ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2009/15
Karar Sayısı : 2010/64
Karar Günü : 13.5.2010
R.G. Tarih-Sayı :05.02.2011-27837
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1- Kırşehir 1. Asliye CezaMahkemesi (E. 2009/15)
2- Tekirdağ2. Sulh Ceza Mahkemesi (E. 2009/81)
İTİRAZIN KONUSU: 13.12.2004 günlü, 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralıfıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAYLAR
- Mala zarar verme suçundan verilen 1 ay 20 gün karşılığı 1000 TL.adli para cezasının yapılan tebligata rağmen ödenmemesi üzerine 50 gün hapseçevrilmesi sonucunda infaza başlanmış ve bu sürenin üçte ikisinin iyi halliçekilmesiyle mahkumun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Ancak, adlipara cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından şartla tahliyenin mümkünolmadığının fark edilmesi üzerine Cumhuriyet savcısı koşullu salıvermekararının kaldırılmasını mahkemeden talep etmiş, bu talebin incelenmesisırasında adli para cezasından çevrilen hapis cezası ile doğrudan verilen hapiscezasını şartla tahliye açısından karşılaştıran Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz konusu kuralın iptaliiçin başvurmuştur.
- Tehdit suçundan hükmedilen 6 ay hapis cezası karşılığı 3600TL. adli para cezası, yapılan tebligata rağmen süresinde ödenmediğinden 180 günhapse çevrilmiştir. Bunun infazı sırasında Cumhuriyet savcısı, itiraz konusuibare nedeniyle mahkûmun koşullu salıverilmeden yararlanamamasının eşitlik ilkesineaykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu cezanın 2/3'ünü aşan kısmının infazınındurdurulması için 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca ek karar verilmesitalebinde bulunmuştur. Bu talebin incelenmesi sırasında Anayasa'ya aykırılıkiddiasını ciddi bulan Tekirdağ 2. SulhCeza Mahkemesi, kuralın iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un5. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu tümceyi de içeren (9) numaralıfıkrası şöyledir:
'Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez vebunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapseçevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlîpara cezasıdır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, E. 2009/15sayılı dosyayla ilgili olarak 12.3.2009, E.2009/81 sayılı dosyayla ilgili olarak ise 8.10.2009 günü yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Yasa'nın5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan'' ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.' ibaresininiptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2009/15 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/15 esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, 8.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, hukuki nitelik vesonuçları itibariyle adli para cezasının hapis cezasına oranla daha hafifolduğu, özellikle hapis cezasından çevrilirken ya da seçenek yaptırım olarakuygulandığı durumlarda cezanın şahsileştirilmesi açısından sanığın lehinedeğerlendirildiği, hakkaniyet ve nesafet açısından adli para cezası mahkûmununhapis cezası mahkûmuna oranla daha ziyade atıfete mazhar görüldüğü, buna rağmeninfaz sırasında itiraz konusu kural gereğince durumun tamamen tersineçevrildiği, doğrudan hapis cezası hükümlüsü hakkında koşullu salıverilmeolanağı mevcutken adli para cezasını ödeyemeyen mahkûmun şartla salıvermedenyararlandırılmadığı ve mahkûmiyet süresini bihakkın infaz kurumunda geçirmekzorunda bırakıldığı, ayrıca koşullu salıvermenin infaz kurumunun disiplinmevzuatına uymayı teşvik ve böylece hükümlünün ıslahını amaç edinmesinedeniyle, koşulları oluştuğu halde adli para cezası hapse çevrilen hükümlüyebu olanağın tanınmamasının eşitlik ilkesi yanında ceza sorumluluğununşahsiliğini öngören Anayasanın 38. maddesinin altıncı fıkrasına da aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
5275 sayılı Yasa'nın 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göreadlî para cezasının infazı, Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesinin birincifıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın DevletHazinesine ödenmesinden ibarettir. Bu miktar ''beş günden az ve Kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tamgün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılmasısuretiyle' hesaplanarak belirlenmektedir. Bu tür infazın usulüne dair maddenindevamı fıkralarında yer alan hükümlere göre, Cumhuriyet savcısı tarafından otuzgün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emri tebliğedilmesi ve hükümlünün de bu miktarı süresinde belirlenen usulde ödemesigerekmektedir. Aksi takdirde Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısmakarşılık gelen gün miktarınca hükümlü hapsedilir. İtiraz konusu tümce gereğincebu tür hapsin infazı ertelenemez ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
Şartla salıverilme, mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcıcezalardan, kanunun gösterdiği bir kısmını iyi hâlli geçirmiş bulunanhükümlünün, konulmuş olan şartlara riayet etmediği takdirde geri alınmasıkoşuluyla, hükümlülük süresini tamamıyla bitirmeden, merciince alınacak birkararla salıverilmesini ve böylece serbest hayata dönmesini ya da bu hayatageçişin kolaylaştırılmasını sağlayan bir kurumdur.
5375 sayılı Yasa'nın 17. maddesine göre, üç yıl ve daha azsüreli hapis cezalarının derhal infazının hükümlü veya ailesi için mahkûmiyetinamacı dışında ağır bir zarara neden olacağı anlaşılırsa, hükümlünün istemiüzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz altı ayı geçmeyecek şekildeertelenebilir. Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer birkoşula bağlanabilir.
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtileneşitlik ilkesiyle eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlikilkesinin amacı, aynı durumunda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayrım yapılmasını veayrıcalık tanınmasını önlemektir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlarfarklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nınöngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Nitelikleri ve durumları özdeşolanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.
Anayasanın 38. maddesinin altıncı fıkrasında ceza sorumluluğununşahsî olduğu belirtilmektedir.
Hukuk devletinde ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriylebunların infazına ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nınkonuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı,etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacakceza siyasetine göre belirlenir. Buna göre, hangi fiilin suç sayılacağı,cezanın türü ve miktarı ile infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletinsuç ve ceza politikasına bağlı birkonudur.
5275 sayılı Yasa'da cezaların infazı, ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezasının infazı, hapis cezasının infazı, kamuya yararlı bir işteçalıştırma ve adli para cezasının infazı gibi farklı rejimler biçimindedüzenlenmiştir. Buna göre infazın şekli, mahkûmiyet konusu cezanın tür veağırlığıyla yakından ilgilidir. Mahkûmun mükerrir olması, hakkında hükmedilecekcezanın türünü belirlemede etken olduğu gibi, cezanın tür ve ağırlığına bağlıolarak infazın şekli de değişebilmektedir. Saptanan ceza siyasetine bağlıolarak farklı infaz şekilleri için farklı kurallar konulması bu ayrımın doğasıgereğidir. Başvuru konusu kuralda olduğu gibi, erteleme ve şartla salıverilmeimkânını hiç tanımayan düzenlemeler yanında, şartla tahliye imkânını tanımaklabirlikte bunun için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreleri artıran veyaadli kontrolü uzatan düzenlemeler de bulunmaktadır.
İtiraz konusu kuralla adli para cezasından çevrilen hapsininfazının ertelenemeyeceği ve bunun infazında koşullu salıverme hükümlerininuygulanamayacağı öngörülmüştür. Ancak bu infaz şeklinde hükümlü, hapisyattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapistençıkartılır. Adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı, birden fazlahükümle adli para cezalarına mahkûmiyet halinde ise bu süre beş yılı geçemez.Ayrıca, hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esasalınacak olan da adli para cezasıdır. Dolayısıyla, haklarında doğrudan hapiscezası verilenlerle adli para cezası hapse çevrilenler aynı konumdabulunmadıklarından, bunların infaz sistemlerinde eşitlik karşılaştırmasıyapılamaz.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasanın 10. maddesine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir.
Konunun Anayasanın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Engin YILDIRIMbu görüşe katılmamışlardır.
VII- SONUÇ
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Yasa'nın5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralı fıkrasının birinci tümcesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU,Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,13.5.2010 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 5739 sayılı Yasa ile değiştirilen (9)numaralı fıkrasının itiraz konusu ilk cümlesinde, 'Adli para cezasındançevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilmehükümleri uygulanmaz' denilmektedir. Buna göre, hapis cezasından çevrilen veyahapis ve adli para cezasının seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü durumlardaverilen para cezasının ödenmemesi nedeniyle çevrilen hapsin infazı ertelenemeyecekve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacaktır.
Adli para cezası, nitelik ve korunan hukuki yarar gözetildiğindehapis cezasından daha hafif bir yaptırım olduğundan, hapis cezasındançevrilirken veya seçenek yaptırım olarak uygulanırken, suçlunun, kişiliği,pişmanlığı, suça eğilimi, özgürlüğü engellenmeden topluma uyum sağlayıpsağlayamayacağı gibi özelliklerinin değerlendirileceği kuşkusuzdur. Bu durumundikkate alınması ise, para cezası verilen suçluya, hapis cezası uygulanmayarakbir atıfette bulunulduğunu göstermektedir. Ancak, adli para cezasınınödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesinde, itiraz konusu kural uyarınca ertelemeve koşullu salıverilme hükümlülerinin uygulanamaması, cezanın infazındadoğrudan hapis cezası alanlar lehine bir farklılık yaratmaktadır. Aynı suçuişleyenler arasında doğrudan hapis cezası alanlarla para cezasının ödenmemesinedeniyle haklarında hapis cezası uygulananlar, özgürlüklerinden yoksunbırakılmaları yönünden aynı hukuksal konumda olduklarından, bunlar arasındaayırım yapılması eşitlik ilkesinin açık bir ihlâlidir. Para cezalarınıntahsilini sağlamak ya da para cezasından çevrilen hapis cezalarının infazısırasında kalan günlerin karşılığı ödenerek bu cezaların sonlandırılması gibiyasal olanaklar eşitlik ilkesinin ihlâlinin haklı gerekçeleri olamaz.
Hukuk devletinde yasa koyucu, cezalar ve bunların infazı konusundatakdirini kullanırken eşitlik ilkesini ve adaleti gözetmek zorundadır.
Öte yandan, mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınve güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin yasalarda, adalet ve eşitlikilkesi esas alınmadıkça, Anayasa'nın 19. maddesinde belirtilen kişi özgürlüğüve güvenliği de sağlanamaz.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 2. ve 19.maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
AZLIK OYU
İtiraza konu kural 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik TedbirleriHakkında Kanun'un 106. maddesinin değişik (9) nolu fıkrasının 'Adli paracezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullusalıverilme hükümleri uygulanmaz.' şeklindeki birinci tümcesidir.
Aynı Yasa'nın 107. maddesinde koşullu salıverme düzenlenmiş vemahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi halli geçirmesi ilke alınmıştır. Ayrıcahapis cezalarının derhal infazının hükümlü ve ailesi için mahkumiyetin amacıdışında ağır zarara neden olacağının anlaşılması durumunda ise infazınertelenmesi söz konusu olacaktır.
İtiraza konu olan kuralda da hapis cezası söz konusudur. Hapiscezasının adli para cezasından çevrilmiş olması, uygulanacak olan hapsedilmeolgusunda bireysel ve toplumsal yansımaları ve sonuçları yönünden bir farkoluşturduğu söylenemez. Cezanın çekildiği ortam, çekiliş biçimi aynıdır.Belirlenen bu aynılığın, para cezalarının ödenmesinin sağlanması ve ödemehalinde cezanın sonuçlanması yönündeki amaçlarla değişmeyeceği açıktır. Buradaönemli olan hapis cezasının tüm etkileriyle yaşanmasıdır.
Bu olgu ve Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik kuralı karşısında,hapis cezası çekenlerin aynı konumda oldukları ve aynı kuralların geçerliolması gerektiğine açıklıkla ulaşılmaktadır. Başka bir aktarımla, adli paracezasından çevrilen hapis cezalarının da, diğer hapis cezalarıyla aynı kuralabağlı olması anayasal eşitlik ilkesinin bir gereği olduğunda kuşku yoktur.
Bu nedenle Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olan kuralın iptaligerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOY
Mahkememiz kararını oluşturan çoğunluk görüşü;
Yasa koyucunun takdiri kapsamında ülke gerçekleri göz önünealınarak saptanan ceza siyasetine bağlı farklı ceza ve infaz şekilleri içinfarklı kurallar konulabileceği, adli para cezasının hukuki niteliğinin farklıolduğu, doğrudan hükmedilen hapis cezasının infazı hükümleri ve seçenekyaptırım ile adli para cezası hükmünün infazı rejimlerinin eşitlikkarşılaştırmasının yapılmaması gerektiği bu nedenle davanın reddine kararverilmesi gerektiğinde birleşmiştir.
Anlatılan nedenler ile bu görüşe katılınmamıştır.
Ülke gerçekleri karşısında ceza siyaseti belirlenirken, suçunmahiyeti, korunmak istenen yarar, temel ceza unsurları yasa koyucununtakdirinde olması genel ilke olmakla birlikte 'cezaların infazı kurumunun'daöngörülen temel ceza kadar ceza hükümlüsü insan unsurundan ayrık düşünülmesimümkün değildir.
Cezaların infazında amaç toplumu suça karşı korurken hükümlününsosyalleşmesini temin etmek, kanun ve nizamlara kurallara saygılı, sorumluluktaşıyan birey olmasını kolaylaştırmaktır.
Hükmedilen bir ceza karşısında cezaevine girmekle ortaya çıkanolgu 'hürriyetlerden yoksun kalma'dır.
İnfaz sürecinin hükümlünün iyileştirilmesi, kanunlarla düzenlenmişhaklardan yararlanmasının temin edilmesi yönünde olması gerektiğikaçınılmazdır. Bu husus devletin Anayasa ile verilen temel amaç ve görevleriarasındadır.
İnfaz sürecinde kendisinden beklenen tutum, davranış ve eylemleriile kamu düzenine uyan hükümlünün temel alınan iyileştirme süreci gayesinekatkısı, iyiniyeti, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve toplumlabütünleşmeye hazır olduğu gözlemi karşısında ceza infaz siyasetinin temel amacıve insan onuru ve toplumsal gereksinim adına, bu ülkede hükümlülük ve infazdageçen süreyi kısaltan KOŞULLU SALIVERİLME müessesesi getirilmiştir.
İtiraz konusu 5275 sayılı Kanun'un 106. maddesinin değiştirilen 9no'lu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan 'adlİ para cezasından çevrilenhapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverme hükümleriuygulanmaz.' ifadesi; hakkında adli para (bir kısım paranın devlet hazinesineödenmesi) cezası verilen hükümlünün, benzeri suçtan doğrudan hapis cezası almışve infaz sürecinde şartlı tahliyeden yararlanabilecek bir hükümlüye kıyasla, bupara cezasını ödememe halinde bu olumsuz edime adeta bir yaptırım daha yükleyerekbu konumda koşullu salıverilmeden yararlandırılmayacağına hükmettiğigörülmektedir.
Ceza doğrudan hapis yerine, paradan hapse dönünce yasa koyucunun,infaz süreci için öngördüğü temel amaç ve ilkelerden uzaklaşıldığı,değerlendirmeye alınmadığı, salt hazine alacağı karşısında yok sayıldığıanlaşılmaktadır.
Kural bu hali ile ceza infaz siyasetine ilişkin pozitif hukuktansapma niteliğindedir.
Elbette ceza siyaseti farklı infaz usullerini suçun hukukimahiyeti, yasanın korumak istediği yarar ölçütü ile getirilebilirse de toplumukoruma temel amaçlı ceza siyaseti suça itileni ve hüküm altına alınanı dakorumak, eşit hallerde eşit koşullardan yararlandırmak zorundadır.
Aynı eylem karşısında doğrudan hapis cezası infaz edileninyararlanabileceği şartlı tahliye hakkının -hakimin takdiri karşısında- adlipara cezasına çarptırılan ancak ödeyemediği için hapis cezasına çevrilenhükümlüye tanınmaması, hak yoksunluğu ile karşılaşması, adil görülecek birfarklılık olmayıp, ceza adalet sistemine olan saygının yitirilmesi nedeniolabilecektir.
Herhalde hapishanede yaşama zarureti hürriyeti bağlayıcı cezanıninfazı ile aynı nitelikte ve içeriktedir. Hürriyeti bağlayıcı cezanın infazsürecinin, hükümlü üzerinde işinin kaybedilmesi, bozulması, ailevi sorunlar,vs. sayısız hak ve yükümlülükten uzak kalmak ve getireceği olası maddi vemanevi kayıplar gibi kalıcı sonuçlar yaratacağı da bir vakıadır.
Bu olumsuzlukları azaltmak, ortadan kaldırmak yerine, infazsürecini uzatmak sonucu yaratan koşullu salıvermeden yararlandırmamak infazdaceza adaletinin temel amacı hükümlünün ıslahı ve sosyalleşmesi amacına uyumluolduğu söylenemez.
İnfazda şartlı tahliye hakkından yararlandırmama sonucunu yaratanadli para cezasının niteliğine bakıldığında ise, bu cezanın düzenlendiği TürkCeza Kanunu'nun 52. maddesinin genel gerekçesinde; suç işleyen kişinin ekonomikdurumunu dikkate almadan hükmolunan para cezasının eşitlik ilkesine aykırısonuçlar doğurduğu, ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmadığı, ödeme gücüolmayanın da sonuçta infaz kurumuna gönderildiği, bu nedenle gün para cezasısistemine geçildiği, cezanın kişinin ödeme gücüne göre belirlenerek zenginfakir arası eşitsizliğin giderildiği söylenmektedir.
Görülen odur ki amaç, suçlunun ekonomik ve diğer şahsi halleri gözönünde tutularak cezayı para olarak tayin edip cezadan beklenen amacıgerçekleştirmektir. Bunun için gereğinde taksitlendirmek ve ödenmeyen paracezasının hapse çevrileceğini belirtilmektedir.
Ancak çevrilecek cezanın infazı sürecinde infaz usulünündeğiştirileceği hususu genel gerekçede yer almadığı görülmektedir.
Ceza tayini sırasında ödeme gücü var sayılarak takdir edilecekpara cezasının ödenmemesi halinde şartlı tahliye hak yoksunluğu ile hükümlüyüyeniden cezalandırmak bir gaye olmasa gerektir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3., 5. ve 6. maddeleri dedikkate alındığında, mahkeme kararlarının sanıkları kısmen bireysel özelliklerdikkate alınarak verilmesi gerekliliğine işaret etmekle birlikte, bu ilkeyeuygun hareketle tayin edilen cezanın adının 'ADLİ PARA' olması halinde sanığınhakimin taktiri ötesinde, gelişen reel durumu ve haklı nedenleri de olabileceğidüşünüldüğünde hapsin infazında farklı usulle karşılaşması ve uygulamanın ekbir cezaya dönüşmesi düşüncesi, sözleşme ilkelerine ve Anayasa'nın hukukdevleti ilkesine aykırılık oluşturduğu düşünülmektedir.
Avrupa konseyi bakanlar komitesi hürriyetten yoksunluğun sosyal veailevi etkileri karşısında ceza siyasetine rehber olacak tavsiye kararlarıaldığı ve bunların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ilkesel bazdayansıdığı anlaşılmaktadır.
Buna göre özellikle hürriyeti bağlayıcı cezaya alternatiftoplumsal hizmet yaptırımlarının uygulanması teşvik edilmekte, kapalı ortamınınhükümlü üzerinde egemen olacak negatif öğelerini ortadan kaldırmaya yönelikçabalar tavsiye edilmektedir.
Ceza adalet sisteminin koğuşturma, infaz ve sonrası birlikte birişletme bütünü olduğu ve yarar temeli üzerine varlık ve meşruluk kazandığıortadadır. Adalet, eşitlik ve Anayasaca maddi ve manevi varlığı geliştirilmekzorunda olunan insan ölçütleri olmadan ceza sisteminde yer alan infazusullerinin sadece yasa koyucunun ülke gerçeği, ceza hukukunun ana ilkeleri veekonomik hayat gereksinmeleri denilerek takdiren realize edilebileceğinisöyleyen eksik anlayışa katılmak mümkün değildir.
Cezaların hükmedilmesi ve infazında adillik, eşitlik ve merhametilkelerini göz ardı eden, pozitif hukuktan sapma niteliğindeki kural anlatılannedenler ile Anayasa'nın eşitlik ve yarattığı adaletsizlik ile hukuk devletiilkesine aykırıdır.
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Engin YILDIRIM