ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/40
Karar Sayısı : 2012/8
Karar Günü : 19.1.2012
R.G. Tarih-Sayı :06.03.2013-28579
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi(Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı SuhaOKAY, Kemal KILIÇDAROĞLU ve Kemal ANADOL
İPTAL DAVASININ KONUSU : 17.2.2010günlü, 5952 sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun'un;
1) 1. maddesinin, (1) numaralı fıkrasında yer alan ''terörlemücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgilikurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığınabağlı'' bölümünün,
2) 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d)bentlerinin,
3) 3. maddesinin,
4) 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının,
5) 5. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrasında yer alan ''Bakanın onayı ileözel ihtisas ve araştırma komisyonları''ibaresinin,
b- (3) numaralı fıkrasının,
6) 6. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasında yer alan 'Terörle'' sözcüğünün,
b- (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
c- (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan ''veyayaptırmak' ibaresinin,
d- (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan 'Güvenlikkuruluşlarına'' ve ''ilgili kurumlara''ibarelerinin,
e- (1) numaralı fıkrasının (f) bendinin,
7) 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''Bakana'' sözcüğünün,
8) 8. maddesinin,
9) 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan ''uygulanmasınayönelik eylem planları hazırlamak...'ibaresinin,
b- (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan 'Güvenlikkuruluşları'' ibaresinin,
c- (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan 'Valilikler'' sözcüğünün,
d- (a) bendinin (4) numaralı alt bendinin,
e- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan 'Veri,bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek,''ibaresinin,
f- (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan ''yaptırmak'' sözcüğünün,
g- (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde yer alan 'Terörle'' sözcüğünün,
10) 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinin,
b- (c) bendinin birinci cümlesinin ''Bakan onayı ile ençok on Müsteşarlık Müşaviri pozisyon unvanıyla sözleşmeli personelçalıştırılabilir'' bölümünün,
c- (c) bendinin ''Personelin sözleşme usul ve esaslarıMüsteşarlıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde belirlenentaban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakanonayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıkta sözleşmelipersonel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesindeikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşmebitiminde kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veyastatüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez.' şeklindekiikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin,
11) 13. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrasının,
b- (4) numaralı fıkrasının son cümlesinin,
12) 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
13) 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
14) 18. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
b- (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
c- (4) numaralı fıkrasının,
d- (5) numaralı fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 8., 11., 13., 20., 25., 95., 104.,113., 117., 123., 128., 138., 153., 159., 161. ve 162. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesiistemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
17.10.2010 günlü, 5952 sayılı Kanun'un iptali istenen sözcük,ibare, alt bent, bent, fıkra ve maddelerinin yer aldığı kurallar şöyledir:
'MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; terörle mücadeleye ilişkinpolitika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlararasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı KamuDüzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının kurulması ile teşkilat, görev, yetki vesorumluluklarına ilişkin esasları düzenlemektir.
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
a) Bakan: İçişleri Bakanını,
b) Bakanlık: İçişleri Bakanlığını,
c) Kurul: Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulunu,
ç) Müsteşar: Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarını,
d) Müsteşarlık: Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığını,
ifade eder.
MADDE 3- (1) Terörle mücadeleye ilişkin politika vestratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasındakoordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığı kurulmuştur.
MADDE 4- (1) Güvenlik kuruluşları ve ilgili kurumlar arasındaterörle mücadele alanında gerekli koordinasyonu sağlamak, bu alandaki politikave uygulamaları değerlendirmek amacıyla Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulukurulmuştur.
(2) Kurul, İçişleri Bakanının başkanlığında, Genelkurmay İkinciBaşkanı, Jandarma Genel Komutanı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı, AdaletBakanlığı Müsteşarı, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Dışişleri BakanlığıMüsteşarı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve SahilGüvenlik Komutanından oluşur. Gerektiğinde gündemle ilgili diğer kurum vekuruluş temsilcileri de toplantıya davet edilebilir. Kurul İçişleri Bakanınındaveti üzerine toplanır. Toplantı gündemi, Kurul üyelerinin görüşleri alınarakİçişleri Bakanı tarafından belirlenir. Kurulun sekreterya görevi Müsteşarlıktarafından yerine getirilir.
MADDE 5- (1) Müsteşarlık; Müsteşar, müsteşar yardımcıları ile anahizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluşur.
(2) Gerekli görüldüğünde görevleri ve hizmet süreleri belirtilmekkaydıyla Müsteşarın teklifi ve Bakanın onayı ile özel ihtisas vearaştırma komisyonları kurulabilir.'
(3) Müsteşarlık teşkilatı ekli (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir.
MADDE 6- (1) Terörle mücadele alanında;
a) Politika ve stratejiler belirlenmesine yönelik çalışmalaryürütmek ve bu politika ve stratejilerin uygulamasını izlemek,
b) Güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerinden gelenstratejik istihbaratı değerlendirmek ve ilgili birimlerle paylaşmak,
c) Gerekli araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmalarıyapmak veya yaptırmak,
ç) Güvenlik kuruluşlarına ve ilgilikurumlara stratejik bilgi desteği sağlamak ve bunlar arasındakoordinasyonu temin etmek,
d) Kamuoyunu bilgilendirmek ve halkla iletişimi sağlamak,
e) Uluslararası gelişmeleri Dışişleri Bakanlığı ve ilgilikurumlarla işbirliği içinde izlemek ve değerlendirmek,
f) İnceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak.
(2) Müsteşarlığın güvenlikle ilgili operasyonel bir göreviyoktur.'
MADDE 7- (1) Müsteşar, Müsteşarlığın en üst amiri olup,Müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin mevzuata uygun olarakyürütülmesinden Bakana karşı sorumludur.
(2) Bu Kanunla belirlenen görevlerin ifasında Müsteşara yardımcıolmak üzere iki müsteşar yardımcısı görevlendirilir.
MADDE 8- (1) Terörle mücadele alanında oluşturulacakpolitika ve stratejiler ile alınacak tedbirlere esas olmak üzere, ilgilibirimlerden stratejik istihbaratın alınması ve değerlendirilmesi amacıyladoğrudan Müsteşara bağlı İstihbarat Değerlendirme Merkezi oluşturulur. Buçerçevede güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimleri ile DışişleriBakanlığınca elde edilecek stratejik bilgi ve istihbarat bu merkezdedeğerlendirilir.
(2) Terörle mücadeleye yönelik strateji belirlemek amacıylaihtiyaç duyulan istihbari bilgiler; Genelkurmay Başkanlığı, DışişleriBakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı,Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından Müsteşarlığaverilir. Bu bilgiler doğrultusunda yapılacak analiz ve değerlendirmeler ilgilibirimlerle paylaşılır.
MADDE 9- (1) Müsteşarlığın ana hizmetbirimleri ve görevleri şunlardır:
a) Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı:Terörle mücadele politika ve stratejileri kapsamında;
1) Belirlenen politikaların uygulanmasına yönelik eylemplanları hazırlamak ve uygulamayı izlemek,
2) Güvenlik kuruluşları arasında bilgipaylaşımını ve koordinasyonu sağlamak,
3) Valilikler arasında koordinasyonu sağlamak,
4) Belirlenen politikalar ile sosyo-ekonomik politikaların uyumlubir şekilde yürütülmesi için ilgili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak,
5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
b) Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı: Terörle mücadelealanında;
1) Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analizve değerlendirmeler yapmak,
2) Araştırma yapmak, yaptırmak ve bu alandakibilimsel çalışmaları desteklemek,
3) Toplantı, sempozyum, seminer, eğitim ve benzeri etkinliklerdüzenlemek,
4) Terörle Mücadele Raporu hazırlamak,
5) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
c) İletişim Daire Başkanlığı: Terörle mücadele politikalarıkapsamında;
1) Kamuoyunu bilgilendirmek,
2) Toplum desteğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek,
3) İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplumkuruluşlarının işbirliğini sağlamak,
4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
ç) Dış İlişkiler Daire Başkanlığı: Terörle mücadeleye ilişkin;
1) Yabancı devletlerdeki faaliyet ve gelişmeleri DışişleriBakanlığı ve ilgili diğer kurumlarla işbirliği içinde izlemek ve tedbirlergeliştirmek,
2) Uluslararası gelişmeleri ve deneyimleri takip etmek veuygulamaya kazandırmak,
3) İlgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,
4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
MADDE 10- (1) Müsteşarlığın danışma birimleri ve görevlerişunlardır:
a) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı:
1) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık programçerçevesinde Müsteşarlığın orta ve uzun vadeli kurumsal strateji vepolitikalarını belirlemek üzere gerekli çalışmaları yapmak.
2) Müsteşarlığın görev alanına giren konularda performans vekalite ölçütleri geliştirmek, izlemek, değerlendirmek, sürekli gelişim içinönerilerde bulunmak.
3) Müsteşarlık bütçesini stratejik plana ve yıllık hedeflere görehazırlamak ve Müsteşarlık faaliyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek vedeğerlendirmek.
4) Müsteşarlığın iç denetime yönelik işlevinin etkinliğini veverimliliğini artırmak için gerekli hazırlıkları yapmak.
5) Müsteşarlığın yıllık idari faaliyet raporunu hazırlamak.
6) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
b) Hukuk Müşavirliği:
1) Terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek,günün şartlarına göre geliştirmek.
2) Güvenlik ve terörle mücadele ile ilgili kanun, tüzük veyönetmelik taslakları ile diğer hukuki konular hakkında görüş bildirmek.
3) Terörle mücadeleye ilişkin uluslararası mevzuatı takip etmek.
4) Müsteşarlıkça verilecek diğer görevleri yapmak.
c) Müsteşarlık Müşavirleri: Terörle mücadele alanında özel bilgive ihtisasından yararlanılmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu vediğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki usul ve esaslarabağlı olmaksızın, Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri pozisyonunvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul veesasları Müsteşarlıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetveldebelirlenen taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi veBakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıktasözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslarçerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma,sözleşme bitiminde kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadroveya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez.
MADDE 13- (1) Müsteşarlıkta; Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Hukuk Müşaviri, Uzman, Çözümleyici, Programcı,Mütercim, İstatistikçi, Mühendis, Sosyolog, Psikolog, Antropolog ve VeriHazırlama ve Kontrol İşletmeni kadroları karşılık gösterilmek suretiyle, 657sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir.
(2) Ayrıca özel uzmanlık isteyen konularda kadro karşılığıolmaksızın tam gün veya kısmi gün veya belli bir konu veya proje bazında, konuveya projenin süresi ile sınırlı olmak koşuluyla sözleşmeli personel ve yabancıuzman çalıştırılabilir. Bunlara ödenecek ücret Müsteşarın teklifi üzerine Bakanonayı ile belirlenir.
(3) Sözleşmeli olarak çalıştırılacak personel ve uzmanlara buKanuna ekli (2) sayılı cetvelde unvanlar itibarıyla yer alan taban ve tavanücretleri arasında aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Sözleşmeli personel veuzman çalıştırmaya ilişkin esaslar ve ödenecek ücret Müsteşarın teklifi üzerineBakan onayı ile tespit edilir. Sözleşmeler Müsteşar tarafından imzalanır.
(4) Başbakanlık merkez teşkilatında sözleşmeli olarak çalıştırılanemsali personelin yararlandığı ücret artışlarından Müsteşarlıkta çalışansözleşmeli personel de aynı usul ve esaslara göre aynen yararlandırılır. Sözkonusu personele, çalıştıkları günlerle orantılı olarak (hastalık ve yıllıkizinleri dahil) Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında birer aylık sözleşmeücreti tutarında ikramiye ödenir. Bunlardan üstün gayret ve çalışmalarısonucunda emsallerine göre başarılı çalışma yaptıkları tespit edilenlereMüsteşarın teklifi üzerine Bakan onayı ile Haziran ve Aralık aylarında bireraylık sözleşme ücreti tutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile söz konusu personeleyapılacak diğer ödemeler Müsteşarın teklifi üzerine Bakan onayı ile tespit edilir.
MADDE 15- (1) Müsteşarlık, bu Kanunla belirlenen görevlerinifasında bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar ile işbirliği içerisindeçalışır. Bu kapsamda Müsteşarlık tarafından istenen her türlü bilgi vebelge talebi; ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar tarafından gecikmeksizinyerine getirilir.
MADDE 16- (1) Müsteşarlık, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılıKamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi genel bütçeli bir idaredir. BuKanun kapsamında yürütülen ve gizlilik ihtiva eden işler için 5018 sayılı Kanunun24 üncü maddesi esaslarına göre Müsteşarlık bütçesine ödenek konulur.
MADDE 18- (1) 657 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelin 'VIII. Mülki İdare Amirliği HizmetleriSınıfı' bölümünün (a) bendine 'Müsteşar,' ibaresinden sonra gelmek üzere'Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı,',
b) (II) sayılı cetvelin '4. Başbakanlık ve Bakanlıklarda' bölümüne''Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü,' ibaresinden sonra gelmek üzere 'İl Sosyal Etütve Proje Müdürü,',
ibareleri eklenmiştir.
(2) 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık TeşkilatıHakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 12nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan 've terörle mücadele'ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve (b) bendinde yer alan ', dış güvenlik veterörle mücadeleyi' ibaresi 've dış güvenliği' şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilatve Görevleri Hakkında Kanunun;
a) 28 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
'Güvenlik politikaları ve sosyo-ekonomik politikaların uyumlu birşekilde yürütülmesini sağlamak üzere, illerde İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğükurulmuştur. Bu amaçla, ihtiyaç duyulan ilçelerde valiliğin teklifi veBakanlığın onayı ile büro kurulabilir. Valilik, kadro, yer ve unvanlarınabakılmaksızın ihtiyaç durumuna göre uzman, sözleşmeli personel ve memurları bubirimlerde görevlendirmeye yetkilidir.'
b) 29 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki benteklenmiştir.
'd) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı.'
(4) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvele 33 üncü sırasındansonra gelmek üzere '34) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı' ibaresi eklenmişve diğer sıralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
(5) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 'Savunma Sanayii Müsteşarlığı,' ibaresindensonra gelmek üzere 'Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı,' ibaresieklenmiştir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 8., 11., 13., 20.,25., 95., 104., 113., 117., 123., 128., 138., 153., 159., 161. ve 162.maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince HaşimKILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, EnginYILDIRIM ve Nuri NECİPOĞLU'nun katılmalarıyla 8.6.2010 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında;
1- 17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendine ilişkin dava dilekçesindeki noksanlığın verilensüre içerisinde giderilmemesi nedeniyle, 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 27. maddesinin beşinci fıkrasıuyarınca bu bent yönünden iptal davasının açılmamış sayılmasına,
2- 5952 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi dışındaki iptali istenen kurallar yönünden, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine,
3- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAĞATAY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İptal Başvurusundan Sonra Yapılan Değişikliklerin İptal KonusuKurallara Etkisi
1- 3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile YapılanDeğişiklik
İptal başvurusundan sonra 8.6.2011 gün ve 27958 sayılı ResmiGazete'de (mükerrer) yayımlanarak yürürlüğe giren 3.6.2011 günlü, 643 sayılı'3046 sayılı Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesiyle 3046 sayılı Kanun'a19/A maddesi eklenmiştir.
643 sayılı KHK ile yapılan değişiklikle; Bakanlık bağlı, ilgili veilişkili kuruluşları (10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanununa ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kurumlar dahil) Başbakanınteklifi ve Cumhurbaşkanının onayı ile, Başbakanlıkla veya diğer bakanlıklarlailgilendirilebileceği, söz konusu kuruluşların özel kanunlarında bağlı, ilgilive ilişkili olunan bakanlığa ya da bakana verilen yetki ve görevlerinilgilendirilen bakanlık veya bakan tarafından kullanılacağı ve yerine getirileceğikurala bağlanmıştır.
Anılan KHK'nin verdiği yetkiye dayanılarak Başbakanlığın 7.7.2011günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ve Cumhurbaşkanlığının aynıgün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla İçişlerine bağlı olarak kurulanKamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Başbakanlık'la ilgilendirilmiştir. Budurumda;
Kanun'un 1. maddesinin, (1) numaralı fıkrasının ''TerörleMücadeleye İlişkin Politika ve Stratejileri Geliştirmek ve Bu Konuda İlgiliKurum ve Kuruluşlar Arasında Koordinasyonu Sağlamak Üzere İçişleri BakanlığınaBağlı'' bölümü,
Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi,
Kanun'un 3. maddesi,
Kanun'un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası,
Kanun'un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki ''Bakanın Onayıİle Özel İhtisas ve Araştırma Komisyonları'' ibaresi,
Kanun'un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki ''Bakana''sözcüğü,
Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendinin ''Bakan onayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri pozisyonunvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul veesasları Müsteşarlıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetveldebelirlenen taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi veBakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıktasözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslarçerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma,sözleşme bitiminde kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadroveya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez.' bölümü,
Kanun'un 13. maddesinin (2) numaralı fıkrası,
Kanun'un 18. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendiyle 3152sayılı Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (d) bendi,
643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılıKanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, sözkonusu madde, fıkra, bent, bölüm, ibare ve sözcüğe ilişkin konusu kalmayaniptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileNuri NECİPOĞLU;
Kanun'un 1. maddesinin, (1) numaralı fıkrasındaki iptal konusubölüm ile 3. maddesi için verilen karar verilmesine yer olmadığına kararına'Sadece 'İçişleri Bakanlığına bağlı' ibaresi için karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği',
Kanun'un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası için verilen kararverilmesine yer olmadığına kararına 'Sadece 'İçişleri Bakanının' ve 'İçişleriBakanı' ibareleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesigerektiği',
Kanun'un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki iptal konusuibare ile 13. maddesinin (2) numaralı fıkrası için verilen karar verilmesineyer olmadığına kararına 'Sadece 'Bakanın' sözcüğü için karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği',
Kanun'un 10. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin iptalkonusu bölümü için verilen karar verilmesine yer olmadığına kararına 'Sadecebölümde yer alan 'Bakan' sözcüğü ile ''ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetveldebelirlenen taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi veBakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıktasözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslarçerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. '' ibaresi yönündenkarar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği',
yönündeki gerekçeyle katılmamışlardır.
2- 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ileYapılan Değişiklik
Kanun'un 13. maddesinin (4) numaralı fıkrasının son cümlesi,11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle 375sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek 12. maddenin (3) numaralıfıkrasının (n) bendiyle,
Kanun'un 18. maddesinin (5) numaralı fıkrasıyla 375 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin Ek 3. maddesinin birinci fıkrasına 'Savunma SanayiMüsteşarlığı,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığı,' ibaresi, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek12. maddenin (1) numaralı fıkrasının (m) bendiyle,
yürürlükten kaldırıldığından, söz konusu cümle ve ibareye ilişkinkonusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararverilmesi gerekir.
3- 10.10.2011 günlü, 657 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ileYapılan Değişiklik
Kanun'un 18. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelin'VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı' bölümünün (a) bendine'Müsteşar,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarı,' ibaresi, 10.10.2011 günlü, 657 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin37. maddesiyle,
yürürlükten kaldırıldığından, söz konusu ibareye ilişkin konusukalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesigerekir.
B- Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (d) Bendininİncelenmesi
Dava dilekçesinde; Kanun'un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasındayer alan ibareye yönelik iptal istemindeki gerekçelerle kuralınAnayasa'nın 2., 6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava dilekçesinde yollama yapılan kurala ilişkin gerekçede ise3046 sayılı 'Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 sayılı KanunHükmünde Kararname ile 13.12.1983 gün ve 174 sayılı Bakanlıkların Kuruluş veGörev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı MaddelerininKaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 16. maddesinin(d) bendinde yer alan 'Bir bakanlıkta birden fazla müsteşarlık kurulamaz'biçimindeki kural uyarınca İçişleri Bakanlığına bağlı ikinci bir müsteşarlıkkurulamayacağı, 3046 sayılı Kanun'da müsteşarlıkların örgütlenmesindeöngörülmeyen 'merkez', 'il müdürlüğü' ve 'büro' şeklindeki bir yapılanmanınmümkün olmadığı, yine 3046 sayılı Kanun uyarınca bağlı kuruluşların ancak genelmüdürlük olarak örgütlenmelerinin zorunlu bulunduğu, kuralda geçen 'terör'kavramının tanımının yapılmaması ya da ilgili mevzuata atıfta bulunulmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Kanun'da geçen 'Müsteşarlık' ibaresininKamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığını ifade ettiği belirtilmiştir. Kuralda,terör sözcüğüne yer verilmediği gibi Müsteşarlığın İçişleri Bakanlığına bağlıolduğuna ve Müsteşarlığın örgütlenme biçimine ilişkin hükümler de yeralmamaktadır. Ayrıca, 3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesininverdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507sayılı onayıyla Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı İçişleri Bakanlığınabağlı olmaktan çıkarılıp, Başbakanlıkla ilgilendirilmiştir.
Bir yasa kuralının başka bir yasa kuralı ile uyumlu olmaması onuniptal edilmesini gerektiren bir durum değildir. Anayasa Mahkemesi yasalarınbaşka yasalara ya da daha alt düzeydeki diğer normlara uygunluğunu değil,yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemektedir.
Dava dilekçesinde ileri sürülen kurala ilişkin Anayasa'yaaykırılık gerekçelerinin bir kısmının kuralla ilgisinin bulunmaması, bir kısımgerekçelerin ise yukarıda belirtilen yasal değişikliklerle ortadan kalkmasınedeniyle iptal isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2.,6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
C- Kanun'un 4. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kuralda geçen 'güvenlikkuruluşları' ve 'terör' kavramının tanımlarının yapılmaması nedeniyle, bukavramların neyi işaret ettiği hususunun belirsiz olduğu, 'terör'kavramının tanımına yer verilmemiş olması veya ilgili mevzuata atıftabulunulmamış olması karşısında idareye uygulamada 'terör' kapsamını belirlemeyetkisinin dolaylı olarak verildiği, terör kavramının tanımının yapılmamasınınkanunun uygulanmasında kişisel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına nedenolabileceği, kurul başkanlığı ve buna bağlı olarak daire başkanlığı, şubemüdürlüğü ve şeflik biçiminde bir yapılanmaya gidilmeksizin Terörle MücadeleKoordinasyon Kurulu adında bağımsız bir kurulun kurulmasının 3046 sayılıKanun'a uygun bulunmadığı belirtilerek, iptali istenen kuralın Anayasa'nın 2.,6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen fıkrada Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulununkuruluş amacı belirtilmektedir. Buna göre adı geçen Kurul'un görevi, güvenlikkuruluşları ve ilgili kurumlar arasında terörle mücadele konusunda gereklikoordinasyonu sağlamak ve bu alandaki politika ve uygulamalarıdeğerlendirmektir. 3046 sayılı Kanun'un 39. maddesinde görevleri ve kuruluşbiçimleri kanunlarında veya diğer kanunlarda gösterilmesi kaydıyla,gerektiğinde sürekli kurullar kurulabileceği belirtilmektedir. Kuraldaöngörülen Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulunun, 3046 sayılı Kanun'un 39. maddesianlamında, istişari nitelikte bir kurul olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfiuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, bireylerinhukuksal güvenliğinin sağlanması bakımından da önem arz etmektedir
Anayasa'nın 7. maddesinde 'Yasama yetkisi Türk Milleti adınaTürkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez'; Anayasa'nın 8.maddesinde ise 'Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulutarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerinegetirilir.' denilmektedir.
Anayasa'nın 113. maddesinde, Bakanlıkların kurulması,kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının kanunla düzenleneceği hükmüyer almaktadır.
Anayasa'nın 123. maddesinde ise 'İdare, kuruluş ve görevleriylebir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezdenyönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancakkanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur' denilmektedir.
Bir yasa kuralının başka bir yasa kuralı ile uyumlu olmaması onuniptal edilmesini gerektiren bir durum değildir. Anayasa Mahkemesi yasalarınbaşka yasalara ya da daha alt düzeydeki diğer normlara uygunluğunu değil,yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekte olduğundan, bu gerekçeyedayanan Anayasa'ya aykırılık savları yerinde değildir. Kaldı ki,Anayasa'nın 113. maddesinde bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri,yetkileri ve teşkilatının kanunla düzenleneceği belirtilmek suretiyle bu konudayasama organına takdir yetkisi tanınmıştır. Yasama organının bu takdiryetkisini 3046 sayılı Kanun çerçevesinde ya da başka bir kanunla dakullanabileceği açıktır.
Anayasa'nın 123. maddesinde anlamını bulan idarenin bütünlüğüilkesi, tek tip yapılanmayı gerektirmemektedir. Yasakoyucu, anayasal sınırlariçinde kalmak koşuluyla, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına uygunolarak değişik yapılanmaya da gidebilir. Anayasa'nın 123. maddesinde öngörülenidarenin yaptığı işlem ve eylemlerin kanuna dayalı olması zorunluluğu, yasamaorganı için geçerli değildir. Bir başka ifadeyle idarenin kanuniliği ilkesi,idare organına hitap etmektedir. Yasakoyucu, yasamanın asliliği ve genelliğiilkesinin bir gereği olarak, Anayasa'da düzenlenmeyen bir alanı doğrudandüzenleyebilir. Bu bağlamda, yasama organının daha önce çıkardığı 3046 sayılıKanun'a göre işlem yapması gerektiği yönündeki düşüncenin idarenin kanuniliğiilkesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır.
5952 sayılı Kanun'da 'terör' kavramının tanımına yerverilmemiştir. Terör kavramının tanımındaki belirsizlikten dolayı terörlemücadeleyi konu edinen uluslararası sözleşmelerde terörle ilgili bir tanıma yerverilmemiş, sadece terör eylemleri olarak nitelendirilebilecek suçlara ilişkinayrıntılı bir liste yapılmış ise de Türk Hukukunda terör kavramının tanımının12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesindeyapılmıştır. 3713 sayılı Kanun'da yer alan terör tanımı, öğreti ve yargısalkararlarda da benimsenmiştir. Bu durumda, mevzuatta tanımı yapılmış, uygulamadayerleşmiş, uygulama ve öğretinin yardımıyla açıklık kazanmış 'terör' kavramınınbelirsiz olduğundan söz edilemez. Dolayısıyla, kavramın içeriğinin belirlenmesikonusunda yasama yetkisinin devri de söz konusu değildir.
Öte yandan, iptali istenen kuralda geçen 'güvenlik kuruluşları'ibaresinin Kanun'un genel gerekçesinde de belirtildiği üzere, iç güvenlikkuruluşları olan Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve SahilGüvenlik Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığınabağlı bazı askeri birlikler ile Milli İstihbarat Teşkilatını ifade ettiği açıkolduğundan, söz konusu ibarenin de belirsiz olduğu sonucu çıkarılamaz.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2.,6., 7., 113. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
Kuralın Anayasa'nın 8., 13. ve 95. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
D- Kanun'un 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 5952 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesindeki ibareye ilişkin gerekçeler doğrultusunda,iptali istenen fıkranın Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Müsteşarlık teşkilatının kimlerdenoluştuğunun Kanun'a eklenen (1) sayılı cetvelde gösterildiği ifadeedilmektedir. Dava dilekçesinde, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınınİçişleri Bakanlığına bağlı ayrı bir müsteşarlık olarak kurulmasının Anayasa'yaaykırı olduğunun iddia edilmesi üzerine, bu kabulün doğal sonucu olarak sözkonusu müsteşarlığın alt birimlerini düzenleyen kuralın da Anayasa'yaaykırılığı nedeniyle iptalinin istendiği anlaşılmaktadır. Ancak iptalbaşvurusunun yapılmasından sonra yürürlüğe giren 643 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin verdiği yetkiye dayanılarak Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ve Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla İçişlerine bağlı olarak kurulan KamuDüzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Başbakanlıkla ilgilendirilmiştir. Bu durumda,dava dilekçesinde iptali istenen kural için ileri sürülen Anayasa'ya aykırılıkgerekçeleri ortadan kalkmıştır. Kuralın Anayasa'ya aykırı başka bir yönü de bulunamamıştır.
Açıklanan nedenlerle iptali istenen kural, Anayasa'nın 2.,6., 7., 8., 13., 95., 113. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal istemininreddi gerekir.
E- Kanun'un 6. Maddesinin İncelenmesi
1- (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan 'Terörle'' Sözcüğününİncelenmesi
Dava dilekçesinde; maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan'terör' kavramının tanımına yer verilmemiş olması veya ilgili mevzuata atıftabulunulmamış olması karşısında idareye uygulamada 'terör' kapsamını belirlemeyetkisinin dolaylı olarak verildiği, terör kavramının tanımının yapılmamasınınkanunun uygulanmasında kişisel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına nedenolabileceği belirtilerek, iptali istenen sözcüğün Anayasa'nın 2., 7., 8. ve 13.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiği bölümdebelirtilen Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine ilişkin gerekçelerle kuraldaAnayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 8. ve 13. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2- (1) Numaralı Fıkranın (b) Bendi ile (ç) Bendinde Yer Alan'Güvenlik kuruluşlarına'' ve ''ilgili kurumlara'' İbarelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendi ile (ç) bendinde geçen 'güvenlik kuruluşları' ve 'ilgili kurumlar'ibarelerinin belirsiz olduğu ifade edilerek iptali istenen bent ve ibarelerinAnayasa'nın 2., 7., 8. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen ibarelerin yer aldığı kurallarda, Müsteşarlığınterörle mücadele alanında güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimlerindengelen stratejik istihbaratı değerlendirip, ilgili birimlerle paylaşacağı,güvenlik kuruluşlarına ve ilgili kurumlara stratejik bilgi desteği sağlayacağıve bunlar arasında koordinasyonu temin edeceği hükme bağlanmıştır.
Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiği bölümdebelirtilen Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine ilişkin gerekçelerle kuralda Anayasa'yaaykırı bir yön bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde geçen'ilgili kurumlar' ibaresinin maddenin bir bütün olarak yorumlandığında terörlemücadele alanında görev yapan ve güvenlik kuruluşları dışında kalan diğer kamukurumlarını ifade ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Terörle mücadele, çok boyutlubir mücadeledir. Bu mücadelenin güvenlik boyutu yanında, sosyolojik,psikolojik, adli, idari, ekonomik, siyasi bir çok boyutu ya da nedenibulunmakta ve dolayısıyla bir çok kamu kurumu da işin içine müdahilolabilmektedir. Keza ortaya çıkış nedenlerine bağlı olarak terörün farklıyansımaları bulunmaktadır. Bu anlamda, terörle mücadele alanında,bakanlıklardan bağımsız idari kurullara kadar pek çok kamu kurumu arasındaişbirliği ya da koordinasyona ihtiyaç bulunması kaçınılmazdır. Kuralda sözkonusu 'ilgili kurumlar'ın teker teker sayılmasına gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ç) bendinde geçen ''ilgili kurumlar'' ibaresi, Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa'nın 8. ve 13. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3- (1) Numaralı Fıkranın (c) Bendinde Yer Alan ''veya yaptırmak' İbaresiile (f) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; kuralla idareye muhatabı, yaptırımı vesınırları belirsiz bir araştırma, analiz, değerlendirme, inceleme ve denetlemeçalışmaları yapması veya yaptırabilmesine yetki verilmesinin Anayasa'nın 2.,7., 8. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen ibarenin de yer aldığı (c) bendindeki kuralla, KamuDüzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına, terörle mücadele alanında gerekliaraştırma, analiz ve değerlendirme çalışmalarını bizzat yapabilme ya da kurumdışındaki kurum ya da kuruluşlar aracılığıyla yaptırabilme yetkisi, (f)bendinde ise Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına, terörle mücadele alanındainceleme ve denetleme yapmak ya da yaptırmak görevi verilmektedir.
'Teröristle mücadele', esas itibarıyla güvenlik kuvvetlerininyürüttüğü silahlı mücadeleyi, 'terörle mücadele' ise güvenlik tedbirleriylebirlikte toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda devletin bütün kurumları vesivil toplum kuruluşlarının topyekun mücadelesini ifade etmektedir. Bubağlamda, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına terörle mücadele alanındagerektiğinde konusunda uzman olan kişi, kurum veya kuruluşlardan yardımalabilme ya da inceleme ve denetleme yapabilme yetkisinin tanınması, Kurumunişlevlerini yerine getirmesi açısından bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.
İptali istenen her iki kuralda 'araştırma, analiz ve değerlendirmeçalışmaları' ile 'inceleme ve denetleme' yapmak ya da yaptırmanın 'terörlemücadele' alanıyla ilgili ve sınırlı olarak yapılacağı hususu açıkçabelirtildiğinden sınırsız bir yetki devrinden söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, Kanun'un 6. maddesinin (c) bendinde yer alan''veya yaptırmak' ibaresi ile (f) bendi, Anayasa'nın 2., 7. ve 8. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa'nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
F- Kanun'un 8. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 3046 sayılı Kanun'un 16. maddesinin (d)bendinde yer alan 'Bir bakanlıkta birden fazla müsteşarlık kurulamaz'biçimindeki kural uyarınca İçişleri Bakanlığına bağlı ikinci bir müsteşarlıkkurulamayacağı, aynı Kanun'un 15. maddesinde bakanlık merkez teşkilatınınmüsteşarlık, müsteşarlığa bağlı genel müdürlük, kurul veya daire başkanlığı,genel müdürlük veya kurul başkanlığına bağlı şube müdürlüğü şeklinde birörgütlenmenin öngörüldüğü, iptali istenen kuralla öngörülen 'merkez' şeklindebir yapının oluşturulmasının 3046 sayılı Kanun'a göre mümkün olmadığı, iptaliistenen kuralda Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikhükümlerine göre tüm mevzuatın incelenerek yasalar arasında uyumun sağlanmasıgerektiği, kuralda geçen 'terör' kavramının tanımının yapılmadığı ya da ilgilimevzuata atıfta bulunulmadığı, öngörülen düzenlemenin idarenin kanuniliğiilkesine aykırı olduğu, ayrıca kuralın ikinci fıkrasıyla Genelkurmay Başkanlığı,Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafındanMüsteşarlığa ihtiyaç duyulan istihbari bilgilerin verilmesinin buyurucu biçimdedüzenlendiği ve herhangi bir sınırlama da getirilmediği belirtilerek kuralınAnayasa'nın 2., 7., 8., 13., 95., 104., 113. ve 123. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, müsteşara bağlı olarak kurulan İstihbaratDeğerlendirme Merkezinin kuruluş amacı ve görevi ile ihtiyaç duyulan istihbaribilgilerin güvenlik kuruluşları, istihbarat birimleri ve Dışişleri BakanlığıncaMüsteşarlığa verilmesi hususları düzenlenmektedir. Kuralda ayrıca, istihbaribilgiler doğrultusunda Müsteşarlıkça yapılacak analiz ve değerlendirmelerin deilgili birimlerle paylaşılacağı belirtilmektedir.
Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiği bölümdebelirtilen gerekçelerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2., 7., 113. ve 123.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 8., 13., 95. ve 104. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
G- Kanun'un 9. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1- (a) Bendinin (1) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan ''uygulanmasınayönelik eylem planları hazırlamak'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; Kanun'un 6. maddesinde müsteşarlığa verilengörevlerin sadece politika ve stratejilerin belirlenmesine yönelik çalışmalaryürütmek olduğu belirtilmişken, iptali istenen kuralla belirlenen politikalarınuygulanmasına ilişkin eylem planları hazırlamanın da müsteşarlığın ana hizmetbirimi olarak öngörülen Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının görevleri arasında sayılmak suretiyle Kanun'un maddeleri arasındauyumsuzluğa yol açıldığı, ayrıca kuralla yürütme organına kaynağı Anayasa'dabulunmayan bir yetki verildiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2. ve 6.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınınana hizmet birimlerinden olan Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının, terörle mücadele politika ve stratejileri kapsamında belirlenenpolitikaların uygulanmasına yönelik eylem planları hazırlamakla görevli olduğubelirtilmektedir.
Bir yasa kuralının başka bir yasa kuralı ile uyumlu olmaması onuniptal edilmesini gerektiren bir durum değildir. Anayasa Mahkemesi yasalarınbaşka yasalara ya da daha alt düzeydeki diğer normlara uygunluğunu değil,yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekte olduğundan, bu gerekçeye dayananAnayasa'ya 2. maddesine aykırılık savı yerinde değildir. Kuralın Anayasa'yaaykırı başka bir yönü de bulunamamıştır.
Anayasa'nın 6. maddesinde egemenliğin, kayıtsız şartsız Milleteait olduğu, Türk Milletinin egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanacağı, egemenliğin kullanılmasının, hiçbirsurette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı ve hiçbir kimseveya organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağıifade edilmiştir.
Anayasa'da engelleyici bir hüküm bulunmaması durumundayasakoyucunun genel düzenleme yapma yetkisine dayanarak kural koyması,kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkinin kullanılması anlamına gelmez. İptaliistenen kuralla, Müsteşarlık bünyesinde ana hizmet birimi olarak düzenlenenPlanlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığına, kurumun amaçlarıdoğrultusunda belirlenen politikaların uygulanmasına yönelik eylem planlarıhazırlamak görevinin verilmesi, Anayasa'da buna ilişkin engelleyici bir hükümolmadığı gözetildiğinde, Anayasa'nın 6. maddesine aykırılık tan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen ibare, Anayasa'nın 2. ve 6.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
2- (a) Bendinin (2) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan 'Güvenlikkuruluşları'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 'güvenlik kuruluşları' ibaresinin neyi işaretettiğinin belirsiz olduğu ve kuralın Anayasa'nın 2., 5., 7., 8., 13., 104. ve123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen ibarenin de yer aldığı kuralda, Müsteşarlığın anahizmet birimlerinden olan Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının, terörle mücadele politika ve stratejileri kapsamında güvenlikkuruluşları arasında bilgi paylaşımını ve koordinasyonu sağlamakla görevliolduğu belirtilmektedir.
Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiği bölümdebelirtilen Anayasa'nın 2. maddesine ilişkin gerekçelerle kuralda Anayasa'yaaykırı bir yön bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 7., 8., 13., 104. ve 123. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
3- (a) Bendinin (3) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan 'Valilikler''Sözcüğünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde; kuralla ilgili mevzuatla uyum gözetilmedenvalilikler arasında koordinasyon sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılmasınınAnayasa'nın 2. ve 104. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen sözcüğün de yer aldığı kuralda, Müsteşarlığın anahizmet birimlerinden olan Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının, terörle mücadele politika ve stratejileri kapsamında valiliklerarasında koordinasyonu sağlamakla görevli olduğu belirtilmektedir.
Bir yasa kuralının başka bir yasa kuralı ile uyumlu olmaması onuniptal edilmesini gerektiren bir durum değildir. Anayasa Mahkemesi yasalarınbaşka yasalara ya da daha alt düzeydeki diğer normlara uygunluğunu değil,yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekte olduğundan, bu gerekçeye dayananAnayasa'ya 2. maddesine aykırılık savı yerinde değildir. Kuralın Anayasa'yaaykırı başka bir yönü de bulunamamıştır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 104. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
4- (a) Bendinin (4) Numaralı Alt Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; Kanun'un 6. maddesinde müsteşarlığaverilen görevlerin sadece politika ve stratejilerin belirlenmesine yönelikçalışmalar yürütmek olduğu belirtilmişken, iptali istenen kuralla belirlenenpolitikalar ile sosyo-ekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesiiçin ilgili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamanın da müsteşarlığın anahizmet birimi olarak öngörülen Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının görevleri arasında sayılmak suretiyle Kanun'un maddeleri arasındauyumsuzluğa neden olunduğu, ayrıca kuralda yer alan 'belirlenen politikalar' ve'ilgili kurumlar' gibi müphem ve sınırları belli olmayan kavramlarla yürütmeorganına asli düzenleme yetkisi verildiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2.ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınınana hizmet birimlerinden olan Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek DaireBaşkanlığının, terörle mücadele politika ve stratejileri kapsamında belirlenenpolitikalar ile sosyo-ekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesiiçin ilgili kurumlar arasında koordinasyonu sağlamakla görevli olduğubelirtilmektedir.
Terörle mücadele alanında politikanın belirlenmesi Kamu Düzeni veGüvenliği Müsteşarlığına ait bir görev olmayıp, Müsteşarlığın görevipolitikaların belirlenmesine yönelik hazırlık çalışmaları yapmaktır. Kuralda,Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığına terörle mücadele alanındapolitika belirleme yetkisi verilmesi söz konusu değildir.
Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendininincelendiği bölümde belirtilen gerekçelerle, iptali istenen kuralda geçen'ilgili kurumlar' ibaresinin Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
5- (b) Bendinin (1) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan 'Veri, bilgi vebelgeleri toplamak, tasnif etmek,'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kuralla herhangi bir sınırlamagetirilmeksizin Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığına 'veri, bilgi vebelgeleri toplamak, tasnif etmek' görevinin verildiği, 'veri, bilgi vebelgeleri toplama'nın her türlü kişisel verileri de kapsama alacağı, veritoplamanın sınırlarına yasal düzenleme getirilmeyerek kişilerin idareye karşıkorumasız bırakıldığı belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 13., 20. ve 25.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınınana hizmet birimlerinden olan Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığının terörlemücadele alanında, veri, bilgi ve belgeleri toplayabileceği, tasnifedebileceği, analiz ve değerlendirmeler yapabileceği hükme bağlanmaktadır.
Anayasa'nın 20. maddesinde, herkesin kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade edilmiştir. Maddede ayrıcakişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerinkanunla düzenleneceği hükmüne de yer verilmiştir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
İptali istenen kuralda geçen 'veri', 'bir araştırmanın, bir tartışmanın,bir muhakemenin temeli olan ana öğe, muta, done' anlamına gelmekte olup,bilimsel, istatistiki, ekonomik, kişisel bilgileri de içine alan bir kavramdır.Kişisel veri kavramı, belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla, birkişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. Kişisel verilerin korunmasıhakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçegeliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerinikişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır. Ancak söz konusuhak sınırsız değildir. Kişisel verilerin korunması hakkı, veri sahibinin mutlakve sınırsız bir veri hakimiyetini mümkün kılmamaktadır. Nitekim Türkiye'ninimzaladığı ancak uygulama kanununun yürürlüğe konamaması nedeniyle tarafolmadığı 1981 tarihli ve 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme TabiTutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin9. maddesinde de devlet güvenliği, kamu güvenliği, devletin ekonomikmenfaatlerinin korunması ve suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncükişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veyabilimsel amaçlarla kullanılması durumlarında kişisel verilerin korunmasınasınırlamalar getirilebileceği öngörülmüştür. Bu nedenle, kişisel verilerinkorunması temel hakkına kamu yararı nedenlerine dayalı olarak müdahaleedilebilmesine olanak tanınmaktadır.
Terörle mücadele alanında strateji ve politikalar geliştirmeklegörevli olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının kendisine verilengörevleri yerine getirebilmesi için kişisel veriler de dahil olmak üzere birtakım bilgi ve belgelere ihtiyacının bulunması kaçınılmazdır. İptali istenenkuralda, veri ve bilgilerin terörle mücadele alanıyla sınırlı olacağı açıkçaifade edilmiştir. Kuralda kişisel verilerin korunmasıyla ilgili olarakAnayasa'nın 20. maddesinde öngörülen güvencelere aykırı bir hüküm de yeralmamaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun kişisel verilerin korunmasına ilişkin cezaihükümleri, Müsteşarlık personeli için de geçerlidir. Bu nedenle, davakonusu kuralla Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına terörle mücadelealanıyla sınırlı olmak üzere verilen veri ve bilgi toplama yetkisinin özelhayatın gizliliği kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ölçüsüzbir müdahale olduğu söylenemez. Ayrıca, söz konusu düzenlemenin kişiselverilerin korunmasını isteme hakkını aşırı derecede zorlaştıran ya da ortadankaldıran, dolayısıyla hakkın özüne dokunan bir sınırlama olmadığı da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 13. ve 20.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, ZehraAyla PERKTAŞ ile Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 25. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
6- (b) Bendinin (2) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan ''yaptırmak''Sözcüğünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kuralla Araştırma ' GeliştirmeDaire Başkanlığına muhatabı, yaptırımı ve sınırları belirsiz bir araştırmayaptırma yetkisinin tanınmasının Anayasa'nın 2., 5. ve 13. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Müsteşarlığın ana hizmet birimlerindenolan Araştırma ' Geliştirme Daire Başkanlığının, terörle mücadele alanında,araştırma yaptırabileceği hükme bağlanmaktadır. Kural, anılan DaireBaşkanlığının Müsteşarlık dışındaki kurum, kuruluş veya uzmanlar aracılığıylaterörle mücadele alanında araştırmalar yaptırılabilmesine olanak tanımaktadır.
Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yeralan ''veya yaptırmak' şeklindeki ibarenin incelendiği bölümde belirtilengerekçelerle, iptali istenen sözcük, Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
7- (b) Bendinin (4) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan 'Terörle''Sözcüğünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde; terör kavramının tanımsal karşılığına yerverilmemiş olması veya ilgili mevzuata atıfta bulunulmamış olması karşısında,idareye uygulamada 'terör' kapsamını belirleme yetkisini dolaylı olarak verdiğibelirtilerek, iptali istenen ibarenin Anayasa'nın 2., 7. ve 13. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralda, Müsteşarlığın ana hizmet birimlerindenolan Araştırma ' Geliştirme Daire Başkanlığının, terörle mücadele alanındaTerörle Mücadele Raporu hazırlamakla görevli olduğu hükme bağlanmaktadır.
Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiği bölümdebelirtilen Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine ilişkin gerekçelerle kuraldaAnayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
H- Kanun'un 10. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinin(1) Numaralı Alt Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kuralla hukuk müşavirliğineyasama yetkisini kapsar biçimde mevzuatı günün şartlarına göre geliştirmegörevinin verilmesinin Anayasa'nın 2., 6. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Kuralla, Müsteşarlığın danışma birimi olarak kurulan HukukMüşavirliğine, terörle mücadele mevzuatını ve uygulamasını değerlendirmek vegünün şartlarına göre geliştirmek görevi verilmiştir.
Anayasa'nın 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu vemilletvekillerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık, kanun teklifve tasarılarının Anayasa'nın 88. maddesi dışında kalan kişi veya kuruluşlartarafından hazırlanmasına Anayasal bir engel bulunmamaktadır. Kuralla, HukukMüşavirliğine verilen görev, Müsteşarlığın görev alanına giren konularla ilgilimevzuatı takip etme, değerlendirme ve gerektiğinde taslak metinlerhazırlamaktır. 3046 sayılı Kanun'un bakanlıkların danışma birimi olaraköngörülen hukuk müşavirliklerinin görevlerini düzenleyen 25. maddesinin birincifıkrasının (d) ve (e) bentlerinde, hukuk müşavirliklerinin gerek bakanlıkgerekse bakanlık kuruluşlarınca mevzuat (kanun, tüzük, yönetmelik vs.)teklifleri hazırlamalarının kendilerine bir görev olarak verildiği açıkça ifadeedilmektedir. Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5.maddesinde de mevzuat taslaklarının konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarıngörevli birimleri (hukuk müşavirlikleri) tarafından hazırlanacağı hükmüne yerverilmiştir. Bu durumda, kuralla hukuk müşavirliğine taslak hazırlama görevininverilmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2., 6. ve7. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
I- Kanun'un 15. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kuralla herhangi bir sınırlamagetirilmeksizin her türlü bilgi ve belge talebinin ilgili bakanlık, kurum vekuruluşlar tarafından yerine getirilmesinin öngörüldüğü, bilgi ve belgeibarelerinin her türlü kişisel verileri de kapsama alacağı, veri toplamanınsınırlarına yasal düzenleme getirilmeyerek kişilerin idareye karşı korumasızhale getirildiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 13., 20. ve 25. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kuralda, Müsteşarlığın bu kanun çerçevesinde belirlenen terörlemücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgilikurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak görevini yerine getirirken,bu kapsamda istediği her türlü bilgi ve belge talebinin ilgili bakanlık, kurumve kuruluşlarca gecikmeksizin yerine getirileceği hükme bağlanmaktadır.
Kuralda geçen 'her türlü bilgi ve belge' ibaresinin, 5952 sayılıKanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı altbendinde yer alan 'Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz vedeğerlendirmeler yapmak' biçimindeki hükümle birlikte değerlendirildiğinde vekuralda 'veri' ibaresinin de geçmediği dikkate alındığında, 'kişisel veri'niteliğinde bulunmayan her türlü bilgi ve belgeyi kapsadığı anlaşılmaktadır.
Terörle mücadele alanında strateji ve politikalar geliştirmeklegörevli olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının da kendisine verilengörevleri yerine getirebilmesi için bazı bilgi ve belgelere ihtiyaç duymasıkaçınılmazdır. İptali istenen kuralda, bilgi ve belgelerin Müsteşarlığa 5952sayılı Kanun kapsamında verilen terörle mücadeleye ilişkin politika vestratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasındakoordinasyonu sağlamak göreviyle sınırlı olacağı açıkça ifade edilmiştir.Kuralda kişisel verilerin korunmasıyla ilgili olarak Anayasa'nın 20. maddesindeöngörülen güvencelere aykırı bir hüküm de yer almamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 20.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 13. ve 25. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
J- Kanun'un 16. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 5018 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarıncaörtülü ödeneğin esasen Başbakanlık bütçesine konulduğu ve ancak istisnaenkanunlarla verilen istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin debütçelerine örtülü ödenek konulabildiği, Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığının ise istihbarat hizmetlerini yürüten bir kamu idaresiniteliğinde olmaması nedeniyle 5018 sayılı Kanun hükümleri dairesinde bütçesineörtülü ödenek konulamayacağı, ayrıca Anayasa'nın 161. ve 162. maddelerindebütçelerin gerek hazırlanması gerekse TBMM'de kabul edilmesi süreçlerininşeffaf olmasının öngörüldüğünü oysa söz konusu düzenlemede, operasyonel yetkisiolmayan bir oluşuma örtülü ödenek ayrılması öngörülmek suretiyle şeffaflıktanuzak bir şekilde harcama yetkisi verildiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın2., 161. ve 162. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 16. maddesinde Müsteşarlığın bütçesine ilişkin düzenlemeyer almaktadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde,Müsteşarlığın 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na tabi genelbütçeli bir idare olduğu belirtilmiştir. Aynı fıkranın iptali istenen ikincicümlesinde ise 5952 sayılı Kanun kapsamında yürütülen ve gizlilik ihtiva edenişler için 5018 sayılı Kanun'un 24. maddesi esaslarına göre Müsteşarlıkbütçesine ödenek konulacağı kurala bağlanmıştır.
Bir yasa kuralının başka bir yasa kuralı ile uyumlu olmaması onuniptal edilmesini gerektiren bir durum değildir. Anayasa Mahkemesi yasalarınbaşka yasalara ya da daha alt düzeydeki diğer normlara uygunluğunu değil,yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekte olduğundan, bu gerekçeye dayananAnayasa'ya 2. maddesine aykırılık savı yerinde değildir. Kuralın Anayasa'yaaykırı başka bir yönü de bulunamamıştır. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 161. ve 162. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
K- Kanun'un 18. Maddesinin İncelenmesi
1- (1) Numaralı Fıkranın (b) Bendi ile (3) Numaralı Fıkranın (a)Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; iptali istenen kurallarla illerde İl SosyalEtüt ve Proje Müdürlüğü, ihtiyaç duyulan ilçelerde ise bürolar kurulmasının3046 sayılı Kanun'da öngörülmeyen bir teşkilatlanma biçimi olduğu, bu durumunaynı zamanda idarenin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, söz konusu birimlerdeçalışacak personelin görev, yetki ve nitelikleri konusunda da herhangi birdüzenlemeye yer verilmediği belirtilerek, kuralların Anayasa'nın 2., 123. ve128. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
Kanun'un 18. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali istenen (b)bendiyle 657 sayılı Kanun'a ekli (II) sayılı cetvelin '4. Başbakanlık veBakanlıklarda' bölümüne ''Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü,' ibaresinden sonragelmek üzere 'İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü,' ibaresi eklenmiştir. Söz konusu(II) sayılı cetvelde ise kadroları genel idare hizmetleri sınıfının birinciderecesinde bulunanların ek göstergeleri düzenlenmektedir.
Kanun'un 18. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendiyle,14.2.1985 günlü, 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun'un İçişleri Bakanlığının taşra teşkilatını düzenleyen 28. maddesineeklenen fıkrayla, illerde İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü kurulduğuna ilişkinhüküm eklenmiş, ayrıca ihtiyaç duyulan ilçelerde valiliğin teklifi veBakanlığın onayı ile büro kurulabileceği, valiliğin kadro, yer ve unvanlarınabakılmaksızın ihtiyaç durumuna göre uzman, sözleşmeli personel ve memurları bubirimlerde görevlendirmeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerive diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlüoldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinin memurlarve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu kapsama giren personelinnitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin deKanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
İptali istenen kuralla, illerde yeni ihdas edilen İl Sosyal Etütve Proje Müdürlüğünün acil eleman ihtiyacının karşılanması için Valilere özelolarak yetki verilmektedir. İptali istenen kural, Valinin genel görevlendirmeyetkisinin özel olarak düzenlenmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir.Kuralda geçen 'görevlendirme' nin mevcut olan uzman, sözleşmeli personel vememurlar arasından yapılacağı açıktır. Bir başka ifadeyle söz konusu personel,657 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında kalan ve halen kamuda çalışmakta olanpersoneldir. Bu durumda, atanmaları, görev ve yetkileri ile hak veyükümlülükleri 657 sayılı Kanun'a tabi olan personelin Valiler tarafından İlSosyal Etüt ve Proje Müdürlüğünde görevlendirilmesinde Anayasa'nın 128. maddesineaykırı bir yön bulunmamaktadır.
Kuralın 3046 sayılı Kanun'da öngörülmeyen bir yapılanma öngördüğüve idarenin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu yönünde ileri sürülen Anayasa'yaaykırılık itirazları, Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının incelendiğibölümde belirtilen gerekçelerle, yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kurallar, Anayasa'nın 2.,123. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
2- (4) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
Dava dilekçesinde; 3046 sayılı Kanun'un 16. maddesinin (d)bendinde yer alan 'Bir bakanlıkta birden fazla müsteşarlık kurulamaz'biçimindeki kural uyarınca İçişleri Bakanlığına bağlı ikinci bir Müsteşarlıkkurulamayacağı belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralla 5018 sayılı Kanun'a ekli (I) sayılı cetvele33. sırasından sonra gelmek üzere '34) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'ibaresi eklenmiş ve diğer sıralar buna göre teselsül ettirilmiştir. 5018 sayılıKanun'a ekli (I) sayılı cetvelde, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerininisimleri bulunmaktadır.
3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesiile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın7.7.2011 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ileCumhurbaşkanlığının aynı gün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla KamuDüzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı İçişleri Bakanlığına bağlı olmaktan çıkarılıp,Başbakanlıkla ilgilendirildiğinden, kurala ilişkin olarak ileri sürülen Anayasa'yaaykırılık gerekçesi ortadan kalkmıştır.Kaldı ki, bir yasa kuralının başka biryasa kuralı ile uyumlu olmaması onun iptal edilmesini gerektiren bir durumdeğildir. Anayasa Mahkemesi yasaların başka yasalara ya da daha alt düzeydekidiğer normlara uygunluğunu değil, yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemekteolduğundan, bu gerekçeye dayanan Anayasa'ya 2. maddesine aykırılık savı yerindedeğildir. Kuralın Anayasa'ya aykırı başka bir yönü de bulunamamıştır. İptalisteminin reddi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural, Anayasa'nın 2.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un:
A- 1- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine,
2- 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına,
3- 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasına,
4- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- Başında yer alan 'Terörle'' sözcüğüne,
b- (b) bendine,
c- (c) bendinde yer alan ''veya yaptırmak' ibaresine,
d- (ç) bendinde yer alan 'Güvenlik kuruluşlarına'' ve ''ilgilikurumlara'' ibarelerine,
e- (f) bendine,
5- 8. maddesine,
6- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan ''uygulanmasınayönelik eylem planları hazırlamak '' ibaresine,
b- (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan 'Güvenlikkuruluşları '' ibaresine,
c- (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan 'Valilikler ''sözcüğüne,
d- (a) bendinin (4) numaralı alt bendine,
e- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan 'Veri, bilgi vebelgeleri toplamak, tasnif etmek, '' ibaresine,
f- (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan ''yaptırmak ''sözcüğüne,
g- (b) bendinin (4) numaralı alt bendindeki 'Terörle '' sözcüğüne,
7- 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (1)numaralı alt bendine,
8- 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
9- 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
10- 18. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının (b) bendiyle 657 Sayılı Kanun'a ekli(II) sayılı cetvelin '4. Başbakanlık ve Bakanlıklarda' bölümüne 'Nüfus veVatandaşlık Müdürü,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'İl Sosyal Etüt veProje Müdürü,' ibaresine,
b- (3) numaralı fıkrasının (a) bendiyle 14.2.1985 günlü, 3152sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 28. maddesineeklenen fıkraya,
c- (4) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal istemleri 19.1.2012 günlü, E. 2010/40, K. 2012/8 sayılıkararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, bent, alt bent, cümle, ibare vesözcüklere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
B- 1- 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının '' terörle mücadeleyeilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum vekuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı ''bölümü,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi,
3- 3. maddesi,
4- 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası,
5- 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan '' Bakanın onayıile özel ihtisas ve araştırma komisyonları '' ibaresi,
6- 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan '' Bakana ''sözcüğü,
7- 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin '' Bakanonayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri pozisyon unvanıyla sözleşmeli personelçalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müsteşarlıkça tespitedilir ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde belirlenen taban ve tavanücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylıkbrüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıkta sözleşmeli personel olarakistihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ikramiye veteşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamukurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışmaaçısından kazanılmış hak teşkil etmez.' bölümü,
8- 13. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrası,
b- (4) numaralı fıkrasının son cümlesi,
9- 18. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının (a) bendiyle 14.7.1965 günlü, 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelin 'VIII. Mülki İdareAmirliği Hizmetleri Sınıfı' bölümünün (a) bendine 'Müsteşar,' ibaresinden sonragelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı,' ibaresi,
b- (3) numaralı fıkrasının (b) bendiyle 3152 sayılı Kanun'un 29.maddesinin birinci fıkrasına eklenen (d) bendi,
c- (5) numaralı fıkrasıyla 27.6.1989 günlü, 375 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin Ek 3. maddesinin birinci fıkrasına 'Savunma SanayiMüsteşarlığı,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığı,' ibaresi,
hakkında, 19.1.2012 günlü, E. 2010/40, K. 2012/8 sayılı kararlakarar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu madde, fıkra, bent,bölüm, cümle, ibare ve sözcüklere ilişkin yürürlüğün durdurulması istemihakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
19.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kamu Düzenive Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un:
1- 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının '' terörlemücadeleye ilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgilikurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığınabağlı '' bölümünde yer alan '...İçişleri Bakanlığına bağlı '' ibaresi, 3.6.2011günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılıKanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, konusukalmayan bu bölüme ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileNuri NECİPOĞLU'nun 'Sadece 'İçişleri Bakanlığına bağlı' ibaresi için kararverilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundaki karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendi, 3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesininverdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, bu bende ilişkin konusu kalmayaniptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
b- (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''İçişleriBakanlığına bağlı'' ibaresi, 3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesininverdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, bu maddeye ilişkin konusukalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, FulyaKANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Nuri NECİPOĞLU'nun'Sadece 'İçişleri Bakanlığına bağlı' ibaresi için karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- 4. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (2) numaralı fıkrasının, birinci cümlesinde yer alan'...İçişleri Bakanının '', ikinci cümlesinde yer alan '...İçişleri Bakanının ''ve üçüncü cümlesinde yer alan '...İçişleri Bakanı '' ibareleri, 3.6.2011 günlü,643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'aeklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, bufıkraya ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileNuri NECİPOĞLU'nun 'Sadece 'İçişleri Bakanının' ve 'İçişleri Bakanı' ibareleriyönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundakikarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- 5. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrasında yer alan '' Bakanın onayı ile özelihtisas ve araştırma komisyonları '' ibaresindeki '... Bakanın...' sözcüğü,3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynıgün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından,bu ibareye ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileNuri NECİPOĞLU'nun 'Sadece 'Bakanın' sözcüğü için karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
6- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- Başında yer alan 'Terörle'' sözcüğünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c- (c) bendinde yer alan ''veya yaptırmak' ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d- (ç) bendinde yer alan 'Güvenlik kuruluşlarına'' ve ''ilgilikurumlara'' ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
e- (f) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
7- 7. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan '' Bakana '' sözcüğü, 3.6.2011 günlü, 643 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/Amaddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından, busözcüğe ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
8- 8. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
9- 9. maddesinin (1) numaralıfıkrasının;
a- (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan''uygulanmasına yönelik eylem planları hazırlamak '' ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan 'Güvenlikkuruluşları '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c- (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan 'Valilikler ''sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
d- (a) bendinin (4) numaralı alt bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
e- (b) bendinin (1) numaralı altbendinde yer alan 'Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, ''ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, FulyaKANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
f- (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan ''yaptırmak ''sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
g- (b) bendinin (4) numaralı alt bendindeki 'Terörle '' sözcüğününAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
10- 10. maddesinin (1) numaralıfıkrasının;
a- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (c) bendinin '' Bakan onayı ile en çok on MüsteşarlıkMüşaviri pozisyon unvanıyla sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Personelinsözleşme usul ve esasları Müsteşarlıkça tespit edilir ve bu Kanuna ekli (2)sayılı cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzereMüsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. AyrıcaMüsteşarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenenusul ve esaslar çerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bustatüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve kuruluşlarında herhangibir pozisyon, kadro veya statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkiletmez.' bölümünde yer alan 'Bakan'' sözcüğü, 3.6.2011 günlü, 643 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/Amaddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011 günlü,B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynı gün veB.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla; yine aynı bölümde yer alan ''ve buKanuna ekli (2) sayılı cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleri arasındakalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücretiödenir. Ayrıca Müsteşarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler içinbelirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesiödenebilir. '' ibaresi de 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek12. maddenin (3) numaralı fıkrasının (n) bendi ile yürürlüktenkaldırıldığından, bu bölüme ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARARVERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, ZehraAyla PERKTAŞ ile Nuri NECİPOĞLU'nun 'Sadece bölümde yer alan 'Bakan' sözcüğüile ''ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde belirlenen taban ve tavan ücretleriarasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylık brüt sözleşmeücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdamedilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ikramiye ve teşvikikramiyesi ödenebilir. '' ibaresi yönünden karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
11- 13. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrasında yer alan 'Bakan'' sözcüğü,3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile 3046sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın 7.7.2011günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ile Cumhurbaşkanlığının aynıgün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıyla yürürlükten kaldırıldığından,bu fıkraya ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileNuri NECİPOĞLU'nun 'Sadece 'Bakan' sözcüğü için karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerektiği' yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- (4) numaralı fıkrasının son cümlesi,11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle 375sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek 12. maddenin (3) numaralıfıkrasının (n) bendi ile yürürlükten kaldırıldığından, bu cümleye ilişkinkonusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,OYBİRLİĞİYLE,
12- 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
13- 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
14- 18. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının (a)bendiyle 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ekli (I) sayılıcetvelin 'VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı' bölümünün (a) bendine'Müsteşar,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarı,' ibaresi, 10.10.2011 günlü, 657 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, bu ibareye ilişkin konusukalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
b- (1) numaralı fıkrasının (b) bendiyle 657 Sayılı Kanun'aekli (II) sayılı cetvelin '4. Başbakanlık ve Bakanlıklarda' bölümüne 'Nüfus veVatandaşlık Müdürü,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'İl Sosyal Etüt veProje Müdürü,' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c- (3) numaralı fıkrasının (a) bendiyle 3152 sayılı İçişleriBakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine eklenenfıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d- (3) numaralı fıkrasının (b)bendiyle 3152 sayılı Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (d)bendi, 3.6.2011 günlü, 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile3046 sayılı Kanun'a eklenen 19/A maddesinin verdiği yetkiyle Başbakanlığın7.7.2011 günlü, B.02.0.PPG.0.12-300-02/7062 sayılı teklifi ileCumhurbaşkanlığının aynı gün ve B.01.0.KKB.01-08/D-1-507 sayılı onayıylayürürlükten kaldırıldığından, bu bende ilişkin konusu kalmayan iptal istemihakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
e- (4) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
f- (5) numaralı fıkrasıyla 375sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 3. maddesinin birinci fıkrasına 'SavunmaSanayi Müsteşarlığı,' ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kamu Düzeni veGüvenliği Müsteşarlığı,' ibaresi, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek12. maddenin (1) numaralı fıkrasının (m) bendi ile yürürlüktenkaldırıldığından, bu ibareye ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkındaKARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
19.1.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
I- 3.6.2011 günlü, 643 sayılı ve 11.10.2011 günlü, 666 sayılıKararnamelerin Etkilediği Kurallar Yönünden
17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kanun'un bazı maddelerinin iptaliistemiyle 3.6.2010 tarihinde açılan davadan sonra, anılan Yasa'da 643 ve 666sayılı KHK'lerin yürürlüğe girmesi sonucu yapılan değişikliklerin, ilgilioldukları dava konusu kuralların tümünü etkilediği gerekçesiyle bu maddelerhakkındaki incelemenin esasına girilmesine gerek görülmeyerek 'kararverilmesine yer olmadığı' yolunda karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'ne yapılan iptal başvurularının konusunuoluşturan kuralların tümüyle yasal değişikliğe uğramaları halinde, iptaldavalarının doğrudan soyut norm denetimine ilişkin oldukları da gözetildiğinde,söz konusu başvurular hakkında esastan karar verilmesinde, hukuki yararbulunmamakta ise de yapılan değişikliğin, dava konusu kuralın bir bölümüneyönelik olması durumunda, kalan bölüm hakkında incelemenin sürdürülmesigerekir. Aksi halde dava konusu kurallarda, daha sonraki yasal düzenlemelerleyapılacak en küçük değişiklikler o kuralların, iptal davası yoluyla Anayasaldenetiminin engellenmesi sonucunu doğurur. Böyle bir sonucu, Anayasa yargısınınamacı ve işleviyle bağdaştırmak olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle 5952 sayılı Yasa'nın, tümü değiştirilmeyereksadece bazı bölüm, ibare ve sözcüklerinde değişiklik yapılan kurallarının,kalan bölümlerinin Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılarak esas hakkındakarar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
II- Yasa'nın 9. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinin(1) Numaralı Alt Bendinin 'Veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek'Bölümünün İncelenmesi
5952 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığı'nın Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı'na dava konusu kurallaterörle mücadele alanında 'veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmekgörevi verilmiştir. Hiçbir ayırım ve sınırlama getirilmediğinden Kural'ın,kişilerin temel hak ve özgürlük alanlarını da kapsayacak biçimde her türlüveri, bilgi ve belge toplamayı içerdiği açıktır.
Anayasa'nın 20. maddesinin ilk fıkrasında herkesin; özel hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş, son fıkrasında da Herkes, kendisiyleilgili kişisel verilen korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişininkendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme,bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusundakullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanundaöngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir' denilerek kişiselverilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceyekavuşturulmuştur.
Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sağlanan Anayasalgüvencenin yaşama geçirilebilmesi için, bu hakkı ilgilendiren yasaldüzenlemelerin, açık, anlaşılabilir ve kişilerin söz konusu haklarınıkullanabilmelerine elverişli olması gerekir. Ancak böyle bir düzenleme ilekişilerin özel hayatlarını ilgilendiren veri, bilgi ve belgelerin resmimakamların keyfi müdahalelerine karşı korunması olanaklı hale getirilebilir.
Dava konusu kural ile Kamu Düzeni ve Güvenliği MüsteşarlığınınAraştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı'na kapsamı ve koşulları belirlenmeksizinher türlü veri, bilgi ve belgeleri toplama görevi verilerek kişilerin özelhayatlarının gizliliğinin korunması kapsamında bulunan, kişisel verilerinkorunmasını isteme hakları ihlâl edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle Kural'ın Anayasa'nın 20. maddesine aykırıolduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde,müsteşarlığın hizmet birimlerinden olan Araştırma Geliştirme DaireBaşkanlığı'nın terörle mücadele alanındaki görevleri sayılırken, söz konusu (b)bendinin iptali istenilen (1) numaralı alt bendinde, veri, bilgi ve belgeleritoplamanın da bu görevler arasında olduğu ifade edilmiştir.
İptali istenen kuralda, açıklayıcı bir düzenleme bulunmadığı için,veri, bilgi ve belgeleri toplama olarak adlandırılan görevlendirme uyarınca,Araştırma Geliştirme Daire Başkanlığı'nın kişisel veri, bilgi ve belgeler dahilher türlü veri, bilgi ve belgeyi toplama yetkisinin bulunduğunda duraksamabulunmamaktadır.
Anayasa'nın 20. maddesinde, herkesin kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenme hakkını kapsadığı ifade edilmiş, ayrıca, kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğive kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunladüzenleneceği hükmüne de yer verilmiştir.
Araştırma Geliştirme Daire Başkanlığı, iptali istenilen kuraluyarınca, temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliğinde de olsa her türlükişisel veri, bilgi ve belgeyi toplayabilecektir.
Anayasa'da yer alan güvenceye rağmen, iptale konu kuralla, veri,bilgi ve belgelerin toplanmasına her hangi bir sınırlama getirilmeyerek, temelhak ve özgürlüklere müdahale niteliğinde olanlar dâhil, her türlü kişisel veri,bilgi ve belgelerin toplanmasına imkân tanınmakta, böylece kişiler idareyekarşı korunmasız hale getirilmektedir. Bu durum, Anayasa'nın 20.maddesindeöngörülen kişisel veri, bilgi ve belgelerin korunması hakkına aykırılıkoluşturmaktadır.
Açıklanan nedenle kuralın iptali gerektiğinden, çoğunluk görüşünekatılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY YAZISI
5952 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendinin (1) numaralı alt bendinde Müsteşarlığın, terörle mücadele alanındagörevleri arasında 'veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek' deyer almıştır.
Kişisel bilgi ve verilerin korunması, Anayasa'nın 'Özel hayatıngizliliği' kenar başlıklı 20. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birincifıkrasında herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini istemehakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğinedokunulamayacağı belirtilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında herkesin kendisiyleilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu; bu hakkınkişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilereerişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçlarıdoğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı; kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği; kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunladüzenleneceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği; bu sınırlamaların Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olamayacağı ifade edilmiştir.
İptali istenen kural, kişisel verilerin, bilgi ve belgelerintoplanmasına ve tasnif edilmesine olanak vermekte, veri, bilgi ve belgelerinkişisel veri ve bilgileri kapsamadığı yönünde bir güvence de içermemektedir.
Anayasa'nın 20. maddesinde özel hayatın gizliğine milli güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakınkorunması sebeplerine bağlı olarak hakim kararıyla sınırlanabileceği öngörülmüşise de iptali istenen kural bu kapsama girmemektedir. Kişinin bu kural uyarıncafişlendiğinden haberdar olması, bunların silinmesini talep etmesi ve amaçlarıdoğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmesi de mümkün değildir. Bunedenle kural, Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınmak istenen temelhakka karşı yapılmış pervasız bir müdahaledir.
Anayasa'nın 20. maddesine aykırı olan kural, Anayasa'nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devletine de ters düşmektedir. Bu nedenlerle iptaligerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
Dava 17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığının Teşkilat Görevleri Hakkında Kanun'un bazı maddelerinde yer alanfıkra, bent, tümce, ibare ve sözcüklerin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerekiptali istemiyle açılmıştır.
1- 1. maddenin (1) numaralı fıkrasının ''İçişleri Bakanlığına''ibaresi; 3. maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan 'İçişleri Bakanlığınabağlı'' ibaresi; 4. maddenin (2) numaralı fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncücümlesinde yer alan ''İçişleri Bakanının'' ibareleri; 5. maddenin (2) numaralıfıkrasında; 10. maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde ve 13. maddenin(2) numaralı fıkrasında yer alan ''Bakanın'' sözcüğü 3.6.2011 günlü 643 sayılıKanun Hükmünde Kararname ile kaldırıldığından bahisle sözü geçen kurallarıniptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurularının konusunuoluşturan kuralların tümüyle yasal değişikliğe uğramaları halinde, söz konusubaşvurular hakkında karar verilmesinde hukuki yarar bulunmamakta ise de,yapılan değişikliğin dava konusu tümce, ibare veya sözcüklere ilişkin olmasıdurumunda incelemenin sürdürülerek istemle ilgili karar verilmesi gerekir. Aksihalde dava konusu kurallarda yapılacak en küçük ekleme ve çıkarma şeklindekideğişiklikler sonucunda bu kuralların anayasal denetimin dışında kalmasınasebep olacağından bu durum Anayasa yargısının amacıyla ve işleviyle bağdaşmaz.
Bu nedenle, 17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin(1) numaralı fıkrasının, 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, 4. maddesinin(2) numaralı fıkrasının, 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 10. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (c) bendinin, 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasınındeğiştirilmeyen ibare dışında kalan bölümüne ilişkin incelemenin sürdürülmesigerektiğinden sözü geçen maddelerin iptal istemi hakkında karar verilmesine yerolmadığı yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2- 9. maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (1)numaralı alt bendinde yer alan 'veri,bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek'ibaresinin incelenmesi;
Maddede; Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının ana hizmetbirimlerinden Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığının terörle mücadeledegörevlerinin neler olduğu düzenlenmekte olup, (1) numaralı alt bendinde ise'veri, bilgi ve belgeleri toplamak tasnif etmek' ibaresi yer almaktadır.
Anayasa'nın 'özel hayatın gizliliği' başlıklı 20. maddesinde'Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, buverilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme veamaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.'denilmektedir. Maddede ayrıca kişisel verilerin ancak Kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği ve kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne de yerverilmiştir. Bilindiği gibi; 'kişisel veri' kavramı, belirli veya kimliğibelirlenebilir olmak şartıyla bir kişiye ait bütün bilgileri ifade etmektedir.
İptali istenilen kuralda ise herhangi bir sınırlama getirilmedenkişilere ait verilerin toplanması konusunda Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığına yetki verilmesi, kişileri idareye karşı korunmasız durumagetirmekte olup, bu haliyle kural Anayasa'nın 20. maddesinde öngörülen, kişiselveri, bilgi ve belgelerin korunması hakkına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle 17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kanun'un 1.maddesinin (1) numaralı fıkrası, 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 4.maddesinin (2) numaralı fıkrası, 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 10.maddesinin (1) numaralı fıkrası (c) bendi, 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasıhakkında incelemenin sürdürülmesi ve esası hakkında karar verilmesi gerektiği,9. maddenin (b) bendinin (1) numaralı fıkrasının (1) numaralı alt bendinde yeralan ''veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek'' ibaresinin iptaligerektiği düşüncesi ile verilen karara katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞI OY YAZISI
Geçici güvenlik için özgürlüğünü feda edenler,
ne özgürlüğü hak eder, ne de güvenliği.
Benjamin Franklin, 1755
5952 sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının (KDGM)Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendinin, (1) numaralı alt bendinde, Müsteşarlığın ana hizmet birimlerindenolan Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığının, 'terörle mücadele alanında;veri, bilgi ve belgeleri toplamak, tasnif etmek, analiz ve değerlendirmeler'yapmakla görevli olduğu hükmü yer almaktadır. Burada, 'veri, bilgi ve belgeleritoplamak, tasnif etmek', kısmının iptali istenmektedir.
Bu düzenlemede anayasal bir sorun görmeyen çoğunluk görüşünekatılmanın neden mümkün olmadığını üç bölümden oluşan karşı oy yazısıylaaçıklamaya çalışacağız. İlk bölümde uluslararası sözleşmelerin ilgilihükümlerini ve mahkeme kararlarını, ikinci bölümde ise iptali istenilen kuralınanayasaya aykırı olduğu yönündeki iddiamızı temellendirebilmek için konuylayakından ilgili olduğunu düşündüğümüz özgürlük ve güvenlik arasındaki ilişkiyi,iktisat teorisinden de yararlanarak kısaca inceleyeceğiz. Son bölümde ise, ilgilidüzenlemenin Anayasa'nın hangi maddelerine aykırılık taşıdığını ilk ikibölümden hareketle ele alacağız.
Uluslar arası Hukuki Durum: Sözleşmeler ve Mahkeme Kararları
Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi HaklarSözleşmesi'nin 17. maddesinde, 'Hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine yada haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahale edilemeyeceği'belirtilirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesinin ilkfıkrasında da, 'Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygıgösterilmesi hakkına sahiptir', hükmü yer almaktadır. İkinci fıkrada ise, 'Buhakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik,kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde veyasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir' denmektedir. Budüzenlemeyle Sözleşme'nin 8. maddesinin ilk fıkrasında tanınan haklarınkullanılmasına, ikinci fıkrada belirtilen hususlarla sınırlı olmak kaydıylakısıtlamalar getirilebilmektedir. İptali istenen kural açısındandeğerlendirildiğinde, devletin negatif yükümlülüğü, 8. maddeye aykırı olarakkişisel ve hassas verilerde dâhil olmak üzere her çeşit veri, bilgi ve belgeyitoplama, saklama, işleme ve üçüncü taraflarla paylaşma gibi müdahalelerdenkaçınmasını ifade ederken, pozitif yükümlülüğü, özel yaşam hakkına saygıyıgüvence altına almak için gerekli önlemleri almasına işaret etmektedir.
Konumuz açısından önemli olan bir sözleşmede, 1981 tarihli ve 108sayılı, 'Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında KişilerinKorunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesidir'*. BuSözleşme'nin 2. maddesi, kişisel veriyi belirli veya belirlenebilir bir kişiyeait tüm bilgiler şeklinde tanımlamaktadır. Adalet Bakanlığı tarafındanhazırlanan 'Kişisel Verilerin Korunması Kanun' tasarısında da bu tanımbenimsenmiştir. Sözleşme'nin 5. maddesine göre, kişisel veriler açıkçabelirlenmiş meşru amaçlar için, toplanma gerekçesiyle sınırlı olmak ve gerekliolan süreyi aşmamak şartlarıyla tutulabilir. 6. maddede ise, kişinin ırkî veetnik kökeni, siyasi düşüncesi, dini veya benzer inançları, sağlık, cinselhayat ve ceza mahkûmiyetleriyle ilgili verileri hassas veri olarak kabuledilerek, bunların toplanmasına ve işlenmesine ulusal mevzuatta koruyucutedbirlerinin alınması şartıyla izin verilmektedir. Sözleşme'nin 9. maddesindede, kamu güvenliğinin sağlanması, suçla mücadele edilmesi, ilgilinin veyaüçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ile kişiselverilerin korunmasının sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Avrupa Konseyince 2002'de kabul edilen, 'İnsan Hakları ve TerörleMücadele Hakkında İlkeler', rehberinde de, devletin güvenlik birimleribünyesinde herhangi bir yetkili merci tarafından kişisel veri ve bilgilerintoplanması ve incelenmesinin, yasayla yapılması, amacıyla orantılılık içermesive bağımsız bir makamın gözetimine tâbi olması şartıyla meşru olduğu ifadeedilmiştir. Rehberde, 'Bir yandan, demokratik bir toplumun' kendisini korumaküzere birtakım önleyici ya da bastırıcı tedbirler alması gerekirken, öteyandan, kamu makamları'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer enstrümanlardabelirlenmiş olan insan hakları ve temel özgürlükleri gözetmek konusunda yasalbir yükümlülük altındadır', ifadesi de yer almaktadır (Avrupa Konseyi 2002:16).
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin, 'Emniyet Alanında KişiselVerilerin Kullanılmasını' düzenleyen R(87)15 sayılı Tavsiye Kararına göre ise,verilerin polisiye amaçlarla toplanmasına ancak gerçek bir tehlikenin önlenmesiya da belirli bir suçun engellenmesi için zorunlu olması durumunda başvurulmasıgerekmektedir. Kişinin bilgisi dışında kişiye ilişkin verilerin toplanması vesaklanması durumunda, bu veriler silinmediği takdirde, kişiye bu konuda bilgiverilmesi de bu ilke çerçevesinde istenmiştir (Atak 2010: 106).
AİHS kişisel verilerin korunması ile ilgili ayrı bir hükümiçermemekle birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bu verilerin özelyaşam alanı içinde yer aldığını kabul ederek, konuyu 8. madde kapsamındaincelemektedir. AİHM, özel hayatı, kişinin kendi hayatını istediği gibiyaşayabileceği bir iç alan ve bunun da ötesinde, başkalarıyla ilişki kurmak vebu ilişkileri geliştirmek suretiyle özgür olarak kişiliğini oluşturmasını vegeliştirmesini sağlayan daha geniş bir alandan ibaret görmektedir.
Nitekim AİHM, Klass ve Diğerleri-Almanya (1978)davasında, bireyin özel hayatına ilişkin verilerin kamusal organlar tarafındantoplanmasına, saklanmasına ve işlenmesine dayanak oluşturacak önemli ilkeleribelirlemiştir. Mahkeme bu davada, mektupların ve telgrafların okunmasına,telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kaydedilmesine olanak tanıyan bir yasanınSözleşme'ye uygunluğunu incelemiştir. AİHM genel olarak gizli izlemeyöntemlerine demokratik kurumların korunması için kesinlikle zorunlu olmasıdurumunda başvurulabileceğini kabul etmiş, ancak bireyin 8. maddede güvencealtına alınan hakkı kullanabilmesi ile demokratik bir toplumu koruma amacıylagizli izlemenin yapılmasının gerekliliği arasında bir denge kurulmasıgerektiğini belirterek, 'Milli güvenliği korumak için oluşturulan bir gizliizleme sisteminin, demokrasiyi korumak adına demokrasiye zarar verebileceği,hatta demokrasiyi yok edebileceği riski dikkate alındığında, kötüye kullanmayakarşı teminatların gerekli olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır',görüşünü dile getirmiştir (Klass ve Diğerleri-Almanya para. 42 ve49). Bu kararda, Mahkeme, bireyin özel yaşamı kapsamındaki bilgilere ilişkinkamusal müdahaleleri, bireyi koruyucu uygun ve etkili garantiler içeren yasaldüzenlemeler ve istismar ve kötü kullanıma karşı güvenceler bulunmadığı süreceSözleşmenin 8. maddesinde belirtilen hakların bir ihlali olarakdeğerlendirmiştir (Klass ve Diğerleri-Almanya para. 50). Mahkeme,istihbarat örgütlerinin gizli izleme yoluyla bireylerin haklarına yönelikgerçekleştirdikleri müdahalelerin etkili bir denetime tabi olması gerektiğini,ulusal güvenlikten kaynaklanan ihtiyaçlara her durumda öncelikverilemeyeceğini, sınırsız önlemler alınmasına izin veren bir yasanın demokrasiiçin tehdit oluşturacağını ve Avrupa ülkelerinin casusluk ve terörizmlemücadeleyi gerekçe göstererek uygun gördükleri her türlü tedbirialamayacaklarını önemle vurgulamıştır.
AİHM, Leander-İsveç (1987) kararında ise,başvurucu hakkında güvenlik soruşturması yapılması suretiyle bilgi toplanmasınınve bunların doğruluğuna ilişkin olarak kendisine itiraz hakkı verilmemesinin,AİHS 8. madde birinci fıkra kapsamında özel hayatın gizliliğine müdahaleoluşturduğuna, ancak, bu müdahalenin aynı maddenin ikinci fıkrası gereğincemilli güvenliği koruma meşru amacını gerçekleştirmek için taraf devletleretanınan geniş takdir hakkı içinde olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte,Mahkeme, verilerin toplanmasına olanak tanıyan düzenlemelerin makul denetimmekanizmaları öngörmek zorunda olduğunu, bunların da, hangi durumlardaverilerin toplanabileceği, ne kadar süre ile muhafaza edileceği ve imhasınailişkin hususlara yer vermesi gerektiğini not etmiştir.
Amann v. İsviçre (2000) davasındabireyin özel yaşamına ilişkin bilgilerin kamu görevlileri tarafındansaklanmasının özel yaşama bir müdahale oluşturduğunu kabul etmiştir. Yapılanmüdahale yasaya dayanmakla birlikte, mevcut yasal düzenleme yeterli korumayısağlamamaktadır. İlgili yasada savcılığın veri toplama, kaydetme ve saklamayetkisini kullanma şartları ve kapsamı belirtilmemekte, hangi bilgilerinsaklanacağı ve nasıl bir yöntem izleneceği konusunda açıklık bulunmamaktadır (Amann-İsviçre para. 76 ve 80).
AİHM'nin Rotaru-Romanya (2000) kararı da konumuzaçısından önem taşımaktadır. Bu davada, Romanya İstihbarat Örgütü'nün başvurucuhakkında tuttuğu gizli dosya ele alınmıştır. İlgili devlet, dosyada yer alanbilgilerin özel yaşama ilişkin olmadığını, kamusal alandaki faaliyetlerle ilgiliolan bilgileri içerdiğini ileri sürmüşse de, Mahkeme, 108 sayılı Sözleşme'ninkişisel veri tanımına atıfla, bunu kabul etmemiştir. AİHM, terörle mücadeledeözel yöntemlerin kullanılabileceğini kabul ederek, istisnaî hallerde ve biryasal düzenlemeye dayanmak şartıyla, demokratik bir toplumda milli güvenlikve/veya asayişin bozulması ya da suçun önlenmesi gibi amaçlar dâhilinde veritoplanabileceğini kabul etmektedir (Rotaru-Romanya para. 57-58).AİHM, yetkili otoriteler tarafından kişinin kamusal hayatına ilişkin bilgininsistematik olarak toplandığı ve saklandığı durumları özel hayat kapsamındadeğerlendirerek, bunun kişinin çok uzak geçmişiyle ilgili bilgiler içermesihalinde dahi geçerli olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, yürürlükte olan yasanınmilli güvenliği etkileyecek bilgilerin toplanmasına, kaydedilmesine ve gizlidosyalarda arşivlenmesine izin verdiğini saptamış ancak bu yasanın AİHS ileuyumlu olmadığını tespit etmiştir. AİHM, hangi koşullar altında, hangi amaçla,ne kadar süreyle kamu otoritelerinin özel hayatla ilgili bilgileri saklayacağıve kullanacağının belirsizliğini, istismarlara karşı hiçbir önlem alınmamasını,kötüye kullanımı engellemeye yönelik etkili denetim mekanizmalarınınöngörülmemesini ve verilerin değerlendirilmesine ilişkin hukuki sınırlarçizilmemesini, AİHS'nin 8.maddesinin ihlali olarak görmüştür (Rotaruv.Romanya para.57 ve 59).
Mahkeme, Segerstedt-Wiber ve Diğerleri-İsveç (2006)davasında da kişisel verilerin kamu birimleri tarafından toplanması vesaklanması incelenmiştir. Başvurucular, kişisel verilerinin gizli polisbiriminde saklanmasının ve bunların içeriği hakkında kendilerine bilgiverilmemesinin AİHS 8. maddeye aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. AİHMsaklanan bilgilerin özel hayata ait bilgiler olduğunu tespit etmiştir. Ancak,ilk başvurucu bakımından, bu bilgilerin bir kısmının suçun önlenmesi amacıtaşıması nedeniyle ihlal bulmamıştır. Aynı şekilde saklanan verilerin tamamınınbaşvuruculara açıklanmamasını da, ilgili yasanın buna izin verip, yeterligüvenceyi sağladığı gerekçesiyle 8. maddeye aykırı bulmamıştır. Buna karşılıkMahkeme, diğer başvurucular açısından, toplanan ve muhafaza edilen verilerinkatıldıkları siyasi faaliyetler ilgili olması ve bu faaliyetlerin tarafdevletin milli güvenliğini tehdit ettiğine dair yeterli kanıtın olmamasındanhareketle, bu verilerin sürekli saklanmasının, Sözleşme'nin 8.maddesini ihlalettiği sonucuna varmıştır (Segerstedt-Wiber ve Diğerleri-. İsveçpara.88-92)
AİHM'nin kararları kadar ulusal anayasa mahkemelerinin, özelliklede Almanya Federal Anayasa Mahkemesi'nin, konumuz bağlamında verdiği önemlibazı kararlardan da bahsetmek yerinde olacaktır.
Alman Mahkemesi 1983'de nüfus sayımıyla ilgili bir kararında,Alman Anayasasının insan onurunu teminat altına alan md. 1/1 ile bağlantılıolarak, md. 2/1'de düzenlenen kamu düzenini bozmama, genel ahlaka aykırı olmamave kimseye zarar vermeme kaydıyla, bireylerin kişiliklerini istedikleri gibigeliştirebilme hakkı düzenlemesinden hareketle, kişisel veriler üzerinde kendikaderini tayin temel hakkının varlığını kabul etmiştir. 'Enformasyonelözerklik' olarak tanımlanan bu hak, kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkıile insan onurundan kaynaklanan genel kişilik hakkının bir yansıması olarak,bireyin kendi hakkındaki bilgileri kontrol edebilme, kendisine ilişkin herhangibir bilginin rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilerebaşkalarının ulaşamaması, kişisel verilerin sınırsız toplanması, kaydedilmesi,kullanılması ve nakledilmesine karsı bireyin korunmasını içermektedir (Küzeci2010: 67-8).
Federal Anayasa Mahkemesi, 2006'da önüne gelen bir bireyselbaşvuruda, 'enformasyonel özerkliğin' ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. 24yaşında Fas'lı bir öğrenci olan başvurucu, El-Kaide yanlısı 'uyuyan hücreler'olup, olmadığını ortaya çıkarmak için 18-40 yaş arası tüm Müslüman erkeköğrencilerle ilgili veri toplanmasına olanak tanıyan Kuzey Ren WestphaliaEyaleti Polis Yasası'nın 31. maddesinin Alman anayasasına aykırılığını iddiaetmiştir. Bu uygulama sonucunda, yukarıdaki kişisel özellikleri taşıyan ve adıgeçen eyalette ikamet eden 32 bin kişi ile ilgili toplam 5 milyon kayıt eldeedilip, dosyalanmış sadece 8 kişi için ayrıntılı araştırma yapılmasına ihtiyaçduyulmuş ve sonuçta bunların hiçbiri aleyhine dava açılmamıştır (Young 2008:338). Şüpheli olmayan ve demokratik toplum düzeni için herhangi bir tehlike arzetmeyen bu kişiler hakkında sırf belli dini, etnik ve yaş grupları içindeolmalarından dolayı bilgi toplanmış, yani bu insanlar, ülkemizdeki tabiriylefişlenmiştir. Olayı inceleyen Mahkeme, Alman Anayasası'nın 1. maddesi ilebirlikte değerlendirildiğinde 2. maddesinin ilk fıkrasının ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Mahkeme kararında, 'Anayasanın, yasa koyucunun özgürlük vegüvenlik arasında makul bir denge bulmasını belirttiğine' dikkati çekerek bununda 'her halükarda imkânsız olan mutlak bir güvenlik peşinde koşmayıdışladığını' belirtmiştir (Young 2008: 386). Mahkeme'ye göre, toplanan bilgilerve veriler kişilik açısından önemsiz olsa bile, genel bir terör tehdidikarşısında polise verilen yetkinin çok geniş ve açık uçlu olması ve toplananverilerin çapraz referans olarak başka amaçlar için kullanılabilme olasılığınınvarlığı, Alman Anayasa'sının yukarıda belirtilen fıkrasının ihlal edilmesisonucunu doğurmaktadır. Alman Mahkemesi için varsayımsal temellerden hareketle,soyut ve genel bir tehlike terörle mücadele adı altında meşrulaştırılsa dahi,kişiler hakkında veri toplanmamalı ve kişisel veri elde etmek için verimadenciliği (data mining) ve benzeri faaliyetlere ancak ve ancak somutve yakın belirli bir ciddi suç işlenmesi tehlikesi karşısından girişilmesimeşru olacaktır (Schwartz 2011: 372).
Anayasa Mahkemesi de, Türkiye İstatistik Kanunuyla ilgili birkararında (E: 2006/167 Esas, K:2008/86), istenecek bilgilerin kapsam ya dasınırlarının belirsizliğinin, bireyi İdareye karşı korumasız bıraktığını, bununda Anayasa'nın özel hayatın gizliliğini koruyan hükümlerine aykırı olduğunutespit etmiştir.
Şu ana kadar anlatılanlardan iki önemli sonuç ortaya çıkmaktadır.İlk olarak, Uluslararası Sözleşmeler ve Mahkeme kararlarına baktığımızda,terörle mücadelede, kişisel verilerin toplanması, saklanması ve işlenmesi yakınve somut bir tehlike varsa meşru görülmektedir. İkinci sonuçta ise, ilgiliyasal düzenlemelerin ucu açık ve belirsiz olmamasının önemi vurgulanmakta ve buişin bağımsız, dışsal bir otorite tarafından denetlenmesi gerektiğinin altıısrarla çizilmektedir.
Özgürlük-Güvenlik: Denge mi; İkilem mi'
KDGM'nin internet sayfasında, Müsteşarlığın, 'Özgürlük ve güvenlikdengesini daima gözeten' bir kurum olduğu vurgulanmaktadır. Oysa iptali istenenkural özgürlük-güvenlik dengesini gözetmemekte, tam tersine güvenliği özgürlüğeöncelemektedir. Güvenlik diğer tüm hakları ve özgürlükleri temellendiren birtür meta-hak değildir (Michaelsen 2006: 14-5). Güvenlik ve özgürlük arasındabir öncelik veya hiyerarşi yoktur. Bununla birlikte, bir an için olduğunuvarsayalım. Böyle bir durumda özgürlük güvenlik temelli değil, güvenliközgürlük temelli olmalıdır. Özgürlük-güvenlik dengesi azami etkinliğigerçekleştirecek bir güvenlik sağlamayabilir ama bu otoriter bir siyasisistemden ziyade anayasal bir demokraside yaşamanın bedeli olarakdüşünülmelidir.
Şüphesiz ki, insan hayatını, malını, haklarını ve özgürlüğünütehdit eden terör ile mücadele etmek devletin asli görevlerinden biridir.Ancak, bunun başarılı olabilmesi için uygulanacak politikaların, evrensel insanhakları ve hukuk devleti ilkelerine uygun olması, devletin demokratik sınırlariçinde kalarak, insan haklarına mümkün olduğunca asgari seviyede müdahaleyigerektiren önlemleri tercih etmesi gerekmektedir. Terör örgütleri neredeysehiçbir kural tanımadan her türlü faaliyetleri ve eylemleri gerçekleştirirken, demokratikve insan haklarına saygılı olduğunu iddia eden devletler terör ile mücadeledehukuk ve demokrasi sınırları içinde kalmak mecburiyetindedirler. Bu bir zafiyetdeğil, demokrasinin ahlaki üstünlüğünün ve erdemliliğinin bir sonucu olarakdeğerlendirilmelidir.
Devletin terör eylemlerini tespit etme ve önlemeye dönükfaaliyetlerinde, korumaya çalıştığı bireylerin haklarını ihlal etmeme vebunları aşırı sınırlamama hususlarında özen göstermesi demokratik toplumdüzeninin oluşturulması, korunması ve geliştirilmesi açısından hayati önemehaizdir. Teröre karşı, devletin bireylerin başta yaşam hakkı olmak üzereçeşitli haklarını korumak pozitif yükümlülüğünün yanı sıra, negatif olarak daanayasal düzenin tanıdığı haklara saygı yükümlülüğü vardır. Burada açıklığakavuşturulması gereken konu, temel hakları korumak adına bunlarla ilgilisınırlamaların derecesinin ne olacağıdır. Sorun, 'özgürlüğün güvenlikten dahaçok veya daha az önemli olup olmadığından ziyade, belli bir güvenlik tedbirininözgürlüğü, koruduğu güvenlikten daha az mı, daha çok mu zarar verip,vermediğinin belirlenmesidir' (Posner 2006: 31-2). Bir demokrasiyi otoriter birsiyasi, hukuki ve toplumsal düzenden ayıran en önemli hususlardan birigüvenliğin özgürlük ortamında sağlanabilmesidir.
Belli düzeylerde güvenlik ve özgürlük birbirine ikame edebileceğigibi tamamlayıcı olabilir. Güvenlik olmadan özgürlüğün bir anlamı olmadığıgibi, özgürlüğe yer vermeyen, onu kısıtlama eğilimi taşıyan bir güvenlikanlayışının da anlamı yoktur (Waldron 2003: 195). Güvenliğin olmadığı yerde kimkendini özgür his eder ne kadar doğruysa, özgürlüğün olmadığı yerde kim kendinigüvende his edebilir de o kadar doğrudur. Demokrasilerde güvenlik ve özgürlükbirbirini tamamlayıcı olup, taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybettiğisıfır toplamlı bir oyun değildir.
Güvenlik için hakların, özgürlüklerin kolayca kısıtlanması devletgücünün artması sonucunu doğurmaktadır. Zaten güvenlik dediğimiz andan itibarendevleti adeta ayrıcalıklı kılan bir alana girdiğimizden, bir Leviathan yaratmatehlikesiyle karşı karşıya gelebiliriz. Bunun anlamı, John Locke'nin, 'HükümetÜzerine İkinci İncelemede' vurguladığı gibi, 'insanların sansar veyatilkilerden gelebilecek zararlara karşı kendilerini korumaktan kaçınacak, fakataslanlar tarafından yutulmaktan memnun olacak kadar aptal olduklarınıdüşünmektir' (2010: 88-9). Bizi falanca veya filanca tehlikeden korumak içindevletin aldığı her tedbiri meşru görmek, insanların tilkiler ve sansarlardangelebilecek tehlikelere karşı korunayım derken aslanlar tarafından yutulmasınagüvenlik adına razı olmak demektir.
Demokratik bir toplumda yasa koyucuların karşılaştıkları en önemlisorunlardan biri kamu güvenliğini sağlamak için alınacak tedbirlerle insanhaklarının korunması ve geliştirilmesi arasındaki ilişkidir. Buözgürlük-güvenlik ilişkisini, iktisat teorisinde yaygın olarak kullanılanPareto Sınırı kavramıyla göstermeye çalışalım.
Kaynak: Vermeule, 2011: 2
Eksenlerin birinde özgürlük, diğerinde ise güvenlikgösterilmektedir. Eğrinin veya sınırın üzerinde güvenlikteki bir artışözgürlükte bir azalamaya neden olacaktır ve bunun tersi de doğrudur. ParetoSınırı altında, mesela P noktasında, güvenlik ve özgürlük birbirinden tavizvermeden arttırılabilir. Sınırın ötesindeki politikalar kaynak yokluğundan veyasiyaseten uygulanamaz olduğundan tercih edilemez ve yasa koyucunun toplamrefahı arttıracak özgürlük ve güvenlik politikalarını takip etmesi beklenir.Güvenliğe ve özgürlüğe yönelik politikaların toplumsal refaha marjinalkatkısının eşit olduğu nokta uygun politika seçimi olabilir. K-K* noktasınınaltında özgürlük politikalarının olmasına toplum, güvenlik ve toplam refahartsa bile izin vermeyebilir. Q'Q*' a doğru gittiğimizde ise güvenlikte birartış olmadan özgürlük azalmakta ve aynı şekilde R-R*'ya doğru gittiğimizde özgürlükartmadan güvenlik azalmaktadır.
Güvenlik ve özgürlük bireysel refaha katkı yapan değerli mallarolup, bireyler açısından birbirleriyle karşılaştırılabilirler(Posner veVermeule 2007: 22). Başka bir deyişle, birini göz ardı ederek, diğerinimaksimize edemeyiz. Güvenlik-özgürlük sınırında, güvenlikteki bir artış,özgürlükte bir azalma gerektirmekte olup, bunun tersi de doğrudur (Posner veVermeule 2007: 26). Pareto sınırı bir kere oluştuktan sonra değişmeyen birsınır değildir. Güvenlikteki artış özgürlüklerdeki azalmaya değerse devletgüvenliği arttırır. Benzer şekilde, güvenlikteki azalma, özgürlük artışınadeğerse, güvenliği azaltarak Pareto sınırını değiştirebilir. Benzer şekilde,terörle mücadele eden bir kamu kurumu ve saldırı planlayan bir terörist örgütarasındaki etkileşimi oyun teorisi bağlamında inceleyen bir çalışmada,özgürlüğü azaltıcı tedbirlerin terörizme karşı artan bir güvenlik sağlamadığıgörülmüştür (Dragu 2011: 64).
Elbette, ilgili hukuki düzenlemeler çerçevesinde şüphe duyulan birkişi hakkında veri toplanabilir. Ancak hiçbir şüphe olmadan geliştirilen vetanımlanan profiller çerçevesinde veri toplanması sorunlu bir uygulamadır.Unutulmamalıdır ki, Kafka'nın 'Dava' romanının kahramanı K'nın başına gelen herbireyin başına da gelebilir. K'nın neden tutuklandığı ona bir türlüsöylenmediği için kendisine yönelik iddiaları çürütme şansı hiç olmuyor. Hertürlü veri, veri madenciliği yapmaya olanak tanıdığından, kendilerindenşüphelenilen bireylerin neden şüphelenildiğini asla öğrenememeleri ve buşüpheyi giderici hiçbir şey yapamamaları sonucunu doğurabilir.
Büyük veri yığınları içerisinden gelecekle ilgili tahmindebulunmayı sağlayacak bağıntıların bilgisayar programı ve istatistikselteknikler kullanarak aranması demek olan veri madenciliği, konumuz bağlamında,toplanan kişisel verilerin birleştirilerek şüpheli görülen belli özelliklerinve davranış biçimlerinin bu temelden hareketle çözümlenmesini içermektedir. Birsuç işlenmesi olasılığı karşısında veri madenciliği ve profil oluşturulabilirama bunun ağla yapılan balık avı gibi, 'ne çıkarsa bahtımıza' anlayışıylayürütülmesi tehlikelidir (Solove 2011: 190-195).
Veri madenciliği ve hassas kişisel veriler esas alınarak profiloluşturma, idari bir kararla hiçbir suçu olmayan çok sayıda insan için özelhayatlarını içeren bilgi ve verilerin toplanması anlamına gelmektedir ve bunundemokratik bir toplumda kabul edilemeyeceğini Avrupa Konseyi İnsan HaklarıKomiseri de 2008'de konuyla ilgili olarak yayınladığı bir raporda belirtmiştir(2008: 4). BM İnsan Hakları Konseyi, 'Terörle Mücadelede Temel Özgürlüklerin veİnsan Haklarının Korunması ve Teşvik Edilmesi' özel raportörü de, terörizmlemücadelenin, mahremiyete, özel yaşamın gizliliğine otomatikman müdahaleyimeşrulaştıran bir koz olmadığını vurgulayarak, kötüye kullanma olasılığınakarşı güvencelerin varlığını ve elde edilen veri ve bilginin kullanımının,saklanmasının ve paylaşımının sınırlarının belirli olması gerektiğinin altınıçizmektedir. Raportör, özel yaşam ihlalinin seviyesi arttıkça ilgili kurumunkarar verme mekanizmasında daha üst düzey yetkililerin onayının aranması,mahremiyet etki değerlendirmesi ile ilgili düzenlemelerin yapılmasını ve bütünbunları denetleyecek bağımsız bir makamın oluşturulmasını da önerileri arasındasaymaktadır (Scheinin 2009).
Kamu güvenliğini tehdit edici faaliyetlere katılma olasılığınınyüksek olduğu düşünülen bireylerle ve gruplar bunun ceremesini çoğunluğa göreçok daha fazla çekmektedir (Michaelsen 2005: 78). Genel olarak özgürlükbireysel bir hak olarak belirsiz ve soyut bir şey gibi algılanırken, güvenliksomut olarak can ve mal emniyetini akla getirmektedir. Bu nedenle de insanlarınçoğunluğu daha güvenli olmak veya öyle hissetmek için hak ve özgürlüklerindenfedakârlığa hazırdır. Bununla birlikte, özgürlüğü sınırlayan tedbirler veözgürlüğün kısıtlanmasının getirdiği maliyetler dağıtımsal özelliğe sahipolduğundan herkes bu durumdan aynı oranda etkilenmemektedir. Toplumdaki herkesözgürlüğünden azıcık fedakârlık edip, daha çok güvenlik içinde olmamaktadır(Waldron 2007: 503). Özellikle siyasi görüş, etnik, ırk, din, cinsiyet vecinsel tercih olarak ötekileştirilen, azınlıkta kalan bireyler ve gruplarhakkında önyargılı bir şekilde profiller oluşturulabilir. İnsanlar güvenlikiçin haklarından ve özgürlüklerinden fedakârlık yaptıklarında aslındavazgeçtikleri kendilerinin değil, başkalarının, özellikle deötekileştirilenlerin ve azınlıkların haklarıdır (Sottiaux 2008: 8).
Güvenlik politikası, hukuk devleti ve insan haklarına dayalıolmalıdır ve gerçek anlamda güvenliğin, ancak demokrasiyle sağlanabileceğiunutulmamalıdır. Terörle mücadele sırasında demokrasiyi koruyayım derken onuzayıflatabilecek, hatta tahrip edebilecek önlemler alınmasından kaçınmakgerekir. Amaç aracı meşru kılarsa terörist ile terörle mücadele edenlerarasındaki ahlaki ve hukuki ayrım azalır ve özgürlüğü daraltmanın uzun dönemlisonuçları kısa dönemde terörle mücadelenin getirdiği kazançları zayıflatabilir.Zaten, özgürlükten yapılacak fedakârlıkların etkin güvenlik sağlamadığı da birgerçektir. Güvenliğin etkinliğini zayıflattığı düşünülen insan hak veözgürlüklerin tamamen ortadan kaldırıldığı bir durumda bile mutlak birgüvenliki sağlamak mümkün değildir (Hein van Kempen 2013: 14). Demokratik birdevlette güvenlik önlemleri sadece güvenlik bürokrasisinin takdirinebırakılmayacak kadar önemlidir. Sağlıklı bir demokraside devlet, 'meraketmeyin, bana güvenin' diyerek, terörle mücadele için alınan tedbirlerin kişihak ve özgürlüklerine olan etkisini göz ardı edemez.
Görüldüğü üzere özgürlük ve güvenlik arasındaki ilişki birikilemden ziyade dengeye dayanmaktadır. İptali istenen kuralda bu dengegözetilmeyerek, aşağıda ele alacağımız anayasal haklar ihlal edilmiştir.
13. Madde Yönünden
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin özlerinedokunulmaksızın ölçülülük ilkesine uygun şekilde, yasaylasınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Ölçülülük ilkesi sınırlamadabaşvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını;bu aracın sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçlaamacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder.Burada kısıtlama için kullanılan araçla amaç arasında hak ve özgürlüğü en azsınırlayacak dengeli bir orantı aranmaktadır.
KDGM'nin terörle mücadele etmek için kişinin özel hayatını daiçerecek şekilde, ona ait veri, bilgi ve belgeleri toplamasının, saklamasınınve işlemesinin o bireyin özel hayatına müdahale anlamına geldiği hususunda birşüphe bulunmamaktadır. Toplanacak veri, bilgi ve belgelerin türü, içeriği,hangi insan gruplarını kapsayacağı, toplanmış veri, bilgi ve belgelerin nekadar süre ile muhafaza edileceği ölçülülük ve demokratik toplumda gerekliliktestine göre değerlendirilmelidir. Burada sorulması gereken soru bu hakihlalinin terörle mücadele alanında demokratik toplum gereklerine vezorunluluklarına ne ölçüde uyup, uymadığıdır.
Bireylerin korunması ve güvenliklerinin sağlanması amacını taşıyanterörle mücadele, bu yönüyle insan haklarını korumaya katkı yaparken, bumücadelede alınan bazı tedbirler bireylerin hak ve özgürlüklerininsınırlandırılmasına neden olmaktadır. İptali istenen kural temel haklarınsınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerden muaf düşünülemez. Veri, bilgi vebelge toplama demokratik bir toplumda milli güvenlik, kamu düzeni ve suçunönlenmesi gibi amaçlara ulaşmak için dahi olsa ölçülü olmalıdır.
Elverişlilik ölçütüne göre bir yasal düzenlemenin sınırlama amacıbakımından elverişli sayılması için bu düzenlemenin arzulanan amaca katkıyapması gerekmektedir. Konumuz açısından bakıldığında, veri, bilgi ve belgetoplanmasının terörle mücadele amacına hizmet ettiğini söyleyebiliriz.Gereklilik ise bir temel hakkı en az sınırlayan aracın seçilmesinigerektirmekle birlikte iptali istenen kuralın, hakkı en az sınırlayan yumuşakbir araç olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü söz konusu kural çok geniş ve sınırsız birçerçeveyi kapsayarak, terörle mücadele adına, bireyin her türlü eyleminikapsamı dâhilinde görmekte, ona devlet müdahalesine karşı nefes alacak bir alanbırakmamaktadır. Orantılılıkta aranan ise araç ve amacın birbirine karşıölçüsüz bir oran içerisinde olmamasıdır. Terörle mücadele amacıyla sınırsız birşekilde, herhangi bir bağımsız denetime tabi olmadan, neredeyse başıboş birtarzda veri, bilgi ve belge toplanması ölçüsüz bir orantısızlık yaratmaktadır.Orantılılık, yetkililerin, makul, dikkatli ve iyi niyetli hareket etmelerini vemüdahaleyi haklı kılmak için ileri sürülen sebeplerin tatmin edici, gerekli veyeterli olmasını da kapsar. Bireyin özel alanının tehlikeye girmesi, onunhakkında veri, bilgi ve belge toplanması kadar, kime, hangi amaçlarla bunlarınaktarılacağı konusunda denetim imkânını da kaybetmesinde yatmaktadır. Yasalolarak veri, bilgi ve belge toplayan, kamu kuruluşları amacı gerçekleştirmeyeyetecek kadar veriyle kendilerini sınırlamalıdır. İtiraza konu olan ibarede buhususta hiçbir güvenceye yer verilmemiş olması, düzenlemenin orantısızolduğunun bir göstergesidir.
Veri, bilgi ve belgelerin toplanması ve tasnif edilmesinin terörlemücadele alanıyla sınırlı olacağı belirtilmekle birlikte, bu alanınınkapsamının belirsiz ve tanımlanamaz olması, devlete çok geniş ve ucu açık birtakdir hakkı bırakmaktadır. Ayrıca, bunun terörle mücadelede ne derece etkinliksağlayacağı da şüphelidir. Amerikan Bilimler Akademisinin konuyla ilgilihazırladığı bir çalışmada, çok sayıda veri içeren çok büyük veri tabanlarındanpotansiyel teröristleri bulabilmenin matematiksel olarak ya hatalı pozitif(suçsuz insanları şüpheli olarak değerlendirmek) ya da hatalı negatif (gerçeksuçluları veya teröristleri tespit edememek) gibi sonuçlar doğurduğubelirtilmiştir (National Research Council 2008: 2-3). Mesela, dünyada uçaklagünde yaklaşık olarak 2 milyon kişi seyahat etmektedir. Tüm bu kişiler arasındaterörist profiline benzeyen ve hatalı pozitif çıkanların oranının %1 olduğunuvarsayalım. Bunun anlamı 20 bin kişinin haksız yere terörist olma olasılığınakarşı çeşitli sınırlayıcı muamelelere maruz kalmasıdır (Solove 2008: 353).Yakın tarihe bakmakta konumuz açısından aydınlatıcı olabilir. Örneğin, DoğuAlman Hükümeti nüfusunun dörtte biri ile ilgili veri, bilgi ve belgetoplamasına rağmen, kendi sonunu öngörememişti. Çok sayıda veri ve bilgiyietkili bir şekilde çözümleyebilmek, samanlıkta iğne aramaya benzemektedir.Çeşitli gerekçelerle aşırı veri toplanmasının, bu verileri toplayanlarınamaçlarına ne derece hizmet ettiği de kuşkuludur. Çünkü aşırı veri toplanması,veri kirliliğine yol açmakta ve amaca uygun verilerin bu veri çöplüğündençıkarılması, ayıklanması ve çözümlenmesi zorlaşmaktadır.
Demokratik toplumda gereklilikten anlaşılması gereken başvurulantedbirin demokratik toplumu açıklayan ilkelerle uyumlu olup, olmamasıdır. Builkelerin değerini azaltan her uygulama demokratik toplum için gereklideğildir. Demokratik toplum, ayrıca hak ve özgürlüklere karşı gerçekleştirilenher müdahaleye karşı kişilere bir takım güvencelerin de sağlanmasınıgerektirir. Oysa iptali istenen ibare, kötüye kullanım olasılığı karşısındaengelleyici etkili ve yeterli tedbirlere yer vermemektedir. Örneğin, KDGM'ninAraştırma-Geliştirme Dairesinin bu son derece geniş yetkisini denetleyecekbağımsız bir makam yoktur.
İptali istenilen düzenlemenin temel amacının insanları ve toplumuteröre karşı korumak olduğu görülmektedir. Bu son derece meşru bir amaçtır vebu açıdan anayasaya aykırılık iddia edilemez. Ancak, bu amaca ulaşmak için kullanılanyöntemin uygunluğu ise sorunludur. Hakkı sınırlayan düzenlemeyle, ilgiligüvenlik kuruluşuna belirsiz ve ihtiyaç duyulandan çok daha geniş bir şekilde,sınırsız veri, bilgi ve belge toplama ve tasnif yetkisi verilmektedir. Veri,bilgi ve belgelerin toplanması sırasında kişinin temel hak ve özgürlük alanınazorunlu olmadıkça müdahale edilmemeli, terörle mücadele gibi meşru bir amaçiçin dahi yapılacaksa, müdahalenin sınırları iyi çizilmelidir.
17. ve 20. Maddeler Yönünden
Anayasa'nın 17. maddesi herkesin, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. 'Özelhayatın gizliliği' başlığını taşıyan Anayasa'nın 20. maddesine göre de,'Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkınasahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Herkes,kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Buhak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilereerişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçlarıdoğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler,ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir'.
Özel hayatın gizliliği ve bu kapsamda kişisel verilerin korunmasıkonusu her şeyden önce insan onuruna saygı ve kişilik haklarına dayanmaktadır.Bu hak, kişinin saygınlığını ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini mümkünkılan şeref ve haysiyet, özel yaşam ve sağlık gibi kişisel değerler üzerindekiçıkarlarını belirterek, bireye kişiliğini dilediği şekilde, serbestçegeliştirebileceği, kendisi ve sevdikleriyle bir arada olabileceği özerk biryaşam alanına sahip olma şansı vermektedir. Bu alanda birey, maddi ve manevikişiliğini geliştirmek ve başkaları tarafından bilinmesini istemediğihususların güvence altına alınmasını istemek hakkına sahiptir.
İptali istenen kural, KDGM'ye Anayasaya aykırı bir şekilde sonderece geniş ve sınırsız bir yetki vererek, muazzam bir veri, bilgi ve belgetoplama, saklama, işleme ve değiştirme gücü olan devlet karşısında bireyi kişiolarak yok saymakta, onu basit bir veri nesnesi haline dönüştürmektedir. Adıgeçen kural, insanı hakkında veri toplanan basit bir veri nesnesi konumunaindirgemektedir. İnsan onuruna saygı, insanlara nesneymiş gibi davranmayıyasaklamaktadır. Alman Anayasa Mahkemesi de insanın devlet için basit bir nesneolarak görülmesinin insan onuruna aykırı olduğunu ve devletin insana bir eşyagibi yaklaşmamasının gerekliliğini vurgulamıştır (Şimşek 2008: 5).
Kişisel verilerin korunması kişinin maddi ve manevi varlığınıgeliştirmesine imkân tanıyarak, bireyin hayatını kendi özgür iradesiyledüzenlemesine katkı sağlamaktadır. Bireyin kişisel verileri üzerindeki hakkıyeteri kadar korunmazsa, kişiliğini serbestçe geliştirmesi zora gireceğinden,özgür iradeleriyle yaşamlarını biçimlendiren bireylerden oluşan demokratik birtoplum düzeninin ortaya çıkması ve korunması da güçleşecektir. Kişinin maddi vemanevi varlığını geliştirmesi, ancak ve ancak, faaliyetlerini özgürcegerçekleştirmesi ile mümkündür. Kişisel verilerin korunmasıyla, kişisel veritoplanması, saklanması ve işlenmesi sırasında bireyin hak ve özgürlüklerininkorunarak demokratik toplum düzeninin oluşmasına katkı yapmak hedeflenmektedir.
Bireyin özel hayatını, kendi tercihleri ile nasıl şekillendirdiğiilke olarak, bir başka kişinin veya devletin ilgi alanına girmemelidir. Yaşamilişkilerine ait tüm kişisel verileri kapsamlı bir kayda tutulan ve özelyaşamının gizliliği adeta ortadan kalkan bireyin kişiliğini geliştirmesi mümkündeğildir. Kişisel verilerin korunması hakkı ihlal edildiğinde bireyin diğertemel hak ve özgürlükleri kullanması zorlaşmaktadır. Kayıt altına alınan veyaalındığını düşünen birey kendi özgür kişiliğinin gereği gibi değil, kendisindenistenilen veya beklenilen davranış tarzıyla hareket edecektir. Bireyler çeşitlifaaliyetlerinin devlet tarafından izleneceği endişesiyle bunlarıgerçekleştirmekten vazgeçebilirler. Aykırı hareket tarzlarının sürekli kayıtaltına alındığını düşünen birey, örneğin örgütlenme, toplantı ve düşünceözgürlüklerini kullanmama eğilimine girecektir. Eğer insanlar seyahat etmek,iletişimde bulunmak gibi belli eylemlerin hükümet tarafından yakındanizleneceğini düşünürlerse, bu eylemleri gerçekleştirmekten kaçınabilirler veyasal faaliyetlerinde kendi kendilerini sınırlama eğilimine girebilirler. Budurum kişinin özerkliğini etkileyerek, yurttaşların özgür iradeleriyle kendiyaşamlarını belirleyebildikleri özgürlükçü demokratik esaslara dayanan birtoplum düzeninin oluşmasını engelleyecektir.
Teknolojideki gelişmeler nedeniyle çok çeşitli denetim, gözetlemeve izleme biçimleriyle bireyin özel hayatının gizliliğini muhafaza etmekgittikçe zorlaşmaktadır. Fransız filozofu Foucault'un deyişiyle 'panoptik birgözetleme' hayatı kuşatmaktadır. Gözetlemenin esas alındığı panoptik yaşambiçimlerine doğru evrilen modern toplumlarda özel yaşama saygı hakkının ve buhak kapsamında korunan en önemli hukuksal çıkarlardan olan mahremiyetin nasıl korunacağıönemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyin, ahlaki ve toplumsalkişiliğinin gelişiminde ve diğer insanlarla olan ilişkilerini düzenlemedeönemli bir kavram olan mahremiyetin ihlali insan onurunun ve kişiliğinin ihlalianlamına gelmektedir. Birey muazzam ve dehşet verici bir bilgi bankası veyaveri tabanı içinde bir numaradan ibaret bir nesneye indirgenme riskiyle karşıkarşıya kalmaktadır. Bu gücün sınırlandırılması, özel hayatın ve kişilikhaklarının korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Kişisel verilerin korunması, bir özgürlük sorunudur ve özelhayatın gizliliği, yalnız kalma hakkından kişinin kendisi hakkındaki veri vebilgileri kontrol hakkını içerir bir şekle dönüşmüştür. Bireylere hayatlarınıdiledikleri gibi düzenleme fırsatı sunan bir alan yaratma imkânı tanıyan özelyaşamın gizliliği hakkı, kişinin özerk bir birey olması açısından son dereceönemlidir. Bu hak, başkaları ve devlet tarafından ihlal edilmemesi, saygıgösterilmesi gereken bir çeşit onursal duvar yaratmaktadır. Bireyin özelyaşamının gizliliği hakkı ile devletin güvenlik sağlama görevi arasındaçatışmada güvenlik her zaman öncelik taşıyacaksa özel hayatın gizliliği vekişisel verilerin korunması haklarında söz etmenin çok fazla bir anlamıkalmamaktadır.
90. Madde Yönünden
Bu maddeye göre, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarasıantlaşmalar kanun hükmündedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak veözgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklıhükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşmahükümleri esas alınır.' İptal konusu düzenleme, ilk bölümde de anlatıldığıüzere, Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi HaklarSözleşmesinin 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesiniihlal ettiğinden, Anayasa'nın 90. maddesine de aykırıdır.
Sonuç
İptali istenen düzenleme, Anayasanın, temel hak ve hürriyetlerindemokratik toplum düzenin gereklerine aykırı olarak sınırlanamayacağınıbelirten 13., herkesin maddi ve manevi kişiliğini geliştirme hakkına sahipolmasını güvence altına alan 17., özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerinkorunmasını düzenleyen 20., ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarasıantlaşma hükümlerini anayasal güvence altına alan 90. maddelerine aykırıolduğundan çoğunluk görüşüne muhalif kalınmıştır.
Üye
Engin YILDIRIM
Kaynakça
Atak, Songül, (2010), 'Avrupa Konseyi'nin Kişisel VerilerAçısından Sağladığı Temel Güvenceler', Türkiye Barolar Birliği Dergisi,sayı 87, ss: 90-120.
Avrupa Konseyi, (2008), Protecting the Right to Privacy inthe Fight against Terrorism,CommDH/IssuePaper(2008),https://wcd.coe.int/com.instranet.InstraServlet'Index=no&command=com.instranet.CmdBlobGet&InstranetImage=1416463&SecMode=1&DocId=1426260&Usage=2, erişimtarihi 15.11.2012
Avrupa Konseyi, (2002),İnsan Hakları ve Terörle MücadeleHakkında İlkeler,http://www.jp.coe.int/upload/90_guidelineshumanrights_terrorism_tur.pdf,erişim tarihi 15.11.2012.
Dragu, Tiberiu, (2011), 'Is There a Tradeoff between Security andLiberty' Executive Bias, Privacy Protections and Terrorism Preventions', AmericanPolitical Science Review, 105(1): 64-78.
Hein van Kempen, Piet (2013), 'Four Concepts of Security-A HumanRights Perspective', Human Righst Law Review,13: 1-23.
Küzeci, Elif, (2010), Kişisel Verilerin Korunması, Ankara:Turhan Kitabevi.
Locke, John, (2010), Hükümet Üstüne İkinci Tez, çev.Aysel Doğan, İzmir: İlya Yayınevi.
Michaelsen, Christopher, (2006), Balancing Civil Liberties againstNational Security: A Critique of Counterterrorism Rhetoric', Univeristyof New South Wales Law Journal, 29 (1): 1-21.
National Research Council (2008), Protecting IndividualPrivacy in the Struggle Against Terrorists: A Framework for Program Assessment,Executive Summary http://www.nap.edu/catalog.php'record_id=12452, erişimtarihi, 19.11.2012.
Posner, Richard, (2006), Not a Suicide Pact: TheConstitution in a Time of National Emergency, Oxford: Oxford UniversityPress.
Posner, Eric A. ve Adrian, Vermeule (2007), Terror in theBalance: Security, Liberty and the Courts, New York: Oxford UniversityPress.
Scheinin, Martin, (2009), Report of the Special Rapporteuron the Promotion and Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms whileCountering Terrorism, Human Rights, Council,UN,http://www2.ohchr.org/english/bodies/hrcouncil/docs/13session/A-HRC-13-37.pdf,erişim tarihi, 19.11.2012.
Schwartz, Paul, M (2011), 'Regulating Governmental Data Mining inthe United States and Germany: Constitutional Courts, the State and NewTechnology', William and Mary Law Review, 53: 351-387.
Solove, J. Daniel (2011), Nothing to Hide: The FalseTradeoff between Privacy and Security, New Haven: Yale UniversityPress.
Solove, J. Daniel, (2008), 'Data Mining and the Security-LibertyDebate', The University of Chicago Law Review, 75: 343-362.
Sottiaux, Stefan, (2008), Terrorism and the Limitation ofthe Rights: The ECHR and the US Constitution, Oxford: Hart Publishing.
Şimşek, Oğuz, (2008), Anayasa Hukukunda Kişisel VerilerinKorunması, İstanbul: Beta.
Vermeule, Adrian, (2011), 'Security and Liberty: Critiques ofTradeoff Thesis', Harvard Law School Public Law and Legal TheoryWorking Paper Series, paper no: 11-19 http://ssrn.com/abstract=1888334 s.2, erişim tarihi, 2.11.2012.
Waldron, Jeremy, (2007), 'Safety and Security', NebraskaLaw Review 85(1): 455-507.
Waldron Jeremy, (2003), 'Security and Liberty: The Image ofBalance', The Journal of Political Philosophy, 11 (2):191-210.
Young, Raymond, (2008) 'Germany: Shooting Down Aircraft andAnalysing Computer Data', International Journal of Constitutional Law,6(2): 331-348.
MUHALEFET ŞERHİ
17.2.2010 günlü, 5952 sayılı Kamu Düzeni ve GüvenliğiMüsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un:
1- 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının '... terörle mücadeleyeilişkin politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum vekuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı...' bölümünde yer alan '... İçişleri Bakanlığına bağlı ...' ibaresi;
2- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan '... İçişleriBakanlığına bağlı ...' ibaresi;
3- 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, birinci cümlesinde yeralan '... İçişleri Bakanının ...', ikinci cümlesinde yer alan '... İçişleriBakanının ...' ve üçüncü cümlesinde yer alan '... İçişleri Bakanı ...'ibareleri;
4- 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan '... Bakanınonayı ile özel ihtisas ve araştırma komisyonları ...' ibaresindeki '... Bakanın...' sözcüğü;
5- 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin '... Bakanonayı ile en çok on Müsteşarlık Müşaviri pozisyon unvanıyla sözleşmeli personelçalıştırılabilir. Personelin sözleşme usul ve esasları Müşteşarlıkça tespitedilir ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde belirlenen taban ve tavanücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi ve Bakan onayı ile aylıkbrüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıkta sözleşmeli personel olarakistihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ikramiye veteşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu statüde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamukurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro veya statüde çalışmaaçısından kazanılmış hak teşkil etmez.' bölümünde yer alan 'Bakan ...' sözcüğüile yine aynı bölümde yer alan '... ve bu Kanuna ekli (2) sayılı cetveldebelirlenen taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere Müsteşarın teklifi veBakan onayı ile aylık brüt sözleşme ücreti ödenir. Ayrıca Müsteşarlıktasözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen usul ve esaslarçerçevesinde ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilir. ...' ibaresi;
6- 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan 'Bakan ...'sözcüğünün;
643 ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile yürürlüktenkaldırıldığından sözü geçen kuralların iptali istemi hakkında 'kararverilmesine yer olmadığına' karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'ne yapılan iptal başvurularının konusunuoluşturan kuralların tümüyle yasal değişikliğe uğramaları halinde, söz konusubaşvurular hakkında karar verilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Ancak;yapılan değişikliğin dava konusu tümce, ibare veya sözcüklere ilişkin olmasıdurumunda incelemenin sürdürülerek sonuca gidilmesi dolayısıyle istemle ilgilikarar verilmesi gerekir. Aksi takdirde dava konusu kurallarda esasa müessirolmayacak şekilde yapılacak ekleme ve çıkarma şeklindeki değişiklikler anayasaldenetimin dışında kalmasına neden olacağı, bu durumun da Anayasa Yargısınınamacı ve işlevine ters düşeceğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
* Türkiye, buSözleşmeyi imzalamakla birlikte, 'Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun',henüz yasalaşmadığından Sözleşme'nin ilgili hükmü gereğince taraf olmamıştır.