuygulanmasını gerektirebilir. Aynı ya da benzer durumda olanların aynıkurallara, farklı durumda olanların da farklı kurallara tabi olması halinde eşitlikilkesinin zedelendiğinden söz edilemez.
Anayasa'nın 58. maddesinde ise Devletin, gençleri alkoldüşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötüalışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirlerialacağı belirtilmiştir.
Hukuk devletinde, Anayasa'da belirtilen ilkelere ve ceza hukukunungenel kurallarına aykırı olmadıkça yasakoyucu cezalandırma yetkisinikullanırken, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağını, bunların hangi tür veölçüdeki ceza yaptırımları veya ceza yaptırımına seçenek yaptırımlarlakarşılanacağını, hangi suçların uzlaşmaya tâbi olacağını, uzlaşma yöntemini veşartlarını belirleme, öngörülen uzlaşma kurallarının çocuk suçluluğuna ve suçasürüklenen çocukların ıslahına etkisini değerlendirme konusunda takdiryetkisine sahiptir.
Bu itibarla, takip edilen suç ve ceza politikasının gereği olarak,yapılan yasal düzenlemelerin sosyal düzene ve toplumsal barışa etkisini, suç vesuçlulukla mücadelede verdiği veya vereceği sonuçları değerlendirerek gerekliönlemleri almak yasakoyucunun görev alanına girmektedir.
Çağdaş tüm devletlerin ceza hukuku ve ceza usul hukukuuygulamalarında; reşit olan suçlular ile çocuk suçlular, farklı konumdaolduklarından ceza yargılaması sürecinde soruşturma, kovuşturma ve infazaşamalarında farklı kurallara tâbi tutulmuşlardır. Çocuk suçluların ya da diğerbir deyimle suça sürüklenen çocukların, temyiz kabiliyeti, işlenen suçun sebepve sonuçlarını değerlendirebilecek akli, ruhi ve fiziki olgunluğa sahip olma,geçerli hukuki işlem yapabilme, kendini savunma ve kendini üçüncü kişilere karşıtemsil etme bakımından reşit kişilerden farklı konumda oldukları için, reşitkişilerle farklı ceza ve ceza usul kurallarına tâbi tutulmalarında Anayasa'nıneşitlik ilkesine aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Öte yandan, Türkiye'nin de taraf olduğu çocuklarla ilgiliuluslararası belgelerde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin tavsiyekararlarında uzlaşma, uyuşmazlıkların çözümünde yargılama dışı çözümyollarından birisi olarak taraf devletlere önerilmiştir. Bu bağlamda, çocuğunüstün yararının korunması, suça sürüklenen çocukların topluma kazandırılması,onların ıslahevi veya cezaevi ortamından uzak tutulması ve böylece toplumsalbarışın korunması amacıyla, kamu düzeni açısından ciddi tehdit teşkil etmediğikabul edilen bazı suçların uzlaşma yoluyla sonuçlandırılmasını öngören kural,Anayasa'nın 5. ve 58. maddelerinde belirtilen devletin pozitifyükümlülüklerinin ve çocukları suçluluktan koruma görevinin bir sonucudur.
Bu nedenle; suça sürüklenen çocuklar bakımından uzlaşma şartlarınıyetişkinlerden farklı şekilde düzenleyen kuralın, Anayasa'daki devletin temelamaçlarına, gençleri suçluluktan koruma görevine, hukuk devleti ve eşitlikilkelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 5., 10.ve 58. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VIII- SONUÇ
3.7.2005 günlü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 24. maddesinin(1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,1.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ