ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2009/19
Karar Sayısı : 2011/4
Karar Günü : 6.1.2011
R.G. Tarih-Sayı :12.04.2011-27903
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Şarkışla İcra Hukuk Mahkemesi (E.2009/19)
2- Akçaabat İcra Hukuk Mahkemesi (E.2009/43)
İTİRAZLARIN KONUSU : 1- 17.7.1964 günlü, 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 121. maddesinin, 24.6.2004 günlü, 5198sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının;
2- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılıYasa'nın 56. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının,
Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Davacı borçlular tarafından yaşlılık aylıkları üzerindeki haczinşikâyet yolu ile kaldırılması istemiyle açılan davalarda itiraz konusukuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali içinbaşvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1) 17.7.1964 günlü 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24.6.2004günlü, 5198 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle değiştirilen itiraz konusu kuralı daiçeren 121. maddesi şöyledir:
'Madde 121- Bu Kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklarve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları ve bu Kanunun 80 inci maddesine göretakip ve tahsili gereken alacaklar dışında, haciz veya başkasına devir vetemlik edilemez.
(Ek fıkra:29.7.2003'4958/47 md.) Ancak, yanlışve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımları 84üncü maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla, ilgililerin sonraki her çeşitistihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınır. Kurumun genel hükümlere göretakip hakkı saklıdır.
(Ek fıkra: 2.7.2005'5386/1 md.) Ölümgeliri ve aylıklarından yapılan yersiz ödeme tutarları, yersiz ödenmiş olangelir ve aylıkların kesilmesi nedeniyle aynı dosyadan gelir ve aylık ödemesiyapılan diğer hak sahiplerine Kurumca yapılması gereken gelir ve aylık ödemetutarları nazara alınmak suretiyle tespit edilecek Kurum zararı esas alınaraktahsil edilir. Ancak, diğer hak sahiplerinden itirazda bulunanların hisseleribu fıkra uygulamasında hariç tutulur.'
2) 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesiyle değiştirilen itiraz konusu kuralı da içeren 93. maddesi şöyledir:
'Madde 93- (Değişik birinci fıkra:17.4.2008'5754/56 md.) Bu Kanun gereğince sigortalılar ve haksahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genelsağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğanalacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 incimaddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışındahaczedilemez. (Ek cümle 18.2.2009'5838/38 md.) Bu fıkrayagöre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkintalepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafındanreddedilir.
(Değişik ikinci fıkra: 17.4.2008'5754/56 md.) Kurumunprim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılıbaşından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir. Kurumun prim ve diğeralacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşmetarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılantespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetimelemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim veincelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarınınKuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamuidareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerdendoğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren,zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89 uncu madde gereğincehesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen ödemesüresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır.
Bu Kanuna dayanılarak Kurumca açılacak tazminat ve rücû davaları,on yıllık zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı tarihi; rücû konusu gelir veaylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise masrafveya ödeme tarihinden itibaren başlar.
Zamanaşımından sonra yapılan ödemeler kabul edilir. Ancak, 4 üncümaddenin birinci fıkrasının (b) bendine tâbi sigortalıların zamanaşımınedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve busüreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşer.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Mahkemeler başvuru kararlarında, Anayasa'nın Başlangıcı ile2. ve 10. maddelerine dayanmışlardır.
IV- İLK İNCELEME
A- E. 2009/19 Sayılı Davada
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
Öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali içinAnayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların dao davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
Başvuran mahkeme, 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal SigortalarKanunu'nun 121. maddesinin, 24.6.2004 günlü, 5198 sayılı Yasa'nın 17.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası ile 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasınıniptalini istemiştir.
Bakılmakta olan 12.11.2008 günü açılan davanın konusu, yaşlılıkaylığı üzerine 9.1.2008 tarihli kararla konulan haczin şikâyet yolu ilekaldırılmasıdır. Haciz kararına dayanılarak Mayıs 2008 tarihinden itibarendavacının yaşlılık aylığından her ay kesinti yapılmaya devam edilmiştir.
5510 sayılı Yasa, 108. maddesi hükmü uyarınca 1.10.2008 tarihindeyürürlüğe girmiştir. Bu açıdan yaşlılık aylığından haciz nedeniyle yapılankesintilerin dayanağı 1.10.2008 tarihinden öncesi için 506 sayılı Yasa'nın 121.maddesinin birinci fıkrası, sonrası için 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesininbirinci fıkrasının ikinci cümlesidir.
Yasa'nın 93. maddesinin birinci fıkrasının iptali istenilenbirinci cümlesindeki 'Bu Kanun gereğince sigortalılar ve haksahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genelsağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğanalacakları, devir ve temlik edilemez.' kuralı devir ve temlik yasağınailişkin olduğundan davada uygulanacak kural değildir.
Bu nedenle;
1- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesi dışında kalanbölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkeme'ninyetkisizliği nedeniyle reddine, OYBİRLİĞİYLE;
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından;
a) 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun121. maddesinin, 24.6.2004 günlü, 5198 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrasının,
b) 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılıYasa'nın 56. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin,
esasının incelenmesine 12.3.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B- E. 2009/43 Sayılı Davada
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Mustafa YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
Öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Başvuran mahkeme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerininiptalini istemiştir.
İcra takibi 18.1.2008 tarihinde başlamış ise de, şikâyete konumaaş haciz kararı 19.1.2009 tarihinde olduğundan, kesinti yapılan aylığınniteliğinin belirlenmesinde ve davanın esastan sonuca bağlanmasında 5510 sayılıYasa'nın 93. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uygulanacak kuraldır.
5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinin üçüncü cümlesindeki 'Bufıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesineilişkin talepler, borçlunun muvafakatı bulunmaması halinde, icra müdürütarafından reddedilir.' kuralının da iptali istenilmişse de, 18.2.2009tarihli ve 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 32.maddesiyle 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen, 28.2.2009 (Mükerrer) günlü ve 27155 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanarak bu tarihte yürürlüğe giren bu kural, şikâyete konu maaş haciztalebinin ve kararının 19.1.2009 tarihi olması nedeniyle davadauygulanacak kural değildir.
Bu nedenle;
1- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasına 8.2.2009 günlü, 5838 sayılı Yasa'nın32. maddesinin (b) bendiyle eklenen üçüncü tümcenin, itiraz başvurusundabulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,bu tümceye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,OYBİRLİĞİYLE;
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin,17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56. maddesiyle değiştirilen birincifıkrasının ikinci tümcesinin esasının incelenmesine,
2.7.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu'nun 93. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin iptaline kararverilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2009/19 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/19 esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, 2.7.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'neitiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlı tutulmuştur.
İtiraz konusu kurallar, 506 sayılı Yasa'nın 121. maddesininbirinci fıkrasındaki 'Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklarve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları ve bu Kanunun 80 inci maddesine göretakip ve tahsili gereken alacaklar dışında, haciz veya başkasına devir vetemlik edilemez.' hükmü ile 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesininbirinci fıkrasının ikinci tümcesindeki 'Gelir, aylık ve ödenekler; 88inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçlarıdışında haczedilemez.' kuralıdır.
Bakılmakta olan davaların konusu SSK yaşlılık aylığının haczindenkaynaklandığından, 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun121. maddesinin 24.6.2004 günlü, 5198 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilenbirinci fıkrasına ilişkin esas incelemenin, fıkrada yer alan ''aylıklar '' ve '' haciz ''sözcükleri ile 17.4.2008 günlü,5754 sayılı Kanun'un 56. maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Yasa'nın 93.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine ilişkin incelemenin de ''aylık '' sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında, cebri icra ve haciz işlemlerinin, yasadüzeni içinde tahsili suretiyle kamu düzeninin ve barışın sağlanmasına hizmetettiği, bu işlemleri sonuçsuz bırakacak şekilde gelir, aylık ve ödeneklere,çalışanların maaşlarından farklı olarak iki istisna dışında öngörülenhaczedilmezlik yasağına ilişkin düzenlemelerin, bu kapsamdaki kişiler lehineimtiyaz sağladığı, icra takiplerinde 'taraf sıfatı' adı altında aynı hukukidurumda bulunan alacaklılardan, nafaka alacaklısı ve Sosyal Güvenlik Kurumulehine ayrıcalık tanıdığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasa'nın2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesi uyarınca itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 13.ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarınıgüvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil birdenge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarakçalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerinisağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gerekenönlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlülerkarşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen 'yasa önündeeşitlik ilkesi' hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarakyasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik,herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın 13. maddesinde, 'Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz' denilmiştir.
Anayasa'nın 35. maddesinde herkesin, mülkiyet ve miras haklarınasahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı hükme bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren birhaktır. Bu bağlamda alacak hakkı da mülkiyet hakkı kapsamındadır.
Yaşlılık aylığı, belirli bir süre çalıştıktan sonra çalışamamanınve kazançtan yoksun kalmanın karşılığı olup, amacı da yaşlılık dönemindeçalışamama dolayısıyla gelirden yoksun kalmaya yönelik tehlikenin ortadankaldırılmasını sağlamaktır. Böylece kişilere, yaşlılık nedeniyle çalışamazduruma geldiklerinde yaşamlarını sürdürebilecekleri bir geliri sağlamagüvencesi verilmektedir.
Sosyal güvenlik her şeyden önce, herhangi bir nedenle kısmen ya datamamen çalışamayanlara ve bu nedenle gelir kaybına uğrayarak muhtaç durumadüşenlere, insan onuruna yaraşır asgarî bir hayat sürmeleri için gerekligelirin sağlanmasını öngörür. Sosyal güvenlik, ekonomik yönden güçsüzleri,insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları koruyup kollar.
Sosyal güvenlik kurumlarında iştirakçi olan kişiler, aktif çalışmayaşamları boyunca miktarı ve süresi yasa tarafından belli edilmiş primleriödemekte ve belli yaşa geldikten sonra da emekli statüsüne geçerek bu statününsağladığı, başta yaşlılık aylığı olmak üzere çeşitli sosyal haklardanyararlanmaktadırlar. Primli rejime dayalı sosyal güvenlik sisteminin esası da,önceden alınan payın (primin) yeniden dağıtımına dayanmaktadır.
İtiraz konusu kurallarla öngörülen haciz yasağı Anayasa'nın 2., 5.ve 60. maddelerinin Devlete verdiği pozitif yükümlülüğün bir gereğidir. Öteyandan 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinin birinci fıkrasının soncümlesindeki 'Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık veödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmamasıhalinde, icra müdürü tarafından reddedilir.' kuralı gereğince,borçlunun muvafakatinin bulunması halinde yaşlılık aylığının haczi deolanaklıdır.
Kurallardaki haciz yasağı, borçlunun diğer gelir ve malvarlığındanalacağın tahsiline engel bir düzenleme içermediğinden, hakkın özüne dokunanölçüsüz bir müdahaleden de söz edilemez.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 13. ve 35.maddelerine aykırı değildir.
Sosyal güvenlik kurumunun işlevini yerine getirebilmesi kurumunyeterli derecede gelir kaynağına sahip olmasına bağlıdır. Türk sosyal sigortahukuku yapılacak yardımları tam karşılamasa bile primli sosyal sigortasistemine dayanmaktadır. Kurumun başlıca gelir kaynağı sosyal güvenlik primleridir.İşveren veya sigortalı gerekli primleri yasal süresi içinde ödemekleyükümlüdürler. Bu bağlamda primlerin ödenmesine ilişkin 506 sayılı Yasa'nın 80.ve 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddelerinin amacı da primlerin zamanında vedüzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir. Primlerin tahsilininsağlanabilmesinin de Anayasa'nın 5. ve 60. maddelerindeki sosyal güvenlik hakkıile doğrudan bağlantılı olduğu açıktır.
Nafaka alacakları ise aile bireylerinden birinin yoksulluğu ya daçocukların eğitim ve geçimi için mahkeme kararıyla hükmedilen alacaklardır.Anayasa'nın 41. maddesi gereğince Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikleananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Prim ve nafaka alacaklarının bu özellikleri, itiraz konusukurallardaki haciz yasağında ayrık tutulmalarını gerektirmiştir.
Diğer taraftan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 83. maddesigereğince çalışanların maaşlarının 1/4'ü üzerine haciz mümkün iken yaşlılıkaylıkları üzerine haciz yasağının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüşise de çalışanlar ile yaşlılık aylığı alanların statüleri aynı olmadığındanaralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kurallar, Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Nuri NECİPOĞLU ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
VII - SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca,2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıpçalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'ninçalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, FettahOTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esassayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun121. maddesinin;
a- 24.6.2004 günlü, 5198 sayılı Kanun'un 17. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrasına ilişkin esas incelemenin, fıkrada yer alan ''aylıklar '' ve '' haciz '' sözcükleri ile sınırlı olarak yapılmasına,OYBİRLİĞİYLE,
b- 5198 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilen birincifıkrasında yer alan '' aylıklar '' ve '' haciz '' sözcüklerinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, FulyaKANTARCIOĞLU, Nuri NECİPOĞLU ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
3- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin;
a- 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesine ilişkin esas incelemenin,cümlede yer alan '' aylık '' sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına,OYBİRLİĞİYLE,
b- 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesiyle değiştirilen birincifıkrasının ikinci cümlesinde yer alan '' aylık '' sözcüğünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU,Nuri NECİPOĞLU ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
6.1.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞIOY YAZISI
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 121. maddesinin ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesininbirinci fıkralarında yer alan iptal istemine konu kurallar, borçlu olansigortalının aldığı emekli/yaşlılık aylığı üzerine haciz konulmasına engeldir.Buna göre, borçlunun haczi kabil başka malı yoksa, alacaklının alacağını tahsiletmesi olanaksız hale gelmektedir.
Anayasanın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laikve sosyal bir hukuk devletidir. Yalnızca hukuk devletinin değil, 'kanundevleti'nin bile temel görevleri arasında kişiler arasında adaleti sağlayarakkamu düzenini korumak, toplumsal barışı temin etmek gelir. İlkel devlettengünümüze kadar devletin değişmeyen görevleri arasında yer alan, hak sahibininhakkını kamu gücü kullanarak korumak, kuşkusuz hukuk devletinin de asgarigörevlerinden olup, 'sosyal devlet' olmanın gerekleri, bu temel görevi ortadankaldıramaz.
Anayasanın 35. maddesinde mülkiyet hakkı düzenlenmiştir. Mülkiyethakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Alacak hakkının damülkiyet hakkı kapsamında olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Alacak hakkınınkullanılamaz hale gelmesine yol açan bir yasa kuralı ancak açık, tanımlanabilirbir kamu yararının varlığı halinde, ölçülü ve demokratik toplum gereklerineaykırı olmayacak şekilde sınırlanabilir.
İptal isteminin reddine ilişkin gerekçede, yaşlılık aylığının,kişinin insan onuruna uygun asgari yaşam düzeyini sürdürebilmesi için gerekliolduğu düşüncesine dayanılmış, ancak bunun istisnası olabileceği ve nafakaborcunun ödenmesi için yaşlılık aylığının kısmen haczedilebilmesinin Anayasayaaykırı olmayacağı belirtilmiştir. Bu gerekçe dahi, alacaklının ve borçlununmenfaatleri arasında sosyal hukuk devleti gereklerine göre bir denge kurulmasıihtiyacına işaret etmektedir. Halbuki iptal istemine konu kural, belki desigortalı olmayan, hiçbir geliri de bulunmayan alacaklının alacağını tahsiledememesi halinde nasıl bir zarurete duçar olacağını da sorgulama gereğiduymaksızın, borçlu lehine mutlak bir koruma sağlamaktadır. Alacaklı her zamanzengin ve güçlü olmayabileceği gibi, borçlu, üzerine kayıtlı ve haczi kabilhiçbir malı olmayan ancak gerçekte çok iyi koşullarda yaşayan bir kişi deolabilir. Bu nedenle, alacak hakkına getirilen bu sınırlamada, sosyal devletgereklerinden kaynaklandığı söylenebilecek, açık bir kamu yararı mevcutdeğildir. 'Alacaklının alacağını borçlunun diğer gelirleri veya malvarlığındanalabileceği' varsayımı ise hukuksallık ve nesnellikten uzaktır. Devletin'sosyal devlet' gereklerini, hukukunu korumakla mükellef olduğu diğer vatandaşlarınınsırtından gerçekleştirmesi, sonuçta o devletin hem 'sosyal' hem de 'hukukdevleti' olmaktan çıkmasına yol açacaktır.
Kuralın mülkiyet hakkı kapsamındaki alacak hakkına ölçüsüz birmüdahale teşkil ettiği, bu nedenle Anayasanın 2. ve 35. maddelerine aykırıolduğu düşüncesiyle karara katılmıyorum.
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYGEREKÇESİ
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 121. maddesinin 24.6.2004günlü 5198 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasında, 'Bukanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafakaborçları ve bu Kanun'un 80 inci maddesine göre takip ve tahsili gerekenalacaklar dışında, haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.'; 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin ilkfıkrasının ikinci tümcesinde de 'Gelir, aylık ve ödenekler, 88 inci maddeyegöre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışındahaczedilemez' denilmiş, 506 ve 5510 sayılı Yasaların itiraz konusu kurallarıylagöndermede bulunulan 80 ve 88. maddelerde ise, primlerin ödenmesidüzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre, Kurum'dan
sağlanan aylıklara, nafaka ve sosyal sigorta prim alacakları dışında hacizkonulamayacaktır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 121. maddesi 1.10.2008gününde
yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın 106. maddesinin 1 numaralı bendi ileyürürlükten kaldırılmış ise de İcra Tetkik Mercii'nde bakılmakta olan davada,davacının maaşı üzerindeki haczin dayanağı, 1.10.2008 gününden önce ve sonrakidöneme ilişkin olmak üzere her iki Yasa'nın belirtilen kuralları olduğundan,haciz yasağı bakımından aralarında fark bulunmayan bu kuralların birlikteincelenmesi gerekmiştir.
İtiraz konusu kurallarla sigortalıların aylıklarından başkahaczedilebilecek
gelir ve mallarının bulunmaması durumunda, bu kişilerden alacaklı olanlarınhaklarına kavuşmaları olanaksız hale getirilmiştir.
Mülkiyet hakkını düzenleyen Anayasa'nın 35. maddesiningerekçesinde de belirtildiği gibi mülkiyet hakkı için öngörülen anayasalgüvence, yalnız menkul ve
taşınmaz malları değil, para ile değerlendirilebilen hakları ve mal varlığınıda kapsamaktadır. Bu nedenle kişilerin alacak haklarının da 35. maddeningüvencesi
altında olduğunda duraksamaya yer yoktur. Maddenin ikinci fıkrasında bu hakkınancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceği vurgulanmış ise debir hak ve özgürlüğün tümüyle kullanılamaz hale getirilmesinin, sınırlamayıaşan onu yok eden bir durum olduğu açıktır.
İtiraz konusu düzenlemeyle borçlu konumunda olan sigortalının,aylığından başka bir mali kaynağının bulunmaması durumunda alacaklının,kesinleşmiş yargı kararlarıyla hüküm altına alınan ve mülkiyet hakkı kapsamındabulunan alacak haklarına haciz yoluyla ulaşmasının tümüyle engellenmesi,Anayasa'nın 35. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Ayrıca, hak aramaözgürlüğünün varlığının kabulü için, yalnız hakkın aranmasının güvence altınaalınması yeterli olmayıp ona ulaşılmasının da sağlanması gerektiğinden, yargıkararıyla kesinleşen bir alacağın haciz yasağı nedeniyle tahsilinin engellenmesi,Anayasa'nın hak arama özgürlüğüne ilişkin 36. maddesine de aykırıdır.
Sigorta aylıklarına haciz yasağı getirilmesinin nedeni, kuşkusuzbelirli bir miktarı aşmadığı düşünülen bu aylıkları alanları, geçim sıkıntısıiçine düşürmemektir. Ancak, bu husus bir varsayım olup, sigortadan yeterlimiktarda aylık alanların da bulunduğu bir gerçektir. Hiçbir sosyal güvencesi vegeliri olmaması durumunda alacaklının, sigorta aylığı alan borçludan daha zordurumda kalabileceği de açıktır.
Bir borç, alacak ilişkisinde edimini yerine getirmeyen borçlunun,yükümlülüğünü yerine getiren alacaklıdan daha fazla hukuki koruma görmesi,insan haklarına dayanan adil ve hakkaniyete uygun bir düzen gerçekleştirmekleyükümlü olan hukuk devletinin gerekleriyle de bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu düzenlemelerin Anayasa'nın 2,35 ve 36. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunlukgörüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
MUHALEFET ŞERHİ
Anayasa Mahkemesi Hukuk Devletini; 'insan haklarına saygıgösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemihukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devletorganlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasaların bozamayacağıtemel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın olduğu bilincinde olan devlettir.' şeklindetanımlamaktadır. Öncelikle Anayasa'ya ve yukarıdaki tanıma göre devlet, herşeyden önce adaletli bir hukuk düzeni kurmakla yükümlüdür. Adaletli bir hukukdüzeni alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamakla mümkündür. Emekli borçlunun,maaşından başka haczi kabil malı bulunmadığı takdirde alacaklı alacağını nasılalacaktır' Alacaklının alacağını yasal ve meşru yoldan alamaması, yasaya aykırıyollara başvurulmasına, mafya vb. örgütlerin ortaya çıkmasına neden olmayacakmıdır' Ya da hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan alacaklıların haklarını kimnasıl savunacaktır' Bu sorular karşısında 'Sosyal Devlet' ilkesi gerekçesi ileemekli borçluları korumak mı' Yoksa 'Hukuk Devleti'nin gereklerinden olan heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurmak mı' Tercihi ile karşı karşıyakalındığında öncelikli tercih 'Adaletli Bir Hukuk Düzeni Kurmak' olmalı veemekli borçluların maaş haczini engelleyen kuralın iptaline karar verilmedir.
Öte yandan asgari ücretin üzerinde maaş alan çok sayıda emeklibulunduğu, İcra İflas Kanunu'nda borçlunun geçinebilmesi için maaşının ¾ ününhaczedilmesinin yasaklandığı, borçlunun maaşının ancak ¼ ünün haczedilebildiğihususları da göz önüne alındığında, Sosyal Devlet ilkesinden hareketle emekliborçluların maaşına haciz yasağının devam etmesini anlamlandırmak mümkünolamamaktadır.
Ayrıca, alacaklının alacağına kavuşmasının maaş haczi ileengellenmesi, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan 'Mülkiyet Hakkı'ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa'da mülkiyet hakkının ancakkamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği ifade olunmuştur. Mülkiyethaklarından olan alacağına kavuşma hakkına, emekli maaşı haczi engelikonulmasında herhangi bir kamu yararı bulunmamakta, aksine adaletli bir hukukdüzeni tesisine engel olması nedeniyle emekli maaşı haczi yasağı bizatihi kamuyararı ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
İptali istenen kural Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen 'HakArama Hürriyeti' yönünden değerlendirildiğinde de Anayasa'ya aykırılık teşkiletmektedir. Çünkü yasak, alacaklının hakkını aramasına ve hakkına kavuşmasınaengel olmaktadır
Açıklanan nedenlerle iptali talep olunan kural, Anayasa'nın 2.,35. ve 36. maddelerine aykırı olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Celal Mümtaz AKINCI