ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2009/51
Karar Sayısı : 2010/73
Karar Günü : 20.5.2010
R.G. Tarih-Sayı :02.12.2010-27773
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zonguldak VergiMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4.1.1961 günlü, 213sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 22.7.1998 günlü, 4369 sayılı Yasa'nın 9.maddesiyle değiştirilen 339. maddesinin, Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerineaykırı olduğu savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Vergi ziyaına sebebiyet verdiği ve hakkında daha önce dekesinleşen bir vergi ziyaı cezası bulunduğu gerekçesiyle davacıya yüzde ellioranında artırılarak uygulanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisininterkini istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 22.7.1998 günlü,4369 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle değiştirilen 339. maddesi şöyledir:
'Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı cezakesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılınbaşından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrarceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezasıyüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılmalarıyla 23.7.2009 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Anayasa'da yer alan suç ve cezaların kanuniliğiilkesinin vergi cezaları yönünden de geçerli olduğu, yasa koyucunun suç vecezalar ile ağırlaştırıcı ve hafifletici sebeplerin belirlenmesi konusunda cezahukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla takdir yetkisine sahipolduğu, ceza hukukunda bir defa suç işlendikten ve bu suçtan dolayı verilenceza kesinleştikten sonra kanunla belirlenen süre zarfında suç işlenmesinintekerrür olarak kabul edildiği ve kişilerin aldıkları cezaya rağmen suçişlemeye devam etmeleri durumunda sonradan işlenen suçlara daha ağır cezalarverilerek cezanın caydırıcılığının sağlanmaya çalışıldığı, itiraz konusukuralda ise tekerrür nedeniyle artırılan cezanın sebebini oluşturan eylemintarihinin önem taşımadığı ve ilk cezaya konu eylemden daha önceki bir tarihtegerçekleşmiş olmasının dahi mümkün olduğu, bu düzenlemenin failin ıslaholmasını amaçlayan tekerrür müessesesi ile bağdaşmadığı gibi hukuki güvenlik vehukuki istikrar ilkelerini de zedelediği, itiraz konusu kuralın hukuk devletiilkesi ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin yer aldığı Anayasa'nın 2. ve38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 'Tekerrür' başlıklı 339.maddesinde, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı cezakesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılınbaşından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrarceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezasının yüzde elli, usulsüzlükcezasının yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı kuralıgetirilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi degereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey,yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahaleyetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği,normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, 'kimse, kanunun suçsaymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz' denilerek 'suçun yasallığı',üçüncü fıkrasında da 'ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancakkanunla konulur' kuralına yer verilerek 'cezanın yasallığı' ilkesibenimsenmiştir. Anılan maddede ayrıca, kimseye suçu işlediği zaman kanunda osuç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği kuralabağlanmıştır.
Anayasa hukukunun temel ilkelerinden olan suç ve cezada yasallık,ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Bu ilke, aynızamanda temel hak ve özgürlükleri en geniş biçimiyle gerçekleştirip güvencealtına almakla yükümlü hukuk devletinin de esas aldığı değerlerden olup,uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de özel bir yere ve önemesahip bulunmaktadır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar,ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları baştaolmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomikhayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına görebelirlenir. Yasa koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı,nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve cezasistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki,vergi suç ve cezaları bakımından da geçerlidir.
Ceza hukukunda 'tekerrür' müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesinolarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunukarşısındaki kişisel durumunu tanımlar.
Tekerrür müessesesinin vergi suç ve cezaları bakımındangözetilmesi ve vergi suçlarında tekerrür halinde vergi cezalarının özel olarakbelirlenmesi yasa koyucunun takdir yetkisi alanında bulunmaktadır.
Hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanınartırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suçişleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesindendoğmaktadır. Bununla birlikte, faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir cezaverilebilmesi, bir başka deyişle failin ıslah olmadığının ve suç işlemekonusundaki ısrarının ortaya konulabilmesi için, hukuka aykırı bir eylemifailin birden çok kere gerçekleştirmiş olması tek başına yeterli olmayıp,tekerrüre esas alınan eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasınarağmen bu tarihten sonra aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerekmektedir.
Belirli bir kesinlik içinde yasada hangi eyleme hangi hukuksalyaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerinsonuçlarının öngörülebilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğutarih itibariyle hakkında daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin dahasonraki bir tarihte almış olduğu bir cezanın esas alınarak ve tekerrürhükümleri uygulanarak cezasının artırılması hukuk devleti ilkesine uygunbulunmamaktadır. Suçu işlediği tarihte henüz mükerrir olarak kabulü mümkünolmayan kişiye tekerrür hükümlerinin uygulanması, suç ve cezaların yasallığıilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezası kesilen kişilere, bucezaların kesinleştiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde tekrar vergiziyaı cezası ya da tekrar usulsüzlük cezası kesilmesi durumunda cezalardaartırım uygulanacağını öngören itiraz konusu kuralda ise tekerrür hükmüne esasalınacak sonraki eylemin her halde ilk eylem için verilen cezanın kesinleşmetarihinden sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerektiği tabiidir. Bunedenle, kural belirsiz ve öngörülemez değildir ve kuralın suç ve cezalarınyasallığı ilkesine aykırı olduğundan da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, 22.7.1998 günlü,4369 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle değiştirilen 339. maddesinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 20.5.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU