ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/109
Karar Sayısı : 2011/25
Karar Günü : 26.1.2011
R.G. Tarih-Sayı :02.04.2011-27893
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kadıköy 1. İşMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 31.5.2006 günlü, 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin dokuzuncufıkrasında yer alan '...hizmetlerinin geçtiği yılın sonundanbaşlayarak beş yıl içerisinde'' ibaresinin Anayasa'nın 11., 13.,49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesiistemidir.
I- OLAY
Sosyal sigorta kapsamındaki işyerindeki çalışmasının sona erdiğiyılın sonundan itibaren 5 yıl geçtikten sonra, bu çalışmasına ilişkin sigortaişlemlerinin yaptırılmadığını ve sigorta primlerinin ödenmediği ileri sürülerekdavacı tarafından açılan hizmet tespiti davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nunitiraz konusu ibareyi de içeren 86. maddesi şöyledir:
' Prim belgeleri ve işyeri kayıtları
MADDE 86- İşveren bir ay içinde 4 üncü ve 5inci maddeye tâbi çalıştırdığı sigortalıların ve sosyal güvenlik destek priminetâbi sigortalıların;
a) Ad ve soyadlarını, T.C. kimlik numaralarını,
b) 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlarını,
c) Prim ödeme gün sayıları ile prim tutarlarını,
gösteren ve örneği Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklebelirlenen asıl veya ek aylık prim ve hizmet belgesini, (Değişik ibare: 5754 -17.4.2008 / m.50) '4üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındakiler için en geç Kurumcabelirlenecek günün sonuna kadar, diğer sigortalılar için ise ait olduğu ayı takipeden ayda Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar' Kuruma vermekle veyasigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiğitarihten itibaren, onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgeleriniilgili olduğu yılı takip eden yılbaşından başlamak üzere on yıl süreyle, kamuidareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevlerisüresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilenmemurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek zorundadır.
İşverenin, sigortalıyı, 4857 sayılı İş Kanununun 7nci maddesine göre başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzeregeçici olarak devretmesi halinde, sigortalıyı devir alan, geçici iş ilişkisisüresine ilişkin birinci fıkrada belirtilen belgelerin aynı süre içindeişverene ait işyerinden Kuruma verilmesinden, işveren ile birlikte müteselsilensorumludur.
Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediğibeyan edilen sigortalıların, otuz günden az çalıştıklarını ispatlayanbelgelerin işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesine eklenmesişarttır. Kamu idareleri ile toplu iş sözleşmesi imzalanan işyerlerinde bu şartaranmaz.
Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi vebelgelerin aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi gereken süre içinde Kurumaverilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmamasıhalinde, otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesiKurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göretahsil olunur.
Sigortalıyı çalıştıran işveren ile alt işveren ve iş görme ediminiyerini getirmek üzere sigortalıyı geçici olarak devralan işveren; aylık prim vehizmet belgesinin Kurumca onaylanan bir nüshasını sigortalının çalıştığıişyerinde, birden ziyade işyeri olması halinde ise sigortalının çalıştığı herişyerinde ayrı ayrı olmak üzere, Kuruma verilmesi gereken sürenin son gününütakip eden günden başlanarak, müteakip belgenin verilmesi gereken süreninsonuna kadar, sigortalılar tarafından görülebilecek bir yere asmak zorundadır.
Fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlübilgiden veya kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınanbilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarıncaKuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesiveya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir vemuhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir.İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihindenitibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibidurdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibarenbir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeyebaşvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurumlehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcunailişkin hükümleri uygulanır. (Değişik 7. fıkra: 5754 - 17.4.2008 / m.50)Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılandenetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamuidarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacaklarısoruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşlarıile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığıanlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gerekenbelgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksanverilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigortaprimleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeyegöre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde,ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddihalinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkiliiş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcununtakip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 5754 - 17.4.2008 / m.50)Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılantespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatıgereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgeleredayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esaskazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespitedilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esaskazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllıksüreye ilişkin kısmı dikkate alınır.
Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veyaçalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetleriningeçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesinebaşvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararındabelirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.
Sigortalının çalıştığı bir veya birden fazla işte, bu Kanundayazılı şartları yerine getirmiş olmasına rağmen, kendisi için verilmesi gerekenaylık prim ve hizmet belgesinin işveren tarafından verilmediği veya verilenaylık prim ve hizmet belgesinde kazançların veya prim ödeme gün sayılarınıneksik gösterildiği Kurumca tespit edilirse, hastalık ve analık sigortalarındangerekli ödemeler yapılır.
Bu maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesihalinde, 102 nci maddeye göre işlem yapılır.
Kamu idarelerinde işyerinin özelliği nedeniyle prim belgelerininfarklı sürelerde verilme zamanını belirlemeye, Kurum yetkilidir. Bu maddeninuygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ile belgelerin içerik ve şekli, Kurumtarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 11., 13., 49. ve 60. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine 18.12.2008 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Anayasa'da sosyal güvenlik hakkının kaçınılmazve vazgeçilmez bir hak olarak kabul edilerek bu yolla çalışanların emeklilikdönemlerinde mağdur duruma düşmelerinin önüne geçilmesinin ve rahat bir yaşamsürmelerinin sağlanmasının amaçlandığı, Devlete bunun için gerekli teşkilatıkurması ve önlemleri alması konusunda görevler verildiği belirtilerek, Yasa'nınçalışanlarca hizmet tespiti davası açılabilmesi için benimsediği 5 yıllık hakdüşürücü sürenin Anayasa'nın 11., 13., 49. ve 60. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu kapsamında olan ya da bu kapsama alınması mümkünbulunan işyerlerinde çalışanların sigortalılık ilişkisi içinde geçençalışmalarına ait aylık prim ve hizmet belgelerinin işveren tarafından verilmemesiveya çalıştıklarının Sosyal Güvenlik Kurumunca tespit edilememesi durumlarındatespit davası açabilmelerini çalışmanın geçtiği ileri sürülen yılın sonundanbaşlayarak beş yıllık hak düşürücü süre ile sınırlandırılmıştır. Bu süre içindemahkemeye başvurmayan sigortalının geçmiş yıllara ilişkin çalışmasınıntespitini talep ve bu döneme ilişkin aylık kazanç toplamları ile prim ödeme günsayılarının sigortalılık bakımından dikkate alınması imkânı bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 49. maddesinde, Devletin, çalışanların hayatseviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları veişsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomikbir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağıifade edilmiştir.
Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyal güvenlikhakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar' denilmektedir. Buna göre, sosyal güvenlik herkes içinbir hak ve bunu gerçekleştirmek ise Devlet için bir görevdir. Sosyal güvenlikhakkı, sosyal sigorta kuruluşlarınca kendi kuralları çerçevesinde yerinegetirilir. Sosyal sigortanın kapsamı, sigorta alanı ve içerdiği riskler ilealınacak primler yasalarla belirlenmiştir. Sosyal güvenliğin ve sigortanınvarlık nedeni sosyal risklerin karşılanmasıdır.
Devletin Anayasa'da güvence altına alınan sosyal güvenlikhaklarının yaşama geçirilmesi için gerekli teşkilatı kurması ve diğer önlemlerialması, sosyal güvenlik politikalarını bilimsel verilere göre belirlemesi vebunun için gerekli yasal düzenlemeleri yapması doğaldır. Sosyal sigortaprogramlarının sigortacılık ilkeleri ve çağdaş standartlarla uyumu ve malîaçıdan sürdürülebilirliği, sosyal sigorta kuruluşlarının idarî ve malîetkinliklerinin artırılması için gerekli rejimin oluşturulmasını zorunlu kılar.Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan birsosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir olması düşünülemez. Bu düzeninkorunması Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkınıngüvenceye alınması için de zorunludur.
5510 sayılı Yasa'da sosyal sigorta kapsamına dâhil edilmesi mümkünolan işyerlerindeki çalışmaların kaydını sağlamaya yönelik tedbirler bağlamındaişe giriş, çalışma süreleri, sigorta primine esas kazanç toplamları ve iştenayrılışların hatasız biçimde Kurum kayıtlarına geçirilebilmesi için baştaKurum, işveren ve çalışan olmak üzere, tüm kamu kurum ve kuruluşları ilebankalara görevler verildiği; bu görevlerini yapmayanlar hakkında Yasa'nın 102.maddesinde yaptırımlar getirildiği görülmektedir. Yine bu kayıtlarındoğruluğunun denetlenebilmesi amacıyla sigortalının Kurum işlemlerine dayanakoluşturan 'aylık çalışma cetvelleri'nin, çalışanın görebileceği şekildebir sonraki ayın cetvelinin tanzim edilmesine kadar işyerinde asılı tutulmasızorunluluğu ile çalışma süreleri ve aylık prime esas kazançlara dair en doğrubilgi sahibi konumundaki sigortalının, gerekli kontrolleri yapabilmesi olanağısağlanmıştır. Ayrıca bu konudaki kayıtların sigortalı ya da ilgilisi tarafındanKurum'dan talep edilebilmesinin yanı sıra Kurumun elektronik veri tabanından datemini olanaklı hâle getirilmiştir.
Yasa'nın 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, prim belgeleriişveren tarafından Kuruma verilmeyen veya çalışmaları Kurumca saptanamayansigortalılara, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içindemahkemeye başvurarak, Kurum kayıtlarında yer almayan fiili hizmet vekazançlarını, mahkeme kararıyla kanıtlama imkânı tanınmıştır. Hizmet tespitidavaları olarak adlandırılan bu davalar sonucunda mahkemelerce hükme bağlananaylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları, sigortalılık açısındandikkate alınmaktadır.
Hizmet tespiti davalarının, çalışanların Kurum kayıtlarınageçirilmemiş aylık kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayılarınınsigortalılığın hesabında esas alınmasına yönelik olmaları nedeniyle, sosyalgüvenlik sistemi üzerindeki etkileri açıktır. Dolayısıyla bu davalar içinöngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin, sistemin süreklilik arz edecekşekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava tehdidi altındatutulmasını önlemek suretiyle sosyal güvenlik sisteminin istikrarınınsağlanması amacıyla getirildiği anlaşıldığından bunun bir sınırlama olarak nitelendirilmesimümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 11., 13., 49. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca,2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıpçalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasınabir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, ZehraAyla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyadabelirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan ''hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde ''ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Nuri NECİPOĞLU ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
26.1.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞIOY YAZISI
İtiraz konusu kural, sosyal sigorta kapsamındaki işyerinde sigortaişlemleri yaptırılmayan ve primleri ödenmeyen kişinin, çalışmanın sona erdiğiyılın sonundan itibaren 5 yıl geçtikten sonra hizmet tesbiti davası açmasınaengel oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal bir hukukdevleti olduğu, 49. maddesinde Devletin çalışanları korumak için gereklitedbirleri alacağı, 60. maddesinde de Devletin sosyal güvenliği sağlayacaktedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın çalışanı özel olarak korumasına rağmen ekonomikşartlardan ve yüksek oranlı işsizlikten kaynaklanan sigortasız çalışmagerçeğinin artarak sürdüğü, kişinin çoğu kez bu duruma bilerek razı olduğu,sigorta işlemlerinin yaptırılmamasının ve primlerin ödenmemesinin insan onurunayakışır asgari sigorta olanaklarına kavuşmada kişi açısından ciddi veonarılamayacak kayıplara yol açabildiği, zamanında yaptırılmayan sigortaişlemlerinin ve ödenmeyen primlerin telafisi yolunun alelade bir hak düşürücügibi mütalaa edilmesinin sosyal hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmadığı, bubağlamda 5 yıllık hak düşürücü sürenin genel hukuk düzeni içindeki hak düşürücüsürelere kıyasla dahi yetersiz sayılabileceği, sosyal güvenlik hakkınınkullanımına getirilen böyle bir kısıtlamanın demokratik bir düzende gerekliolmayan ölçüsüz bir kısıtlama olduğu, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 49. ve 60.maddelerine aykırılık nedeniyle iptali gerektiği düşüncesiyle, çoğunlukkararına katılmıyorum.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞI OY GEREKÇESİ
Başvuran mahkeme 31.5.2006 günlü 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan,''hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde ''ibaresinin iptalini istemiştir.
Ülkemizde çalışanlar hizmetlerinin bildirilmediğini, sigortaprimlerinin işverenlerince ödenmediğini çoğunlukla ancak emeklilik başvurusuyaptıklarında, hizmetlerinin toplanmasını, birleştirilmesini talep ettiklerindeöğrenmekte ancak bu süreçte de beş yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasınedeniyle çalıştıklarını kanıtlama imkanına sahip olamadıklarından büyük birmağduriyet yaşamaktadırlar.
Anayasa'nın 49. maddesinde, 'Devlet, çalışanların hayat seviyesiniyükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak,çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişliekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak içingerekli tedbirleri alır.' denilmekte, 60. maddesinde ise, ' Herkesin, sosyalgüvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin, bu güvenliği sağlayacak tedbirlerialmak ve teşkilatı kurmakla yükümlü olduğu' ifade edilmektedir. AnayasaMahkemesi de Hukuk Devletini; 'insan haklarına saygı gösteren, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemenkılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargıdenetimine açık olan, yasaların üstünde yasaların bozamayacağı temel hukukilkeleri ve Anayasa'nın olduğu bilincinde olan devlettir.' şeklindetanımlamaktadır. Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi'nin tanımına göre devlet, herşeyden önce adaletli bir hukuk düzeni kurmakla yükümlüdür.
Ayrıca, adil yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa'nın 36.maddesinde de, 'herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileriönünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz'denilmiştir. Burada güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü,temel bir hak olması niteliği dışında diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa karşıhakkını arayabilmesinin, zararını giderebilmesinin kendisini savunabilmesininen etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilereyargı mercileri önünde dava hakkının tanınması adil yargılanmanın ön koşuludur.Bu değerlendirmeden sonra iptali istenen kural, İşveren ve Sosyal GüvenlikKurumu karşısında zayıf ve korunmaya muhtaç olan işçinin, hizmet tespiti davasıaçmasını ve hak aramasını engelleyen ve adil yargılanma hakkına da aykırı birkuraldır. Hak düşürücü süre, 3395 sayılı Yasa ile 1987 ' 1994 yılları arasında'' on yıl'' olarak uygulandıktan sonra, sürenin tekrar beş yıla indirilmesi hakaramayı sınırlamış, adil yargılanma kuralını ihlal ederek çalışanların aleyhineolmuştur. Hak düşürücü sürenin 'beş yıl' yerine 'on yıl' olarak uygulanması,çalışanın lehine daha adil, ölçülü, makul bir kural ve tedbirdir.
Feragat edilemeyen, vazgeçilemeyen ve kaçınılamayan bir hak olansosyal sigorta kapsamında olmak hakkının işten ayrıldıktan belli bir süre sonraaranamayacağının kabulü, hak ve nasfet kurallarına aykırıdır. Uzun bir çalışmahayatının sonunda hizmetlerin kuruma bildirilmemiş, primlerin yatırılmamışolması durumu ile karşı karşıya kalan işçi, sosyal güvenlik hakkının en önemlisonuçlarından biri olan emekliliğe hak kazanamamış ya da kazanabilmek içinyasal olarak çalışması gereken süreden daha uzun süre çalışmak zorunda kalmışolacaktır. Bu durum Anayasa'nın 49. maddesine açık bir aykırılık teşkiletmektedir. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespiti için dava açılmasınagetirilen sınırlandırma (hak düşürücü süre) 'Sosyal Devlet' ilkesine aykırıolduğu gibi 'Hak Arama Özgürlüğü'ne de engeldir.
Açıklanan nedenlerle iptali talep olunan kuralın Anayasa'ya aykırıolmadığı yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Celal Mümtaz AKINCI