ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/68
Karar Sayısı : 2011/114
Karar Günü : 30.6.2011
Resmi Gazete : 23.7.2011 -28003
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Zile Asliye CezaMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26.9.2004 günlü, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c)bendinin, Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Birlikte tehdit suçunu işledikleri iddiası ile sanıklarhakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusubendi de içeren 106. maddesi şöyledir:
“Tehdit
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veyayakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıgerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zararauğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurunşikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduklarıkorkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veyamalvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayıceza verilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü uyarınca HaşimKILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN veCelal Mümtaz AKINCI’nın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE,
7.12.2010 gününde karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukural, dayanılan Anayasa kuralı, bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 5237 sayılı Yasa’nın 106. maddesinin (1)numaralı fıkrasında düzenlenen tehdit suçunun kişinin hayatına, vücut veyacinsel dokunulmazlığına yönelmesi ile malvarlığına veya başka bir kötülüğeyönelmesi ayrımının aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında terk edildiği, buayrımın terk edilmesi nedeniyle malvarlığına veya başka bir kötülüğe yönelmiştehdit suçunda şikayetten vazgeçme olsa bile birden fazla kişi ile birliktesuçun işlenmesi durumunda sanıklara ceza verileceği, vahim nitelikte olanhayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelen tehdit ile malvarlığına veyabaşka bir kötülüğe yönelmiş tehdidin aynı şekilde cezalandırılacağı veverilecek cezanın adalet ve vicdan duygusunu zedeleyeceği belirtilerek itirazkonusu kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin (1) numaralıfıkrasında bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinseldokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edenkişinin altı aydan iki yıla kadar hapis, malvarlığı itibarıyla büyük bir zararauğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit eden kişininise mağdurun şikayeti üzerine altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılacağı öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralın da bulunduğu anılanmaddenin (2) numaralı fıkrasında ise tehdit suçunun nitelikli halleri sayılaraktehdidin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte,var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçtenyararlanılarak işlenmesi halinde kişinin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Böylece anılan maddenin (1) numaralıfıkrasında suçun temel şekli bakımından ikili bir ayrım yapılarak yaşam, vücutve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditlerle, malvarlığı ve diğer değerlereyönelik tehditler, yaptırım ve muhakeme şartları bakımından farklı olarak elealınmış olmasına karşın suçun nitelikli hallerinin sayıldığı (2) numaralıfıkrasında böyle bir ayrım yapılmamıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak cezasiyasetine göre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırkentoplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki cezayaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebepolarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte,bu yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengeninkorunmasını da dikkate almak zorundadır.Ancak sadece suçun temel şekliniesas alarak ve suçun temel şekli için öngörülen ceza miktarlarını suçunnitelikli halleri ile kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge bulunupbulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak elealmak anlamına gelir. Bu nedenle suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranınbulunup bulunmadığının saptanmasında ceza miktarlarının kıyaslanması değil, osuçun toplumda yarattığı infial ve etki, kişiler üzerinde oluşturduğu tehlike,zarar görenin kişiliği ile ona verilen zararın azlığı veya çokluğu, işlenmeoranındaki azalma veya artış gibi faktörlerin de dikkate alınması gerekir.
Yasa’nın 106. maddesinin gerekçesinde, tehdit suçunda kişilerinhuzur ve sükûnu ile karar verme ve hareket etme hürriyeti korunarak kişilerdegüvensizlik duygusunun meydana gelmesinin engellendiği, suçun daha ağır cezayıgerektiren nitelikli hâllerinde tehdidin kapsadığı korkutma gücünün ağırlığı veyoğunluğu nedeniyle mağdurda ciddi kaygılar meydana geldiği ve suçun birdenfazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde meydana gelen korkunun çokdaha yoğun olacağı belirtilmiştir. Buna göre Yasakoyucunun, takdir yetkisinedayanarak ve meydana gelen neticeyi de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusukuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin(2) numaralı fıkrasının (c) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, 30.6.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının BazıMaddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la Anayasa’nın, AnayasaMahkemesi’ni düzenleyen 146., 147., 148. ve 149. maddelerinde değişiklikyapılarak, Mahkeme’nin kuruluşu, görev ve yetkileri ile çalışma ve yargılamausulüne ilişkin yeni kurallar getirilmiş, ancak, değişikliğin, gereklidüzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanmasının sağlanabilmesi için geçicikurallara yer verilmediği gibi Anayasa’ya koşut olarak, Anayasa Mahkemesi’ninyargılama usulüne ilişkin yeni bir yasal düzenleme de yapılmamıştır.
Anayasa’nın 6. maddesinde “Hiçbir kimse veya organ kaynağınıAnayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz”, 142. maddesinde de“Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi kanunla düzenlenir”denilmiş, değiştirilen 149. maddesinin beşinci fıkrasında ise AnayasaMahkemesinin, kuruluşunun, Genel Kurul ve bölümlerinin, yargılama usullerininkanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Buna göre, Anayasa’nın genel kuralniteliğindeki 142. ve özel olarak Anayasa Mahkemesi’nin çalışma ve yargılamausulünü düzenleyen 149. maddesi uyarınca, Mahkeme’nin yargılama usulününyasayla düzenlenmesi gereği Anayasal bir zorunluluktur. Yargılama usulü yasaylabelirlenmeyen, bu bağlamda kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetkiyleMahkeme’nin çalışmasını sürdürmesi, belirtilen hukuksal durum karşısındaolanaklı değildir.
Öte yandan, Anayasa’nın 149. maddesinin ilk fıkrasında, yer alanGenel Kurul’un Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilininbaşkanlığında en az oniki üye ile toplanacağına ilişkin kural, toplantı altsınırını gösteren bir yargılama usulü kuralı ise de bu sayının üstünde,özellikle çift sayı ile yapılan toplantılarda nasıl bir yol izleneceğini düzenlememektedir.Böyle bir durumla karşılaşıldığında, toplantının ertelenmesi, bir üyenintoplantıdan çıkması ya da benimsenecek farklı seçeneklerden birinin uygulanmasıkonusunda yasal bir dayanak bulunmamaktadır. Bu seçeneklerden hangisi,uygulanırsa uygulansın dayanağını yasadan dolayısıyla Anayasa’dan almayan biryetki kullanımı söz konusu olacaktır. Yargılama Usulü’nün Anayasa Mahkemesitarafından belirlenmesi ise Anayasa’nın ihlâli sonucunu doğuracaktır.
Belirtilen nedenlerle Anayasa değişikliği uyarınca Mahkeme’nin,yargılama usulü yasa ile belirlenmeden yargısal faaliyetlerini sürdüremeyeceğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI