ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2007/9
Karar Sayısı: 2009/49
Karar Günü : 12.3.2009
R.G. Tarih-Sayı :25.06.2009-27269
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Boğazlıyan Ağır CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.12.2004 günlü ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, 6.12.2006 günlü. 5560 sayılı Yasa'nın21. maddesi ile değiştirilen 150. maddesinin (3) numaralı fıkrasının,Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kasten orman yakmak suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusukuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun itirazkonusu fıkrayı da içeren 6.12.2006 günlü ve 5560 sayılı Yasa'nın 21. maddesiile değişik 150. maddesi şöyledir:
"(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesiistenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyanederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisinisavunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın birmüdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirensuçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmüuygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye BarolarBirliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU,Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ veOsman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 7.2.2007 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, eşitlik ve adil yargılanma ilkeleri uyarıncasanık sıfatını alan herkesin diğer tüm sanıklarla aynı statü ve haklara sahipolmasının ve eşit koşullarda mahkeme önüne çıkmasının anayasal bir zorunlulukolduğu, bu durumun, sanığın yasal çerçevede istediği her türlü yöntemle mahkemeönünde suçsuzluğunu ispat etme hakkını ve isteği dışında her türlü engel vezorlamadan uzak tutulmasını gerektirdiği, bu nedenle sanığın ağır nitelikliceza gerektiren suçlar bakımından istemi halinde avukat yardımındanyararlandırılması olağan sayılabilirse de, sanığın bu tür bir yardımistemediğini ifade etmesine rağmen bu iradesi yok sayılarak duruşmada avukatbulundurulmasının eşitlik, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkelerine,dolayısıyla Anayasanın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu 4.12.2004 günlü ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun, 6.12.2006 günlü ve 5560 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile değişik150. maddesinin (3) numaralı fıkrası alt sınırı en az beş yıl hapis cezasınıgerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veyasanığın istemi aranmaksızın kendisine müdafi görevlendirilmesini öngörmektedir.
Fıkrada 5560 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önce müdafitayinini gerektiren suçlar "üst sınırı en az beş yıl hapis cezasınıgerektiren suçlar" olarak belirlenmiş, yapılan değişiklikle kapsamdaraltılarak "alt sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektirensuçlar" için müdafi tayini öngörülmüştür.
İtiraz konusu kuralı da içeren madde gerekçesinde, istemaranmaksızın müdafi görevlendirilmesi uygulamasının etkin hale getirilmesininamaçlandığı, fıkrada öngörülen şartların gerçekleşmesi kaydıyla, herhangi birceza sınırlamasına tabi olmaksızın müdafi görevlendirilmesinin her zaman mümkünbulunduğu, aslında ceza davasında bir avukattan yararlanılabilmesinin temel birhak olup ancak bunun sağlanmasının ülkenin koşullarıyla doğru orantılı olduğubelirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve insan haklarının korunmasıalanında diğer uluslararası temel belgelerde kişilerin müdafi yardımındanyararlanma hakkı olduğu, kişinin müdafi ücretini ödeme olanağı yoksa ücretsizolarak sağlanacak müdafi yardımı ile savunma hakkına sahip olacağı yönündedüzenlemeler bulunmaktadır.
İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3 maddesinin c paragrafında; hersanığın "kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafiin veyaeğer bir müdafi tayin için mali imkanlardan mahrum bulunuyor ve adaletinselameti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccaniyardımından istifade etmek" hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir.Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Sözleşmenin14/3-d maddesi ile de benzer biçimde, sanığın müdafiden yararlanması konusundaaçık hüküm getirilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağıtemel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletindeyasakoyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğudüzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Yasakoyucu ceza hukuku ve ceza yargılaması alanında yasamayetkisini kullanırken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlıkalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılarak cezalandırılacağını, hangieylemler için ne tür cezalar verileceğini, bu suçlarla ilgili soruşturma vekovuşturma yöntemlerini belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
İtiraz konusu kuralla, kişilerin müdafi yardımından yararlanmahakkı olduğuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer insanhaklarının korunmasına ilişkin uluslararası temel belgelerde yer alan kurallar,İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3 maddesinin c paragrafındaki avukat yardımındanistifade etme" hakkına ilişkin kural ve benzer düzenleme içeren BirleşmişMilletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Sözleşme degözetilerek belirli miktarın üstünde ceza gerektiren suçlardan dolayısoruşturma veya kovuşturma geçiren sanığın müdafi yardımından yararlanmasısağlanmak istenmiştir. İtiraz konusu kuralla, bir yargılama faaliyetiiçerisinde bulunan kişinin bizzat savunma yapması veya istediği bir avukatyardımından yararlanma hakları elinden alınmış değildir. Müdafigörevlendirilmesine rağmen, sanık savunmasını bizzat yapabilecektir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'da belirtilen savunmahakkı, adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkelerine aykırı değildir, iptalisteminin reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10.maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır. Anayasa'nın 10.maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye Fulya KANTARCIOĞLU ve Ahmet AKYALÇINek gerekçeyle katılmışlardır.
VI- SONUÇ
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, 6.12.2006günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 21. maddesiyle değiştirilen 150. maddesinin (3)numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 12.3.2009gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahipolduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriylesınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapmakonusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ilerisürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerindenbiri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlindensöz edilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi vekorunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlaraverilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğutakdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesineaykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasınaengel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimizorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlikilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile builkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunkarardaki redde ilişkin görüşüne katılıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN