ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı: 2007/105
KararSayısı : 2008/75
KararGünü : 6.3.2008
R.G.Tarih-Sayı :18.03.2009-27173
İPTALDAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi Üyeleri İlhan KESİCİ ve Faik ÖZTRAK ile birlikte 111milletvekili
İPTALDAVASININ KONUSU:9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması veİşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un;
1- 3. maddesinin(2) ve (3) numaralı fıkralarının,
2- 7.maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesindeki "İÇH'den oluşmuşkaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun dayetmemesi halinde" ibareleri ile
3- Geçici 1.maddenin ikinci tümcesinin,
Anayasa'nın2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II-YASA METİNLERİ
A-İptali İstenilen Yasa Kuralları
9.12.2007günlü 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ileEnerji Satışına İlişkin Kanun'un iptal istemine konu kuralları da içerenhükümleri şöyledir:
"MADDE3- (1) Nükleer güç santrallarınınyapılmasına ilişkin seçim süreci Bakanlık tarafından ve bu Kanundakiusuller uygulanmak suretiyle başlatılır.
(2)TAEK, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleer santral kurup işletecekşirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içinde yayınlar.
(3) BuKanuna göre yapılacak nükleer güç santralları için yarışmaya katılacaklardaaranacak şartlar, şirketin seçimi, yer tahsisi, lisans bedeli, altyapıyayönelik teşvikler, seçim süreci, yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacakenerjinin miktarı, süresi ve enerji birim fiyatını oluşturma usul ve esaslarıbu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde Bakanlık tarafındanhazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek bir yönetmeliklebelirlenir.
(4) Bu Kanuna göre yapımı öngörülen nükleer güç santralları içinüçüncü fıkrada belirtilen yönetmeliğin yayımlanmasından sonra en geç bir ayiçerisinde teklif almak üzere TETAŞ tarafından ilana çıkılır.
(5) Alınan tekliflerden, TAEK tarafından belirlenen ölçütlerikarşıladığı TAEK tarafından belgelenen şirketlerin teklifleri yarışmayasokulur, bu ölçütleri karşılamayan şirketlerin teklifleri yarışma dışıbırakılır. Alınan teklifler TETAŞ tarafından bu Kanun ve çıkarılacak yönetmelikhükümleri çerçevesinde değerlendirildikten sonra en uygun teklif belirlenerek,ilgili şirketle sözleşme imzalanmasına izin alınmak üzere Bakanlar Kurulununonayına sunulur. TETAŞ tarafından gönderilen teklifin uygun görülmesi halinde,Bakanlar Kurulunca ilgili şirketle TETAŞ arasında sözleşme imzalanmasıhususunda izin verilir. EPDK tarafından, sözleşme imzalanması uygun görülenşirkete ilgili mevzuat çerçevesinde lisans verilir. EPDK tarafından lisansverilmesini müteakip, ilgili şirketle TETAŞ arasında, santralın işletmeyegirmesinden itibaren onbeş yılı aşmayan enerji satışını düzenleyen sözleşmeimzalanır.
MADDE7- (1) Bakanlar Kurulu, kurulacak santrala ilişkin teknolojiedinmeye yönelik yatırımlar ile işletme personelinin eğitiminiteşviklerden yararlandırabilir.
(2) Bu Kanunkapsamında üzerinde santral kurulacak taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetindeveya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması halinde, bu taşınmazlarüzerinde şirket lehine Maliye Bakanlığı tarafından, diğer kamu kurum veyakuruluşlarının mülkiyetinde bulunması halinde ise Bakanlar Kurulu kararı ilebedelsiz olarak kullanma izni, irtifak hakkı tesis edilir. Sözleşme sürelerininsonunda nükleer güç santralının sökülmesi zorunludur. Söküm işinden vetaşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir hale getirilerekHazineye iadesinden şirket sorumludur. Söküm maliyeti 5 inci maddenin ikincifıkrası kapsamında oluşturulan İÇH'den karşılanır. Bu işlemler için İÇH kaynaklarınınyetersiz kalması durumunda İÇH'den oluşmuş kaynaklarınyüzde yirmibeşine kadar maliyetler Hazine tarafından,bunun da yetmemesi halinde şirket tarafından karşılanır.
GEÇİCİMADDE 1- (1) TAEK,nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi görevini yerine getirecekyeni bir kurum kurulana kadar 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu Kanunu gereğince bu görevine devam eder. TAEKgörevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde kadroaranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personelçalıştırabilir. Bunlara ödenecek ücret ve diğer mali haklarBaşbakan tarafından belirlenir."
B-Dayanılan Anayasa Kuralları
Davadilekçesinde, Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine dayanılmıştır.
III-İLK İNCELEME
AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER,Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkatılımları ile 18.12.2007 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliği ilekarar verilmiştir.
IV-ESASIN İNCELENMESİ
Davadilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrası gereğinceEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler, Müsteşar Vekili SelahattinÇimen, Enerji İşleri Genel Müdürü Budak Dilli, Türkiye Atom Enerjisi KurumuBaşkanı Okay Çakıroğlu, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı AliTanrıkut, Hukuk Müşaviri Fatih Kurhan'ın 26.2.2008 günlü sözlü açıklamalarıdinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-Yasa'nın3. Maddesinin İncelenmesi
1-(2) Numaralı Fıkra
Davadilekçesinde, nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılamaları gerekenölçütlerin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenerek yayımlanmasınailişkin kuralın, yasama organına ait olan asli düzenleme yetkisinin temelilkeleri Yasa'da belirlenmeden yürütmeye devri niteliğinde bulunduğu;yürütmenin, Anayasa'da belirtilen ayrık durumlar dışında düzenleme yetkisininaslî değil ikincil olması nedeniyle öncelikle yasamanın bir alanı temelilkeleriyle belirleyip düzenlemesi gerektiği, yürütmenin ise daha sonraçerçevesi belirlenmiş alanda düzenleyici bir takım işlemler yapabileceği,kuralın bu nedenlerle Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılıkoluşturduğu ileri sürülmüştür.
Fıkrada,Yasa'nın Geçici 1. maddesi gereğince nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi vedenetlenmesi görevini yerine getirmek üzere yeni bir kurum oluşturulana kadar,bu alanda yetkili kılınan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Yasa'nın yürürlüktarihinden itibaren bir aylık süre içinde, nükleer santral kurup işletecekşirketlerin karşılamaları gereken ölçütleri tespit edip yayımlaması yükümlülüğüöngörülmektedir.
Sözkonusu kuralın gerekçesinde, Yasa kapsamında nükleer güç santrali yatırımınıgerçekleştirecek şirketlerin belirlenmesi sürecine Türkiye Atom Enerjisi Kurumutarafından belirlenecek teknolojik ölçütleri sağlayan şirketlerinkatılabileceklerinin düzenlendiği ifade edilmektedir.
Anayasa'nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alandaadaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırıdurum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temelhukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğunun bilincinde olan devlettir. Hukukdevleti, siyasal iktidarı hukukla sınırlayarak ve devlet etkinliklerinindüzenli sürdürülebilmesi için gerekli olan hukuksal alt yapıyı oluşturarak aynızamanda istikrara da hizmet eder. Bu istikrarın özü hukuki güvenlik veöngörülebilirliktir. Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik sağlanabilmesi ise,kuralların genel, soyut, açık ve anlaşılabilir olmalarına bağlıdır. Hukukdevleti, yasaların kamu yararına dayanması ilkesini de içerir.
Anayasa'nın6. maddesinde egemenliğin kayıtsız ve şartsız Türk milletine ait olduğu,egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfabırakılamayacağı ve hiç kimsenin ya da organın kaynağını Anayasa'dan almayanbir Devlet yetkisini kullanamayacağı; 7. maddesinde yasama yetkisinin TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinindevredilemeyeceği; 8. maddesinde ise yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanıve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa'ya ve yasalara uygun olarakkullanılacağı ve yerine getirileceği öngörülmüştür.
TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu, 2690 sayılı Kuruluş Yasası çerçevesinde nükleer enerjininbarışçıl amaçlı kullanımına yönelik bütün alanlarda görevli, yetkili ve sorumlubir kuruluştur. Kurum, anılan Yasa doğrultusunda Türkiye'de atom enerjisininkalkınma plânlarına uygun olarak ülke yararına kullanılmasını sağlamak, bukonudaki temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idariçalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemekamacıyla kurulmuş, bu konuda Yasa ile yetkili ve görevli kılınmış olupfaaliyetlerini Başbakan'a bağlı olarak yürütmektedir. Ayrıca nükleer alandadüzenleyici ve denetleyici otorite olan Kurum, 2690 sayılı Kuruluş Yasası ve5710 sayılı Yasa'nın 3. maddesi hükümleri çerçevesinde, kuruluş amacınıgerçekleştirebilmesi bakımından çeşitli yetki ve görevlerle donatılmıştır.
TürkiyeAtom Enerjisi Kurumunca belirlenecek olan nükleer güç santrali kurup işletecekşirketlerin karşılamaları gereken ölçütlere ilişkin genel çerçeve vekriterlerin her ne kadar 5710 sayılı Yasa'da yer almadığı görülmekte ise de,Kurumun faaliyetlerini Anayasa, ilgili yasalar ve özellikle de 2690 sayılıKuruluş Yasası'nda belirlenen ilke ve sınırlar çerçevesinde yürütmesiningerekli olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye AtomEnerjisi Kurumunun bu alandaki görev ve sorumluluklarının 2690 sayılı Yasa'dadüzenlenmiş olması karşısında, 5710 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikincifıkrasıyla verilen görev ve yetkinin sınırları hukukî güvenlik ve dolayısıylada hukuk devleti ilkelerine aykırılık oluşturacak biçimde belirsizliktaşımamakta ve keyfi uygulamalara sebebiyet verecek nitelikte bulunmamaktadır.
Öteyandan yasakoyucu, gerektiğinde sınırlarını belirlemek koşuluyla özel birihtisas ve teknik bilgi gerektiren konuların düzenlenmesini idareyebırakabilir. Nükleer enerji alanındaki faaliyetlerin düzenlenmesi ve nükleerenerji santrali kurup işletecek şirketlerin karşılamaları gereken ölçütlerinbelirlenmesi, bilim ve teknik temellere dayanan ve uzmanlık gerektiren birhusustur. Yasa'da bilimsel ve teknik ölçütlere dair katı sınırlar koyandüzenlemelere yer verilmesi, yöntem olarak işin doğasıyla da uzlaşmamaktadır.Bu bağlamda bilimsel ve teknik alanlarda temel kurallar saptandıktan sonraayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devriolarak nitelendirilemez.
Bunedenle, kuralın Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı bir yönügörülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.
FulyaKANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
2-(3) Numaralı Fıkra
Davadilekçesinde, kuralla, nükleer güç santralleri kurmak için yarışmayakatılacaklarda aranacak şartların, şirketin seçiminin, yer tahsisinin, lisansbedelinin, alt yapıya yönelik teşviklerin, seçim sürecinin, yakıt temininin,üretim kapasitesinin, alınacak enerji miktarının, süresinin ve enerji birimfiyatının oluşturmasının usul ve esaslarının, Yasa'da temel ilkeleribelirlenmeksizin yürütmeye bırakılmasının yasama organına ait olan aslîdüzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğinde olduğu; yürütmenin, Anayasa'dabelirtilen ayrık durumlar dışında düzenleme yetkisinin aslî değil, ikincilnitelikte bulunması nedeniyle öncelikle yasamanın bir alanın temel ilkelerinibelirleyip düzenlemesinden sonra yürütmenin çerçevesi belirlenmiş alandadüzenleyici bir takım işlemler yapabileceği, anılan fıkradaki düzenlemenin bunedenlerle Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılık oluşturduğuileri sürülmüştür.
İptalistemine konu fıkrada, kurulması öngörülen nükleer güç santrallerinin yapımısürecine ilişkin olarak; yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar, şirketinseçimi, yer tahsisi, lisans bedeli, altyapıya yönelik teşvikler, seçim süreci,yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacak enerjinin miktarı, süresi ve enerjibirim fiyatının oluşturulmasının usul ve esaslarının Yasa'nın yürürlüğegirmesinden itibaren iki aylık süre içinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıtarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek biryönetmelikle belirleneceği hükmü yer almaktadır.
Çıkarılmasıöngörülen yönetmeliğin kapsamında yer alacak konulara ilişkin temel ilkelerYasa'nın çeşitli maddelerinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda olmak üzere, Yasa'nın3. maddesinde santral kuracak şirketin belirlenmesi sürecinin, 4. maddesindeYasa kapsamında üretilen enerjinin satışına ilişkin uygulama esaslarının, 5.maddesinde santralin yakıt temini, atık yönetimi, devreden çıkarılması ileşirketin almakla yükümlü bulunduğu lisans ve izinlerin, 6. maddesinde Yasagereğince nükleer güç santrali kurma hakkı kazanan şirkete ilişkindüzenlemelerin, 7. maddede teşviklere ilişkin hükümlerin yer aldığıgörülmektedir.
Bilimseltanımlama ve gelişmenin önceden belirgin gözüktüğü özel durumlarda dahi, teknikalanlardaki sorunların ve kullanılacak yöntemlerin çok yönlü ve karmaşık olmasıdolayısıyla, güvenilir tekniklerin detaylarının yasayla saptanmasıolanaksızdır. Nükleer enerjinin teknik ve çok boyutlu bir alan olmasındankaynaklanan özelliği nedeniyle, konunun bütün yönleriyle Yasa'nın durağankalıplarına bağlanması mümkün bulunmamakta olup nükleer güç santrallerininkurulması ve işleyişine ilişkin yasal düzenlemelerde hızla gelişen bilim vetekniğin sağlayacağı yeniliklerin de dikkate alınması gerekmektedir.Dolayısıyla yasakoyucu, bu alanda detaylı kuralları koymuş olsa dahi, zamaniçinde ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle yasal düzenlemenin son gelinen durumauyarlanması zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Bu alanda, yasakoyucunun belirlilikilkesi adına sabit ve katı kurallar koymaya zorlanması, teknik gelişmeyidesteklemek yerine engelleyici bir etki yapar.
Yasamaorganı, herhangi bir alanı Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla düzenleyebilir. Budüzenlemede bütün olasılıkları göz önünde bulundurarak detaylara ait kurallarıda belirlemek yetkisini haiz ise de; temel hükümleri belirledikten sonrauzmanlık gerektiren ve yönetim tekniğine bağlı konuların düzenlenmesi içinBakanlar Kurulunun görevlendirmesi de yasama yetkisinin kullanılmasından başkabir şey değildir. Bilim ve teknik kurallarına göre yürütülmesi gereken ve bunundışına çıkıldığında insan ve çevre güvenliği bakımından ciddi boyutlarda tehditoluşturabilecek konuları kapsayan ve geciktirmeden zamanında tedbirler alınmasıgereken bu alanın, yasakoyucu tarafından her yönüyle doğrudan doğruyadüzenlenmesi yasama organının yapısı ve çalışma biçimi itibarıyla sakıncalardoğurabilir.
Bütünbu hususlar göz önüne alındığında, nükleer güç santrallerinin kuruluşu veişletilmesine dair yasama tercihinin ortaya konulup belirli temel konuların vebunun sınırlarının Yasa'da belirlenmesinden sonra bu alana ilişkin ayrıntılıdüzenlemenin ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanıpBakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek yönetmeliğe bırakılmasının yetkidevri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Ayrıca,fıkrada sözü edilen yönetmelik aleyhine ve bu yönetmeliğin uygulamasına ilişkinidari işlemlere karşı yargı mercilerinde dava açılmasının da olanaklı bulunduğuaçıktır.
Bunedenlerle, kural ile yürütmeye belli hususlara ilişkin yönetmelik çıkarmayetkisinin tanınması, düzenleme konusu alanın gereklerinden kaynaklanmakta olup,söz konusu hükmün Anayasa'nın 2., 6., 7. 8. ve 11. maddelerine aykırı bir yönügörülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.
FulyaKANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
B-7. Maddenin (2) Numaralı Fıkrasının Son Tümcesindeki "İÇH'den oluşmuşkaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun dayetmemesi halinde" İbarelerinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, nükleer santrallerin işletme sürelerinin sonunda sökülmesive üzerine kurulu bulundukları taşınmazların çevre kurallarına göre kabuledilebilir duruma getirilebilmesinin finanse edilmesi amacıyla oluşturulanİÇH'da (İşletmeden Çıkarma Hesapları) biriken fonların bu giderleri karşılamadayetersiz kalması durumunda İÇH'deki birikimin %25'i oranında Hazine tarafındankatkı sağlanması yükümlülüğüne ilişkin Yasa kuralının, bu işlemlere ilişkingiderlerin halkın üzerine yüklenmesi anlamına geldiği, kamu yararı ile bağdaşmadığınedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırılık oluşturduğu ilerisürülmektedir.
Fıkranınson tümcesinde, nükleer güç santrallerinin çevre kuralları kapsamında kabuledilebilir duruma getirilerek Hazine'ye iadesi sürecinde gereksinim duyulacakekonomik kaynağın, İÇH adında oluşturulacak fondaki birikimlerden karşılanmasıilkesi benimsenmiştir. İşletmeden çıkarma sürecindeki giderleri karşılamada sözkonusu fon kaynağının yeterli olmaması durumunda ise Hazine'ye İÇH'da oluşmuşkaynağın % 25'i oranında bu giderlere katkı sağlama yükümlülüğügetirilmektedir.
Yasa'yagöre, sözleşme sürelerinin sonunda nükleer güç santralının sökülmesi vetaşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir duruma getirilerekHazine'ye geri verilmesinden şirket sorumludur. İÇH ise santralin sözleşmesüresinin sonunda sökülmesi ve çevre kurallarına göre kabul edilebilir şeklegetirilmesi için yapılan giderleri karşılamak üzere oluşturulan, kamununyönetim ve denetimi altındaki bir tür uzun vadeli birikim hesabıdır. Bu yollanükleer güç santralinin sökümü sürecinde; gerekli malzemelerin temini, sahanıngüvenliğinin sağlanması ve gözlemlenmesi, atıkların işlenmesi ve bertarafedilmesi, sahanın temizlenmesi, proje yönetimi ve mühendislik, araştırma vegeliştirme, projelendirme ve denetim faaliyetleri için gereksinim duyulanparasal kaynağın sözleşme süresinin sonunda, kullanıma hazır bulundurulabilmesihedeflenmektedir.
İÇH'deoluşan kaynaklara Hazine katkısı öngören kuralın, ileri teknoloji ve büyüksermaye gerektiren nükleer güç santrali yatırımlarına yönelik bir teşvikniteliğinde olduğu, ülkemizde ilk defa nükleer güç santrali kurulacak olmasınınyatırımcılar bakımından ortaya çıkaracağı olumsuz durumun bu yollagiderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi gereğince, yasama işlemlerinin kişiselyararları değil kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur.Anayasa Mahkemesi'nin bir kuralın kamu yararı açısından Anayasa'ya aykırılıksorununu çözümlerken yapacağı inceleme, Yasa'nın yalnızca kamu yararı amacıylayapılıp yapılmadığını araştırmaktır. Diğer bir ifadeyle Yasa ile kamu yararınıngerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemek anayasa yargısıyla bağdaşmaz. Çünkübir yasanın kamu yararını gerçekleştirip gerçekleştirmediği veya ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı bir siyasî tercih sorunudur veyasakoyucunun takdirine aittir.
Açıklanannedenlerle, iptali istenen kural Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
ŞevketAPALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
C-Geçici 1. Maddenin İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, maddede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler"ve "uygun nitelikli" şeklindeki tanımlamaların "belirlilikilkesi"ne uygun olmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kural,Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun görevlerini yerine getirirken özel bilgi veihtisas gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancıuyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilmesini öngörmektedir. Bu yolla,nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi için yeni bir kurumkuruluncaya kadar geçecek süreçte 2690 sayılı Yasa çerçevesinde bu görevisürdürmesi öngörülen Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun, düzenleme ve denetimgörevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisası gerektiren işlerde kadroaranmaksızın uygun nitelikteki yerli ve yabancı personel istihdamına olanaksağlanmaktadır.
Yasa'nıngerekçesinde, Kurum bünyesinde nükleer alanda deneyim sahibi Türk bilimadamları ile bu alanda uluslararası düzeyde tanınmış yabancı uyruklubilim adamlarının hizmetlerine gereksinim duyulduğundan anılandüzenlemenin yapıldığı ifade edilmektedir.
TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu, 2690 sayılı Kuruluş Yasası çerçevesinde; nükleerpolitikanın esaslarını belirlemek, radyasyondan korunma ve radyasyongüvenliğini sağlamak ve güvence altına almak, Ülkenin nükleer tehlikelere karşıkorunma stratejisini belirlemek, nükleer bilimler ve teknoloji alanlarındaaraştırma yapmak ve araştırmaları desteklemek, Ülkenin nükleer ve radyolojiktekniklerden faydalanmasına yönelik çalışmaları teşvik etmek, nükleer alandagörev yapacak personel yetiştirmek, uluslararası kuruluşlarla nükleer alandaişbirliği içinde çalışmalar yapmak ve bu konularda halkı bilgilendirmeklegörevlidir.
Anayasa'nın2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırıdurum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargıdenetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da bozamayacağıtemel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinintemel öğelerinden biri de güvenilirliliktir. Hukuk devleti, tüm eylem veişlemlerinde yönetilenlere en güçlü en kapsamlı şekilde hukuksal güvencesağlayan devlettir. Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukukgüvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşuludur.
Hukukgüvenliği, "belirlilik ve öngörülebilirlik" gerektirir. Kuralda yeralan "özel bilgi ve ihtisası gerektiren iş" ve "uygunnitelik" kavramları, yürütme organına öznel olarak belirlenebilecek,sınırları konulmamış bir yetki tanımaktadır. Bu durum, kimlerin Türkiye AtomEnerjisi Kurumu tarafından bu kural kapsamında çalıştırılabileceği konusundakibelirlilik ve öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır.
Düzenlemekonusu nükleer enerjinin özellikli oluşu, "özel bilgi ve ihtisasıgerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramlarının Yasa'da bütünyönleriyle kesin ve açık biçimde düzenlenmesine engel oluşturmakla birlikte,kuralın alanın elverdiği ölçüde belirgin ve açık biçimde düzenlenmesigerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, bu durumda yasakoyucu düzenlenecek yaşamsalalanın özelliğine uygun olarak genel-soyut düzenlemeye elverişli olanıgerçekleştirmeli ve normu kamu yararı amacı çerçevesinde, herkes için geçerli,genel, nesnel ve sınırlarını belirli bir biçimde koymalıdır. Ancak bu durumdakibir kural, hukuk güvenliğine, hukuk düzeninden beklenen belirlilik veöngörülebilirliğe ve hukuk devleti anlayışına aykırı düşmeyecek nitelikkazanabilir.
Anılantümcede geçen, "özel bilgi ve ihtisası gerektiren iş" ve "uygunnitelik" kavramlarının bu bağlamda yapılan değerlendirmesinden, kapsamlarıbelirsiz ve içerikleri sınırlandırılmamış ibareler olduğu anlaşılmaktadır. Bubiçimdeki bir düzenleme Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukukdevletinin vazgeçilmez koşullarından birisi olan normların açıklığı vebelirliliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanannedenlerle iptali istenilen kural Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırıdır.Kuralın iptali gerekir.
HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamıştır.
V-İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veyaTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarınınResmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerdeAnayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez." denilmektedir. 2949 sayılı Yasa'nın 53.maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşincifıkrasında ise, Anayasa Mahkemesinin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksalboşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesihalinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5710sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesinin iptali nedeniyle doğanhukuksal boşluk, kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte görüldüğünden,yeni düzenleme yapması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptalkararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
VI-YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
9.11.2007günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ileEnerji Satışına İlişkin Kanun'un
A-1- 3. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına,
2-7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesindeki "İÇH'den oluşmuşkaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun dayetmemesi halinde" ibarelerine,
Yönelikiptal istemleri, 6.3.2008 günlü, E. 2007/105, K. 2008/75 sayılı kararlareddedildiğinden, bu fıkralara ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASIİSTEMİNİN REDDİNE,
B-Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesine ilişkin iptal hükmünün süre verilerekyürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu tümceye yönelik YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
6.3.2008gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII-SONUÇ
9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulmasıve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un;
A- 1- 3. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU,Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesinde yeralan "... İÇH'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar ..." ve "... Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal edilen tümcenin doğuracağı hukuksal boşlukkamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları gereğince iptal hükmünün, KARARIN RESMÎ GAZETEDE YAYIMLANMASINDANBAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
6.3.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulmasıve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un Geçici 1. maddesinin iptaldavasına konu edilen tümcesinde, "TAEK görevlerini yerinegetirirken özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygunnitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personelçalıştırabilir." kuralı yer almaktadır. Bu düzenleme ile TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu'na (TAEK) Yasa'da öngörülen düzenleme ve denetimgörevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisası gerektiren işlerde kadroaranmaksızın uygun nitelikteki yerli ve yabancı personel istihdam edebilmeolanağı sağlanmaktadır.
TAEK, 9.7.1982 günlü, 2690 sayılı Yasa çerçevesinde, nükleerpolitikanın esaslarını belirlemek, radyasyondan korunma ve radyasyongüvenliğini sağlamak ve güvence altına almak, ülkenin nükleer tehlikelere karşıkorunma stratejisini belirlemek, nükleer bilimler ve teknoloji alanlarındaaraştırma yapmak ve araştırmaları desteklemek, ülkenin nükleer ve radyolojiktekniklerden faydalanmasına yönelik çalışmaları teşvik etmek, nükleer alandagörev yapacak personel yetiştirmek, uluslararası kuruluşlarla nükleer alandaişbirliği içinde çalışmalar yapmak ve bu konularda halkı bilgilendirmeklegörevlidir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın veyasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincindeolan devlettir.
Yasakoyucunun kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve kamugörevlilerinin statülerinin belirlenmesine ilişkin yeni kurallar koyma ya davar olan kuralları değiştirme yetkisi anayasal ilkelere bağlı kalmak vehizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla takdir yetkisi içinde kalan yasamaişlemleridir. Yasakoyucunun bu alanda sahip bulunduğu takdir yetkisi iseAnayasa'da belirtilen ilke ve kurallarla sınırlıdır.
Maddede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler"ve "uygun nitelikli" şeklindeki tanımlamaların "belirlilikilkesi"ne uygun olmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüş ve bu iddia iptal yönünde oy kullanan çoğunluktarafından da benimsenmiştir.
Kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluşturupoluşturmadığının incelenmesinde öncelikle hukuk devleti ilkesinin en önemliöğelerinden birini oluşturan "belirlilik ilkesi" doğrultusundadeğerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulanhukuk devleti ilkesi yürütme organının faaliyetlerinin yönetilenlerce belliölçüde öngörülebilir olmasını gerektirir. Belirlilik ve dolayısıyla hukukigüvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. Şu kadar ki,belirlilik ilkesinin gerekleri, düzenlemenin yapıldığı alana ilişkin koşullarındayattığı zorluklara göre de değişebilmektedir. Nitekim bazı kavramların bellialanlarda kullanımı belirlilik ilkesi açısından yeterli olarakdeğerlendirilmekte iken, aynı yaklaşım diğer bir alan açısından yeterlisayılmayabilir. Hatta farklı değerlendirme yapılması zorunluluğunun aynı hukukdisiplini içinde dahi ortaya çıkabilmesi mümkündür. Bu gibi durumlardayasakoyucu pratik olarak genel-soyut düzenlemeye elverişli olanıgerçekleştirecektir.
Hukuk devletinin bir gereği olarak yasama organı tarafındanyapılan düzenlemelerin, belirlilik esasına uygun olması gerekmektedir. Buzorunluluğun yasama organınca düzenlenen tüm yaşamsal alanlar bakımındankonunun özellikleri nedeniyle aynı ölçüde açık ve kesin olduğunun söylenmesi vesınırlarının konulması ise mümkün değildir.
Bu açıdan nükleer enerjinin güvenlik boyutu ile bu alandaki başdöndürücü gelişmeler nazara alındığında, yasakoyucunun "özel bilgi veihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelik" konularında teknikve ayrıntılı düzenlemeler getirmesindeki zorluk göz ardı edilmemelidir.Yasakoyucuyu böyle bir alanda belirlilik ilkesi adına sabit ve katı kurallarkoymaya zorlamak, belirlilik ilkesinin amacıyla uyuşmamaktadır.
Çoğunluk görüşü Kanun'un Geçici 1. maddesinde yer alan "özelbilgi ve ihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelikli"şeklindeki tanımlamaların kapsamlarının belirsiz ve içeriklerininsınırlandırılmamış olmasından dolayı "belirlilik ilkesi"ne veAnayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varırken, bizatihikendisi dahi nükleer enerjinin özellikli oluşunun anılan kavramların Yasa'dabütün yönleriyle kesin ve açık biçimde düzenlenmesine engel oluşturduğunu kabuletmiş ve kapsamların belirlenmesine ve içeriklerin sınırlandırılmasına yönelikbir çerçeve belirleyememiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında Anayasa'nın 2. maddesiçerçevesindeki "belirlilik ilkesinin" sabit ve katı kurallarkonulması olarak algılanmadığı görülmektedir. Mahkeme, teknik konuları kapsayanve geciktirmeden zamanında tedbirler alınması ve icabında derhal kaldırılmasıve değiştirilmesi gereken alanın, yasakoyucu tarafından doğrudan doğruyadüzenlenmesinin bazı sakıncalar doğurabileceği, yasama organlarının yapısıitibarıyla günlük olayları izleyememesi ve ağır işlemesi nedeniyle, kanunkoyucunun düzenleme alanının esaslarını tespit ve amacı tayin ettikten sonraalınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunu sağlamak üzere yürütme organınıngörevlendirmesi ve bu görevin gerektirdiği tasarruflarda bulunmak yetkisiniyürütme organına bırakmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir.
Bilimsel tanımlamaların ve gelişmelerin önceden belirgin gözüktüğüayrık ve özel durumlarda dahi, teknik alanlardaki sorunların ve kullanılacakyöntemlerin çok yönlü ve karmaşık olması dolayısıyla, yasada bütün güvenilirtekniklerin detaylarına kadar saptanması genelde olanaksızdır. Bu noktada bilimve teknikle ilgili konularda yapılacak tanımlama ve gelişim formatlanmasınınzamana uyumlu biçimde yapılabilmesi bakımından kanun koyucunun hukuksal açıdançeşitli olanakları bulunmaktadır. Bu bağlamda, iptal istemine konu edilentümcede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren iş" ve "uygunnitelikli" kavramlarının, TAEK'in görevlerini yürütürken bilgisine vehizmetine ihtiyaç duyulan konusunda uzmanlaşmış kişiler olması gerektiği açıktır.Nükleer teknolojinin çok boyutu ve çok sayıda disiplini ilgilendiren yönübulunması itibarıyla, bu alanda ortaya çıkabilecek olan ihtiyacın önceden yasalsınırlarının konulması, TAEK'in nükleer teknolojinin güvenli bir biçimdekamunun yararına sunulmasındaki düzenleyici ve denetleyici fonksiyonlarınıetkin bir biçimde ve gereği gibi yerine getirmesine engel oluşturabilecektir.
Bu bağlamda Yasa'da yer alan bu tür kavramların içeriğininbelirginleştirilmesi, bilim ve teknik gelişmeye uyumlu biçimde yürütmeye veuyuşmazlıkların ortaya çıkması durumunda ise yargı alanına bırakılmış olmasının"hukuk devleti" ilkesine aykırılık oluşturmayan bir yöntem olarakdeğerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, "özel bilgi ve ihtisasıgerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramlarının yürütmeorganınca ve mahkemelerce yetkileri düzeyinde açıklığa kavuşturulmasınıngerekeceği açıktır.
Sonuç olarak, iptal istemine konu Yasa'nın Geçici 1. maddesininikinci tümcesindeki kuralla TAEK'na görevlerini yerine getirirken özel bilgi veihtisası gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancıuyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilirle yetkisinin tanınmasının Anayasa'yaaykırılık oluşturmadığı kanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Başkan
Haşim KILIÇ
KARŞIOYGEREKÇESİ
9.11.2007günlü 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ileEnerji Satışına İlişkin Kanun'un 3. maddesinin iptali istenen 2 numaralıfıkrasında "TAEK", Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleersantral kurup işletecek şirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içindeyayınlar; 3 numaralı fıkrasında da "Bu Kanuna göre yapılacak nükleer güçsantralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar, şirketin seçimi,yer tahsisi, lisans bedeli, altyapıya yönelik teşvikler, seçim süreci, yakıttemini üretim kapasitesi, alınacak enerjinin miktarı, süresi ve enerji birimfiyatını oluşturma usul ve esasları bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ikiay içerisinde Bakanlık tarafından hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ileyürürlüğe girecek bir yönetmelikle belirlenir" denilmektedir.
Anayasa'nın7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisinin olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği, 8. maddesinde de yürütmeyetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya vekanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği belirtilmektedir.Buna göre idarenin düzenleme yetkisi, bağımlı, ancak yasalar çerçevesinde veonların uygulanmasını sağlamak amacıyla kullanılabilecek bir yetkidir. Özeluzmanlık ve teknik bilgi gerektiren veya süratle değişen ekonomik konularda,önceden öngörülebilme olanağının bulunmaması nedeniyle yasaların ayrıntılıkurallar içermesi mümkün olmayabilir. Düzenlenen konunun özelliğindenkaynaklanan böyle durumlarda da idarenin yasayla yetkilendirilmesi ve yetkininamacının, sınırlarının ve kapsamının yasada belirtilmesi gerekir. Temelkurallar konulmadan, çerçevesi çizilmeden idareye keyfi uygulamalara yolaçabilecek çok geniş bir alanda düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinindevri anlamına geleceğinden Anayasa'nın 7 ve 8. maddeleri ile bağdaşmaz.
5710sayılı Yasa'nın 3. maddesinin iptali istenen 2 numaralı fıkrasında, TürkiyeAtom Enerjisi Kurumu'nun yayınlayacağı, nükleer santral kurup işletecekşirketlerin karşılaması gereken ölçütlerin, türü ve özellikleribelirtilmeyerek, Madde'nin 3 numaralı fıkrasında da temel esaslara,yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin düzenleme yapılmayarak nükleer güçsantralleri gibi kişi ve çevre sağlığı bakımından önemi büyük olan ve telafisigüç veya imkânsız sorunlara yol açabilecek bir konuda idareye sınırlarıçizilmemiş alanda yetki devrinde bulunulmuştur.
2960Sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu ve 5710 Sayılı Yasa'nın diğermaddelerinde de idareye verilen düzenleme yetkisinin sınırlarınıoluşturabilecek gerekli ölçütlere yer verilmemiştir.
Açıklanannedenlerle dava konusu fıkraların Anayasa'nın 7 ve 8. maddelerine aykırı olduğuve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
AZLIKOYU
5710sayılı Nükleer Güç Santralların Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışınaİlişkin Kanun'un:
1-3. Maddesinin (2) ve (3) nolu fıkraları
Anayasa'nın7. maddesi, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu vedevredilemiyeceğini belirtmiştir. Anayasa'ya göre kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak yasama organının önde gelen görevidir. Gene Anayasa 115. ve 124.maddesinde tüzük ve yönetmeliklerin yasaların uygulanmasını göstermek vesağlamak üzere yürütme organınca çıkarılacağını öngörmüştür.
Anayasalbu vurgulara göre, hukuksal ortamı düzenleyen asıl yetki Türkiye Büyük MilletMeclisi'nindir. Bu yetki devredilemez. Yürütme, yasada yer almış kurallarınuygulanmasına yönelik olarak düzenleme yetkisine sahiptir. Bir konu öncelikleyasada düzenlenecek, gerekli kurallar konup, sınırları belirlendikten sonrayönetsel düzenlemeler için yetki verilecektir.
İptaliistenen kurallarda ise yasal ilkeler konmadan, çerçevesi ve sınırı çizilmedenidareye düzenleme yetkisi tanınmıştır. (2) nolu fıkrada konu edilen ve bir ayiçinde yayınlanması öngörülen ölçütlerin, teknik ve zamanla ortaya çıkacakzorunlulukların bir sonucu olmadığı da açıktır. Bir aylık süreye ertelenenkonular yasal düzenleme içinde yer bulabilir ve asli yetki kullanımınıngereklerine uyulabilirdi.
(3)nolu fıkrada ise, nükleer santral gibi yaşamsal önemi olan bir konuda yapım veişletmeye yönelik konular hiçbir kural öngörülmeden ve asıl yetki kapsamındançıkılarak iki ay içerisinde hazırlanacak yönetmeliğe bırakılmıştır. Az önce dedeğinildiği gibi teknik ve uygulamaya ilişkin yeni sorun ve gereksinimlerinancak iki ay içinde ortaya çıkacağı veya belirlenebileceği söylenemez. Fıkradaöngörülen konular ayrıntı özelliği de taşımamaktadır. Kaldı ki yönetmeliklerayrıntılar için değil yasaların uygulanmasını sağlamak için yapılandüzenlemelerdir. Yasa nükleer santralları yapacaklar, yapılacak yerözellikleri, üretim ve satım bedelleri konusunda hiçbir belirleme, ölçü,çerçeve ve sınır öngörmediğinden bunların uygulanmasına yönelik olarakkullanılacak kamu gücü asli düzenleme yetkisinin üstlenilmesine nedenolacaktır.
Öteyandan, başka Yasalarda ve kurallarda ilkelerin belirlenmesi olduğu gerekçesi,bu maddeyle verilen yetkinin dayanağı olamaz. Çünkü tartışılan maddenin boyutubu kuralla irdelenebilir. Kaldı ki diğer kuralların değişimi ve yürürlüktenkalkması olasılığı, bu maddeye dayalı düzenlemenin dayanaklarının da ortadankalkabileceği izlenimini taşır.
Bunedenle, kuralın Anayasa'nın 2., 7. ve 11. maddelere aykırılığı nedeniyleiptali gerekir.
2- 7.Maddesinin (2) nolu fıkrasının son tümcesindeki ibareler
Anayasa'nın2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin içinde barındırdığı yasal düzenlemeolgusu ve yasaların amaçsal nitelikleri kamu yararını gerekli kılar.
Nükleersantrallerin kurulması kadar sökülmesi de önemli bir gerekliliktir. Nükleersantralı kullanan, işleten ve ondan yarar sağlayanın işletme süresi sonunda onusökme yükümlülüğünde olması ve bunun getireceklerini üstlenmesi doğal vekaçınılmaz bir ödevdir.
Bunakarşın bu işteki girdilerin İÇH'den karşılanamaması halinde bir bölümününhazine tarafında üstlenilmesinin, iş ve işletme ilkeleriyle ve böylecegiderlerin kamuya yayılması ve işleticinin korunmuş olması karşısında kamuyararıyla çeliştiği açıktır. Çevreyi ve birey sağlığını koruma temel ilkeysede, bu iş için İÇH (İşletmeden çıkarma hesabı) oluşturulduğuna göre, buhesaptaki yetersizlik halinde yükümlünün ilgili şirket olması kamusal yararıngereğidir. Kaldıki hazinenin yüzde yirmibeş katılımı yetersiz kalırsa kalanmiktar şirket tarafından karşılanacağına göre, çevre sağlığıyla ilgiliyaklaşımlar yükümlülüğün hazine tarafından üstlenilmesinin gerekçesini detartışılır kılmaktadır.
Açıklanannedenle kuralın Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri gereği iptali gerekeceği oyuylakarara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOYGEREKÇESİ
9.11.2007günlü ve 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ileEnerji Satışına İlişkin Kanun'un;
1-3. maddesinin ikinci fıkrası;
"TAEK,Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleer santral kurup işletecekşirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içinde yayınlar"denilmektedir. Madde hükmü ile Kanun kapsamında nükleer güç santralı yatırımınıgerçekleştirecek şirketin belirlenmesi sürecinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumutarafından belirlenecek teknolojik kriterleri sağlayacak şirketlerin katılacağıhükme bağlanmaktadır.
Anayasa'nın7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisi'nindir. Bu yetki devredilemez" denilmektedir. Buna göreYasakoyucunun temel ilkeleri koymadan çerçeveyi çizmeden yürütmeye sınırsızyetki vermemesi, belirsiz bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmamasıgerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında "idarenin görevlerigenel olarak yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamaktır. Yasakoyucu özelbir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren konularda hükümete yetki verebilir.Ancak bu yetkinin yasa ile belirlenmesi gerekir. Yasa ile yetkilendirmeAnayasanın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez. İdareye keyfiuygulamalara yol açabilecek geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasanın 7.maddesine aykırılık oluşturur" denilmektedir.
Budurumda; bilimsel ve teknik açıdan özellikli bir alan olan nükleer enerjikonusunda nükleer reaktörler ve nükleer santralların çalışma prensipleri,santralların güvenlik sistemi, deprem güvenliği, reaktörde kullanılacak hammaddetürü ve temini, santrallere ilişkin yer seçimi, bu alanda denenmiş veriler yada uluslararası standartlar konusunda Yasa'da herhangi bir çerçeve çizilmedenve ölçü getirilmeksizin belirsiz bir alanda idarenin yetkilendirilmesiAnayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.
2-3. maddesinin üçüncü fıkrası;
"BuKanuna göre yapılacak nükleer güç santralları için yarışmaya katılacaklardaaranacak şartlar; şirketin seçimi, yer tahsisi, lisans bedeli, alt yapıyayönelik teşvikler, seçim süreci, yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacakenerjinin miktarı, süresi ve enerji birim fiyatını oluşturma usul ve esaslarıbu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde Bakanlık tarafındanhazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek bir yönetmeliklebelirlenir" denilmektedir. Madde hükmü ile yapılacak nükleer güçsantralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar konusunda her birşart hakkında belli bir çerçeve ve ölçü gösterilmeden sayılmak suretiyle Kanun'ladüzenlenmesi gereken konular yönetmeliğe ve idarenin takdirine bırakılmıştır.
Budurumda 3. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Anayasa'ya aykırılık gerekçesi 3.maddenin üçüncü fıkrası içinde geçerlidir.
Diğertaraftan iptali istenilen fıkrada bu Kanun'a göre nükleer güç santralları içinyarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar arasında; "sözleşme süresininsonunda santralın sökümü" ile ilgili herhangi bir şart aranmaması bukonuda da yasayı aşan yetkilerin yürütmeye verilmesi anlamındadır.
Açıklanannedenlerle yasamaya ait asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğindekidüzenleme Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.
3-7. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesindeki düzenlemede yer alan "...İÇH (İşletme Çıkarma Hesabı)'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşinekadar"; "... Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde"ibareleri;
Yasa'nın7. maddesinin ikinci fıkrasında;
"Bukanun kapsamında üzerinde santral kurulacak taşınmazların Hazinenin özelmülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması halinde, butaşınmazlar üzerinde şirket lehine Maliye Bakanlığı tarafından, diğer kamukurumu veya kuruluşlarının mülkiyetinde bulunması halinde ise Bakanlar KuruluKararı ile bedelsiz olarak kullanma izni, irtifak hakkı tesis edilir. Sözleşmesürelerinin sonunda nükleer güç santralının sökülmesi zorunludur. Söküm işindenve taşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir hale getirilerekHazineye iadesinden şirket sorumludur. Söküm maliyeti 5. maddenin ikincifıkrası kapsamında oluşturulan İÇH (İşletmeden Çıkarma Hesabı)'den karşılanır.Bu işlemler için İÇH kaynaklarının yetersiz kalması durumunda İÇH'den oluşmuşkaynakların yüzde yirmibeşine kadar maliyetler Hazine tarafından, bunundayetmemesi halinde şirket tarafından karşılanır." denilmektedir.
Nükleergüç santrallarının işletme süresi sonunda sökülmesinin, kurulması kadar hattadaha fazla maliyet gerektirdiği bilinmektedir. Nitekim Yasa'da bu durumgözetilerek nükleer santralın işletme süresinin sonunda sökülmesi için gerekenmaliyetin şirket üzerinde bırakılmadığı, bu amaçla oluşturulan fondankarşılanması esasının benimsendiği, hatta fon kaynaklarının yetersiz kalmasıdurumunda maliyetin Hazine tarafından karşılanacağı belirtilmektedir. Bu durumdüzenlemenin Hazine'ye büyük mali yük getirdiğini göstermektedir.
Yasa'nıngenel olarak serbestleştirilmiş enerji piyasası sistemi içinde kamu kaynaklarıkullanılmadan, özel sektör üretim şirketlerinin nükleer güç santralı kurmalarıve elektrik enerjisi üretimlerini özendirici kurallar içerdiği göz önünde bulundurulduğunda,nükleer güç santrallarının sökülmesi için kurulan fonun yetersiz kalmasıhalinde maliyetin Hazine tarafından karşılanacağının belirtilmesi birçelişkidir. Öte yandan nükleer santralı kuran ve elektrik üreterek satanşirketin fona aktaracağı payın elektrik fiyatlarına yansıtılması suretiyleelektriği kullanan kişilerden alınacağı açık olup, bu haliyle düzenleme kamuyararı amacına da uygun değildir.
Anayasa'nın2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin koşullarından biri de AnayasaMahkemesi'nin bir çok kararında da belirtildiği gibi Yasaların kamu yararınınsağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi vehakkaniyet ölçütlerini gözetmesidir.
Budurumda santralın sökülmesi maliyetinin aslında bu işlemi yapmakla yükümlü olanve işletme süresince ürettiği elektrik enerjisini satarak gelir elde etmişbulunan şirketin (İÇH) İşletmeden Çıkarma Hesabına katkısının işletme süresisonunda santralın sökülmesi maliyetini karşılamaya yetecek tutarda olmasınısağlayacak ölçütlere Yasa'da yer verilmemiş olması Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır.
Açıklanannedenlerle Yasa'nın yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerininiptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ