ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2008/5
Karar Sayısı : 2009/81
Karar Günü : 11.6.2009
R.G. Tarih-Sayı :07.07.2009-27281
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:Siyasi parti kapatma davalarına bakanmahkeme sıfatıyla Anayasa Mahkemesi (E.2008/5) ve (E.2008/6)
İTİRAZIN KONUSU :22.4.1983 günlü, 2820 sayılıSiyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinin, 2.1.2003 günlü, 4778 sayılıKanun'un 12. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının ikinci tümcesininAnayasa'nın 10., 68. ve 69. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Adalet ve Kalkınma Partisi (E.2002/3 SPK) ile Türkiye KomünistPartisi'nin (E.2002/4) kapatılması hakkındaki davalara bakan Anayasa Mahkemesi,8.1.2008 günlü toplantıda, davada uygulayacağı 2820 sayılı Siyasi PartilerKanunu'nun 104. maddesinin, 2.1.2003 günlü, 4778 sayılı Kanun'un 12. maddesiyledeğiştirilen ikinci fıkrasının ikinci tümcesinin iptali için başvurmuştur.
II- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın itiraz konusu tümceyiiçeren 104. maddesi şöyledir:
"MADDE 104- (Değişik 1. fıkra: 4445 - 12.8.1999) Bir siyasipartinin bu Kanunun 101 inci maddesi dışında kalan emredici hükümleriyle diğerkanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halindebulunması sebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, CumhuriyetBaşsavcılığınca re'sen yazı ile başvurulur.
(Değişik 2. fıkra: 4778 - 2.1.2003/m.12)AnayasaMahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesiiçin ilgili siyasi parti hakkında ihtar kararı verir.Bu yazının tebliğitarihinden itibaren altı ay içinde aykırılık giderilmediği takdirde, CumhuriyetBaşsavcılığı o siyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunbırakılması için Anayasa Mahkemesine re'sen dava açabilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz başvurusunda Anayasa'nın 10., 68. ve 69. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, FulyaKANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER,Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılmalarıyla 8.1.2008gününde yapılan toplantıda, görüşülen 2002/3 ve 2002/4 (Siyasi Parti Kapatma)esas sayılarına kayıtlı davalarda, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 104.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci tümcesi Anayasa'nın 10., 68. ve 69.maddelerine aykırı görülerek Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28.maddesi uyarınca esas hakkında bir karar verilmek üzere davaların geribırakılması kararlaştırıldığından, işin esasının incelenmesine oybirliğiylekarar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARI
22.4.1983 günlü, 2820 sayılıSiyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinin 2.1.2003 günlü, 4778 sayılı Yasa iledeğiştirilen ikinci fıkrasının ikinci tümcesinin iptaline karar verilmesiistemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2008/6 esas sayılı davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2008/5 esas sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/5 esas sayılıdosya üzerinden yürütülmesine, 24.1.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kurallarıyla, bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinin birincifıkrasında, bir siyasi partinin bu Kanunun 101. maddesi dışında kalan emredicihükümleriyle diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerineaykırı bulunması sebebiyle o parti aleyhine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıncare'sen Anayasa Mahkemesine başvurulacağı; ikinci fıkrasının birinci tümcesinde,AnayasaMahkemesinin, söz konusu hükümlere aykırılık görmesi halinde bu aykırılığıngiderilmesi için ilgili siyasi parti hakkında ihtar kararı vereceği; itirazkonusu ikinci tümcesinde de, ihtara ilişkin yazının tebliği tarihinden itibarenaltı ay içinde aykırılık giderilmediği takdirde, Cumhuriyet Başsavcılığının osiyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması içinAnayasa Mahkemesine re'sen dava açabileceği öngörülmektedir.
Kuralla, siyasi partiler hakkında 2820 sayılı Yasa'nın 101.maddesi dışındaki emredici hükümlere aykırılık nedeniyle verilen ihtarauymamanın yaptırımı devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunluk olarakbelirlenmekte ve bu yaptırımın uygulanabileceği davayı açma konusundaCumhuriyet Başsavcılığına takdir hakkı tanınmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundaolduğu belirtilmiştir. Bu ilke, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrıkuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasınıengellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme eşitliğe aykırılıkoluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değilhukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmişolmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalarakonulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Ek 1. maddesinin birincifıkrasına göre, bir siyasi partinin devlet yardımından yararlanmaya hakkazanabilmesi için Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili seçimlerine katılmahakkı tanınmış olması ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. maddesindekigeçerli oyların % 10'unu aşması gerekmektedir. Maddenin dördüncü fıkrasıgereğince, bir siyasi parti bu barajı aşamamış olsa da geçerli oyların%7'sinden fazlasını almış ise devlet yardımına hak kazanabilmektedir.Dolayısıyla, bir siyasi partinin devlet yardımından yararlanabilmesi ülkegenelinde belli ölçüde örgütlenme, seçime girme ve girilen seçimden belirlioranda oy alma koşuluna bağlanmıştır. Buna göre, belirtilen koşulları taşımayansiyasi partilerin devlet yardımı alamayacakları açıktır.
İhtara uymayan tüm siyasi partiler için öngörülen "devletyardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma"nın, devlet yardımı almayansiyasi partiler açısından infaz kabiliyetinin olmadığı dikkate alındığında,bunlar açısından geçerli ve işlevsel bir yaptırım olduğu söylenemez. Bu durum,devlet yardımı almayan siyasi partilerin emredici hükümlere aykırıfaaliyetlerinin yaptırımsız kalması sonucunu doğurduğundan, bu tür partilerlehine bir ayrıcalık oluşturur.
Diğer taraftan, 2820 sayılı Yasa uyarınca siyasi partilerinfaaliyetlerini izleme görevi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aitbulunmaktadır. Bu çerçevede emredici kurallara aykırılık halinde ihtar içinAnayasa Mahkemesine başvurulması, ihtar kararına uyulmaması halinde ise, itirazkonusu kural gereğince, yine Anayasa Mahkemesinde dava açılması biçiminde devameden bu görevin tüm siyasal partiler bakımından aynı şekilde yerine getirilmesieşitlik ve tarafsızlık ilkesi gereğidir. Oysa itiraz konusu kuraldaki "açabilir"ifadesiyle, ihtar sonrası dava açılması konusunda Cumhuriyet Başsavcılığınasınırsız bir takdir hakkı tanınarak aynı durumda bulunan siyasi partilerhakkında farklı uygulama yapılmasına yol açılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasanın 10. maddesine aykırıdır,iptali gerekir.
Eşitlik ilkesine aykırı bulunan kuralın Anayasanın 68. ve 69.maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve A. Necmi ÖZLER bu görüşekatılmamışlardır.
VI- SONUÇ
22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 104.maddesinin, 2.1.2003 günlü, 4778 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilenikinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile A. Necmi ÖZLER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,11.6.2009 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu (SPK)'nun 104. maddesinin,4778 sayılı Kanunla değiştirilen ikinci fıkrasının ikinci tümcesinin iptalineilişkin karara aşağıdaki nedenlerle karşıyım:
İptal edilen kural, bir siyasi partinin SPK'nun 101. maddesidışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların emredici hükümlerineaykırılık halinde bulunması sebebiyle o parti aleyhine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca Anayasa Mahkemesine yapılacak başvuru üzerine, Mahkemenin sözkonusu hükümlere aykırılık görerek bu aykırılığın giderilmesi için ilgilisiyasi parti hakkında ihtar kararı vermesi, ancak ihtarın gereğinin altı ayiçinde yerine getirilmemesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, osiyasi partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasıistemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılabileceğini öngörmekteydi.
Kuralın iptaline ilişkin çoğunluk kararında, Devlet yardımındanyoksun bırakılmanın, Devlet yardımı almayan partiler yönünden infaz kabiliyetiolmadığı, bunlar açısından geçerli ve işlevsel bir yaptırım sayılamayacağı, budurumun Devlet yardımı almayan partilerin yasalardaki emredici hükümlere aykırıfaaliyetlerin yaptırımsız kalması sonucunu doğurduğundan, bu tür partilerlehine bir ayrıcalık oluşturduğu, bu nedenle kuralın, Anayasanın 10. maddesineaykırı olduğu belirtilmektedir. İptal gerekçesinde ayrıca, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının Anayasa Mahkemesinde dava açıp açmama konusunda sınırsız birtakdir hakkına sahip bulunduğu, böylece aynı durumda bulunan siyasi partilerhakkında farklı uygulama yapılmasına olanak tanındığı, bunun da eşitlikilkesine aykırı olduğu ifade edilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Devlet yardımı almayan partileryönünden yaptırımın infaz kabiliyeti bulunmadığı tespiti, tartışmalı birhusustur. Devlet yardımı alınması, partinin son genel seçimde aldığı oy oranınagöre belirlenebilecek, değişken bir olgudur. Diğer bir ifadeyle, infazkabiliyeti somut koşullara göre değişebilir. Nitekim her türlü yargıkararlarının infazında da durum farklı değildir. Hürriyeti bağlayıcı bir cezayaçarptırılan kişinin infaza başlamadan evvel veya infaz sırasında kaçmasıhalinde veya infazı engelleyen bir sağlık sorununun ortaya çıkması durumundainfaza, kişinin yakalanması ile veya engelin ortadan kalkması üzerine devamedileceği açıktır. Partiler yönünden de infaz kabiliyetinin mutlak değildeğişken olduğunu şu şekilde bir örnekle açıklamak mümkündür: Devlet yardımıalmak için gerekli %7 oy oranına ulaşamamış olan (X) Partisinin emredicihükümlere aykırı eylemlerinden dolayı 2009 yılında Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulduğunu varsayalım. AnayasaMahkemesinin, istem doğrultusunda ihtar kararı verdiğini ve aykırılığıngiderilmesi için verilen altı aylık sürenin sonunda ihtarın gereği yerinegetirilmediğinden, Başsavcılığın Anayasa Mahkemesine dava açtığını, ancak davasonuçlanmadan 2011 yılında genel seçim yapıldığını ve partinin oy oranının%7'nin üzerine çıktığını düşünelim. Bu durumda parti, Devlet yardımına hakkazanacağından, verilecek kararın infazı da kabil olacaktır. Halbuki 2009yılındaki duruma göre partinin ihtara uymaması halinde nasıl olsa yaptırımuygulanmayacağı düşüncesiyle dava açılmamış olursa, emredici hükümlere aykırıeylemlerinin varlığına ve yaptırımın infaz kabiliyeti olmasına rağmen, parti cezasızkalacaktır. Böyle bir durumu hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırmak mümkündeğildir. SPK'nun 104. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci tümcesi bu türolasılıklara da cevap veren bir kural iken, bunun iptali üzerine hukuki boşlukdoğması isabetli olmamıştır.
Devlet yardımı almayan partilerin emredici hükümlere uymamalarıhalinde bunlar için herhangi bir yaptırımın yasalarda yer almadığı, bu nedenleDevlet yardımı almayanlar lehine eşitsizlik yaratıldığı düşüncesine de katılmakmümkün değildir. SPK'nun 111. maddesinin 4778 sayılı Kanunun 13. maddesiyledeğiştirilen (d) bendinde;
"104 üncü maddeye göre verilen ihtar kararının gereğiniyerine getirmeyerek partiyi Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunbırakan sorumlular ileDevlet yardımından faydalanmayan siyasi partilerinsorumlularıhakkında üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası verilir"
denilmektedir.
Buna göre, Devlet yardımı almayan partinin tüzel kişiliğine herne kadar bir yaptırım uygulanmıyorsa da, partinin sorumluları için yaptırımöngörülmesi partinin siyasi kimliğini ve seçmen nezdindeki görünümünüetkileyecek olması itibariyle, parti tüzel kişiliğini de ilgilendirmektedir.Siyasi partilerin tüzel kişiliklerinin, o partinin organlarını oluşturan gerçekkişilerden bağımsız ve soyut olarak düşünülmesi, siyaset kurumunun doğasıgereği, mümkün değildir. Bu nedenle, emredici hükümlere aykırı davranan, buyüzden ihtar alan, ihtarı yerine getirmeyen partinin tekrar yasalara saygılıçerçevede siyaset yapmaya zorlanması için parti sorumlularına karşı öngörülenbu yaptırım, ilgili parti için de dolaylı bir yaptırım oluşturmaktadır.
Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, birbirininaynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklıdüzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikihlal edilmiş olmaz. Buna göre, SPK'nun 104. maddesine göre verilen ihtarkararının gereğini yerine getirmeyen parti sorumluları arasında, partilerininDevlet yardımından yararlanıp yararlanmaması yönünden bir fark yoktur. Devletyardımı alan partilerle almayan partiler ise farklı durumda olduklarından,aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Ne var ki, çoğunluk kararında, Devlet yardımı alan partilerlealmayan partiler aynı konumda kabul edilerek, iptali istenen kuralın, Devletyardımı almayan partiler bakımından bir"ayrıcalık"oluşturduğunahükmedilmiştir.
Yasalarda öngörülmüş belli koşullarla yararlanılabilecek birhaktan veya olanaktan yararlanamayanların, sadece o haktan yararlananlarauygulanabilecek kimi yaptırımlara da çarptırılmayacak olmasının bir"ayrıcalık" olarak tanımlanması kayda değer bir hukuki görüş olup, yargıiçtihatlarına sıkça rastlanan bir durum değildir. Bu nedenle,"ayrıcalığa" yol açan yardım alamama halinin eşitlik ilkesikarşısındaki durumuna da bakmakta yarar vardır. Siyasi partilerin Devletyardımından yararlanabilmesi için öngörülen %7'lik barajın Anayasanın 10.maddesine aykırılığı savıyla iptali isteminin reddine ilişkinE:2008/42,K:2008/167sayılı Anayasa Mahkemesi kararında;
" ... Devlet yardımının hangi ölçütleri yerine getirensiyasi partilere verileceği hususu ile bu ölçütleri yerine getiren partilerinhangi oranda Devlet yardımı alabileceği yasa koyucu tarafındanbelirlenecektir."denildikten sonra"seçimlere katılabilmekoşullarını sağlayamayan veseçimlere katıldığı halde aldığı oyla yeterlioranda seçmen kitlesiningüvenini kazanamadığı anlaşılan bir siyasi partininmilli iradenin oluşumuna, daha büyük seçmen kitlesinin güvenini kazanan güçlüpartiler gibi katkıda bulunacağı düşünülemez.Dava konusu düzenlemeylepartilerin büyüklük ve güçlerine göre demokratik siyasi hayata katkıları ölçütolarak dikkate alınmak suretiyle devlet yardımından yararlanmalarıöngörülmüştür"gerekçesiyle kuralın Anayasanın 10. maddesindeki eşitlikilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu karardan anlaşıldığına göre, milli iradenin oluşumuna katkıdabulunan büyük ve güçlü partilerle, seçmen kitlesinin güvenini kazanıp yeterlioy alamamış küçük partiler farklı konumda olduklarından, Devlet yardımındanyararlanma konusunda aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Milli iradenin oluşumuna katkı sağlayacak oranda oy almanınDevlet yardımından faydalanma konusunda bir ölçüt sayılacağı ve bunun yasakoyucunun takdir alanı içinde bulunduğu kabul edildiği takdirde, milli iradeninoluşumuna katkı sağlayacak oranda oy alan ve alamayan partilerin, emredicihükümlere aykırılık halinde de farklı yaptırımlarla karşılaşmasını öngörendüzenlemeler yapılmasının, keza yasa koyucunun takdir alanı içinde bulunduğunukabul etmek gerekir. Yasa koyucu, küçük ve siyasi etkinliği az olan partilerinemredici kurallara aykırı davranmaları halinde, parti tüzel kişiliğinin ayrıcacezalandırılmasında zorunluluk görmeyebilir. Nitekim SPK'nun 104. maddesindekiiptal edilen kural ve kuralın öngördüğü halin sorumlusu olan parti yetkililerininhapis cezasına çarptırılmalarına ilişkin 111. maddedeki değişiklikler, 2.1.2003günlü, 4778 sayılı Yasa'nın 12. ve 13. maddeleriyle, aynı düzenlemeninbütünlüğü içinde gerçekleştirilmiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi çoğunluğu bu kez, partilerinkarşılaşacakları yaptırımlar yönünden aralarında eşitlik olması gerektiğinikabul etmiş ve "milli iradenin oluşumuna katkı yapamayan" partilerinfarklı durumlarını dikkate almaksızın, bunların yine aynı ölçüte göre yararlanamadıklarıDevlet yardımının alınmayışının "ayrıcalık" yarattığı düşüncesiylehüküm kurulmuştur. Burada 2008/167 sayılı kararla ciddi bir çelişki oluştuğuaçıktır.
İptal kararında ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının davaaçmakta sınırsız bir takdir hakkı olduğu, bu nedenle aynı durumda bulunansiyasi partiler hakkında farklı uygulamalar yapılabileceği belirtilmektedir. Budüşüncelere de katılmak mümkün değildir. Başsavcının bu konudaki takdir hakkınıkullanırken sübjektif ölçütlere göre değil, dava açmanın kamuya, Anayasaldemokratik düzene, siyasi partilerin hukuka uygun faaliyet göstermesi ilkesinesağlayacağı pratik yarar ve demokratik hukuk düzeni bakımından olasısonuçlarına göre hareket edeceği açıktır. Bu bağlamda ihtar kararını yerinegetirmeyen partinin esasen dağılma sürecine girmiş veya kendini feshetme kararıalmış olması gibi hallerde dava açmanın bir yarar getirmeyeceği, buna karşılıkoy oranı az olmasına rağmen önemli etkinliği bulunan bir başka parti bakımındanfarklı düşünülebileceği anlaşılmaktadır. Bu konularda Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısına takdir hakkı verilmesinin Anayasaya aykırılığından söz edilemez.
Kaldı ki, Cumhuriyet savcılarının, şikayete bağlı suçlardayeterli delil olsa bile bazı koşulların varlığı halinde dava açılmamasınınşüpheli ve toplum açısından daha yararlı olacağı nedeniyle kamu davasıaçmayabileceğine ilişkin"kamu davasının açılmasının ertelenmesi"kurumunuiçeren, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesine 5560 sayılıyasanın 22. maddesiyle eklenen (2), (3), (4) ve (5) numaralı fıkraların iptaliistemini Anayasa Mahkemesi,E:2007/14, K:2009/48sayılı kararı ilereddetmiş, savcılara bu tür bir takdir hakkı verilmesinde Anayasaya aykırılıkgörmemiştir. Hal böyle iken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına kendi görev veyetkileri kapsamında takdir hakkı verilmesinde Anayasaya aykırılık görülmesidiğer bir çelişkidir.
Bu nedenlerle karara katılma olanağı görmemekteyim.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYGEREKÇESİ
Anayasa'nın 69. maddesinin;
- Beşinci fıkrasında bir siyasi partinin tüzüğü ve programının68. maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temellikapatılmasına karar verileceği,
- Altıncı fıkrasında siyasi partilerin 68. maddenin dördüncüfıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak,onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi'ncetespit edilmesi halinde karar verileceği,
- Yedinci fıkrasında "yukarıdaki fıkralara göre temellikapatma yerine dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partininDevlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar"verilebileceği,
Öngörülmüştür. Buna göre, Anayasa'da, belirtilen kapatmanedenleri bakımından temelli kapatma veya Devlet yardımından yoksun bırakmaolmak üzere seçenekli yaptırım öngörülmüş olmaktadır.
- Onuncu fıkrasında, yabancı devletlerden, uluslararasıkuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddiyardım alan siyasi partilerin temelli kapatılacağı belirtilmiştir. Bu kapatmanedeni bakımından başka bir yaptırım kabul edilmemiştir.
Maddede, siyasi partilerin kapatılma nedenleri ve yaptırımı buşekilde düzenlendikten sonra son fıkrada, "Siyasi partilerin kuruluş veçalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veyatamamen yoksun bırakılmaları ile siyasi partilerin ve adayların seçimharcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunladüzenlenir." denilmiştir.
Maddenin düzenleniş biçimi ile yedinci fıkrasında"yukarıdaki fıkralara göre", son fıkrada ise "yukarıdaki esaslarçerçevesinde" şeklindeki atıflar birlikte değerlendirildiğinde;Anayasa'da, siyasi partilerin kapatılma nedenlerinin ve siyasi partilereuygulanacak yaptırımların kesin olarak belirlendiği, bunlar dışında yasakoyucuyason fıkrada belirtilen hususlarda takdir yetkisi tanındığı ve bununsınırlarının çizildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, Devlet yardımındankısmen veya tamamen yoksun bırakma yaptırımı, yedinci fıkra uyarınca kapatmayaptırımı yerine ve siyasi partilerin diğer eylemleri yönündenöngörülebilecektir.
İtiraz konusu kuralda, yasaların emredici hükümlerine aykırıdavranan ve Anayasa Mahkemesi'nin bu aykırılığın giderilmesi için verdiği ihtarkararına rağmen yazının tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde aykırılığıgidermeyen siyasi parti için Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunbırakma yaptırımı öngörülmüştür.
İtiraz konusu kural, yaptırımın uygulanması yönünden siyasipartiler arasında bir ayırım içermediğinden herhangi bir siyasi partiyeayrıcalık tanındığı kabul edilemez. Yaptırım kararı verildikten sonra bununyerine getirilmesi ise, infaza ilişkin bir sorundur. Zira, siyasi partilerinhazine yardımından ne ölçüde yararlandırılacakları, yardımdan bütün siyasipartilerin yararlanıp yaralanamayacakları, yasakoyucunun bu konudaki takdirinegöre farklılık gösterebilmektedir. Bu husustaki Anayasa'ya aykırılık iddiaları,Anayasa Mahkemesi'nin 30.7.2007 tarih ve 2007/59-75 sayılı, 20.11.2008 tarih ve2008/42-167 sayılı kararları ile reddedilmiştir. Ayrıca, siyasi partilerin deyapılacak seçimlerde yardımdan yararlanma koşullarını kaybetmeleri veyakazanabilmeleri mümkündür.
Öte yandan Yasakoyucu yalnız siyasi parti hakkındaki yaptırımlayetinmemiş, ayrıca, Siyasi Partiler Kanunu'nun 111. maddesinin (d) bendinde,ihtar kararının gereğini yerine getirmeyerek partiyi Devlet yardımından kısmenveya tamamen yoksun bırakan sorumlular ile Devlet yardımından faydalanmayansiyasi partilerin sorumluları hakkında üç aydan altı aya kadar hafif hapiscezası verileceğini (5252 sayılı Yasa'nın 7. maddesi uyarınca idari paracezasına dönüşmüştür) ve son fıkrada ise tekerrür halinde cezanın yarınispetinde artırılacağını hükme bağlamıştır.
Yasakoyucunun, Anayasa'nın 69. maddesinde 3.10.2001 tarih ve 4709sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerden sonra Siyasi Partiler Kanunu'nda gerektüzel kişilik gerek parti sorumluları hakkında öngördüğü bu düzenlemeler ilesiyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu dagözeterek adil bir hukuk düzeni kurmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Buyaklaşımın, Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesi dışında kalan emredicihükümleriyle, diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerineaykırılık hallerinin niteliklerinin farklılığı nedeniyle, her durumda Devletyardımından yoksun bırakılma davası açılmasını uygun görülmemesi nedeniyle bununtakdirini Yargıtay Başsavcılığına bırakmasında da benimsendiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'ya aykırıolmadığından aksi yöndeki karara katılmadım.
Üye
A. Necmi ÖZLER