ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2008/87
Karar Sayısı: 2011/95
Karar Günü : 9.6.2011
R.G. Tarih-Sayı :28.12.2011-28156
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet (CumhuriyetHalk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekili Hakkı Suha OKAY
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay 6. Dairesi
İPTAL ve İTİRAZIN KONUSU: 24.7.2008 günlü ve5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun'un;
1) 3. maddesi ile değiştirilen 14.6.1973 günlü ve 1739 sayılıMilli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. maddesinin dördüncü fıkrasının,
2) 7. maddesi ile değiştirilen 2.3.1984 günlü ve 2985 sayılıToplu Konut Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının ikinci, üçüncü vedördüncü tümcelerinin,
3) 15. maddesi ile değiştirilen 3.5.1985 günlü ve 3194 sayılı İmarKanunu'nun ek 3. maddesinin;
a) Birinci tümcesindeki '' ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yeralan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresinin,
b) 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plân ve imarplânlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 ncimaddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümleruygulanmaz.' biçimindeki beşinci tümcesinin,
c) Yedinci tümcesinde yer alan '' ve 19 uncu maddede belirtilenilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. ''ibaresinin,
4) 42. maddesiyle değiştirilen 22.2.2005 günlü ve 5302 sayılı İlÖzel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin ikinci fıkrasının,
5) 43. maddesiyle değiştirilen 21.4.2005 günlü ve 5335 sayılı BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32.maddesinin son fıkrasının ilk iki tümcesinin,
Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 8., 10., 36., 63., 123., 125., 127. ve153. maddelerine aykırılığının ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmalarına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları
24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali istenilen kurallarıda içeren maddeleri şöyledir:
'MADDE 3- 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılıMilli Eğitim Temel Kanununun 51 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarıaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindekitaşınmazların Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak tahsislerinikaldırmaya ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 46 ncımaddesine bağlı olmaksızın satışına Maliye Bakanı yetkilidir. Ayrıca butaşınmazlardan Milli Eğitim Bakanlığınca uygun görülenler, Maliye Bakanlığıtarafından, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme UygulamalarıHakkında Kanun hükümleri çerçevesinde özelleştirilmek üzere Özelleştirmeİdaresi Başkanlığına bildirilir. Bunun üzerine söz konusu taşınmazlarÖzelleştirme Yüksek Kurulunca özelleştirme kapsam ve programına alınır.Özelleştirme uygulamasına ilişkin iş ve işlemler 4046 sayılı Kanuna göreÖzelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.
4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde taşınmazlarınözelleştirilmesi sonucu elde edilecek gelirler, özelleştirme giderleridüşüldükten sonra Hazineye aktarılır. Bu taşınmazların satışından elde edilengelirleri, bir yandan genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, diğer yandanihtiyaç duyulan yerlerde okul yapımı ve onarımı amacıyla kullanılmak üzereMilli Eğitim Bakanlığı bütçesine ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.Sermaye ödenekleri yılı yatırım programıyla ilişkilendirilir.'
MADDE 7- 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncümaddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'Başkanlık, gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı alanlarda veyamülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerde veya valiliklerce toplu konut iskansahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekildeher tür ve ölçekteki planlar ile imar planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadiletmeye yetkilidir. Bu planlar; büyükşehir belediye sınırları içerisindekalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi tarafından, il ve ilçe belediyesınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediyemeclisleri tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde ilgili valilik tarafından,planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ayiçerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanır. Belediyeler ve valiliktarafından üç ay içerisinde onaylanmayan planlar Başkanlık tarafından re'senonaylanır. Belediyeler, valilik veya Başkanlık tarafından onaylanan bu planlar;askı, ilan ve itiraza dair kararlar da dahil olmak üzere 3194 sayılı İmarKanunu hükümlerine göre belediyeler ve ilgili kamu kurumları tarafındanyapılacak tüm işlemler Başkanlık tarafından re'sen yapılmak suretiyle yürürlüğekonur.'
MADDE 15- 3194 sayılı Kanunun ek 3üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'EK MADDE 3- Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veyakuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özelkanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa vearazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunukapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümlerikapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkiliolan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacakher tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifişehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncayapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetedeyayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yeralan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgilikuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beşyıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak,verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminenyapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresiBaşkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir.İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu maddekapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür veTabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci vesekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecindeihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkinparselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veyayaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncaonaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerdenmuaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacakyapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesindeyetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.'
MADDE 42- 22/2/2005 tarihli ve 5302sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
'Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları; yapım, bakım veonarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu, kanalizasyon,enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar, bayındırlık,iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımlar ile bakanlıklar vediğer merkezi idare kuruluşlarının görev alanına giren diğer yatırımları, kendibütçelerinde bu hizmetler için ayrılan ödenekleri il özel idarelerine aktarmaksuretiyle gerçekleştirebilir. Aktarma işlemi ilgili bakanın onayıyla yapılır vebu ödenekler tahsis amacı dışında kullanılamaz. İş, il özel idaresinin tabiolduğu usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. İl özel idareleri de bütçeimkanları ölçüsünde bu yatırımlara kendi bütçesinden ödenek aktarabilir. Bufıkraya göre, bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafındanaktarılacak ödenekler ile gerçekleştirilecek yatırımlar, birinci fıkradaöngörülen görev alanı sınırlamasına tabi olmaksızın bütün il sınırları içindeyapılabilir.'
MADDE 43- 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılıBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun32 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynımaddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, sonfıkrasının ilk iki cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonunaaşağıdaki fıkra eklenmiştir.
'Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD) GenelMüdürlüğünün mülkiyetindeki taşınmazlardan yatırım planları, işletmecilikesasları ve bu konuda oluşturulacak komisyonun teknik değerlendirmesi dikkatealınarak işletmecilik fazlası taşınmazların belirlenmesine ve bu taşınmazlarınsatışına karar verilmesine TCDD Yönetim Kurulu yetkilidir.
İmar planında TCDD alanı veya TCDD hizmet alanı olarak ayrılantaşınmazlar ancak imar planı değişikliği yapılarak satışa konu edilebilir.
Satış bedelleri TCDD tarafından yeni demiryolu inşaatı ve mevcutdemiryollarının bakımı, onarımı ve iyileştirilmesi ile demiryolu araçlarınıntemininde kullanılır.
Bu taşınmazların satışına ilişkin iş ve işlemler TCDD GenelMüdürlüğü tarafından gerçekleştirilir. Bu satışlarda 24/11/1994 tarihli ve 4046sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birincifıkrasının (C) bendinin (c) alt bendinde sayılan ihale usullerinden biriuygulanır. Bu ihalelerde hangi usulün uygulanacağına, taşınmazın niteliği vedeğer tespit sonuçları dikkate alınarak TCDD Yönetim Kurulunca karar verilir.
TCDD Yönetim Kurulu, Genel Müdürlükte taşınmazların idaresindensorumlu genel müdür yardımcısı ve daire başkanı, mali işler daire başkanı,yatırım ve planlamadan sorumlu daire başkanı ve emlak şube müdüründen; bölgemüdürlüklerinde taşınmazlardan sorumlu bölge müdür yardımcısı, taşınmazidaresinden sorumlu müdür, yol müdürü, mali işler müdürü ve emlak şefindenoluşan değer tespit komisyonunu, yedek üyeler de dâhil olmak üzeregörevlendirir. TCDD Yönetim Kurulu, Genel Müdürlükte mali işlerden sorumlugenel müdür yardımcısı, taşınmaz idaresinden sorumlu daire başkanı, hukukmüşaviri, mali işler daire başkanı ve taşınmaz dairesi ihale şube müdüründen;bölge müdürlüklerinde mali işlerden sorumlu bölge müdür yardımcısı, hukukmüşaviri, taşınmaz idaresinden sorumlu müdür, mali işler müdürü ve taşınmazihale birim şefinden oluşan ihale komisyonunu, yedek üyeler de dâhil olmaküzere görevlendirir.
Değer tespit komisyonu, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesininbirinci fıkrasının (B) bendinin (b) alt bendinde belirtilen usul ve esaslaragöre çalışır. Komisyon, aynı maddenin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) altbendinde belirtilen değer tespit yöntemlerinden en az birini uygulamak suretiyledeğer tespiti yapar. Değer tespiti TCDD Yönetim Kurulu onayı ile kesinlikkazanır. İhale komisyonu, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birincifıkrasının (C) bendinin (b) alt bendinde belirtilen usul ve esaslara göreçalışır. İhale komisyonu, belirlenen ve ilan edilen ihale usulü çerçevesindeihaleyi gerçekleştirir. İhale komisyonunca alınan ihale kararı, TCDD YönetimKurulunun onayı ile kesinlik kazanır. Kesinleşen ihale kararı kamuoyunaduyurulur.
İşletmecilik fazlası taşınmazların kamu kurum ve kuruluşlarınaihale yöntemine tabi olmaksızın satışına ve satış bedelinin dörtte birinipeşin, kalan bedele kanuni faiz uygulanmak suretiyle iki yılı geçmemek üzeretaksitlendirilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye TCDDYönetim Kurulu yetkilidir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığına yapılan satışlardamülkiyetin devri TCDD tarafından takyidat konulmaksızın ve teminat alınmaksızınpeşinatın ödenmesinden sonra gerçekleştirilir.'
'Satışı ve değerlendirilmesi yapılacak taşınmazlar, TCDD GenelMüdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünü bozmamak kaydıyla yapılan veyayaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyon planları, büyükşehir belediyesınırları içerisinde kalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi tarafından,il, ilçe ve belde belediye sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalanalanlar için ilgili belediye meclisleri tarafından, diğer yerlerde ilgilivalilik tarafından, planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiğitarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanmasısuretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde onaylanmayan planlar Bayındırlık veİskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe konulur.'
'Ayrıca, TCDD'ye ait işletmecilik fazlası taşınmazlardan TCDDYönetim Kurulunca uygun görülenler 4046 sayılı Kanun çerçevesindeözelleştirilmek üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirilir. Bununüzerine söz konusu taşınmazlar Özelleştirme Yüksek Kurulunca özelleştirmekapsam ve programına alınır. Özelleştirme uygulamasına ilişkin iş ve işlemler4046 sayılı Kanuna göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.Özelleştirme uygulamaları sonucunda elde edilecek gelirler, özelleştirmegiderleri düşüldükten sonra tahsilini izleyen onbeş gün içerisinde Özelleştirmeİdaresi Başkanlığınca TCDD Genel Müdürlüğüne aktarılır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde ve başvuru kararında Anayasa'nın 2., 5.,6., 7., 8., 10., 36., 63., 123., 125., 127. ve 153. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, E.2008/87sayılı dosyanın 18.9.2008 günü ve E.2010/13 sayılı dosyanın 25.2.2010 günündeyapılan ilk inceleme toplantılarında başvurularda eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma istemlerinin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARI
E.2010/13 sayılı itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2008/87 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/87 esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, 25.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkinraporlar, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 3. Maddesiyle Değiştirilen 14.6.1973 Günlü, 1739Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 51. Maddesinin Dördüncü Fıkrasınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile Milli EğitimBakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazların satılması konusundasomut ve objektif kriterler konulmadan, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi veKontrol Kanunu'nun 46. maddesinden muaf olacak şekilde Maliye Bakanına yetkitanımasının keyfi uygulamalara yol açabileceği ve yasama organına ait aslîdüzenleme yetkisinin yürütmeye devredilmesi niteliğinde bulunduğu; ayrıca butaşınmazların millî emlak müdürlükleri tarafından ilânen açık artırma usulü iledeğil Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme adı altında satılmasınınve bunlardan elde edilecek gelirin il özel idareleri yerine Hazineyeverilmesinin kamu yararı ile bağdaşmadığı, bu nedenlerle kuralınAnayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralda, Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazinemülkiyetindeki taşınmazların Milli Eğitim Bakanlığı ile mutabık kalınaraktahsislerini kaldırmaya ve 5018 sayılı Kanun'un 46. maddesine bağlı olmaksızınsatışına Maliye Bakanının yetkili olduğu; bunlardan Millî Eğitim Bakanlığıncauygun görülenlerin özelleştirilmek üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığınabildirileceği ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleriçerçevesinde özelleştirme kapsam ve programına alınıp özelleştirilecekleridüzenlenmektedir. Ayrıca bu taşınmazların malî ve hukukî yönden özelleştirmeyehazırlanması ve özelleştirme uygulamasına ilişkin işlemlerin anılan Kanunçerçevesinde görevli kuruluşlar tarafından yürütülmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösteren, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstünkurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 6. maddesinde 'Egemenlik kayıtsız şartsızMilletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organların eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surettehiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağınıAnayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz'; 7. maddesinde 'Yasamayetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez.'; 8. maddesinde 'Yürütme yetkisi ve görevi,Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygunolarak kullanılır ve yerine getirilir.' denilmiştir.
Anayasa'nın anılan maddeleri uyarınca yasayla düzenlenmesiöngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenlemeyetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütme organına düzenleme yetkisiveren bir yasa kuralının Anayasa'ya uygun olabilmesi için temel ilkelerikoyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimindüzenlemesine bırakmaması gerekir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı,tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrıkdurumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genelnitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemedenve sınırı çizmeden yürütmeye düzenleme yetkisi veren kural, Anayasa'nın 7.maddesine aykırı düşer.
Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindekitaşınmazlardan gerekli görülenlerin bu Bakanlıkla mutabık kalınarak tahsislerinikaldırma ve satma konusunda Maliye Bakanına verilen yetki genel bütçekapsamındaki idarelerin sahip oldukları taşınmazlara ilişkindir. Butaşınmazların 1739 sayılı Kanun'un 51. maddesinin beşinci fıkrası gereğince4046 sayılı Kanun hükümlerine göre özelleştirilmeleri sonucunda elde edilecekgelirler özelleştirme giderleri düşüldükten sonra Hazineye aktarılmakta olupihtiyaç duyulan yerlerde okul yapımı ve onarımı amacıyla kullanılmak üzereMilli Eğitim Bakanlığı bütçesine ödenek kaydedilmesi konusunda Maliye Bakanınayetki verilmektedir. Satılacak taşınmazların tespitinin ise kuraldaki 'MillîEğitim Bakanlığı ile mutabık kalınarak' ibaresinden Millî EğitimBakanlığı yetkilileri ile Maliye Bakanı tarafından birlikte yapılacağıanlaşılmaktadır. Anayasa, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 1739 sayılıMilli Eğitim Temel Kanunu'na göre kalkınma plân ve programları doğrultusundamillî eğitim hizmetlerini yürütmek Milli Eğitim Bakanlığının görevi olup,tahsisinin kaldırılması ya da satışına karar verilmesi gerekli olantaşınmazların belirlenmesinde Millî Eğitim Bakanlığının mutabakatının aranmasıbelirtilen görev kapsamındadır. Bu nedenle kuralın temel ilkeleri koymadığındanya da sınırlarının belirsizliğinden söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- Kanun'un 7. Maddesiyle Değiştirilen 2.3.1984 Günlü, 2985 SayılıToplu Konut Kanunu'nun 4. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci, Üçüncü veDördüncü Cümlelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenen kural ile Toplu Konut İdaresiBaşkanlığınca belirli alanlara ilişkin olarak yapılan ya da yaptırılan herölçekteki plâna ilişkin olarak valilikler ya da belediyelere yalnızca onaylamaya da değiştirilerek onaylama seçeneklerinin sunulduğu, buna karşılık plânlarıngeri çevrilmesi imkânının tanınmamasının yerinden yönetim ilkesi ilebağdaşmadığı, bu durumun yerel yönetimlerin kendi yöreleri ile ilgili imar veparselasyon plânları konularında karar alma ve uygulama haklarını sınırlayıportadan kaldırması ve ayrıca düzenlemenin kamu yararı amacını da taşımamasınedeniyle kuralın Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının çevre veimar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki plânlar ile imarplânlarını yapma, yaptırma ve tadil etme yetkisi bulunduğu gecekondu dönüşümprojesi uygulayacağı alanlar veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve araziler ya davaliliklerce toplu konut iskân sahası olarak belirlenen yerlere ilişkinhazırladığı ya da hazırlattığı plân ve imar plânlarının Büyükşehir belediyesınırları ya da mücavir alanları içerisinde kalanların Büyükşehir belediyemeclisleri; il ve ilçe sınırları içerisindekilerin ilgili belediye meclisleri;beldelerde ve diğer yerlerde ise valilikler tarafından, bunların kendilerineintikal ettirilmesinden itibaren en geç üç aylık süre içinde aynen veyadeğiştirilerek onaylanması öngörülmekte yerinden yönetim organlarıncakendilerine intikal ettirilen bu plân ve imar plânlarının üç aylık süre içindeonaylanmaması hâlinde Başkanlığa bunları resen onaylama ve yürürlüğe koymayetkisi tanınmakta, bu plân ve imar plânlarına ilişkin İmar Kanunuçerçevesinde yapılması gereken her türlü askı, ilân, itiraz işlemininBaşkanlıkça resen yapılması hüküm altına alınmaktadır.
Anayasa'nın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle birbütün olduğu ve kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonra idarenin kuruluş vegörevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükmebağlanmıştır. İdarenin bütünlüğü, merkezi devlet modelinin yönetim alanındakitemel ilkesi olup, bu ilkeyle, idarenin yerine getirdiği çeşitli görevlerle bugörevleri yerine getiren kurumlar arasında birlik sağlanması ve idari yapıiçinde yer alan kurumların bir bütünlük içerisinde çalışması öngörülmüştür.
Mahalli idarelere ilişkin Anayasa'nın 127. maddesinin birincifıkrasında, bunların il, belediye veya köy halkının mahalli müşterekihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve kararorganları gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulankamu tüzelkişileri oldukları, ikinci fıkrasında yerel yönetimlerin kuruluş vegörevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunladüzenleneceği belirtilmiştir. Maddenin beşinci fıkrasında ise merkezi idarenin,mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesineuygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplumyararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıylakanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahipolduğu belirtilmektedir.
Anayasa'da imar planlarına ilişkin yetkinin merkezi idare ya dayerel yönetimlere ait olduğu konusunda bir kural yer almamakta olup ihtiyaçlaragöre bu hususun belirlenmesi Yasakoyucuya aittir.
Mahalli müşterek ihtiyaç, herhangi bir yerel yönetim birimininsınırları içinde yaşayan kişi, aile, zümre ya da sınıfın özel çıkarlarınıdeğil, aynı yörede birlikte yaşamaktan doğan somut durumların yarattığı,yoğunlaştırdığı ve sürekli güncelleştirdiği, özünde etkinlik, ölçek vesağladığı yarar bakımından yerel sınırları aşmayan, bölünebilir ve rekabetkonusu olabilen yerel ve kamusal hizmet karakterinin ağır bastığı ortakbeklentileri ifade etmektedir. Anayasa'da il, belediye ya da köy halkının yerelortak ihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş, bunun saptanması kanunabırakılmıştır. Bu durumda kanun, kamu yararını gözeterek, Anayasa sınırlarıiçinde merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev sınırlarınıbelirleyebilir. İdarenin bütünlüğü ilkesinden hareketle düzenlemenin yerelyönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz kılma amacına yönelik olmaması,belirli alanlar bakımından belirli koşullara bağlı ve yerel yönetimlere bir yükya da borç getirmeden kimi görev ve yetkilerin merkezi yönetim biriminebırakılması mümkündür.
Nazım plânlar, imar plânları ve uygulama plânlarının yapımı vedeğiştirilmesi, temelde belediyelerden başlayıp merkezi yönetime kadar çeşitlidüzeylerdeki karar verme süreci sonunda tamamlanır. Yerel ölçektekigereksinimlere getirilen çözümlerin aynı zamanda ülkenin genel ihtiyaçlarıylada uyumlu olması gerekmektedir. Bu yüzden söz konusu plânlar, merkezi yönetiminvesayet yetkilerini kullanarak yerel yönetimlerle birlikte gerçekleştirdiğisiyasal, hukukî ve teknik belgelerdir. Bu plânların yapımı, merkezi yönetim ileyerel yönetimler arasında anayasal, yasal ve teknik düzeyde işbirliği ve uyumugerektirebilir.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nunEk 1. maddesi gereğince kurulmuş Başbakanlığa bağlı ve tüzel kişiliğe sahip birkamu kuruluşudur. Yasa'da sayılan görev ve yetkileri incelendiğinde Başkanlığınülkemizdeki konut üretim sektörünün teşvik edilerek hızla artan konut talebininplânlı bir şekilde karşılanmasında önemli işlevler üstlendiği görülmektedir.
Ülkenin konut sorununu çözmek üzere kurulan Toplu Konut İdaresiBaşkanlığına, gecekondu dönüşüm projesi uygulanacak alanlarla, toplu konutalanlarıyla sınırlı olarak çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde imarplânı yapma yetkisinin verilmesi sosyal devlet ilkesi kapsamındadır. TopluKonut İdaresi Başkanlığına verilen imar plânı yapma yetkisi yerel yönetimleridışlamamakta; Kanun, belediye meclislerine veya valiliklere Toplu Konut İdaresiBaşkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar plânlarını üç ay içerisinde aynenya da değiştirerek onaylama yetkisini vermektedir. Üç aylık sürenin ise yerelyönetimlerin plânı incelemeleri ve ilgili kuruluş ve tarafların görüşlerinin dealınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Kural ile ilgili belediye ya da valiliklerin onaylama işleminisüresi içinde yapmayarak bu görevlerini ifadan kaçınmaları ya da çeşitlinedenlerle bu işlemlerin gecikmesi durumunda Başkanlığa resen onay yetkisitanınması ve bu bağlamda söz konusu plânlara ilişkin İmar Kanunu çerçevesindeyapılması gereken her türlü askı, ilan, itiraz işleminin Başkanlıkça resenyapılmasına olanak tanınması, yerel yönetimlerin bu husustaki yetkilerinintakdire bağlı olarak kaldırılması olarak nitelendirilemez. Buna göre, gecekondulaşmanınönlenmesi ve toplu konut ihtiyacının karşılanması gibi kamu yararının gereklikıldığı hallerde belirli nitelikteki taşınmazlara ya da bölgeye ilişkin olarakimar konusunda merkezi idare kuruluşlarına imar plânları yapma yetkisiverilmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
C- Kanun'un 15. Maddesiyle Değiştirilen 3.5.1985 Günlü, 3194Sayılı İmar Kanunu'nun Ek 3. Maddesinin Bölümlerinin İncelenmesi
1- Birinci Cümlenin 've bu Kanunun 8 inci maddesinde yeralan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak' İbaresi
Dava dilekçesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan yada yaptırılan ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan imar plânı veparselasyon plânlarına ilişkin işlemlerin İmar Kanunu'nun 9. maddesindebelirtilen askı sürelerine tâbi olmaktan çıkarılmasının ilgililerin buişlemlere süresinde itiraz imkânlarını fiilen ortadan kaldırarak yargı yolunuve hak arama özgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırması ve ayrıca benzerinitelikteki yasal düzenlemelere yönelik Anayasa Mahkemesinin iptalgerekçelerinin gözetilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 36., 125. ve 153.maddelerine aykırı olduğu; itiraz başvurusunda ise Özelleştirme YüksekKurulunca onaylanan plânların ilan ve askıdan muaf olarak yürürlüğe girmesininbu plânlar bakımından ayrıcalıklı statü oluşturduğunu ve bunlardanetkilenenlerin dava haklarını kullanmaları bakımından ortaya çıkan farklı durumnedeniyle kuralın Anayasa'nın 5. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralda, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait yada onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ileözel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınanarsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya dayaptırılan imar plânları ile bunlara bağlı parselasyon plânlarının Yasa'nın 8.maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak ÖzelleştirmeYüksek Kurulunun onayı ve Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğegirmesi öngörülmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak aramaözgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmalarınplân, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıylaçıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalanyerlerde yapılacak plânlar ile inşa edilecek resmî ve özel bütün yapılarıkapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar plânlarının belediyemeclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak plânlarınise valilikçe onaylanacağı, her iki plânın 1 ay süre ile ilan edileceği, biraylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin kararabağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllıkkalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planlarınbütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirleringelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarındasürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklıolarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyanhükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarınınaleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.
Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresininimar plânlarının ve değişikliklerinin alenî olmasına dayandığı ve ilgililerinidareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmarKanunu'nun 8. maddesindeki imar plânlarının onaylanmasının ardından kamuoyunamahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içindeyapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imarplânları ile bunlara bağlı parselasyon plânlarının Özelleştirme YüksekKurulunca onaylanması ve Resmî Gazete'de yayımlanmalarının ardından idariaçıdan kesin ve uygulanması gereken bir işlem hâlini alması öngörülmekte, sözüedilen plânlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerceidareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerekplânlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Budurumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar plânları ile bunlara bağlıparselasyon plânlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili vegörevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkânıkalmamaktadır. Kuralın imar plân ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onamaişlemlerini askı sürelerine tâbi kılmamakla, yargı yolunu ve hak aramaözgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırdığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 36. ve 125.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı görülerekiptal edilmiş olduğundan, ayrıca 5., 10. ve 153. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
2- Beşinci Cümle
Dava dilekçesinde, kuralın Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncayapılacak veya yaptırılacak her ölçekteki plân ve imar plânlarının yapımısürecinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları ve koruma amaçlı imarplânlarını devre dışı bıraktığını, bu durumun kültür ve tabiat varlıklarınıtehlikeye düşüreceğini, ayrıca plânların hazırlanmasında meslek odaları, siviltoplum kuruluşları ve plândan etkilenenlerin katılımıyla toplantılardüzenlenmesi zorunluluğunun kaldırılmasının bu kişi ve kuruluşların bilgibirikimleri ve deneyimleri ile gereksinimler gözetilmeden plânlarınhazırlanmasına yol açacağı, düzenlemenin kamu yararına da dayanmaması nedeniyleAnayasa'nın 2. ve 63. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kuralda, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait arsa vearazilerle bu kapsamdaki alanlarda yetkili kurum ve kuruluşlardan görüş alarakmüellifi şehir plâncısı olmak üzere imar plânları yapmaya ya da yaptırmayayetkili olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, bu süreçte 2863 sayılı Kültürve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümleri ile bağlı olmadığı esasıgetirilmiştir. Düzenleme karşısında, sit alanı olarak ilan edilmiş olupolmadığına bakılmaksızın, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya daonların lehine irtifak ya da kullanım hakkı alınmış taşınmazlara ilişkinyapılacak her ölçekteki plân ve imar plânları, 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesininbirinci fıkrasının (a) bendinin anılan paragraflarındaki kısıtlamalara tâbiolmaksızın Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak ya dayaptırılabilecektir.
Anayasa'nın 63. maddesinin birinci fıkrasında tarih, kültür vetabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçladestekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak görevi Devlete verilmiş, ikincifıkrasında ise, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlaragetirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar vetanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği esası getirilmiştir. Maddeningerekçesinin ilgili bölümünde ise 'Devlet, tarih ve kültürvarlıklarının korunmasını temin etmelidir. Devlet, bu varlıkların toplanmasını,bulunmasını, restorasyonunu, müzelerde teşhirini sağlamalı; tahriplerini, yurtdışına kaçırılmalarını önlemeli; yurtdışına taşınmış olanların yurda iadesinimümkün kılacak girişimlerde bulunmalıdır. Kanun koyucu, tarih ve kültürvarlıklarını koruyucu tedbirleri ihtiva eden mevzuatı geliştirmelidir. (')' ifadeleriyer almaktadır.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak olan taşınmazınözelleştirilmesinde başarılı ve etkin olunabilmesi, her şeyden önceözelleştirmeye konu varlıkların hukuksal durumlarının bütün yönleriyle açıklığakavuşturulması, bu varlıkların özelleştirilmesini engelleyebilecek veerteletebilecek yapısal, hukuksal, malî, teknik vb. sorunların belirlenmesi vebunların süratle çözümlenmesine bağlıdır. Bu nedenle özelleştirme altyapısınıntitizlikle oluşturulması, daha sonraki aşamalarda karşılaşılabilecek sorunlarınönceden tespiti ve o konuda gerekli önlemlerin alınması, uygulamada hız veverimliliğin artırılmasına katkı sağlamanın yanı sıra kamu aleyhine sorumlulukdoğurabilecek durumları önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla korumabölge kurulunca sit ilan edilen özelleştirme programına dâhil taşınmazlaryönünden her türlü plânların kısa sürede tamamlanması, özelleştirmeninetkinliği açısından gereklidir.
Koruma amaçlı imar plânlarının hazırlanması sürecinde ilgilimeslek odaları plândan etkilenen hemşehriler ve sivil toplum örgütleriyletoplantılar düzenlenmesi; alanın konumu ve sit statüsü ve özellikleri gözönünde tutularak Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek mimar, restoratörmimar, sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslekgruplarından belirlenecek uzmanlar tarafından hazırlanması yükümlülüğü Anayasalbir zorunluluk olmayıp 2863 sayılı Kanun ile getirilmiş düzenlemelerdir. Yasamayetkisinin aslî bir yetki olması ve Türk hukukunda yasayla düzenleme alanınınkonu itibariyle sınırlandırılmaması nedeniyle yasama organı dilediği alanıkuşkusuz Anayasa ilkelerine uygun olmak koşuluyla düzenleme yetkisini haizdir.
Özelleştirme programına dâhil taşınmazlarla ilgili (sit alanı ilanedilmiş olanlar da dâhil) her tür ve ölçekte plân, imar plânı ve değişiklik ilerevizyonlarını yapma konusunda görevli ve yetkili olan Özelleştirme İdaresiBaşkanlığı, 4046 sayılı Yasa ile kurulmuş Başbakana bağlı, kamu tüzelkişiliğine sahip, özel bütçeli bir kurumdur. Özelleştirme Yüksek Kurulu da aynıYasa gereğince kurulmuş olup Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceğidört bakandan oluşmakta ve üyelerinin tamamının katılımı ile toplanıp oybirliğiile karar almaktadır. İptali istenilen kurala göre özelleştirme programındakitaşınmazlara ilişkin plânların onaylanması bu Kurulun görev ve yetkisindedir.Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak plânların müellifinin yaniplânlamadan sorumlu kişinin her durumda şehir plâncısı olması zorunluluğugetirilmiş, ayrıca ilgili kuruluşlardan görüş alınması öngörülmüştür.Başkanlığın, sit alanlarına yönelik her ölçekteki plânları yaparken iptaliistenilen cümledeki kural uyarınca bu alanlarda plânlar yapmaya ve onaylamayayetkili kurum ve kuruluşlar olan koruma bölge kurullarından görüş alma, tarih,kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini koruma ve çevre imar bütünlüğünübozmama, istisna tutulan 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının(a) bendinin iki paragrafı dışındaki düzenlemelere uygun olarak anılanYasa'daki ilke ve yükümlülüklere uymak zorunda olduğu kuşkusuzdur. DolayısıylaAnayasa'nın 63. maddesinde Devlete verilen tarih, kültür ve tabiatvarlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla destekleyici veteşvik edici tedbirleri almak görevinin plânlama sürecinde yer alan organlararacılığıyla yerine getirilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 63. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşekatılmamışlardır.
3- Yedinci Cümlenin '' ve 19 uncu maddede belirtilenilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğegirer.' İbaresi
Dava konusu kuralla, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait yada onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ileözel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınanarsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya dayaptırılan imar plânlarına göre yapılacak imar uygulamalarına ilişkin Özelleştirmeİdaresi Başkanlığınca onaylanan parselasyon plânlarının Kanun'un 19. maddesindebelirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak yürürlüğe girmesiöngörülmektedir.
Birinci cümlenin yukarıda belirtilen've 19 uncu maddede belirtilenilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğegirer.' ibaresinin iptaline ilişkin gerekçelerle incelenen ibareAnayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.
D- Kanun'un 42. Maddesiyle Değiştirilen 22.2.2005 Günlü, 5302Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen fıkranın birinci cümlesindekikuralla bakanlık ve diğer merkezi idare kuruluşlarının, kendilerinin görevalanına girdiği için yapmak durumunda oldukları yatırımları il özel idarelerinedevretmelerine ve bu konularda il özel idarelerini görevlendirmelerine olanaktanınmasının yerinden yönetim ilkesi ile bağdaşmadığı, bu yolla il özelidarelerinin karar verme yetkilerinin ortadan kaldırıldığı, özerkliklerininzedelendiği ve kuralın kamu yararına da dayanmadığı, bu nedenlerle Anayasa'nın2., 123. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, bakanlıklar ve diğer merkezi idarekuruluşlarının; yapım, bakım ve onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu,sulama suyu, kanalizasyon, enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm,çevre, imar, bayındırlık, iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkinyatırımlar ile bakanlıkların ve diğer merkezi idare kuruluşlarının görevalanına giren diğer yatırımların, kendi bütçelerinde bu hizmetler için ayrılanödenekleri il özel idarelerine aktarmak suretiyle gerçekleştirebilecekleriesası getirilmektedir. Bu kapsamdaki yatırımlara ilişkin aktarma işlemininilgili bakanın onayıyla yapılacağı ve bu ödeneklerin tahsis amacı dışındakullanılamayacağı; işlerin, il özel idaresinin tâbi olduğu usûl ve esaslaragöre sonuçlandırılacağı, il özel idarelerinin bütçe imkânları ölçüsünde buyatırımlara kendi bütçesinden ödenek aktarabilecekleri öngörülmekte; ayrıcabakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından aktarılacak ödeneklerile gerçekleştirilecek bu kapsamdaki yatırımların, görev alanı sınırlamasınatâbi olmaksızın bütün il sınırları içinde yapılabileceği ifade edilmektedir.
İptale konu fıkranın gerekçesi incelendiğinde yapılan değişikliklebakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından yürütülen görev vehizmetlere ait yatırımlar ile Devlet ve il yollarının yapımı, iyileştirilmesive diğer işlerin, il genelinde mahalli katkılar da sağlanmak suretiyle il özelidareleri eliyle gerçekleştirilmesi ve sonuçlandırılmasının amaçlandığıanlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 127. maddesine paralel olarak 5302 sayılı İl Özelİdaresi Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, il özelidareleri, il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaküzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarive malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmıştır. Anayasa'damerkezi yönetim - yerel yönetim ayrımının yapılması, yerel yönetimlerinorganlarının seçimle göreve gelmesinin öngörülmesi, seçimlerinin süreli olması,kararlarını kendi organları eliyle alması ve uygulatması, kendilerine özgübütçelerinin bulunması gibi yetki ve ayrıcalıkların tanınmış olması, buidarelerin özerkliklerinin göstergeleridir. İdari özerklik, icrai karar almayetkisini de içermektedir. Merkezi idarenin bu kuruluşlar üzerindeki vesayetyetkisi yerindelik ve hukukilik denetimleriyle sınırlı olup, ona yerindenyönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar alma yetkisi vermez.
Buna karşılık, egemenliğin tekliği ve üniter devlet yapısının dabir gereği olan 'idarenin bütünlüğü' ilkesi, merkezi idare kuruluşları ileyerinden yönetim kuruluşlarının ve dolayısıyla da il özel idarelerininbirbirinden bağımsız parçalı yapılar olmasını değil, toplumsal ve kamusalyararı sağlayacak bir etkinliğe dönük işbirliği içinde bulunmalarını gereklikılabilir. İncelenen fıkrada sayılan il sınırları içindeki yapım, bakım veonarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu, kanalizasyon,enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar, bayındırlık,iskân, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımların mahalli niteliğininde bulunduğu görülmektedir. Bu da il sınırları içinde merkezi kuruluşlar ya dail özel idareleri tarafından yürütülen hizmetlerin bütünlük ve uyum içindegerçekleştirilmesi için zorunlu olabilir.
Merkezi idare tarafından ödeneği karşılanan, kanun gereği merkeziyönetimin görev alanına giren, fakat mahalli niteliği de bulunan il sınırlarıiçindeki yapım, bakım, onarım gibi kamusal ihtiyaçların karşılanmasına yönelikbirçok iş ve yatırımın, uygun şartlarda ve zamanında yapılmasını sağlamaya,kamu kaynaklarının yerinde kullanılmasının teminine yönelik düzenlemenin, ilözel idaresinin karar organlarının o yörede oturanlar tarafından seçimleişbaşına getirilmiş olmaları nedeniyle demokratik ilkelere aykırı olmadığısonucuna varılmıştır. Bakanlıklar ya da merkezi idare kuruluşları tarafındankararlaştırılmış ve merkezi yönetimin görev alanına giren bu yatırımlarailişkin ödeneklerin, ilgili il özel idarelerine aktarılması ve bu yatırımın ilözel idarelerinin tâbi olduğu hükümlere göre yerine getirilmesi esasıbenimsendiğinden kuralın yerinden yönetim ilkesine aykırılığından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
E- Kanun'un 43. Maddesiyle Değiştirilen 21.4.2005 Günlü, 5335Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un 32. Maddesinin Onikinci Fıkrasının Değiştirilen Birinci ve İkinci Cümlelerininİncelenmesi
Dava konusu kuralla, TCDD Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olupişletmecilik fazlası taşınmazlarından satışına karar verilenlere ilişkin herölçekteki imar ve parselasyon plânlarının çevre imar bütünlüğünü bozmamakkaydıyla, bu Kurum tarafından yapılacağı ya da yaptırılacağı, bu plânlarınKanun'a göre yetkili Büyükşehir belediye meclisleri, belediye meclisleri ya dailgili valilikler tarafından üç ay içinde aynen ya da değiştirilerekonaylanacağı, bu plânları aynen ya da değiştirerek onaylamaya yetkili yerindenyönetim organının üç ay içinde bu görevini yapmaması hâlinde onay işlemlerininBayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğe konulacağıöngörülmektedir.
Bazı imar ve parselasyon plânlarının yapılması ya dadeğiştirilmesi, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında anayasal, yasalve teknik düzeyde işbirliğini ve uyumu gerekli kılabilir. İmar Kanunu'nun 8.maddesinde belediye ve mücavir alanlardaki imar plânlarının (nazım ve uygulamaimar plânları) belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışındakalan yerlerde yapılacak plânların ise valilikçe onaylanması öngörülmüştür.Bunlar için bir ay süre ile ilan ve bu süre içinde yapılacak itirazlarınise '15 gün içinde kesin karara bağlanması' prensip olarakkabul edilmiştir. Anılan maddede, onaylanmış plânlarda sonradan yapılacakdeğişiklikler de aynı usûle tâbi kılınmıştır.
Öte yandan, İmar Kanunu'nun 9. maddesinde, Bayındırlık ve İskanBakanlığının re'sen onama yetkisi düzenlenmiş ve bu kapsamda 'Bir kamuhizmetinin görülmesi maksadı ile resmi bina ve tesisler için imar plânlarındayer ayrılması veya bu amaçla değişiklik yapılması gerektiği takdirde, Bakanlık,valilik kanalı ile ilgili belediyeye talimat verebilir veya gerekirse imarplânının resmi bina ve tesislerle ilgili kısmını re'sen yapar ve onaylar' kuralınayer verilmiş, madde gerekçesinde de 'ülke çapında önem taşıyantesislerin yapımına imkan vermek, birden fazla belediyeyi ilgilendiren imarplânlarının yapımında ve tasdik aşamasında doğabilecek ihtilafları çözümebağlamak ve teşkilat kanununda öngörülen hizmetleri vermesi amacı ileBayındırlık ve İskan Bakanlığı'na resen plân yapmak ve yaptırmak yetkisitanınmasının gerekli görüldüğü' belirtilmiştir.
Anayasa'da il, belediye ya da köy halkının yerel ortakihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş, bunun saptanması yasayabırakılmıştır. Bu durumda yasakoyucu kamu yararını gözeterek, Anayasalçerçevede merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev sınırlarınıbelirleyebilir. Yerel yönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz kılma amacınayönelik olmaması ve belirli alanlar bakımından geçici bir süre için kimi görevve yetkilerin merkezi yönetim birimine bırakılması, yerinden yönetim ilkesineaykırı olarak yorumlanamaz.
TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, 8.6.1984 tarih ve 233 sayılıKHK'ya tâbi olan ve bu KHK çerçevesinde faaliyette bulunan bir kamu iktisadikuruluşudur. Bu itibarla diğer kamu iktisadi kuruluşları gibi sermayesinintamamı Devlete ait olup kamu hizmeti niteliği ağır basmaktadır. Kuruluşunfaaliyet alanını ise tekel niteliğindeki mal ve hizmet üretimi ve pazarlamasıoluşturmaktadır. TCDD tarafından yapılan hizmetler, bütün yurtta demiryolu veulaşım alt yapısını gerçekleştirilmesini sağlayacak olan faaliyetlerikapsamaktadır. Bu Kurum tarafından satış ve değerlendirmesi yapılacaktaşınmazlara ilişkin plân ve parselasyon işlemlerinin yerel yönetimlere bir yükve borç getirmeden yapılmasının kamu yararına aykırılık oluşturmadığı, imarplânları ve bu plânları tamamlayacak parselasyon plânları yapılmadan inşaatlarabaşlanamayacağı, değerlendirme ve satış konusunda hedeflenen amaçlarıngerçekleştirilemeyeceği açıktır.
Kaldı ki, TCDD Genel Müdürlüğüne tanınan imar ve parselasyon plânıyapma yetkisi yerel yönetimleri tamamen devreden çıkarıp dışlamamaktadır. Yasa,belediye meclislerine veya valiliklere; çevre imar bütünlüğünü bozmamakkaydıyla TCDD Genel Müdürlüğünce yapılan ya da yaptırılan imar plânlarını üç ayiçerisinde aynen ya da değiştirerek onaylama yetkisini vermektedir. Üç aylıksürenin ise yerel yönetimlerin plânı incelemeleri ve ilgili kuruluş vetarafların görüşlerinin de alınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Yine TCDDGenel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı plânların yapımında veyürürlüğe konulmasında İmar Kanunu'nda öngörülen diğer usûle dair işlemlerdenmuaf tutulmadıklarından belediye ya da valiliklerce yapılması gereken askı,ilan ve itiraza ilişkin tüm işlemlerin bu kurumlarca yapılacağı kuşkusuzdur.
Anayasa'da imar plânlarının yapımı ve onaylanmasında, hangiidarenin yetkili olduğuna ilişkin bir kural bulunmadığından, kamu yararınıngerekli kıldığı hallerde belirli bir alan ya da bölge ile ilgili olarak imarplânları yapılması konusunda merkezi idare kuruluşlarına ve Bayındırlık veİskan Bakanlığına yetki verilmesinde de Anayasa'ya aykırı bir yönbulunmamaktadır. Ayrıca, kuralda TCDD Genel Müdürlüğünce imar ve parselasyonplânları hazırlanırken imar bütünlüğünün bozulmaması koşulunun getirildiği,İmar Kanunu hükümleri çerçevesinde bu plânlara dair ilgili kuruluşlarıngörüşlerinin alınacağı ve ilgili belediye organı ya da valiliğe bu plânlarınonay için sunulacağı dikkate alındığında, bu konuda mahalli özerkliğin degözetildiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 123. ve 127.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:
A- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmarKanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin;
1- Birinci cümlesinde yer alan '' ve bu Kanunun 8 inci maddesindeyer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresi,
2- Yedinci cümlesinde yer alan '' ve 19 uncu maddede belirtilenilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.'ibaresi,
9.6.2011 günlü, E. 2008/87, K. 2011/95 sayılı kararla iptaledildiğinden, bu ibarelerin, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güçveya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuzkalmaması için kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜNDURDURULMASINA,
B- 1- 3. maddesiyle, 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı MilliEğitim Temel Kanunu'nun 51. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasına,
2- 7. maddesiyle, 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu KonutKanunu'nun 4. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, üçüncü vedördüncü cümlelerine,
3- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmarKanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin 'Bu madde kapsamında yapılan herölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat VarlıklarınıKoruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinciparagrafındaki hükümler uygulanmaz.' biçimindeki beşinci cümlesine,
4- 42. maddesiyle, 22.2.2005 günlü, 5302 sayılı İl Özel İdaresiKanunu'nun 6. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasına,
5- 43. maddesiyle, 21.4.2005 günlü, 5335 sayılı Bazı Kanun veKanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32.maddesinin onikinci fıkrasının değiştirilen 'Satışı ve değerlendirilmesiyapılacak taşınmazlar, TCDD Genel Müdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünübozmamak kaydıyla yapılan veya yaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyonplanları, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar içinbüyükşehir belediye meclisi tarafından, il, ilçe ve belde belediye sınırlarıile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleritarafından, diğer yerlerde ilgili valilik tarafından, planların belediyelereveya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veyadeğiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisindeonaylanmayan planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğekonulur.' biçimindeki birinci ve ikinci cümlelerine,
yönelik iptal istemleri, 9.6.2011 günlü, E. 2008/87, K. 2011/95sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve cümlelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
9.6.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII- SONUÇ
24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:
1- 3. maddesiyle, 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Milli EğitimTemel Kanunu'nun 51. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 7. maddesiyle, 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu KonutKanunu'nun 4. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, üçüncü vedördüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
3- 15. maddesiyle, 3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmarKanunu'nun değiştirilen Ek 3. maddesinin;
a- Birinci cümlesinde yer alan '' ve bu Kanunun 8 incimaddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak '' ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imarplanlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 ncimaddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümleruygulanmaz.' biçimindeki beşinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- Yedinci cümlesinde yer alan '' ve 19 uncu maddedebelirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğegirer.' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- 42. maddesiyle, 22.2.2005 günlü, 5302 sayılı İl Özelİdaresi Kanunu'nun 6. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
5- 43. maddesiyle, 21.4.2005 günlü, 5335 sayılı Bazı Kanun veKanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32.maddesinin onikinci fıkrasının değiştirilen 'Satışı ve değerlendirilmesiyapılacak taşınmazlar, TCDD Genel Müdürlüğü tarafından çevre imar bütünlüğünübozmamak kaydıyla yapılan veya yaptırılan her ölçekteki imar ve parselasyonplanları, büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan alanlar içinbüyükşehir belediye meclisi tarafından, il, ilçe ve belde belediye sınırlarıile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili belediye meclisleritarafından, diğer yerlerde ilgili valilik tarafından, planların belediyelereveya valiliğe intikal ettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veyadeğiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisindeonaylanmayan planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen yürürlüğekonulur.' biçimindeki birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
9.6.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
3194 sayılı Kanun'un, 24.7.2008 günlü, 5793 sayılı Kanun'un 15.maddesiyle değiştirilen Ek 3. maddesinde, özelleştirme programındakikuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsave araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirmeprogramına alınan arsa ve arazilerin her tür ve ölçekte plân, imar plânı iledeğişiklik ve revizyonlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncayapılması veya yaptırılması öngörülmüş, aynı Madde'nin beşinci tümcesinde de bumadde kapsamında yapılan her ölçekteki plân ve imar plânlarında 2863 sayılıKültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17 inci maddesinin (a) bendininikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümlerin uygulanmayacağı belirtilmiştir.2863 sayılı Yasa'nın 17 inci maddesinin (a) bendinin ilk paragrafında, biralanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilânının, bu alanda her ölçekteki plânuygulamasını durduracağı belirtilmekte, ikinci ve sekizinci paragraflarında ise'Koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üçay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir.Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda ilgili meslekodaları, sivil toplum kuruluşları ve plândan etkilenen hemşerilerin katılımıile toplantılar düzenleyerek koruma amaçlı imar plânını hazırlatıp, incelenmekve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. İki yıliçinde koruma amaçlı imar plânı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi korumaesasları ve kullanma şartlarının uygulanması, koruma amaçlı imar plânıyapılıncaya kadar durdurulur.'; 'Koruma amaçlı imar plânları; müellifi şehirplâncısı olmak üzere; alanın konumu, sit statüsü ve özellikleri göz önündebulundurularak mimar, restoratör mimar, sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog,mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek gruplarından Bakanlıkça belirlenecekuzmanlar tarafından hazırlanır.' denilmektedir. Buna göre, özelleştirmeprogramına alınan yerler bakımından, Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKurulları devre dışı bırakılmakta, koruma amaçlı imar plânı yapılmasına kadarazami iki yıl süreyle geçerli olacak geçiş dönemi koruma esasları ve kullanmaşartlarının belirlenmesi yükümlülüğü kaldırılmaktadır. Ayrıca, sit alanı olarakilân edilmiş yerlere ilişkin koruma bölge kurulunun, koruma amaçlı imar plânıhazırlanıncaya kadar geçerli olmak üzere geçiş dönemi koruma esasları vekullanma şartlarını belirleme yetkisi bulunmadığından bu konuda hukuksalbir boşluk da doğmaktadır. 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin (a) bendininikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümlerin uygulanmaması sonucunda,Başkanlıkça yapılacak veya yaptırılacak plânların hazırlanmasında, bazı kurumve kuruluşların katılımıyla toplantılar düzenlenerek görüş oluşturulması ve sitalanının konumu, statüsü ve özellikleri gözetilerek mimar, restoratör mimar,sanat tarihçisi, arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslekgruplarından Bakanlıkça belirlenecek uzmanların görev alması zorunluluğu daortadan kaldırılmaktadır.
Anayasa'nın 63. maddesinin ilk fıkrasında, 'Devlet, tarih, kültürve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçladestekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır' ikinci fıkrasında da bu varlıklarve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bunedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunlardüzenlenir.' denilmektedir. Bu kuralı uygulamaya geçiren 2863 sayılı Kültür veTabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının,korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgilitanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konudagerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilâtın kuruluş ve görevlerinitespit etmek olduğu, 2. maddesinde de bu Kanun'un, korunması gerekli taşınır vetaşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgiligerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsadığı belirtilmektedir.2863 sayılı Yasa'nın diğer maddelerinin de bu amaç ve kapsam doğrultusundadüzenlendiği kuşkusuzdur. Yasa'nın ortaya çıkan yeni durum ve koşullaragöre yasa koyucunun tercihleri doğrultusunda değiştirilebilmesi olanaklı ise debu düzenlemeler yapılırken özelleştirmeyi kolaylaştırmak ve hızlandırmakamacıyla aynı konumda olan diğer kişilerin elinde bulunan taşınmazlaratanınmayan ayrıcalıkların özelleştirme kapsamındaki taşınmazlara tanınması,bunların bazı koruma tedbirlerinin dışında tutularak imtiyazlı halegetirilmesi, eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, adil bir hukuk düzeni kurupbunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz.
Öte yandan, Anayasa, tahrip edildiklerinde geri dönüşü olmayanveya çok zor olan tarih, kültür ve tabiat varlıklarını özel bir düzenlemeylekoruma altına almıştır. Bu bağlamda, ekonomik nedenlerle yapılan özelleştirmeuygulamalarının, söz konusu varlıkların korunmasındaki kamu yararı ve Anayasalgüvencelerin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmaması gerekir. Oysa dava konusukuralla ekonomik tercihlere öncelik verildiği, tarih, kültür ve tabiatvarlıklarının korunmasına ilişkin Anayasa kuralının dikkate alınmadığıanlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu beşinci tümcenin Anayasa'yaaykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
24.07.2008 günlü, 5793 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 03.05.1985günlü 3194 sayılı İmar Kanunu'nun değiştirilen ek 3. maddesinin beşincicümlesinde; 'Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesinin (a)bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz' denilmektedir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17.maddesinin (a) bendinin ikinci paragrafında; koruma amaçlı imar planıyapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemikoruma esasları ve kullanma şartlarının belirleneceği; belediyeler, valiliklerve ilgili kurumların söz konusu alanda ilgili meslek odaları, sivil toplumkuruluşları ve plandan etkilenen hemşerilerin katılımı ile toplantılardüzenleyerek koruma amaçlı imar planını hazırlatıp, incelemek ve sonuçlandırmaküzere koruma bölge kuruluna vermek zorunda olduğu; iki yıl içinde koruma amaçlıimar planı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanmaşartlarının uygulanmasının, koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadardurdurulacağı hükme bağlanmıştır. Sekizinci paragrafında ise koruma amaçlı imarplanlarının; müellifi şehir plancısı olmak üzere; alanın konumu, sit statüsü veözellikleri göz önünde bulundurularak mimar, restoratör mimar, sanat tarihçisi,arkeolog, sosyolog, mühendis, peyzaj mimarı gibi meslek gruplarından Bakanlıkçabelirlenecek uzmanlar tarafından hazırlanacağı ifade edilmektedir.
Anayasa'nın 'Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması' başlıklı63. maddesinin birinci fıkrasında; 'Devlet, tarih, kültürve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçladestekleyici ve teşvik edici tedbirler alır.' hükmü yer almıştır. Maddeningerekçesinde ise; Devlet, tarih ve kültür varlıklarının korunmasını teminetmeli, bu varlıkları koruyucu tedbirleri ihtiva eden mevzuatı geliştirmelidenilmek suretiyle devlete tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması vedesteklenmesi konusunda gerekli tedbirleri alma görevi verilmiştir.
Dava konusu kuralda ise özelleştirme programına dahil edilmiştaşınmazlarla ilgili (sit alanı ilan edilmiş olanlar da dahil) olarak 2863sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin (a)bendinin ikinci ve sekizinci paragrafında belirtilen ilke ve yükümlülüklereuyma zorunluluğu kaldırılmak suretiyle her ölçekteki plan ve imar planlarınınyapılması sürecinde kültür ve tabiat varlıklarını Koruma Kurulları ve korumaamaçlı imar planlarının devre dışı bırakıldığı gözetildiğinde bu alanlarınamacı dışında kullanımının kolaylaştırıldığı açıktır.
Açıklanan nedenle kural, Anayasa'nın 63. maddesine aykırı olup,iptali gerektiği düşüncesi ile verilen karara karşıyım.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ