ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/116
Karar Sayısı : 2010/85
Karar Günü : 24.6.2010
R.G. Tarih-Sayı :30.11.2010-27771
İPTAL DAVASINI AÇAN:Anamuhalefet (CumhuriyetHalk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY, KemalKILIÇDAROĞLU ve Kemal ANADOL
İPTAL DAVASININ KONUSU:13.11.2008 günlü, 5811sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun'un 3.maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilk tümcesinin Anayasa'nın 2. ve 73.maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye KazandırılmasıHakkında Kanun'un iptali istenen tümceyi de içeren 3. maddesişöyledir:
'MADDE 3- (1) Gerçek veya tüzel kişilerce, 1/10/2008 tarihiitibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkulkıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici birbelgeyle ispat edilen taşınmazlar, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncüayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracıkuruma bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir. Bu kıymetler, 213sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihiitibarıyla kanuni defterlere kaydedilebilir. Bilanço esasına göre defter tutanmükellefler, bu Kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettiklerikıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz'üaddolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenintasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteriile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleridefterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitindedikkate alınmaz.
(2) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan veTürkiye'de bulunan ancak 1/10/2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarındaişletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymetve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, bu Kanunun yayımlandığı ayıizleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergidairelerine beyan edilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, buKanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine,taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplarayatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı,sermayenin cüz'ü addolunur ve beyan tarihinden itibaren altı ay içindesermayeye ilave olunur. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabıesasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerindeayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri, taşınmazlardışındaki varlıklarına ait tutarları banka ve aracı kurumlardaki hesaplarayatırırlar, bunlar için ayrıca diğer şartlar aranmaz.
(3)Vergi dairelerine birinci fıkraya göre beyan edilenvarlıkların değeri üzerinden % 2, ikinci fıkraya göre beyan edilen varlıklarındeğeri üzerinden % 5 oranında vergi tarhedilir ve bu vergi, tarhiyatınyapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.Bu fıkraya ve dördüncüfıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergidenmahsup edilemez.
(4) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklarailişkin olarak % 2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayınonbeşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlıbulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.
(5) Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyanedilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbirsuretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerlebu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden öncekidönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değervergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyanedilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır.
(6) Beyan edilen varlıklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanununamortismanlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu varlıkların eldençıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulamasıbakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.
(7) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği veya beyan edildiği halde,1/10/2008 tarihi itibariyle yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge iletevsik edilemeyen ve bildirim veya beyanın yapıldığı tarihten itibaren bir ayiçinde Türkiye'ye getirilmeyen veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlardaaçılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet vediğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla veya ikinci fıkra uyarınca beyandabulunulduğu halde bilanço esasına göre defter tutmayan mükelleflerce söz konusuvarlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması, bilançoesasına göre defter tutan mükelleflerce ise süresi içinde sermaye artırımındabulunulmaması hallerinde beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz.
(8) İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişilerin bu maddeuyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmeyemecburdurlar.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılmalarıyla 8.1.2009 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, 5811 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin birincifıkrasına göre beyan edilen yurt dışında bulunan varlıkların değerleriüzerinden yüzde 2, ikinci fıkrasına göre beyan edilen ve Türkiye'de bulunanvarlıkların değerleri üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınmasının öngörüldüğü,vergide genellik ilkesinin herhangi bir ayırım yapılmaksızın malî gücü olanherkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi ödemesini ifade ettiği, malî gücegöre vergilendirmenin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre vergialınması anlamına geldiği, bu ilkenin, aynı zamanda vergide eşitliksağlanmasının uygulama aracı olduğu, malî gücü fazla olanın malî gücü az olanagöre daha fazla vergi ödemesini gerektirdiği, vergide eşitlik ilkesinin isemalî gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergialınması esasına dayandığı, dava konusu düzenleme ile malî güç nazaraalınmaksızın beyan edilen varlıkların yurtdışında ya da yurtiçindebulunmalarına göre farklı oranda vergilendirilmeleri öngörülerek mükelleflerarasında vergi yükünün dağılımında adalet ve dengenin bozulduğu,vergilendirmenin temel ilkelerinin gözetilmesi gerekirken buna uyulmadığındanhukuk devleti ilkesinin de ihlal edildiği, bu nedenlerle Anayasa'nın 2. ve 73.maddelerine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu kurala göre, gerçek veya tüzel kişilerce, 1.10.2008tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, altın, döviz,menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici birbelgeyle ispat edilen taşınmazların, 5811 sayılı Yasanın yayımlandığı ayıizleyen üçüncü ayın sonuna kadar rayiç bedelle banka veya aracı kurumabildirilmesi ya da vergi dairelerine beyan edilmesi halinde beyan edilenvarlıkların değeri üzerinden % 2 oranında vergi tarh edilecek ve bu vergitarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.Öte yandan,gelir veyakurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunanancak 1.10.2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğersermaye piyasası araçları ile taşınmazların, anılan Yasanın yayımlandığı ayıizleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergidairelerine beyan edilmesi halinde, beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında vergi tarh edilecek ve aynı şekilde tarhiyatın yapıldığı ayı izleyenayın sonuna kadar ödenecektir.
Anayasa'nın 73. maddesinde,"Herkes, kamu giderlerinikarşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükününadaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır"denilmiştir.
Verginin mali güce göre alınması ve genelliği ilkeleriylevergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ekonomive vergi hukuku alanında mali güce ilişkin göstergelerin gelir, sermaye veharcamalar olduğu kabul edilmektedir. Mali güç, ödeme gücünün kaynağı,dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Yasa koyucunun vergilendirmede, kişilerinsahip olduğu ekonomik değer ile mali güçlerini göz önünde bulundurması gerekir.
Vergide genellik ilkesi, herhangi bir ayırım yapılmaksızın maligücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi ödemesini ifade eder. Maligüce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarınagöre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulamaaracı olup, mali gücü fazla olanın mali gücü az olana göre daha fazla vergiödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi ise mali gücü aynı olanlardanaynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergi alınması esasına dayanır. Diğerbir anlatımla, yükümlülerin genel vergi yüküne kendi ödeme güçlerine görekatılmalarını ifade eder.
Herkes tarafından yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarakkabul edilen ve Devletin kamusal gereksinimlerini karşılaması için egemenlikgücüne dayanarak tek taraflı iradesiyle kişilere yüklediği bir kamu alacağışeklinde tanımlanan verginin, anayasal sınırlar içinde salınıp toplanmasızorunluluğu açıktır. Vergi hukukunda, vergi olgusunun niteliklerini oluşturanyasal düzenlemelerde Anayasa'nın bu konudaki ilkelerinin özenle göz önündetutulması gerekir. Bu anlamda, Devletin vergilendirme yetkisi vergide yasallık,mali güç ve genellik gibi kimi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır. Bunagöre vergi, Anayasa'nın öngördüğü ilkeleri gözetecek şekilde kanunladüzenlenmeli ve doğal olarak vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olan maligücü de yansıtmalıdır.
İptali istenen kuralla yurt dışında bulunan sermaye piyasasıaraçlarıyla varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazların bankaveya aracı kurumlara bildirilmesi veya vergi dairelerine beyan edilmesiöngörülerekyurtdışında bulunan sermayenin Türkiye'ye getirilmesi ve ekonominincanlandırılmasının amaçlandığı, ayrıca Türkiye'de bulunan sermaye piyasasıaraçları ise 'gelir veya kurumlar vergisimükellefleri' tarafından beyanedilebilecek olup, bu kuralla da işletmelerin kayıtlarında yer almayan sermayepiyasası araçları ile taşınmazların işletme bünyesine alınmasıyla işletmelerinyapılarının güçlendirilmesine çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Türkiye'de bulunan sermaye piyasası araçları ve taşınmazlar ulusalsermayeye zaten dâhil olup, ulusal ekonominin gelişmesine katkıdabulunmaktadır. Daha önce beyan edilerek işletmelerin defter kayıtlarınageçirilmiş olması gereken bu kaynaklar, vergi matrahı dışında bırakılmış,dolayısıyla vergisi tahsil edilememiş matrah farklarıdır. Bu durumda, bumiktarların yasa koyucu tarafından belli usuller çerçevesinde işletmelerinsermayelerine dâhil edilmelerinin sağlanması sonucunda % 5 oranındavergilendirilerek yurtdışında bulunan sermaye piyasası araçlarından farklıoranda vergilendirilmesinin haklı bir nedene dayanmakta olduğu görülmektedir.Dava konusu kural uyarınca elde edilecek gelirler kamu giderlerini karşılamakiçin kullanılacak olup, sermaye piyasası araçlarının bulunduğu yer ve işlevyönünden maliye politikasına uygun olarak dengeli bir dağılımla mali yükümlülükkonulmuştur.Kaldı ki, toplumun yapısı, ekonomik süreçte meydana gelen kimideğişiklikler ve enflasyonun yarattığı olumsuz sonuçlar dikkate alınarak yenibir vergi konulabileceği gibi, mevcut vergilerin kaldırılabileceği veyaoranlarının azaltılıp çoğaltılabileceği konusunda herhangi bir duraksamaya yeryoktur.
Kuralla getirilen vergi oranlarının ölçüsüz olmadığı, bu oranlarınyasayla belirlendiği, yurtdışında bulunan sermaye piyasası araçlarıyla yurtiçinde bulunan sermaye piyasası araçlarınınfarklı özelliklere sahip bulunduğugözetildiğinde, kuralın Anayasa'nın 73. maddesine aykırı olmadığı sonucunavarılmıştır.
İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ
5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye KazandırılmasıHakkında Kanun'un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilk tümcesine yönelikiptal istemi, 24.6.2010 günlü, E.2008/116, K.2010/85 sayılı kararlareddedildiğinden bu tümceye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,24.6.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
13.11.2008 günlü, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli EkonomiyeKazandırılması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilktümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 24.6.2010gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM