ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/56
Karar Sayısı : 2011/58
Karar Günü : 30.3.2011
R.G. Tarih-Sayı :28.12.2011-28156
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet (CumhuriyetHalk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY, K. KemalANADOL ile Kemal KILIÇDAROĞLU
İPTAL DAVASININ KONUSU: 17.4.2008 günlü, 5754sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun veKanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 1. maddesiyle, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalarve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasınındeğiştirilen (29) numaralı bendinin,
2- 17. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 29.maddesinin ikinci fıkrasının,
3- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin,
4- 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı altbentlerinin,
5- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 60.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yeralan '' ve (c) '' ibaresinin,
6- 64. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 106.maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinin,
7- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesinin birinci fıkrasının '' 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında '' bölümünün,
8- 3. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesine eklenen (g)bendinin,
9- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (h) bendinin,
10- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 6.maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (k) bendinin,
11- 21. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un 34. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (a) bendinde yer alan'' veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması ''ibaresinin,
12- 30. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 50. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinin,
13- 31. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesine ikincifıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,
14- 35. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 55.maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının,
15- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin,
16- 41. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 64. maddesinin birincifıkrasına eklenen (c) bendinin,
17- 46. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un 76. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasının son cümlesinin,
18- 58. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un 98. maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,
19- 61. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 103.maddesinin,
20- 73. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'aeklenen Geçici 20. maddesinin birinci fıkrasının,
21- 80. maddesiyle değiştirilen, 24.2.1983günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin,
Anayasa'nın 2., 7., 10., 17., 56., 60., 88., 95., 128. ve 153.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
1- 1. maddesiyle, 5510 sayılı Kanunu'nun 3. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (29) numaralı bendi şöyledir:
'Tanımlar
MADDE 3- Bu Kanunun uygulanmasında;
'
29) Güncelleme katsayısı: Her yılın Aralık ayına göre Türkiyeİstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatlarıgenel indeksindeki değişim oranının % 100'ü ile sabit fiyatlarla gayri safiyurtiçi hasıla gelişme hızının % 30'unun toplamına (1) tam sayısının ilâveedilmesi sonucunda bulunan değeri,
ifade eder.'
2- 17. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu fıkranın da yer aldığı 29. maddesi şöyledir:
'Yaşlılık aylığının hesaplanması
MADDE 29- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının(a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendinegöre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarakçalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecekortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunantutardır.
Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esaskazancının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadargeçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerekbulunan kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiili hizmet süresizammı hariç toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplananortalama günlük kazancın otuz katıdır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölümsigortalarına tâbi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarakdikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'ı geçemez.
28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hakkazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme günsayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün primödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiylehesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarıncatespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için isetoplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar içinbu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarakuygulanır.
Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılınilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasınagöre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadarartırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikleOcak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklarauygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıçtarihindeki aylığı hesaplanır.'
3- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu bendin de yer aldığı Geçici 2. maddesi şöyledir:
'Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlikkanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı
GEÇİCİ MADDE 2 ' Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı,17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926sayılı kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıkları aşağıdaki şekildehesaplanır:
a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçensürelerdeki prim ödeme gün sayılarına veya fiili hizmet süresine ait aylık; buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanun hükümlerine göre, aylık taleptarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı veya fiili hizmet süresi üzerinden, buKanunun yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacak aylığının bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı veya fiili hizmet süresi ileorantılı bölümü, aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşengüncelleme katsayısı ile çarpılarak hesaplanır.
b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçensürelerdeki prim ödeme gün sayılarına ait aylığı, aylık talep tarihindekitoplam prim ödeme gün sayısı üzerinden 29 uncu madde hükümlerine görehesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme günsayısına orantılı bölümü kadardır. Ancak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenönce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığıbağlama oranının hesabında, sigortalının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 günetamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınır.
c) Aylık, (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanan kısmî aylıklarıntoplamından oluşur. Aylıklar ayrıca 29 uncu maddenin son fıkrasına göreartırılarak belirlenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17/7/1964 tarihli ve506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin (a) bendine göre gösterge sistemiiçinde hesaplanacak kısmî aylıklara esas gösterge, sigortalıların ortalamayıllık kazanç hesabına giren takvim yılı sayısı esas alınmak suretiylehazırlanacak olan gösterge ve üst gösterge tespit tabloları esas alınarakbelirlenir.
Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen sürelere ilişkin aylığınhesabında esas alınan asgari aylık tutarı ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılıKanunun geçici 82 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen eski tamaylık tutarı, toplam prim ödeme gün sayısı içinde bu Kanunun yürürlük tarihinekadar geçen prim ödeme gün sayısının oranına tekabül eden tutar üzerinden esasalınır.
Yurt dışı hizmet borçlanması yapanların aylıkları da yukarıdabelirtilen fıkralara göre hesaplanır.
Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)bentleri kapsamında sigortalı sayılanlardan, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenönce ilgili kanun hükümleri ile bu madde hükümlerine göre yaşlılık aylığıbağlandıktan sonra çalışmaya başlaması nedeniyle aylıkları kesilenlerden, iştenayrılarak yeniden yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunanlarınyeni aylıkları, bu Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre hesaplanır.
Malûllük ve ölüm aylıkları, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılar için yukarıdaki fıkralardabelirtilen hükümler, (b) bendi kapsamındaki sigortalılar için ise bu Kanununyürürlük tarihinden önceki hükümlere göre esas alınan süreler dikkate alınarak27 nci veya 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçiolup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebindebulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilensigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esasalınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespitolunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır.Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanuna göre5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncümaddesi kapsamına girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b)bentleri esas alınır. (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun,bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçensüreler hariç, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir.Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabisandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esasalınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.'
4- 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un dava konusubentlerin de yer aldığı 4. maddesi şöyledir:
'Sigortalı sayılanlar
MADDE 4- Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulamasıbakımından;
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafındançalıştırılanlar,
b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızınkendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;
1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veyabasit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,
2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlıolanlar,
3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları,sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğerşirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,
4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,
c) Kamu idarelerinde;
1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan,kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendikapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,
2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabiolmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendikapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılıDevlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,
sigortalı sayılırlar.
Birinci fıkranın (a) bendi gereği sigortalı sayılanlara ilişkinhükümler;
a) İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerininbaşkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler,
b) Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film,tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel,dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarındaçalışanlar ile düşünürler ve yazarlar,
c) Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyalgüvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancıuyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar,
d) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının KorunmasıHakkında Kanuna göre çalıştırılanlar,
e) 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunundabelirtilen umumî kadınlar,
f) Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda ustaöğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görevverilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (C)bendi kapsamında çalıştırılanlar,
hakkında da uygulanır.
Birinci fıkranın (b) bendi gereği sigortalı sayılanlara ilişkinhükümler; 10/7/1953 tarihli ve 6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanuna tabijokey ve antrenörler hakkında da uygulanır.
Birinci fıkranın (c) bendi gereği sigortalı sayılanlara ilişkinhükümler;
a) Kuruluş ve personel kanunları veya diğer kanunlar gereğinceseçimle veya atama yoluyla kamu idarelerinde göreve gelenlerden; bu görevlerisebebiyle kendilerine ilgili kanunlarında Devlet memurları gibi emeklilik hakkıtanınmış olanlardan hizmet akdi ile çalışmayanlar,
b) Başbakan, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,belediye başkanları, il encümeninin seçimle gelen üyeleri,
c) Birinci fıkranın (c) bendi kapsamında iken, bu kapsamdakikişilerin kurduğu sendikalar ve konfederasyonları ile sendika şubelerininbaşkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenlerden aylıksız izne ayrılanlar,
d) Harp okulları ile fakülte ve yüksek okullarda, Türk SilâhlıKuvvetleri hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askerî öğrenciolanlar ile astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay naspedilmek üzere temelaskerlik eğitimine tâbi tutulan adaylar,
e) Polis Akademisi ile fakülte ve yüksek okullarda, Emniyet GenelMüdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet GenelMüdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler,
hakkında da uygulanır.
Dördüncü fıkranın (d) ve (e) bentlerinde belirtilen okullarıtamamlamadan ayrılanlar ile bu okulları tamamlamalarına rağmen görevlerinebaşlamadan ayrılanların, bu okullarda geçen eğitim sürelerisigortalılıklarından sayılmaz.
Bu Kanunun kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin hükümleri bumaddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara bukapsamda oldukları sürece uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.'
5- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu ibarenin de yer aldığı 60. maddesi şöyledir:
'Genel sağlık sigortalısı sayılanlar
MADDE 60- İkametgahı Türkiye'de olankişilerden;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalısayılan kişiler,
2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,
b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,
c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalısayılmayanlardan;
1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğanhakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve verilerkullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylıktutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,
2) Vatansızlar ve sığınmacılar,
3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç,Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunhükümlerine göre aylık alan kişiler,
4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası VerilmişBulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunhükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler,
5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet TertibiAylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve AylıkBağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve ÇocukEsirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyonhizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler,
8) Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunukapsamında aylık alanlar,
9) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncümaddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilen kişiler ile aynı Kanunun ek 16ncı maddesine göre aylık alan kişiler,
10) 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve AvrupaŞampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık BağlanmasıHakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma iznialmış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındasigortalı olmayan kişiler,
e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizliködeneği ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılankişiler,
f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyalgüvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler,
g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlıksigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar,
genel sağlık sigortalısı sayılır.
6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (f), (g), (h),(ı) ve (k) bentlerinde sayılanların öncelikle, genel sağlık sigortalısınınbakmakla yükümlü olduğu kişi olup olmadığına bakılır. Genel sağlıksigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi ise tescili yapılmaz. Aksi takdirdebirinci fıkra hükümlerinden durumuna uyan bende göre genel sağlık sigortalısısayılır. Birinci fıkranın (f) bendi kapsamında gelir alması nedeniyle genelsağlık sigortalısı sayılanlar, aynı zamanda diğer bentler gereği de genelsağlık sigortalısı sayılması halinde (f) bendi dışındaki bentler kapsamındagenel sağlık sigortalısı sayılır.
6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d), (e) ve (l) bentlerikapsamında olanlar, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde bulunanhükümlü ve tutuklular, birinci fıkranın (d) bendi kapsamına girenlerden Türkiye'debir yıldan kısa süreyle yerleşik olanlar, (f) bendi kapsamında olup mülga30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı kanunlaragöre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye'de ikamet etmeyenlergenel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğukişi sayılmazlar.
Birinci fıkranın (d) ve (g) bentlerinin uygulanmasında evliolanlar için, eşlerden hangisinin bu maddeye göre genel sağlık sigortalısı,hangisinin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağının tespiti kendi tercihlerinebırakılır. Diğer bentler gereği eşlerin her ikisinin de genel sağlıksigortalılık şartlarının oluşması halinde her ikisi de ayrı ayrı genel sağlıksigortalısı sayılır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalısayılanlardan, ilgili kanunları gereğince bir yıldan fazla aylıksız izinkullanan eşler, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişisayılır.
Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendiile 80 inci maddede belirtilen aile; aynı hane içerisinde yaşayan eş, evliolmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşur.
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göreüniversitelerde yükseköğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler,yükseköğrenimlerinin devam ettiği sürelerle sınırlı olarak birinci fıkranın (d)bendindeki ve 52 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki şartlararanmaksızın, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç altsınırının 30 günlük tutarı üzerinden kendilerince genel sağlık sigortası primiödenmek suretiyle genel sağlık sigortalısı olurlar. Ancak bunlardan kamuidareleri, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar, kamu yararına faaliyet gösterendernekler ile vergi muafiyeti tanınan vakıflar tarafından tam burs sağlanan veYükseköğretim Kurulu tarafından ayrılan kontenjanlar dâhilinde yükseköğrenimgören yabancı uyruklu öğrenciler genel sağlık sigortalısı sayılmaz ve bunlarınsağlık giderleri 2547 sayılı Kanunun 46 ncı ve 47 nci maddeleri çerçevesindeüniversitelerin bütçelerine konulacak ödenekten karşılanır.
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarıncaavukatlık stajı yapmakta olanlardan bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısıveya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile sınırlıolmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel sağlıksigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri Kanunun 82 ncimaddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlüktutarının % 6'sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir.'
6- 64. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu bendin de yer aldığı 106. maddesi şöyledir:
'Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 106 ' 1) 17/7/1964 tarihli ve 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 142 ve 143 üncü, ek 36 ncı, geçici 20 nci,geçici 81 inci ve geçici 87 nci maddeleri hariç diğer maddeleri,
2) 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve DiğerBağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 83, 84, geçici 10 uncuve ek geçici 6 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri,
3) 29/8/1977 tarihli ve 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve SosyalGüvenlik Yasasının 5 inci maddesi,
4) 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına veHesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu,
5) 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik KurumlarınaTabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun,
6) 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri SosyalSigortalar Kanununun 1 ilâ 5 inci, 13 ilâ 17 nci, 24 üncü, 33 üncü ve 35 incimaddeleri,
7) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 107nci, 209 uncu ve ek 22 nci maddeleri,
8) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanununun 12 ilâ 19 uncu maddeleri, 23 üncü maddesi, 30 ilâ 39 uncumaddeleri, 41 ilâ 55 inci maddeleri, 57 ilâ 59 uncu maddeleri, 61 ilâ 64 üncümaddeleri, 66 ilâ 71 inci maddeleri, 72 nci maddesinin birinci, ikinci veüçüncü fıkraları, 73 ilâ 80 inci maddeleri, 82 ilâ 88 inci maddeleri, 90 ilâ100 üncü maddeleri, 102 nci maddesi, 104 ilâ 124 üncü maddeleri, 127 ilâ 129uncu maddeleri, 131 ilâ 135 inci maddeleri, ek 2 ilâ ek 4 üncü maddeleri, ek 8ve ek 9 uncu maddeleri, ek 11 inci maddesi, ek 13 ilâ ek 19 uncu maddeleri, ek21 ilâ ek 23 üncü maddeleri, ek 25 ilâ ek 27 nci maddeleri, ek 29 ve ek 30 uncumaddeleri, ek 31 inci maddesinin (a) ve (b) bentleri, ek 32 ilâ ek 39 uncumaddeleri, ek 46 ila ek 49 uncu maddeleri, ek 56 ve ek 57 nci maddeleri, ek 59uncu maddesi, ek 67 ilâ ek 70 inci maddeleri, ek 72 ilâ ek 76 ncı maddeleri, ek78 inci maddesi, ek 80 inci maddesi, geçici 8 inci maddesi, geçici 15 incimaddesi, geçici 16 ncı maddesi, geçici 54 üncü, geçici 65 inci, geçici 85 inci,geçici 86 ncı, geçici 88 inci, geçici 96 ilâ geçici 98 inci, geçici 103 üncü,geçici 104 üncü, geçici 109 ilâ geçici 113 üncü, geçici 115 ilâ geçici 118inci, geçici 120 nci, geçici 139 ilâ geçici 140 ıncı, geçici 146 ncı, geçici147 nci, geçici 150 ilâ geçici 151 inci, geçici 153 üncü, geçici 157 nci,geçici 159 uncu, geçici 161 ilâ geçici 166 ncı, geçici 170 inci, geçici 171inci, geçici 173 üncü, geçici 176 ncı, geçici 180 inci, geçici 182 ilâ geçici186 ncı, geçici 190 ilâ geçici 192 nci, geçici 195 ilâ geçici 200 üncü, geçici203 üncü, geçici 204 üncü, geçici 207 nci ve geçici 208 inci, geçici 210 ilâgeçici 212 nci, geçici 216 ncı, geçici 218 ilâ geçici 220 nci, ek geçici 1inci, ek geçici 2 nci, ek geçici 7 nci, ek geçici 8 inci, ek geçici 11 inci, ekgeçici 19 uncu, ek geçici 20 nci, ek geçici 22 nci ve ek geçici 23 üncümaddeleri,
9) 1/10/1992 tarihli ve 3841 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi,24/11/1994 tarihli ve 4049 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ve 13/6/2001tarihli ve 4677 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi,
10) 14/1/1988 tarihli ve 311 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlileri ile İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunHükmünde Kararnamenin geçici 3 üncü maddesi,
11) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun50 nci maddesinin beşinci fıkrası ile altıncı fıkrasının ikinci cümlesi ve 56ncı maddesinin (c) fıkrası,
12) 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 186 ilâ188 inci ve 191 inci maddeleri,
13) 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 201 ilâ203 üncü maddeleri,
14) 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri TemelKanununun 3 üncü maddesinin (d) bendi ile geçici 3 üncü maddesi,
15) 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi TeşebbüsleriPersonel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 ncimaddesindeki 'resmî ve özel sağlık kuruluşlarında ayakta ve yatarak tedavileriile' ibaresi,
16) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanununun 89uncu maddesi,
17) 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetlerive Milli İstihbarat Teşkilâtı Kanununun 18 inci maddesi,
18) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan 've tedaviettirilirler' ile (g) bendinde yer alan 've tedavileri yaptırılır' ibaresi,
19) 23/4/1981 tarihli ve 2453 sayılı Yurt Dışında GörevliPersonele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasında yer alan 'ile yaralanan veya sakat kalanlarıntedavi giderleri' ibaresi,
20) 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir AfetlerDolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 10 uncumaddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları,
21) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç,Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 7 ncimaddesi,
22) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası VerilmişBulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunun2 nci maddesinin ikinci fıkrası,
23) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 18 incimaddesinin (c) bendi ile 20 nci maddesi,
24) 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Kanunun 7 nci, 11 inci, geçici1 ilâ geçici 4 üncü maddeleri ile aynı Kanunda geçen 'döviz' ibareleri,
25) 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi,
26) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 65 incimaddesinin beşinci fıkrasında yer alan 'Kısa çalışma ödeneği aldığı süre içindeişçinin hastalık ve analık sigortasına ait primler İşsizlik Sigortası Fonutarafından 2/3 oranında Sosyal Sigortalar Kurumuna aktarılır. Bu primler,sigorta primlerinin hesabında esas alınan en alt kazanç sınırı üzerindenhesaplanır.' Cümleleri,
27) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici23 üncü maddesi,
yürürlükten kaldırılmıştır.
18/6/1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanun 1/1/2012 tarihinde, 506sayılı Kanunun ek 36 ncı ve geçici 20 nci maddeleri ise bu Kanunun geçici 20nci maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlüktenkaldırılmıştır.'
7- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu bölümün de yer aldığı Geçici 1. maddesi şöyledir:
'Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçişhükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılıTarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf veSanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunlamülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal SigortalarKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında kabul edilir.
17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı,17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğerödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göreödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıklarındurum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yenidenbağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleriuygulanır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17/7/1964 tarihli ve506 sayılı ve 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı kanunlara göre ödenmekte olansosyal yardım zammı ile telafi edici ödeme tutarları, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihte ödenen tutarlar esas alınarak, ilgililerin gelir ve aylıklarınailâve edilerek ödenir. Sosyal yardım zammının ilavesinde tamamı dağıtılacakşekilde, hak sahiplerinin gelir ve aylıklardaki hisseleri esas alınır.
Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)bentlerine göre sigortalı sayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olanaylık ve gelirler, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre artırılır.
506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı kanunlar kapsamında geçensigortalılık süresi fiili hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı, genel sağlıksigortasının uygulanmasında gerekli olan sigortalılık süresi ve prim ödeme günsayılarında dikkate alınır.'
8- 3. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un dava konusu bendin de yeraldığı 5. maddesi şöyledir:
'Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar
MADDE 5- Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından aşağıdasayılan kişiler hakkında uygulanacak sigorta kolları şunlardır:
a) Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte, ceza infaz kurumları iletutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerdeçalıştırılan hükümlü ve tutuklular hakkında, iş kazası ve meslek hastalığı ileanalık sigortası uygulanır ve bunlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)bendi kapsamında sigortalı sayılırlar.
b) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunundabelirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrencilerhakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslekliselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulanöğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarakkısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82 ncimaddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katındanfazla olmayanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortasıuygulanır. Bu bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendikapsamında sigortalı sayılırlar ve bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişidurumunda olmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleriuygulanır.
c) Harp malûlleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve AylıkBağlanması Hakkında Kanuna göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış malûllerden,4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalıolarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez. 3713 sayılı Kanuna göreaylık bağlanmış malûller ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiylevazife malûllüğü aylığı alan er ve erbaşların, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının(c) bendi kapsamında sigortalı olmaları halinde de aylıkları kesilmez.Aylıkları kesilmeksizin 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaçalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, 4 üncü maddenin birincifıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar hakkında ise iş kazası vemeslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. İş kazası ve meslek hastalığısigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayıistemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren, haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır. Bufıkra kapsamına girenlerden ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.
d) (Mülga: 17/4/2008-5754/3 md.)
e) Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme,geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler, 4 üncü maddenin birincifıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar ve bunlar hakkında işkazası ve meslek hastalığı sigortası ile bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişidurumunda olmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleriuygulanır.
f) (Mülga: 17/4/2008-5754/3 md.)
g) Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde işüstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülenTürk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalısayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlıksigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarınatabi olmak istemeleri halinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye'deyasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilenşartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bukapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genelsağlık sigortası primi alınmaz. '
9- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un dava konusu bentlerin de yeraldığı 6. maddesi şöyledir:
'Sigortalı sayılmayanlar
MADDE 6- Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigortakolları hükümlerinin uygulanmasında;
a) İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi,
b) Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil budereceye kadar hısımlar arasında ve aralarına dışardan başka kimsekatılmaksızın, yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,
c) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarakçalışanlar hariç),
d) Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ileyedek subay okulu öğrencileri,
e) Yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve okuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkedesosyal sigortaya tâbi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına vehesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyalgüvenlik mevzuatına tâbi olanlar,
f) Resmî meslek ve sanat okulları ile yetkili resmî makamlarınizniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve yüksek okullarda fiilen normaleğitim süreleri içinde yapılan, tatbikî mahiyetteki yapım ve üretim işlerindeçalışan öğrenciler,
g) Sağlık hizmet sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olanveya rehabilite edilen, hasta veya malûller,
h) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğisigortalı sayılması gerekenlerden 18 yaşını doldurmamış olanlar,
ı) Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamındasayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmetakdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabınabağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyetgelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarınaylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç altsınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardantalepte bulunanlar, (1)
j) (Mülga: 17/4/2008-5754/4 md.)
k) Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelirvergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlardan, aylıkfaaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalantutarı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunubelgeleyenler,
l) Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilen vetemsilciliğin bulunduğu ülkede sürekli ikamet izni veya bu devletinvatandaşlığını da haiz bulunan Türk uyruklu sözleşmeli personelden, bulunduğuülkenin sosyal güvenlik kurumunda sigortalı olduğunu belgeleyenler ile kamuidarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilen sözleşmeli personelinuluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri çerçevesinde ve temsilciliğinbulunduğu ülkenin ilgili mevzuatının zorunlu kıldığı hallerde, işverenleritarafından bulunulan ülkede sosyal sigorta kapsamında sigortalı yapılanlar, (2)
4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.
(h) bendinin uygulanmasıyla ilgili olarak, bir meslek veya sanatokulunu bitirenlerden, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunuhükümlerine göre mahkemece ergin kılınmak suretiyle, öğrenimleriyle ilgiligörevlerde çalışanlar hakkında 18 yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (ı) bendinin uygulanmasında, Türkiye ZiraatOdaları Birliğinin görüşü alınır.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.'
10- 21. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un dava konusu ibarenin de yer aldığı 34. maddesi şöyledir:
'Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması
MADDE 34- Ölen sigortalının 33 üncümadde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;
a) Dul eşine % 50'si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşineise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentlerihariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındaçalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylıkbağlanmamış olması halinde % 75'i,
b) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e)bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındaçalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamışçocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını,yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla berabersonradan boşanan veya dul kalan kızlarının,
her birine % 25'i,
c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ileanasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babalarıarasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağıbulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başkaaylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50'si,
d) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde hertürlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin nettutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir veaylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla anave babaya toplam % 25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olmasıhalinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25'i,
oranında aylık bağlanır.
Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağıdüzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümündensonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göreyararlanır.
Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya aitaylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerininaylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.'
11- 30. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un dava konusu bendin deyer aldığı 50. maddesi şöyledir:
'İsteğe bağlı sigorta ve şartları
MADDE 50- İsteğe bağlı sigorta; kişilerinisteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına vegenel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağlayan sigortadır.
(Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/30 md.) İsteğe bağlısigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye'de ikametetmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türkvatandaşlarından;
a) Bu Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekildeçalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden azçalışmak ya da tam gün çalışmamak,
b) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak,
c) 18 yaşını doldurmuş bulunmak,
d) İsteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvurudabulunmak,
şartları aranır.'
12- 31. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un dava konusu fıkrayı daiçeren 51. maddesi şöyledir:
'İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi
MADDE 51- İsteğe bağlı sigortalılık,müracaatın Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibarenbaşlar.
İsteğe bağlı sigortalı olarak prim ödenen tarihlerde, 4 üncümaddeye göre sigortalı olmayı gerektirecek çalışması bulunduğu tespit edilenlerin,zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı prim ödenen süreleri iptaledilerek, bu süreye ilişkin ödedikleri primler ilgililere iade edilir.
Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarıncaprim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanunagöre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanansigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemelerihalinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme günsayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncümaddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarakkabul edilir.
İsteğe bağlı sigortalılık;
a) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebindebulunanların, primi ödenmiş son günü takip eden günden,
b) Aylık talebinde bulunanların, aylığa hak kazanmış olmakşartıyla talep tarihinden,
c) Ölen sigortalının ölüm tarihinden,
itibaren sona erer.
İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreler, malûllük, yaşlılık veölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulamasında dikkatealınır ve bu süreler 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındasigortalılık süresi olarak kabul edilir.'
13- 35. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'undava konusu fıkranın da yer aldığı 55. maddesi şöyledir:
'Gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı,ödenmesi ve yoklama işlemleri
MADDE 55- Bu Kanuna göre gelir veya aylıkbağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veyabaşka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarınındüzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi halinde gelir veya aylık tutarları,değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarakyeni duruma göre düzeltilir.
Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak veTemmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık dönemegöre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketicifiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir.
Bu Kanuna göre sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölensigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutar, çalışmasürelerindeki her yıl için 82 nci maddeye göre tespit edilen prime esas günlükkazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep veya ölüm yılına ait Ocak ayıitibariyle 29 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ortalama aylıkkazancın % 35'inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa% 40'ından az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları; hak sahibi bir kişi isebu fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının % 80'inden, hak sahibi iki kişiise % 90'ından az olamaz. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğincebağlanan kısmı aylıklar için bu fıkra hükümleri uygulanmaz.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerikapsamındaki sigortalılar için ayrı ayrı olmak üzere, malûllük sigortasındandosya bazında her yıl bağlanan aylıkların aylık başlangıç tarihinin ait olduğuyılın Ocak ayı itibarıyla yıl içine ait artışlar uygulanmaksızın hesaplanacaktutarları, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın son ödeme ayında söz konususigortalılar için ayrı ayrı dosya bazında ödenen en düşük yaşlılık aylığındanaz olamaz.
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin süreklibakımına muhtaç duruma gelen sigortalı için bu Kanunun 19 uncu maddesine görehesaplanacak sürekli iş göremezlik geliri, 82 nci maddeye göre tespit edilenprime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %85'inden az olamaz.
Sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelir veya aylıklar, heray peşin olarak ödenir. Gelir ve aylıkların ödeme dönemleri, ödeme tarihleri,ödeme şekli ve ödeme merkezleri Kurumca belirlenir.
Gelir ve aylık alma şartlarının devam edip etmediğine yönelikyoklama işlemlerine ilişkin usûl ve esaslar ile bu maddenin uygulanmasınailişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik iledüzenlenir.'
14- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un dava konusu bendin de yer aldığı 60. maddesi şöyledir:
'Genel sağlık sigortalısı sayılanlar
MADDE 60- İkametgahı Türkiye'de olankişilerden;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler,
2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,
b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,
c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalısayılmayanlardan;
1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğanhakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve verilerkullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylıktutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,
2) Vatansızlar ve sığınmacılar,
3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç,Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunhükümlerine göre aylık alan kişiler,
4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası VerilmişBulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunhükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler,
5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet TertibiAylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve AylıkBağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve ÇocukEsirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyonhizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler,
8) Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunukapsamında aylık alanlar,
9) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncümaddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilen kişiler ile aynı Kanunun ek 16ncı maddesine göre aylık alan kişiler,
10) 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve AvrupaŞampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık BağlanmasıHakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma iznialmış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındasigortalı olmayan kişiler,
e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizliködeneği ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılankişiler,
f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyalgüvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler,
g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlıksigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar,
genel sağlık sigortalısı sayılır.
6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (f), (g), (h),(ı) ve (k) bentlerinde sayılanların öncelikle, genel sağlık sigortalısınınbakmakla yükümlü olduğu kişi olup olmadığına bakılır. Genel sağlıksigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi ise tescili yapılmaz. Aksi takdirdebirinci fıkra hükümlerinden durumuna uyan bende göre genel sağlık sigortalısısayılır. Birinci fıkranın (f) bendi kapsamında gelir alması nedeniyle genelsağlık sigortalısı sayılanlar, aynı zamanda diğer bentler gereği de genelsağlık sigortalısı sayılması halinde (f) bendi dışındaki bentler kapsamındagenel sağlık sigortalısı sayılır.
6 ncı maddenin birinci fıkrasının (d), (e) ve (l) bentlerikapsamında olanlar, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde bulunanhükümlü ve tutuklular, birinci fıkranın (d) bendi kapsamına girenlerdenTürkiye'de bir yıldan kısa süreyle yerleşik olanlar, (f) bendi kapsamında olupmülga 30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılıkanunlara göre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye'de ikametetmeyenler genel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlüolduğu kişi sayılmazlar.
Birinci fıkranın (d) ve (g) bentlerinin uygulanmasında evliolanlar için, eşlerden hangisinin bu maddeye göre genel sağlık sigortalısı,hangisinin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağının tespiti kendi tercihlerinebırakılır. Diğer bentler gereği eşlerin her ikisinin de genel sağlıksigortalılık şartlarının oluşması halinde her ikisi de ayrı ayrı genel sağlıksigortalısı sayılır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalısayılanlardan, ilgili kanunları gereğince bir yıldan fazla aylıksız izinkullanan eşler, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişisayılır.
Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendiile 80 inci maddede belirtilen aile; aynı hane içerisinde yaşayan eş, evliolmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşur.
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göreüniversitelerde yükseköğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler,yükseköğrenimlerinin devam ettiği sürelerle sınırlı olarak birinci fıkranın (d)bendindeki ve 52 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki şartlararanmaksızın, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç altsınırının 30 günlük tutarı üzerinden kendilerince genel sağlık sigortası primiödenmek suretiyle genel sağlık sigortalısı olurlar. Ancak bunlardan kamuidareleri, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar, kamu yararına faaliyet gösterendernekler ile vergi muafiyeti tanınan vakıflar tarafından tam burs sağlanan veYükseköğretim Kurulu tarafından ayrılan kontenjanlar dâhilinde yükseköğrenimgören yabancı uyruklu öğrenciler genel sağlık sigortalısı sayılmaz ve bunlarınsağlık giderleri 2547 sayılı Kanunun 46 ncı ve 47 nci maddeleri çerçevesindeüniversitelerin bütçelerine konulacak ödenekten karşılanır.
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarıncaavukatlık stajı yapmakta olanlardan bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısıveya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile sınırlıolmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel sağlıksigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri Kanunun 82 ncimaddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlüktutarının % 6'sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir.'
15- 41. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un dava konusu bendin deyer aldığı 64. maddesi şöyledir:
'Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri
MADDE 64- Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetlerişunlardır:
a) Vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ilemeslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarakortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlıyapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri.
b) Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlıkhizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyensağlık hizmetleri.
c) Yabancı ülke vatandaşlarının; genel sağlık sigortalısı veyagenel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihtenönce mevcut olan kronik hastalıkları,
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar SağlıkBakanlığının uygun görüşü alınarak, Kurumca çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.'
16- 46. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un dava konusu cümlenin de yer aldığı 76. maddesi şöyledir:
' İşverenin, genel sağlık sigortalısının ve üçüncükişilerin sorumluluğu
MADDE 76- İşveren, iş kazasına uğrayan veyameslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunungerektirdiği sağlık hizmetlerini derhal sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçlaişveren tarafından yapılan ve belgelere dayanan sağlık hizmeti giderleri ve 65inci madde hükümlerine göre yapılacak masraflar Kurum tarafından karşılanır.
Birinci fıkrada belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesindekiihmalinden veya gecikmesinden dolayı, genel sağlık sigortalısının tedavisüresinin uzamasına veya malûl kalmasına veya malûllük derecesinin artmasınasebep olan işveren, Kurumun bu nedenle yaptığı her türlü sağlık hizmetigiderini ödemekle yükümlüdür.
İlgili kanunları gereğince sağlık raporu alınması gerektiği haldesağlık raporuna dayanmaksızın veya alınan raporlarda söz konusu işte çalışmasıtıbbî yönden elverişli olmadığı belirtildiği halde genel sağlık sigortalısınıçalıştıran işverenlere, bu nedenle Kurumca yapılan sağlık hizmeti giderleritazmin ettirilir. Sağlık kurulu raporu ile belli bir işte çalışamayacağıbelgelenen 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki kişiler buişte çalıştırılamaz. Bu kişileri çalıştıran işverenler, genel sağlıksigortalısının aynı hastalık sebebiyle Kurumca yapılan masraflarını ödemekleyükümlüdür. Tedavinin sona erdiğine ve çalışılabilir durumda olduğunadair Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından belge almaksızınbaşka işte çalışan genel sağlık sigortalısının aynı hastalığı sebebiyle yapılantedavi masrafları ise kendisinden alınır.
İş kazası ile meslek hastalığı, işverenin kastı veya genel sağlıksigortalısının iş sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuathükümlerine aykırı hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca yapılan sağlık hizmetigiderleri işverene tazmin ettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitindekaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
Genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğukişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmişbir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun sağlık hizmeti sağlamasınaveya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıylatespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazminettirilir.'
17- 58. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un dava konusu fıkranın da yer aldığı 98. maddesi şöyledir:
'Ücretlerden kesinti yapılmaması, özel sigortalara ilişkinhükümler ve sosyal güvenlik sözleşmelerinin yürütülmesi
MADDE 98- İşveren, sosyal sigortalar vegenel sağlık sigortası için kendisine düşen yükümlülükler nedeniyle,sigortalıların ücretlerinden kesinti yapamaz. Bu Kanunda hüküm bulunmayanhallerde özel sigortalara ilişkin hükümler, bu Kanun hükümlerininuygulanmasında dikkate alınmaz.
Bu Kanun gereğince sağlık hizmetlerinden yararlananların ödemekleyükümlü oldukları katılım payları, özel sigorta şirketleri tarafından teminatveya ödeme konusu yapılamaz.
Yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veya destekleyici özelsağlık sigortalarına ilişkin usûl ve esaslar Kurumun uygun görüşü alınarakHazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir.
Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri kapsamında yapılacak hertürlü işlemler ve hesaplaşmalar, Kurum tarafından yürütülür. İlgilisözleşmelerde irtibat kurumuna yapılan atıflar, Kuruma yapılmış sayılır.'
18- 61. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un davakonusu 103. maddesi şöyledir:
'İdarî yaptırımlar ve fesih
MADDE 103- Kurumca yapılan incelemeneticesinde;
a) Sağlık hizmeti sunulmadığı halde sağlık hizmetini faturaettiği,
b) Faturayı veya faturaya dayanak oluşturan belgeleri, gerçeğeaykırı olarak düzenlediği,
c) 64 üncü madde gereğince kapsam dışı tutulan sağlıkhizmetlerini, kapsam içinde olan sağlık hizmetleri gibi gösterdiği,
d) Sağlık hizmetlerine hak kazanmayan kişilere, sağlık hizmetisunarak Kuruma fatura ettiği,
e) 73 üncü madde gereğince belirlenen tavanın üzerinde ilave ücretaldığı,
tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümleregöre takip yapılır. Bu fiiller nedeniyle Kurumun yersiz ödediği tutar 96 ncımaddeye göre geri alınır. Ayrıca bu fiilleri işleyen veya sağlık hizmetisatınalınmasına ilişkin sözleşmelerde belirtilen hükümlere aykırı davrandığıtespit edilen sağlık hizmeti sunucularının Kurum ile yaptıkları sözleşmelerifeshedilebilir ve Kurumca belirlenecek süre içinde tekrar sözleşme yapılmaz.
71 inci maddede yer alan kimlik tespiti yükümlülüğünü yapmayan vebu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zararauğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından uğranılan zarar gerialınır.'
19- 73. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'aeklenen dava konusu fıkranın da yer aldığı Geçici 20. maddesi şöyledir:
'506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındakisandıklar ve ilgili hükümler
GEÇİCİ MADDE 20 ' 506 sayılı Kanunungeçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri,ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleribirlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylıkveya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri herhangi bir işlemegerek kalmaksızın bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde SosyalGüvenlik Kurumuna devredilerek bu Kanun kapsamına alınır. Üç yıllık süreBakanlar Kurulu kararı ile en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Devir tarihiitibarıyla sandık iştirakçileri bu Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendikapsamında sigortalı sayılırlar.
Sosyal Güvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı,Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, her sandık için ayrı ayrı olmak üzerehesabı yapılan Sandığı temsilen bir ve Sandık iştirakçilerini istihdam edenkuruluşu temsilen bir üyenin katılımıyla oluşturulacak komisyonca; her birsandık için sandıktan ayrılan iştirakçiler de dâhil olmak üzere, devir tarihiitibarıyla devredilen kişilerle ilgili olarak, sandıkların bu Kanunkapsamındaki sigorta kolları itibariyle gelir ve giderleri dikkate alınarakyükümlülüğünün peşin değeri hesaplanır. Peşin değerin aktüeryal hesabındakullanılacak teknik faiz oranı yüzde 9,8 olarak esas alınır.
Belirlenen peşin değer, onbeş yıldan fazla olmamak üzere, yıllıkeşit taksitlerle her yıl için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak YeniTürk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerininyıllık ortalama nominal faizi üzerinden sandıklardan ve bu sandıkiştirakçilerini istihdam eden kuruluşlardan müteselsilen Kurumca bu Kanunhükümlerine göre tahsil edilir.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktanaylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigortayardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandıkmevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam edenkuruluşlarca devam edilir.
Devir işlemi tamamlandıktan sonra sandıklarca ödenen aylık vegelirlerin, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki süreler için 506 sayılıKanun, yürürlük tarihinden sonraki süreler için bu Kanun hükümleri uygulanmaksuretiyle hesaplanacak aylık ve gelirlerin üzerinde olması halinde söz konusufarklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve Sosyal Güvenlik Kurumutarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Devir tarihinden sonra bukişilerin gelir ve aylıklarının durum değişikliği nedeniyle artırılması,azaltılması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemleri sırasında vakıfsenetlerine göre yapılacak hesaplamalar ilgili sandıklar veya sandıkiştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde yapılır.
Devir tarihi itibariyle sandıklarda iştirakçi olanlar ilesandıklardan ayrılmış olup, aylık veya gelir almayanların sandıklara karşı haksahibi olmaları halinde tahsis talep tarihi itibariyle aylıkları, bu Kanunungeçici 2 nci maddesi hükümlerine göre hesaplanır. Geçici 2 nci maddenin birincifıkrasının (a) bendinin uygulanmasında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenönceki dönem için 506 sayılı Kanun hükümlerine göre Kurum tarafından ve vakıfsenetlerine göre ilgili sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam edenkuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde hesaplama yapılır. Geçici 2 nci maddekapsamında hesaplanacak aylıklar ile sandıkta geçen süreler dikkate alınaraksandık hükümlerine göre hesaplanacak aylıklar arasında fark olması halinde sözkonusu farklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve Sosyal Güvenlik Kurumutarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Bu kişilerin gelir ve aylıklarınındurum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi ve yenidenbağlanması işlemleri sırasında vakıf senetlerine göre yapılacak hesaplamalarilgili sandıklar veya sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlartarafından Kurum kontrolünde yapılır.
Sandık iştirakçileri ile aylık ve/veya gelir bağlanmış olanlar vebunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devrinden sonra bu kişilerintabi oldukları vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayan diğer sosyalhakları ve ödemeleri, sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam edenkuruluşlarca karşılanmaya devam edilir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ile bu maddeninbeşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen farklara ilişkin peşin değerin ilktaksitle birlikte defaten veya taksitler halinde ödenmesi konusu, SosyalGüvenlik Kurumu, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet PlânlamaTeşkilatı Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, TasarrufMevduatı Sigorta Fonu, Sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar ilesandıkların görüş ve önerileri alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir.Taraflar, Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenecek tarihe kadar görüş veönerilerini yazılı olarak verirler.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin iş ve işlemlerde Türkiye Odalar,Borsalar ve Birlik Personeli Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı iştirakçilerini istihdameden kuruluşları, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve BorsalarBirliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile kurulan Türkiye Odalar ve BorsalarBirliği temsil eder.
Söz konusu sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam edenkuruluşlar ile Kurum, bu madde uygulamasına ilişkin tüm işlemler nedeniyledoğacak her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Bu Kanunun kısa vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasıhariç diğer hükümleri bakımından; vakıf senetlerinde bu Kanuna aykırı hükümlerbulunması halinde, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle bu Kanun hükümleriuygulanır.
30/4/2008 tarihinden itibaren, sandıklarca bağlanmış/bağlanacakolan gelir veya aylıklara yapılacak artışlar, 506 sayılı Kanuna göre bağlanangelir veya aylıklara yapılan artışlardan fazla olamaz.
Bu maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre Sosyal GüvenlikKurumu tarafından ödenecek olan aylık ve gelirler üzerindeki farklar ve bumadde çerçevesinde devre ilişkin belirlenecek usûl ve esaslar bu maddeninyayımından önce 506 sayılı Kanunun ek 36 ncı maddesine göre devri gerçekleşmişveya devam eden sandıklar için uygulanmaz.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 58 inci maddesi hükümleri bumadde kapsamında yapılacak devir ve diğer işlemler hakkında uygulanmaz.'
20- 80. maddesiyle değiştirilen, 24.2.1983günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun dava konusu Geçici 16. maddesişöyledir:
'Geçici Madde 16- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup 5510 sayılıKanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalısayılanlardan 103 üncü maddede ünvanları belirtilenlerin emeklilik kesenek vekarşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 29/6/2006tarihli ve 5536 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlaradair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 7., 10., 17., 56., 60., 88.,95., 128. ve 153. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 26.6.2008 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine veyürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonrakarara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesininbirinci fıkrası gereğince Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER,Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Birol AYDEMİR, Sosyal GüvenlikKurumu Başkanı M. Emin ZARARSIZ, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı İlyasÇELİKOĞLU, Sosyal Sigortalar Genel Müdürü İbrahim ULAŞ, Genel Sağlık SigortasıGenel Müdürü Hasan ÇAĞIL, Aktüerya ve Fon Yönetimi Daire Başkanı İsmail SEVİNÇ,1. Hukuk Müşaviri Mahmut BALLI, Sigortalı Emeklilik İşlemleri Daire BaşkanVekili Cevdet CEYLAN, Sigortalı Tescil ve Hizmetleri Daire Başkan Vekili BaşarHALICI ile Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkan Vekili İsmailERTÜZÜN'ün 21.2.2011 günlü sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- 5754 Sayılı Kanun'un 1. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 3. Maddesinin Birinci Fıkrasının (29) Numaralı Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, güncelleme katsayısı hesaplanırken,sigortalının geçmiş yıllardaki aylık kazançlarının, kazancının ait olduğu yılıtakip eden her yılın TÜFE indeksindeki artış oranı ile gayrisafi yurt içihâsılanın sabit fiyatlarla gelişme hızının yüzde otuzu kadar artırılacağınınöngörüldüğü, Anayasa Mahkemesi tarafından 5754 sayılı Kanun'dan öncekigüncelleme katsayısının, formülünde sadece enflasyon karşısındaki değerkayıplarını önleyen TÜFE değişim oranının esas alınması, büyüyen ekonomidenbireye düşecek refah payının gözetilmemesi ve katsayının eksi çıkmasıolasılığına karşı asgari bir sınırın öngörülmemesi gerekçeleriyle iptalinekarar verildiği, güncelleme katsayısının hesaplanmasında gayri safi yurt içihâsıla artışının tamamı yerine yüzde otuzunun dikkate alınmasının sosyal devletve adil gelir dağılımı ilkelerini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir anlayışıyansıtmadığı, sosyal güvenliğin de içinde bulunduğu sosyal hakların Devlettarafından tanınmış olmasının yeterli olmadığı, bu hakların gerçekleşmesi içindevletin olumlu edimde bulunmasının gerektiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kural ile güncelleme katsayısı, her yılın Aralık ayına göreTürkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketicifiyatları genel indeksindeki değişim oranının yüzde yüzü ile sabit fiyatlarlagayri safi yurtiçi hasıla gelişme hızının yüzde otuzunun toplamına bir tamsayısının ilave edilmesi sonucunda bulunan değer olarak tanımlanmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinin son fıkrasında ise güncellemekatsayısının hesabında, en son temel yıllı tüketici fiyatları genelindeksindeki değişim oranı veya sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasılagelişme hızının eksi olduğu yıllarda eksi değerlerin sıfır olarak alınacağıöngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu maddede nitelikleribelirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak veözgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatınıgeliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insanonuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygunbiçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşamageçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti vetoplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukukdevletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimdekurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğununsağlanmasını gerekli kılar.
Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyalgüvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirlerialır ve teşkilatı kurar.' denilmektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşansosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerinüzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek,ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvenceningerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak,kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşıasgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
Güncelleme katsayısının hesaplanmasında, sadece enflasyonkarşısındaki değer kayıplarını önleyen değişim oranının esas alınması yanındabüyüyen ekonomiden bireye düşecek refah payı da gözetilerek katsayının eksiçıkması olasılığına karşı asgari bir sınır öngörüldüğü ve gayri safi yurtiçihasıla gelişme hızının yüzde otuzunun güncelleme katsayısına yansıtıldığıanlaşıldığından kuralda, sosyal hukuk devleti ve sosyal güvenlik ilkeleri ileçelişen bir yön bulunmamaktadır
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerineaykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
B- 5754 Sayılı Kanun'un 17. Maddesiyle Değiştirilen, 5510Sayılı Kanun'un 29. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, ortalama aylık kazanç hesaplanırken,sigortalının her yıla ait prime esas kazancının her yıl gerçekleşen güncellemekatsayısı ile güncelleneceği, henüz emekli olmayan tüm SSK'lı veBağ'Kur'luların Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra hesaplanacak emekliaylığının, kişilerin emekli olacağı yıla kadar güncelleme katsayısı kadararttırılacağı, yaşlılık aylığının hesaplanmasında ortalama aylık kazancınhesabına büyümedeki (refahtaki) artışın sadece yüzde otuzunun yansıtılmasınınsosyal hukuk devleti ve sosyal güvenlik ilkeleri ile bağdaşmadığı, buuygulamanın, gelir dağılımının emeğin aleyhine bozulması anlamına geldiğibelirtilerek kuralın, Anayasanın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
5510 sayılı Kanun'un 29. maddesinde, Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile (c)bendine göre Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalıolarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının ne şekilde hesaplanacağıöngörülmüştür.
Dava konusu kuralda ise yaşlılık aylığı hesabında ortalama aylıkkazancın, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının, kazancın ait olduğuyıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yılgerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlartoplamının, itibari hizmet süresi ile fiili hizmet süresi zammı hariç toplamprim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancınotuz katı olduğu belirtilmiştir.
Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (29) numaralı bendineilişkin gerekçede belirtildiği üzere güncelleme katsayısının hesaplanmasıyöntemi Anayasa'ya aykırı görülmediğinden aynı gerekçelerle iptali istenilenkural da Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
C- 5754 Sayılı Kanun'un 68. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un Geçici 2. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralla, henüz emekli olmayan tüm SSK'lı veBağ-Kur'luların 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra hesaplanacakemekli aylığının, kişilerin emekli olacağı yıla kadar güncelleme katsayısıoranında arttırılacağı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda emekliaylıklarının hesaplanmasında 1978 yılından 1999 yılına kadar memur maaşkatsayısının esas alındığı, 1999 yılında yapılan değişiklik ile emekliaylıkları hesaplanırken sigortalının her takvim yılına ait prime esaskazancının her yılın Aralık ayına göre TÜFE indeksindeki artış oranı ilegayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrıartırılması esasının getirildiği, getirilen bu sistemle sigortalının geçmişyıllardaki aylık kazançlarının, kazancının ait olduğu yılı takip eden her yılınTÜFE indeksindeki artış oranı ile gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarlagelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak emekli olacağı güne kadargüncellenmekte olduğu, böylece hem enflasyon hem de büyüme oranının tamamının sigortalınınkazancına yansıtıldığı, yeni güncelleme katsayısında, sabit fiyatlarla gayrisafi yurtiçi hâsıla gelişme hızının yüzde otuzunun esas alındığı, 5510 sayılıKanun'un geçiş hükümlerine göre yaşlılık aylığının ödenmesinde ortalama aylıkkazanç hesaplanırken, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının her yılgerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncelleneceği ve henüz emekli olmayan tümSSK'lı ve Bağ-Kur'luların 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonrahesaplanacak yaşlılık aylığının, kişilerin emekli olacağı yıla kadar güncellemekatsayısı kadar arttırılacağı, böylece yaşlılık aylığı almayı hak edenlerdenemeklilik için başvuruda bulunmayıp çalışmaya devam edenlere 5510 sayılıKanun'un geçiş hükümleri uygulanacağından bağlanacak aylıklarda büyük birazalma ortaya çıkacağı, yaşlılık aylığının hesaplanmasında güncellemekatsayısının kritik bir önemi haiz olduğu, yaşlılık aylığının hesaplanmasındaortalama aylık kazancın hesabına büyümedeki (refahtaki) artışın sadece yüzdeotuzunun yansıtılmasının sosyal devlet ve adil gelir dağılımı ilkelerinigerçekleştirmeyi amaçlayan bir anlayışı yansıtmadığı ve bu uygulamanın gelirdağılımının emeğin aleyhine bozulması anlamına geldiği belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un Geçici 2. maddesinde, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtenönce 17.7.1964 gün ve 506 sayılı, 2.9.1971 gün ve 1479 sayılı, 17.10.1983 günve 2925 sayılı, 5510 sayılı Kanunla mülga 17.10.1983 gün ve 2926 sayılıKanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıklarının ne şekildehesaplanacağı düzenlenmiştir.
Dava konusu kuralda ise sigortalının, Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihe kadar geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına veya fiili hizmetsüresine ait aylığın, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanunhükümlerine göre aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı veyafiili hizmet süresi üzerinden, Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacakaylığının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı veyafiili hizmet süresi ile orantılı bölümünün, aylık talep tarihine kadar geçenyıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarakhesaplanacağı belirtilmiştir. Böylece sigortalının tüm çalışma süreleri dikkatealınarak, Kanun'un yürürlük tarihinden önce geçen çalışma sürelerinin Kanun'unyürürlük tarihinden önceki kanun hükümlerine göre, Kanun'un yürürlüğegirmesinden sonra geçen çalışma sürelerinin ise Kanun ile getirilen hükümleregöre değerlendirilerek bu şekilde hesaplanan iki kısmi tutarın toplamının aylıkolarak bağlanması kurala bağlanmıştır.
Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (29) numaralı bendineilişkin gerekçede belirtildiği üzere güncelleme katsayısının hesaplanması yöntemiAnayasa'ya aykırı görülmediğinden aynı gerekçelerle iptali istenilen kural daAnayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
D- 5754 Sayılı Kanun'un 2. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 4. Maddesinin Birinci Fıkrasının (c) Bendinin (1) ve (2) Numaralı AltBentlerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralın, Anayasa Mahkemesi'nin 2006/111 Esas,2006/112 Karar sayılı kararının gerekçesiyle uyumlu olmadığı, memur ve diğerkamu görevlilerinin diğer sigortalılarla beraber 'sigortalı sayılanlar'arasına alındığı, 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin (8) numaralı bendindeyer alan düzenlemeyle memur ve diğer kamu görevlilerinin 5434 sayılı Kanun ilebağlarının kaldırıldığı, Anayasa'da tanımı yapılan memur ve diğer kamugörevlilerinden 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce görevebaşlayanların sosyal güvenlik ile ilgili düzenlemeler açısından 5434 sayılıEmekli Sandığı Kanunu hükümlerine, sağlıkla ilgili düzenlemeler açısından ise5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, buna karşılık 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesinden sonra göreve başlayanların ise hem sosyal güvenlik hem desağlıkla ilgili düzenlemeler açısından 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabiolduğu, memur ve diğer kamu görevlileri için 5754 sayılı Kanun'da oluşturulançatının, özlük haklarına dayalı bir sistemde görev yapanların, prim esasınadayalı bir sistemde görev yapan diğer sigortalılarla aynı emeklilik ve sağlıksistemine tabi olması sonucunu doğurduğu için Anayasa Mahkemesi'nin anılankararı ile uyumlu olmadığı, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden öncegöreve başlayan memur ve diğer kamu görevlilerinin sosyal güvenlik haklarıbakımından 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesinden sonra göreve başlayan memur ve diğer kamu görevlilerininise sosyal güvenlik hakları bakımından 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabitutulmasının ancak, kazanılmış hakların korunması durumunda doğru bir yaklaşımolarak kabul edilebileceği, Anayasa Mahkemesi'nin 5510 sayılı Kanun ile ilgiliiptal gerekçesinde Anayasa'nın başta 128. maddesi olmak üzere memurlar ve diğerkamu görevlilerine ilişkin 51., 52., 68., 70. ve 76. maddelerindeki düzenlemelerinörnek gösterilerek memur ve diğer kamu görevlilerinin farklılıklarınınvurgulandığı, kararda sosyal güvenlik hakkından yararlanacak olanların hukuksalkonumlarının gözetilerek aynı statüde bulunmayanların bu statülerinin gereklikıldığı kurallara bağlı tutulmalarının Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilenkanun önünde eşitlik ilkesinin doğal bir sonucu olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 3. maddesinde kısa vadeli sigorta kollarının, iş kazasıve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını; uzun vadelisigorta kollarının, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını; kamuidarelerinin ise 10.12.2003 gün ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve KontrolKanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kamuidareleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı idare, ortaklık,müessese ve işletmeler ile bu belirtilenlerin ödenmiş sermayesinin yüzdeellisinden fazlasına sahip oldukları ortaklık ve işletmelerden Türk TicaretKanunu'na tabi olmayanlarla özel yasalarına göre personel çalıştıran diğer kamukurumlarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanun'unkısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından hizmet akdi ile birveya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların; (b) bendinde, köy vemahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabınabağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniylegerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanların, gelir vergisindenmuaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanların, anonim şirketlerinyönetim kurulu üyesi olan ortaklarının, sermayesi paylara bölünmüş komanditşirketlerin komandite ortaklarının, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin tümortaklarının ve tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacaklarıöngörülmüştür.
Dava konusu kurallarda ise kamu idarelerinde, Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro vepozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili yasalarında (a) bendi kapsamınagirenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanların; anılan fıkranın (a) ve(b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili yasalarında(a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanların ve657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca açıktan vekilatananların sigortalı sayılacakları kurala bağlanmıştır.
Madde gerekçesinde konuyla ilgili olarak 'AnayasaMahkemesinin iptal kararı doğrultusunda bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonrailk defa devlet memuru olarak göreve başlayanların bu kanuna göre sigortalısayılmaları öngörülmektedir.' denilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyalgüvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirlerialır ve teşkilatı kurar.' denilmektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşansosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerinüzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek,ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bugüvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşlarıoluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyalrisklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesiiçin Devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun içingerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Ancak, bu doğrultuda düzenlemeleryapılırken, sosyal güvenlik hakkından yararlanacak olanların hukuksal konumlarıgözetilerek aynı statüde bulunmayanların farklı kurallara bağlı tutulmalarıAnayasa'nın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesinin doğal birsonucudur.
Anayasa'nın 128. maddesinde ise Devletin, kamu iktisaditeşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların vediğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklarıve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin yasayladüzenleneceği belirtilerek, memurlar ve diğer kamu görevlileri maddede sayılanözlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur.
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürütendevlet memurlarının hukuki rejimi, çağdaş personel hukukuna uygun olaraksınıflandırma, kariyer ve liyakat esaslarına dayanmaktadır. Devlet memurları,görevlerinin gerektirdiği niteliklere ve mesleklerine göre sınıflaraayrılmakta, kariyerlerine, yürüttükleri hizmet için gerekli bilgilerine veyetişme şartlarına uygun biçimde, sınıflarında en yüksek derecelere kadarilerleme imkanı sağlanmaktadır. Kamu hizmetlerine alınmada ve görevdeyükselmede ise kamu personelinin nitelikleri, başarıları, işe bağlılıkları gibiliyakat ölçütleri dikkate alınmaktadır. Ayrıca, memurlar ve diğer kamugörevlileri, atama işlemiyle idarenin tek taraflı olarak idare hukuku esaslarınagöre önceden nesnel kurallarla belirlediği statü içine girmekte ve kamu gücünükullanma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Bunlara üstlendikleri kamuhizmetinin karşılığı olarak Devlet bütçesinden maaş, ücret, ödenek gibi isimleraltında ödeme yapılmaktadır.
Kamu kesimi için özlük hakları olarak değerlendirilen sosyalgüvenlik kapsamındaki haklar da Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen diğerhaklar gibi kamu hukuku kurallarına bağlı olmasına karşın, işçi ile işverenarasındaki hak ve yükümlülükler tarafların özgür iradesi ile belirlenen işhukuku alanına giren sözleşmelere dayanır. Bu bağlamda, bir hizmet sözleşmesinedayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan işçiler ile bağımsızçalışanların zorunlu ve isteğe bağlı olarak sosyal güvenlikleri de öteden berimemur ve diğer kamu görevlilerinden farklı olarak prim esasına dayalı sigortasistemiyle sağlanmaktadır. Prim ise yasanın kendilerine karşı güvence sağladığısosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımlarıylakurum yönetim giderlerinin karşılığı olarak sigortalı ve işverenden,sigortalının kazancının veya basamak göstergesinin belli bir yüzdesi üzerindenalınan parayı ifade etmektedir.
Yasa koyucunun Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca sahip olduğu geneldüzenleme yetkisi kapsamında bulunan konuların, 128. maddede özel olarakvurgulanarak yasa ile yapılmasının Anayasa buyruğu haline getirilmesi, Devletinen temel işlevlerinden olan kamu hizmetinin görülmesindeki yeri tartışmasızolan kamu görevlileri için statülerine, yaptıkları görevin gereklerine uygun,emeklileri için de önceki statüleri ile uyumlu yasal düzenleme yapılmasınıgerekli kılmaktadır. Ancak, düzenlemenin aynı hukuksal konumda bulunmayanlarınbu özelliklerini ve farklılıklarını yansıtmak koşuluyla aynı veya başka biryasa ile yapılması hususu kuşkusuz yasa koyucunun takdiri içindedir.
Kanun'un Geçici 4. maddesinde, 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu'na ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiş ve Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihte, 5434 sayılı Kanun'a göre iştirakçi olanlar hakkındasosyal sigortalar bakımından bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına devamedileceği öngörülmüştür. Buna göre, 5510 sayılı Kanun'da aksine bir hükümbulunmadığı takdirde, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamına alınanlar ile önceden 5434 sayılı Kanun'a tabi çalışmış olup da5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarakyeniden çalışmaya başlayanlar ve bunların dul ve yetimleri hakkında 5434 sayılıKanun hükümleri uygulanacaktır.
Kanun'un 13. maddesinde, kısa vadeli sigorta kolları kapsamındayer alan iş kazası tanımında dava konusu kurala göre sigortalı olanlarsayılmamıştır. Buna göre, dava konusu kural gereğince sigortalı sayılanlarhakkında iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası hükümleriuygulanmayacak, dolayısıyla geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlikgeliri ile emzirme ödeneği düzenlemelerinden bu sigortalılaryararlanamayacaktır. Zira bu sigortalılar hastalık, iş kazası ve meslekhastalığı sigortası yerine, Kanun'un 47. maddesinde yer alan 'vazifemalüllüğü' hükümlerine tabi olacaklardır. Bu sigortalılar, hastalık veanalık hallerinde istirahatli bulundukları sürelerde aylıklarını tam alacaklarıiçin bu sürelere ait geçici iş göremezlik ödenekleri de ödenmeyecektir.
Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmayabaşlayanların emekli ikramiyeleri, 5434 sayılı Kanun'un Ek 82. maddesi hükmünegöre hesaplanıp ödenecektir. Buna göre, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesi dikkatealınarak, aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan sigortalıların emeklilikikramiyesine ilişkin azami süre, hesap yöntemi, emeklilik ikramiyesininhesabında kullanılan ödeme unsurları ile bu ödeme unsurlarına hak kazanmaşartlarına ilişkin usul ve esaslar, ödeme unsurlarının ikramiye hesabına esasalınan oran ve/veya miktarları dikkate alınarak ödenecektir. 5510 sayılıKanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olanların emekliikramiyeleri ise Kanun'un geçici 4. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, mülga2829 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınmak şartıyla, 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre hesaplanacaktır. Böylece halen 5434 sayılı Kanun'a göre iştirakçi olanlarile 5510 sayılı Kanun'a göre ilk defa sigortalı olanların emekli ikramiyeleriaynı hükümlere tabi olacak ve 5434 sayılı Kanun'a göre hesaplanacaktır.
5510 sayılı Kanun'un 'Prime esas kazançlar' başlıklı 80.maddesinde, aynı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c)bentlerindeki sigortalıların prime esas kazançları belirtilmiştir. Buna göre,Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindekisigortalıların prim oranları aynı olmasına rağmen prime esas kazançlarında bazıfarklılıklar bulunmaktadır. Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendigereğince sigortalı sayılanların çalışmalarına karşılık ödenmesi gerekenücretin prime tabi tutulabilmesi için hak edilmesi yeterli olup ödenmesi koşulubulunmamakta ancak, ücret dışında ödenen diğer kazançların prime tabiolabilmesi için ödeme koşulu bulunmaktadır. Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi gereğince sigortalı sayılanların prime esas kazançları,anılan Kanun'un 82. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üstsınırları arasında kalmak kaydıyla kendileri tarafından beyan edecekleri kazançüzerinden hesaplanacaktır. Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendigereğince sigortalı sayılanların prime esas kazançları ise anılan 80. maddeninüçüncü fıkrasında tek tek sayılmış olup prime tabi olmaması gereken ödemelereyer verilmemiştir.
Kanun'un 81. maddesinde malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarıprim oranı, sigortalının prime esas kazancının yüzde yirmisi olarak belirtilmişolmasına karşın fiili hizmet süresi zammı uygulanan işlerde eklenecek puan,sigortalının Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (c) bendinetabi olmasına göre değişiklik göstermektedir. Ayrıca işin, iş kazası ve meslekhastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre hesaplanacak olankısa vadeli sigorta kollarına ilişkin prim tutarının Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (a) kapsamındaki sigortalılar için işverence, (b)kapsamındaki sigortalılar için ise kendilerince ödenmesi gerekmektedir. Anılanfıkranın (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için ise kısa vadeli sigortakapsamında olmadıklarından dolayı kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin primödenmeyecektir.
Anılan kurallar gözetildiğinde, Kanun kapsamında kısa vadelisigorta kolları, vazife ve harp malüllüğü, emeklilik ikramiyesi ödenmesi, primeesas kazançlar ve prim oranları hükümlerinin, Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrası kapsamında sigortalı sayılanların hukuksal konumlarından kaynaklananözellikler de gözetilerek farklı şekilde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca,anılan fıkra kapsamındaki sigortalıların farklılıklarının dikkate alınmak suretiyleaynı yasa içinde düzenlenmesi hususu yasa koyucunun takdir yetkisi içindekalmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
E- 5754 Sayılı Kanun'un 38. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 60. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin (1) Numaralı AltBendinde Yer Alan ''ve (c)'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi'nin 2006/111 Esas, 2006/112Karar sayılı kararına aykırı olarak genel sağlık sigortasına ilişkin kurallardada memur ve diğer kamu görevlilerinin farklı olan özelliklerinin gözetilmediği,5754 sayılı Kanun'da halen iştirakçi olanlar ile ilk defa 5510 sayılı Kanun'un4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanların,sağlıkla ilgili düzenlemeler açısından 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabitutulduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 'Genel sağlık sigortalısı sayılanlar' başlıklı 60.maddesinin birinci fıkrasının dava konusu ibarenin de yer aldığı (1) numaralıalt bendinde, ikametgahı Türkiye'de olan kişilerden Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri; (2) numaralı alt bendinde ise anılanfıkranın (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişilerin genel sağlıksigortalısı sayılacağı kurala bağlanmıştır.
Madde gerekçesinde konuyla ilgili olarak '5510 sayılıKanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendinde yapılan düzenleme ile Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamına giren sigortalılar da genel sağlık sigortası kapsamınaalınmıştır.' denilmiştir.
Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Devlet, herkesinhayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıylasağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bugörevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak,onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekildeyerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.'denilmektedir. Buna göre Devlet, sağlık hizmetlerini yürütürken herkesin buhizmetten yararlanması amacıyla eşgüdüm sağlayacak genel esaslarıbelirleyecektir.
Kanun ile sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde görülebilmesinisağlamak amacıyla genel sağlık sigortası kurulması öngörülmüştür. Kanun'ungenel gerekçesinden, beş farklı emeklilik rejiminin aktüeryal olarak hak veyükümlülüklerin eşit olacağı tek bir emeklilik rejimine dönüştürülmesininplanlandığı, buna uygun olarak sağlık hizmetlerinin düzenlenmesinde de aynı anlayışınesas alındığı anlaşılmaktadır.
5754 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un, 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı altbentlerine ilişkin başvurudaki gerekçede belirtildiği üzere, Kanun kapsamındakısa vadeli sigorta kolları, vazife ve harp malüllüğü, emeklilik ikramiyesiödenmesi, prime esas kazançlar ve prim oranları hükümleri, Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalı sayılanların hukuksalkonumlarından kaynaklanan özellikleri de gözetilerek farklı şekildedüzenlenmiştir. Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalısayılanların hukuksal konumlarından kaynaklanan özelliklerinde farklılıklarolsa da, bu sigortalıların genel sağlık sigortalısı sayılarak aynı sağlıkhizmetlerinden yararlandırılmaları Yasakoyucunun takdir yetkisiiçindedir. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
F- 5754 Sayılı Kanun'un 64. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 106. Maddesinin Birinci Fıkrasının (8) Numaralı Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 64.maddesiyle değişik 'Yürürlükten kaldırılan hükümler' başlıklı 106.maddesinin (8) numaralı bendinde yer alan düzenleme ile memur ve diğer kamugörevlilerinin 5434 sayılı Kanun ile olan bağlarının kaldırıldığı, AnayasaMahkemesi'nce 'uygulama olanağı kalmadığı' gerekçesiyle iptaledilen düzenlemelere 5754 sayılı Kanun'da tekrar aynı şekilde yer verildiği,özlük haklarına dayalı bir sistemde görev yapan memur ve diğer kamugörevlilerinin prim esasına dayalı bir sistemde görev yapan diğersigortalılarla aynı emeklilik ve sağlık sistemine tabi olması sonucunun doğurulduğu,Anayasa Mahkemesi'nin 2006/111 Esas, 2006/112 Karar sayılı kararına uyulmadığıbelirtilerek kuralın, Anayasanın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, 8.6.1949 gün ve 5434 sayılı Kanun'un 12 ila19. maddelerinin, 23. maddesinin, 30 ila 39. maddelerinin, 41 ila 55.maddelerinin, 57 ila 59. maddelerinin, 61 ila 64. maddelerinin, 66 ila 71.maddelerinin, 72. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının, 73 ila 80.maddelerinin, 82 ila 88. maddelerinin, 90 ila 100. maddelerinin, 102.maddesinin, 104 ila 124. maddelerinin, 127 ila 129. maddelerinin, 131 ila 135.maddelerinin, ek 2 ila ek 4. maddelerinin, ek 8 ve ek 9. maddelerinin, ek 11.maddesinin, ek 13 ila ek 19. maddelerinin, ek 21 ila ek 23. maddelerinin, ek 25ila ek 27. maddelerinin, ek 29 ve ek 30. maddelerinin, ek 31. maddesinin (a) ve(b) bentlerinin, ek 32 ila ek 39. maddelerinin, ek 46 ila ek 49. maddelerinin,ek 56 ve ek 57. maddelerinin, ek 59. maddesinin, ek 67 ila ek 70. maddelerinin,ek 72 ila ek 76. maddelerinin, ek 78. maddesinin, ek 80. maddesinin, geçici 8.maddesinin, geçici 15. maddesinin, geçici 16. maddesinin, geçici 54., geçici65., geçici 85., geçici 86., geçici 88., geçici 96 ilâ geçici 98 ., geçici103., geçici 104., geçici 109 ilâ geçici 113., geçici 115 ila geçici 118.,geçici 120., geçici 139 ila geçici 140., geçici 146., geçici 147., geçici 150ila geçici 151., geçici 153., geçici 157., geçici 159., geçici 161 ila geçici166., geçici 170., geçici 171., geçici 173., geçici 176., geçici 180., geçici182 ila geçici 186., geçici 190 ila geçici 192., geçici 195 ila geçici 200.,geçici 203., geçici 204., geçici 207. ve geçici 208., geçici 210 ila geçici212., geçici 216., geçici 218 ila geçici 220., ek geçici 1., ek geçici 2., ekgeçici 7., ek geçici 8., ek geçici 11., ek geçici 19., ek geçici 20., ek geçici22. ve ek geçici 23. maddelerinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.Böylece 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra 5434 sayılı Kanun'unuygulanma imkanı kalmayan maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Kanun'un Geçici 4. maddesinde ise 5434 sayılı Kanun'a ilişkingeçiş hükümleri düzenlenmiş ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte5434 sayılı Kanun'a göre iştirakçi olanlar hakkında sosyal sigortalarbakımından 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğiöngörülmüştür. Buna göre, 5510 sayılı Kanun'da aksine bir hüküm bulunmadığıtakdirde, bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamınaalınanlar ile önceden 5434 sayılı Kanun'a tabi çalışmış olup da 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yenidençalışmaya başlayanlar ve bunların dul ve yetimleri hakkında 5434 sayılı Kanunhükümleri uygulanacaktır. 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına girenlere iseaynı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
5754 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı altbentleri ile 5754 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendinde yer alan ''ve (c)'' ibaresine ilişkin gerekçelerdebelirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
G- 5754 Sayılı Kanun'un 68. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un Geçici 1. Maddesinin Birinci Fıkrasının '' 5434 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında '' Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralın, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıylauyumlu olmadığı ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434sayılı Kanun'a tabi olan memur ve diğer kamu görevlilerinin, 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilerekdiğer sigortalılarla beraber 'sigortalı sayılanlar' arasına alındığı,düzenlemenin önceki düzenlemeyle aynı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5510 sayılı Kanun'un dava konusu ibarenin de yer aldığı 'Malûllük,yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri' başlıklı değişikGeçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtenönce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri SosyalSigortalar Kanunu'na tabi olanların 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve DiğerBağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5510 sayılı Kanunla mülga 2926sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'natabi olanların 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendikapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na tabiolanların ise 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendikapsamında kabul edileceği belirtilmiştir.
Madde gerekçesinde konuyla ilgili olarak, '5510 sayılıKanunun Geçici 1 inci maddesi ile Kanunun yürürlük tarihinden önce malullük,yaşlılık ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir, aylık, sosyal yardımzammı ve diğer ödeneklere ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmektedir.' denilmiştir.
Dava konusu ibare ile 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihindedevlet memuru veya diğer kamu görevlisi olarak görev yapan kişilerin 5434sayılı Kanun ile ilişkilerini sağlayan kurallar dışında kalan hususlarda yasalboşluğun önlenmesi amaçlanmıştır.
5754 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı altbentlerine ilişkin gerekçede belirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2.,10. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
H- 5754 Sayılı Kanun'un 3. Maddesiyle, 5510 Sayılı Kanun'un 5. MaddesineEklenen (g) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5754 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, 5510 sayılıKanun'un 5. maddesine eklenen (g) bendinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, 13.2.2011 günlü, 6111 sayılı Bazı AlacaklarınYeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunuve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'un 24. maddesiyle değiştirilmiştir. Bu nedenle, konusu kalmayanistem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
I- 5754 Sayılı Kanun'un 4. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 6. Maddesinin Birinci Fıkrasının (h) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Türkiye tarafından da kabul edilen BirleşmişMilletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocukların ekonomik olaraksömürülmesinin, her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine, sağlığına, bedensel,zihinsel, ruhsal, toplumsal veya ahlaki gelişmesine zarar verebilecek nitelikteçalıştırılmasına karşı korunmasının amaçlandığı, 1998 yılında 4334 sayılı Kanunile kabul edilen 138 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi'nde de aynıhususların yer aldığı, Uluslararası Çalışma Örgütünün ise çocukların çalışmayaşamındaki koşullarının iyileştirilmesini hedef alan çalışmalar yaptığı,Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından kabul edilen 15, 59, 138 ve 182 sayılıSözleşmelerin, çocukların çalışma koşullarını ve sektörlere göre asgari çalışmayaşlarını belirlediği, Türkiye'nin bu sözleşmeleri kabul ettiği, 10.6.2003günlü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun hafif işlerde de olsa, ondört yaşını doldurmuşolan çocukların çalışmasına izin verdiği, onbeş yaşını doldurmuş çocuklar için,ağır ve tehlikeli işler ile yeraltı ve sualtı işleri açısından sınırlamagetirildiği, genel olarak onbeş yaşını dolduran çocukların İş Kanunu'ndabelirtilenler ve özel yasalarda yer alan istisnalar dışında kalan her işteçalıştırılabilecekleri, Anayasa'nın 50. maddesinde yer alan kural ileçocukların, gücüyle ve yaşıyla uygun işlerde ve iyi koşullardaçalıştırılmasının amaçlandığı, asgari çalışma yaşının onaltı olarakbelirlendiği koşullarda, onsekiz yaşından küçüklerin kısa ve uzun vadelisigorta dallarının uygulanması kapsamında bulunmamasının, sosyal devletilkesine uygun olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kollarıhükümlerinin uygulanmasında, Kanun'un 4. maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c)bentleri gereği sigortalı sayılması gerekenlerden onsekiz yaşını doldurmamışolanların, Kanun'un 4. ve 5. maddelerine göre sigortalı sayılmayacaklarıöngörülmüştür. Buna göre, onsekiz yaşını doldurmamış olanlar, 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine uyacaknitelikte çalışmaları bulunsa bile onsekiz yaşını dolduruncaya kadar sigortalısayılmayacaklardır. Bu kişilerin sigortalılıkları ise onsekiz yaşınıdoldurdukları tarihten itibaren başlayacaktır. Ancak, Kanun'un 6. maddesininikinci fıkrası gereğince dava konusu kuralın uygulanmasıyla ilgili olarak, birmeslek veya sanat okulunu bitirenlerden, 22.11.2001 gün ve 4721 sayılı TürkMedenî Kanunu hükümlerine göre mahkemece ergin kılınmak suretiyle,öğrenimleriyle ilgili görevlerde çalışanlar bakımından onsekiz yaşını bitirmişolma şartı aranmayacaktır.
Diğer yandan kural, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendi gereğince sigortalı sayılması gerekenlerden onsekiz yaşını doldurmamışolanları kapsamamaktadır. Nitekim, 5510 sayılı Kanun'un 38. maddesinin ikincifıkrası gereğince, onsekiz yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölümsigortalarına tâbi olanların sigortalılık süreleri, onsekiz yaşınıdoldurdukları tarihte başlamış kabul edilecek ve bu tarihten önceki süreleriçin ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme günsayılarının hesabına dahil edilecektir.
Kanun'un 61. maddesinde, anılan Kanun'un 60. maddesi gereği genelsağlık sigortalısı sayılanların çocuklarının, ana ya da babasının tesciledilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın onsekizyaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlıksigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden vediğer haklardan yararlandırılacağı, onsekiz yaşından küçük çocuğun ana vebabası yok ise onsekiz yaşını dolduruncaya kadar Kanun'un 60. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendinin (7) numaralı alt bendi kapsamında primi Devlettarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı sayılacağı kuralabağlanmıştır.
Kanun'un 63. maddesinde ise genel sağlık sigortalısının vebakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını, hastalanmaları halindesağlıklarını kazanmalarını, iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analıksonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, işgöremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmekamacıyla Sosyal Güvenlik Kurumunca finansmanı karşılanacak sağlık hizmetleridüzenlenmiştir.
İptali istenen kural gereğince 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılmasıgerekenlerden onsekiz yaşını doldurmamış olanlar, onsekiz yaşını dolduruncayakadar genel sağlık sigortası kapsamına alındığından kural, Anayasa'nın 2. ve60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
J- 5754 Sayılı Kanun'un 4. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 6. Maddesinin Birinci Fıkrasının (k) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralla, aylık net geliri asgari ücretten azolan esnafların sosyal güvenlik sisteminin kapsamı dışında tutulduğu, bunun dagüçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği ve sosyal adalet iletoplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü sosyal hukuk devleti ilkesine uygunolmadığı belirtilerek kuralın, Anayasanın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kollarıhükümlerinin uygulanmasında, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardangelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlardan aylıkfaaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalantutarı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerinKanun'un 4. ve 5. maddelerine göre sigortalı sayılmayacaklarını kuralabağlamıştır.
Dava konusu kuralla, kendi nam ve hesabına çalışanlardan gelirvergisinden muaf olan kişilerin yıllık ya da aylık gelirlerinin net tutarınınasgari ücretin altında olması halinde, yetersiz gelirlerinden ayrıca sigortaprimi kesintisi yapılarak bu kişilerin maddi sıkıntılardan kurtulması,yatıramadıkları primlerden dolayı ayrıca gecikme zammı külfetiylekarşılaşmamaları amacıyla zorunlu sigorta kapsamından çıkartılmalarıamaçlanmaktadır. Bu kişilerin talepleri halinde, isteğe bağlı sigortaya tabiolarak sosyal güvenlik haklarından yararlanmaları mümkündür. Ayrıca, bukişilerin gelirlerinin söz konusu miktarın altında olduğunu beyan etmediklerive belgelendirmedikleri sürece zorunlu sigorta kapsamından çıkarılmaları damümkün değildir. Bu açıdan kuralın uygulanması, kişinin iradesine bağlıkılınmıştır.
Kaldı ki, Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasında kimleringenel sağlık sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan fıkranın (g)bendinde ise fıkrada sayılan bentlerin kapsamı dışında kalan ve başka birülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşların genelsağlık sigortalısı sayılacakları öngörülmüştür. Buna göre, dava konusu kural nedeniylesigortalı sayılmayan kişiler, Kanun'un 60. maddesi kapsamında genel sağlıksigortalısı sayılacaklarından dolayı, genel sağlık sigortası kapsamı dışındakalmaları da söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
K- 5754 Sayılı Kanun'un 21. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 34. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan '' veya kendisigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması '' İbaresininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5510 sayılı Kanun'un 34. maddesinin birincifıkrasının (a) bendine göre, sigortalının dul eşine yüzde yetmişbeş oranındaaylık bağlanabilmesi için, aylık bağlanacak çocuğunun bulunmaması koşulununyanında, bu Yasa veya yabancı ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması ve kendisigortasına dayalı olarak gelir veya aylık bağlanmamış olmasının gerektiği,bunların bulunması halinde, aylık bağlama oranının yüzde elliye düşeceği,çalışmaları nedeniyle emekli geliri elde edenlerin cezalandırıldığı, çalışmasınedeniyle emekli geliri olanların ölen sigortalının eşi olmaktan kaynaklananhaklarının kısıtlandığı, eş olmaktan dolayı kazanılmış bir hak olmasıgerekirken çalışma-çalışmama koşuluna bağlı olarak farklı oranlarda ödenen veçalışan eş için eşitsizlik oluşturan bir düzenleme getirildiği, sigortalınıngeride bıraktığı eşinin zora sokulduğu, dolayısıyla kuralla sosyal devlet vesosyal güvenlik ilkeleriyle bağdaşmayan haksız ve adaletsiz bir uygulamayapıldığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un dava konusu ibarenin de yer aldığı 'Ölüm aylığının haksahiplerine paylaştırılması ' başlıklı değişik 34. maddesinde, ölensigortalının Kanun'un 33. maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, duleşine yüzde ellisi, aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise Kanun'un 5.maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç, Kanun kapsamındaveya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığınedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde yüzde yetmişbeşi oranındaaylık bağlanacağı belirtilmiştir. Buna göre kuralda, sadece geride kalan eşinçalışması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmış olmasıhalinde ölüm aylığının yüzde yirmibeş azaltılarak bağlanması öngörülmekte olupeşin kendi çalışması ya da sigortalılığı nedeniyle elde ettiği gelir ya dakazancına dokunulmamaktadır. Dolayısıyla kuralın, sosyal güvenlik hakkınıortadan kaldıran bir yönü bulunmadığı gibi adil olmadığı da söylenemez.
Diğer taraftan, ölüm aylığındaki yüzde yetmişbeşlik oranın, öleneşin yokluğunda aylık ve geliri olmayan eşi desteklemeyi amaçladığıgözetildiğinde, kendisine ölüm aylığı bağlanacaklardan, çalışan veya kendisigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmış olan eş ile çalışmayan veyakendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmamış olan eşinkonumlarının aynı olmadığı açıktır. Dolayısıyla kuralın eşitlik ilkesine aykırıbir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
L- 5754 Sayılı Kanun'un 30. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 50. Maddesinin İkinci Fıkrasının (a) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, isteğe bağlı sigortanın amacının, işsiz kalansigortalıların primlerini kendilerinin ödeyerek emeklilik için gerekli primödeme gün sayısını tamamlamaları olduğu, 5754 sayılı Kanun'un 32. maddesi iledeğiştirilen 5510 sayılı Kanun'un 52. maddesinde isteğe bağlı sigortalılığınprim oranlarının artırılarak yüzde otuzikiye yükseltildiği, prim oranlarınınartırılmasının, emeklilik şartlarının da ağırlaştırılmasıyla isteğe bağlısigortanın amacından uzaklaştırıldığı, işsiz ve geliri olmayan sigortalılarınisteğe bağlı sigorta yoluyla emekli olmalarının imkânsız hale getirildiği,ayrıca 506 sayılı Kanun'da düzenlenen isteğe bağlı sigortalılık için gereken enaz 1080 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenmiş olması şartının5754 sayılı Kanun ile kaldırıldığı, isteğe bağlı sigortalılığın prim ödeme gücübulunanlara hiç çalışmadan emekli olma imkânı sağlayan bir yapıya sokulduğu,düzenlemenin adil olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 60.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 'İsteğe bağlı sigorta ve şartları' başlıklıdeğişik 50. maddesinin birinci fıkrasında, isteğe bağlı sigorta, kişilerinisteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına vegenel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağlayan sigorta olarak ifade edilmiş;dava konusu kuralın da yer aldığı ikinci fıkrasında ise isteğe bağlı sigortalıolabilmenin şartları belirtilmiştir. Buna göre, Türkiye'de ikamet edenler ileTürkiye'de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamışülkelerdeki Türk vatandaşlarının, isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri için,Kanun'a tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamaları veyasigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde otuz günden az çalışmalarıya da tam gün çalışmamaları, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamışolması, onsekiz yaşını doldurmuş bulunmaları ve isteğe bağlı sigorta talepdilekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
Kanun'un 51. maddesinin üçüncü fıkrasında, ay içerisinde otuzgünden az çalışan veya Kanun'un 80. maddesi uyarınca prim ödeme gün sayısı, ayiçindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanun'a göre belirlenen günlüknormal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ayiçerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri halinde, primi ödenen sürelerzorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzereekleneceği ve eklenen bu sürelerin, Kanun'un 4. maddenin birinci fıkrasının (a)bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edileceği; anılan 51.maddenin son fıkrasında ise isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş sürelerin,malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerininuygulamasında dikkate alınacağı ve söz konusu sürelerin, aynı maddenin 51.maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklı olmak üzere Kanun'un 4. maddenin birincifıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edileceğiöngörülmüştür. Buna göre, örneğin ayda on gün kısmi çalışması olan bir kişinin,kalan yirmi günlük kısmı isteğe bağlı sigortalılık ile ödeyebilme imkanıbulunmaktadır. Bu kişinin yaşlılık aylığı bağlanma talepleri, Kanun'un 53.maddesinin son fıkrası gereğince, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılıkhaline ya da hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ileyaş haddinden re'sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanmaveya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesidurumunda ise son sigortalılık şartlarına göre belirlenecektir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi,sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel gelir kaynağı prim olanbu Kurumda aktüeryal dengeler gözetilerek sigortalıların Kanun'da belirtilensüreler kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerinive Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören birdüzenleme getirilmesi sistemin doğal bir sonucudur. Kaldı ki, isteğe bağlısigortalılığın ortak özelliği, prim sorumluluk ve yükümlülüğünün isteğe bağlısigortalı olmak isteyen kişinin kendisinde olmasıdır.
Kural aynı zamanda, isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiylekişilerin uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tâbiolmalarını sağladığından, zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek çalışmasıbulunmayan kişileri de genel sağlık sigortası kapsamına almaktadır. Dolayısıylakuralın, adil olmadığı da söylenemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
M- 5754 Sayılı Kanun'un 31. Maddesiyle 5510 Sayılı Kanun'un 51.Maddesine İkinci Fıkradan Sonra Gelmek Üzere Eklenen Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle 5510 sayılıKanun'un 51. maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, 13.2.2011 günlü, 6111 sayılı Bazı AlacaklarınYeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunuve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'un 32. maddesiyle değiştirilmiştir. Bu nedenle, konusu kalmayanistem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
N- 5754 Sayılı Kanun'un 35. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 55. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 5510 sayılı Kanun'da tekrarlanan ve aynışekilde kabul edilen kuralın Anayasa Mahkemesi'nin 2006/111 Esas, 2006/112Karar sayılı kararı ile memur ve diğer kamu görevlileri yönünden Anayasa'nın2., 10. ve 128. maddelerine aykırı bulunması nedeniyle, 5510 sayılı Kanun'un55. maddesinin ikinci fıkrasındaki 'Bu Kanuna göre bağlanan gelir veaylıklar' bölümünün ise diğer sigortalılar yönünden aylıkhesaplanmasında güncelleme katsayısının kullanılacağı gerekçesiyle, Anayasa'nın2. ve 60. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiği, kuralda iptal gerekçesidoğrultusunda yeni bir düzenleme getirilmediği, Anayasa Mahkemesi'nin 1999/42Esas, 2001/41 Karar sayılı kararıyla benzer bir düzenlemeyi ayrıca iptal ettiğibelirtilerek kuralın, memur ve diğer kamu görevlileri açısından Anayasa'nın 2.ve 128. maddelerine, 'Bu kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar' ibaresininise güncelleme katsayısı ile bağlantısı nedeniyle diğer sigortalılar yönündenAnayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, Kanun'a göre bağlanan gelir ve aylıkların heryılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altıaylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temelyıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarakbelirlenmesi öngörülmüştür.
5754 Sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un, 3. maddesinin birinci fıkrasının (29) numaralı bendi ile 5754 sayılıKanun'un 2. maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birincifıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerine ilişkin gerekçelerdebelirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 60. ve 128. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN ve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
O- 5754 Sayılı Kanun'un 38. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 60. Maddesinin Birinci Fıkrasının (f) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kural ile birlikte 5434 sayılı Kanun'a göreemekli aylığı alanların sağlık yardım ve giderlerinin diğer sigortalılar gibigenel sağlık sigortası kurallarına göre yapılacağı, Anayasa Mahkemesi'nin2006/111 Esas, 2006/112 Karar sayılı iptal kararı gözetilerek memur ve diğerkamu görevlisi olarak görev yapanların sağlık yardımlarının diğer sigortalılargibi aynı kurallara tabi olacağı ve bunların sağlık yardımı ile giderleriningenel sağlık sigortası kurallarına göre yapılacağı, dolayısıyla kuralın,Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, 5510 sayılı Kanun veya bu Kanun'dan önceyürürlükte bulunan sosyal güvenlik yasalarına göre gelir veya aylık alankişilerin genel sağlık sigortalısı sayılacağı belirtilmiştir.
5754 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılıKanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı altbendinde yer alan ''ve (c)'' ibaresine ilişkin başvurudaki gerekçedebelirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.
P- 5754 Sayılı Kanun'un 41. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 64. Maddesine Eklenen (c) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi'nin 1990/27 Esas, 1991/2Karar sayılı kararıyla 506 sayılı Kanun'un 34. maddesinde öngörülen ve sosyalsigortalılara yapılacak sağlık yardımını onsekiz ayla sınırlayan hükmün iptaledildiği, kuralla yabancıların kronik hastalıklarının tedavilerininengellendiği, 16.6.1989 günlü, 3581 sayılı Kanunla onaylanan Avrupa SosyalGüvenlik Sözleşmesi'nin 13. maddesinde de hastalık durumunda gerekli olan tümbakımların sağlanmasının öngörüldüğü belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 17., 56.ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un değişik 60. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde,mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülkevatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayankişilerin genel sağlık sigortalısı olacakları hüküm altına alınmıştır. Aynımaddenin üçüncü fıkrasında da anılan bendin kapsamına girenlerden Türkiye'debir yıldan kısa süreyle yerleşik olanların genel sağlık sigortalısı ve genelsağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmayacaklarıbelirtilmiştir. Böylece oturma izni alarak bir yılını doldurmuş ve yabancı birülkede sigortalı olmayan yabancı ülke vatandaşlarının genel sağlık sigortalısıolabilmeleri imkanı getirilmiştir. Ancak, bu kişilerin, Kanun'un 67. maddesinin(a) ve (c) bentleri gereğince, bir yıl içinde toplam otuz gün genel sağlıksigortası prim ödeme gün sayısının olması ve bu sürenin sonunda da primborçlarının bulunmaması gerekmektedir.
Dava konusu kuralda, yabancı ülke vatandaşlarının, genel sağlıksigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişisayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları, Kurumca finansmanısağlanmayacak sağlık hizmetleri arasında sayılmıştır. Yabancının genel sağlıksigortası kapsamına girdikten sonra ortaya çıkan kronik hastalıklarına ilişkinsağlık hizmetlerinde ise böyle bir sınırlama bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun amacına uygun olarak hizmet verebilmesisahip olduğu parasal kaynaklara bağlıdır. Bu bakımdan sistemi zedeleyecek ya daişlemez hale getirebilecek girişimleri engelleyecek düzenleme getirilmesisistemin doğal bir sonucudur. Bu bakımdan kuralla, diyaliz hastası, hemofilihastalığı, organ yetmezliği gibi kronik hastalığı olan yabancı ülkevatandaşlarının Ülkemize gelerek, ikamet izni almaları ve bir yılın sonunda dagenel sağlık sigortalısı olarak tedavi giderlerini genel sağlık sigortasındanödetmelerinin önüne geçilerek verilen hakkın kötüye kullanımının engellemekistendiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 65. maddesindeki 'Devlet, sosyal veekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarınauygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerinegetirir.' hükmü gözetildiğinde, genel sağlık sigortalısı kişinin bazıgiderlerinin karşılanmasında belirli hastalıklara ödeme yapılmaması ya dabazılarına belli oranda ödeme yapılması Devletin mali kaynaklarının yeterliliğiölçüsünde yasakoyucunun takdirindedir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 17., 56. ve60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
R- 5754 Sayılı Kanun'un 46. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 76. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Son Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralın Anayasa'nın öngördüğü sosyal hukukdevleti kavramına ters düşen bir şekilde, hasta olmasına rağmen çalışmakzorunda kalan kişilerin cezalandırılması anlamına geldiği, sosyal hukukdevletinin, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yanisosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet olduğu, devletinekonomik ve sosyal alandaki görevlerini yerine getirirken uygulayacağısınırlamalarda yaşama hakkını ortadan kaldıran düzenlemeler yapamayacağı,kuralla sosyal güvenlik hakkının kullanılmaz duruma getirildiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 17. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralda, tedavinin sona erdiğine ve çalışabilirdurumda olduğuna dair Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarındanbelge almaksızın başka işte çalışan genel sağlık sigortalısının aynı hastalığısebebiyle yapılan tedavi masraflarının kendisinden alınacağı belirtilmektedir.
İstirahate ilişkin hekim raporları, kişinin dinlenmesi ve busüreçte tedaviyle sağlığının korunmasını sağlamaktadır. İstirahatli ikenkişinin çalışabilmesi, işin doğası gereği hekimin, tedavinin sona erdiğine veyaçalışabilir olduğuna ilişkin raporunu gerektirmektedir. Çalışabilir raporualmadan ya da tedavinin sona erdiğini belgelemeden başka bir işte çalışan kişi,tedavinin gereği gibi yapılabilmesine kendi davranışıyla engel olmaktadır.Dolayısıyla kural, öncelikle kişinin sağlığını korumayı amaçlamakta, masrafınkişiden alınması yönünden sınırlı bir uygulama alanıyla da istirahat süresincegeçici iş göremezlik ödeneği alan sigortalının istirahat hakkını kötüye kullanmasınıengellemektedir. Bu bakımdan kuralın, yaşam hakkını ve sosyal güvenlik hakkınıortadan kaldıran bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 17., ve60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
S- 5754 Sayılı Kanun'un 58. Maddesiyle 5510 Sayılı Kanun'un 98.Maddesine İkinci Fıkradan Sonra Gelmek Üzere Eklenen Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde, özel sağlık sigortalarına ilişkin usul veesasların yasa ile belirlenmesi gerektiği, Anayasa'ya göre yasa iledüzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel, sınırsız, esasları veçerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilemeyeceği, çerçevesi çizilmeyen,sınırları belirlenmeyen bir alanda Hazine Müsteşarlığı'na usul ve esasbelirleme yetkisi veren kuralın, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veyadestekleyici özel sağlık sigortalarına ilişkin usul ve esasların Kurum'un uygungörüşü alınarak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirleneceği öngörülmüştür.
Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türkiye Büyük MilletMeclisi'ne ait olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği kuralı yer almaktadır.Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa'nın 7.maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi,sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmamasıgerekir. Bununla birlikte, yasada temel esasların belirlenmesi koşuluyla,uzmanlık, özel ihtisas ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesininyürütmeye bırakılması Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 'Sigorta sözleşmeleri'başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında, sigorta sözleşmelerinin anamuhtevasının, Hazine Müsteşarlığınca onaylanan ve sigorta şirketlerince aynışekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenleneceği; 'Tarifeler'başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında, Hazine Müsteşarlığı'nın bağlıbulunduğu Bakan'ın, gerek görülen hallerde hayat, bir yıldan uzun süreli ferdikaza, sağlık, hastalık ve ihtiyari deprem sigortaları tarifeleri ile prim,formül ve cetvellerinin uygulamaya konulabilmesini Hazine Müsteşarlığı'nınonayına tabi kılabileceği; 'Zorunlu sigortalar' başlıklı 13. maddesininikinci fıkrasında ise Hazine Müsteşarlığı'nın, zorunlu sigortaya konu teşkileden menfaat üzerinde yapacakları iş ve işlemler nedeniyle, ilgili kurum vekuruluşların görüşlerini alarak zorunlu sigorta denetimi yapabilecekleribelirlemeye yetkili olduğu öngörülerek, Hazine Müsteşarlığı'na sigortacılıklailgili bazı yetkiler tanınmıştır. Başka bir ifade ile yıllık veya daha uzunsüreli tamamlayıcı veya destekleyici özel sigortacılık faaliyetleri, 5684sayılı Kanun kapsamında Hazine Müsteşarlığı'nın görev ve yetki alanınagirmektedir.
Hazine Müsteşarlığı, yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veyadestekleyici özel sağlık sigortasına ilişkin usul ve esasları 5684 sayılıKanun'a ve genel sigortacılık ilkelerine göre belirleyeceğinden kuralda,yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenlemeyetkisi verildiğinden söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
T- 5754 Sayılı Kanun'un 61. Maddesiyle Değiştirilen, 5510 SayılıKanun'un 103. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndegörüşülmesi sırasında eylemli içtüzük ihlali yapıldığı, İçtüzüğün, çalışmasaati sona erdikten sonra süre uzatılması için oylama yapılmasına olanakvermediği, süre geçtikten sonra oylama yapılamayacağı, çalışma saatini aştıktansonra süre uzatımı için oylama yapmanın, eylemli içtüzük ihlali olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 88. ve 95. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Bir yasa tasarısının TBMM'de yasalaşma usulü ve sürecine ilişkinİçtüzük kuralları gereğince yapılan işlemler yasanın şekil unsurunuoluşturmaktadır. Bu nedenle, davacının başvuru dilekçesindeki iptal istemi,Kanun'un yapılış şekline yönelik olup iptali istenilen kuralların 'şekil'yönünden denetimini gerektirmektedir.
Anayasa'nın 148. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, ' AnayasaMahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetlerve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadeceşekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetimve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esasbakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz. Kanunlarınşekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıpyapılmadığı; ... hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme,Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biritarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtiktensonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ilerisürülemez.' hükmünü içermektedir. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 20. ve 22. maddeleriyle de budüzenlemeye paralel kurallar getirilmiştir. Buna göre, Anayasa Mahkemesi,yasaların şekil bakımından denetlenmesinde, son oylamanın öngörülen çoğunluklayapılıp yapılmadığını inceleyecektir.
Dava dilekçesinde, TBMM İçtüzüğü'nün eylemli ihlali gerekçesinedayalı olarak dava konusu kuralın şekil bakımından iptali istenilmektedir.Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin yasa kurallarını şekil bakımından denetlemesi, sonoylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlıdır.Yapılan incelemede söz konusu maddenin Anayasa'nın öngördüğü çoğunluklaoylandığı anlaşılmıştır. Kaldı ki, dava dilekçesinde kuralın şekle dayalıiptali isteminde, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılmadığı gerekçesine dedayanılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 148. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 88. ve 95. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
U- 5754 Sayılı Kanun'un 73. Maddesiyle 5510 Sayılı Kanun'a EklenenGeçici 20. Maddenin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralda, vakıf ve sandık iştirakçilerininsağlık ve sosyal sigorta haklarının korunmadığı, devir nedeniyle gelirkaynakları kesilen sandık ve vakıfların iştirakçilerine Kanun'un öngördüğüsosyal hakların ve ödemelerin üzerinde sağlamış oldukları sosyal sigortahaklarını ve ödemelerini gerçekleştirebilmeleri ve devam ettirebilmelerininmümkün olmadığı, bu imkânsızlık gözönünde tutularak istihdam eden kuruluşunödeme yapmasının öngörüldüğü ancak, istihdam eden kuruluşun ödeme güçlüğüçekmesi olasılığına karşı hiçbir devlet güvencesinin bulunmadığı, istihdam edenkuruluşun ödeme güvencesinin sadece emekli olanlara yönelik olduğu, halençalışan ve ileride sağlayacağı sosyal güvenceleri göz önünde tutarak yıllarcayüksek tutarda prim ödeyenlerinse bu haktan mahrum bırakıldığı, düzenlemeyegöre 30.4.2008 tarihinden sonra sandıklarca bağlanmış ve bağlanacak olan gelirve aylıklara yapılacak artışların 506 sayılı Kanun'a göre bağlanan gelir veyaaylıklara yapılacak artışlardan fazla olamayacağı, bu durumun yüksek tutardaprim ödeyen vakıf iştirakçileri açısından büyük haksızlık oluşturduğu, bukişilerin vakıf senetlerinden doğan kazanılmış haklarının yok edildiği, 506sayılı Kanun'a göre bağlanan gelir ve aylıklarda yapılan haksız ve adil olmayanartış yönteminin sandık ve vakıf iştirakçilerine de yansıtıldığı, sandık vevakıf iştirakçilerinin emekli aylıklarına refahtan tam pay vermedenartırılacağı, devletin, haklı bir neden ortaya koymaksızın kendi kurduğuörgütten farksız ve hatta ondan daha üstün sosyal güvenlik hakkı sağlayan vakıfkuruluşlarını işlevsiz hale getirmesinin sosyal devlet ilkesi ilebağdaştırılamayacağı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, 506 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesikapsamındaki bankaların, sigorta ve reasürans şirketlerinin, ticaretodalarının, sanayi odalarının, borsaların veya bunların teşkil ettikleribirlikler personeli için kurulmuş bulunan sandık iştirakçilerinin, aylık veyagelir bağlanmış olanların ve bunların hak sahiplerinin herhangi bir işlemegerek kalmaksızın 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 20. maddesinin yayımıtarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na devredilerek 5510sayılı Kanun kapsamına alınacağı, üç yıllık sürenin Bakanlar Kurulu kararı ileen fazla iki yıl daha uzatılabileceği, devir tarihi itibarıyla sandıkiştirakçilerinin 551 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendikapsamında sigortalı sayılacakları belirtilmiştir. Diğer bir ifade ile kural,belirtilen sandıkların değil, sandık iştirakçilerinin, aylık ve gelir bağlanmışolanların ve bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na devredilmelerive Kanun kapsamına alınmaları hususunu kurala bağlamaktadır. Anılan maddenindiğer fıkralarında ise birinci fıkrada öngörülen devrin, hangi esas ve usulleregöre yapılacağı düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 20. maddenin iptalistemi dışında kalan diğer fıkralarında, kural kapsamındakilerin aylık ve gelirfarklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmeye devam edilmesizorunluluğunun bulunması ve vakıf senedinde bulunmasına rağmen karşılanmayandiğer sosyal haklar ile ödemelerin yalnızca sandıklar tarafından değil, aynızamanda sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca da ödenmesiöngörüldüğünden, kural kapsamındakilerin haklarının korunmadığı söylenemez.
Öte yandan, 506 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesi kapsamındakibankaların, sigorta ve reasürans şirketlerinin, ticaret odalarının, sanayiodalarının, borsaların veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli içinkurulmuş bulunan sandık iştirakçilerinin, aylık veya gelir bağlanmış olanlarile bunların hak sahiplerinin, 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalısayılacağının öngörülmesi nedeniyle kural, anılan kişilerin sosyal güvenlikhaklarını da ortadan kaldırmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ bugörüşe katılmamıştır.
V- 5754 Sayılı Kanun'un 80. Maddesiyle Değiştirilen, 2802 SayılıKanun'un Geçici 16. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, hâkim ve savcıların en yüksek Devlet memurukıstas alınmak suretiyle belirlenen aylıklarının, 5536 sayılı Kanun'da yapılandüzenleme ile emekli aylıklarına yansıtılmadığı, 2802 sayılı Kanun'un 111.maddesinde hakim ve savcıların Devlet memurlarına tanınan sosyal hak veyardımlara ilişkin hükümlerden aynen yararlanacaklarının hükme bağlanmasınedeniyle emekli aylığı yönünden hakim ve savcıların diğer Devlet memurlarıylaaynı statüde oldukları, Devlet memurlarının çalıştıktan ve emekli olduktansonraki döneme ilişkin hak ve yükümlülüklerinin yasalarla düzenlendiği, AnayasaMahkemesi'nin 4447 ve 5510 sayılı Kanunların denetimlerinde verdiği iptalkararlarına aykırı olarak yeniden düzenleme yapıldığı, 5510 sayılı Kanun'un5754 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen '5434 sayılı Kanunailişkin geçiş hükümleri' başlıklı geçici 4. maddesinde yer alandüzenlemeyle Emekli Sandığı iştirakçisi iken 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlara 5434 sayılı Yasa hükümlerininuygulanmasının öngörüldüğü, 5754 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemeler sonucu5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olan memur ve diğer kamu görevlilerindenfarklı tutularak sadece emekli hakim ve savcıların aylıklarının yalnızcakatsayı artışlarına bağlı olarak artacağı, 5434 sayılı Kanun çerçevesindeki hakve yükümlülükleri bakımından diğer memurlardan farklı kurallara tabi tutularakhakim ve savcı emeklilerinin gösterge ve ek gösterge rakamlarındaki artışlardanyararlanamayacağı, 5754 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler sonucu, çalışanmemurların maaş artışı ile emekli memurların maaş artışı arasında veya eskiemekli ile yeni emekli memur maaşları arasında herhangi bir farkın söz konusuolmayacağı ancak, hakim ve savcılara diğer Devlet memurlarında olduğu gibigörevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine esas aylıkları esasalınarak emekli aylığı bağlanacağı ve ikramiye ödeneceği belirtilerek kuralınAnayasa'nın 2., 10., 60. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emeklilik kesenek vekarşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 5536sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerinuygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Buna göre, ilk defa 5510 sayılıKanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişiler kural kapsamındadeğildir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 1.10.2008tarihinden önce iştirakçi olan anılan kişilerin, emekli kesenek ve karşılıklarıile emekli aylık ve ikramiyeleri hesaplanırken 5536 sayılı Kanun'dan öncekimevzuat hükümleri uygulanacaktır.
5536 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesindeünvanları belirtilenlerin maaşlarının hesaplanmasında önceki sistemden tamamenfarklı bir sistem kabul edilmiştir. Halen görevde bulunan 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişiler için getirilen bu sistemde malihakların hesaplanmasında gösterge, ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı,tazminat aylığı ile yapılan hesaplama yönteminden vazgeçilerek kıstas aylık veyargı ödeneğine göre hesaplama yöntemi kabul edilmiştir. Buna göre, 5536 sayılıKanun uygulamasında, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilenkişiler için gösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı gibiunsurlar, maaş hesaplama unsuru olmaktan çıkarılarak emekli aylığı bağlanmasınave ikramiye ödenmesine esas olan unsurları içermeyen yeni bir sistemegeçilmiştir. Ancak, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilenkişilerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları veikramiyeleri, 5434 sayılı Kanun gereğince çalışırken alınan maaşın brütüne yada netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi gösterge, ekgösterge, kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı unsurları dikkatealınarak hesaplanmasına devam edilmiştir. Böylece, görevde bulunan 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenekleri ileemekli aylık ve ikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan hesaplamayöntemine göre hesaplanarak bu kişilerin emekli aylık ve ikramiyelerinialabilmeleri imkanı getirilmiştir. Dolayısıyla dava konusu kural gereğince,5536 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra emekliolanların emekli aylık ve ikramiyelerinin hesaplanmasında aynı hükümleruygulanacaktır. Buna göre dava konusu kuralın, eşitlik ilkesiyle çelişen biryönü bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu kuralda, 2802 sayılı Kanun'un 103.maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emekli kesenek ve karşılıkları ileemekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında, 5536 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasınadevam olunacağı öngörüldüğü için anılan kişiler hakkında 5536 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önceki 2802 sayılı Kanun'da yer alan ek göstergecetveli ile 270 sayılı Yüksek Hakimlik Tazminatı Hakkında Kanun HükmündeKararname'de belirtilen gösterge rakamlarının değiştirilmesi halinde budeğişiklikler emekli aylıklarına yansıtılacaktır. Bu nedenle, 2802 sayılıKanun'un 103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerden emekli olanlarıngösterge ve ek gösterge rakamlarındaki artışlardan yararlanamayacağı ve emekliaylıklarının sabitlendiği söylenemez.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun gereğince 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin emeklilik kesenek vekarşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyeleri, çalışırken alınan maaşınbrütüne ya da netine göre değil, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi görevingösterge, ek gösterge, kıdem, taban ve tazminat aylığı unsurları dikkatealınarak yapılan hesaplama sonucunda belirlenmektedir. 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde ünvanları belirtilen kişilerin çalışırlarken aldıkları maaşınemekli aylıklarında gözetilmesi ve emekli maaşının hesaplanmasında diğer kamugörevlilerinden farklı bir sisteme göre düzenleme yapılabilmesi mümkün ise debu husus Anayasa'nın 65. maddesinde belirtildiği gibi Devletin mali imkanlarıgözetilerek yasa koyucunun takdir yetkisi içine girmektedir. Kaldı ki, 5536sayılı Kanun ile yapılan maaş artışlarının emeklilik dönemine yansıtılabilmesi,çalışırken alınan maaş brütünün daha fazlasının ya da tamamının emeklikeseneğine tabi kılınmasını gerektirmektedir. Bunun da emekli keseneğininmiktarını arttıracağı ve çalışanların maaşlarında ele geçen tutarı azaltacağıaçıktır.
Ayrıca, dava konusu kural, emekli aylıklarının artışı ile ilgilibir düzenleme niteliğinde değildir. Zira, 2802 sayılı Kanun'un 103. maddesindeünvanları belirtilen kişilerin emekli aylık artışları, 5510 sayılı Kanun'unGeçici 4. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, 5510 sayılı Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5534 sayılı Kanun'a göre yapılacaktır.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin 2001/41 ile 2006/112 Karar sayılı kararları,gelir ve aylıkların artışına dair kurallara ilişkin olup, kararlardakigerekçelerin dava konusu kuralla ilgisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 10.,60. ve 153. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜRve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
A- 1- 1. maddesiyle, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (29) numaralı bendine,
2- 17. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 29.maddesinin ikinci fıkrasına,
3- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine,
4- 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerine,
5- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 60.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yeralan '' ve (c) '' ibaresine,
6- 64. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 106.maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendine,
7- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesinin birinci fıkrasının '' 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında '' bölümüne,
8- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (h) ve (k) bentlerine,
9- 21. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 34. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (a) bendinde yer alan '' veya kendi sigortalılığınedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması '' ibaresine,
10- 30. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 50. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendine,
11- 35. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 55. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasına,
12- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 60.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine,
13- 41. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 64. maddesinin birincifıkrasına eklenen (c) bendine,
14- 46. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 76. maddesinindeğiştirilen üçüncü fıkrasının son cümlesine,
15- 58. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 98. maddesineikinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkraya,
16- 61. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 103 üncümaddesine,
17- 73. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 20.maddesinin birinci fıkrasına,
18- 80. maddesiyle değiştirilen, 24.2.1983 günlü, 2802 sayılı Hâkimlerve Savcılar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine,
yönelik iptal istemleri, 30.3.2011 günlü, E. 2008/56, K. 2011/58sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, bent, alt bent, cümle, bölümve ibarelere ilişkin
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- 1- 3. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesineeklenen (g) bendine,
2- 31. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesine ikincifıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkraya,
yönelik iptali istemi hakkında, 30.3.2011 günlü, E. 2008/56, K.2011/58 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bufıkra ve bende ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARARVERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
30.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
A- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın,gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
1- 1. maddesiyle, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (29) numaralı bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 17. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 29.maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- 2. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'inkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 60.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yeralan '' ve (c) '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
6- 64. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 106.maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
7- 68. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesinin birinci fıkrasının '' 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında '' bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
8- 3. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesine eklenen (g)bendi, 13.2.2011 günlü, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasıile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun veKanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 24.maddesiyle değiştirildiğinden, bu bende ilişkin KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDAKARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
9- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (h) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
10- 4. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (k) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
11- 21. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 34. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (a) bendinde yer alan '' veya kendi sigortalılığınedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması '' ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
12- 30. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 50. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
13- 31. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesineikinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkra, 6111 sayılı Kanun'un 32.maddesiyle değiştirildiğinden, bu fıkraya ilişkin KONUSU KALMAYAN İSTEMHAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
14- 35. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 55. maddesinindeğiştirilen ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
15- 38. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 60.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
16- 41. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 64. maddesinin birincifıkrasına eklenen (c) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
17- 46. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 76. maddesinindeğiştirilen üçüncü fıkrasının son cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
18- 58. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un 98. maddesineikinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
19- 61. maddesiyle değiştirilen, 5510 sayılı Kanun'un 103 üncümaddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
20- 73. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 20.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'ninkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
21- 80. maddesiyle değiştirilen, 24.2.1983 günlü, 2802 sayılıHâkimler ve Savcılar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN,Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
30.3.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY YAZISI
5754 sayılı Kanun'un 80. maddesiyle değiştirilen 2802 sayılıKanun'un Geçici 16. maddesiyle hakim ve savcıların emekli aylıkları veikramiyelerinde geçici bir süre için diğer devlet memurlarından farklı birdüzenleme yapılmıştır.
Yargı yetkisi, Anayasa'nın 9. maddesine göre Türk milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa'nın 138;hakimlik ve savcılık teminatı 139; hakimlik ve savcılık mesleği ise 140.maddesinde düzenlenmiştir. 140. maddede hakim ve savcıların aylık ve ödenekleriile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatıesaslarına göre kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
Yargı mensuplarının yaptıkları görevin özelliğinden dolayı,emekliliklerinde de sosyal güvenlik sisteminin sağladığı olanaklardan en üstdüzeyde yararlandırılmaları, böylece mesleklerini gelecek kaygısı olmadan ifaetmelerinin sağlanması, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığınınteminatlarındandır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de çeşitli içtihatlarında,yargının toplumdaki özel konumu nedeniyle yargıçların temel hak veözgürlüklerden en üst düzeyde yararlandırılmaları gereğine işaret etmiştir.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkından 2802 sayılıKanun'da belirtilen kişilerin en üst düzeyde yararlanmalarıgerekir.
Anayasa'nın 65. maddesinde yer alan Devlet'in iktisadi ve sosyalödevlerinin sınırları gözetilerek, hakim ve savcılar için özel ve farklı birsosyal güvenlik düzenlemesi yapılıp yapılmaması yasakoyucunun takdir alanıiçerisinde ise de, tüm çalışanların tek bir sosyal güvenlik sisteminebağlanması amacına yönelik çıkarılan yasalarda 2802 sayılı Kanun'da belirtilenkişilerin diğer devlet memurlarından farklı ve geride kalacak şekildedüzenlemeye tabi tutulmasında Anayasa'nın 2., 60. ve 140. maddelerine uyarlıkbulunmamaktadır. Bu nedenle kuralın iptal edilmesi gerekir.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un;
1) 17. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 29.maddesinin ikinci fıkrasının,
2) 68. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın GEÇİCİ 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin,
3) 2. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 4.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinin,
4) 38. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 60.maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan 've (c)' ibaresinin,,
5) 64. maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 106.maddesinin (8) numaralı bendinin,
6) 68. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın GEÇİCİ 1.maddesinin birinci fıkrasındaki '5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında' ibaresinin,
7) 4. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 6.maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin,
8) 35. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 55.maddesinin ikinci fıkrasının,
9) 38. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın60. maddesinin (f) bendinin,
Aşağıda belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı olduklarındaniptalleri gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun kimi kurallarını iptal ettiği15.12.2006 günlü, E2006/111 ve K2006/112 sayılı Kararında;
'
'Çalışma yaşamında kimilerinin hukuksal konumlarından kaynaklanandeğişik kurallara bağlı tutulmaları, diğer çalışanlardan ayrıcalıklı durumagetirilmeleri anlamına gelmez. Yaptıkları işin özelliği nedeniyle aynıkurallara bağlı tutulamayanlar için de koşut düzenlemeler getirilerek ekonomikve mali haklar yönünden eşitlik sağlanabilir.
Bu durumda, 5510 sayılı Yasa kapsamında bulunan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile diğer sigortalıların aynı hukuksal konumda bulunupbulunmadıklarının saptanması Anayasal denetim yönünden önem taşımaktadır.
Anayasa'nın 128. maddesinde Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerive diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlüoldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlarve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamugörevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları veyükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunladüzenleneceği belirtilerek, memurlar ve diğer kamu görevlileri maddede sayılanözlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında da belirtildiği gibi,memur statüsü ile emekli statüsü arasında organik bir bağ bulunduğundan memurstatüsünde yapılan değişiklikler doğal olarak emekli statüsünde de etkisinigöstermektedir. Bu nedenle memurun sosyal güvenlik haklarından biri olarakemeklilik de Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen memurların ve diğer kamugörevlilerinin 'diğer özlük işleri' kapsamında aynı yasal güvence içindedir.
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürütenDevlet memurlarının hukuki rejimi çağdaş personel hukukuna uygun olaraksınıflandırma, kariyer ve liyakat esaslarına dayanmaktadır. Devlet memurları,görevlerinin gerektirdiği niteliklere ve mesleklerine göre sınıflaraayrılmakta, kariyerlerine, yürüttükleri hizmet için gerekli bilgilerine veyetişme şartlarına uygun biçimde, sınıflarında en yüksek derecelere kadarilerleme imkanı sağlamaktadır. Kamu hizmetlerine alınmada ve görevde yükselmedeise kamu personelinin nitelikleri, başarıları, işe bağlılıkları gibi liyakatölçütleri dikkate alınmaktadır. Ayrıca, memurlar ve diğer kamu görevlileriatama işlemiyle idarenin tek taraflı olarak idare hukuku esaslarına göreönceden nesnel kurallarla belirlediği statü içine girmekte ve kamu gücünükullanma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Bunlara üstlendikleri kamuhizmetinin karşılığı olarak Devlet bütçesinden maaş, ücret, ödenek gibi isimleraltında ödeme yapılmaktadır.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin hukuksal konumlarındankaynaklanan özellikleri, Anayasa kurallarına da yansımış, Anayasa'nın 51.maddesinde işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarınınkapsam, istisna ve sınırlarının düzenlenmesinin gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla yapılması öngörülmüş, 53. maddesinde kamu görevlilerineilişkin toplu görüşmelerle ilgili son karar Bakanlar Kurulu'nun takdirinebırakılmış, 54. maddesinde grev hakkı yalnız işçilere tanınmış; 68. maddedesayılan kamu görevlileri için siyasi partilere üye olma yasağı getirilmiş, 70.maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiş, 76. maddede belirlenenkamu çalışanlarının görevlerinden çekilmedikçe aday olmalarına ve milletvekiliseçilmelerine izin verilmemiş, 129. maddede memurların ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idareye karşıaçılabileceği, ceza kovuşturmasının ise kanunla belirlenen istisnalar dışındakanunun göstereceği merciin iznine bağlı olduğu belirtilmiştir. Anayasa'daayrıca Cumhurbaşkanı, yasama organı üyeleri, bakanlar, yükseköğretim kurumlarıüyeleri, hakim ve savcılar, yüksek mahkeme üyeleriyle ilgili özel düzenlemeleröngörülmüştür.
Kamu kesimi için özlük hakları olarak değerlendirilen sosyalgüvenlik kapsamındaki haklar da Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen diğerhaklar gibi kamu hukuku kurallarına bağlı olmasına karşın, işçi ile işverenarasındaki hak ve yükümlülükler tarafların özgür iradesi ile belirlenen işhukuku alanına giren sözleşmelere dayanır. Bu bağlamda, bir hizmet sözleşmesinedayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan işçiler ile bağımsızçalışanların zorunlu ve isteğe bağlı olarak sosyal güvenlikleri de öteden berimemur ve diğer kamu görevlilerinden farklı olarak prim esasına dayalı sigortasistemiyle sağlanmaktadır. Prim ise, yasanın kendilerine karşı güvencesağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigortayardımlarıyla kurum yönetim giderlerinin karşılığı olarak sigortalı veişverenden, sigortalının kazancının veya basamak göstergesinin belli biryüzdesi üzerinden alınan parayı ifade etmektedir. İşçi statüsündekisigortalılar çalışmalarında İş Kanunu'na, kendi nam ve hesabına çalışanlar ise1479 sayılı Yasa'ya tabi oldukları için, bunların sosyal güvenlik haklarındakiprime dayalı sigorta esası, özel sigortaya benzer bir nitelik de taşımaktadır.
Tarihi süreç içinde geçmişi 'sosyal sigorta'dan çok daha eskileredayanan ve memurların sosyal güvenlik hakkının en önemli güvencesi olan emeklimaaşı, önceki hizmetler de gözetilerek verildiğinden, devletin maliolanaklarının yeterliliği ve adil ölçüler içinde görevlerinin niteliğine uygunolmalıdır. Hukuk sistemimizde de bugüne kadar emekli maaşının hesaplanmasında,belirtilen özellikler dikkate alınarak hizmet süresi, yaş, görevin önemi,alınan ve alınmakta olan maaşlar ve kesenekler gibi unsurların etkili olduğugörülmektedir.
Yasa koyucunun Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca sahip olduğu geneldüzenleme yetkisi kapsamında bulunan konuların, 128. maddede özel olarakvurgulanarak yasa ile yapılmasının Anayasa buyruğu haline getirilmesi, Devletinen temel işlevlerinden olan kamu hizmetinin görülmesindeki yeri tartışmasızolan kamu görevlileri için statülerine, yaptıkları görevin gereklerine uygun,emeklileri için de önceki statüleri ile uyumlu ayrı yasal düzenleme yapılmasınıgerekli kılmaktadır. Ancak, düzenlemenin aynı hukuksal konumda bulunmayanlarınbu özelliklerini ve farklılıklarını yansıtmak koşuluyla aynı veya başka biryasa içinde yapılması hususu kuşkusuz yasa koyucunun takdiri içindedir.
Bu durumda, sosyal güvenlik hakkının yansımalarından biri olanemekli maaşının, sigorta esasına göre ödenen yaşlılık aylığı ile benzerlikleribulunsa da amacı ve özellikleri bakımından önemli farklılıklar gösterdiği birgerçektir. Bu farklılıklarına karşın emekli maaşının hesaplanmasında da yaş,hizmet süresi ve emeklilik kesenekleri gibi hususların belirleyici olmasıdoğaldır.
Yasa koyucunun, memurlara ödenecek emekli maaşı ile diğerçalışanlara ödenecek yaşlılık aylığının hesaplanmasında, bunlarınbenzerliklerini ve farklılıklarını dikkate alarak, aktüeryal dengeleri bozmadandüzenlemeler yapması olanağı bulunduğu ve bu konudaki takdirin ise kendisineait olduğu açıktır.
Belirtilen nedenlerle, 5510 sayılı Yasa'da, aynı hukuksal konumdabulunmayan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bunlar dışında kalansigortalıların yukarıda belirtilen özellikleri gözetilmeksizin aynı sistemebağlı tutulması, Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırıdır. Dava konusudüzenlemelerin memurlar ve diğer kamu görevlileri yönünden iptali gerekir''
'Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Devlet, herkesinhayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücündetasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlıkkuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bugörevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak,onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekildeyerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.'denilmektedir. Buna göre Devlet, sağlık hizmetlerini yürütürken herkesin buhizmetten yararlanması amacıyla eşgüdüm sağlayacak genel esaslarıbelirleyecektir. Maddede yer alan Devletin bu görevini kamu ve özel kesimdekisağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak onları denetleyerek yerinegetireceğine ilişkin kural da bu görüşü doğrulamakta, tüm sağlık hizmetlerininsadece Devlet tarafından değil, fakat onun gözetim ve denetimi altında aynıalanda hizmet veren kurum ve kuruluşlarca da görülebileceğini ortayakoymaktadır.
5510 sayılı Yasa ile sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekildegörülebilmesini sağlamak amacıyla genel sağlık sigortası kurulmasıöngörülmüştür. Yasa'nın genel gerekçesinde beş farklı emeklilik rejimininaktüeryal olarak hak ve yükümlülüklerin eşit olacağı tek bir emeklilik rejiminedönüştürülmesinin planlandığı, buna koşut olarak sağlık hizmetlerinindüzenlenmesinde de aynı anlayışın esas alındığı anlaşılmaktadır. Oysa, yukarıdada belirtildiği gibi memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yürüttükleri kamuhizmetine bağlı olarak hukuksal konumları, diğer çalışanlardan bir çok bakımdanfarklılıklar göstermektedir.
Çalışmakta olanları ve emeklileri kapsayan genel sağlıksigortasından yararlanma hakkı da, Anayasa'nın 128. maddesinde memurlar vediğer kamu görevlileri için yasayla düzenlenmesi öngörülen haklar arasındabulunduğundan, üstlendikleri kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi ve hizmetalanlar yönünden de olumsuzluklar yaşanmaması için bu hususların da memurlarındiğer hakları gibi onlara ilişkin düzenleme içinde ayrıca yer alması Anayasalbir gerekliliktir.
Açıklanan nedenlerle genel sağlık sigortası kapsamındaki davakonusu kurallar belirtilen özellikleri taşımaması nedeniyle memurlar ve diğerkamu görevlileri yönünden Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir''
denilmiştir.
Söz konusu kararda, memur ve diğer kamu görevlileri ile bunlardışında kalan sigortalıların, Anayasa'nın ve yasaların ilgili maddelerindebelirtilen özellikleri gereği aynı hukuksal konumda bulunmadıklarıbelirtilerek, sosyal sigorta ve genel sağlık sigortasına ilişkin düzenlemelerinbuna göre yapılması gerektiğine işaret edilmiş ve halen memur ve diğer kamugörevlisi olanlar ile ilk defa memur ve diğer kamu görevlisi olacaklarbiçiminde her hangi bir ayırım da yapılmamıştır. Esasen memur ve diğer kamu görevlileriyleilgili Anayasa'da yer alan ve gerekçede aykırılık nedeni olarak belirtilenkurallar, hale ve ilk defa gibi bir ayırım yapılmasına da izin vermemektedir.
İptal kararından sonra, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanunile yapılan değişiklikte ise iptal gerekçesi gözetilerek, halen memur vediğer kamu görevlisi olanlar ile bunlar dışındaki sigortalıların, sosyalsigorta bakımından aynı hukuksal konumda olmadıkları kabul edilip buna göreyeniden düzenleme yapılmış olmasına rağmen, genel sağlık sigortasıbakımından aynı kurallara tabi kılınarak çelişkiye düşülmüş, yine, ilkdefa memur ve diğer kamu görevlisi olanlar için de geçerli olan ayrı hukuksalkonum hiç dikkate alınmamış ve bunlar da hem sosyal sigorta, hem de genelsağlık sigortası bakımından diğer sigortalılarla aynı kurallara tabitutulmuşlardır.
Buna göre, iptali istenen kurallarda, Anayasa Mahkemesi kararınıniptal gerekçesinin özünü oluşturan memur ve diğer kamu görevlileri ile bunlardışında kalan sigortalılar arasındaki Anayasa'dan kaynaklanan farklılıklarıngereği yerine getirilmemiştir.
Öte yandan, ilk defa memur ve kamu görevlisi olacaklarınyürürlükte bulanan sosyal güvenlikle ilgili kanunları bilerek bu görevlerikabul ettikleri biçimindeki bir yaklaşım ise halen yürürlükte bulunan Anayasakuralları çerçevesinde kabul göremeyeceği açıktır.
Ayrıca, 5754 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile değiştirilen5510 sayılı Yasa'nın 55. maddesinin ikinci fıkrasında bağlanan gelir veaylıkların, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere,bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafındanaçıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişimoranı kadar artırılarak belirlenmesi öngörülmektedir.
Kuralla, ilk defa memur ve kamu görevlisi olacaklar ile diğersigortalılara bağlanan gelir ve aylıklarda, sadece enflasyon karşısında değerkayıplarını önleyen Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temelyılı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranın esas alınması, büyüyenekonomiden bireye düşecek refah payının gözetilmemesi, Anayasa'da öngörülensosyal devlet ve sosyal güvenlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle yukarda sıralanan kurallar, ilk defa memur vekamu görevlisi olacaklar dahil 4/c kapsamındakiler yönünden Anayasa'nın 2., 10.ve 128. maddelerine, 55. maddenin ikinci fıkrası ise 2. ve 60. maddelerineaykırıdır.
İptalleri gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle 5510sayılı Kanun'a eklenen Geçici 20. maddesinin iptal istemesine konu birincifıkrasında; 506 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesi kapsamındaki bankalar,sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veyabunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların'iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların haksahipleri'nin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bu maddenin yayımıtarihinden (8.5.2008) itibaren üç yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nadevredilerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'ukapsamına alınacağı, devir için öngörülen bu sürenin Bakanlar Kurulu Kararı ileen fazla iki yıl daha uzatılabileceği, devir tarihi itibariyle söz konususandık iştirakçilerinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi kapsamındasigortalı sayılacakları hüküm altına alınmaktadır.
2- 17.7.1964 tarih ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nunGeçici 20. maddesiyle bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaretodaları, sanayi odaları, borsalar veya teşkil ettikleri birliklerin personelinemalullük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere birer vakıf teşkiletmekle yükümlü oldukları, bu vakıfların yapacakları aylık dahil emeklilikyardımlarının 506 sayılı Kanun'da öngörülen tutarlardan aşağı olamayacağı,sözkonusu vakıfların (sandıkların) hem Çalışma Bakanlığı hem de Maliye veTicaret Bakanlıklarının kontrol ve denetimine tâbi tutulacağı hüküm altına alınmış;11.5.1976 tarih ve 1992 sayılı Kanunla hem bu sandıklar hem de bunlarıniştirakçileri ile sandıklardan aylık alanların bir yıl içerisinde SosyalSigortalar Kurumu'na devredilmesi öngörülmüştür.
Sözkonusu yasal düzenlemenin iptali için Cumhurbaşkanı'nca açılaniptal davası üzerine Anayasa Mahkemesi, 25.1.1977 tarih ve E.1976/36, K.1977/2sayılı kararıyla, aşağıdaki gerekçesiyle sözkonusu kuralın iptaline kararvermiştir.
''Geçici 20. madde ile getirilen durumu özetlemek gerekirse; bumaddede sayılan kuruluşlara ait personelin sosyal güvenliğini sağlamak için,Devlet, bu kuruluşlara sosyal sigorta örgütü kurdurmuştur. Vakıf yolu ilekurulan bu örgütlerin mensuplarına sağladığı yararların genel sosyalgüvenlikten, başka bir deyimle 506 sayılı Kanunla sağlanandan aşağı düşmesihalinde, üç Bakanlıktan oluşan denetim organının alınmasına lüzum gördüğüönlemlerin yerine getirilmesiyle sandıklar ve ilgili kuruluşlar yükümlütutulmuş ve böylece bu maddenin kapsamında olan personelin sosyal güvenliği, genelsosyal güvenlikten aşağı olmayacak bir biçimde sağlanmış olmaktadır' Sosyalhukuk devletinin temel ereği, sosyal hakların ve sözgelimi sosyal güvenliğin eniyi, en sağlam ve en etkin bir biçimde sağlanmasıdır. Bunun için devlet yakendisi bu işi üstlenerek sosyal güvenlik hakları sağlayacak ya da kendidışında bu hakkın sağlanmasına olanak yaratarak kurduğu örgütüdenetleyecektir' Devletin, haklı bir neden ortaya koymaksızın, kendikurduğu örgütten farksız ve hatta ondan daha üstün sosyal güvenlik hakkı sağlayanvakıf kuruluşlarına el atması, sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamaz. O halde bu kuruluşlar hakkında hiçbir inceleme yapılmadan ve bu örgütlerindurumları açık ve seçik olarak ortaya konulmadan mensuplarının sosyalsigortalar kapsamına ilke olarak alınmasında Anayasa'ya uyarlık yoktur' Devletingörevi, bu kuruluşların doğal kaynaklarını kurutmak değil, onlarıngüçlenmelerini sağlamak ve bu yolla ilgililerin sosyal güvenlik haklarınıgüvence altına almaktır' Dava konusu EK 1. madde hükmünün tümününAnayasaya aykırı olduğuna ve İPTALİNE''
3- 506 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesinin ikinci değiştirilmegirişimi 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 23.maddesiyle yapılmış ve anılan kuralla, sözkonusu sandıkların iştirakçileri ilebu sandıklardan kendilerine yaşlılık ve ölüm aylığı veya gelir bağlanmışolanlar ile bunların hak sahiplerinin, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın,bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal SigortalarKurumu'na devredilerek 506 sayılı Kanun kapsamına alınacağı ve bu Kanunkapsamında sigortalı sayılacakları hüküm altına alınmış; bu yasal düzenlemeyekarşı Cumhurbaşkanı ve 119 milletvekilinin açtıkları iptal davalarında AnayasaMahkemesi, 22.3.2007 tarih ve E.2005/139, K.2007/33 sayılı kararıyla, aşağıdakigerekçeyle kuralın iptaline karar vermiştir:
'' sosyal devletin görevi, güçsüzleri koruyarak sosyal adaleti,sosyal refahı ve sosyal güvenliği sağlamaktır. Sosyal hukuk devleti, kişiselözgürlük, sosyal adalet ve sosyal güvenlik öğelerini birbirleriylebağdaştırarak 'hukuk devleti' ile 'sosyal devlet' arasındaki uyumu sağlar'Çağdaş uygarlığın simgesi olarak tüm toplumlarca benimsenmiş ve evrensellikkazanmış olan sosyal güvenlik kavramı, özde bireyin karşılaşacağı tehlikelerekarşı güvence arayışının ürünüdür. Bireye asgari bir güvence sağlamak, sosyalgüvenliğin temel amacıdır' Maddenin birinci fıkrası, sandık iştirakçileri ilemalullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık veya gelir bağlanmış olanlar ilebunların hak sahiplerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınmak suretiyle devriniöngörürken, altıncı fıkrası bu devrin iştirakçilerin 506 sayılı Yasa'ya göreemsallerine uygun olarak intibaklarının yapılması suretiylegerçekleştirileceğini belirtmektedir. Bu durum, 506 sayılı Yasakapsamındakilere uygulanan prim oranlarının üzerinde prim uygulamasında bulunansandıklardan, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık veya gelirbağlanmış olanlar ile bunların hak sahiplerinin gelecekte gelir kaybınauğramalarına yol açabilecektir. Her ne kadar sandıkların varlıkları sonaerdirilmemekte ve maddenin beşinci fıkrasında da sandıkların 506 sayılıYasa'nın öngördüğü sosyal hakların ve ödemelerin üzerinde sağlamış olduklarısosyal sigorta haklarına ve ödemelerine devam edebilecekleri belirtilmekte isede, kural gereği devir tarihi itibariyle devredilen kişilerle ilgili olaraksandıkların yükümlülüğünün peşin değerinin hesaplanarak borçlandırılması vesandık iştirakçilerinin devri nedeniyle sağlanan prim gelirleri yönünden debüyük kayba uğrayacak olmaları, sandıkların 506 sayılı Yasa'nın öngördüğüsosyal hakların ve ödemelerin üzerinde sağlamış oldukları sosyal sigortahaklarını ve ödemelerini gerçekleştirebilmelerini ve devam ettirebilmelerinitehlikeye düşürebilecektir. Sandıkların bu hakları ve ödemeleri gelecektekarşılamakta ödeme güçlüğüne düşebilecekleri gözetildiğinde, bu kişilerinhaklarının korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması sosyal hukuk devletiilkesinin bir gereğidir. Açıklanan nedenlerle kural Anayasanın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir''
4- İptal istemine konu kuralla Anayasa Mahkemesi'nin 22.3.2007tarih ve E.2005/139, K.2007/33 sayılı kararında belirtilen gerekçeler telifedilmeye çalışılmış ancak yine de kural Anayasa'ya aykırı olmaktan öteye gidememiştir.5754 sayılı Kanun'un 73. maddesinin iptal istemine konu olmayanikinci-onbeşinci fıkralarında yapılan detaylı düzenlemeler incelendiğinde; sözkonusu sandıklarda özellikle yüksek prim ödeyerek gelecekte daha iyi biremeklilik aylığı bağlanması beklentisinde olan sandık iştirakçilerinin, yasaylakurulmuş sözkonusu vakıfların (sandıkların) senetlerine güven duyarakgelecekteki sosyal güvenlik beklentilerinin ortadan kaldırıldığı 30.4.2008tarihinden itibaren sandıklarca bağlanmış/bağlanacak olan gelir ve aylıklarayapılacak artışların, 506 sayılı Kanun'a göre bağlanan gelir veya aylıklarayapılan artışlardan fazla olamayacağı yönündeki hükümle, bu gibilerin ve bukonumdakilerden emekli aylığı alanların gelecekte alacakları/almakta olduklarıyüksek emekli aylıkları ve artışları imkanından mahrum bırakıldıkları, buyönünle kuralın hukuk devletinin 'öngörülebilirlik' ve 'hakkaniyet' ilkelerineaykırı düştüğü, yasayla kurulmuş vakıf tüzelkişiliğinin hukuki himâyesi altındaolan sandık iştirakçileri ile bunlardan emekli aylığı alanların özel hukukkaynaklı beklenen haklarının ortadan kaldırıldığı, sandık iştirakçilerininSosyal Güvenlik Kurumu'na devri ile birlikte artık iştirakçisi kalmayan vekendisine prim ödemesi yapılmayacak konuma gelen sandıklara yasa ile yüklenenbazı mükellefiyetlerin dahi sözkonusu kişilerin uğradıkları/uğrayacakları büyükhak kayıplarını karşılamaktan çok uzak düştüğü, esasen Anayasa Mahkemesi'nin25.1.1977 tarih ve E.1976/33, K.1977/2 sayılı kararında da net bir biçimdevurgulandığı üzere, Devletin kendi kurduğu sosyal güvenlik örgütünden dahaüstün sosyal güvenlik hakkı sağlayan vakıf kuruluşlarına (sandıklara) elatmasının ve sandıklar lağvedilmiyor görünümü altında tüm iştirakçilerininSosyal Güvenlik Kurumu'na devredilerek fiilen işlevsiz hale getirilmesinin debaşlı başına Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devletiilkesinin ihlali olduğu, dolayısiyle kuralın iptali gerektiği kanısınavardığımızdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
5- Yine iptal istemine konu 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılıKanun'un 80. maddesi ile 24.2.1983 tarih ve 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu'nun Geçici 16. maddesi değiştirilmiş ve madde metni:
'31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup 5510 sayılı Kanunun 4. maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan 103. maddedeunvanları belirtilenlerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekliaylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 29.6.2006 tarihli ve 5536 sayılıKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerinuygulanmasına devam olunur.' şeklini almıştır.
Kural, 1 Ekim 2008 tarihinden önce iştirakçi olan 2802 sayılıKanun'a tâbi hâkim ve savcıları kapsamakta ve bu konumdakilerin emekli kesenekve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinde önceki mevzuathükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir. Yine kuralla, uygulaması 5510 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesi koşuluna bağlı olan 2802 sayılı Kanun'un Geçici 16.maddesinin sürekliliği sağlanmıştır.
6- 29.6.2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun'la hâkim ve savcılarınmaaşlarının belirlenmesinde önceki sistemden tamamıyla farklı bir sistem kabuledilmiş; 'kıstas aylık' ve 'yargı ödeneği' adı altında iki ana ödeme kriteriesas alınarak aylık ödenmesi esasına geçilmiş, getirilen sistemle, eskidenhâkim ve savcıların aylıklarının hesabında gösterge, derece, kademe, varsa ekgösterge, taban aylığı, kıdem aylığı ve varsa diğer unsurlar dikkate alınarakyapılan hesaplama sisteminden vazgeçilmiş, keza temsil, makam ve yüksekhâkimlik tazminatları hâkim ve savcı maaşlarının unsuru olmaktan çıkarılmıştır.
İtiraz konusu kuralla öngörülen sistemin özü; 2802 sayılı Kanun'un103. maddesinde unvanları belirtilen kişilerin çalışırken aldıkları maaşlarınıntespitinde, 5536 sayılı Kanun'la getirilen kıstas aylık ve yargı ödeneğindenoluşan yeni yöntemin uygulanması, buna karşılık aynı kişilerin emekliyeayrılmaları durumunda emekli kesenekleri, emekli aylıkları ve emekliikramiyelerinin 5536 sayılı Kanun'dan önce uygulanan ek göstergeler, emeklikeseneğine ilişkin unsurlar yürürlükteymiş gibi bu unsurları etkileyen yasalmevzuatla güncellenerek ödeme yapılmasından ibarettir. Yine hemen işaret etmekgerekir ki 5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni aylık ödeme sistemine rağmen,halen bu Kanun'a göre aylık almakta olan hâkim ve savcıların emekli kesenekleriyeni getirilen aylıkları üzerinden değil 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu'nun 14., 15. ve Ek 70. maddelerine göre gösterge aylığı, ek gösterge,kıdem aylığı, taban aylığı ve tazminat aylığı gibi artık mevcut olmayan ancakgeçiş hükümleriyle varmış gibi kabul edilen 'farazî' unsurlar toplanmaksuretiyle çıkan tutar üzerinden 'emekli keseneğine esas tutar' iştirakçiden%16, kurumundan ise %20 oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsiledilmektedir.
Özetlemek gerekirse, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim ve savcılara5536 sayılı Kanun'la getirilen yeni sistem üzerinden aylık ödenmekte; ancakbunların emekli kesenekleri yükselen aylıkları üzerinden değil, yürürlüktenkalkan bir sistemin öngördüğü kurallara göre düşük kalan aylıkları esasalınarak tahsil edilmekte; bunların emekli olmaları halinde ise bu kez 5434sayılı Kanun'un 41. ve 89. maddeleri gözetilerek, derece kademe aylığı+ekgösterge aylığı+taban aylığı+kıdem aylığı+tazminat aylığı toplanmak suretiylebulunacak tutarın, %75 - %100 arasındaki maaş bağlama oranları gözetilerekfiili hizmet süresi üzerinden ödenecek miktarı ile belirlenecek olan rakama,yüksek hâkimlik ve temsil tazminatlarının ilavesi suretiyle çıkan sonuç ilaveedilerek emekli aylığı ve emekli ikramiyesi hesaplanmaktadır. En yalınifadeyle, 2820 sayılı Kanun kapsamındaki kişilerin çalışırken aldıklarıaylıklar ile emekli aylıkları (ve ikramiyeleri) ve emekli keseneklerinin farklısistemlere tâbi oldukları açıkça görülmektedir. (1 Ekim 2008'den önce iştirakçiolanlar bakımından) Bu durum ise 5536 sayılı Kanun öncesi görev aylığı-emekliaylığı arasında büyük fark bulunmayan hâkim ve savcıların, zaman içerisindebüyük kayba uğramalarına ve neredeyse emekli aylıklarının görev aylıklarınınyarısına düşmesine yol açmaktadır.
7- Memuriyet statüsü ile emeklilik statüsü arasındaki ilişkininirdelendiği Anayasa Mahkemesi'nin 13.1.1977 tarih ve E.1976/45, K.1977/1 sayılıkararı dava konusuna ışık tutacak mahiyettedir:
''Emeklilik statüsü memurluk statüsüne bağlı ve ona dayalıbulunması nedeniyle, emekli aylıkları derecelerinin saptanmasında esas,memuriyette iken kazanılan emekli aylığına esas dereceler ve kademelerolduğundan, o statüdeki öğrenim derecelerine dayalı ve onunla orantılı vesınırlı yükselmeler, kuşkusuz emeklilik intibakına da yansır. Bu açıklamalardananlaşılacağı üzere, emeklilik statüsü ile memurluk statüsü arasındaorganik bir bağ bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak memurluk statüsünde deetkisini göstermektedir. Örneğin, emekli aylığının hesabında ya daemekliler hakkında yapılan intibaklarda değerlendirilen hizmetler, memuriyettegeçen fiili süreleridir. Emekli aylıkları ve ikramiyeleri; memuriyetaylıklarına ya da memuriyet derecelerine göre oluşturulmuş gösterge tutarlarınagöre saptanır. Yine emekliye intibakta esas alınan başlangıç ve tavandereceleri, görevli iken tabi olunan başlangıç ve tavan dereceleridir' Emeklisistemi, personel rejimine bağlı olanların o rejimde kazandıkları haklara göredüzenlendiğine ve bu statüde kabul edilmiş bulunan kariyer, yeterlik (liyakat),sınıflandırma, öğrenim derecesi ve tavanı gibi ilkeler, göreve başlama veyükselişlerde esas alındığına göre, görevlilerin bu durumlarıyla emekliliğeintikalleri de doğaldır.'
İptal istemine konu kuralla, 2802 sayılı Kanun'a tâbi hâkim vesavcıların aylıklar yönünden bulundukları statü ile emekli aylıkları arasındabulunması gereken organik bağ tamamen ortadan kaldırılmış, yasa koyucunun basitbir düzenleme ile alınan aylıklar üzerinden emekli kesintisi yapmak suretiyleaşabileceği bir sorun mazeret gösterilerek, görev aylıkları ile emekliaylıkları arasındaki farkın giderek büyümesine yol açılarak, bunlarınemeklilerinin sosyal güvenlik hakları büyük ölçüde zedelenmiş, sosyal hukukdevleti ilkesi ihlâl edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, anılan kuralın Anayasa'nın 2. ve 60.maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden iptali gerektiği kanısınavarılmakla, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY
5754 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile değiştirilen 'gelir veaylıkların yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri' başlığıaltında yer alan 55. maddenin iptali istenen ikinci fıkrasında;
Bu Kanun'a göre bağlanacak gelir ve aylıklarda artış oranı olaraktüketici fiyat genel indeksindeki değişim oranının yansıtılacağıbelirtilmektedir.
Söz konusu indeksin paranın satın alma gücünde tüketicileryönünden oluşan kayba karşılık gelmesi ve ancak bunun aylık artırımınayansıtılabileceğinin söylenmesi sosyal devlet ilkesinde devlete düşen ödev vegörevin gereği gibi yerine getirilmesi olarak algılanamaz.
Nitekim; Anayasa Mahkemesi E.2006/111 ve K.2006/112 sayılıkararında denetlenen 5510 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin (29) numaralı bendindeyer alan 'güncelleme katsayısı' formülünde sadece enflasyon kayıplarını önleyenTÜFE değişim oranının esas alınmasını ekonomide bireye düşecek refah payınıgözetmemesi nedeniyle Anayasa'ya aykırı bulmuş, yasakoyucuda yenilediğigüncelleme katsayı formülüne TÜFE değişim oranının tamamı yanında yurtiçihasıla gelişim hızının % 30'unu da ilave etmiştir. 5754 sayılıYasa'nın 1. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin (29)bendindeki bu değişiklik Anayasa'ya uygun bulunmuştur.
Reel kayıplar karşısında ülkede mevcut büyüme payı ve refahartışının gözetilmemesi ve büyümeden bireyin sosyal refahına yapılacakbir katkının düşünülmemesi ve ekonomik kalkınma parametrelerinden sadeceharcama kayıplarını telafi eden tüketici fiyatları genel indeksinin kullanılmasısuretiyle aylık artışına sınır getirilmesi Anayasa'nın 2., 5. ve 60.maddelerine aykırıdır.
Anılan gerekçe ile çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ