ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2007/21
Karar Sayısı: 2008/40
Karar Günü : 17.1.2008
R.G. Tarih-Sayı :08.04.2008-26841
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri Haluk KOÇ, Kemal KILIÇDAROĞLU ve 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 10.1.2007 günlü, 5572sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketive Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5. ve 11.maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralı
5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye HalkBankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında KanundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye CumhuriyetiZiraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak BankasıAnonim Şirketi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan "beş yıl" ibaresi "on yıl" olarakdeğiştirilmiştir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5. ve 11.maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince HaşimKILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, MustafaYILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ veOsman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılmalarıyla 6.3.2007 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporunhazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kurallarıyla bunların gerekçeleri vediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, kuralda yer alanüç yıllık sürenin daha önce beş yıla çıkarıldığı, sürenin beş yıldan on yılaçıkarılmasının kamu yararı amacı taşımadığı, Bakanlar Kurulu'nun süre uzatımyetkisini süresi içinde kullanmaması nedeniyle, Danıştay tarafından verilen,Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının yürürlüğünün durdurulması yönündekikarardan sonra, bu Yasa değişikliği ile hem ÖYK'ye hem de Bakanlar Kurulu'nayeni kararlar alma olanağı verildiği, yasakoyucunun takdir yetkisinin sınırsızolmadığı, yasakoyucunun ve Bakanlar Kurulu'nun süre uzatımını, süre bitmedenkullanmadığı halde, yargı kararı sonucu ortaya çıkan durumu karşılamak içinsüre uzatımı yönünde yasa değişikliği yapıldığı, yasaların soyut, genel venesnel olması, özel, geçici ve güncel bir durumu gözeterek ve belli bir kişiyihedef alarak yapılmaması gerektiği, 2001 yılından sonra bankaların yabancılarasatışının yaygınlaşarak sürdüğü, sektördeki yabancı payının % 31'e çıkarakkritik bir sürece girildiği, yabancı payı bulunmayan beş bankanın yabancıyahisse satışının gerçekleşmesi durumunda yabancı payının % 66'ya çıkacağınınhesaplandığı, gelişmiş ülkelerde bu payın % 20'nin üzerinde olmadığı, uluslararası ekonomik kuruluşların gözetim ve denetimindeki bir bankacılıksisteminin bütün ekonominin dışa bağımlı hale gelmesine neden olacağı, böyleceekonomik bağımsızlıkla birlikte siyasal bağımsızlığın ve egemenliğin detehlikeye gireceği, Anayasa'nın Başlangıç'ının beşinci paragrafı gereğinceulusal çıkarların her şeyin üstünde tutulması gerektiği, bağımsızlığın siyasalve ekonomik bağımsızlığı birlikte içerdiği, dava konusu kuralın IMF NiyetMektubunda verilen sözün yerine getirilmesi için konulduğu, bu nedenlerleAnayasa'nın Başlangıcı ile 2., 5. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
15.11.2000 günlü, 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin (2)numaralı fıkrasında, Yasa kapsamındaki bankaların yeniden yapılandırmaişlemlerinin tamamlanmasını müteakiben hisse satış işlemlerinin 4046 sayılıYasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılacağı, yeniden yapılandırma ve hissesatış işlemlerinin 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıliçinde tamamlanacağı, Bakanlar Kurulu'nun bu süreyi bir defaya mahsus olmaküzere yarısı kadar uzatabileceği belirtilmiştir. 16.7.2004 günlü, 5230sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılan süre, 25.11.2005'de sona ermiştir. Butarihten sonra, kuralda 2007 yılı başlarına kadar herhangi bir değişiklikyapılmamış, 10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Yasa'nın dava konusu kuralı ile beşyıllık süre on yıla çıkarılmıştır. Böylece, Yasa kapsamındakibankaların hisse satış işlemlerine ilişkin süre, 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüktarihi olan 25.11.2000 gününden itibaren on yıl olarakbelirlenmiştir.
Anayasa'nın Başlangıç'ının beşinciparagrafında, hiçbir faaliyetin "Türk millî menfaatlerinin"karşısında koruma göremeyeceği, 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'ninbaşlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan "sosyal bir hukukdevleti" olduğu, 5. maddesinde de "Türk Milletininbağımsızlığını" ve "kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu" sağlamanın, "kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri" kaldırmanın Devletin temel amaç ve görevleriarasında olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasındasayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli birhukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğinigerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, hukuku tümdevlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nınve yasakoyucunun da uyacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olandevlettir.
4603 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya aykırılık savının incelendiği vereddedildiği 19.6.2002 günlü, E.2001/33, K.2002/56 sayılı Anayasa Mahkemesikararında da belirtildiği gibi, Yasa'da yeniden yapılandırılmak suretiyleözelleştirilmesi öngörülen bankaların hisse satışlarına sınır getirilmemesinintümünün yabancılara satılmasına olanak vereceği, bunun da Anayasa'nınBaşlangıç'ındaki "Türk Milletinin Bağımsızlığı" ilkesine aykırılıkoluşturacağı savının, hisse satışlarının, ekonominin koşullarına, sermayehareketlerinin gereklerine ve sistemin güçlendirilmesine, ulusal veuluslararası rekabet gücünün sağlanmasına bağlı olarak belirleneceğigözetildiğinde, anılan ilke ile bağlantısı kurulamamıştır.
Bankaların, Devlet'in para, kredi ve sermaye politikalarınınoluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanmasında önemli görevleribulunmaktadır. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden, sermayeteşekkülüne hizmet eden bankalar, ülke ekonomisinin en hassas kesimi olan kredipiyasasında faaliyet gösteren kuruluşlardır. Devlet, bir yandan tasarruflarıkorumak, diğer yandan da bankalarda biriken tasarrufların milli ekonominingereklerine göre kullanılmasını sağlamakla görevli olup, bu görevini yerinegetirebilmek için bankaları, para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetlemegereksinimi duyar ya da Merkez Bankası yanında kamu bankaları aracılığı ilesistemi yönlendirir. Devletin ekonomik görevlerini ve amaçlarınıgerçekleştirmek için, ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak kimidüzenlemeler getirmek, bunları değiştirmek ve kaldırmak, anayasal sınırlariçinde yasakoyucunun yetkisindedir.
Açıklanan nedenlerle, 4603 sayılı Yasa kapsamında bulunan T.C.Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası'nın, kamu tüzelkişiliği statüsündençıkarılarak özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsüne geçirilmesindensonra, ekonominin gereklerine uygun olarak hisse satış işlemlerinin 4046 sayılıYasa hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılması için süre uzatımına ilişkindüzenleme Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 5. maddelerine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Anayasa'nın 11. maddesinin anayasallık denetiminde işlevselolmaması nedeniyle kuralın bu madde yönünden incelemesine gerek görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşekatılmamışlardır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ
10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim ŞirketiHakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesine yönelikiptal istemi, 17.1.2008 günlü, E.2007/21, K.2008/40 sayılı kararlareddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,17.1.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
10.1.2007 günlü, 5572 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim ŞirketiHakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, ŞevketAPALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 17.1.2008 günündekarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası AnonimŞirketi ve Türkiye Emlâk Bankası Anonim Şirketinin (bankalar) çağdaşbankacılığın ve uluslar- arası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını veözelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmalarıile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarınınözel hukuk hükümlerine tâbi gerçek ve tüzel kişilere satışınıngerçekleştirilmesi amacıyla 25.11.2000 günlü Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 15.11.2000 günlü 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin ikincifıkrasında "yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakibenbankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılı Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır. Yenidenyapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibarenüç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmaküzere yarısı kadar uzatabilir" denilmiş, bu süre daha sonra 16.7.2004günlü 5230 sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılarak 25.11.2005'de de sona ermiştir.27.12.2005 günlü 2005/9841 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile beş yıllık süre25.11.2005 gününden başlayarak yarısı kadar uzatılmış ise de bu kararın, açılandava sonucunda özelleştirme süresinin dolduğu gerekçesiyle Danıştay tarafındanyürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Kural'da 2007 yılı başınakadar, herhangi bir değişiklik yapılmamış ise de 10.1.2007 günlü 5572 sayılıYasa'nın dava konusu 1. maddesi ile "beş yıl" ibaresi "onyıl" olarak değiştirilmiştir. Böylece süresi biten "yenidenyapılandırma ve hisse satış işlemlerinin sürdürülmesine, bir yılı aşan bir süresonra geriye doğru bu süreyi de kapsayacak biçimde yeniden olanak sağlanmıştır.Bunun sonucu olarak belirtilen sürede tesis edilen ancak yasal dayanaktanyoksun olan kimi idari işlemlere de hukuksal geçerlilik kazandırılmıştır. Budüzenlemenin geçmişi kapsayan özelliği nedeniyle konuya ilişkin davaları daetkilemesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Oysa hukuk devletinde bitmiş, üzerindenzaman geçmiş sürelere geçmişten geçerli olarak işlerlik kazandırılması, hukukgüvenliğini yok eden bu konuda verilmiş yargı kararlarının da geçersizsayılmasına yol açan uygulamalara neden olabileceği için kabul edilemez.Yasalar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki durumlarauygulanırlar ve geçmişe yürütülemezler. Ancak, öznel hakların korunmasıamacıyla bu kurala bazı istisnalar tanınabilir.
Öte yandan, doğası gereği hızlı değişimlerin yaşandığı ekonomikalanda beş, on yılın uzun süreler olduğu yadsınamaz. İtiraz konusu kuraldanönce özelleştirme süresinin uzatılmasına karşın kullanılmaması, araya iki yılayakın bir süre girmesi, Danıştay'ın özelleştirme işlemini iptali gibi nedenlergözetildiğinde, yasakoyucunun, bankacılık sektöründe meydana gelen gelişmeler,özellikle yabancı, yerli sermaye paylarının oranı, bunların milli ekonomiüzerindeki etkileri ve konuya ilişkin diğer faktörleri değerlendirmeden, sadecebazı hukuki işlemlere dayanak oluşturmak, sürenin bitiminden sonra doğanboşluğu doldurmak ve yargı kararını geçersiz kılmak amacıyla getirdiğianlaşılan dava konusu düzenlemenin, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukukdevletinin sağlamakla yükümlü bulunduğu hukuk güvenliğini sarsıcı nitelikteolduğu açıktır. Bu durumun, devlete, para, kredi, sermaye, mal ve hizmetpiyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştiricitedbirleri alma görevi veren Anayasa'nın 167. maddesi ile de bağdaştığı ilerisürülemez.
Yasa koyucu tarafından özelleştirmenin belirli süreylesınırlandırılması, bu sürede sonuçlandırılmasını gerektirir. Bununbaşarılamaması ise hızlı bir değişimin geçerli olduğu ekonomik alanda,ileriye dönük önceliklerin belirlenerek yasama organında, yeni yöntemlerintartışılmasını zorunlu kılar. Böylece, değişen koşullara göre Anayasaldenetimin yapılabilmesi de olanaklı hale gelir. İşlevini tamamlamış sürelereyeniden hayatiyet kazandırılması, bu denetimin bir bütünlük içinde yapılmasınıda engellediğinden hukuk devleti ilkesiyle uyumsuzluk yaratmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Kural'ın Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptaligerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
AZLIKOYU
Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi vurgulanmıştır.Hukuk Devletinin oluşumuna etken olan yasaların güvenli bir ortam kurma,tutarlı olma ve kamu yararını amaçlama gibi özellikler içermeleri AnayasaMahkemesi'nce vurgulana gelen yaklaşımlardandır.
İncelenen yasa kuralı, daha önce üç yılken, beş yıla çıkarılanözelleştirme tamamlama süresinin bu kez on yıl olarak belirlenmesineilişkindir. Yasaların süre içermesi uygulamacılara ödevler verdiği gibi,düzenledikleri konunun gerçekleştirilme evresine verilen özeni, zamanla olanilintisindeki zorunluluğu ve önemi de vurgular. Ayrıca süre olgusu yasanınetkin kalma, sonuçlarını oluşturma sürecini de belirginleştirir. Öngörülensürenin dolmasıyla yasanın geçerliliği sona ereceği gibi, gerçekleştirilecekkonunun getirilen ilkelerle yapılamadığını da gösterecektir. Başka biranlatımla, sürenin yenilenmesi düzenlemede eksiklikler olduğunu da gösterebilirya da gelişen zaman süreci yasanın özgün durumundaki ortamın yeni oluş vekoşullarla farklı çözümlemeler gerektiren bir duruma geldiğini, böylece yasanınözüyle süresi arasında uyumsuzluk oluştuğu sonucunu verebilir. BöyleceYasa'daki sürenin yinelenmesi kuraldaki akış çizgisini ve beklenen kamuyararının yaşama geçmesini etkilemekte, haklı neden varlığının görünmesini veyadüzenlemedeki dizgenin temelden ele alınması olgusunu gündeme getirmektedir.
Belirtilen nedenlerle, yasalardaki tutarlılık ve kamu yararıyönlerinden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olan kuralın iptali gerekeceğioyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOY GEREKÇESİ
İptali istenilen Yasa kuralı; 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılıYasa'nın 1. maddesinde yer alan "15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasındayer alan "beş yıl" ibaresi "on yıl" olarakdeğiştirilmiştir" hükmüdür.
15.11.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin (2)numaralı fıkrasında "Yeniden yapılandırma işlemlerinintamamlanmasını müteakiben bankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılıÖzelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır.Yeniden yapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanun'un yürürlüğe girmesindenitibaren üç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsusolmak üzere yarısı kadar uzatabilir" denilmektedir. Daha sonra16.7.2004 tarih ve 5230 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile bu fıkrada yer alan"üç yıl" ibaresi "beş yıl" olarak değiştirilmiştir.
Görüleceği üzere 15.1.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa kapsamındakibankaların özelleştirme süresi üç yıl olarak belirlenmişken, bu süre 16.7.2004tarih ve 5230 sayılı Yasa ile beş yıla çıkarılmış ve beş yıllık süre 25.11.2005tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten sonra 2007 yılına kadar herhangi bir değişiklik yapılmamış, daha sonra 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılı Yasa'nın davakonusu yapılan kuralı ile beş yıllık süre on yıla çıkarılmıştır. Dolayısıyla4603 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 25.11.2000 tarihinde başlayan sürenin25.11.2010 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır.
15.11.2000 tarih ve 4603 sayılı Yasa'nın iptali istemiyle açılandava Anayasa Mahkemesi'nin 25.6.2002 tarih ve E.2002/31, K.2002/58 sayılıkararı ile Anayasa'ya aykırı bulunmamış ise de; Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen kuralın (hisse satış süresini ikinci kez uzatmanın) anlam ve kapsamınınzaman içerisindeki değişikliklerin de gözetilmesi suretiyle kapsamlı olarakincelenmesi gerekmektedir. Nitekim, kuralda yer alan üç yıllık sürenin, öncebeş yıla çıkarıldığı, süre uzatım yetkisinin Yasa'da verilen süre içindekullanılmaması nedeniyle Danıştay 13. Dairesi'nin Özelleştirme Yüksek Kurulukararının yürürlüğünün durdurulması yönündeki kararından sonra iptali istenilenkuralın yer aldığı Yasa ile bu sürenin on yıla çıkarılması suretiyleBakanlar Kurulu'na ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'na yeni kararlar almaolanağı verildiği gözetildiğinde, dava konusu kuralın bir süre uzatımındanibaret olmadığı anlaşılmaktadır.
Yasa koyucunun kamu bankalarının özelleştirilmesine süre koymasıve bu sürenin uzatılması konusu; kamu bankalarının bankacılık sistemiiçindeki yerinin özelleştirmenin özellikle de yabancı sermayenin sınırlarınınbankacılık sektörünün içinde bulunduğu durumla birlikte yenidendeğerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda 4603 sayılı Yasa'nın yürürlüktarihi olan 25.11.2000'de bankacılık sektöründe yabancı sermaye oranı %5'igeçmez iken, Bankalar Birliği verilerine göre 2006 yılı itibariyle bankacılıksektörü içinde yabancı sermaye payının (sermaye payı %31, İMKB hisseleri ilebirlikte %36) 36'ya çıktığı görülmektedir.
Anayasa'nın 5. maddesinde devletin temel amaç ve görevleriarasında kişilerin ve toplumun refahını sağlamak, 166. maddesinde ülkekaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını planlamak, 167. maddesindedevletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenliişlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağı belirtilmek suretiyledevletin ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahalehususunda görevli kılındığını ortaya koymaktadır. Anayasa'nın devlete yüklediğiekonomik ve sosyal görevler ülkenin bulunduğu ekonomik durum bankacılıksisteminin işlevleriyle ilgili genel ve ortak gereksinimlerin, özel bankalaryanında kamu bankaları aracılığıyla da sürdürülmesini gerektirmektedir.
Diğer taraftan Anayasa'nın 45. maddesinde tarım, hayvancılık ve buüretim dallarında çalışanların korunması, 173. maddesinde esnaf vesanatkarların korunması devletin görevleri arasında sayılmış olup, TürkiyeCumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi'nin bugörevlerin yerine getirilmesinde destekleyici bir unsur olduğu da yadsınamaz.Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası AnonimŞirketi'nin görevleri ve özellikleri gereği 4046 sayılı Yasa'nın 13. maddesindestratejik kuruluşlar arasında sayılarak sermayelerinin %49'dan fazlaözelleştirilmesine karar verilmesi durumunda imtiyazlı hisseler oluşturulmasıgerektiği düzenlenmektedir.
Bu durumda stratejik önemini koruyan Türkiye Cumhuriyeti ZiraatBankası ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi hisselerinin tamamının satılmasısuretiyle özelleştirilmesi, yabancılara satış konusunda sınır getirilmemesi,Devletin bu bankalar ve ulusal bankalar aracılığıyla sahip olduğuişlevlerden ve sürekliliği olan kaynaklardan yoksun kalması ve bunun sonucundaAnayasa ile belirlenen sosyal ve ekonomik görevlerini yerine getirememesineneden olacağından, Anayasa'nın 5., 166. ve 167. maddeleri ile bağdaşmaz.
Açıklanan nedenle dava konusu 10.1.2007 tarih ve 5572 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi veTürkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun'un 1. maddesinin iptali gerektiği düşüncesi ile verilen kararakarşıyım.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ