ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/77
Karar Sayısı : 2009/39
Karar Günü : 5.3.2009
R.G Tarih-Sayı :27.03.2010-27534
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Akseki Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer alan'Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi' ibaresininAnayasa'nın 2., 10., 11., 12., 13., 17., 20., 38., 40., 41. ve 42. maddelerineaykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Kamu tüzel kişilerine ve özel kişilere hakaret edildiği ve kamumalına zarar verildiği iddiasıyla açılan davada, uzlaşma şartlarını düzenleyenitiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptaliiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin itiraz konusuibareyi içeren (8) numaralı fıkrası şöyledir:
' Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzelkişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı bulunansuçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük birkısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ileuzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafındansaptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10., 11., 12., 13., 17., 20.,38., 40., 41. ve 42. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, CaferŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 30.5.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin(8) numaralı fıkrasında yer alan 'Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özelhukuk tüzel kişisi'' ibaresinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşullarıoluşmadığından reddine, 30.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Yargının işleyişinin etkinleştirilmesi amacıyla başvurulanyollardan birisi de, uyuşmazlıkların yargıya iletilmesinden önce alternatifçözüm yollarının denenmesidir. Alternatif çözüm yollarının, uyuşmazlıklarındaha kısa sürede ve daha az masrafla sonuçlandırılması, gizliliğin korunmasıve mahkemelerdeki iş yükünün hafifletilmesi gibi birçok fayda sağladığıbilinmektedir. Alternatif çözüm yollarının; uzlaşma, tahkim, dostane çözümve arabuluculuk gibi birçok çeşidi bulunmaktadır. Yakın zamanda ceza hukukumuzagiren uzlaşma da alternatif çözüm yollarından birisidir.
İtiraz konusu ibareyi içeren kural, Türk ceza hukukunda uzlaşmanınşartlarını düzenlemektedir. Ceza hukukunda uzlaşma, işlendiği konusunda yeterlibir şüphe bulunan bir suçtan dolayı, mağdurun tatmin edilmesi suretiyle fail vemağdur arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini amaçlayan, mağdurun ve failinuzlaşmaları halinde soruşturma veya kovuşturmanın kaldırılmasını amaçlayan birkurumdur.
Ceza hukukunda uzlaşma konusu ilk defa, 1.6.2005 tarihindeyürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralıfıkrasında, uzlaştırma işlemlerinin nasıl yerine getirileceği ise yine aynıtarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253., 254. ve255. maddelerinde düzenlenmiştir. İtiraz konusu ibareyi içeren 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralı fıkrasında; şikâyete bağlı suçlardamağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması şartıyla, mağdur ilefailin uzlaşması halinde soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığı tarafındankamu davasının açılmamasına, kovuşturma aşamasında ise mahkemelerce davanındüşürülmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. 19.12.2006 tarihli ve 26381sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı ÇeşitliKanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile uzlaşma kurumunda esaslıdeğişiklikler yapılmıştır. Bu Yasa'nın 45. maddesi, itiraz konusu ibareyi deiçeren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralı fıkrasınıyürürlükten kaldırmıştır. Ancak Başvuran Mahkemenin davayı sonuçlandırmak için,yürürlükten kalkmış olsa da itiraz konusu ibareleri içeren 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 73. maddesinin (8) numaralı fıkrasını göz önünde bulundurmasıgerektiği açıktır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, uzlaşma kapsamına giren suçlarda suçtan zarargörenin gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olma şartının getirilmesiyle,kamu tüzel kişilerine karşı işlenen suçların uzlaşma kapsamı dışında kaldığı,bu nedenle kuralın Anayasa'daki hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun dabozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak vekişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri ve durumlarıözdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Anayasa'nın 38. maddesinde ise, suçlara ve cezalara ilişkin genelesaslar düzenlenmiş, maddenin ilk fıkrasında kimsenin, işlediği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamayacağı, üçüncü fıkrasında da ceza ve ceza yerine geçen güvenlikönlemlerinin ancak kanunla konulacağı belirtilmiştir.
Kamu tüzel kişileri, Anayasa'da ve yasalarda hukuk hayatına girme,hak ve borçlara sahip olma, irade açıklama ve işlem yapabilme özellikleri bakımındanözel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden farklı konumdatutulmuşlardır. Kamu tüzelkişileri, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiğiyetkiye dayanılarak kurulur (Anayasa m.123). Kamu ihtiyaçlarını karşılamaklagörevli devlete ve diğer bazı kamu tüzel kişilerine kamulaştırma (Anayasa m.46)ve zor kullanma gibi istisnai bazı yetkiler tanınmıştır. Devletin, kamuiktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyet rejimi özelhukuktan farklı esaslara bağlanmıştır. Örneğin, bunların mülkiyetinde bulunanmalların, işletmelerin ve diğer malvarlıklarının özelleştirilmesine ilişkinesas ve usuller kanunla düzenlenir (Anayasa m.47). Ayrıca, devletin ve kamuiktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları, yıllıkbütçelerle yapılır (Anayasa m.161).
Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin özel hukuk işlemlerinde vesözleşmelerinde, gerçek ve özel hukuk tüzel kişileriyle eşit konumda kabuledilmeleri ekonomik düzenin, özel hukuka hâkim olan ilkelerin ve nihayetadaletin gereğidir. Bununla birlikte, 'statüler hukuku' olaraknitelendirilebilecek kamu hukukundan kaynaklanan işlemlerde ise, devlet vediğer kamu tüzel kişileri kamu hizmetlerini yerine getirirken Anayasa veyasaların çizdiği sınırlar içerinde tek taraflı işlem yapabilme ve kamu gücünükullanma yetkisiyle donatılmışlardır. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileriningörevlerini yerine getirirken kamu yararını gözettikleri varsayıldığından,diğer kişilerden farklı hukuki ve cezai korumaya tâbi tutulmuşlardır.
Kamu tüzel kişilerinin bir suçun faili olup olamayacaklarıkonusunda öğretide tartışmalar olsa da, başta devlet olmak üzere diğer kamutüzel kişilerinin bir suçun mağduru olma konumları tartışmasızdır. Devlet vediğer kamu tüzel kişilerinin suçtan zarar gören konumda olabilecekleri Türkceza hukukunda da kabul edildiği için, hem ceza kanunlarında hem de suç ve cezahükmü içeren özel kanunlarda bunlarla ilgili suç kategorileri hep var olmuştur.765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş olan devletin şahsiyetinekarşı cürümler ve devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümler bu kapsamdasayılabilir. Aynı şekilde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda millete ve devletekarşı suçların, devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığınakarşı suçların, devletin güvenliğine karşı suçların, Anayasal düzene ve budüzenin işleyişine karşı suçların ve milli savunmaya karşı suçlarındüzenlenmesi, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin suçtan zarar görenkonumunda olduklarına, ayrıca gerçek kişilerden ve özel hukuk tüzelkişilerinden farklı şekilde korunduklarına ilişkin düzenlemelere örnekgösterilebilir.
Hukuk devletinde, Anayasa'da belirtilen ilkelere ve ceza hukukunungenel kurallarına aykırı olmadıkça yasakoyucu cezalandırma yetkisinikullanırken, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağını, eylemlerin hangi türve ölçüdeki ceza yaptırımları veya ceza yaptırımına seçenek yaptırımlarlakarşılanacağını, hangi suçların uzlaşmaya tâbi olacağını, uzlaşma yöntemini veşartlarını belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Öte yandan, yasakoyucu devlet ve toplum hayatının sağlıklı,düzenli ve barış içinde sürdürülmesini sağlamak için çeşitli kamu hizmetleriniyerine getirmek üzere kurulan kamu tüzel kişilerinin farklı konumda bulunmalarınedeniyle, gerçek kişilerden ve özel hukuk kişilerinden ceza kanunlarındafarklı şekilde korunmalarını ve bunlara karşı işlenen suçlarda uzlaşma yolununkapalı tutulmasını öngörebilir.
Bu nedenle; suçtan zarar görenin kamu tüzel kişisi olması halindeuzlaşma yolunun kapalı olmasını öngören kuralda Anayasa'daki suç ve cezalarınyasallığı, hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 11., 12., 13., 17., 20., 40.,41. ve 42.. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VII- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin(8) numaralı fıkrasında yer alan 'Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özelhukuk tüzel kişisi'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, 5.3.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ