ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2007/99
Karar Sayısı: 2007/86
Karar Günü : 27.11.2007
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 19.02.2008 – 26792
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Kemal KILIÇDAROĞLU, Kemal ANADOL ve 108 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 16.10.2007 günlü,5697 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, Anayasanın 2., 6.ve 175. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek yokluğunun hükme bağlanması yada iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
İptali istenen 16.10.2007 günlü ve 5697 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun şöyledir:
"MADDE 1- 16/6/2007 tarihli ve 26554sayılı Resmî Gazetede halkoyuna sunulmak üzere yayımlanan 31/5/2007 tarihli ve5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanunun 6 ncımaddesiyle 7/11/1982 tarihli ve 2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklenen geçici 18 inci maddesi çerçeve6 ncı maddeyle birlikte metinden çıkarılmıştır.
MADDE 2- 16/6/2007 tarihli ve 26554 sayılı ResmîGazetede halkoyuna sunulmak üzere yayımlanan 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesiyle7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklenen geçici19 uncu madde metinden çıkarılmıştır.
MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyunasunulması halinde tümüyle oylanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde Anayasanın 2., 6. ve 175. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR,Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla27.11.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.
IV- ŞEKİL YÖNÜNDEN İNCELEME
Dava dilekçesi ve ekleri, konuya ilişkin rapor, iptali istenenkurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklamalar
1- Anayasa DeğişikliğindeYetki
31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının BazıMaddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, henüz yürürlüğe girmeden 5697sayılı Yasayla değiştirilmiştir. Bu değişiklik Anayasanın 175. maddesindekiusullere göre gerçekleştirildiğinden bir Anayasa değişikliği niteliğinesahiptir.
Anayasanın 7. maddesine göre yasama yetkisi TBMM'ye aittir.Anayasanın 87. maddesinde TBMM'ye ait yetkilerin kapsamı belirlenmekte, 175.maddesinde ise Anayasa değişikliğine ilişkin yöntem ve izlenecek süreçdüzenlenmektedir. Bu süreç, yasalarda olduğu gibi, Genel Kurulun"kabul" iradesiyle tamamlanır.
Anayasa değişikliklerinin Cumhurbaşkanınca yayımlanması ya dahalkoyuna sunulması işlemi, doğası gereği Anayasanın değiştirilmesine ilişkinyasanın varlık koşulu niteliğinde değildir. Anayasanın 89. ve 175.maddelerinden anlaşılacağı üzere Anayasa değişikliğine ilişkin yasalar GenelKurul iradesiyle varlık kazanır ve halkoyuna sunulmaması durumundaCumhurbaşkanınca yayımlanmakla yürürlüğe girer. Anayasa değişikliklerindeyürürlük koşulu kimi durumlarda Cumhurbaşkanı ile halk arasındapaylaştırılmıştır. Bu hallerde her iki irade Anayasa değişikliklerininyürürlüğe girmesinin ön koşulunu oluşturmaktadır.
Anayasanın 7., 87. ve 175. maddeleri uyarınca, olağan yasa yada Anayasa değişikliği niteliğindeki her bir tasarrufun TBMM'nin yetki alanınagirdiği açıktır. Anayasa TBMM'nin bu yetkisini yürürlük koşullarını yerinegetiren ya da getirmeyen yasalar bakımından herhangi bir ayrım yapmaksızıntanımaktadır.
TBMM'nin hukuksal tasarrufları, Anayasadaki ayrık durumlardışında, Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin Anayasadeğişikliklerini şekil bakımdan denetleme yetkisi, Anayasanın 148. maddesinin2. fıkrasında referanduma sunulan-sunulmayan ve yürürlüğegiren-girmeyen yönünden herhangi bir ayrıma tabi tutulamaz. NitekimAnayasa Mahkemesi halkoyuna sunulduğundan dolayı henüz yürürlüğe girmediğihalde, istem üzerine 5678 sayılı Anayasa Değişiklikleri Hakkında KanununAnayasaya uygunluğunu denetlemiştir. Anayasa Mahkemesinin denetleyebildiğiyasama tasarrufları üzerinde değişiklik yapma yetkisinin evleviyetle TBMM'yeait olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
2- Yasalaşma Süreci
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a ilişkinteklif, 277 Milletvekilinin imzasını taşımaktadır. Teklif hakkındaki birincigörüşme 10.10.2007 tarihli 6. Birleşimde yapılmıştır. Bu birleşimde teklifinmaddelerine geçilmesi 384 oyla kabul edilmiştir. Birinci görüşmede teklifinmaddelerinin oylanmasında;
1. madde 377,
2. madde 374,
3. madde 370,
oy almıştır.
TBMM Genel Kurulunun 16.10.2007 günlü 7. Birleşiminde teklifinikinci görüşmesi yapılmıştır. Oylamada;
1. madde 395,
2. madde 391,
3. madde 396,
oy almış, teklifin tümü de gizli oylama sonucu 386 oyla kabuledilerek 5697 sayılı Yasa olarak Cumhurbaşkanına gönderilmiştir.
Yasa 17.10.2007 gün ve 26673 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe girmiştir.
B- Anayasaya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, Anayasanın 175 maddesinin halkoylaması süreciniayrılmaz bir bütün olarak düzenlediği, yasama organının halkoyuna sunulmuş birkanun metninde değişiklik yaparak metne yabancı bir unsur sokmasına, metnibaşkalaştırmasına ve süreci bölmesine olanak verecek herhangi bir yetkiyiyasama organına veya başka bir organa tanımadığı gibi, bunun koşul, yöntem vegereklerini düzenleyen herhangi bir hükme de yer vermediği, bu nedenle yapılanişlemin kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanımı ve yetkiunsurundaki ağır sakatlık nedeniyle "yok" hükmünde olduğu;Anayasa değişikliklerinde halkın tali kurucu iktidar yetkisi kullandığınınhiçbir tereddüde yer bırakmayacak kadar açık bulunduğu, halkoyuna sunmanıniradi olduğu hallerde bu durumun değişmediği, Cumhurbaşkanınca referandumasunulması üzerine 5678 sayılı Yasanın halkın "tali kurucu iktidar yetkisiçerçevesinde onay vermesi üzerine yürürlüğe girebilecek bir kanun" olduğuve TBMM'nin yetkisinin sona erdiği, 5697 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğinreferandum oylamasının, dolayısıyla tali kurucu iktidar yetkisini kullanmaya başlamasındansonra gerçekleştiği, bunun da halkın anayasayı değiştirme yetkisinin gaspıniteliğinde olduğu, ayrıca TBMM'nin Cumhurbaşkanınca halkoyuna sunduğu birmetinde değişiklik yaparak halkoyuna sunulmasını sağlamasının aynı zamandaCumhurbaşkanının yetkisinin gaspı anlamına geleceği, bu nedenlerle yasanınyetkisizlik, yetki aşımı ve yetki gaspı nedenleriyle "yok" hükmündeolduğu; diğer yandan bir hukuksal işlemin yetki unsuru bakımından sağlıklı vegeçerli sayılabilmesi, yetkili bir organ tarafından yapılmasının yanı sırayetkinin Anayasanın çizdiği alan içerisinde ve Anayasaya uygun olarakkullanılmasını gerektirdiği, Anayasal çerçeve içinde kalmak koşuluyla yasamayetkisinin sınırsızlığı geçerli olsa da, gümrük kapılarında oy kullanılmasınabaşlandıktan sonra yapılan değişiklikle halkın bir kısmının farklı bir metne oyvermesinin sağlandığı, yeni metin hakkında yeterli bilgilenme ve değerlendirmesüresi tanınmayarak, ayrıca YSK'nın farklı metinler için verilenoyların birlikte değerlendirilmesi ve önceki metne verilen oyları geçersizsayma zorunda bırakılmasıyla demokratik devlet ilkesine aykırı davranıldığı;öte yandan, oya sunulmak üzere bir metin ilan edip, sonra halk oylamasısürecinde metni değiştirmenin hukuka ve devlete güveni ortadan kaldırmasınedeniyle hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu; TBMM'nin ve Cumhurbaşkanınıngörev süresine ve kaç defa seçilebileceğine ilişkin geçiş hükmüöngörülmemesinin hukuksal belirsizlik yarattığı; kuralın, TBMM tarafındanseçilmiş olan 11. Cumhurbaşkanının görevinin sona ermesini ve derhalCumhurbaşkanı seçimi için halkoylamasına gidilmesini önlemesi nedeniyle tamamensübjektif, belli kişiye yönelik çözüm getirme amacını taşıyan, dolayısıyla kamuyararı amacını gütmeyen bir yetki saptırması olduğu, bunun yasayı yetki unsuruyönünden yoklukla malûl kıldığı;
Anayasa değişikliklerinin şekil yönünden denetiminin, işleminyetki unsuru bakımından geçerliliğini denetleme olanağını dışta bırakmaanlamına gelemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin şekil denetimi yetkisinin özünde,işlemi öncelikle yetki unsuru bakımından denetlemek yetkisinin saklı olduğu,yetki unsuru bakımından sakatlığın işlemi şekil yönünden de sakatlayacağı,aksini iddia etmenin Anayasanın kabul edemeyeceği sonuçlara, yasama yetkisininsaptırılmasına ve gaspına yol açacağı, örneğin yargısal bir işlemin teklif veoylama çoğunluğuna uyulmak koşuluyla kanun görünümünde yapılmasına olanakverebileceği, yetki unsuru bakımından denetimin, biçim denetiminin önceliklegerçekleştirilmesi gereken ayrılmaz bir parçası olduğu, Anayasadankaynaklanmayan bir yetki kullanımının Anayasanın 2., 6. ve 175.maddelerine aykırılık oluşturduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
1- Yokluğun Saptanması İsteminin İncelenmesi
Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasanın148. maddesinde, Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların esas yönündendenetimine yer verilmediği gibi, bunların biçim yönünden denetimleri de, teklifve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığıhususları ile sınırlı tutulmuştur. Yaptırımı iptal olarak belirlenmiş buhususlar dışında denetim olanağı bulunmayan tali kurucu iktidar iradesininhukuksal geçerliliği üzerinde daha ileri bir tartışma yapmak için iptalnedenlerinden daha ağır bir hukuka aykırılığın varlığı zorunludur.
Anayasanın norm olarak tanımadığı bir tasarrufu norm olarak varkabul etmek olanaksızdır. Anayasa bir normun varlığını, bu normu ortaya çıkaranbelirli bir iradenin varlığına bağladığı durumlarda, bu iradenin yokluğununnormun yokluğu anlamına geleceği açıktır. Anayasa Mahkemesi 02.07.2007 günlü,E. 2007/72, K. 2007/68 sayılı kararında "Yokluk, birnormun var olmadığının ifadesidir. Yasalar bakımından, parlamento iradesininolmaması, Cumhurbaşkanının yayımlama iradesinin bulunmaması, resmi gazetedeyayımlanmaması gibi bir normun varlığının zorunlu koşulları bulunmadığı sürece'var'lıktan söz etmek olanaksızdır. Ancak, bunun dışındaki sakatlıklar,denetime tabi oldukları sürece, Anayasal denetimin konusunu oluşturabilirler"ifadesini kullanarak, yokluğu ancak bir norma vücut veren ya da yürürlüğe koyaniradelerin yokluğu hususlarıyla sınırlı olarak kabul etmiştir.
31.05.2007 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmekleyasalaşan 5678 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı MaddelerindeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun" TBMM'nin Anayasayı değiştirme yetkisikapsamındadır. Değişikliğin henüz yürürlüğe girmemiş olması bu sonucudeğiştirmemektedir. Yasanın yürürlüğe girmesi tali kurucu iktidar olarakTBMM'yi değil, diğer devlet organlarını ve bireyleri bağlayıcı olabilmesininönkoşuludur. Anayasada TBMM'nin Anayasayı değiştirme yetkisinikullanmasına, halkoyuna sunulan yasalar üzerinde tasarrufta bulunmama biçimindebir istisna öngörmemektedir. Halkoyuna sunularak kabul edilen bir Anayasadeğişikliğini yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olan TBMM, henüz referandumdaoylanmamış ve yürürlüğe girmemiş bir Anayasa değişikliği yasası üzerindeevleviyetle tasarruf yetkisine sahiptir.
Anayasanın 175. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının Anayasadeğişikliği konusundaki yetkisi, değişiklik yasasını Meclise geri gönderme,Resmi Gazetede yayımlama veya halkoyuna sunmakla sınırlıdır. CumhurbaşkanınınAnayasa değişikliğinin yasalaşması sürecine ilişkin bir yetkisi olmadığı gibi,halkoyuna sunulmuş bir Anayasa değişikliği üzerinde tasarruf yetkisi de yoktur.Cumhurbaşkanı 5678 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanunu halkoyuna sunmayetkisini kullanmıştır. Dava konusu 5697 sayılı Yasa da Cumhurbaşkanıncayayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasanın 79. maddesine göre Yüksek Seçim Kurulu seçimin düzeniçinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma,seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisine sahiptir. Bunedenle Kurulun Anayasa değişikliğine ilişkin yasalar üzerinde tasarrufyetkisinin bulunmadığı açıktır.
Cumhurbaşkanının iradesiyle halkoyuna sunulan 5678 sayılı Yasa'da5697 sayılı Yasa'yla yapılan değişiklik yine Cumhurbaşkanının iradesiyle yürürlüğegirmiş, değişen Yasa ise, Yüksek Seçim Kurulunun gözetim ve denetimindegerçekleşen halkoylaması sonucunda kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.
Bu nedenle Cumhurbaşkanının halkoyuna sunma ve Yüksek SeçimKurulunun halkoylamasına ilişkin genel yönetim ve denetim yetkisine müdahalesisöz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu Yasa'nın yokluğunun saptanmasıisteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Mehmet ERTEN bu görüşekatılmamıştır.
2- İptal İsteminin İncelenmesi
Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasa'nın148. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kanunların şekil bakımındandenetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasadeğişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivediliklegörüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır"denilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte birinden fazlasayıda, 277 Milletvekilinin yazılı teklifi üzerine başlatılan Anayasadeğişikliği sürecinde, 10.10.2007 tarihli 6. Birleşimde teklifin maddelerininbirinci görüşmesi tamamlanmıştır. 16.10.2007 tarihli 7. Birleşimde ise ikincigörüşmesi yapılmış, teklifin maddeleri ve tümü Türkiye Büyük Millet Meclisi üyetamsayısının üçte iki çoğunluğundan fazla oyla kabul edilmiştir.
Bu nedenle dava konusu Yasa'nın Anayasanın 148. maddesindeöngörülen teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşülemeyeceğikoşullarına aykırı bir yönü görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle iptali isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
16.10.2007 günlü, 5697 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'a yönelik iptal istemi, 27.11.2007 günlü, E. 2007/99, K. 2007/86sayılı kararla reddedildiğinden, bu Kanun'a ilişkin yürürlüğün durdurulmasıisteminin REDDİNE, 27.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- SONUÇ
16.10.2007 günlü, 5697 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'a yönelik iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜTile Mehmet ERTEN'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 27.11.2007 günündekarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOYYAZISI
Onbirinci Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi amacıylaAnayasada değişiklik yapılmasını öngören 5678 sayılı Kanunun halkoylamasısüreci başladıktan sonra, bu Kanunla Anayasaya eklenen Geçici 18. ve 19.maddelerin halkoylamasına sunulmuş bulunan Anayasa değişikliği kapsamındançıkarılmasına ilişkin 5697 sayılı Kanunun yokluğuna hükmedilmesi/iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan dava, Anayasanın 148.maddesinde Mahkemeyeverilen görevin sadece şekil denetimiyle sınırlı olduğu gözetilerek, bu yöndenincelenmiş ve reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin şekil denetimindeki görev ve yetkisi, anayasadeğişikliklerinde, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceğişartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Teklif ve oylamaçoğunluğunun bulunup bulunmadığının denetiminin ise, teklif ve oylamanınAnayasanın değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif olunamayan temelilkelerine ve - Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında vurgulandığı üzere- Anayasakoyucunun da kendini bağlı sayması zorunlu bulunan temel hukuk ilkelerine göregeçerli olup olmadığı hususunu da kapsadığı açıktır. Şöyle ki:
Teklif ve oylamayı gerçekleştiren çoğunluğun Anayasadankaynaklanan bir yetki ile hareket edip etmediğinin saptanması, şekildenetiminin ön şartıdır. Böyle bir yetki yoksa veya yetkili organın yerinegeçmek suretiyle yetki gaspında bulunulmuşsa, teklif ve kabul kaç oyla yapılmışolursa olsun "teklif ve oylama çoğunluğunun hiç bulunmadığı" sonucunavarılacak ve yapılan yasama işlemi, şekil yönünden iptal edilebilecektir.Anayasa, bir yandan Anayasa değişikliklerinin denetiminin sadece şekil yönündenyapılabileceğini belirtmişse de, anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesinceiptal edilebilmesi için nitelikli çoğunluk (beşte üç) aranması, bu denetiminherkesçe kolayca yapılabilecek ve tartışma götürmeyecek basit bir aritmetik oysayımından (teklif ve kabul yetersayısı) ibaret olmadığını açıkçagöstermektedir. Bir teklifin altında kaç milletvekilinin imzası bulunduğu,oylamada kaç kabul oyu verildiği, görüşmeler arasında kırksekiz saatgeçip geçmediği somut ve maddi gerçekler olup, bunların varlığı ya da yokluğuAnayasa Mahkemesinin azlık-çokluk oyuna göre belirlenemez. Şekil bakımındaniptal yetkisinin beşte üç gibi bir nitelikli çoğunluk gerektirmesi, teklif vekabul yeter sayılarının Mahkeme üyelerince farklı şekillerdedeğerlendirilebileceğinin, dolayısıyla yetkinin varlığı noktasından daincelenebileceğinin bizzat Anayasa koyucu tarafından zımnen kabul edilmişolduğunun kanıtıdır.
Bu nedenlerle, yasama organının 5697 sayılı Kanunla yaptığı gibihalkoylamasına sunulmuş bir Anayasa değişikliğini oylama süreci içindedeğiştirmeye yetkili olup olmadığının gerek Anayasanın halkoylamasıyla ilgilihükümleri, gerek Anayasanın 2. maddesi gereğince yasama organının da bağlıbulunduğu hukuk devleti ve temel hukuk ilkeleri ışığında incelenmesi gerekir.
Halkoylamasının tabi olduğu Anayasa ve temel hukuk ilkeleri:
Anayasanın 67. maddesinde seçme ve seçilme hakkı düzenlenmiştir.Madde metni şöyledir:
"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak,seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasifaaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, geneloy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altındayapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkınıkullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.
Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme vehalkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
...
Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiğitarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz."
Anayasanın 79. maddesinde seçimlerin genel yönetimi ve denetimi şuşekilde düzenlenmiştir:
"Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altındayapılır.
Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, ... Görevi Yüksek SeçimKurulunundur. ...
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulmasıişlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulananhükümlere göre olur."
Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve halkoylamasınakatılmayı düzenleyen 175. maddesinin son fıkrasında da;
"Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine vemahalli genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekliher türlü tedbir alınır."
Denilmiştir.
Bu düzenlemelere göre Anayasada halkoylaması, tabi olduğugenel esaslar ve seçme hakkının kullanımı ile ilgili demokratik hukuk devletiilkeleri yönünden seçimlerden farklı öngörülmemiş , başka birifadeyle halkoylamasının, demokrasinin vazgeçilmez koşulu olan seçmen iradesininoylama yoluyla ortaya konması demek olan seçimlerin bir türü olduğu kabuledilmiştir.
En dar anlamıyla seçim, halkın parlamento üyelerini veya mahalliyöneticileri veya cumhurbaşkanını belirlemek amacıyla oy kullanması işlemini ifadeeder. Geniş anlamı ile seçim ise, tercih yapma yani mevcut seçeneklerkarşısında birini serbest irade ile belirlemek anlamına gelir. Halkoylamasında oy kullanmanın da geniş anlamda seçim, yani irade açıklamaişlemi olduğuna kuşku bulunmamaktadır.
Bu nedenle halkoylaması da, Anayasamızın 2. maddesinde belirtilendemokratik, laik ve sosyal hukuk devleti kurallarına tabi olduğu kadar,demokrasinin temel esaslarını belirleyen ve Anayasa Mahkemesinin birçokiçtihadında vurgulandığı gibi Anayasa koyucunun da bağlı olmak zorundabulunduğu evrensel nitelikli temel hukuk ilkelerinin güvencesi altında olan birhukuki düzenlemedir.
Kısacası, halkoylamasına ilişkin yasama işlemleri, Anayasaya veevrensel hukuk ilkelerine aykırı olamaz.
Çağdaş demokrasinin gelişim süreci içinde ortaya çıkmış olandemokratik seçim ilkelerinin en önemli özelliği, genel ve eşit oy, açık sayımve dökümün yanı sıra yargı gözetim ve denetimine bağlı olmaktır. Anayasamız dabu nedenle seçim sürecini "başlamasından bitimine kadar" YüksekSeçim Kurulunun gözetim ve denetimine bırakmıştır. Seçimde uygulanacakkuralların seçim öncesinde açıkça belirlenmiş olması yanında, seçimin özününyani seçmenlerin kime ve neye oy vereceklerinin de önceden açıkça bilinmesi,yani seçimin konusunun da seçim süresince değişkenlik göstermemesi, Anayasanın2. maddesinde ifadesini bulan demokratik hukuk devletinin gereğidir.
Seçimlerde siyasetçilerin istedikleri neticeyi elde etmek içinseçim öncesinde birtakım yasal düzenlemeler yapmasının önlenmesi, ileridemokrasilerde dahi uzun bir tarihsel gelişme sürecinin sonundabaşarılabilmiştir. ABD'de eyalet seçim bölgelerinin o bölgede çoğunlukta olupyasama yetkisini elinde bulunduran partinin tercihine göre her seferindeyeniden düzenlenmesinin (gerrymandering) önü ancak 150 yıldaalınabilmiştir.
Çağdaş demokrasideki bu gelişmelere paralel olarak, seçimlerdehukuk devleti gereklerini daha da iyi bir şekilde yerine getirebilmek, azamiölçüde hukuk güvenliği, belirlilik ve öngörülebilirlik sağlamak amacıyla,Anayasamızda 2001 yılında yapılan iyileştirmeler kapsamında 67. maddeye de birfıkra ilave edilerek, "Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler,yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerdeuygulanmaz" hükmü getirilmiştir. Her ne kadar bu hükmün detali kurucu iktidar tarafından değiştirilmesi veya belli bir dönem içinuygulanmaması olanaklı ise de, bir yıllık süre geçmeden yürürlüğe konulmakistenen düzenlemenin kendisinin de hukuka uygun olması gerekmektedir.
Sonuç olarak, seçimlere ilişkin Anayasa ve evrensel hukuk ilkelerikarşısında, onbirinci Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilipseçilmeyeceği konusunda oya sunulan bir yasa metninde seçim süreci başladıktansonra değişiklik yapılmasının demokrasinin temel ilkelerine, dolayısıylaAnayasanın değişmez maddelerinden olan 2. maddesine aykırılığı, izahgerektirmeyecek kadar açıktır.
Anayasanın 11. maddesine göre, "Anayasa hükümleri,yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş vekişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır". Bu nedenle geniş anlamdayasama yetkisi içerisinde bulunan anayasa değişikliği yapmak yetkisi,Anayasanın temel ilke ve kuralları çerçevesinde kullanılabilecek bir yetkiolup, aksine davranış yetkisizlik nedeniyle geçersizlik sonucunu doğurur. Böylebir halde, teklif ve karar yeter sayısının varlığından söz edilemez. Bu nedenleyasama işleminin yokluğuna hükmedilmelidir.
Anayasanın 175. maddesi yönünden hukuki durum:
Anayasanın 87. maddesinde, TBMM'nin görev ve yetkilerisayılmıştır. Bunlar:
"...kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunuve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarınıgörüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek;milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; TBMM üyetamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına kararvermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak vegörevleri yerine getirmek..."tir.
Buna göre, TBMM'nin bu maddede veya Anayasanın diğer maddelerindesayılanlar dışında yasama işlemi yapma yetkisi bulunmamaktadır. Meclis,Anayasada belirlenmemiş bir organ veya makama seçim yapmak (örneğinCumhurbaşkanı yardımcılığı) konusunda yetkili olmadığı gibi, Anayasayla başkakurum veya organlara (örneğin yargıya) bırakılmış bir konuda yasamatasarrufunda bulunmak, yetki gaspıdır. Bu tür bir işlemde teklif veya kabulsayısı kaç olursa olsun verilen oylar "yok" hükmünde yani"sıfır"dır.
Anayasa değişikliği yapmak, TBMM'nin Anayasal görev ve yetkileriarasındadır. Anayasanın 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri,yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş vekişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır"denilmiştir. Bu nedenleanayasa değişikliğine ilişkin kanunları yapmak, yasama görev ve yetkisininAnayasal sınırları içerisinde kullanılabilir. Anayasanın 89,maddesinde ayrıca,"Anayasa değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır"denilerek, özel madde olan 175. maddeye göndermede bulunulmuş ve özel koşullargetirilmiştir.
Anayasanın 175. maddesine göre halkoylamasına, anayasadeğişikliğine ilişkin yasanın hangi çoğunlukla kabul edildiğine bağlı olarak,zorunlu veya Cumhurbaşkanının takdiri sonucu gidilebilir. 175. maddenin beşinciparagrafına göre Meclisin üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğineilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyunasunulabilir.
Bu düzenlemelere göre, anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyani "anayasa" hükmü kazanması için gerekli tali kurucu iktidar iradesi,yasama organı, cumhurbaşkanı ve halk arasında paylaşılmıştır. Bu düzenlemeyegöre her bir iradenin kendi yetkili olduğu noktada ortaya konması gerekir.
Dava konusu olayda, Meclisin iradesi 5678 sayılı yasa ile ortayakonmuş, Cumhurbaşkanı ise bu yasayı, halkoyuna sunulmak üzere 16.6.2007 günüResmi Gazetede yayımlatarak tali kurucu iktidar iradesinin kullanımında kendiyetkisi içindeki işlemi yapmıştır. Anayasa değişikliğine ilişkin kanunu kabulederek yürürlüğe koymak ise halka bırakılmıştır. Yüksek Seçim kurulunun31.7.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 740 sayılı kararı ile halkoylaması2 Ağustos 2007 tarihinde başlamıştır.
Hukukta bir sonucun meydana gelmesi için ortaya konmuş biriradenin, bunu takiben ortaya konacak ikinci bir irade ile buluşması gerekendurumlarda, ikinci iradenin ortaya konmasına kadar geçecek sürede ilkiradenin açıklandığı şekliyle aynen korunması, Anayasa koyucunun dadeğiştiremeyeceği temel hukuk ilkelerinden olan ve Anayasanın 2. maddesindeifadesini bulan Hukuk Devleti'nin vazgeçilmez koşulları arasında yer alan"hukuk güvenliği", "belirlilik" ve "öngörülebilirlik"unsurlarının gereğidir.
Hukuk güvenliği, hukukun evrimi sonucunda ortaya çıkmış olup,hukukun her disiplini için geçerlidir. Özel hukukta, Borçlar Hukukunun akitleridüzenleyen genel hükümlerine göre süreli bir icapta bulunanın kabul iradesikendisine ulaşıncaya kadar icabı ile bağlı olacağı; İdare Hukukundaidarenin yaptığı bir işlemle ortaya koyduğu iradenin yine kendisi bu işlemideğiştirmediği sürece kendisini de bağlayacağı; Ceza Hukukunda tabii hakim ilkesive yargılamanın kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar ancak isnat edilen suçeylemleriyle sınırlı olacağı; Devletler Genel Hukukunda çok taraflı biranlaşmaya katılmak niyetiyle imza koyan devletin, onay işlemlerinitamamlayıncaya veya onaylamayacağını açıkça bildirinceye kadar o antlaşmanınhükümlerine aykırılık taşıyan davranışlardan kaçınma mecburiyeti, uzuntarihsel gelişim sonucu kökleşmiş olan hukuk güvenliği ilkesinin çeşitliveçheleri olup, bir hukuk devletinin bağlı olduğu temel kurallardandır.
Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi için TBMM'nin iradesininyanı sıra halk iradesinin de aynı noktada tecellisi gerekli görülmüş ise, halkiradesinin ortaya çıkmasının beklenmesi gerekir. Buna karşılık, Anayasadeğişikliğini yürürlüğe koyucu iradenin (halk iradesinin) oluşması aşamasındaoylama konusunun değiştirilmesi, hukuk güvenliğine, dolayısıyla evrensel hukukilkelerine ve Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıbir işlemdir.
Bu nedenle Anayasa, 175. maddede belirtilen yetkilerin ancak birkez kullanılmasını öngörmüş, maddede belirtilen yetkiler kullanıldıktan sonrageri alınmasına veya değiştirilmesine cevaz vermemiştir. Aksi haldeCumhurbaşkanı da halkoylamasına sunma kararını geri alabilir, halkoylamasınasunmaya karar verdiği maddeleri değiştirebilir, bu maddelerin bir kısmını öncehalkoyuna sunup daha sonra halkoylaması kapsamından çıkarabilirdi. Anayasanınböyle bir şeye cevaz vermediği açıktır.
Anayasanın 175. maddesinin yedinci fıkrasında, "TürkiyeBüyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulüsırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın değiştirilenhükümlerinden hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı oylanacağınıda karara bağlar" denilmiştir. Bu fıkrada TBMM'ne verilen buyetki "kanunların kabulü sırasında" ibaresiyle, zamanbakımından sınırlandırılmıştır. Diğer bir ifadeyle, Anayasa, yukarıdadeğindiğimiz temel hukuk ilkelerini gözeterek, halkoylamasına gidildikten sonraoylamanın konusunda değişiklik yapılması yolunu kesin biçimde kapatmıştır.
Halkoylaması ile kabul edilmiş bir anayasa değişikliğiniyürürlükten kaldırma yetkisine sahip olan TBMM'nin henüz halkoylamasınagitmemiş ve yürürlüğe girmemiş bir anayasa değişikliği yasasını yürürlüktenkaldırmaya evleviyetle yetkisi bulunduğu yolundaki görüşlere gelince: Bugörüşün kabulüne olanak yoktur çünkü her türlü yasama işlemi, Anayasadaöngörülen ilke ve usullere uygun yapılmak zorundadır. Aksi düşünce geçerli kabuledilirse, Anayasanın bir maddesine açıkça aykırı bir yasanın, Anayasayıdeğiştirmeye dahi yetecek bir çoğunlukla kabul edilmesi halinde Anayasayaaykırılığından söz edilemeyeceği, zira yasa koyucunun isterse Anayasayıdeğiştirerek bu aykırılığı giderebileceği şeklinde, Hukuk Devleti ve hukukdüzeni fikriyle asla bağdaşmayacak bir sonuca varılması kaçınılmaz olur.
Cevaplanması gereken bir diğer husus da, 5678 sayılı kanunlaAnayasaya eklenen Geçici 19. maddesinde, onbirinci cumhurbaşkanınınseçiminin ilk tur oylamasının, kanunun Resmi Gazetede yayımını takip edenkırkıncı günde yapılmasının öngörüldüğü, ancak kanun Resmi Gazetede 16.6.2007günü yayımlandığından, takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar gününün 29Temmuz tarihine rastladığı, bu tarihte ise halkoylaması henüz yapılmamışolduğu, 5697 sayılı kanunla bu madde metinden çıkarılmamış olsa ve halkoylamasıile kabul edilip yürürlüğe girse idi, bu kez de 29 Temmuz tarihi geride kalmışolacağından, maddenin esasen uygulama olanağı kalmayacağı, dolayısıyla anlamınıyitiren bu maddenin 5697 sayılı kanunla ortadan kaldırılmasında hukukaaykırılık bulunmadığı iddiasıdır.
Bu iddia tümüyle yanlış ve geçersizdir. Şöyle ki:
Anayasamız, anayasa değişikliğinin, birincisi yasalaştığı zaman,ikincisi de -sunulduğu takdirde- halkoylaması sonucu kabul edildiği zaman olmaküzere, Resmi Gazetede iki kez yayımlanmasını öngörmektedir.
Anayasanın 175. maddesinin dördüncü fıkrasında "Meclisçe üyetamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasadeğişikliği hakkında kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediğitakdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazetede yayımlanır" denilmiştir.
175. maddenin beşinci fıkrasının ilk cümlesinde ise, "...Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasadeğişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanıtarafından halkoyuna sunulabilir" denilmiştir. Bu durumda dafıkrada ayrıca tekrar edilmemekle birlikte halkoyuna sunulacak kanunun ResmiGazetede yayınlanacağı açıktır. Nitekim 5678 sayılı yasada da böyleyapılmıştır. Ancak bu yeterli değildir. Halkoylamasıyla kabulü halinde, anayasadeğişikliğinin Resmi Gazetede tekrar yayımlanması gerekmektedir.
Anayasanın 177. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bu Anayasa, halkoylaması sonucu kabul edilip Resmi Gazetedeyayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olur ve aşağıda gösterilenistisnalar... dışında bütünüyle yürürlüğe girer"
177. madde, geçici bir madde değildir. Bu nedenle, 1982'deAnayasanın yürürlüğe girişine uygulandığı gibi, ondan sonraki Anayasadeğişikliklerinde de uygulanması gerekmektedir. Maddede Anayasa sözcüğününkullanılmış olması, daha sonraki değişiklikleri kapsamadığı anlamına gelemez.Değişiklikler ister bütün bir bölüm, ister sadece bir madde, fıkra hatta sözcükolsun, kabul edildikleri anda "Anayasa" haline gelirler. Dolayısıyla,177. maddedeki usule tabidirler.
Buna göre halkoylamasına sunulan anayasa değişikliği hakkındakikanunların, birincisi halkı bilgilendirme amaçlı, ikincisi ise -halkoylamasındakabul çıktığı takdirde- yürürlüğe koyma amaçlı, iki kez yayımlanması,Anayasanın amir hükmüdür.
1982 ve 1987 halkoylaması uygulamaları da bunu doğrulamaktadır.1982 Anayasası 18.10.1982 tarihinde Kurucu Mecliste kabul edilmiş ve20.10.1982 tarihli Resmi Gazetede halkoyuna sunulmak üzere ilanedilmiştir. Halkoylaması 7.11.1982 günü yapılmış ve kesin sonuçları,9.11.1982 tarihinde alınarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yeniden ve tammetin halinde 9.11.1982 günlü Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa,yayımı ile yürürlüğe girmiştir.
1987 yılında yapılan anayasa değişikliklerine ilişkin 3361 sayılıkanun, 18 Mayıs 1987 günlü Resmi Gazetede tümüyle yayımlanmıştır. Kanununsadece, Anayasanın Geçici 4. maddesini yürürlükten kaldıran 4.maddesi halkoyunasunulduğundan, bu maddenin yürürlüğe girmesi için 6.9.1987 günü yapılan halkoylamasısonuçları beklenmiştir. Halkoylaması kabul yönünde tecelli etmiş, buna ilişkinYüksek Seçim Kurulunun 398 sayılı kararı, 12 Eylül 1987 günlü Resmi Gazetedeyayımlanmıştır.
1987'de yapılan halkoylamasına sunulan Anayasa değişikliği, birmaddenin Anayasa metninden çıkarılması şeklinde olduğundan ve bunun yerineikame edilecek bir madde, fırka veya tümce bulunmadığından, Resmi Gazetede birmetin yayımlanması tabiatıyla söz konusu olmamış; ancak, Yüksek Seçim Kurulu,Resmi Gazetede yayımlanan 398 sayılı kararının sonunda:
"Bütün bu nedenlerle;
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 4 üncü maddesininkaldırılmasına ilişkin 3361 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünün TürkMilleti tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş bulunduğuna,
2- Bu kararın ve eki cetvelin Resmi Gazete'deyayımlanmasına 9/9/1987 gününde oybirliği ile karar verildi" şeklindekarar vermek ve bunu yayımlatmak suretiyle Anayasanın 177. maddesi hükmünüyerine getirmiştir.
5678 sayılı Kanun ise 6.maddesinde yer alan, Anayasanın geçici 18.ve 19. maddeleri de dahil, 16.6.2007 tarihli Resmi Gazetede tam metinhalinde yayımlanmıştır. Yayımlanan metnin sonunda bir dipnotu halinde, "Cumhurbaşkanlığındanalınan 15.6.2007 tarih ve B.01.0.KKB.01-18/D-1-2007-450 sayılı yazı uyarıncahalkoyuna sunulmak üzere yayımlanmıştır" denilmiştir.
Buna göre 5678 sayılı yasanın 16.6.2007 günlü Resmi Gazetedeyayımlanması, Anayasanın 175. maddesinin dördüncü fıkrasından açıkça, beşincifıkrasından da zımnen anlaşılan, halkı bilgilendirme amaçlı yayımlamadır. 177.maddenin öngördüğü, yürürlük amaçlı yayımlama değildir. Geçici 19.maddedeki "... bu Kanunun Resmi Gazetede yayımını takip edenkırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü.." ibaresi, değişikliğinhalkoyuyla kabulünü takiben 177. madde gereğince yapılacak Resmi Gazetedeyayımlama işleminden kırk gün sonrasını ifade etmekte ve Yasa, ancak bu şekildeanlam kazanmaktadır. Bu nedenle, 5697 sayılı Kanunla ortadan kaldırılan anayasadeğişikliği, uygulanamaz veya anlamsız hükümlerden ibaret değil, doğrudandoğruya halkoylamasına konan anayasa değişikliğinin özüne ilişkindir ve siyasibakımdan belki de en önemli kısmıdır. Siyasal iktidarın, genel seçimsonuçlarına ve TBMM'de ortaya çıkan siyasi eğilimlere göre elverişli birsiyasal ortam yakalayarak onbirinci cumhurbaşkanını TBMM'de seçtirmişolması, halkoylamasından bağımsız bir gelişme olup, kendi sürecindeyürüyen Anayasa değişikliğinin hukuki durumunu değiştirmez.
Sonuç olarak, geçici 19. maddenin esasen uygulama olanağıbulunmadığı ve bu nedenle halkoylamasına sunulmuş metinden çıkarılmasındahukuka aykırılık olmadığı savları tümüyle geçersizdir. Aksine, bu maddelerin(18 ve 19) çıkartılması, halkoylamasının konusunu esaslı biçimdedeğiştirmiştir.
Öte yandan; halkoylamasının kesin sonuçları Yüksek Seçim Kurulunun873 sayılı kararı ile 30.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayımlandığı halde 5678sayılı yasanın halkoylamasında kabul edilen metni o tarihte Resmi Gazetedeyayımlanmamış, yani Anayasanın 177. maddesinin amir hükmü yerinegetirilmemiştir. Bu gerek yerine getirilmediği sürece, 5678 sayılı yasadaöngörülen Anayasa değişiklikleri hukuken yürürlüğe girmiş olmamaktadır. Bunagöre halen Cumhurbaşkanının görev süresi bir kerelik 7 yıl, cumhurbaşkanıseçiminin yapılacağı organ TBMM, toplantı yeter sayısı 367 ve TBMM görev süresibeş yıldır. Bu belirsizliğin giderilmesi için, bugüne kadar yapılmadı ise,21.10.2007 günlü halkoylamasında neyin kabul edildiğinin tam metin halindeResmi Gazetede yayımlanması gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında:
-Anayasa değişikliğinde yetki gaspı/yokluk nedeni olupolmadığını denetlemenin, Anayasa mahkemesinin Anayasanın 148.maddesindeöngörülen şekil yönünden denetim görevi kapsamında olduğu, bu nedenle davanınşekil yönünden reddedilemeyeceği,
- 5697 sayılı Kanunun Anayasanın 2. maddesindebelirlenen demokratik hukuk devleti ilkesi ile onun da dayandığı evrensel hukukilkelerine ve Anayasanın 175. maddesine aykırı olarak gerçekleştirildiği,TBMM'nin bunu yapmaya yetkisi bulunmadığı, bu nedenle Anayasa değişikliğininyok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiği,
- Sınır kapılarında oy kullanan ve farklı bir Anayasa metnineoy veren bir kısım vatandaşların oylarının, neticeyi değiştirmeyecek olduğusavıyla önemsiz sayılması görüşü demokrasi ve hukuk devleti ile bağdaşmamaklabirlikte, bu konu yetkili yargı organı tarafından çözüme bağlanmış olup 5697sayılı yasa esasen yoklukla muallel bulunduğundan bu hususta AnayasaMahkemesince ayrıca inceleme yapılmasına yer olmadığı,
düşüncesiyle karara katılmamaktayım.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY
Yasama organı, Anayasa değişikliğine ilişkin halkoyuna sunulan5678 sayılı Yasanın bir kısım maddelerini, bu değişiklik için aranan süreçhenüz tamamlanmadan, 5697 sayılı Yasa ile tekrar değiştirmiştir.
Başvurunun şekil bakımından denetiminin, Anayasanın 148.maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa değişikliklerinin şekil yönündendenetimini teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşülemeyeceği şartınauyulup uyulmadığı konuları ile sınırlandırdığı ileri sürülerek, bu değişikliğinyetki unsuru bakımından geçerliliğini denetleme yetkisinin bu kapsamda olmadığısöylenemez. Anayasa Mahkemesinin, şekil yönünden denetim yetkisinin içinde,yetki unsuru yönünden denetime yetkisinin öncelikle bulunduğu hususunda kuşkubulunmamaktadır. Yetkisiz bir organ tarafından yapılan değişikliğingeçerliliğinden söz edilemeyeceği için maddede sayılan şekle ilişkin şartlarauyulup uyulmadığını denetlemenin bir anlamının olmayacağı açıktır. Tersini benimsemek ise Anayasanın kabul edemeyeceği sonuçların çıkmasına nedenolur. Bu nedenle yetki unsuru yönünden yapılacak denetimin maddede belirtilenşekil denetimlerinin içinde ve onun ayrılmaz bir parçası olduğunun kabuledilmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Anayasanın 175. maddesi, Anayasa değişikliğini, değişikliğinbaşlatılmasından yürürlüğe girmesi anına kadar gerçekleşmesi gereken, biridiğerinin geçerlilik koşulu ve ayrılmaz parçası olan iradeler zincirinin biraraya gelmesi sonucu oluşan ve bu yönüyle de bütünlük arz eden bir süreç olaraköngörmüş, bu sürece katılacak Anayasal organları ve katılacakları aşamalarıbelirtmiş olmasına karşın, Anayasa değişikliği için halkoyuna sunulan bir yasametnin, kabul edildiği andan, halkoylamasına sunulduğu ana kadar geçen süredede değiştirilebileceğine, başlayan sürecin bölünebileceğine ilişkin bir yetkiyiYasama organına ya da bir başka organa tanımamış, bunun usul ve esaslarınıgösteren her hangi bir hükme de yer vermemiştir.
Buna göre, Yasama organı, değişikliğin genel kurulda kabuledildiği ana kadar geçen süre ile bu değişikliğin yürürlüğe girdiği andanitibaren başlayan sürede Anayasada değişiklik yapmaya yetkilidir. Aynı yetki,Anayasa değişiklik sürecinin bir bölümünü oluşturan kabul ile halkoylamasıarasında geçen sürede bulunmamaktadır. Böyle bir yetkinin varlığından sözetmek, Anayasada değişiklik için öngörülen sisteme ve genel hukuk kurallarınaaykırı olacağı için kabul edilemez bulunmaktadır.
Yasama organı, halkoyuna sunulan 5678 sayılı Yasa ile ilgiliolarak değişiklik teklifi, görüşme, gizli oylama sonucu kabul gibi Anayasadeğişikliğine ilişkin Anayasal yetkilerini kullanarak sürecin kendisi ileilgili bölümünü tamamladığı halde, kabul ile halkoylaması arasındaki süredeanılan Yasada tekrar değişiklik yaparak sürece müdahale etmiştir.
Anayasanın 6. maddesinde, hiçbir kimse veya organın kaynağınıAnayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı ifade edilmektedir. Buhükme Yasama organının da uyması gerekir. Oysa, Yasama organı, kabulile halkoylaması arasındaki sürede yaptığı bu değişiklikle Anayasada kendisinetanınmayan bir Devlet yetkisini kullanmış olmaktadır. Bu durum, çoğunlukgerekçesinde de ifade edildiği gibi yokluk nedeni olarak kabul edilmez ise deiptal nedeni olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Yasama organın, halkoyuna sunulan 5678 sayılıYasa da 5697 sayılı Yasa ile yaptığı değişiklik Anayasanın 6. ve 175.maddelerine aykırıdır.
İptal edilmesi gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN