ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2009/69
Karar Sayısı : 2010/79
Karar Günü : 3.6.2010
R.G. Tarih-Sayı :22.10.2010-27737
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kadirli 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 11.4.1928 günlü, 1219sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 75.maddesinin Anayasa'nın 36. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
İtiraz konusu kural gereğince alınması zorunlu olan Yüksek SağlıkŞurası raporunun geç gelmesi nedeniyle, sanık hakkında görülen davanın zamanaşımının dolması üzerine itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarınınTarzı İcrasına Dair Kanun'un 75. maddesi şöyledir:
'Tababet ve şuabatı sanatlarının icrasından mütevellit ceraimdemahkemelerin muvafık görecekleri muhtebirin rey ve mütalaasına müracaat hakkındakiserbestileri baki kalmak şartiyle meclisi alii sıhhinin mütalaası istifsaredilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasa'nın 36. maddesine dayanılmış, 138.maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve ZehraAyla PERKTAŞ'ın katılımıyla 1.10.2009 günüyapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, adil yargılanmahakkının davaların makul sürede bitirilmesini de kapsadığı, somut olayda itirazkonusu kural nedeniyle Yüksek Sağlık Şurası (YSŞ) görüşünün alınmasının zorunluolduğu, YSŞ görüşünün Mahkemece istenmesinden itibaren 3 yıl 7 ay 23 gün sonrageldiği, buna bağlı olarak davanın zaman aşımına uğradığı; bütün mahkemelerdengelen taleplerin belli zamanlarda toplanan bir kurul tarafındandeğerlendirilmesinin gecikmelere neden olduğu, oysa Ceza Muhakemesi Kanunu'nagöre Adli Tıp Kurumu ve doğrudan tayin edilen bilirkişilerden daha kısa sürederapor alınmasının mümkün olduğu; YSŞ görüşünün mahkemeleri bağlamadığı, bunedenle genelde Adli Tıp'tan da rapor temin edildiği ifade edilerek sanık vemüştekinin makul sürede yargılanma hakkını engelleyen itiraz konusu kuralınAnayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İlk olarak 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'yla kurulan YüksekSağlık Şurası, 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevlerine DairKanun Hükmünde Kararname'yle Bakanlığın sürekli kurulu olarak yenidenyapılandırılmıştır. Temelde Bakanlıkça verilen önemli sağlık konularıhakkında görüş bildirmekle görevli bulunan YSŞ, 1219 sayılı Tababet veŞuabatı San'atlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun'un itiraz konusu hükmüyletıpmesleklerinin uygulanmasından doğan cezaî konularda görüş vermekle de görevlive yetkili kılınmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oyve görüşünün alınmasına re'sen veya talep üzerine karar verilebileceği, ancakhâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülmesi olanaklıkonularda bilirkişi dinlenemeyeceği belirtilmiştir. Bununla birlikte Kanun,hangi hallerde bilirkişiye başvurulacağını bazen çok genel ifadelerlebelirtirken, sanığın şuurunun tetkiki, ölünün adli muayenesi, otopsi,zehirlenme gibi vakıalar bakımından açıkça öngörmüş; bazı özel kanunlarda dabilirkişiye başvurma mecburiyeti ile bilirkişinin kimliği veya hangi kurumolduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu tür durumlarda mahkemece ancak belirtilenresmi bilirkişilerin teknik yardımına başvurulabilir. İtiraz konusu kurallaŞura'ya verilen bu görev de resmî bilirkişilik görevidir. Ancak, hâkiminyasayla belirlenmiş bilirkişiye başvurma zorunluluğu onun deliller ve bilirkişiraporu üzerindeki takdir yetkisini ortadan kaldırmaz.
On bir üyesi Sağlık Bakanlığınca ülkede sağlık hizmetleri veyaeserleri ile tanınmış kişiler arasından seçilen Şuranın tabii üyeleri BakanlıkMüsteşarı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürüve I. Hukuk Müşaviridir. Seçilmiş üyelerin görev süresi bir yıldır.
Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; hiçbir mahkemenin, görev veyetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir.
Anayasanın ilgili görülen 138. maddesine göre Hâkimler,görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanîkanaatlerine göre hüküm verirler.
Bu konuları içeren AİHS'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında;'Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasaylakurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süreiçinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir''denilerek adil yargılanma hakkı tanımlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden olan bireylerintemel haklarının korunması, diğer unsurları yanında, adil yargılanma hakkınıntanınmasını da içermektedir. Mahkeme önünde adil yargılanma hakkının bireylercekullanılabilmesi her şeyden önce kişinin madde kapsamına giren medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili nizalar veya cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye müracaat hakkını; buhakkın kullanılmasından sonra da davasının makul sürede görülmesini istemehakkını içermektedir.
Ceza davasında amaç maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. İtirazkonusu kuralla, bu amaca hizmet edecek şekilde 1930'lu yıllarda YSŞ'na resmibilirkişilik görevi verilmiştir. Söz konusu kuralda, mahkemelerin görüşünüalabileceği üniversitelerin tıp fakülteleri, eğitim veren devlet hastaneleriveya Adli Tıp Kurumu gibi donanımlı tıbbi kurumlara başvuru olanağınınbulunmasına karşın, belirtilen yapısıyla faaliyet gösteren YSŞ'nın görüşünüalmaya mahkemelerin zorlanması ve söz konusu Kurul'un görüşünün alınması içinbelli bir süre de öngörülmemesi davaların gereksiz yere uzamasına nedenolabilecektir. Bu durumun Anayasadaki mahkemelerin bağımsızlığı ve adilyargılama ilkeleriyle bağdaşmadığı açıktır, kuralın iptali gerekir. AhmetAKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarınınTarzı İcrasına Dair Kanun'un 75. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 3.6.2010 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz istemine konu 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet veŞuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 75. maddesine göre, sağlıkmesleği mensuplarının tedavi görevlerini yerine getirirken, bu görevin yerinegetirilmesinden doğan suçlarının kovuşturulmasında Yüksek Sağlık Şûrası'ndangörüş alınması gerekli bulunmaktadır.
Yüksek Sağlık Şûrası'ndan zorunlu görüş alınmasının bir nevibilirkişilik olduğu, aynı konuda Adli Tıp Kurumu'nun da bilirkişilik göreviyaptığı, bunun da uygulamada bir ikiliğe ve davaların uzamasına yol açtığı,dolayısıyla anılan kuralın bu nedenle Anayasa'nın 2. ve 138. maddelerine aykırıdüştüğü öne sürülebilirse de, kanımızca aşağıdaki nedenlerle bu görüşekatılmaya imkân bulunmamaktadır:
1- Anılan kuralla yasakoyucu, tababet ve şuabatı sanatlarınınicrası dolayısıyla işlenen suçlarda, ülke çapında bir merkezi kurum (YüksekSağlık Şûrası) ihdas ederek, uygulamada belli tıbbi konularda yeknesaklığı veprensibe ilişkin hususlarda birliği sağlamayı amaçlamış; ancak bu Kurumun vereceğigörüşün hâkimi (mahkemeyi) bağlayıcı olduğu yolunda bir düzenlemegetirmemiştir. Nitekim uygulamada, Yüksek Sağlık Şûrası'nın yazılı görüşünerağmen, hâkim (mahkeme) bunu yeterli görmüyorsa adli tıbba ya da diğer tıbbibilirkişilere de başvurabilmekte ve olayın özüne ilişkin yeterli kanaate hangigörüş ya da rapor nedeniyle ulaşıyorsa, bunu esas alarak bir hüküm vermektedir.Dolayısıyla, itiraz konusu kuralın mahkemelerin bağımsızlığını zedeleyici biryönü bulunmamaktadır.
2- Bir ön bilirkişilik olarak nitelendirilebilecek olan YüksekSağlık Şûrası'nı düzenleyen dava konusu kural, mahiyeti itibariyle bir cezayargılaması kuralı olup; bu kuralla getirilen düzenlemenin de ceza muhakemesihukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmaküzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri göz önüne alınaraksaptanacak ceza yargılaması siyasetine göre belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre, yasakoyucununceza yargılaması kurallarını belirlemede bir takdir yetkisi olup; suç ve cezasiyasetinin de bir gereği olarak itiraz konusu kuralı getirmesinde hukukdevleti ilkesine de aykırı bir yön sözkonusu değildir.
3- Dava konusu kuralın, izah edilen mahiyeti itibariyle, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemeleri ve hâkimleri baskı altına alıcı, onları serbestvicdan ve kanaatlerini ortaya koymaktan alıkoyucu bir yönünün olmadığına daayrıca işaret etmek gerekir.
4- Kural, yine aynı nedenlerle adil yargılanma ilkesini de ihlâletmemekte; bilakis bu ilkenin gerçekleşmesine yapıcı bir katkıda bulunmaktadır.
Açıklanan gerekçelerle, kuralın Anayasa'nın 2., 36. ve 138.maddelerine aykırı bir yönünün olmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiğivicdani kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun iptale ilişkin kararınakatılmıyoruz.
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ