ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2008/93
Karar Sayısı: 2009/41
Karar Günü : 5.3.2009
R.G. Tarih-Sayı :10.06.2009-27254
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Karşıyaka6. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin, 29.6.2005 günlü, 5377 sayılıYasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasında yer alan"üvey baba" ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Üvey baba olan sanığın, aynı evde birlikte ikamet ettiğireşit olmayan üvey kızına yönelik olarak işlediği iddia olunan cinsel istismarsuçu nedeniyle hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu ibareninAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için re'senbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu ibareyi de içeren103. maddesi şöyledir:
"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekizyıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birliktefiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklarakarşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyietkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulmasısuretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 29/6/2005 - 5377/12 md.) Cinselistismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba,evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya korumave gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmetilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişitarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göreverilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklarakarşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde,yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kastenyaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralamasuçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasıhalinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne nedenolması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, HaşimKILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ veZehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 27.10.2008 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ibare, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, cinsel istismar suçunun mağdurun üvey annesitarafından da işlenebileceği, hükmün konuluş amacının cinsel istismar suçununçocukla aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunanlarca işlenmesinin daha ağırcezayla cezalandırmak suretiyle mağduru daha etkin bir şekilde koruma düşüncesiolduğu dikkate alındığında itiraz konusu kuralla yalnızca üvey baba açısındanbir düzenlemenin yapılmış olmasının adalet ve hakkaniyet ilkeleriylebağdaşmadığı, söz konusu düzenlemenin cinsiyete dayalı bir ayırım olduğu, buayırımın yaratılış ya da işlevsel özelliklere dayalı haklı bir nedene dedayanmadığı belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinde, çocuklarayönelik cinsel istismar suçu düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin itiraz konusuibareyi de içeren (3) numaralı fıkrasında, cinsel istismarın çocukla aralarındabelli akrabalık ilişkisi bulunan kişiler tarafından, çocuğun vasisi, eğiticisi,öğreticisi, bakıcısı, çocuğa sağlık hizmeti veren, çocuğa karşı koruma vegözetim yükümlülüğü altında bulunan diğer bir kişi tarafından veya hizmetilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesidurumunda, suçun temel şekline göre cezanın ağırlaştırılması öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasınagöre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdiryetkisine sahiptir.
İtiraz konusu ibareyi de içeren Türk Ceza Kanunu'nun 103.maddesinin (3) numaralı fıkrasında, cinsel istismar suçunun fail ile mağdurarasındaki ilişki itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleridüzenlenmiştir. Söz konusu fıkrada, cinsel istismar suçunun "üveybaba" tarafından işlenmesi durumu suçun nitelikli şekli olarak kabuledilerek failin cezası artırılmakta iken, aynı suçun "üvey anne"tarafından işlenmesi durumu suçun nitelikli halleri arasında sayılmamıştır.Yapılan bu düzenlemeyle, cinsel istismar suçunun "üvey anne"tarafından işlenmesi hali suç olarak varlığını devam ettirmekle birlikte,yasakoyucu bu durumu ayrıca ağırlaştırıcı bir neden olarak kabul etmemiştir. Sözkonusu düzenlemenin, cinsel istismar suçunun daha ziyade erkekler tarafındanişlendiği ve erkeklerin kadınlara göre daha fazla fiziksel güç kullanmapotansiyeline sahip olmaları dikkate alınarak, böylece bu suçun işlenmesininönüne geçilmesi ve çocuğun daha etkin bir koruma altına alınması amacıylayapıldığı anlaşılmaktadır. Yasakoyucunun takdir yetkisine dayanarak ve suçuntoplumda yarattığı etkiyi dikkate alarak yaptığı bu düzenlemenin, hukuk devletiilkesine aykırı bir yönü yoktur.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında kuralın Anayasa'nın 10.maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek duyulmamıştır.
Anayasa'nın 10. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye AhmetAKYALÇIN ek gerekçeyle katılmıştır.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra AylaPERKTAŞ bu düşünceye katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin,29.6.2005 günlü, 5377 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralıfıkrasında yer alan "... üvey baba, ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, SerruhKALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.3.2009 günündekarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Çocukların cinselistismarı" başlıklı 103. maddesinin ilk fıkrasında, çocuğu cinsel yöndenistismar eden kişinin, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılacağı, itiraz konusu "üvey baba" sözcüklerinin yer aldığıüçüncü fıkrasında da cinsel istismarın, çocukla aralarında belli akrabalıkilişkisi olan veya çocuğun bakımı, korunması, gözetimi, eğitimi ve sağlığıkonusunda sorumluluk üstlenen kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisininsağladığı nüfuz kötüye kullanılarak veya birden fazla kişi tarafından birliktegerçekleştirilmesi durumunda, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağıöngörülmüştür. Ancak, söz konusu üçüncü fıkrada, suçun üvey baba tarafındanişlenmesi cezanın artırım nedeni kabul edildiği halde üvey anne tarafındanişlenmesi aynı kapsamda görülmemiştir. Böylece, suçun artırım nedenininuygulanması bakımından üvey baba ile üvey anne arasında cinsiyete dayalı birayırım yapılmıştır.
Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ilkesinin yer aldığı 10.maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefîinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önündeeşittir"; "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bueşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür"; "Hiçbir kişiye,aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" denilmektedir. Buna göre,kişiler arasında kadın ve erkek olmaları nedeniyle ayırım yapılamayacak,kadınların, erkeklerle aynı haklardan yararlanmaları, biyolojik bazı özellikleriöne sürülerek engellenemeyecektir. Kadın, erkek eşitliğinin, gerektiğindepozitif ayırımcılık temelinde yaşama geçirilmesi de aynı maddede devlete görevolarak verilmektedir. Ancak, hak eşitliğinin sağlanabilmesi için kadınlaryönünden pozitif ayırımcılığa izin verilmesi, aynı konumda bulunan erkeklerinhak kaybına uğramalarının nedeni olamaz. Kadınlarla erkeklerin aynı haklardanyararlanmalarının sağlanması amacı dışında kadınlara kimi ayrıcalıklartanınmasının eşitlik ilkesiyle bağdaştırılmasıolanaksızdır.
Ceza hukuku alanında eşitlik ilkesinin uygulanması ise Türk CezaKanunu'nun 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açık bir şekilde ifadeedilerek "Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din,mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri,felsefî inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsalkonumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz"denilmiştir.
Birbirleriyle uyum içinde olan Anayasa ve Türk Ceza Kanunu'ndakibu düzenlemeler aynı suçun faili olmaları durumunda kadınla erkek arasındaayırım yapılamayacağını göstermektedir.
Aynı suçu işleyen kadına, erkekten daha az ceza verilmesine nedenolan itiraz konusu kuralı ceza siyaseti ile açıklamak da olası değildir. Cezasiyaseti gereği yasa koyucuya, hangi eylemlerin suç sayılacağı ve bu eylemlereverilecek cezalar konusunda tanınan takdir yetkisi, Anayasa ve ceza hukukunungenel ilkeleriyle sınırlıdır. Bu ilkeler arasında bulunan eşitliğin, haklardanyararlanmada olduğu kadar sorumluluğu üstlenmede de gözetilmesi gerektiğindekuşku bulunmamaktadır. Yasakoyucunun bu ilkeyi dikkate almadan düzenlemeyapması, açık bir Anayasa ihlâlidir.
Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin itiraz konusu "üveybaba" sözcüklerinin yer aldığı üçüncü fıkrasında, aynı suçu işleyen üveybaba ile üvey anne arasında ayırım yapılarak suçun üvey anne tarafındanişlenmesi durumunda, bunun artırım nedeni kabul edilmemesi eşitlik ilkesiylebağdaşmamaktadır. Aile üzerinde nüfuz kullanan kişinin, çoğunlukla baba olduğudüşüncesi de varsayıma dayandığından bu eşitsizliğin gerekçesi olarak kabuledilemez. Çünkü; maddede nüfuzun kötüye kullanılması halisadece hizmet ilişkisiyle sınırlı tutulmuş, ağırlaştırıcı nedenin uygulanmasıiçin üvey baba ilişkisi yeterli görülmüştür.
Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletiilkesi, eşitlik temelinde adaletli bir hukuk düzeninin kurulup, korunmasınızorunlu kılar. Aynı suçu işleyen üvey anaya artırım nedeni uygulanmaması, üveybabaya ise artırım nedeni uygulanarak daha fazla ceza verilmesi sonucunudoğuran itiraz konusu sözcüklerin kuralda yer alması, cinsiyet farkına dayananbir ayırımcılığa ve adaletsizliğe yol açtığından Anayasa'nın 2. maddesine deaykırıdır.
Yasa'nın 103. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan"üvey baba" sözcüğünün iptal edilip, yasakoyucuya verilecek süreiçinde yapılacak yeni düzenleme ile eşitsizliğin ve adaletsizliğin giderilmesiolanaklı iken, itirazın reddine karar verilmesinde, Anayasa'ya uyarlıkbulunmadığı düşüncesiyle çoğunluk görüşünekarşıyım.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
EKGEREKÇE
Başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmesine karşın karargerekçesinde bu yönden inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla ceza düzenlemeleri yapmanınyasa koyucunun takdir yetkisi içinde bulunduğu vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesiyle herkesehiçbir ayırım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit davranılması güvence altınaalınmakta, böylece bireylerin yasalardan eşit yararlanma konusundaki temelhaklarına da işaret edilmektedir. Eşitliğin hukuk devletinin de önde gelentemel ilkelerinden biri olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Yasa koyucunun ceza hukuku alanında düzenleme yaparken sahipolduğu takdir yetkisi, sınırsız olmayıp Anayasa ve hukukun genel ilkeleriylesınırlandırılmıştır. Başvuran mahkeme tarafından yasa koyucunun düzenleme yapmakonusundaki takdirini eşitlik ilkesine aykırı olarak kullandığı ilerisürülerek, yalnız Anayasa'nın değil, evrensel hukukun da temel ilkelerindenbiri olan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan bir temel hak ihlâlindensöz edilmektedir.
Ceza hukuku alanında, suç sayılan eylemlerin belirlenmesi vekorunan hukuki yarar, suçu işleyenler ile suçun nitelikleri gözetilerek bunlaraverilecek cezanın türü ve miktarının saptanması yasa koyucunun sahip olduğutakdir yetkisi içinde ise de bu durum, özellikle eşitlik ilkesineaykırılık gibi temel hak ihlâli savları karşısında Anayasal denetim yapılmasınaengel oluşturmaz. Esasen Anayasa yargısının amacı ve işlevi de bu denetimizorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle konunun, başvuran Mahkeme'nin ileri sürdüğü eşitlikilkesi yönünden de incelenerek itiraz konusu kuralın hangi gerekçe ile builkeye aykırı olmadığının belirtilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunkarardaki redde ilişkin görüşüne katılıyorum. 26.2.2009
Üye
Ahmet AKYALÇIN
AzlıkOyu
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti adil ve kamuyararını esas alan haklı nedenlere dayalı yasal düzenlemeleri gerektirmekte,10. maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik ilkesinin anayasal irdelemelerleçizilen boyut ve açılımı ise, aynı konumda olma özelliğini taşıyanlar yönündenaynı kuralların geçerli olmasını, ayrıcalıklı kişiler oluşturulmasının önünegeçilmesini amaçlamaktadır. Yasaların ereklerinin ve öngörülerinin tamanlamıyla gerçekleşebilmesi için, bu kapsam içinde durumları özdeş olanlararasında değişik uygulama ve ilkelerin geliştirilmemesine özen gösterilmelidir.
Çocuğa yönelik cinsel davranışlarda, cezayı ağırlaştırıcı durumlararasında bu eylemin üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, evlatedinen, vasi, eğitici, bakıcı gibi kişiler tarafından işlenmesi de yer almış,ancak cinsel kimlik yönünden bir ayrım yapılmamıştır. Çünkü bu konuda önemliolan suç olarak tanımlanan cinsel davranışın, çocuğa yakın kişilerceişlenmesidir. Eylemi oluşturan cinsel davranışın kimlik ayrımı yapılmadanortaya çıkabileceği varsayılmıştır. Bu oluşa karşın, üveylik olgusu söz konusuolduğunda salt "üvey baba"nın bu tanıma alınması "üvey ana"nınolası davranışlarının ise ağırlaştırıcı görülmemesinin inandırıcı ve haklı birnedeni yoktur. Yasa koyucunun tüm durumları göz önünde tutması, gerçekleşmeolasılıklarıyla kurallar geliştirmemesi tehlikeye sebep olan yönünden cinsiyetayrımı yapmaması gerekmektedir. İtiraza konu kuralın bu bakımdan anayasaleşitlik ilkesiyle çeliştiğinde ve adaleti ilke alan hukuk devletine aykırıolduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 5237 sayılı Yasa'nın 103. maddesinin itirazakonu (3) nolu fıkrasında yer alan "üvey baba" yanında "üveyana" kavramının yer almamasıyla oluşan eksik düzenlemenin iptaligerekeceği oyuyla karara karşıyız.
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOYGEREKÇESİ
İtiraz konusu "üvey baba" ibaresinin yer aldığı26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin 29.6.2005günlü, 5377 sayılı Yasa'nın 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasında"Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üveybaba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veyakoruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmetilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişitarafından gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezayarı oranında artırılır." denilmekte olup, madde hükmü ile cinsel istismarsuçunun fail ile mağdur arasındaki ilişki itibariyle daha ağır cezayıgerektiren nitelikli halleri düzenlenmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, AnayasaMahkemesi'nin birçok kararında açıklandığı gibi insan haklarına dayanan, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürenAnayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarınaegemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukukilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Görüldüğü gibi hukuk devletiolmanın gereği "adaletli hukuk düzeninin kurulması ve bununsürdürülmesi" olup, bu bağlamda devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukukkurallarının egemen olmasıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında, hukuk devletindeyasakoyucunun ceza hukuku alanında yetkisini kullanırken, Anayasa ve cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda belli eylemlerin suçsayılıp sayılmaması, hangi çeşit ve ölçülerde ceza yaptırımı uygulanacağı,hangi hallerde ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceğikonusunda takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere söz konusufıkrada öngörülen nitelikli halleri saptamanın yasakoyucunun takdirinde olduğukonusunda bir duraksama bulunmamakla birlikte, itiraz konusu ibareaçısından takdir yetkisinin keyfilikten uzak ve amaca uygun olarak kullanılmasıhukuk devleti olmanın bir gereğidir. Buna göre; cinsel istismar suçununmağdurunun erkek veya kadın olabileceği yönündeki suçun temel yapısı göz önündebulundurulmadan, failinin genellikle erkekler olabileceği gibi eksik ve hatalıbir değerlendirme yapılmak suretiyle, düzenlemede "üvey baba"ibaresinin yer alması, suçun nitelikli halleri olarak öngörülen hususlarınkonuluş amacına uygun değildir.
Bu durumda itiraz konusu kuralın konuluş amacına uygun olmayan vesuçun failinin "üvey anne"de olabileceği gerçeğinin göz ardı edilmesisuretiyle sadece "üvey baba" yönünden bir düzenleme yapılması,adaletli bir hukuk düzeninin kurulmasını devlet yönetiminin bir şartı olarakgören hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenle, Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2. maddesineaykırı olup, iptali gerektiği düşüncesi ile verilen karara karşıyım.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ