ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/77
Karar Sayısı : 2010/77
Karar Günü : 3.6.2010
R.G. Tarih-Sayı :30.10.2010-27744
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul Bölge İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.12.1984 günlü, 3091sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi HakkındaKanun'un 13. maddesinin Anayasa'nın 2., 9., 36., 125. ve 138. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Taşınmaz mal zilyetliğine yapılan tecavüzün 3091 sayılı Yasahükümleri uyarınca önlenmesi yönündeki başvurunun reddine ilişkin işleminiptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davanın, İdare Mahkemesitarafından reddi üzerine Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılan itirazda, itirazkonusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.12.1984 günlü, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine YapılanTecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un itiraz konusu 13. maddesi şöyledir:
'Yürütmenin durdurulması
Madde 13 ' Bu Kanuna göre verilmişkararlar üzerine idari yargıya başvurmalarda yürütmenin durdurulması kararıverilmez.'
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 9., 36., 125. ve 138.maddelerine dayanılmış, 13. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER,Ali GÜZEL, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ ve Zehra AylaPERKTAŞ'ın katılımlarıyla 11.9.2008 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, idari yargı mercilerince yürütmenindurdurulması kararı verilebilmesini ortadan kaldıran itiraz konusu kuralın, hakarama özgürlüğünü sınırladığı, kamu düzenini bozduğu, ayrıca hâkimlere tanınanyargı yetkisinin kullanılmasını engellediği belirtilerek, Anayasa'nın 2., 9.,36., 125. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararıverilebilir. Bu nedenle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 13. maddesiyönünden de incelenmiştir.
İtiraz konusu kuralda, 3091 sayılı Yasa'ya göre verilmiş kararlar üzerineidari yargıya başvurulması halinde, yürütmenin durdurulması kararıverilemeyeceği öngörülmekte, gerekçesinde ise; 'Uygulamada 5917 sayılıKanuna göre verilmiş bulunan kararlar aleyhine Danıştay'da açılan iptaldavalarında, istek üzerine, yürütmenin durdurulması kararı da verilmektedir. Budurumda asıl davanın geç karara bağlanması nedeniyle uygulamanın durdurulması,anlaşmazlığın devamına ve birçok olayların çıkmasına neden olmaktadır. Esasenverilen men kararının infazı yapılıp, yürütme işlemi tamamlandıktan sonraDanıştay'ca yürütmenin durdurulması kararı verildiğinden, bu kararın infazı ileyapılmış bir işlemin aksine yeniden bir işlem yapılması, başkaca hukukianlaşmazlıklara da yol açmaktadır. Bu sakıncaların giderilmesi için, idariyargı tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmemesi ve anlaşmazlığınkesin kararla çözümlenmesi zorunlu görülmüştür.'denilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Adil yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa'nın 36. maddesinde, 'Herkes,meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.'denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak aramaözgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı birhaksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığıhaksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, 'idareninher türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.' denilereketkili bir yargı denetimi amaçlanmıştır. Çünkü yargı denetimi hukukdevletinin olmazsa olmaz koşuludur. Bu kural, yönetimin kamu hukuku ya da özelhukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır. Anayasa'nın125. maddesinin beşinci fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde telafisigüç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırıolması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerekyürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği, altıncı fıkrasında ise, yürütmenindurdurulması kararı verilmesinin olağanüstü hal, sıkıyönetim, seferberlik vesavaş hali ile milli güvenlik, kamu düzeni ve genel sağlık nedenlerine bağlıolarak yasayla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.
Hak arama özgürlüğü bakımından kişilerin idareye karşı sahipoldukları en etkili yargısal koruma mekanizması iptal davasıdır. İptaldavasında, idari işlemin hukuk kurallarına aykırılığının belirlenmesi halindeiptali yoluna gidilmekte ve bunun sonucunda idarenin hukuka bağlılığı ve hukukdüzeninin korunması sağlanmaktadır. Genel ilke, iptal kararlarının geriyeyürümesi ve iptal edilen işlemi başından itibaren ortadan kaldırması, bu işlemeve ona dayanan sonuçlar hiç mevcut olmamış gibi kabul edilmesi olmaklabirlikte, bu ilke, idari işlemin iptal kararına kadar mevcudiyetine ve etkidoğurmasına engel değildir. Bu nedenle, kişileri iptal davası sonuçlanıncayakadar hukuka aykırı idari işlemin olumsuz etkilerinden korumak, ileridegiderilmesi veya düzeltilmesi imkânsız veya zor olan durumları önlemek, idareyide hem olası bir tazmin yükünden kurtarmak hem de hukuk sınırları içine çekerekhukuk devletinin kesintiye uğramadan devamını sağlamak amacıyla yürütmenindurdurulması kurumu öngörülmüştür.
Yürütmenin durdurulması kurumu, yargının denetim etkinliğiniartırıcı bir araç olarak dava hakkının bir parçasını oluşturduğu gibi kamuyararı ve kamu düzenini de sağlamaktadır. Yürütmenin durdurulması kararı iledava konusu olan işlemin yapıldığı andan önceki durumun geri gelmesisağlanmakta ve kişiler dava sonuçlanıncaya kadar bu işlemin olumsuzetkilerinden korunmaktadır.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan TecavüzlerinÖnlenmesi Hakkında Kanun, gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmazmallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafındanidare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunansahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüzveya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufailişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamak amacıyla çıkarılmıştır.
Yasanın gerekçesinde, getirilen düzenlemenin kamu düzenini korumakamacına yönelik olduğu açıklanmaktadır. Ancak, 3091 sayılı Yasa uyarınca alınankararların diğer idari işlemlerden farklı bir özelliğinin bulunmaması veAnayasa'nın 125. maddesinin beşinci fıkrası gereğince yürütmenin durdurulmasıkararının idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halindetelafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birliktegerçekleşmesi durumunda verilebilmesi göz önüne alındığında, 3091 sayılıYasa'ya göre verilmiş kararlara karşı idari yargıda açılan davalarda yürütmenindurdurulması kararı verilememesinin kamu düzenini korumayacağı açıktır. Kamudüzeni, hukukun dışlandığı, yargının etkisiz kaldığı yerde daha çok bozulur.Yürütmenin durdurulmasının sınırlanması anayasal sınırlar içinde yasa koyucununtakdiri içerisinde ise de, bu yetki sınırsız değildir. Yasa koyucu tarafındankamu düzeni gerekçesine dayanılarak böyle bir düzenleme yapılabilmesi içinönemli, genel kabul görmüş, somut nedenlerin bulunması gerekir.
İtiraz konusu kural uyarınca, yürütmenin durdurulması yetkisininkullanılmasının engellenmesi bu yetkinin sınırlanmasını aşan, hakkın özünüzedeleyen bir durum olduğu gibi, idari yargının en güçlü araçlarından birininelinden alınması suretiyle yargısal denetimin kısıtlanmasına da yol açmaktadır.
Ayrıca, idari yargıda yürütmenin durdurulması kararıyla güdülenamacın kişilerin hak arama özgürlüklerini daha etkili biçimdekullanabilmelerini sağlamak olduğuna göre, itiraz konusu kural, Anayasa'nın125. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen 'İdari işlemin uygulanmasıhalinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkçahukuka aykırı olması' koşullarını etkisiz kılarak yürütmenindurdurulması kararlarıyla gerçekleştirilmek istenen hukuksal yararı ortadankaldırmakta, 3091 sayılı Yasa'ya göre verilmiş kararlara karşı idari yargıdaaçılacak davalarda, kişileri bu araçtan yoksun bırakarak hak arama özgürlüğünüde sınırlandırmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 13., 36.ve 125. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 9. ve 138. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
Haşim KILIÇ, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Nuri NECİPOĞLU bugörüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.12.1984 günlü, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine YapılanTecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 13. maddesinin Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE,Haşim KILIÇ, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA, 3.6.2010 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- İptal istemine konu 4.12.1984 günlü, 3091 sayılı Taşınmaz MalZilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 13. maddesinde'Bu kanuna göre verilmiş kararlar üzerine idari yargıya başvurmalardayürütmenin durdurulması kararı verilmez.' denilmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinin altıncı fıkrasında 'Kanun, olağanüstühallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde, ayrıca milligüvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ileyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.' denilmektedir.Anayasa'nın bu maddesinin belirtilen fıkrasına ilişkin Gerekçe'dede '' idari işlemler için verilecek yürütmenin durdurulması kararlarınaistisnai olarak sınır getirilebileceği de maddede düzenlenmiştir. Buna göre,olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde veya milli güvenlik, kamudüzeni ve genel sağlık nedenleri ile idariişlemler için yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği kanundaöngörülebilecektir.' denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 15.4.1975 tarih ve E.1973/19, K.1975/87sayılı kararında ''Mahkemelerin görev ve yetkilerini belirleyen usûlkuralları kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle '' denilerek,yargılama usûlünü düzenleyen yasal tasarrufların 'kamudüzeninden' olduğu vurgulanmıştır. Kamu düzeni kavramınaverilecek anlam ile ilgili bir başka Anayasa Mahkemesi kararında da ''kamudüzeni deyiminin, toplumun dirlik ve düzenliğinin sağlanmasını,Devlet'in ve Devlet kuruluşlarının korunmasını hedef tutan her şeyi ifadeettiği, bir başka deyimle, toplumun her sahadaki düzeninin temelini oluşturanbütün kuralları kapsadığı kuşkusuzdur'' denilmektedir. (Anayasa Mahkemesi'nin28.1.1964 tarih ve E.1963/128, K.1964/8 sayılı kararı)
Nitekim, 3622 sayılı Yasa'nın 10. maddesi ile İYUK'nun 'yürütmenindurdurulması' başlıklı 27. maddesine eklenen 12 numaralı fıkra ile idareyargılama usulünde Danıştay Dava Daireleri ile idari ve vergi mahkemelerininverecekleri yürütmenin durdurulması istemleri konusundaki kararlara karşı 'itiraz'yolunun ihdası sonrası, bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı savıyla açılaniptal davasında, iptal istemini reddeden Anayasa Mahkemesi, sözkonusudüzenlemeyi Anayasa'nın 138. ve 125. maddelerine aykırı bulmamış ve şugerekçeyle sonuca ulaşmıştır:
''Yürütmeyi durdurma ile ilgili kararlara karşı itiraz olanağınıgetiren yeni düzenlemeler idari yargılama usulü ile ilgili kurallardır.Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca mahkemelerin kurulması, görev ve yetkileri,işleyişleri ve yargılama usulleri yasayla düzenlenir. Mahkemelerin nihaikarardan önce alacakları yasal önlemler ile ileride kendi kararlarınınuygulanabilirliğini ve geçerliliğini sağlamak üzere alacakları önlemleryargılama usulü kurallarıdır. Yürütmeyi durdurma ile ilgilikurallar, Anayasa'nın 125. maddesi sınırları içinde kalmak veAnayasa'nın diğer temel kurallarına aykırı olmamak koşuluyla, diğeryargılama usulü kuralları gibi yasakoyucu tarafından serbetçedüzenlenebilirler' Yargı organının kendi içindeki çalışma yöntemleriile uyguladığı yargısal tekniklerin oluşturduğu yargılama yöntemiyle ilgilidava konusu kurallar, Anayasa'nın 138. maddesinin amacına ve açık anlatımınaherhangi bir aykırılık taşımamaktadır. Dava konusu düzenlemeler,yargısal uygulamalarla ilgili yeni bir çözüm yoludur. Bu nedenle davakonusu yasa ile konulan itiraz yolunun, Anayasa'nın yürütmeyi durdurmayıdüzenleyen 125. maddesinin beşinci fıkrasına ve mahkemelerin bağımsızlığınıdüzenleyen 138. maddesine aykırı bir yönü yoktur. (Anayasa Mahkemesi'nin21.6.1991 tarih ve E.1990/20, K.1991/17 sayılı kararı)
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 'Bu kanundadüzenlenen her türlü para cezası idari niteliktedir. Bu cezalara karşı tebliğtarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idari mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz vezaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa süredesonuçlandırılır. İtiraz üzerine idari mahkemesince verilen kararlar kesindir.'şeklindeki 26. maddesinin iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda daAnayasa Mahkemesi, sözkonusu düzenlemeyi şu gerekçeyle Anayasa'ya aykırıbulmamıştır:
'' Bir karara karşı itirazda bulunmak veya kanun yoluna başvurmak,o konuda, hakkın neden ibaret olduğunun tespitini başka bir yargı merciinden deistemektir. Bunun nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ilegösterilir. Anayasa'da mahkemelerin kuruluşunun, görev veyetkilerinin, işleyişlerinin ve yargılama usullerinin yasa ile düzenlenmesiöngörülmüştür. Buna göre, usul yasalarının Anayasa'ya uygun olmak koşuluyladüzenlenmesi yasama organına bırakılmıştır' İtiraz konusu kuralla, yasamaorganı toplumsal düzeni bozan kimi hukuka aykırı durumları yaptırıma bağlamayetkisini idareye vermiş, ancak kişinin haklarını korumak amacıyla bu kararlarakarşı idare mahkemelerine itiraz yolunu açmıştır. Yasama organı bu türdavaların görülmesinde ve sonuçlandırılmasında basit fakat hızlı bir usulöngörerek genel hükümlerden ayrılmakta kamu yararı görmüştür' İtiraz konusukuralla, kanun yoluna başvurulmasına olanak vermeyecek biçimde hakarama özgürlüğüne kamu yararı amacıyla getirilen sınırlamada, demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle itirazkonusu kural Anayasa'nın 36. maddesine aykırı değildir' İdarenin toplumsaldüzenini bozan davranışlar için bireylere uyguladığı para yaptırımlarına karşı'itiraz' üzerine verilen kararların kesin olması işin niteliğine aykırıdeğildir. Yasakoyucunun, suç olarak düzenlemediği ve genelmahkemelerin görev ve yetkisinden çıkararak idarenin ceza yaptırımına bağladığıbu yasadaki eylemler için, para değerinin değişkenliğini göz önündetutarak hızlı yargılama sağlayan bu yöntemi kabul etmesinde kamuyararını gözettiği açıktır. Bu nedenlerle, itiraz konusukuralla getirilen kanun yolu sınırlaması idarenin yargısal denetimini etkisizduruma getirmediğinden Anayasa'nın 125. maddesine aykırılık yoktur'Anayasa'nın Danıştay'ı idare mahkemelerince verilen kararların son incelememercii olarak tanımlanan 125. maddesinde, tüm kararların mutlak olarak Danıştayincelemesinden geçirileceği konusunda bir kural yer almamaktadır. Mahkemelerinkuruluş, görev, işleyiş ve yargılama usullerini Anayasa çerçevesindedüzenlemekle görevli olan yasakoyucunun basit gördüğü kimi davalarda üst yargıyolunu kapayabileceği açıktır. Bu nedenle, itiraz konusu kuralAnayasa'nın 155. maddesine de aykırı değildir'' (Anayasa Mahkemesi'nin23.5.2001 tarih ve E.2001/232, K.2001/89 sayılı kararı; AMKD., Sayı:37, 1.Cilt, s. 541-550)
Anayasa Mahkemesi'nin 21.6.1979 tarih ve E.1979/1, K.1979/30sayılı kararında da 'yürütmenin durdurulması' müessesesinin mahiyeti üzerindedurulmuş ve aşağıdaki değerlendirme ve gerekçeyle 2172 sayılı Devletçeİşletilecek Madenler Hakkında Kanun'un 16. maddesiyle öngörülen 'yürütmenindurdurulması kararı verilemez' yolundaki kuralın iptali istemi reddedilmiştir:
''İptal davasını güvence altına almakta bulunan yürütmenindurdurulması müessesesinin yönetsel yapıdaki önem ve etkisi yadsınamaz.Özellikle, iptal davalarında davalı yerindeki Devletin karşısında zayıf durumdaolan davacının haklarının etkin biçimde güvence altına alınmasında, yürütmenindurdurulması kararlarının büyük rolü bulunmaktadır. Ancak, yürütmenindurdurulması müessesesinin yönetsel yargıdaki bu önemli rolü, onun yargıyetkisinin ayrılmaz bir parçası sayılmasını gerektirmez' Yürütmenindurdurulmasını isteme hakkı, yargılama yönteminin öteki müesseselerigibi, gerekliliğini yasakoyucunun takdir edeceği, dava hakkına göreikinci nitelikte bir haktır' Yasa'nın özel yapısından ve dayandığıkamu yararı düşüncesinden kaynaklandığı anlaşılan iptal konusu hükmün bu yasayaözgü ve yargılama yöntemine ilişkin bir kural olarak, Anayasanın yargı yetkisi,hak arama özgürlüğü, yargı yolu ve mahkemelerin bağımsızlığı konularınıdüzenleyen 7., 31., 114. ve 132. maddelerine aykırı bir yönü bulunmadığı gibi,konunun yukarıda belirtilen özelliği nedeniyle, yasakoyucunun buradagenel kuraldan ayrılmasını, Anayasanın 2. maddesindeki hukuk devletive 12. maddesinde yer alan eşitlik ilkelerine aykırı görmeye de olanak yoktur.Belirtilen bu durumun doğal sonucu olarak, kamu yararı düşüncesi ilegetirildiği anlaşılan iptal konusu hükmün, Anayasa'nın çalışma ve sözleşmeözgürlüğü konusundaki 40. maddesine aykırı bir yönü bulunduğu da düşünülemez''(RG 14.1.1980, Sayı: 16869)
2- İtiraz konusu kuralın denetimi evvelce Anayasa Mahkemesi'nin18.4.1996 tarih ve E.1996/7, K.1996/11 sayılı kararıyla yapılmış ve şugerekçeyle kuralın iptali isteminin reddi yoluna gidilmiştir:
''3091 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde yürütmenin durdurulmasıkararı verilemeyeceğinin öngörülmüş olması, kamu düzeninin korunmasıgereğinden kaynaklanmaktadır. Kamu düzeninin korunmasıamacıyla idarenin yetkili organlarınca alınan tedbir niteliğindeki kimikararlar, başka bir işleme gerek duyulmaksızın yerine getirilir. Bu kararlardanzarar görenlere, kararın iptalini istemek konusunda dava hakkı tanınmış olmasınedeniyle yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin engellenmesiidarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı denetimi dışında bırakılamayacağıilkesini etkilemez. Tersi durumda, idarenin görevlerini eksiksizolarak yerine getirmesi, kamu düzeninin sağlanması ve kamu hizmetlerinindüzenli ve aralıksız olarak yürütülmesi olanaksız kalır. Yasakoyucu, gereklidurumlarda kimi yönetsel kararlara karşı anayasal sınırları gözeterekbu yolu açık ya da kapalı tutabilir' Anayasa'nın 125. maddesininaltıncı fıkrasında da, kamu düzeni ile ilgili hususlarda yasakoyucununyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabileceğianlaşılmaktadır' 3091 sayılı Yasa'nın genel amacı, taşınmaz malzilyetliğine yapılan tecavüz ya da müdahale nedeniyle kamu düzenininbozulmasını önlemek, güvenlik ve asayişi sağlamaktır. Nitekim Yasa'nınamaç ve kapsamının belirlendiği 1. maddesinde de ''taşınmaz mallara yapılantecavüz ve müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyletasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar.' denilerek bu özellikvurgulanmıştır. Sonuç olarak, 13. maddede kamu düzeni nedeniylegetirilen sınırlamanın Anayasa'nın 125. maddesine aykırı bir yönüyoktur. İptal isteminin reddi gerekir'' (RG, 10.1.2007, Sayı: 26399)
3- Yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde;yargılama usulünü düzenleyen yasal tasarrufların 'kamu düzenine' ilişkinolduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen 18.4.2006 tarih veE.1996/7, K.1996/11 sayılı kararında işaret edildiği üzere taşınmaz malzilyetliğine yapılan tecavüz ve müdahale konusunda alınacak tedbir ve verilecekkararların kamu düzenini ilgilendirdiği, iptali istenen kuralın dava hakkınınözünü ortadan kaldırmasının sözkonusu olamayacağı, böylelikle iptali istenenkuralın, yasakoyucunun bu konuda sahip olduğu takdir hakkı çerçevesinde, kamudüzenini de gözeterek konulmuş bir hüküm mahiyetinde bulunduğu, Anayasa'nın125. maddesinin altıncı fıkrasının verdiği açık yetkiye dayanılarak öngörülensözkonusu 'usuli' düzenlemenin, belirtilen yönü itibariyle anılanAnayasa hükmünün özüne ve sözüne aykırı düşmediği, sonuç itibariyle de itirazistemine konu kuralın Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı olmadığıve iptal isteminin yukarıda tek tek açıklanan Anayasa Mahkemesi kararlarıdoğrultusunda reddi gerektiği kanaatine vardığımızdan; kuralın iptaline yönelikçoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Başkan
Haşim KILIÇ
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Nuri NECİPOĞLU