ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/71
Karar Sayısı : 2011/143
Karar Günü : 27.10.2011
R.G. Tarih-Sayı :07.02.2012-28197
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Van Aile Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 303. maddesinin ikinci fıkrasının '...hiçkayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.' bölümünün,Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 17., 36., 40. ve 41. maddelerine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından açılan babalık davasında, Cumhuriyet savcısınınitiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun itiraz konusukuralı da içeren 303. maddesi şöyledir:
'MADDE 303.- Babalık davası, çocuğun doğumundan önceveya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekledüşer.
Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllıksüre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsaçocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, biryıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebeplervarsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 17., 36., 40. ve41. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞve Engin YILDIRIM'ın katılımlarıyla 22.9.2010 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Soybağı terimi, 743 sayılı önceki Medenî Kanundaki nesepsözcüğünün yerine 4721 sayılı Türk Medenî Kanun'u (TMK.) tarafından hukukdiline kazandırılan bir terim olup, biri geniş diğeri dar olmak üzere ikifarklı anlamda kullanılmaktadır.
Geniş anlamda soybağı, bir kimse ile onun ecdadı, üstsoyuarasındaki biyolojik ve doğal bağlantıyı ifade eder. Dar anlamda soybağı ise,sadece çocuklar ile ana ve babaları arasındaki bağlantıyı, başka bir deyişleçocuğun ana ve babasına nisbetini ifade eder ki, Medenî Kanunun 'AileHukuku' başlıklı ikinci kitabında düzenlenmiş olan soybağı da bu daranlamdaki soybağıdır.
4721 sayılı TMK.'nun soybağının hükümlerini düzenleyen 282.maddesinde, çocuk ile ana arasındaki soybağının doğumla, çocuk ile babaarasındaki soybağının ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüylekurulacağı belirtilmiştir. Ayrıca bu maddeye göre, soybağı evlat edinme yoluylada kurulabilir. Çocuk ile babası arasında, anne ile evlenme, tanıma ve evlatedinme yoluyla soybağı ilişkisi kurulmasında babanın rızası bulunmaktadır.Babanın rızasının bulunmadığı durumlarda, çocuk ile babası arasında soybağınınkurulması için hakim kararına ihtiyaç bulunmaktadır. Çocuk ile babası arasındasoybağının kurulması için açılan bu davaya babalık davası denilmektedir.
Babalık davası ile ilgili hükümler 4721 sayılı TMK'nun 301-304.maddeleri arasında düzenlenmiştir. TMK.'nun 301. maddesinin birinci fıkrasında,çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ile çocuğunisteyebileceği belirtilmiştir. TMK.'nun 303. maddesinin birinci fıkrasında isebabalık davasının, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği, ananındava hakkının, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği, itiraz konusukuralı da içeren ikinci fıkrasında, çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsaçocuk hakkında bir yıllık sürenin atamanın kayyıma tebliği tarihinde, hiçkayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı,üçüncü fıkrasında, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsabir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı,dördüncü fıkrasında ise, bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılansebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde davaaçılabileceği öngörülmektedir.
TMK.'nun 303. maddesinde babalık davası için öngörülmüş olansüreler hak düşürücü sürelerdir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, kişinin soybağını bilmesinin en temelhaklarından birisi olduğu, kişinin babası olmayan birinin üzerine kaydedilmesive bunu daha sonra öğrenmesi durumunda dava açma hakkının itiraz konusu kuralile belli bir süreyle sınırlandırılmasının Anayasa'nın temel ilkeleri vedemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık teşkil ettiği ve hak aramaözgürlüğünü sınırladığı, Anayasa Mahkemesi'nin 25.6.2009 günlü, 2008/30 Esas,2009/96 Karar sayılı kararıyla TMK.'nun 289. maddesindeki 'Her haldedoğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır.' ibaresindeki beşyıllık sürenin iptal edildiği, baba için tanınan bu imkânın çocuk için detanınması gerektiği belirtilerek, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10.,13., 17., 36., 40. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa veyasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 'Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevîvarlığı' başlıklı 17. maddesinde, 'Herkes, yaşama, maddî vemanevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir' denilmektedir.Buna göre kişinin yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma hakkı birbirleriylesıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklarakarşı her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete görev olarakverilmiştir. Güçlüler karşısında güçsüzleri koruyacak olan devlet gerçekeşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak ve böylece sosyal niteliğineulaşacaktır. Bu itibarla kişilerin yaşayışlarına ilişkin yasaldüzenlemeler 'yaşama hakkı ile maddî ve manevî varlığını korumahakları'nı önemli ölçüde zedeleyecek veya ortadan kaldıracak kurallarıiçermemelidir.
Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36.maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organlarıönünde davacı ya da davalı olarak sav ve savunma hakkı bulunduğubelirtilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir.
İtiraz konusu kuralda, çocuk hakkındaki bir yıllık babalık davasıaçma süresinin çocuğa doğumdan sonra hiç kayyım atanmamışsa, çocuğun erginolduğu tarihte işlemeye başlayacağı öngörülmektedir. Kuralda öngörülen davaaçma süresi, yargılama usulüne ilişkin olup, soybağı davalarında dava açmasüresini belirleyip belirlememe yetkisi, Anayasa'da belirlenen kurallara bağlıkalmak ve adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla yasakoyucunun takdirindedir.
Yasa koyucu, soybağı davalarında dava açma süresine ilişkinhükümleri düzenlerken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülükilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise 'elverişlilik', 'gereklilik've 'orantılılık' olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. 'Elverişlilik', getirilenkuralın, ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, 'gereklilik',getirilen kuralın, ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve 'orantılılık'ise getirilen kural ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyüifade etmektedir.
Ölçülülük ilkesi nedeniyle Devlet, sınırlamadan beklenen kamuyararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeyi sağlamaklayükümlüdür. Anayasa'da düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını korumave geliştirme hakkı ile Devlet'in herkesin maddi ve manevi varlığınıgeliştirmesi için gerekli şartları hazırlama görevi göz önüne alındığında; kişievlilik dışı dünyaya gelse bile, ana babasını bilmek, babasının nüfusunayazılmak, bunun getireceği haklardan yararlanmak, ana ve babasından kendisinekarşı olan görevlerini yerine getirmelerini istemek gibi kişiliğine bağlı temelhaklara sahiptir.
İtiraz konusu kural ile çocuğun babalık davasını açma hakkının hiçkayyım atanmamışsa ergin olduğu tarihten itibaren bir yıllık süre ilesınırlandırılmasının gerekçesinin, davalı babanın sürekli olarak dava tehdidi altındakalmamasını sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Davalı babanın veyaailesinin uzun süre dava tehdidi altında bulunmaması, diğer yandan da çocuğunana babasını bilme, babasının nüfusuna yazılma ve hak arama özgürlüklerininzarar görmemesi amacıyla, her iki taraf açısından yasa koyucunun süre koymakonusundaki takdir yetkisini makul bir süre olarak belirlemesi gerekmektedir.Hak düşürücü niteliğinden dolayı itiraz konusu kuralda öngörülen süreningeçmesinden sonra çocuğun babası ile arasındaki soybağını kurma olanağınıyitirmesi hususu göz önüne alındığında, çocuk hakkında hiç kayyım atanmamışsaergin olduğu tarihten itibaren işleyecek olan bir yıllık dava açma süresiyeterli ve makul olmadığı gibi, ölçülü de değildir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 17. ve36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 2., 17. ve 36. maddelerine aykırı bulunarakiptal edildiğinden, Anayasa'nın 5., 10., 13., 40. ve 41. maddeleri yönündenayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Nuri NECİPOĞLU bu görüşekatılmamışlardır.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesinin dördüncü fıkrasında, yasanın belirlikurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunudoğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilebileceğiöngörülmektedir.
4721 sayılı Kanun'un 303. maddesinin ikinci fıkrasının '...hiçkayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.' bölümününiptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan aynı cümlede yer alan 'Çocuğadoğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanınkayyıma tebliği tarihinde; ...' bölümünün de 6216 sayılı Yasa'nın 43.maddesinin dördüncü fıkrası gereğince iptali gerekir.
Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun,kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 303. maddesinin ikincifıkrasının iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün,kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
VIII- SONUÇ
A- 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 303.maddesinin ikinci fıkrasının, '' hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğutarihte işlemeye başlar.' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
B- 4721 sayılı Kanun'un 303. maddesinin ikinci fıkrasının, '' hiçkayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.' bölümününiptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan aynı fıkrada yer alan 'Çocuğadoğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanınkayyıma tebliği tarihinde; '' bölümünün de, 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince İPTALİNE, Serruh KALELİ'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 4721 sayılı Kanun'un 303. maddesinin ikinci fıkrasının iptaledilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu fıkraya ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN,KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
27.10.2011 gününde karar verildi
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞI OY GEREKÇESİ
İptal istemine konu kural, babalık davasının hiç kayyım atanmamışolması halinde, çocuğun ergin olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağınailişkin olup; onsekiz yaşın doldurulmasından itibaren bir yıl içinde bu davanınaçılması gerektiği maddede hüküm altına alınmaktadır.
4721 sayılı Medeni Kanunun 303. maddesinin iptal istemine konuyapılmayan son fıkrasında ise 'Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklıkılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içindedava açılabilir.' denilmektedir. Bu fıkra, maddenin ilk üç fıkrası bakımındanortak olup, ikinci fıkranın dava konusu bölüm yönünden de değerlendirilmesigereken bir kural mesabesindedir.
303. madde bir bütün olarak incelendiğinde; yasa koyucunun dengelibir kural getirdiği, 'gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa' ibaresiyle de, biryıllık süre dışındaki hukuken meşru nedenlerle her zaman babalık davasıaçılabilmesine imkân tanıdığı anlaşılmaktadır.
Çocuk ile baba arasındaki soybağının bir temel hak olduğu kuşkusuzise de, itiraz konusu kuralın bu hakkı ihlâl ettiğini söyleyebilmek imkânıyoktur. Madde metni bütünsel biçiminde değerlendirildiğinde, yasa koyucunundeğişik durum ve ihtimalleri gözeterek ilgililere yeteri kadar dava hakkıtanıdığı açıkça görülmektedir. İptal istemine konu kuralın, maddenin diğerbölümleri dikkate alınmadan yorumlanması ve sonuca bu şekilde varılmasıisabetli olmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle; kuralın bir temel hakkı ihlâl eden, adilyargılanma hakkını ortadan kaldıran mahiyeti bulunmadığı ve yasa koyucununtakdir hakkı çerçevesinde yapılan düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönününolmadığı kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun iptal yönündeki kararınakatılmıyoruz.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Nuri NECİPOĞLU