ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/58
Karar Sayısı : 2011/37
Karar Günü : 10.2.2011
R.G. Tarih-Sayı :14.05.2011-27934
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Aydın Bölge İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.1.1961 günlü, 213 sayılıVergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesi ileeklenen (4) numaralı fıkranın Anayasa'nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırılığısavıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
İhtirazı kayıtla beyan edilip ödenen geçici vergi ile damgavergisinin kaldırılması ve ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte iadesi istemi ile açılan davanın itiraz incelemesinde,kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun itiraz konusufıkrayı da içeren 112. maddesi şöyledir:
'Madde 112 - (Değişik madde: 04/12/1985 - 3239/8 md.)
1. İkmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergiler taksitzamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit sürelerikısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler,tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
2. Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını muciphaller dolayısıyla beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleriiçinde ödenir.
Mükellefin, vadeleri mezkur süreden sonra gelen vergileri de aynısüre içinde alınır.
Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri hallerdolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re'sen veya idarece tarholunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
Bu fıkrada yazılı tahsil süreleri Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanun mucibince teminat gösterildiği takdirde, Vergi Kanunu ile bellitaksit zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.
3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin 3 numaralı fıkrası gereğincetahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesikararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibarenbir ay içinde ödenir. Ayrıca ikmalen, re'sen veya idarece yapılantarhiyatlarda:
a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere, kendi vergikanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normalvade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar;
b) Dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, kendivergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkinnormal vade tarihinden itibaren, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar;
Geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikmezammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de aynı süre içindeödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz.
Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi; uzlaşılan vergi miktarına, (a)fıkrasında belirtilen tarihten itibaren uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihekadar geçen süre için uygulanır.
Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar mükelleflertarafından istenildiği takdirde davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamenödenebilir.
4. (Ek bent: 22/07/1998 - 4369/2 md.) Fazla veya yersiz olaraktahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgilimevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerintamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bututarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişini mükellefe tebliğedildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna görebelirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120 inci madde hükümlerinegöre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.
5. (Ek fıkra: 28/12/2001 - 4731 S.K./4. md.) İhtirazi kayıtlabeyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip yine yargı kararıuyarınca tahsili gereken vergilere, iade tarihinden yargı kararının vergidairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için bu maddede yer alan esaslardahilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna görebelirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10. ve 35. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurmaisteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE, 26.6.2008gününde karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kural ile fazla veya yersizalınan vergilerin iadesinde istenen bilgi ve belgelerin tesliminden üç ay sonrabaşlamak üzere tecil faizi verildiği, oysa eksik beyan edilen ve ödenenvergiler için ödenmesi gereken günden itibaren gecikme faizi alındığıbelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin dördüncü fıkrasıile mükelleflerden fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde,tahsilâtın üzerinden çok zaman geçmiş olsa da istenen bilgi ve belgelerinteslimiyle yapılan iade talebinden sonraki üç ay içinde yapılmayan iadeler içinbu üç ayın sonundan başlamak üzere düzeltme fişinin tebliğ edildiği güne kadarişleyen tecil faizinin vergi aslı ile beraber ödenmesi öngörülmektedir. Bunakarşın aynı maddenin üçüncü fıkrası ile eksik tahsil edilen veya tahsiledilemeyen vergiler için mükelleflerden verginin ödenmesi gereken tarihtenitibaren ödemenin yapıldığı güne kadar işleyen gecikme faizi alınmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem veişlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayıp yargı denetimine açık devlettir.
Anayasa'nın 35. maddesinde ise, herkesin, mülkiyet ve mirashaklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı hükme bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, herkese başkasının hakkınazarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibiolduğu şey üzerinde dilediği biçimde yararlanma, tasarruf etme, başkalarınadevretme, kullanma, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme olanağı verir.
İtiraz konusu kural, kamu kurumları ile kişiler arasında kamuidarelerinin kamu gücüne dayalı yetkilerini kullanırken hatalı işlemleri nedeniile oluşan alacaklı-borçlu ilişkilerinin borçlu olan kamu kurumları lehinebozulmasına sebebiyet vermektedir. Bunun yanında kamu kurumlarının borcunuödemesini geciktirmede teşvik edici olmakta ve vatandaşların devlete olangüvenini sarsmaktadır.
Vergi, devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksıztahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilâtının fazla veyayersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir'alacak' haline gelmektedir.
Alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temelhaklarındandır. Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni ile belli birsüre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme veharcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfındaenflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçekdeğeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarakgetirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyethaklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır.
İtiraz konusu düzenleme ile devlet fazla veya yersiz yapılmıştahsilâtlar ile hazinesinde tuttuğu meblağı kişilere iade ederken üzerindenuzun zaman geçmiş olsa bile talep tarihinden üç ay sonra başlamak üzereişleyecek faizi ödemektedir. Düzenleme ile elde edilen kamu yararı kamu içinöncelikli, genel menfaatleri koruyan, kamu hizmetlerinin sürdürülmesi içinzorunlu bir durum arz etmemekte, sadece devlete başkasının mülkü üzerindesebepsiz ve karşılıksız biçimde tasarruf etme hakkını vermektedir.
Fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde, tahsilâtınyapıldığı tarih yerine başvuru tarihinden üç ay sonra başlamak üzere işleyecekfaizin ödenmesine ilişkin kural, kişinin belli bir dönem için faiz gelirindenmahrum kalması sonucunu doğurarak genel yarar ile kişi yararı arasındakidengenin bozulmasına yol açmakta, bu durum hukuk devletinde korunması gerekenmülkiyet hakkının ihlaline neden olmaktadır.
Nitekim Avrupa İnsan Haklarının ve Temel ÖzgürlüklerininKorunmasına İlişkin Sözleşme'ye Ek Protokol'ün 1. maddesinde de:
'Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygıgösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararısebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygunolarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veyapara cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulamakonusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.'denilmektedir.
Bu kural uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Eko-EldaAvee/Yunanistan davasında (9.3.2006 günlü, Başvuru No: 10162/02); haksız olaraktahsil edilen verginin beş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesini,belli bir meblağdan yararlanma hakkı uzun süre engellenen şahsın, malidurumunda önemli ve kesin zararlara neden olunduğu, bu durumun sürdürülmesigereken genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengeyi bozduğu, şahıs üzerineaşırı yük yüklediği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmişve mülkiyet hakkı çiğnenen şahsa faiz ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
VI- iptal kararının yürürlüğe gireceği gün sorunu
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez.' denilmekte; Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü fıkrasında dabu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında ise, AnayasaMahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzeninitehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görürse yukarıdaki fıkrahükmünü uygulayacağı belirtilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin dördüncü fıkrasıfazla veya yersiz alınan vergilerin iadesinde başvuru tarihinden üç ay sonrabaşlamak üzere sınırlı da olsa faiz ödenmesine imkân tanımaktadır. Fıkranıniptali halinde sınırlı olarak yapılan ödemelerin dayanağını oluşturacak birdüzenleme kalmayacaktır. Doğacak bu hukuksal boşluk, iptal gerekçelerinde izahedilen kişilerin mülkiyet haklarında mevcut durumdan daha da geriye gidilmesineve Anayasa gereği olması gereken durumdan daha da uzaklaşılmasına sebep olarakkamu düzeni ve kamu yararını bozucu nitelikte olduğundanAnayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarıgereğince, bu fıkraya ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,10.2.2011 gününde karar verilmiştir.
VII- yürürlüğün durdurulması istemi
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine22.7.1998 günlü, 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen (4) numaralıfıkranın iptaline ilişkin hükmün süre verilerek yürürlüğe girmesininertelenmesi nedeniyle bu fıkranın YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 10.2.2011gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VIII- SONUÇ
1-7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2-4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine22.7.1998 günlü, 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen (4) numaralıfıkranın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3-213 sayılı Kanun'un 112. maddesine, 4369 sayılı Kanun'un 2.maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkranın iptal edilmesi nedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDANBAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
10.2.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN