ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/58
Karar Sayısı : 2006/50
Karar Günü : 12.4.2006
Resmi Gazete Tarih-Sayısı : 1.9.2006-26276
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME :Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 30.3.2005 günlü,5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilktümcesinin Anayasa'nın 2., 125., 153. ve 155. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Çevreyi rahatsız edecek şekilde hayvan beslemekten 1608 sayılıYasa uyarınca hakkında Belediye Encümeni tarafından kesilen idari paracezasının iptali istemiyle yapılan başvurunun incelenmesi sırasında, itirazkonusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptalleriiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin itiraz konusu tümceyi de kapsayan (1) numaralı fıkrası şöyledir;
“MADDE 27.- (1) İdarî para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararıntebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh cezamahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olmasıhalinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru gerekçesinde Anayasa'nın 2., 125., 153. ve 155.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince 12.4.2006 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında idarenin kamu gücünü kullanarak verdiği idariyaptırım kararlarına karşı yapılan başvurularda, uyuşmazlığın çözümünün, idariyargı yerine itiraz konusu kurallarla adli yargıya bırakılmasının Anayasa'nın2., 125., 153. ve 155. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralla, idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yeri ve süresibelirtilmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun İkinci Kısmında “Çeşitlikabahatler” başlığı altında düzenlenen fiilleri, ağırlıklı olarak 765 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 526. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan kabahatleroluşturmaktadır. 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun'un 7. maddesiyle, çeşitli yasalarda hafif hapis veya hafif paracezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.Uygulanacak yaptırımın yasa ile “idari” para cezasına dönüştürülmesinin bu türyaptırım uygulanarak eylemlerin gerçekte ceza hukuku alanına giren suç olmaözelliklerini etkilemeyeceği açıktır.
5326 sayılı Yasa'nın 3. maddesi 1.3.2006 günlü, E. 2005/108,K.2006/35 sayılı kararla iptal edilmiş, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun bulunmuştur.Anılan karardaki bu maddeye ilişkin iptal gerekçesi doğrultusunda, cezaîniteliği ağır basan fiiller açısından verilen idari para cezası ve/veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarına karşı başvurunun sulh cezamahkemesince, kanunda belirtilen usule göre incelenmesinde Anayasa'nın 2., 125.ve 155. maddelerine aykırılık bulunmamaktadır. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 153. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Mehmet ERTEN bu karara farklı gerekçe ile katılmış; Şevket APALAKile Osman Alifeyyaz PAKSÜT ise katılmamıştır.
VI- SONUÇ
30.3.2005 günlü, 5326 sayılı “Kabahatler Kanunu”nun 27. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilk tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Şevket APALAK ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 12.4.2006 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay TUĞCU
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
DEĞİŞİKGEREKÇE
İtiraz konusu kuralda, idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yeribelirtilmektedir.
Özel kanunlardaki çeşitli fiiller karşılığında öngörülen idariyaptırımlar ile suç olmaktan çıkartılmak istenen kabahat fiillerinin, genelnitelikli bir kanunla düzenlenmesinde kamu yararı gören yasa koyucunun,kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırım kararlarının, bir idari işlemolmasından çok cezalandırma amacı baskın ve ceza hukukunun genel ilkeleriyledaha yakın ilişki içinde olan bir hukuki işlem olduğunu kabul ederek, bunlarauygulanacak olan genel hükümlerin yanı sıra, kabahatler karşılığında öngörülenidari para cezası ile mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı da idariyargı yerine ceza mahkemesine başvurulabilmesini mümkün kılan hükümlerinbulunduğu Kabahatler Kanunu'nu yasalaştırdığı anlaşılmaktadır.
İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı birfiilden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağına, ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirlerinin kanunla konulacağına, mahkemelerin kuruluşu, görevve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğineilişkin, Anayasa'nın 38. ve 142. maddelerinde belirtilen ilkelere ve cezahukukunun genel prensiplerine uygun olmak koşuluyla, bu tür düzenlemelerin yasakoyucu tarafından yapılabileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Buna göre, idariyaptırım kararlarının ağırlıklı olarak cezalandırma amacı taşıdığını gözetenyasa koyucunun, söz konusu Kanun'da uygulamaya yönelik diğer genel hükümlerlebirlikte, idari yaptırım kararlarına karşı ceza mahkemesine başvurmayıöngörmesi, ona Anayasa tarafından tanınan yasama yetkisinin gereği vekaçınılmaz sonucu olduğunda kuşku yoktur. Kabahat fiilinin, ceza hukukunungenel ilkeleriyle ilişki içinde olduğunun kabul edilmesi, ona ve idari yaptırımkararlarına karşı yapılacak itirazları idari yargı dışına taşıyan temeldüşüncedir. O nedenle Anayasa'da yer alan idari yargı ayırımına ilişkindüzenlemelerin, ceza mahkemesinin yetkilendirilmesini düzenleyen kurallailişkilendirilmek veya onlara aykırı görmek olanaksızdır. Diğer taraftan, böylebir düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı kılan, Anayasa'da engelleyici veya buyurucubir başka kural da bulunmamaktadır.
Bu nedenle itirazın reddine ilişkin karara, yukarıda açıkladığımgerekçe uyarınca katılıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN
AZLIKOYU
5326 sayılı Yasa'nın 3. maddesi; Anayasa ile belirlenmiş idariyargının görev alanının gözetilmemesi gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nce iptaledilmişse de, yargı yerlerini gösteren görevle ilgili kuralların yorumlarladeğerlendirilmesi ve kapsamının belirlenmesi olanaksız ve duraksamalardoğmasına nedendir. Başka bir aktarımla, uyuşmazlıkların görüleceği yargıyerlerinin açıklıkla ve kuşkuya yer bırakmadan yasalarda gösterilmesi gerekir.Bu bakımdan, idari uğraşla ilgili ve idari işlem niteliğindeki idari paracezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı, Anayasal yargıayrılığı kurallarına özen gösterilmeksizin adli yargı yerinin görevli kılınmasısonucu veren düzenleme; gerek bu biçimi ve gerekse yeni yasalaşma sürecinde deetkisi görülecek konumuyla Anayasa'nın 125., 140. ve 155. maddelerineaykırıdır.
Kuralın iptali gerekeceği oyuyla, kararın, 5326 sayılı Yasa'nın27. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili kısmına karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOYYAZISI
5326 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilktümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki itirazın reddine ilişkin çoğunlukgörüşüne, aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Ceza hukukunda, kişinin kendisi hakkındaki suçlamadan haberdarolması, savunmasını yapması ve cezanın, ondan sonra verilmesi, temel ilkedir.İdare tarafından, kamu düzeninin korunması, kişilerin mevzuata uymalarınınsağlanması amacıyla uygulanan yaptırımlarda ise ceza hukukunun bu temel kuralı,devlet ve toplum hayatının mahiyeti icabı geçerli olmamakta; kişi, çoğu kezhaberi olmadan yaptırıma uğramakta, ancak buna itiraz edebilmektedir. Bu itirazimkanının güvencesi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolunun açık olduğunu belirten, Anayasa'nın 125. maddesi ve yargı yeri de idariyargıdır.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526. ve devamı maddelerindedüzenlenmiş olan fiillerin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun İkinci Kısmı'nda“Çeşitli kabahatler” başlığı altında yeniden düzenlenmesi ve bunlara idari paracezası verilmesinin öngörülmesi ile, bu eylemler artık ceza hukukunun kapsamıdışına çıkartılmış olmaktadır. Zira yaptırımın uygulanmasındaki yöntem, cezahukuku ilkelerine değil idare hukuku ilkelerine göre düzenlenmektedir. Kabahat sayılaneylemlerde bulunan kişilere yaptırım uygulanmadan, yani idari para cezasıverilmeden önce hakim huzurunda savunma olanağı tanınmaması ve idari işlemniteliğinde para cezası kesilmesi, çoğunluk kararında belirtildiğinin aksine,eylemlerin cezai niteliğinin tamamen ortadan kalktığını göstermektedir.
Ceza değil idari işlem niteliğinde olan idari yaptırımların, Türkhukuk sisteminin kökleşmiş kurumları ve Anayasa kuralları gereğince, idariyargı denetimine tabi olması gerekir. Adli yargının görev alanını, idari yargıaleyhine genişleten, idari para cezalarına karşı itirazların ceza mahkemesinceincelenmesini öngören yasa kuralı, Anayasa'nın 2., 125. ve 155. maddelerineaykırıdır. Bu nedenle iptali gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT