ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/115
Karar Sayısı : 2011/154
Karar Günü : 17.11.2011
R.G. Tarih-Sayı :17.03.2012-28236
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Burhaniye Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5), (6) ve (7) numaralıfıkralarının Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
İftira suçunu işlediği iddiası ile sanık hakkında açılan kamudavasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
5237 sayılı Kanun'un itiraz konusu fıkraları da içeren 267.maddesi şu şekildedir:
'(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya dabasın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma vekovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak içinbir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadarhapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftiradabulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararıveya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarakbu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiriuygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararıveya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiilnedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıcakişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı failolarak sorumlu tutulur.
(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapiscezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına;süreli hapiscezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisikadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise,beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlîveya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiiliişlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilenmahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur.İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca HaşimKILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabı DURSUN veCelal Mümtaz AKINCI'nın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında,öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davayabakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, ilgili kuralya da kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancakbu hükümler uyarınca, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren bakmakta olduğu bir davanınbulunması ve iptali istenen kuralın da bu davada uygulanacak olması gerekir.Uygulanacak kural ise, bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndeetki yapacak nitelikteki kanun veya kanun hükmünde kararnamelerdir.
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun267. maddesinin (5), (6) ve (7) numaralı fıkralarının iptalini istemiştir.
Mahkeme'de bakılmakta olan davada, sanığın müşteki adına sahteolarak düzenlenmiş ehliyeti ibraz etmesi sonucu müştekinin adli ve idari paracezaları ile cezalandırılmasına sebebiyet vererek iftira suçunu işlediği ilerisürülerek, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralıfıkrası uyarınca cezalandırılması istenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasındaiftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası uygulanması, (6) numaralıfıkrasında hükmolunan hapis cezasının infazına başlanılmış olması, (7) numaralıfıkrasında ise mağdur hakkında hapis cezası dışında adli veya idari yaptırımuygulanması hali düzenlenmiştir. Mahkeme'nin önündeki davada, müştekinin iftirasonucunda hapis cezasıyla cezalandırılması ya da hükmolunan hapis cezasınıninfazına başlanılması söz konusu olmadığından, (5) ve (6) numaralı fıkralarındavada uygulanması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 267. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkralarının, itirazbaşvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE, 6.1.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının BazıMaddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gereklidüzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin önmeselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (7) numaralı fıkrasının esasininincelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
6.1.2011 gününde karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) ve (7)numaralı fıkraları arasında yaptırım miktarları bakımından dengesizlikbulunduğu, bu dengesizliğin de hakkaniyete aykırı ceza uygulamalarına sebebiyetverdiği, anılan Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince mağduraiftirada bulunan ve mağdurun hapis cezasına mahkumiyetine sebebiyet verensanığın asgari 20 günden başlayacak hapis cezasına mahkumiyeti söz konusuolacakken, mağdura iftira atan ve mağdur hakkında hapis cezası dışında adli veyaidari bir yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren sanığın ise, Kanun'un 267.maddesinin (7) numaralı fıkrası gereğince asgari 3 yıl hapis cezası ilecezalandırılacağı, bu durumun da yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu,suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunamadığı, bu yönüyle adaletduygularını zedeleyen düzenlemenin, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5237 sayılı Kanun'da 'adliyeye karşı suçlar' başlığı altında 267.maddede düzenlenen iftira suçunun temel şeklinin yer aldığı maddenin (1)numaralı fıkrasında, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya dabasın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma vekovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak içinbir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişinin bir yıldan dört yılakadar hapis cezası ile cezalandırılacağı; suçun nitelikli hallerinden olanmağdurun iftira neticesinde hapis cezasıyla cezalandırılmasının düzenlendiğimaddenin (5) numaralı fıkrasında ise mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapisveya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadarhapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunancezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Maddeninitiraz konusu (7) numaralı fıkrasında ise mağdur hakkında hapis cezası dışındaadlî veya idarî bir yaptırım uygulanmış olması birlikte değerlendirilmiş veiftira eden kişinin, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağıbelirtilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetinegöre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisinikullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını ve öngörülencezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını dadikkate almak zorundadır. Bu nedenle suç ve ceza arasında adalete uygun biroranın bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infialve etki, kişiler üzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile onaverilen zararın azlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibifaktörlerin de dikkate alınması gerekir.
Yasakoyucu, iftira suçunun temel şekli ve nitelikli halleri ilefailin cezalandırılmasında esas alınan özellikleri düzenlerken iftira sonucundamağdurun uğradığı zararın ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırımmiktarını ve türünü de dikkate alması gerekir. İşlemediğini bildiği hâlde birsuç isnat ederek mağdurun mahkum olmasına neden olan sanıklar hakkında,mağdurun hapis cezasıyla cezalandırılması halinde, Kanun'un 267. maddesinin (5)numaralı fıkrası gereğince mahkum olunan hapis cezasının üçte ikisi kadar,mağdura uygulanan bu hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenekyaptırımlara çevrilmesi halinde ise Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralıfıkrası gereğince 3 ila 7 yıl arası hapis cezası öngörülmesi, sanıklaraçısından ceza adaletine uygun olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, iftiraneticesinde mağdurun işlemediği bir suçtan yargılanıp hapis cezasıylacezalandırılmasına neden olan kişi, Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralıfıkrası gereğince (mahkûm olunan cezanın üçte ikisi) asgari 20 gün hapis cezasıile cezalandırılacakken; mahkemece mağdur hakkında uygulanan hapis cezasınınadli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmiş olması halinde iseiftira eden kişinin Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı fıkrası gereğinceasgari 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması gerekecektir. İtiraz konusufıkra uyarınca, mağdur hakkında uygulanan hapis cezasının seçenek yaptırımlaraçevrilmesi veya seçimlik olarak hapis cezası ve adli para cezası öngörülensuçlar bakımından da adli para cezasının tercih edilmesi hapis cezasına mahkumedilmesine oranla daha ağır bir şekilde cezalandırılma sonucunu doğurmaktadır.
Öte yandan, hapis cezası dışındaki adli yaptırımlar ile idariyaptırımlar kişi üzerindeki etkileri bakımından değerlendirildiğinde, hapiscezası dışındaki adli yaptırımların idari yaptırımlara göre daha ağırsonuçlarının olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca ihlalin niteliği, uygulayan merci veuygulanan usul ile hukuki sonuçları itibariyle de idari yaptırımlar ile adli yaptırımlararasında kapsamlı farklılıklar bulunmaktadır. Oysa yasakoyucu, iftira sonucundamağdur hakkında konusu suç teşkil etmeyen ve genellikle kişiye görev veyükümlülüklerinin hatırlatılmasından ibaret olan idari yaptırımlarınuygulanması haliyle, hapis cezası dışındaki adli yaptırımların uygulanmasıhalini aynı ağırlıkta görerek, her iki durum için de aynı miktarda cezalaröngörmüştür. Bu açıdan itiraz konusu fıkrada suç ile ceza arasında bulunmasıgereken adil dengenin korunamadığı ve bu haliyle de adalet duygularınızedeleyen bir durum bulunduğu açıktır.
İtiraz konusu fıkranın, suçun niteliği, mağdurun uğradığı zararınağırlığı, mağdur hakkında uygulanan yaptırımın çeşidi ve suçla korunan hukukifayda bakımından değerlendirilmesi yapıldığında, iftira neticesinde mağdurhakkında hapis cezası uygulanması halinde öngörülen ceza ile mağdur hakkındahapis cezası dışında adli yaptırım veya idari yaptırım uygulanması halindeöngörülen cezalar arasında kabuledilebilir bir orantı bulunmadığıanlaşılmaktadır. Bu yönüyle de itiraz konusu fıkranın hukuk devletinde olmasıgereken adalet ilkesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.İptali gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kuralın,Anayasa'nın 10., 11. ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
İtiraz konusu kuralın iptal edilmesi nedeniyle doğan boşluk, kamudüzenini ihlal edici nitelikte görüldüğünden iptal hükmünün, Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267.maddesinin (7) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
2- 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı fıkrasınıniptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎGAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
17.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN