ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2007/85
Karar Sayısı : 2009/42
Karar Günü : 5.3.2009
R.G. Tarih-Sayı :05.06.2009-27249
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:Şarköy Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 234. maddesinin, 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 10.maddesiyle eklenen (3) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 10., 12., 17., 19.,20., 23., 42. ve 49. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kanuni temsilcisinin bilgi ve rızası dışında evi terk eden çocuğuyanında tutma suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'yaaykırı olduğu savını ciddi bulan mahkemeiptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa'nın 10. maddesiyle eklenen (3) numaralı fıkrasının da yer aldığı 234.maddesi şöyledir:
"(1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın yada üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli,vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehditkullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
(2) Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüzoniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
(3) Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk edençocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdaretmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın2., 10., 12., 17., 19., 20., 23.,42. ve 49.maddelerine dayanılmış, 41. maddesi ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER,Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve ZehraAyla PERKTAŞ'ınkatılımlarıyla 30.7.2007 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında itiraz konusu kuralla, 18 yaşından küçük herçocuğun bilimsel ve hukuksal gerçeklere aykırı biçimde gideceği yeri seçmeiradesinin olmadığı kabul edilerek tutulan kişi açısından 15 yerine 18 yaşölçütünün alınmasının, 18 yaşından büyükler ile küçükler arasında farklı uygulamalaraneden olunmasının, kişi hak ve hürriyetlerinin gözetilmemesinin, kişinin maddive manevi varlığını geliştirmesinin, eğitim ve öğretim hakkının, özel hayatınve seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasının, iş mevzuatına göre 15 ila 18 yaşgrubundakiler çalışabildikleri halde bunların çalışma hakkının kanunitemsilcilerinin iznine tabi kılınmasının Anayasa'nın 2., 10., 12., 17., 19.,20., 23., 42. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılıkincelemesi yapabileceğinden, iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyleAnayasa'nın 41. maddesi yönünden de inceleme yapılmıştır.
5237 sayılı TCK'nın 234. maddesinin (3) numaralı fıkrasında,kanunîtemsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla daolsa ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanındatutma, şikâyete bağlı suç olarak kabul edilmiş veceza yaptırımına bağlanmıştır.
İtiraz konusukuralın gerekçesinde, "22/11/2001 tarihlive 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 339 uncu maddesinin dördüncüfıkrasına göre, 'Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.' Bu hükümle, yaşıne olursa olsun, çocuğa ana ve babasının bilgisi veya rızası dışındaevi terk etmeme hususunda bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu hükmü,ana ve babasının bilgisi ve rızası dışında evi terk eden çocuğu yanındabulunduran kişiye çocuğun ana ve babasını veya yetkili makamlarıdurumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yüklemek suretiyletamamlamak gerekir. Çocuğun evi terk etmesinin ana ve babada büyükbir tedirginlik oluşturduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir.Belirtilen gerekçelerle, Türk Ceza Kanununun, 'Çocuğun kaçırılmasıve alıkonulması' başlıklı 234 üncü maddesine, kanuni temsilcisininbilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsayanında tutan kişiye çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdanhaberdar etmek yönünde bir yükümlülük yükleyen ve bu yükümlülüğeaykırı davranışı suç olarak tanımlayan bir fıkra eklenmiştir"denilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygunolan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa'nın 17. maddesinde"Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.";41. maddesinde ise"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasındaeşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın veçocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamakiçin gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar."denilmektedir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde Anayasa'yave ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suçsayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcıve hafifletici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda yasakoyucunun takdiryetkisi bulunmaktadır.
Anayasa'nın 17. maddesiyle tanınan herkesin yaşama, maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, 41. maddesi ile de Devletin,ailenin huzur ve refahı ile özellikle çocukların korunması için gereklitedbirleri alma yükümlülüğü gözetildiğinde, itiraz konusu kuralla, evi terkeden çocuğun ana ve babasını veya yetkili makamları durumdan haberdaretme yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiye yaptırım öngörülmesinde,Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 17. ve41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10.maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır.
Anayasa'nın 10. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye FulyaKANTARCIOĞLU ve Ahmet AKYALÇIN ek gerekçeyle katılmışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 12., 19., 20., 23., 42. ve 49. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 234. maddesinin,6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 10. maddesiyle eklenen (3) numaralıfıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 5.3.2009 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahipolduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriylesınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapmakonusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ilerisürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerinden biriolan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlinden sözedilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi vekorunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlaraverilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğutakdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesine aykırılıkgibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasına engeloluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimi zorunlukılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlikilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile bu ilkeyeaykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun karardakiredde ilişkin görüşüne katılıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN