ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/6
Karar Sayısı : 2011/54
Karar Günü : 17.3.2011
R.G. Tarih-Sayı :06.07.2011-27986
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (CumhuriyetHalk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY ile KemalKILIÇDAROĞLU (Esas Sayısı: 2010/6)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2010/14)
2- İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2010/15)
3- Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2010/16)
DAVA ve İTİRAZLARIN KONUSU :14.12.2009 günlü,5941 sayılı Çek Kanunu'nun:
1- 5. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin,
b- (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
c- (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
d- (4) numaralı fıkrasında yer alan '' gerçek ve '' ibaresinin,
2- 7. maddesinin,
3- Geçici 1. maddesinin;
a- (3) numaralı fıkrasının,
b- (4) numaralı fıkrasında yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihe kadar'' ibaresinin,
Anayasa'nın 2., 10., 36., 38. ve 90. maddelerine aykırılığısavıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- Yasa'nın dava konusu kuralların da yer aldığı 5. maddesişöyledir:
'Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
MADDE 5- (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine görekanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemiyapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her birçekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak,hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından azolamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; buyasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder.Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabınınaçıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçininyerleşim yeri mahkemesinde görülür.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili bankahesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çekhesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işleriniyürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirlemeyapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çekkarşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.
(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemeküzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçekkişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çektendolayı hukukî ve cezaî sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.
(4) Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenenve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresiiçinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçekve tüzel kişi hakkında, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınıntalebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde resen mahkemetarafından, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, çek düzenleme ve çekhesabı açma yasağı kararı verilir.
(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgiliolarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı süreceilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır.Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de,tebligat yapılmış sayılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararıverilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iadeetmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararıverilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on güniçinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri,düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermeksuretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(8) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkinbilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet BakanlığıUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Türkiye Cumhuriyet MerkezBankasına elektronik ortamda bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacakduyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarakTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.
(9) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturmaveya kovuşturma neticesinde;
a) Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,
b) Mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı,davanın düşmesi veya davanın reddine,
karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabıaçma yasağının kaldırılmasına da karar verilir. Bu karar, kesinleşmesi hâlinde,Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına sekizinci fıkradaki usullere görebildirilir ve ilân olunur.
(10) Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabıaçma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarakda sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.
(11) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle kamu davasınınaçılmasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ön ödemeyeve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 297 nci maddesininüçüncü fıkrasındaki tebliğnamenin tebliğine ilişkin hükümler uygulanmaz.'
2- Yasa'nın dava konusu 7. maddesi şöyledir:
'Diğer ceza hükümleri
MADDE 7- (1) Tacirin ticarî işletmesiyleilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çekdüzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gerekençek defteri veren banka görevlisi hakkında elli günden yüzelli güne kadar adlîpara cezasına hükmolunur.
(3) 2 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki yükümlülüğe aykırıolarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkındaçek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetimorganında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzelkişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlîpara cezası ile cezalandırılır.
(4) Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgiliolarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyetüzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilençekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan yada bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen bankagörevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıkararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayıgerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıkararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, üç aydan biryıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkilikılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yılakadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
(9) Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamilineçek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, bir yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(10) 2 nci maddenin, sağlanması ve saklanması gerekenbilgi ve belgelere ilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekinkarşılıksız çıkması dolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerinedüzenleyicinin banka kayıtlarındaki adreslerinin kendisine verilmemesi hâlinde,ilgili bankaya Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından beşbin TürkLirasına kadar idarî para cezası verilir.'
3- Yasa'nın dava konusu kuralların da yer aldığı Geçici 1. maddesişöyledir:
'Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bankalar, TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren biray içinde, 2 nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygunolarak yeni çek defterleri bastırırlar.
(2) Bankalar, 1/7/2010 tarihine kadar müşterilerine yeni çekdefterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.
(3) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çekdefterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devamolunur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesihükmü saklıdır.
(4) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar 3167sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı açılmış olan davalarbakımından asliye ceza mahkemesinin görevi devam eder.
(5) 31/12/2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenlemetarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.
(6) Bu Kanunun 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncayapılacak bildirimler, 1/7/2010 tarihine kadar yazılı ortamda yapılabilir.
(7) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Kanunun 6 ncımaddesi uyarınca kurulmuş olan Bankalararası Takas Odaları Merkezi, bu Kanunun8 inci maddesinde öngörülen tüzel kişiliği haiz sistem kuruluncaya kadarfaaliyetlerine devam eder ve yeni kurulacak tüzel kişiliğe herhangi bir işlemegerek kalmaksızın devrolunur. Yeni kurulacak tüzel kişilik bu devir nedeniyledoğacak her türlü vergi, resim, harç ve fondan muaftır.'
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde ve başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10.,36., 38. ve 90. maddelerine dayanılmış; 142. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra AylaPERKTAŞ'ın katılımlarıyla 25.2.2010 günü yapılan ilk inceleme toplantılarında,dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğüdurdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARLARI
A- 14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 1. maddesinin(4) numaralı fıkrasında yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar''ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan 2010/14 ve 2010/16 esassayılı itiraz başvurularına ilişkin davaların;
B- 14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin (3)numaralı fıkrasının ikinci tümcesinin 'Gerçek kişinin'vekili olarak çekdüzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı ' cezaî sorumluluk çek hesabı sahibineaittir.' bölümünün iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan 2010/15 esassayılı itiraz başvurusuna ilişkin davanın;
Aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2010/6 esas sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin 2010/6 esassayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 25.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenilen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa'nın 5. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci veİkinci Cümlelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla, yalnızca sözleşmeden doğanyükümlülüklere aykırılık nedeniyle özgürlüğün kısıtlanması yasağı getirenAnayasanın 38. maddesine aykırı bir düzenlemenin yapıldığı, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesine Ek 4 No'lu Protokolün 1. maddesinden aynen alınmış olan buAnayasa kuralına göre, bir kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan biryükümlülüğünü yerine getirmediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı,bunun insan onuruna aykırı olacağı, çekin, borç sebebini ihtiva etmemiş olsabile geçerli borç ikrarını içeren bir havale ve sözleşme senedi olduğu, hukukdevletinde, devlet erki kullanılarak yapılan tüm işlemlerin nihai amacının'kamu yararı' olması gerektiği, kamu yararının, yasama organının takdir yetkisiiçinde de bir sınırının olduğu, oluşturulan yapay güven ortamı ile hamilin,kendisine yapılacak ödemelerde çeki daha kolay kabul etmesi nedeniyle kötüniyetli keşideciler tarafından aldatılabilir hale geldiği, bu durumun da kamuyararına dayandığını söylemenin mümkün olamayacağı belirtilerek kurallarınAnayasa'nın 2., 38. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın 1. maddesinde, Yasa'nın amacının, çek defterlerininiçeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarınave kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmayailişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğeryükümlülüklere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımlarıbelirlemek olduğu ifade edilmiştir.
Yasa'nın 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının dava konusu birincive ikinci cümlelerinde, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunîibraz süresi içinde ibrazında, hamilin şikâyeti üzerine her bir çekle ilgiliolarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkındabinbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunacağı ancak, hükmedilecek adlîpara cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağıöngörülmüştür.
Madde gerekçesinde konuyla ilgili olarak, Anayasa'nın 38.maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesibağlamında güvence altına aldığı kusursuz ceza olmaz kuralının gereği olarakçekte karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun, en azındantaksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlandığı ve objektif(kusursuz) sorumluluğu gerektiren bir suç olmadığı, kişinin elinde olmayansebeplerle ortaya çıkan zorunluluk hali dolayısıyla doğal afet, savaş, kazageçirmesi gibi sebeplerle çekin karşılığını ilgili hesapta zamanındabulunduramamış olması halinde ceza ile sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında 'Hiç kimse,yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayıözgürlüğünden alıkonulamaz.' denilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki kararlarında da belirtildiğigibi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda kambiyo senetleri arasında düzenlenençek, temel ilişkide bir sözleşmenin bulunup bulunmamasından bağımsız olarak,kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir. Hatır senetlerindeolduğu gibi taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığıveya temelde yer alan sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda bile çek, başlıbaşına borç kaynağı biçiminde ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, haksız fiil veyasebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir borç için dahi çek keşideedilebilmektedir. Çeki elinde bulunduran hamil, keşideci ile lehdar arasındakitemel ilişkiden kaynaklanan bir alacağı değil, doğrudan doğruya çekten doğan birhakkı iktisap etmektedir. O halde, çek ilişkisi bizzat sözleşme olmadığı gibi,çekin temelinde her zaman bir sözleşme bulunması da zorunlu değildir. Temeldebir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise çekte, bu ilişkiden bağımsızve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo taahhüdü söz konusudur.Borçlu, temel ilişki ne olursa olsun borcunu ödemek için çek kullandığında,asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmaktadır. Bu nedenle çekleilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişinincezalandırılmasında Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde Anayasa'yave ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suçsayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcıve hafifleştirici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda yasakoyucunun takdiryetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemiyapılmasına sebebiyet veren kişinin ne şekilde cezalandırılacağı hususuyasakoyucunun takdir yetkisi içinde kalmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Dava konusu kuralların Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
B- Yasa'nın 5. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, çek hesap sahibinin tüzel kişi olması durumundave eğer yönetim kurulu tarafından bir kişi bu konuda görevlendirilmişse okişinin, eğer görevlendirme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan kişi veyakişilerin tamamının ceza hukuku açısından sorumlu tutulduğu, tüzel kişilerdeyönetim organı üyesi olan kişilerin, suça konu eylemi işlememeleri ve hattasuça konu eylemden haberlerinin olmaması halinde bile cezai yaptırımlakarşılaşmalarının mümkün olacağı, bu durumun cezaların şahsiliği ilkesi ilebağdaştırılamayacağı, kişinin yalnızca kendi fiilinden sorumlu olabileceği veişlemediği bir fiilden sorumlu tutulamayacağı belirtilerek kuralın Anayasa'nın38. maddesinin yedinci fıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de karar verebileceğinden,iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 167. maddesi yönünden deinceleme yapılmıştır.
Yasa'nın 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında çekle ilgili olarak'karşılıksızdır' işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında adli paracezasının hükmolunacağı; (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde ise çekkarşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişinin çekhesabı sahibi olduğu belirtilerek suçun ancak gerçek kişilerce işlenebileceğiöngörülmüştür.
Dava konusu kuralda ise çek hesabı sahibinin tüzel kişi olmasıhâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetimorganının üyesinin, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturangerçek kişi veya kişilerin çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmaklayükümlü oldukları belirtilmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında, ceza sorumluluğununşahsi olduğu ifade edilmiştir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimseninişlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımlakimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır.
Tüzel kişiler, kendilerini oluşturan kişi veya maltopluluklarından bağımsız ve ayrı kişilerdir. Bu nedenle kendilerini oluşturanüyelerden bağımsız olarak yetkili yönetim organları aracılığıyla hak edinipborç altına girebilirler. Tüzel kişilerin kendilerini oluşturan üyelerinden bağımsızolmaları sebebiyle de üyelerinin veya yetkili yönetim organlarının değişmesiylegirdikleri borçlardan dolayı sorumluluklarında herhangi bir değişiklik meydanagelmez. Başka bir ifade ile yetkili yönetim organlarının işlemlerinden doğanborçlardan dolayı anılan organ ya da bu organı oluşturan üyelerinin bir kısmıdeğişse bile tüzel kişinin bu borcu ödeme yükümlülüğü devam eder. Bu yükümlülükise borcun ödenmesi gereken tarihteki mali işleri yürüten yönetim organı veyabu konuda görevlendirilen kişi tarafından yerine getirilecektir. Zira anılanorgan veya kişi, tüzel kişiye ait mali işleri yürütmektedir. Dolayısıyla tüzelkişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böylebir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler,tüzel kişinin hesapları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olacaklarından ibrazsüresi içinde her bir çekin karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmaklayükümlüdürler. Buna göre, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle ilgili bir üyeningörevlendirilmemesi halinde çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemiyapılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle yönetim organının sorumlututulmalarında cezaların şahsiliği ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.
Nitekim, 6762 sayılı Yasa'nın 20. maddesinde her tacirin, ticaridefterler tutmaya mecbur olduğu ve bütün ticari faaliyetlerinde basiretli biriş adamı gibi hareket etmesi gerektiği kurala bağlanmış; 66. maddesinde ise hertacirin, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacakmünasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmekmaksadıyla, işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri veeğer tacir tüzel kişilik ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defterive karar defteri tutmaya; yine anılan maddede tacirin işletmesi ile ilgiliişler dolayısıyla aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibivesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı vetelgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve kefalet ve sairteminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri muntazam bir tarzda dosyahalinde saklamaya mecbur olduğu belirtilmiştir.
Buna göre tüzel kişilerin yukarıda anılan defter ve belgeleri yasagereği tutmaları ve tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilenyönetim organının üyesinin, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organınıoluşturan gerçek kişi veya kişilerin ticari işletmeleriyle ilgili olarakbasiretli bir iş adamı gibi hareket etmelerinin gerektiği gözönüne alındığındatüzel kişi adına keşide edilen çeklerin karşılıklarını ilgili hesaptabulundurmakla yükümlü oldukları açıktır. Bu yükümlülük tüzel kişi adına çekinkeşide edilmesinden sonra belirlenen yönetim organı üyesi veya böyle birbelirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler içinde geçerlidir.
Öte yandan, Anayasa'nın 167. maddesinin birinci fıkrasında,'Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenliişlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır.' kuralına yerverilmiştir. Para, kredi ve sermaye politikalarının oluşmasında ve saptanmışpolitikaların uygulanmasında Devletin önemli görevleri bulunmaktadır. Buna göreDevlet, piyasayı ve ticaret hayatını korumak amacıyla çekin, güvenli bir ödemearacı olarak kullanılmasını sağlamakla yükümlüdür.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 38. ve 167.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
C- Yasa'nın 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesininİncelenmesi
Dava dilekçesinde ve başvuru kararında (2010/15), vekaletençek keşidesi yasaklanmış olmasına rağmen vekaleten çek keşide edenin değil çekhesabı sahibinin hukuki ve cezai sorumluluğuna gidildiği, hukukun temelilkelerine ve ceza kurallarına aykırılık oluşturulduğu, temsilci veyavekilin eyleminin cezasının olmaması nedeniyle kişilerin suç işlemeye teşvikedildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Yasa'nın 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeçek hesabı sahibi gerçek kişinin, kendisi adına çek düzenlemek üzere birbaşkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemeyeceği; ikinci cümlesinde isegerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, buçekten dolayı hukukî ve cezaî sorumluluğun çek hesabı sahibine ait olduğukurala bağlanmıştır. Böylece gerçek kişilerin kendileri adına çek düzenlemeküzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin etmeleri yasaklanmıştır.
Kuralda yasağa aykırı hareket eden çek hesabı sahibi gerçekkişinin, bu çekten dolayı hukukî ve cezaî yönden sorumlu olduğu belirtilmesinerağmen, bu yasağa aykırı hareket eden temsilci veya vekilin cezai ve hukukisorumluluğundan bahsedilmemiştir. Ancak bu durum, vekil veya temsilcinin hiçbirsurette hukuki ve cezai olarak sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmemektedir.Temsilci veya vekilin de genel hükümler çerçevesinde karşılıksız kalan çekleilgili olarak sorumlu tutulabilecekleri doğal olup, bu sorumluluğu engelleyenbir kural da bulunmamaktadır. Buna göre kuralın, hukuk devleti ile çelişen biryönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
D- Yasa'nın 5. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasında Yer Alan''gerçek ve'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 5. maddenin (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesine ilişkin başvuruda belirtilen gerekçelerle kuralın,Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın 5. maddesinin dava konusu ibarenin de yer aldığı (4)numaralı fıkrasında, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, karşılıksızçek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çeküzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığınıilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, soruşturmaevresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından,kovuşturma evresinde resen mahkeme tarafından çek düzenleme ve çek hesabı açmayasağı kararı verileceği kurala bağlanmıştır.
Yasa'nın 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ilişkin gerekçe bukural için de geçerlidir. Bu sebeple yasağa aykırı hareket eden temsilci veyavekil, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak genel hükümlerçerçevesinde sorumlu tutulabileceğinden, temsilci veya vekil hakkında da 'karşılıksızçeki düzenleyen' sıfatıyla çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıkararı verilebilecektir. Nitekim madde gerekçesinde de güvenlik tedbiri olarakçek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının, karşılıksız çeki düzenleyen gerçekkişi hakkında verileceği belirtilmiştir. Buna göre kuralın, hukuk devleti ileçelişen bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2.maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
E- Yasa'nın 7. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasına ilişkin başvuruda belirtilen gerekçelerle kuralın, Anayasa'nın2., 38. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında tacirin ticarîişletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterinikullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişinin; (2) numaralı fıkrasında tacirolmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren bankagörevlisinin; (3) numaralı fıkrasında Yasa'nın 2. maddesinin üçüncüfıkrasındaki yükümlülüğe aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişiile beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çekhesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görevyaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteriveren banka görevlilerinin; (4) numaralı fıkrasında kısmen veya tamamenkarşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemiyapmayan banka görevlisinin; (5) numaralı fıkrasında karşılığı tahsil edilmeküzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen,hamile ödemede bulunmayan ya da bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğumiktarı hamile ödemeyen banka görevlisinin; (6) numaralı fıkrasında hakkındaçek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişinin, buna rağmençek düzenlemesi; (7) numaralı fıkrasında hakkında çek düzenleme ve çek hesabıaçma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisinin;(8) numaralı fıkrasında çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkilikılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranların; (9) numaralı fıkradahamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişinineylemleri suç olarak kabul edilmiştir. Maddenin (10) numaralı fıkrasında iseYasa'nın 2. maddesinin, sağlanması ve saklanması gereken bilgi ve belgelereilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekin karşılıksız çıkmasıdolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerine düzenleyicinin bankakayıtlarındaki adreslerinin verilmemesi halinde ilgili bankanın idari para cezasıile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.
Maddenin (10) numaralı fıkrası dışındaki diğer fıkralarındabelirtilen kişilere, borçlu ile alacaklı arasında önceden var olan sözleşmeilişkisinden doğan yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı ceza verilmesisöz konusu olmayıp belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle cezaverilmektedir. Bu nedenle sözleşme ilişkisinden kaynaklanmayan yükümlülüklereaykırı davranışların cezalandırılmasında Anayasa'nın 38. maddesine aykırı biryön bulunmamaktadır.
Maddenin (10) numaralı fıkrasında ise ilgili bankanın fıkradabelirtilen yükümlülüklere aykırı davranması halinde idari para cezası ilecezalandırılacağı belirtilmiştir. İdari para cezaları ödenmediği durumlardaözgürlüğü bağlayıcı bir cezaya çevrilemeyen cezalardan olması nedeniyle bufıkra açısından da Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Öte yandan, Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerdeAnayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangieylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü,cezayı ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerin belirlenmesi gibi konulardayasakoyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle kuraldaki yükümlülüklereaykırı hareket edenlerin ne şekilde cezalandırılacağı hususu yasakoyucununtakdir yetkisi içinde kalmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Dava konusu kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
F- Yasa'nın Geçici 1. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde, bankaların müşterilerine verdikleri eski çekdefterleriyle ilgili olarak 3167 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasına devamedilmesinin Anayasa'nın 38. maddesi ve AİHS'nin Ek 4 No'lu Protokolü'nün 1.maddesi ile çeliştiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 38. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, bankaların müşterilerine verdikleri eski çekdefterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasına devamolunacağı ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi hükmününsaklı olduğu belirtilmiştir.
Fıkra gerekçesinde konuyla ilgili olarak 'Bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce düzenlenmiş çeklerle ilgili olarak 3167 sayılı Kanunhükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır.' denilmektedir.Buna göre 5941 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihine kadardüzenlenmiş çeklerle ilgili olarak zaman bakımından uygulama ilkelerine deriayet edilerek 3167 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir.
Kural, 3167 sayılı Yasa hükümlerine göre bastırılan ve bu Yasa'nınyürürlük tarihinde keşide edilmiş çeklerle ilgili olarak uygulamada çıkabilecektereddütleri gidermekte ve lehe olması durumunda 3167 sayılı Yasa hükümlerinegöre sanığın cezalandırılabilmesine imkan vermektedir.
Yasa'nın 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikincicümlelerine ilişkin gerekçede belirtilen nedenlerle çekle ilgili olarakkarşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişinin cezalandırılmasındaAnayasa'nın 38. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı gibi bu kişinin ne şekildecezalandırılacağının belirlenmesi hususu yasakoyucunun takdir yetkisiiçindedir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Dava konusu kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
G- Yasa'nın Geçici 1. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasında YerAlan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar '' İbaresinin İncelenmesi
Başvuru kararlarında (2010/14 ve 2010/16), 3167 sayılı Yasa'nınyürürlük tarihinde işlenmiş karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı 5941sayılı Yasa'nın yürürlük tarihine kadar açılmış olan kamu davalarının sulh cezamahkemelerinden daha güvenli olan asliye ceza mahkemelerinde görülmesine rağmen5941 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinden sonra açılmış olan kamu davalarınınalt dereceli mahkeme olan sulh ceza mahkemelerinde görülmesinin eşitlik ve adilyargılanma hakkıyla çeliştiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 10. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanunhükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de karar verebileceğinden,iptali istenen kuralla ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 142. maddesi yönünden deinceleme yapılmıştır.
İtiraz konusu kuralla, 5941 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihe kadar 3167 sayılı Yasa'nın 16. maddesinde tanımlanan suçtan dolayıaçılmış olan davalar bakımından asliye ceza mahkemesinin görevinin devamedeceği kurala bağlanmıştır. Buna göre 5941 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği20.12.2009 tarihine kadar 3167 sayılı Yasa'nın 16. maddesinde tanımlanan suçtandolayı açılmış olan davalarda asliye ceza mahkemeleri, anılan tarihten sonraaçılan davalarda ise sulh ceza mahkemeleri görevlidir.
Fıkra gerekçesinde konuyla ilgili olarak '3167 sayılı Kanununhükümlerine istinaden karşılıksız çek keşidesi suçundan açılmış olan davalarlailgili olarak Tasarı hükümlerinden hareketle görevsizlik kararı verilmesininönüne geçilecek düzenleme yapılmıştır.' denilmektedir.
Anayasa'nın 142. maddesinde 'Mahkemelerin kuruluşu, görev veyetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.' denilmiştir.Buna göre hangi mahkemelere hangi görev ve yetkilerin verileceği, yargılamausullerinin saptanması yasakoyucunun takdir alanı içindedir. Mahkemelereverilen görev ve yetkileri kullanan hakimlerin tarafsızlığı, bağımsızlığı,Anayasa ve yasalara bağlılıkları açısından asliye ceza mahkemeleri ile sulhceza mahkemeleri arasında güven yönünden bir farklılık olduğu kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 142. maddesineaykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.
Dava konusu kuralın Anayasa'nın 10. ve 36. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun:
1- 5. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerine,
b- (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
c- (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
d- (4) numaralı fıkrasında yer alan '' gerçek ve '' ibaresine,
2- 7. maddesine,
3- Geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal istemleri, 17.3.2011 günlü, E. 2010/6, K. 2011/54sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, cümle ve ibarelere ilişkinYÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 17.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VII- SONUÇ
A- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun:
1- 5. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin,
b- (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
c- (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
d- (4) numaralı fıkrasında yer alan '' gerçek ve '' ibaresinin,
2- 7. maddesinin,
3- Geçici 1. maddesinin;
a- (3) numaralı fıkrasının,
b- (4) numaralı fıkrasında yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihe kadar '' ibaresinin,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
17.3.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN