ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2007/96
Karar Sayısı: 2009/34
Karar Günü : 26.2.2009
R.G. Tarih-Sayı :05.06.2009-27249
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2007/96)
2- Batman Ağır Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı:2007/103)
3- Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2008/48)
4- Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesi(Esas Sayısı: 2008/104)
5- Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2009/8)
İTİRAZLARIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile 103.maddesinin (6) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36. ve 38.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Onsekiz yaşından küçüklere cinsel istismarda bulunmak suçundansanıklar hakkında açılan kamu davalarında, itiraz konusu kuralların Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu (5) numaralıfıkrayı da içeren "Cinsel saldırı" başlıklı 102. maddesi şöyledir:
"(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığınıihlal eden kişi, mağdurun şikayeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyleişlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bufiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasımağdurun şikayetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdabulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüyekullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içindebulunan bir kişiye karşı,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarıoranında artırılır.
(4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasınısağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kastenyaralama suçundan dolayı cezalandırılır.
(5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasıhalinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümühalinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu (6) numaralıfıkrayı da içeren "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesiise şöyledir:
"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekizyıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birliktefiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklarakarşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyietkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulmasısuretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 29/6/2005 - 5377/12 md.) Cinselistismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlatedinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma vegözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisininsağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafındanbirlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezayarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklarakarşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde,yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kastenyaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralamasuçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasıhalinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne nedenolması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36. ve 38.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, E. 2008/48sayılı dosyada 5.6.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali içinAnayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların dao davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesince Türk CezaKanunu'nun 102. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile 103. maddesinin (6)numaralı fıkrasının iptali istenmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin(5) numaralı fıkrasında, onsekiz yaşından büyüklere yönelik cinsel saldırı suçudüzenlenirken, aynı Yasa'nın 103. maddesinin (6) numaralı fıkrasında iseonsekiz yaşından küçüklere yönelik cinsel istismar suçu düzenlenmiştir.Başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada, suç tarihi itibarıyla, mağdureonsekiz yaşından küçüktür. Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin(5) numaralı fıkrası, davada uygulanacak kural niteliğinde değildir Bu nedenle, Türk Ceza Kanunu'nun 102.maddesinin (5) numaralı fıkrasına ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine, 5.6.2008 günündeoybirliğiyle karar verilmiştir.
B- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, E. 2007/96sayılı dosyada 6.11.2007 gününde, E. 2007/103 sayılı dosyada 12.12.2007 gününde,E. 2008/48 sayılı dosyada 5.6.2008 gününde, E. 2008/104 sayılı dosyada27.11.2008 gününde, E. 2009/8 sayılı dosyada ise 5.2.2009 gününde yapılan ilkinceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
E. 2007/103, E. 2008/48, E. 2008/104 ve E. 2009/8 sayılı davalarınaralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E. 2007/96 sayılı dava ilebirleştirilmelerine, birleştirilen davaların esaslarının kapatılmasına, esasincelemenin E. 2007/96 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, itiraz konusu kuralda mağdurun beden veyaruh sağlığının bozulması kavramının tanımlanmadığı, özellikle mağdurun ruhsağlığının hangi aşamada ve ne şekilde bozulduğunun saptanmasının tıbben mümkünolmadığı, Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamınagiren basit cinsel istismar eylemi sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığınınbozulması durumunda faile 15 ilâ 20 yıl arasında hapis cezası verilirken, TürkCeza Kanunu'nun 103. maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamına giren mağdurunvücuduna cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen daha ağır bir eylemsonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmaması halinde ise faile 8ilâ 15 yıl arasında daha az hapis cezasının verileceği, ya da her iki eylemsonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulduğunda da faile aynı cezanınverileceği, bunun ise suç ve ceza arasında bulunması gereken oranlılık ilkesive Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkının ihlali anlamına geldiği, suçun temel ve nitelikli hallerini işleyensanıkların durumlarının farklı olmasına karşın bunlara aynı cezanın verilecekolmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca mağdurun ruhsal bütünlüğününbozulması nedeniyle faile ceza verilmesinin bir eylem nedeniyle iki kezcezalandırılması anlamına geleceği belirtilerek, itiraz konusu kuralınAnayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kuralı da içeren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun103. maddesinde, çocuklara yönelik cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Yasa'daerişkin kişilere karşı işlenen eylemler yönünden "cinsel saldırı"terimi, çocuklara yönelik cinsel içerikli eylemler için ise "cinselistismar" ifadesi kullanılmıştır. Söz konusu suç, Türk Ceza Kanunu'nun"İkinci Kitap"ının "Kişilere Karşı Suçlar" başlıklı İkinciKısım'ının "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" başlığı altındaki"Altıncı Bölüm"ünde düzenlenmiştir. Bu suçla korunan hukuksal yarar,kişinin cinsel özgürlük ve dokunulmazlığıdır. Maddenin (1) numaralı fıkrasında,suçun temel şeklinin yaptırımı belirlenmiş ve cinsel istismar kavramının tanımıyapılmıştır. Maddede cinsel istismar olarak kabul edilen "cinseldavranışların" neler olduğu belirtilmemiştir. Türk Ceza Kanunu'nun 102.maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, cinsel davranış, kişinin vücuduüzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik, ancak cinselilişki boyutuna varmayan davranışlardır. 103. maddenin (2) numaralı fıkrasında,bu suçun işleniş tarzı itibarıyla nitelikli hâli tanımlanmıştır. Buna göre,cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiylegerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ilecezalandırılmayı gerektirmektedir. İtiraz konusu (6) numaralı fıkrada ise sözkonusu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. Buna göre,cinsel istismar suçunun işlenmesi sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığıbozulmuş ise faile 15 ilâ 20 yıl arasında bir hapis cezası verilecektir. Ancak,bu durumda, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar dolayısıyla sorumluluk içinaranan koşulların gerçekleşmesi şarttır.
Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 103. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, aynı maddenin (1) ve (2) numaralı fıkralarında belirtilen eylemlersonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması durumunda failin onbeşyıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılacağı hükmüne yerverilmiştir. Anılan fıkradaki hapis cezasının üst sınırı, Türk Ceza Kanunu'nun49. maddesi uyarınca yirmi yıl olduğundan, fıkrada öngörülen ceza 15 ilâ 20 yılarasında hapis cezasıdır. Bir başka ifadeyle, cinsel istismar suçunun gerekbasit (m. 103/1) gerekse nitelikli (m. 103/2) halinin işlenmesi sonucundamağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun103. maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca faile 15 ilâ 20 yılarasında hapis cezası verilmesi gerekecektir. Söz konusu düzenlemeden,yasakoyucunun cinsel istismar eylemi nedeniyle mağdurun beden veya ruhsağlığında ortaya çıkan bozulmayı dikkate aldığı, bunu meydana getirenhareketin basit ya da nitelikli olması arasında bir ayırım yapmadığıanlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 5. maddesinde de devletintemel amaç ve görevleri belirtilmektedir. Hukuk devleti, eylem ve işlemlerihukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetinegöre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisinikullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunması, öngörülencezanın cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişliolması, insanlık haysiyetine aykırı ve zalimane olmaması gibihususları da dikkate almak zorundadır.
Sadece failin hareketini esas alarak ve hareket için öngörülenceza miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge bulunupbulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak elealmak anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunupbulunmadığının saptanmasında herhangi bir suç için konulmuş ceza ile yapılacakbir kıyaslamanın değil, o suçun toplum yaşamında yarattığı etkinin de dikkatealınması gerekir. Cezanın belirlenmesinde suçtan zarar görenin kişiliği ve onaverilen zararın azlığı veya çokluğu da etkilidir. Yasakoyucu, değişik eylemleriçin değişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı dauygun görebilir. Nitekim, yasakoyucunun cinsel istismar suçu sonucunda mağdurunbeden veya ruh sağlığında meydana gelebilecek neticeyi dikkate alarak tercihinibu yönde kullandığı ve buna göre bir cezalandırma sistemini benimsediğianlaşılmaktadır. Yasakoyucunun cinsel istismar suçunda korunan hukuksalmenfaatin öncelikle mağdurun cinsel özgürlüğü ve doğal olarak cinsel istismarsonucunda etkilenecek olan fiziksel ve ruhsal bütünlüğü olduğunu kabul ederekbu suça "Kişilere karşı suçlar" bölümünde yer verdiği görülmektedir.
Cinsel istismar suçu sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığınınbozulmasının suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hali olduğu ve netice sebebiyleağırlaşmış suçlarda ise failin gerçekleşen ağır neticeden sorumlu olabilmesiiçin Türk Ceza Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca en az taksirle hareket etmesininyeterli olduğu dikkate alındığında, "en az taksir düzeyi"ndekabul edilebilen bir hareketin hafif veya ağır olmasının bir önemibulunmamaktadır.
Öte yandan, cinsel istismar suçu sonucunda mağdurun beden veya ruhsağlığının bozulması durumu, asıl suçtan bağımsız bir suç türü olmayıp, suçunnetice sebebiyle ağırlaşmış halidir. Burada faile gerçekleşen neticeden dolayıikinci bir ceza verilmemekte, fakat bundan dolayı failin cezasıartırılmaktadır.
Yasakoyucunun takdir yetkisine dayanarak ve mağdurda meydana gelenneticeyi dikkate alarak yaptığı itiraz konusu düzenlemenin hukuk devletiilkesine aykırı bir yönü yoktur.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse kanunun suçsaymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" denilerek "suçunyasallığı", üçüncü fıkrasında da "ceza ve ceza yerine geçen güvenliktedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek, "cezanın yasallığı"ilkesi getirilmiştir. Anayasa'da öngörülen suçta ve cezada yasallık ilkesi,özgürlük ve insan haklarının gelişerek bireyin öne çıktığı günümüzde, cezahukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 38., TürkCeza Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik"ilkesi, hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecekcezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesini,kuralın "açık", "anlaşılır" ve "sınırlarının belliolması"nı zorunlu kılar. Bu ilke, kişilerin yasak eylemleri öncedenbilmeleri düşüncesine dayanmakta, böylece temel hak ve özgürlüklerin güvencealtına alınmasını sağlamaktadır.
İtiraz konusu kuralda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasıkavramının tanımına yer verilmemiştir. Yasakoyucu burada, mağdurun beden veyaruh sağlığının bozulması halini cinsel istismar suçunun neticesi sebebiyleağırlaşmış hali olarak öngörmüş ve bu kavramın her somut olayda gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanmasını ise uygulamaya bırakmıştır. Beden veya ruhsağlığının bozulup bozulmadığı konusu, mağdurların yaşı, bedensel gelişimderecesi, ruhsal, sosyal ve kültürel yapılarına göre göreceli bir niteliktaşıdığından, söz konusu durumun her somut olayda ilgili uzmanlarınraporlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Bu nedenle, yasakoyucunun beden veyaruh sağlığının bozulmasının tanımını yapmamasının suçta yasallık ilkesineaykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 5. ve 38. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10.maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır. Anayasa'nın 10.maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye Fulya KANTARCIOĞLU ve Ahmet AKYALÇINek gerekçeyle katılmışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 13. ve 36. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VII- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin(6) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 26.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahipolduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriylesınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapmakonusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ilerisürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerindenbiri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlindensöz edilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi vekorunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlaraverilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğutakdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesineaykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasınaengel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimizorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlikilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile builkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunkarardaki redde ilişkin görüşüne katılıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN