ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/15
Karar Sayısı : 2011/57
Karar Günü : 30.3.2011
R.G. Tarih-Sayı :28.12.2011-28156
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Danıştay Onbirinci Dairesi (EsasSayısı: 2008/15)
2- Ankara 14. İdare Mahkemesi (Esas Sayısı: 2008/53)
İTİRAZLARIN KONUSU: 24.2.1983 günlü, 2802 sayılıHakimler ve Savcılar Kanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5.maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nın, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacıların, emekli aylık ve ikramiye ödenmesine ilişkin SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı'nın yapmış olduğu işlemin iptali istemiyle açtıklarıdavalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savını ciddibulan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde16 şöyledir:
'Geçici Madde 16- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu yürürlüğe girinceye kadar, 103 üncü maddede unvanları belirtilenlerinemekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerininhesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlaradair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve 153.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. maddesi gereğince yapılan ilkinceleme toplantılarında;
A- 2008/15 Esas sayılı dosyada, Haşim KILIÇ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. NecmiÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkatılımlarıyla 6.3.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B- 2008/53 Esas sayılı dosyada, Haşim KILIÇ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, MustafaYILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Zehra AylaPERKTAŞ'ın katılımlarıyla 12.6.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenen Geçici Madde 16'nıniptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2008/15 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/15 esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, 12.6.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuran Mahkemeler, 2802 sayılı Kanun'un 111. maddesinde bulunanatıf uyarınca, hakim ve savcıların da devlet memurlarına tanınan sosyal hak veyardımlara ilişkin hükümlerden faydalanacaklarının öngörüldüğü, emekli aylığıve ikramiyesi yönünden diğer devlet memurları ile aynı hukuki durumda bulunanhakim ve savcılara, yürürlükte olmayan bir ücret rejimine göre ve görevdenayrıldıkları tarih değil 2006 yılı Haziran ayı dönemi aylık ve ödemeler dikkatealınmak suretiyle emekli aylığı ile ikramiyesinin ödendiği, böylece hakim vesavcıların kazanılmış haklarının korunmadığı, hakim ve savcılara diğer devletmemurlarında olduğu gibi görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğineesas aylıkları baz alınarak emekli aylığı bağlanması ve ikramiye ödenmesininengellendiği, Anayasa Mahkemesi'nin 2001/41 ile 2006/112 Karar sayılı iptalkararlarının göz önünde bulundurulmadığı, daha önce aynı görevde bulunan eskive yeni emeklilerin maaşları arasında büyük farkların oluşmasına neden olacakbir sistemin kabul edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 60. ve153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, 2802 sayılı Kanun'un 103.maddesinde unvanları belirtilenlerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ileemekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 5536 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasınadevam olunacağı belirtilmiştir. Buna göre 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesindeunvanları belirtilenlerin emekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıklarıve ikramiyelerinin hesaplanmasında önceki mevzuat hükümleri uygulanacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Bu maddede nitelikleribelirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak veözgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatınıgeliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insanonuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygunbiçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşamageçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti vetoplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukukdevletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimdekurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğununsağlanmasını gerekli kılar.
Anayasa'nın 10. maddesinde ise 'Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareketetmek zorundadırlar.' denilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlikilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyalgüvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirlerialır ve teşkilatı kurar.' denilmektedir. Sosyal güvenlik, bireylerin istekve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekleyükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcıetkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvencealtına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlikkuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölümgibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
5536 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesindeünvanları belirtilenlerin maaşlarının hesaplanmasında önceki sistemden tamamenfarklı bir sistem kabul edilmiştir. Halen görevde bulunan 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişiler için getirilen bu sistemde malihakların hesaplanmasında gösterge, ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı,tazminat aylığı ile yapılan hesaplama yönteminden vazgeçilerek kıstas aylık veyargı ödeneğine göre hesaplama yöntemi kabul edilmiştir. Buna göre, 5536 sayılıKanun uygulamasında, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilenkişiler için gösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı gibiunsurlar, maaş hesaplama unsuru olmaktan çıkarılarak emekli aylığı bağlanmasınave ikramiye ödenmesine esas olan unsurları içermeyen yeni bir sistemegeçilmiştir. Ancak, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilenkişilerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları veikramiyeleri, 5434 sayılı Kanun gereğince çalışırken alınan maaşın brütüne yada netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi gösterge, ekgösterge, kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı unsurları dikkatealınarak hesaplanmasına devam edilmiştir. Böylece, görevde bulunan 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenekleri ileemekli aylık ve ikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan hesaplamayöntemine göre hesaplanarak bu kişilerin emekli aylık ve ikramiyelerinialabilmeleri imkanı getirilmiştir. Dolayısıyla dava konusu kural gereğince,5536 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra emekliolanların emekli aylık ve ikramiyelerinin hesaplanmasında aynı hükümleruygulanacaktır. Buna göre dava konusu kuralın, eşitlik ilkesiyle çelişen biryönü bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu kuralda, 2802 sayılı Kanun'un 103.maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenek ve karşılıkları ileemekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, 5536 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasınadevam olunacağı öngörüldüğü için anılan kişiler hakkında 5536 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önceki 2802 sayılı Kanun'da yer alan ek göstergecetveli ile 270 sayılı Yüksek Hakimlik Tazminatı Hakkında Kanun HükmündeKararname'de belirtilen gösterge rakamlarının değiştirilmesi halinde budeğişiklikler emekli aylıklarına yansıtılacaktır. Bu nedenle, 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerden emekli olanlarıngösterge ve ek gösterge rakamlarındaki artışlardan yararlanamayacağı ve emekliaylıklarının sabitlendiği söylenemez.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun gereğince 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emeklilik kesenek vekarşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyeleri, çalışırken alınan maaşınbrütüne ya da netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi görevingösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı unsurları dikkatealınarak yapılan hesaplama sonucunda belirlenmektedir. 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin çalışırlarken aldıkları maaşınemekli aylıklarında gözetilmesi ve emekli maaşının hesaplanmasında diğer kamugörevlilerinden farklı bir sisteme göre düzenleme yapılabilmesi mümkün ise debu husus Anayasa'nın 65. maddesinde belirtildiği gibi Devletin mali imkanları gözetilerekyasa koyucunun takdir yetkisi içine girmektedir. Kaldı ki, 5536 sayılı Kanunile yapılan maaş artışlarının emeklilik dönemine yansıtılabilmesi, çalışırkenalınan maaş brütünün daha fazlasının ya da tamamının emekli keseneğine tabikılınmasını gerektirmektedir. Bunun da emekli keseneğinin miktarını arttıracağıve çalışanların maaşlarında ele geçen tutarı azaltacağı açıktır.
Ayrıca, dava konusu kural, emekli aylıklarının artışı ile ilgilibir düzenleme niteliğinde değildir. Zira, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesindeünvanları belirtilen kişilerin emekli aylık artışları, 5510 sayılı Kanun'unGeçici 4. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, 5510 sayılı Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5534 sayılı Kanun'a göre yapılacaktır.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin 2001/41 ile 2006/112 Karar sayılı kararları,gelir ve aylıkların artışına dair kurallara ilişkin olup, kararlardakigerekçelerin dava konusu kuralla ilgisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 10.,60. ve 153. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜRve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
VII- SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca,2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıpçalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'ninçalışmasına bir engel bulunmadığına, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra AylaPERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyadabelirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu'na 29.6.2006 günlü, 5536 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle eklenen GeçiciMadde 16'nın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'ninkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
30.3.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY YAZISI
2802 sayılı Kanun'a 5536 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle eklenenGeçici Madde 16'yla, hakim ve savcıların emekli aylıkları ve ikramiyelerindegeçici bir süre için diğer devlet memurlarından farklı bir düzenlemeyapılmıştır.
Yargı yetkisi, Anayasa'nın 9. maddesine göre Türk milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa'nın 138;hakimlik ve savcılık teminatı 139; hakimlik ve savcılık mesleği ise 140.maddesinde düzenlenmiştir. 140. maddede hakim ve savcıların aylık ve ödenekleriile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatıesaslarına göre kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
Yargı mensuplarının yaptıkları görevin özelliğinden dolayı, emekliliklerindede sosyal güvenlik sisteminin sağladığı olanaklardan en üst düzeydeyararlandırılmaları, böylece mesleklerini gelecek kaygısı olmadan ifaetmelerinin sağlanması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığınınteminatlarındandır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de çeşitli içtihatlarında,yargının toplumdaki özel konumu nedeniyle yargıçların temel hak veözgürlüklerden en üst düzeyde yararlandırılmaları gereğine işaret etmiştir.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkından 2802 sayılı Kanun'dabelirtilen kişilerin en üst düzeyde yararlanmaları gerekir.
Anayasa'nın 65. maddesinde yer alan Devlet'in iktisadi ve sosyalödevlerinin sınırları gözetilerek, hakim ve savcılar için özel ve farklı birsosyal güvenlik düzenlemesi yapılıp yapılmaması yasakoyucunun takdir alanıiçerisinde ise de, tüm çalışanların tek bir sosyal güvenlik sisteminebağlanması amacına yönelik çıkarılan yasalarda 2802 sayılı Kanun'da belirtilenkişilerin diğer devlet memurlarından farklı ve geride kalacak şekildedüzenlemeye tabi tutulmasında Anayasa'nın 2., 60. ve 140. maddelerine uyarlıkbulunmamaktadır. Bu nedenle kuralın iptal edilmesi gerekir.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- 29.6.2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 2802sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen Geçici Madde 16 ile 'SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, 103 üncümaddede unvanları belirtilenlerin emekli kesenek ve karşılıkları ile emekliaylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.' hükmügetirilmiştir.
5536 sayılı Kanun (ve 2802 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 16)15.7.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu Kanun'un öngördüğü yeni emekliaylığı sistemi gerek 15.7.2006 tarihinden önce emekli statüsünde bulunanlara,gerekse de 15.7.2006 tarihinden sonra emekli statüsüne ayrılacak hâkim vesavcılara uygulanmaya başlanmıştır.
İtirazlara konu kuralın Anayasa Mahkemesi'nde iptalinin talepedilmesinden sonra, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 80. maddesi ile2802 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi değiştirilmiş (içerik olarak aynımetin), ancak söz konusu itiraz davaları nedeniyle kuralın esası hakkında kararverilmesi zorunluluğu doğmuştur.
2- 29.6.2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun'la hâkim ve savcılarınmaaşlarının belirlenmesinde önceki sistemden tamamıyla farklı bir sistem kabuledilmiş; 'kıstas aylık' ve 'yargı ödeneği' adı altında iki ana ödeme kriteriesas alınarak aylık ödenmesi esasına geçilmiş, getirilen sistemle, eskidenhâkim ve savcıların aylıklarının hesabında gösterge, derece, kademe, varsa ekgösterge, taban aylığı, kıdem aylığı ve varsa diğer unsurlar dikkate alınarakyapılan hesaplama sisteminden vazgeçilmiş, keza temsil, makam ve yüksekhâkimlik tazminatları hâkim ve savcı maaşlarının unsuru olmaktan çıkarılmıştır.
İtiraz konusu kuralla öngörülen sistemin özü; 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde unvanları belirtilen kişilerin çalışırken aldıkları maaşlarınıntespitinde, 5536 sayılı Kanun'la getirilen kıstas aylık ve yargı ödeneğindenoluşan yeni yöntemin uygulanması, buna karşılık aynı kişilerin emekliyeayrılmaları durumunda emekli kesenekleri, emekli aylıkları ve emekliikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan ek göstergeler, emeklikeseneğine ilişkin unsurlar yürürlükteymiş gibi bu unsurları etkileyen yasalmevzuatla güncellenerek ödeme yapılmasından ibarettir. Yine hemen işaret etmekgerekir ki 5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni aylık ödeme sistemine rağmen,halen bu Kanun'a göre aylık almakta olan hâkim ve savcıların emekli kesenekleriyeni getirilen aylıkları üzerinden değil 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu'nun 14., 15. ve Ek 70. maddelerine göre gösterge aylığı, ek gösterge,kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı gibi artık mevcut olmayan ancakgeçiş hükümleriyle varmış gibi kabul edilen 'farazî' unsurlar toplanmaksuretiyle çıkan tutar üzerinden 'emekli keseneğine esas tutar' iştirakçiden%16, kurumundan ise %20 oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsiledilmektedir.
Özetlemek gerekirse, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim ve savcılara5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni sistem üzerinden aylık ödenmekte; ancakbunların emekli kesenekleri yükselen aylıkları üzerinden değil, yürürlüktenkalkan bir sistemin öngördüğü kurallara göre düşük kalan aylıkları esasalınarak tahsil edilmekte; bunların emekli olmaları halinde ise bu kez 5434sayılı Kanun'un 41. ve 89. maddeleri gözetilerek, derece kademe aylığı+ekgösterge aylığı+taban aylığı+kıdem aylığı+tazminat aylığı toplanmak suretiylebulunacak tutarın, %75 - %100 arasındaki maaş bağlama oranları gözetilerekfiili hizmet süresi üzerinden ödenecek miktarı ile belirlenecek olan rakama,yüksek hâkimlik ve temsil tazminatlarının ilavesi suretiyle çıkan sonuç ilave edilerekemekli aylığı ve emekli ikramiyesi hesaplanmaktadır. En yalın ifadeyle, 2820sayılı Kanun kapsamındaki kişilerin çalışırken aldıkları aylıklar ile emekliaylıkları (ve ikramiyeleri) ve emekli keseneklerinin farklı sistemlere tâbioldukları açıkça görülmektedir. (15.7.2006'dan önce iştirakçi olanlarbakımından) Bu durum ise 5536 sayılı Kanun öncesi görev aylığı-emekli aylığıarasında büyük fark bulunmayan hâkim ve savcıların, zaman içerisinde büyükkayba uğramalarına ve neredeyse emekli aylıklarının görev aylıklarının yarısınadüşmesine yol açmaktadır.
3- Memuriyet statüsü ile emeklilik statüsü arasındaki ilişkininirdelendiği Anayasa Mahkemesi'nin 13.1.1977 tarih ve E.1976/45, K.1977/1 sayılıkararı dava konusuna ışık tutacak mahiyettedir:
''Emeklilik statüsü memurluk statüsüne bağlı ve ona dayalıbulunması nedeniyle, emekli aylıkları derecelerinin saptanmasında esas,memuriyette iken kazanılan emekli aylığına esas dereceler ve kademelerolduğundan, o statüdeki öğrenim derecelerine dayalı ve onunla orantılı ve sınırlıyükselmeler, kuşkusuz emeklilik intibakına da yansır. Bu açıklamalardananlaşılacağı üzere, emeklilik statüsü ile memurluk statüsü arasındaorganik bir bağ bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak memurluk statüsünde deetkisini göstermektedir. Örneğin, emekli aylığının hesabında ya daemekliler hakkında yapılan intibaklarda değerlendirilen hizmetler, memuriyettegeçen fiili süreleridir. Emekli aylıkları ve ikramiyeleri; memuriyetaylıklarına ya da memuriyet derecelerine göre oluşturulmuş gösterge tutarlarınagöre saptanır. Yine emekliye intibakta esas alınan başlangıç ve tavandereceleri, görevli iken tabi olunan başlangıç ve tavan dereceleridir' Emeklisistemi, personel rejimine bağlı olanların o rejimde kazandıkları haklara göredüzenlendiğine ve bu statüde kabul edilmiş bulunan kariyer, yeterlik (liyakat),sınıflandırma, öğrenim derecesi ve tavanı gibi ilkeler, göreve başlama veyükselişlerde esas alındığına göre, görevlilerin bu durumlarıyla emekliliğeintikalleri de doğaldır.'
İtiraz istemlerine konu kuralla, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim vesavcıların aylıklar yönünden bulundukları statü ile emekli aylıkları arasındabulunması gereken organik bağ tamamen ortadan kaldırılmış, yasa koyucunun basitbir düzenleme ile alınan aylıklar üzerinden emekli kesintisi yapmak suretiyleaşabileceği bir sorun mazeret gösterilerek, görev aylıkları ile emekliaylıkları arasındaki farkın giderek büyümesine yol açılarak, bunlarınemeklilerinin sosyal güvenlik hakları büyük ölçüde zedelenmiş, sosyal hukukdevleti ilkesi ihlâl edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, anılan kuralın Anayasa'nın 2. ve 60.maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden iptali gerektiği kanısınavarılmakla, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ