ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/49
Karar Sayısı : 2008/115
Karar Günü : 5.6.2008
R.G. Tarih-Sayı :08.07.2008'de tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Şişli 2. Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk tümcesinde yeralan "...hapis cezasına..." ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 36.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Yerel bir gazetenin özel sayı olarak çıkardığı dergide 5680 sayılıBasın Kanunu'nun 4. maddesinde öngörülen bilgilere yer verilmemesinden dolayıŞişli Cumhuriyet Başsavcılığınca gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olansanığa 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesi uyarınca ön ödemeönerisinde bulunulması ve sanığın bu öneriye uymaması üzerine sanık hakkındaaçılan kamu davasında, itiraz konusu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II-İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusuibareyi de içeren 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreylehapiscezasınamahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı,fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmişolan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi içinkişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapiscezasına mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlıkdolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
Gerekir."
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince yapılan ilkinceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itirazkonusu yasa kuralı ve bunun gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın da odavada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişikevrelerinde, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada sanığayüklenen suç, o tarihte yürürlükte bulunan 5680 sayılı Basın Kanunu'nun 4.maddesi uyarınca basılmış eserlerde gösterilmesi gereken bilgilere yerverilmemesi suçudur. Söz konusu suç, kabahat nevinden bir suç olup, suçunişlendiği tarihte maddede öngörülen ceza, beşbin liradan onbin liraya kadarhafif para cezasıdır.
Maddedeki para cezası, 15.5.2002 günlü, 4756 sayılı Yasa'nın 22.maddesiyle "on milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır paracezası" olarak değiştirilmiş ise de 1 Haziran 2005 tarihine kadaryürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin ikincifıkrasında yer alan "Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunuile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failinlehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur."kuralı uyarınca, sanıkhakkında para cezasının miktarı ve dava zamanaşımı süresi yönünden daha leheolan kural uygulanacaktır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk CezaKanunu, dava zamanaşımı sürelerini yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk CezaKanunu'na göre sanık aleyhine daha ağırlaştırmış ise de 765 sayılı Türk CezaKanunu'nun 2. maddesi ile halen yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli HakkındakiKanun'un 9. maddeleri uyarınca, zamanaşımı süresi yönünden sanık lehine olan765 sayılı Yasa'nın zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinde, suçlarıncezalarına göre ağırlıkları gözetilerek dava zamanaşımı süreleridüzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 104. maddesinde, öngörülen zamanaşımını kesensebeplerin bulunması halinde, zamanaşımı süresinin en son kesen işlemdenitibaren yeniden işleyeceği ve bu sürenin en fazla yarı oranında uzayabileceği(olağanüstü zamanaşımı süresi) hükmü yer almaktadır. Buna göre, sanığa yüklenensuç için 765 Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülenasli dava zamanaşımı süresi iki yıldır. Zamanaşımını kesen sebeplerin bulunmasıdurumunda, dava zamanaşımı süresi en fazla üç yıl olacaktır.
Yine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesinde kamudavasının açılmasının izin veya karar alınmasına yahut diğer bir mercide çözümügereken bir sorunun sonucuna bağlı olması durumunda, izin veya karar ya dasorunun çözümüne kadar dava zamanaşımının duracağı kuralına yer verilmiştir.İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davadaki bilgi ve belgeleregöre, dava zamanaşımını durduran bir durum söz konusu değildir.
Öte yandan,765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinde dava ve cezazamanaşımının re'sen uygulanacağı ve bundan sanığın vazgeçemeyeceğibelirtilmiştir.
Bu durumda, iddianamede belirtilen suç tarihi Ekim - Kasım 2000olup, bu tarihten itibaren suç için öngörülen üç yıllık olağanüstü davazamanaşımı süresi en geç Ekim - Kasım 2003 tarihinde dolmuş bulunduğundan, kamudavası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten öncezamanaşımına uğramıştır.
Bu nedenle, dava zamanaşımının gerçekleşmesiyle itiraz konusukuralın uygulanma olasılığı bulunmadığından, itiraz başvurusunun başvuranmahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Serruh KALELİbu görüşe katılmamıştır.
IV- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilk tümcesinde yer alan "... hapis cezasına..." ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğudavada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurununMahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,Serruh KALELİ'nin karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA, 5.6.2008 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, önünde görülmekte bulunan dava ileilgili olarak 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesinin 1 nolu fıkrasındanın ilktümcesinde yer alan "hapis cezasına" ibaresinin örtülü olarak paracezalarını erteleme olanağından uzaklaştırdığını, bunun ise Anayasa'nın bazımaddelerine aykırı olduğu savını ileri sürmüştür.
Kamu davası, 5680 sayılı Kanun'un 4. maddesi yollaması ile aynıYasa'nın 20/1 ve TCK'nun 119. maddesinden sevk ile açılmıştır.
Mahkememiz, dava konusu fiilin oluş tarihi, sevk maddesininöngördüğü cezaya ilişkin ve de Mahkeme'nin re'sen uygulamak zorunda olacağızamanaşımı sürelerini dikkate alarak, başvuran Mahkeme'nin önünde zamanaşımıgerçekleşmiş, bu nedenle de dava ve dolayısıyla itiraz konusu kuralın uygulamaolanağı bulunmadığı gerekçesi ile "yetkisizlik" nedeniyle davanınreddi kararı vermiştir.
Kararın bu niteliği ile Anayasa Mahkemesi, her türlü yetki vesorumluluğu kendisine ait başvuran Mahkeme'nin adeta yerine geçerek, Anayasa'yaaykırılığı iddia edilen kuralın denetimi yerine, davanın hukuki nitelemesi vesonuca etki edecek içeriğine girmiş, vermiş olması ya da vermesi gereken kararaişaretle, davada uygulanacak kuralın varlığını değerlendirmiştir.
Aslen bu karar başvuran Mahkeme tarafından verilecek ve mahkemeninelinde konusu kalmamış ya da yargılama süreci dışına çıkmış bir dosya içinAnayasa Mahkemesi'ne müracaat etmemiş olacaktır. Ancak; Anayasa Mahkemesi'ninasli görevi bu gibi durumlarda, Mahkemelerin ciddi bulup, Mahkememizegönderdiği, Anayasa'ya aykırı hukuksuzlukları denetimle tespit ve hukukaleminden kaldırmasını temin etmek iken, Mahkemenin karar sonucuna ilişkindüşüncesi yerine kaim bir düşünce ile yerine geçerek, dava konusunda verilecekve mutlak verilmesi gereken bir karara atfen yaptığı yorum ile, Anayasa'yaaykırılığı iddia edilen bir hukuka aykırılığın denetim hakkını ortadankaldırmaktadır.
Bu anlamda, Mahkememizce ortaya çıkan karar Anayasa Mahkemesi'ni,Anayasal denetim organından ziyade Temyiz Mahkemesi sıfatınayakınlaştırmaktadır.
Öyle ki; Mahkememizin getirdiği bakış açısı ile "iki yıl veyadaha az süreli hapis cezalarına erteleme" şeklindeki kural düzenlemeninuygulanacak kural olduğu ve "hapis cezası" ibaresinin Anayasa'yaaykırılığının iddia edildiği davalar da anayasal denetimin hukuksal sonuçverebilmesi için, davanın zamanaşımı süresi dolmadan önce mahkememiz önünegelip denetiminin yapılıp kararının verilmiş olması gereklidir.
Yargılamanın her safhasında ileri sürülüp ya da re'sen incelemeile ciddi bulunup Anayasa Mahkemesi denetimini gönderilebilecek bu iddianın,fiilin ceza süresi ve ilişkin zamanaşımı süresi ile her iki mahkemedekiyargılama ve karar süreleri dikkate alındığında denetim dışında kalması yüksekihtimal dahilindedir. Bu ise Hukuk Devleti ile hukuktaki anayasal aykırılığıngiderilmesini asıl amaç edinen anayasal yargı denetiminin görev ilkesi ileçelişmektedir.
Anayasa Yargısı, başvuran Mahkeme'nin yargısal tasarruf hakkındanbağımsız bir denetim işlevine sahiptir. Uygulanacak kuralın varlığınıAnayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesi gereği arayan AnayasaMahkemesi, kuralı davanın hukuki nitelemesi ile ortaya çıkacak mahkemeyargıcının tasarrufu altındaki sonucuna göre değil, dava konusu olayınsonuçlandırılmasında olumlu ya da olumsuz etki yapacak düzenleme olup olmadığınoktasından değerlendirip kararlaştıracaktır.
Yukarıda izah edilen düşünceler ile çoğunluğun görüşünekatılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ