ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2009/24
Karar Sayısı : 2011/75
Karar Günü : 12.5.2011
Resmi Gazete: 23.7.2011 -28003
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet (CumhuriyetHalk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY ve KemalANADOL
(Esas Sayısı: 2009/24)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ula Asliye Hukuk Mahkemesi
(Esas Sayısı: 2010/112)
DAVA ve İTİRAZIN KONUSU: 15.1.2009 günlü, 5831sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 5. maddesiyle 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'naeklenen ek madde 10'un,
2- 8. maddesiyle 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen ek madde 4'ün birinci fıkrasının,
3- 8. maddesiyle 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen ek madde 4'ün dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin,
4- 8. maddesiyle 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen ek madde 4'ün beşinci fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 10., 11., 44., 153., 169. ve 170. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun iptaliistenilen ek 10. maddesi şöyledir:
'Ek Madde 10- Bu Kanunun; 20/6/1973 tarihli ve 1744sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanunve 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin birincifıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler,çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yoluile iktisap edilemez.'
2- 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun dava ve itirazkonusu fıkra, cümle ve ibareleri de içeren ek 4. maddesi şöyledir:
'Ek Madde 4- 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı,5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendinegöre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışınaçıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindekimuhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından nezamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmeksuretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğerilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tesciledilir.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastrosayılmaz.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adınaorman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; ormankadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğüncegörevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisininiştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalarsırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak,pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastroekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrolmühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve buzabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır.Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göreyapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmişsayılır.
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesitescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapuve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmaksuretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Buişlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fennihatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir.
Bu madde kapsamındaki kadastro, ifraz ve tescil işlemleri, 3194sayılı İmar Kanunu ile 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olmaksızın yapılır.
Kadastro çalışmalarına başlanılmadan önce, Hazine adına ormansınırları dışına çıkarılan yerlerin içerisinde özel kanunlarına göredeğerlendirilmesi gereken alanlar bulunup bulunmadığı kadastro müdürlüğünceilgili kurum ve kuruluşlarına yazı ile sorulur. İlgili idarelerce 15 güniçerisinde kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Bu süre içinde cevap verilmediğitakdirde, söz konusu alanların bulunmadığı yönünde cevap verilmiş sayılır. Bubilgilere veya ilgili idarelerce zeminde gösterilen sınırlara göre bu yerleriçindeki bu alanların sınırları ölçülerek krokisinde gösterilir ve beyanlarhanesinde belirtilir.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde ve başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10., 11.,44., 153., 169. ve 170. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, E.2009/24sayılı dosya 7.5.2009 gününde, E.2010/112 sayılı dosya 6.1.2011 gününde yapılanilk inceleme toplantılarında başvurularda eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, E.2009/24 sayılı dosyada yürürlüğü durdurma istemininbu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, E.2010/112sayılı dosyada sınırlama sorununun esas inceleme aşamasında ele alınmasınaoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARI
E.2010/112 sayılı itiraz başvurusunun, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle 2009/24 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasınınkapatılmasına, esas incelemenin 2009/24 esas sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, 6.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkinraporlar, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesine göre,Anayasa Mahkemesine yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
İtiraz yoluna başvuran Ula Asliye Hukuk Mahkemesi, 5831 sayılıKanun'la 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen ek 4. maddenin birincifıkrasının tümünün iptalini istemiştir.
3402 sayılı Kanun'un ek 4. maddesinin birinci fıkrasında 6831sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastrokomisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kullanımkadastrosunun nasıl yapılacağı düzenlenmektedir. Buna göre, bu yerler fiilikullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veyakimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığıkadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, Kanunun 11.maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın önceliklekadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilecektir. Mahkemenin bakmaktaolduğu dava, tescile ve beyanlar hanesinde fiili kullanıcının gösterilmesineilişkindir. Bu nedenle, ek 4. maddenin birinci fıkrasına ilişkin esasincelemenin, '' fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsaüzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimlertarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesindegösterilmek suretiyle'' bölümü ile sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiylekarar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- 5831 sayılı Kanun'la, 6831 sayılı Orman Kanunu'na Eklenen Ek10. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen hüküm ile getirilen ormansınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisapedilememesine ilişkin kuralın yalnızca çıkarma işleminin kesinleştiği tarihtensonrası için geçerli olduğu, çıkarma işleminin henüz kesinleşmediği yerlerinkazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilebilmesine olanak sağlandığıbelirtilerek kuralın Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kural ile 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarıncaorman alanı dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluylaiktisabının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinegöre bir yerin orman alanı dışına çıkarılabilmesi için, bu yerin OrmanKanunu'nun 1. maddesine göre orman veya orman sayılan yerlerden olması ve31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarakkaybetmiş ve tarım, hayvancılık veya yerleşim alanı olarak kullanılmakta olmasıgerekmektedir. Bu alanlar orman dışına çıkarma işlemi yapılmadıkça her ne kadarfiilen orman özelliklerini kaybetmiş olsalar da, hukuken orman niteliğinikaybetmezler. Bu nitelikteki araziler dava konusu kanun değişikliği yapılmadanönce ancak orman dışına çıkarma işlemi kesinleştikten sonra hukuken ormanvasfını kaybederek Hazinenin özel malı hâlini almakta ve kazandırıcı zamanaşımından yararlanarak zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün hale gelmekteydi.Dava konusu kural bu şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabıyasaklamıştır.
Anayasa'nın 169. maddesi ormanların korunması ve geliştirilmesiiçin alınması gereken önlemleri ve ormanların hukuki rejimini düzenlemekte,170. maddesi ise orman köylülerinin korunmasına ilişkin hükümler içermektedir.
Orman alanı dışına çıkarma işlemi kesinleşmeden önce bu alanlarhukuken orman vasfı taşıdığından Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan 'ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez' kuralı gereğince, davadilekçesinde ileri sürüldüğünün aksine, kazandırıcı zaman aşımı yoluyla iktisapedilmeleri mümkün değildir. Orman alanı dışına çıkarılan alanların kazandırıcızaman aşımı yoluyla iktisabını yasaklayan kural, Anayasa'nın ormanlarınkorunmasını düzenleyen 169. ve orman köylülerinin korunmasını öngören 170.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
2- 5831 sayılı Kanun'la, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na Eklenen Ek4. Maddenin Birinci Fıkrasında Yer Alan '' fiili kullanım durumları dikkatealınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veyakimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlarhanesinde gösterilmek suretiyle'' Bölümü ile DördüncüFıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde fiili kullanıcıların ve muhdesatın beyanlarhanesine kaydedilmesini öngören kural ile orman alanı dışına çıkarılanarazilerin kullanım kadastrosu sırasında ifraz ve tevhide izin veren dördüncüfıkranın birinci cümlesi ve maddenin diğer fıkralarındaki hükümlerin birliktedeğerlendirilmesinden, daha sonra çıkarılacak düzenlemelerle bu arazilerinsatılması için hazırlık yapıldığı ve bu alanların satışını sağlamak için saklıamaç güdüldüğünün anlaşıldığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 11., 153.,169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kurallar, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarıncaorman alanı dışına çıkarılan yerlerin kullanım kadastrosu yapılırken buarazilerin fiili kullanım durumları dikkate alınarak arazilerin kimlertarafından ve ne zamandan beri kullanıldığı ve varsa üzerindeki muhdesatınkimlere ait olduğunun kadastro tutanağının beyanlar hanesine kaydedilmesini veHazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, daha öncesi tesciledilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu veKadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyleifraz ve tevhit de yapılabileceğini hükme bağlamaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesiuyarınca yasama işlemlerinin amacının Anayasa'ya uygun olması gerektiğindekuşku yoktur. Anayasa'nın açık bir amaç belirlediği durumlarda yasama işlemininbu amaçla yapılması, Anayasa'da açık bir amacın belirlenmediği hallerde isekamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Ancak kamuyararının sübjektif niteliği dolayısıyla bir yasanın kamu yararı dışında başkabir amaç güttüğünün açıkça görüldüğü istisnai durumlar dışında AnayasaMahkemesinin kanunların amacının kamu yararına uygunluğunu denetleme yetkisiyoktur.
Dava dilekçesinde ileri sürülen Anayasa'ya aykırılığın ilerideçıkarılacak bir yasa ile gerçekleşeceği ve bu yasanın ileride çıkarılacak veAnayasa'ya aykırı olacak yasaya zemin hazırladığı, bu nedenle Anayasa'ya aykırıolduğu savları Anayasa yargısına konu edilemez.
4721 sayılı Medeni Kanun'un 1012. ve Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ilâ64. maddelerinde düzenlenen beyanlar, tescil ve şerhten farklı olarak herhangibir aynî hak doğurmayacağı gibi şahsî hakların kuvvetlendirilmesi işlevine desahip değildirler. Beyanların fonksiyonu, taşınmazla ilgili bazı fiili veyahukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktanibarettir. Beyanlar hanesine bir hususun kaydedilmesi ilgili kişiye herhangibir hak vermeyeceği gibi, o kişi bakımından bir hak da doğurmaz. Bu nedenle,orman dışına çıkarılan alanların kadastrosu sırasında buraları fiilenkullananların beyanlar hanesine kaydı bu kişiler açısından herhangi bir hakdoğurmayıp, ancak fiili durumun tespiti ve alenileştirilmesi anlamınagelecektir. Bu tespitin tek amacının bu arazilerin fiilen kullananlarasatılması olduğu söylenemez.
Devletin orman alanı dışına çıkarılan arazilerin fiili kullanımdurumlarını da dikkate alarak envanterini çıkarması bu alanlarla ilgiliyapılacak her türlü tasarruf açısından büyük önem taşımaktadır. İptaliistenilen kurala dayanılarak yapılacak tespitler bu arazilerin ormanköylülerine tahsisi, fiilen kullananlardan ecrimisil alınması, fiili durumunispatı gibi işlevler de görebilirler. Bu nedenle orman alanı dışına çıkarılanalanların kullanım kadastrosunun yapılması sırasında arazileri fiilenkullananlar ile varsa üzerindeki muhdesatın kadastronun beyanlar hanesinekaydedilmesinde Anayasa' ya aykırılık yoktur.
Diğer taraftan, kadastro sırasında ifraz ve tevhid, kadastroparsellerinin bölünmesi ve birleştirilmesi anlamına gelir. Orman kadastrosundaorman alanları parsellere ayrılmayıp, devlet ormanlarına ad verilmektedir.Orman kadastro haritaları ise, arazinin niteliğine göre, yeşil (ormanlar),kırmızı (orman dışına çıkarılan alanlar), sarı (orman olmayan alanlar) ve mavi(su yüzeyleri) olmak üzere dört renge boyanmaktadır. Orman dışına çıkarmaçalışması yapılan yerlere Romen rakamıyla parsel numaraları verilmektedir. 2/Bçalışması sırasında tespit edilen parseller arazinin fiili kullanım biçimiyleörtüşmeyebileceği gibi her hangi bir tahsis durumunda ekonomik kullanımaelverişli de olmayabilirler. Bu nedenle farklı parsellerin birleştirilmesine yada bir parselin birden fazla parçaya ayrılmasına ihtiyaç duyulabilir. Davakonusu kuralın bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
İfraz ve tevhid işlemlerinin Maliye Bakanlığının talebine tâbitutulmasının nedeni, orman dışına çıkarılan yerlerin Hazine adına tesciledilmesi ve Hazine arazileri üzerindeki tasarruf yetkisinin Maliye Bakanlığınaait olmasıdır.
Açıklanan nedenlerle kurallar 2., 169. ve 170. maddelerine aykırıdeğildir, iptal isteminin reddi gerekir.
Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa'nın 11. ve 153. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
3- Kadastro Kanunu'na Eklenen Ek 4. Maddenin Beşinci Fıkrasınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükümlerine göreorman alanı dışına çıkarılan yerlerin kadastro, ifraz ve tescil işlemlerininİmar Kanunu ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalara tabiolmaksızın yapılmasını öngören kuralın Anayasa'nın 44. maddesinde yer alantoprakların erozyona karşı korunması ve toprağın verimli kullanılmasıilkelerine ve Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, orman alanı dışına çıkarılan arazilerle ilgilikadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin, 3194 sayılı İmar Kanunu ile 5403 sayılıToprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalara tâbi olmaksızınyapılmasını öngörmektedir.
Anayasa'nın 44. maddesi 'Devlet, toprağın verimli olarakişletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek vetopraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye topraksağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarımbölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksızolan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimindüşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerininazalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışındabaşkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafındanişletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe gerialınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.' hükmünüiçermektedir.
Anayasa'nın bu hükmünü uygulamaya geçirmek amacıyla Toprak Korumave Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmıştır. Toprakların verimli kullanılması vetarım topraklarının erozyona karşı korunması milli ekonomi açısından önemtaşıdığı gibi, bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıyla da yakındanilgilidir. 5403 sayılı Kanun'da toprakların korunması ve ekonomik olarakişletilebilmesini sağlamak üzere bazı ilkeler öngörülmüştür. Aynı şekildeşehirleşmenin planlı bir şekilde yapılabilmesi için İmar Kanunu çıkarılmıştır.İmar Kanunu'nda sağlıklı ve çağdaş şehirlerin ortaya çıkarılabilmesi için ifrazve tevhitlere ilişkin bazı kısıtlamalar öngörülmüştür.
Orman alanı dışına çıkarılan arazilerin Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanunu ile İmar Kanunu'nda yer alan kısıtlamalara tâbi olmaksızınkadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin yapılmasına olanak tanıyan dava konusukural, bu arazilerin sözü edilen kanunlarda yer alan ve Anayasa'nın amir hükmügereği olan korumaların dışında tutulması sonucunu doğurmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 44. maddesine aykırıdır,iptali gerekir.
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kural iptal edildiğinden Anayasa'nın 2. maddesi yönünden ayrıcaincelenmesine gerek görülmemiştir.
VI-YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
15.1.2009 günlü, 5831 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:
A- 8. maddesiyle, 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen Ek 4. maddenin beşinci fıkrası, 12.5.2011 günlü, E. 2009/24,K. 2011/75 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu fıkranın, uygulanmasındandoğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesive iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete'deyayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,
B- 1- 5. maddesiyle, 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı OrmanKanunu'na eklenen Ek 10. maddeye,
2- 8. maddesiyle, 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4. maddenin;
a- Birinci fıkrasının '' fiili kullanım durumları dikkate alınmakve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimlertarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlarhanesinde gösterilmek suretiyle, '' bölümüne,
b- Dördüncü fıkrasının birinci cümlesine,
yönelik iptal istemleri, 12.5.2011 günlü, E. 2009/24, K. 2011/75sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, cümle ve bölüme ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
12.5.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VII- SONUÇ
15.1.2009 günlü, 5831 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:
A- 8. maddesiyle, 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen Ek 4. maddenin birinci fıkrasının '' fiili kullanım durumlarıdikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu vekim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağınınbeyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, '' bölümü dışında kalan bölümünün,itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanmaolanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 1- 5. maddesiyle, 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı OrmanKanunu'na eklenen Ek 10. maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 8. maddesiyle, 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'na eklenen Ek 4. maddenin;
a- Birinci fıkrasının '' fiili kullanım durumları dikkate alınmakve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimlertarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlarhanesinde gösterilmek suretiyle, '' bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Ahmet AKYALÇIN ile Mehmet ERTEN'in karşoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b- Dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Ahmet AKYALÇIN ile Mehmet ERTEN'inkarşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- Beşinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI ile Erdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
12.5.2011 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
3402 sayılı 'Kadastro Kanunu'nun Ek madde 4'ün iptali istenilenbirinci fıkrasında, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.6.1973 günlü 1744 sayılıyasa ile değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 gün ve 2896 sayılı, 5.6.1986 gün ve3302 sayılı kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastrokomisyonları'nca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiilikullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veyakimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığıkadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle aynı yasanınkadastro sonuçlarının ilânına ilişkin düzenleme getiren 11. maddesindebelirtilen askı ilânı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosuyapılarak hazine adına tescil edileceği; Dördüncü fıkrasında, hazine adınaorman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, daha öncesi tescil edildiğinebakılmaksızın Maliye Bakanlığı'nın talebi üzerine, Tapu ve Kadastro GenelMüdürlüğü'nce fiil kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/ veyatevhit'in de yapılabileceği, bu işlemler sırasında, orman ve kadastroharitalarında tespit edilen fenni hataların üçüncü fıkrada belirtilen usul veesaslara göre düzeltileceği; Beşinci fıkrasında ise madde kapsamındakikadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin 3194 sayılı imar kanunu ile 3.7.2005 günve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalara tabiolmaksızın yapılacağı belirtilmiştir.
Bu düzenlemeye göre, orman kanunu'nun 2/B hükümlerine göre Ormandışına çıkarılan yerlerin kadastrosunun öncelikle yapılarak Hazine adınatescilinin sağlanacağı, kadastro sırasında arazilerin fiili kullanımdurumlarının belirlenmesi amacıyla kimler tarafından ne kadar zamandan berikullanıldıklarının ve arazi üzerinde muhdesatın bulunup bulunmadığının beyanlarhanesinde gösterileceği, orman alanı dışına çıkarılan yerlerin hazine adınatescil edileceği ve hazine arazileri üzerindeki tasarruf yetkisinin MaliyeBakanlığı'na ait olduğu, kadastro, ifraz ve tescil işlerinin İmar Kanunu ileToprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanundaki kısıtlamalara tabi olmayacağıanlaşılmaktadır.
İfraz, sözlük anlamı ile, genel olarak 'bütünden parça ayırma,ayrılma, çıkma', hukukta ise 'arazinin bölünmesi parsellenmesi' anlamınagelmekte, hukuk düzeninde ifraz, taşınmaz sahibi veya sahiplerinin isteği ileveya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre tarafların muvafakatıolmadan imar planını yapan idare tarafından 'arsa ve arazi düzenlemesi'şeklinde yapılan ayırma; Tevhit ise imar hukukunda imar planlarınınuygulanmasında kullanılan yöntemlerden birisi olup imar mevzuatı yönündentevhit (birleştirme) birden fazla taşınmazın imar mevzuatı ve imar planınauygun olarak yapı yapmaya el verişli imar parselleri oluşturmak amacıylayapılan işlemlerdir
Anayasa'ya uygunluk denetiminin, iptali istenilen Ek madde 4'ünsınırlanan tümce ve diğer fıkraların birlikte gözetilerek yapılmasıgerekmektedir.
Ormanların, ekonomik ve ekolojik işlevleri nedeniyle stratejiköneme sahip doğal kaynaklardan olduğu, orman ürünlerinin pek çok sanayi kolununhammaddesini oluşturduğu dikkate alındığında ormanların yetiştirilmesi vekorunarak muhafaza edilmesinin kaçınılmaz olduğu kuşkusuzdur.
Nitekim ormanların korunmaları, geliştirilmeleri, orman örtüsününyok edilmesinin önlenmesi ile ilgili Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerindeayrıntılı olarak düzenlemeye yer verilmiştir.
Anayasa'nın 169. Maddesi'nin gerekçesinde de belirtildiği gibimaddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden birisi olanormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için Devlete gerekentedbirleri alıp kanun koymayı ve ormanların gözetimi görevinin Devlete aitolduğu; ikinci fıkrada Devlet ormanlarının yalnız Devletçe yönetilmesi veişletilmesinin yasa ile düzenleneceği, mülkiyeti ve yönetiminin özel kişileredevrolunamacağı belirtilmekte, maksatlı olarak yapılan orman tahripleri,ağaçlar ve ormanlara vaki tecavüzlerde ormanların zaman aşımı suretiyle mülkedinilemeyeceği, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı; üçüncüfıkrada da ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemeyeceği Anayasada temel düzenleme olarak yer almıştır.
Anayasadaki bu düzenleme ile ormanların korunması ve bütünlüğününbozulmaması amaçlanmış olup, ancak kamu yararının zorunlu kıldığı kimidurumlarda irtifak hakkı tesisine izin vermiştir.
Anayasa'nın 169. maddesi ile aralarında birbirini bütünleyici vetamamlayıcı nitelikte bir bağ olan Anayasa'nın 170. maddesinde de ormanlariçinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve ormanbütünlüğünün korunması bakımından ormanın gözetilmesi ve işletilmesindeDevletle bu halkın iş birliğini sağlayıcı tedbirlerin alınacağını, 31.12.1981tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmişyerlerin değerlendirilmesi, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasındayarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, ormaniçindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi içinDevlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek yasayla bu halkın yararlanmasınatahsis edileceği öngörülmüştür.
Anayasa, bu işlerin yapılmasını Devlet'e görev olarak yüklemiş,ekonomik sıkıntı çeken köyler halkına Devlet eliyle ihya edilmiş tarım veyerleşim alanları sağlamak istemiştir. Anayasa ile güdülen amaç, bilim ve fenbakımından artık orman olarak işletilmesinde yarar görülmeyen yerleri ormaniçinde ikamet eden halkın yararına tahsis etmek suretiyle değerlendirmektir. Şuhalde, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köylerihalkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi olanaklıdır.Böylece, orman köylüsünün ormanları tahribi önlenerek ulusal ekonomiye katkıdabulunması sağlanmak suretiyle üretici haline getirilip kalkınmasıamaçlanmıştır.
Anayasa'nın bu emredici kuralı nedeni ile yasa koyucunun, bualanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına satılmasını,devredilmesini veya bu amacı gerçekleştirmeye yönelik ön hazırlığı sağlayacakbir düzenleme yapması olanaklı değildir.
Hukukun ve Anayasa'nın üstünlüğünün yaşama geçirilmesi,Anayasa'nın 148. maddesinde öngörülen Anayasa Mahkemesi'nin denetimi ileolanaklıdır.
İptali istenilen kuralla, Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında,orman dışına çıkarılan yerleri kullanan kişilerin orman köylüsü olupolmadıkları gözetilmeksizin kadastro tutanağının beyanlar hanesindegösterilmesi ve orman rejimi dışına çıkartılan bu alanlarda, fiili kullanımdurumlarına göre ifraz ve/veya tevhit işlemlerinin yapılması imkânınıngetirilmesi, yasalardaki kısıtlamalara tabi olmayacağı öngörülerek hukuksal altyapıyı hazırlayıp 2/B kapsamındaki orman özelliğini yitirmiş alanların kamuyararı gözetilmeksizin fiili kullanıcılarına veya başkalarına ileride engelsizsatış ve devri imkânının sağlanmasının amaçlandığı açıktır. Bu amaca yönelikolarak düzenlenen iptali istenilen kuralın amaç ögesi bakımından Anayasa'yauyumlu olduğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle iptali istenilen Ek madde 4'ün sınırlanantümcesi ve dördüncü fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın 169., 170.maddelerine açıkça aykırı olduğundan iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunredde ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ahmet AKYALÇIN
KARŞIOY ve EK GEREKÇE
Dava dilekçesinde, 15.1.2009 günlü, 5831 sayılı Tapu Kanunu veBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile 21.6.1987günlü 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek Madde 4'ün;
Birinci fıkrasında yer alan 'fiili kullanım durumlarıdikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu vekim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağınınbeyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle' bölümünün,
Dördüncü fıkrasında yer alan 'Hazine adına ormansınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğunabakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro GenelMüdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veyatevhit de yapılabilir' şeklindeki birinci cümlesinin,
Beşinci fıkrasında yer alan 'Bu madde kapsamındakikadastro, ifraz ve tescil işlemleri, 3194 sayılı İmar Kanunu ile 3/7/2005tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalaratabi olmaksızın yapılır.' kuralının,
Anayasa'nın 2., 44., 169. ve 170. maddelerine aykırı olduklarıileri sürülmektedir.
Gerekçede, iptali istenen kuralları da içeren Ek 4. maddeninamacının Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükümleri uyarınca orman alanı dışınaçıkarılan yerlerin kadastro işlemlerinin yapılarak, hazine adına tescillerininsağlanması olduğu ifade edilmektedir.
Anayasa'nın 'Orman köylüsünün korunması' başlıklı 170. maddesinde,ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanlarınve orman bütünlüğünün korunması bakımından ormanın gözetilmesi veişletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerin, 31.12.1981tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmişyerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasındayarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; ormaniçindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi içinDevlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisedilmesinin kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasa, orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin Devlet eliyleihya edilerek, orman içi köyler halkına tarım ve yerleşim alanı olarakkullanmak üzere tahsis edilmesini sağlamak istemiş ve bunu da Devlete görevolarak vermiştir. Böylece, bilim ve fen bakımından orman olarak işletilmesindeyarar görülmeyen ve bu nedenle orman sınırları dışına çıkartılan yerler sadeceorman içi köyler halkına tahsis edilmek suretiyle değerlendirilmek ve hem deormanların tahrip edilmesi önlenmek istenmiştir.
Buna göre, orman sınırları dışına çıkartılan yerler orman içindekiköyler halkının yararlanmalarına tahsis edilebilecek, bu yerlerin mülkiyetisatış ya da başka yollarla devredilemeyecektir.
İptali istenen kurallarla getirilen ve bu yerlerin kullanımdurumuyla ilgili kadastro tutanağına yazılması istenen bir kısım bilgiler iledaha önce orman sınırları dışına çıkarılarak hazine adına tescil edilen yerlerde dâhil olmak üzere, fiili kullanım durumuna göre ifraz ve/veya tevhitimkânının getirilmesi ve kimi yasa hükümlerinin uygulanmak istenmemesineilişkin düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, amacın, Orman Kanunu'nun2-B maddesi hükümleri uyarınca orman alanı dışına çıkartılan yerlerin kadastroişlemlerinin yapılarak hazine adına tescillerini sağlamaktan ziyade, bualanları fiilen kullananlara 3194 ve 5403 sayılı Yasa'larınengelleyici hükümleri de uygulanmayarak süratle yapılacak ifraz ve/veya tevhitçerçevesinde ileriki tarihlerde kolayca satmak ve devretmek için hukuksal altyapının oluşturulmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusudüzenlemeler ile saptanmak istenen hususların hazine adına tescil işleminehiçbir katkı sağlamayacak olması, orman alanı dışına çıkartılan yerlerin satılmasınısağlamak için 2924 sayılı Kanun'un 11. maddesinde ve 4706 sayılı Kanun'un 3.maddesinde daha önce yapılan ve Anayasa Mahkemesi'nin 30.03.1993 tarih veE.1992/48, K.1993/14 sayılı 23.01.2002 tarih ve E.2001/382, K.2002/21 sayılıkararları ile Anayasa'nın 170. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kurallarile inceleme konusu olan ve iptali istenen kuralların benzer ifadelerkullanılarak yasalaştırılması amaçla ilgili saptamanın doğruluğunudesteklemektedir.
Anayasa Mahkemesi pek çok kararında, Orman Kanunu'nun 2/A ya da2/B hükümlerine göre orman alanı dışına çıkarılan yerlerin sadece ormanköylüsüne tahsis edilebileceği gerekçesiyle çeşitli yasa hükümlerini iptaletmiş, 23.01.2002 tarih E.2001/382, K.2002/21 sayılı kararında bu yerlerin ormanköylüsüne satılmasını dâhi Anayasa'nın 170. maddesine aykırı görerek kuralıniptaline karar vermiştir
Orman sınırları dışına çıkartılan yerlere ilişkin olarak yapılacakyasaların, Anayasa'nın 170. maddesinde öngörülen orman içindeki köyler halkınatahsis amacına uygun olması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Buna uygunolarak yasalaştırılmadığı açıkça anlaşılan iptal istemine konu edilen kurallarAnayasa'nın 170. maddesine aykırıdır.
Ek 4. maddenin beşinci fıkrasının iptal edilmesine ilişkinçoğunluk görüşüne ise açıkladığım ek gerekçe ile birlikte aynen katılmaktayım.
Bu nedenle Ek 4. maddenin birinci fıkrasında yer alan bölüm iledördüncü fıkrasının birinci cümlesinin de iptalleri gerektiğinden, bukuralların ret edilmelerine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞI OY GEREKÇESİ
15.01.2009 tarihli 5831 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile 21.06.1987 tarihli 3402sayılı Kadastro Kanun'una eklenen ek 4. maddenin beşinci fıkrası, 'Bu maddekapsamındaki kadastro, ifraz ve tescil işlemleri, 3194 sayılı İmar Kanunu ile03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndakikısıtlamalara tabi olmaksızın yapılır.' şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusu 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesinin genel olarak amacı,yıllardır tescil edilmemiş orman kadastrosunun ve bunun bir parçası olan 2/Bsahalarının kadastrosunun yapılarak tescillerinin sağlanması, kimler tarafındanhangi vasıfla kullanıldığının tesbit edilmesi ve geometrik durumlarının paftayaaktarılmasıdır. Orman dışına çıkarılmış olan alanların kadastrosunun bu hükümdegösterilen kısıtlamalara tabi olması halinde beklenilen amaca ulaşılması mümkündeğildir.
Dava konusu kuralda sözü edilen kanunlardaki kısıtlamaların,kadastro, ifraz ve tescil işlemlerinde uygulanmaması demek, adı geçenkanunların bir daha bu tür yerlerde hiç uygulanmayacağı anlamına gelmez.
Kadastro işlemleri, taşınmazlar üzerindeki fiili ve hukuki durumuntesbitinden ibarettir. Bu tesbit yapıldıktan sonra taşınmazlarda yeni hukukiuygulamalar yapılması da mümkündür. Kadastro işlemleri tamamlandıktan sonratoprağın verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla Toprak Koruma Kanunuhükümlerine uygun düzenlemelerin yapılmasına herhangi bir engel olmadığı gibi,bu yerlerde imar çalışmaları başladığında hiçbir kısıtlama olmadan İmarKanununun bütün hükümlerinin eksiksiz uygulanması gerekecektir. Böylece hemdava konusu kuralla ulaşılmak istenen amaç gerçekleşecek, hem de kuralda sözüedilen kanunlar kısıtlama olmadan uygulama alanı bulacaktır.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, 15.01.2009 tarihli 5831 sayılıTapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesiile 21.06.1987 tarihli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen ek 4. maddesininbeşinci fıkrası ile yapılan düzenlemenin, Anayasa'nın 2. ve 44. maddesineaykırı olmadığından dava konusu kuralın iptali yönündeki çoğunluk görüşünekatılmıyoruz.
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
MUHALEFET ŞERHİ
Anamuhalefet Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) tarafından15.01.2009 tarihli ve 5831 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un, 8. maddesiyle 21.06.1987 tarih ve 3402 sayılıKadastro Kanunu'na eklenen ek madde 4'ün, birinci ve dördüncü fıkralarındakibazı bölümlerle birlikte, beşinci fıkrasının da Anayasanın 44. ve 2. maddesineaykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir.
İptali talep edilen hüküm şu şekildedir: ' ' Bu maddekapsamındaki kadastro, ifraz ve
tescil işlemleri, 3194 sayılı imar Kanunu ile 3/7/2005 tarihli ve5403 sayılı Toprak Koruma
ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olmaksızınyapılır.'
Davacı tarafından, Orman Kanunu m. 2/B gereğince orman alanıdışına çıkarılan yerlerin kadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin İmar Kanunuile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalara tabi olmaksızınyapılması durumu, Anayasanın 44. maddesine aykırı görülmüş, Anayasanın 2.maddesine aykırılık ise, kuralın kamu yararına aykırı olduğu gerekçesinedayandırılmıştır. Anayasanın, konuya ilişkin 44. maddesinin birinci fıkrası şuşekildedir: 'Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak vegeliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yetertoprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gereklitedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göretoprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağıbulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanlarınküçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunudoğuramaz.'
İptali istenen kural, sayın çoğunluk tarafından Anayasa'nın 44.maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bunun gerekçesi olarak da,sözkonusu İmar Kanunu ile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndakikısıtlamalara tabi olunmamasını, bu kanunlardaki düzenlemelere, daha sonra dauyulmayacağı, o nedenle, söz konusu kanunlarda getirilen sınırlamalara tabiolmaksızın işlem yapılması durumu gösterilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, iptali istenen kural ile, OrmanKanunu m. 2/B hükmü çerçevesinde orman alanı dışına çıkarılan arazilerinkadastrosu, ifraz ve tescil işlemlerinin yapılması hedeflenmektedir; buyapılırken de, arazinin fiili durumunun dikkate alınması, İmar Kanunu yahutToprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalarla çakışan bir durumolursa buna rağmen, kadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin yapılmasıamaçlanmaktadır. Bu şekilde, orman alanı dışına çıkarılan arazilerin kadastrosuyapıldıktan sonra, İmar Kanunu yahut Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanunu'ndaki hükümlerin uygulanmasına ve orada belirtilen kısıtlamalara tabiolarak yeni işlemler yapılmasına engel bulunmamaktadır. Burada amaç, İmarKanunu'ndaki yahut Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki kısıtlamalarıdikkate almaksızın imar planı yapmak yahut toprağın kullanılmasına imkanvermek, erozyonla mücadele edilmesini engellemek vb. olmayıp, öncelikle oarazinin kadastrosunu, ifraz ve tescilini sağlamaktır. Kadastro, ifraz vetescil işlemlerinin arkasından, orman alanı dışına çıkarılan yere, İmar Kanunuile Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki hükümlerin uygulanmasımümkündür. Bunda da kamu yararının olduğu kuşkusuzdur. O nedenle getirilenhüküm, Anayasa'nın 44. ve 2. maddelerine aykırı olmayıp, iptal talebinin reddigerekir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 15.01.2009 tarihli ve 5831 sayılıTapu Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, 8.maddesiyle 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen ekmadde 4'ün beşinci fıkrasının Anayasanın 44. maddesine aykırı olduğu ve iptaligerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Erdal TERCAN