ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/79
Karar Sayısı : 2009/97
Karar Günü : 25.6.2009
R.G Tarih-Sayı:13.11.2009-27407
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Elazığ İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :17.7.2004 günlü 5233 sayılıTerör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunu'nun;
1.) 1. maddesinde yer alan''maddi'' sözcüğünün,
2.) 2. maddesinin birincifıkrasında yer alan ''maddi'' sözcüğünün,
3.) 7. maddesinin c.bendinde yer alan ''maddi''sözcüğünün,
4.) 9. maddesinin,
a) Birinci fıkrasında yeralan 'Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde (7000) gösterge rakamınınmemur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın' biçimindekiilk paragrafı ile (e) bendinin,
b) İkinci fıkrasının,
5.) Geçici 1. maddesinde yeralan ''maddi'' sözcüğünün,
Anayasa'nın 2., 5., 11., 36., 90. ve 125. maddelerine aykırılığısavıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
5233 sayılı Yasa gereğince Zarar Tespit Komisyonu tarafından terörsaldırısı sonucu ölenin yakınlarına yapılan sulhname teklifinin kabuledilmemesi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, itiraz konusukuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptal veyürürlüklerinin durdurulması istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
5233 sayılı Yasa'nın itiraz konusu fıkra, bent, ibare vesözcüklerinin bulunduğu ilgili maddeler şöyledir:
'MADDE 1.-Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veyaterörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniylemaddîzararauğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleribelirlemektir.
MADDE 2.-Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle MücadeleKanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veyaterörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçekkişiler ile özel hukuk tüzel kişilerininmaddîzararlarının sulhenkarşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.
MADDE 7.-Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluylakarşılanabilecek zararlar şunlardır:
a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen her türlü zararlar.
b) Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar iletedavi ve cenaze giderleri.
c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerinmal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklananmaddîzararlar.
MADDE 9.-Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanmaderecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafındanüçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarınakadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafındanikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katıtutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafındanbirinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarınakadar,
e)Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasınailişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayırakamları esas alınarak belirlenir.
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemeninmirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkinhükümleri uygulanır.
Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamınıyüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir.
Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişileregerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyleDevlete rücu edilemez.
Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve sakatlık derecelerinintespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'
GEÇİCİ MADDE 1.-Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmalarıhâlinde, 19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasındaişlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncümaddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişilerile özel hukuk tüzel kişilerininmaddîzararları hakkında da bu Kanunhükümleri uygulanır.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 11., 36., 90. ve 125.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, CaferŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün katılımlarıyla 30.5.2006 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, SerdarÖZGÜLDÜR'ün 'başvurunun, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddinekarar verilmesi gerektiği' yönündeki karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, yürürlüğünündurdurulması isteminin de koşulları oluşmadığından REDDİNE OYBİRLİĞİYLE, kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 1., 2., 7. ve Geçici 1. Maddelerinde Geçen 'Maddi'Sözcüğünün İncelenmesi
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesinde TürkiyeCumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu, devletin bu niteliğinin gereği olarakidarenin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olması gerektiği,ancak 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Kanunun 1. maddesi, 2. maddesinin birinci fıkrası, 7. maddenin (c)bendi ve geçici 1. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme nedeniyle terör veterörle mücadeleden doğan manevi zararların yargı denetimi dışında kaldığı, bunedenle itiraz konusu 'maddi' ibaresinin hukuk devleti ilkesine; devletinönlemekle yükümlü olduğu terör olaylarından, toplumun sadece belli birkesiminin etkilenmesinin sosyal adaletsizliğe yol açtığı bu nedenle devletin,zarara uğrayanların maddi zararlarının yanında manevi zararlarını dakarşılamasının, Anayasa'nın 5. maddesinde yer alan hükmün gereği olduğu;herkesin yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğü ile davacı veya davalıolmak suretiyle adil yargılanma hakkı bulunduğu, ancak itiraz konusukuralların, terör ve terörle mücadeleden dolayı manevi zarara uğrayanların davaaçma hakkını, dolayısıyla hak arama hürriyetini engellediği; idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, bu konudamanevi zararlarla ilgili Anayasa'da bir sınırlamanın bulunmadığı, bu nedenlekuralın Anayasa'nın 2., 5., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; temel hak veözgürlüklere dayanan, bu hakların korunup güçlenmelerine olanak sağlayan,adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devletorganlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan, eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olan devlettir.
Devletin temel amaç ve görevlerini belirleyen, Anayasa'nın 5.maddesinde, devlete, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmak, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklikoşulları hazırlamak görevi verilmiştir.
Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde iseherkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı organları önündedavacı ya da davalı olarak sav ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında 'idarenin hertürlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır' son fıkrasında ise 'idarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür' kuralı yeralmaktadır.
5233 sayılı Yasa, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarınınözellikle yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içindeve sulh yoluyla karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüylezarara uğrayan vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yolunagidilmeden alternatif bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca uygunolarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna ilişkinesasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.
İdare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, nedensellik bağıkurulabilen zararları kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca tazminle yükümlüdür.Ancak bazen idare, kusur koşulu ve nedensellik bağı aranmadan da meydana gelenbazı zararlardan sorumlu olabilmektedir. Bunlar, idarenin kendi faaliyetalanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği zararlardır. 5233sayılı Yasa'da yer alan sorumluluğun dayanağını da kusursuz sorumluluğun birtürü olan ve bilimsel ve yargısal içtihatlarla geliştirilen 'sosyal riskilkesi' oluşturmaktadır.
Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari bir eylem veyaişlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların karşılanmasına ilişkin5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun sosyal hukuk devletiningereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasayla getirdiği biristisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal risk ilkesi' gereğisulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaret olduğunun tespiti,yasakoyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer alan maddizararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin bulunmasınıbu kapsamda değerlendirmek gerekir.
5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin sonucu olmayan veherhangibir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan,ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların da tazminiyolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten biryasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte,aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardansadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleribelirlemektedir. Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğineilişkin bir hükme yer verilmediği gibi, 12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyenuyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır' denilerekAnayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına paralel bir düzenlemeye yerverilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, idarenin sorumluluk alanınıdaraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hükümiçermemektedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2., 5.,36. ve 125. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. İtirazın reddigerekir.
İtiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
B- Yasa'nın 9. Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Tümcesi ile (e)Bendinin ve İkinci Fıkrasınınİncelenmesi
Başvuru kararında, Yasa'nın 9. maddesinin birinci fıkrasının ilktümcesi ile (e) bendinin ve ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı hakkındaaynı gerekçelerle Anayasa'nın 2., 5., 11., 36., 90. ve 125. maddesinin sonfıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, ''laik ve sosyalbir hukuk devleti' olarak nitelendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi de hukukdevletini; temel hak ve özgürlüklere dayanan, bu hakların korunupgüçlenmelerine olanak sağlayan, adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa vehukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, eylem ve işlemlerine karşıyargı yolu açık olan devlet olarak tanımlamıştır.
Devletin temel amaç ve görevlerini belirleyen, Anayasa'nın 5.maddesinde, devlete, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmak, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklikoşulları hazırlama görevi verilmiştir.
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında 'idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.'son fıkrasında ise'idarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür' kuralına yerverilmiştir.
5233 sayılı Yasa'nın 9. maddesi, terör ve terörle mücadelesırasında meydana gelen yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde ödenecek madditazminat miktarı ile ödeme usulünün belirlenmesini düzenleyen bir kuraldır.
Bu kuralda, ölüm halinde (7000) gösterge rakamının memur aylıkkatsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın elli katı tutarında, ölenlerinmirasçılarına nakdi ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Nakdî ödemenin tespitineesas tutulacak miktarın ise ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya bakanınonayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarakbelirleneceği kuralına yer verilmiştir. Gösterge ve katsayı rakamlarının heryıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayırakamlarının esas alınması, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğuaçıktır.
Toplumsal nitelikli bir riskin gerçekleşmesi sonucu meydana gelenözel ve olağandışı zararların karşılanmasında, devletin ödeme gücü, ekonomikdurumu, zarar görenlerin sayısı, zarar doğuran olayların uzun süreli ve yaygınolması gibi nedenleri gözeterek idare, hizmet kusuru ve kusursuz sorumlulukhallerinde meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olurken, sosyal risk ilkesindesulh yoluyla ödenecek tazminat miktarının yasakoyucu tarafından yasaylabelirlenmesi Anayasa'da güvence altına alınan sorumluluk hukukunun temelilkelerine aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 2., 5.ve 125. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. İtirazın reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 11., 36. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
17.7.2004 günlü, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden DoğanZararların Karşılanması Hakkında Kanun'un;
1-1. maddesinde yer alan '' maddî '' sözcüğünün,
2-2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' maddî'' sözcüğünün,
3-7. maddesinin (c) bendinde yer alan '' maddî '' sözcüğünün.
4-9. maddesinin,
a-Birinci fıkrasının, 'Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde(7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunanmiktarın;' biçimindeki ilk paragrafı ile (e) bendinin,
b-İkinci fıkrasının,
5-Geçici 1. maddesinde yer alan '' maddî '' sözcüğünün,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 25.6.2009gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ